WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/397 Esas
KARAR NO : 2024/132

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/06/ 2021
KARAR TARİHİ : 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili 09/06/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle : "....Müvekkilim ve karsı taraf ...ŞTİ arasında 18/03/2016 tarihli dilekçe ekindeki Fuar Katılım Sözleşmesi akdedilmiştir. Ancak fuar iptal edilmiştir.Müvekkilim fuara katılamamıştır. Sözleşme uyarınca ,davalıya müvekkil şirket tarafından 24/03/2016 , 25/04/2016 ve 26/05/2016 tarihlerinde ... şirketinin dilekçe ekindeki (ek 2-3-4) ... Bankası IBAN ... nolu hesabına toplamda 6.208,06 Euro fuar katılım ücreti ödenmiştir.. Fuar iptal olmasına rağmen ücret geri iade edilmemiştir. Ücretin iade edilmesi için talepte bulunulmuş , dilekçe ekindeki Temmuz Agustos ve Kasım 2016 tarihli Yazışmalarda da görüleceği üzere, şirket tarafından 27/01/2017, 27/02/2017 ve 27/03/2017 de 3 taksit halinde iade edileceği belirtilmiş (25/11/2016 tarihli mailde) ancak iade edilmemiştir. Bunun üzerine karsı tarafa borcunu ödemesi için a usulüne uygun olarak ... 15 . Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar çekilmiş, İhtarname borçluya tebliğ edilmiş, tebliğ şerhi ihtarnameye rağmen, borcunu ödemeyince borçlu aleyhine ... 18 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibine girişilmiş, borçlu takibin tümüne karşı itiraz ederek takibi durdurmuştur. Borçlunun itiraz gerekçeleri, haksız olup kötüniyetli olup alacağımızı sürümcede bırakmak için yapılmış bir itirazdır. Arz ettiğimiz nedenlerle borçluların kötüniyetle yaptığı itirazlarının iptali ile lehimize İnkar tazminatına hükmedilmesi, talebiyle işbu başvuruyu yapıyoruz. arz ve izah ettiğimiz nedenlerle, davalı borçlunun itirazının iptaline, lehimize %40 tan az olmamak üzere icra inkar Tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletinde karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini...." talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili 16/07/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "...Davacı taraf dava dilekçeleri ile,23-25 Haziran 2016 tarihinde ...'da gerçekleştirilecek fuarl için "Fuar Katılım Sözleşmesi" imzaladıkların ve 6.208,06 € ödeme yaptıklarını, fuarın iptali nedeniyle ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile ödemiş oldukları ücretin iadesini talep ettiklerini, itirazın haksız olduğunu bu nedenle itirazın iptalini talep etmiştir. Davacı tarafın iddia ve talepleri haksız ve mesnetsiz olmakla reddi gerekmektedir.Müşteri, sözleşmede 8 . Maddeye yer verilmesinin TBK 20 ve devameden maddelerinde yazılı sebeplerden kaynaklandığını ayrıca kendisine geçerli işlem koşulunun ve genel işlem şartlarının anlatılmış olduğunu, müşteri tarafından bu hükümlerin varlığının ticari ve hukuki gerekçesinin anlaşıldığı, bilindiği, ayrıca bu hususlar ile birlikte sözleşme koşullarının tamamının kendi firması bünyesinde ve organizatör ile tartıştığını, sözleşmede aleyhine olabilecek muhtemel durumları ticari risk olarak kabul ettiğini, sözleşmede yazılı bu özel şartların işin gerçekleştirilmesi için organizatör için ticari güvence ve gereklilik olduğunu kabul ettiğini beyan taahhüt etmiştir..." Arz ve izah etmiş olduğumuz nedenlerle, haksız ve usulsüz davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini..." talep etmiştir.
DELİLLER:
... 18. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası, Fuar katılım sözleşmesi, ... Bankası ödeme dekontları, 31/12/2021 tarihli bilirkişi raporu, 07/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporu, 15/08/2022 tarihli bilirkişi 2. ek raporu, 31/10/2022 tarihli bilirkişi 3. Ek raporu, 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödenen bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı, fuar organizasyonunun davalı şirket tarafından tek taraflı olarak iptal edilmesi nedeniyle davalı yanın kendilerinden almış olduğu fuar katılım ücretinden dolayı sebepsiz zenginleştiğini ve ifanın imkansızlığı nedeniyle bu bedeli geri ödemesi gerektiğini savunmuş, davalı ise fuar organizasyonuna ilişkin yükümlülüklerin tamamının yerine getirildiğini, ancak Angola hükumeti tarafından fuar organizasyonunun iptal edilmesi nedeniyle fuarın yapılamadığını, sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı yana ... ve ...'ta yapılacak fuarlara katılabileceğinin bildirildiğini, davacı yanca bu fuarlara katılım sağlanmadığı, bu nedenle kusurlarının bulunmadığını ve kendilerinden tazminat ve iade talebinde bulunulamayacağını savunmuştur.
Dosyaya sunulan belgeler ve kayıtlardan, davacının, davalının organizasyonunu yaptığı fuarın katılım ücret ödemelerini yapmış olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 27/10/2021 tarihli duruşma ara kararı gereğince; dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti 31/12/2021 tarihli kök raporunda özetle; "...Dava yanlarının savları gerek sözleşme içeriği gerekse, dava yanlarının dava dosyası içinde yer bulan dilekçelerinde yer alıp eksik olduğu ayrıca yukarıda bildirilen doneler, davacının para havale dekontu ve mezkür sair (fiziken nakıs) deliller ikmal edilip Mahkeme dosyasına getirildikten ve bunların yanısıra İcra Dosyası da hakeza, Mahkeme dosyasına fiziken eklemlendikten sonra değerlendirilebilecektir. Bu meyanda, bu metin “Ön Tespit ve Kanaat Bildirimi” olup, nakıs evrak ibraz edilmeleri halinde; gerek sözleşmesel ilişkinin içeriği ve gerekse TBK md. 20-27 arasında yer alan hükümler gözetilerek, ancak asli ve nihai hukuki takdir ile icra inkâr tazminatı vs. cihetlerin değerlendirilmesi 6100 sayılı HMK'nırı md. 266/c.2 ve md. 279/4 ahkâmıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmüne göre münhasıran muhterem Mahkemeye ait kalmak kaydıyla, değerlendirilecektir...." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 14/09/2022 tarihli duruşma ara kararı gereğince dosya ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti 07/03/2022 tarihli 1. Ek raporunda özetle "...Eğer davalı yanca ileri sürülen ve davalıdan kaynaklanmayan sebeple, Sözleşmeye konu fuar organizasyonunun yapılamadığı anlatımı mahkemece de yerinde görülecek olursa, ilk etapta TBK md.136 hükmünün uygulama alanı bulacağı düşünülebilir. Buna göre (genis anlatım için biz: Prof. Dr. Safa Reisoğlu; Türk Borçlar Hukuku - Genel Hükümler, 23. bası, İstanbul 2012, sh. 408 vd.) yanlar arası borç ilişkisi sona erer (TBK md. 136/1), bu durumda yanlar karşılıklı olarak borçlarından kurtulur ve tazminat ödemeleri de gerekmez. Bu durumda eğer yanlardan biri kendi edimini ifa etmiş ise, TBK md. 136/11 hükmü devreye girer, bu durumda, davacı yan kendi edimini ifa etmek yönünden ödemede bulunmuş ise, davacı yan, TBK md. 136/11'deki koşulların uygulanması kaydı ile, ödediğini geri isteyebilir. Genel ilke yukarıdaki gibi olmakla birlikte, davalı yan savunmasında, mealen ve özetle, yukarıdaki paragrafta ortaya konan bu durumun yanlar arası ilişkiyi sona erdirmeyeceğini, yanlar arasındaki Sözleşme'nin 6, 7, 8 ve 9. Maddelerinin gözetilerek (...ki bu madde hükümlerini cevap dilekçesine de yazmıştır...) sözleşmesel ilişkinin geniş anlamda sona ermeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının somut durumda, farkını ödeyip başka bir fuara katılma yolunun akden belirlendiğini, davacıya bu yönde öneriler yapıldığını ve fakat davacının bunlara katılmayı benimsemediğini, davacının genel işlem koşullarına dayanmasının, sözleşmenin 8. maddesi itibariyle bahis konusu olamayacağını, sözleşmeye aykırı olan davacı taleplerine göre davacı yararına hüküm kurulması imkânının olmadığını ileri sürmektedir, a) Bu noktada, evvelemirde, TBK md. 19/1 hükmünün yüce Mahkemece dikkate alınması ve buna göre bir yorumlama yapılması yoluna gidilmesi gerektiği (bkz: Reisoğlu, age. sh. 102) düşünülebilir: Bir seçenek olarak, TBK mâ. 19/1 hükmü gözetilerek yorum ve değerlendirme yaptıktan sonra, dosyada yer bulan ve davalının dayanıp yukarıda hülasa edilen hükümleri de ihata eden sözleşme içeriğine aynen uyulması sayın Mahkeme tarafından benimsenecek olursa, bu seçenekte, davalı savurımaları yönünde hüküm kurulabilecektir. b) Buna karşılık, TBK md. 21 ve 22 hükmünün (bu konuda bkz: Prof. Dr. M. Alper Gümüş; Borçlar Hukukunun Genel Hükümleri, Ankara 2021, sh. 169 vd.) , yanlar arası sözleşmenin 8, maddesine rağmen somut ilişkide varlık ve etki bulacağı, bilhassa TBK md. 23 ve md. 25 hükümlerinin içeriği karşısında, davalının (savunmasında istinat ettiği...) mezkur Sözleşme hükümlerine (..ve bu meyanda Sözleşmlenin 8. maddesine...) dayalı savunmasının benimsenme koşullarının olâmayacağı, öte yandan TBK md. 27 hükmünün de davalının savunmasını desteklemeyeceği seçeneği yüce Mahkemece kabul görecek olursa, bu durumda (seçenekte), davacı yan yararına hüküm kurmak üzerinde durulmak gerekecektir..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 11/04/2022 tarihli ara kararı gereğince; dosya ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti 15/08/2022 tarihli 2. Ek raporunda özetle; "... Bilirkişiliğimiz, bu Ek (2). Rapor sürecinde de seçenekli olarak sayın Mahkemenin değerlendirmesine sunulmuş olan mezkür kanaatin özünü bu safhada da muhafaza etmektedir. Meselenin asli ve nihai hukuki takdiri ve tavsifi ile icra inkâr tazminatı vs. taleplerin değerlendirilmesi; 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 ve mad. 279/4 ahkâmıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmüne nazaran tamamen yüce Mahkemeye aittir. Keyfiyet ve kanaat tetkike saygıyla arz olunur..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti 31/10/2022 tarihli 3. Ek raporunda özetle; "... itiraza konu ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası icra dosyası ödeme emri incelendiğinde toplam alacağın 30.314,10 TL olduğu, takip tarihinden itibaren 09 yasal faiz talep edildiği görülmektedir. 30.314,10 TL alacak tutarına ne şekilde ulaşıldığı dosya içeriği evraktan anlaşılmamakla beraber dava dilekçesi eki evrak olarak dosyaya sunulan, okunaksız tek sayfadan ibaret cari hesap kaydı sayın Mahkemece de izlenebilecek mahiyettedir.: Söz konusu kaydın okunaklı suretinin muhterem Mahkemece talep edilmesi halinde, nihai takdir sayın Mahkemeye ait kalarak, özellikle heyetimizden müstakil olarak mali müşavir bilirkişi marifetiyle ticari defterler üzerinde inceleme yaptırmak suretiyle itiraza konu anılan tutarın 6.208,06 EURO'nun TL karşılığı olup olmadığı irdelenebilecektir. Genel ilke yukarıdaki gibi olmakla birlikte, davalı yan savunmasında, mealen ve özetle, yukarıdaki paragrafta ortaya konan bu durumun yanlar arası ilişkiyi sona erdirmeyeceğini, yanlar arasındaki Sözleşme'nin 6, 7, 8 ve 9. maddelerinin gözetilerek (..ki bu madde hükümlerini cevap dilekçesine de yazmıştır...) sözleşmesel ilişkinin geniş anlamda sona ermeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının somut durumda, farkını ödeyip başka bir fuara katılma yolunun akden belirlendiğini, davacıya bu yönde öneriler yapıldığını ve fakat davacının bunlara katılmayı benimsemediğini, davacının genel işlem koşullarına dayanmasının, sözleşmenin 8. maddesi itibariyle bahis konusu olamayacağını, sözleşmeye aykırı olan davacı taleplerine göre davacı yararına hüküm kurulması imkânının bulunmadığını ileri sürmektedir. a) Bu moktada, evvelemirde/ TBK md. 19/1 hükmünün yüce Mahkemece dikkate alınması buna göre bir yorumlama yapılması yoluna gidilmesi gerektiği Bir seçenek olarak, TBK md. 19/1 hükmü gözetilerek Sözleşme'nin yorum ve değerlendirmesi yaptıktan sonra, dosyada yer bulan ve davalının dayanıp yukarıda hülasa edilen hükümleri de ihata eden Sözleşme içeriğine aynen uyulması sayın Mahkeme tarafından benimsenecek olursa, bu seçenekte, davalı savunmaları yönünde hüküm kurulabilecektir. b) Buna karşılık, TBK md. 21 ve 22 hükmünün (bu konuda bkz: Prof. Dr. M. Alper Gümüş; Borçlar Hukukunun Genel Hükümleri, Ankara 2021, sh. 169 vd.), yanlar arası sözleşmenin 8. maddesine rağmen somut ilişkide varlık ve etki bulacağı, bilhassa TBK md. 23 ve md. 25 hükümlerinin içeriği karşısında, davalının (savunmasında istinat ettiği...) mezkur Sözleşme hükümlerine (...ve bu meyanda Sözleşmenin 8. maddesine...) dayalı savunmasının benimsenme koşullarının olamayacağı, öte yandan TBK md. 27 hükmünün de davalının savunmasını desteklemeyeceği seçeneği yüce Mahkemece kabul görecek olursa, bu durumda (seçenekte), yukarıda Değerlendirme ve Sonuç Bölümünün 1. maddesinde anılan şekilde davacı yan yararına hüküm kurmak üzerinde durulmak gerekecektir. Meselenin asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi 6100 sayılı HMK.'nın md. 266/c-2 hükmü ve 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmü gereği tamamen sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla keyfiyet muhterem Mahkemeye arz olunur...." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 25/11/2022 tarihli ara kararı gereğince; dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti 19/06/2023 tarihli kök raporunda özetle; "...Davacının bu talebi karşısında; davacının takip tarihi itibariyle; -6.208,06 Euro'luk alacağının, davacının ihtarnamedeki talebi gibi 31.03.2020 tarihi itibariyle TL karşılığı olan 29.856.10 TL'lik tutarın ödenmesini talebe hak kazanmış olduğu; Ayrıca, işu 29.856,10 TL'lik tutara, davacının ihtarnamesinin davalıya tebliği edildiği tarihten 2 gün sonraki (ihtarnamede verilen 2 gunlıık 0d me süresinin dolmasından sonraki) tarihten (temerrüt tarihinden) e kadar işlemiş temerrüt faizi alacağının da ödenmesini talebe hak kazanmış olduğu;29.856,10 TL'lik asıl alacağının, takip tarihinden itibaren (fiili ödeme gününe kadar işleyecek temerrüt faizi ile birlikte talebe hak kazanmış olduğu Hususlarında takdir tamamen Mahkemeye aittir..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
TBK'nun 136.maddesinde, "borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borç sona erer" hükmünü içermektedir.
Borcun ifası mümkün olduğu sürece borcun sona ermesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, ortada edimin ifasını imkansız hale getiren bir olayın bulunması gerekir. Borcun ifasının imkansız hale gelmesi demek, hiç bir şekilde ve bir başka kişi açısından da ifanın mümkün olmaması demektir. İfayı imkansızlaştıran olay, bir doğa olayı veya kitle hareketleri olabilir. Bu olayın borç ilişkisi kurulduktan sonra ortaya çıkması gerekir. taraflar arasındaki sözleşmenin konusu fuar organizasyonunun yapılacağı ülkece iptal edilmiş olması hususu ifayı imkansızlaştıran bir olaydır ve bu fuarın gerçekleşmemesinden kaynaklı olarak davalı yanın kusuru bulunmamaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 26. maddesinde, tarafların sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebileceği düzenlemesi ile sözleşme serbestliği ilkesine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle; iş bu davaya konu olayda, tacir olan her iki taraf özgür iradeler anlaşmaya vararak sözleşmeyi imzalamışlardır. Hatta sözleşmenin belli maddelerinde getirilen düzenlemelerin davacı müşteri yönünden ticari risk olarak belirtilmesine rağmen kabul ve taahhüt edilmiştir. Davalı organizatör sözleşmede kendisine tanınan yetkiye istinaden fuarı iptal etmemiş ancak ertelemiştir. Sözleşmenin 6. maddesinde ve 7. Maddesinde davalı şirkete bu konuda çok geniş yetki tanınmıştır. Davacı ise sözleşmeyi bilerek imzalamıştır. Davacı fuar tarihinin ertelenmesi ve yeni tarih belirlenmesinde, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair bir iddiada bulunarak deliller sunulmamıştır. Davacı yana ... ve ...'ta yapılacak fuarlara katılması önerilmiş, davacı yanca bu fuarlara katılım sağlanmamıştır. Karşılıklı akitlerde, alacaklı taraf imkansızlaşmayan edayı kabul etmek zorunda değildir. Ancak benzer mahiyetteki davaya ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/554 Esas ve 2020/2075 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere somut olayda ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, sözleşme hükümleri ile bu maddenin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre tüm edimlerini gerçekleştirmiş olup, yine sözleşmeye görü bu koşullarda davacı müşterinin sözleşmeyi fesh etme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın Reddine
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 427,60 TL harcın başlangıçta alınan 517,69-TL harçtan mahsubu ile bakiye 90,09 TL harcın kararın kesinleşmesinin ardından ve talep halinde davacıya iadesine
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği ret olunan kısım üzerinden hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin. yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.06/03/2024

Katip
E-imza

Hakim
E-imza