WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/97 Esas
KARAR NO : 2024/36

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/02/2020
KARAR TARİHİ : 24/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacılar vekili 10/02/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle : "....; davacılardan ... ile davalı firma arasındaki hukuki ilişkinin 01/09/2016 tarihinde imzalanmış bulunan Acentelik Sözleşmesi başlıklı sözleşme ve buna bağlı sair sözleşmeler ile kurulduğunu, davacı müvekkili ...'in, davalı şirketin ... bölgesindeki acenteliğini yürüttüğünü, davalı tarafça sözleşmenin başlangıcından bu yana, sürekli olarak akde aykırı uygulamalar ve haksız tahsilatlar nedeniyle söz konusu akde aykırılıklara son verilmesi ve ayrıca acenteden haksız olarak tahsil edilen ve/veya alacaklarından mahsup edilen ve/veya acenteye eksik ödenen veya hiç ödenmeyen bedellerin önenmesi amacıyla, davalıya yapılan ihtarların sürekli olarak sonuçsuz kaldığını ve en son taraflar arasındaki sözleşmenin 2018 yılı sonunda, tek taraflı ve haklı olmayan sebeplerle davalı şirket tarafından feshedildiğini, dava konusu bononun ise, anılan sözleşmenin başlangıcında davacı ...'in sözleşmeden kaynaklanacak borçlarının teminatı olarak sadece bedel kısmı doldurulmak ve sair kısımları boş bırakılıp kefili ile birlikte imzalanmak suretiyle davalı şirkete teslim edildiğini, dava konusu bononun bedeli 50.000,00 USD olmasına rağmen sanki taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra verilmiş gibi sonradan düzenleme tarihi atılarak ve üstelik 148.364,41 TL gibi teminat bedelinin neredeyse yarısını oluşturan bir taleple takibe konulmasının dahi iş bu bononun teminat bonosu olduğunu ve takibe konu edilemeyeceğini tek başına ortaya koyduğunu, davalı tarafın elinde bulunan teminat bonosuna güvenmek suretiyle adeta canının istediği gibi müvekkiline borç tahakkuk ettirdiğini ve bu hususta kendi kayıtlarına rağmen açıkça kötü niyetli olduğunu beyanla uygun görülecek teminat karşılığında ... 33. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasına ödenecek paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili 23/03/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "....Müvekkil Şirket ile Davacılar arasında acentelik sözleşmesi imzalanmış, akdedilen bu sözleşme ve ekleri neticesinde Müvekkil Şirket tarafından işletilen şube, Acente olarak işletmesine bırakılmıştır. Daha sonradan Davacı, keşide ettiği bir ihtarname ile acentecilik ilişkisine son vermiştir. Davacı tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı, aylık ücreti (maaşları) ve personel yemek ücreti, vadesi geçmiş süspan ve hatta acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti gibi giderler acentenin sorumluluğunda olan bedeller olup, gerek Acentelik Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerekse de Acentenin vermiş olduğu muvafakatname uyarınca acente ödemez ise Müvekkil Şirket tarafından ödenmekte daha sonrasında ise acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesilmektedir. Ancak taraflar arasında hali hazırda acentelik ilişkisinin sona ermiş olması ve Müvekkil Şirket nezdinde herhangi bir hak ediş alacağı kalmaması sebebi ile borçlarına karşılık Davacının keşide ettiği icra takibine konu kambiyo senedi Müvekkil Şirkete teslim edilmiştir. Senetler kayıtsız şartsız borç ikrarını içermektedir. Kambiyo senedi olmanın tüm özelliklerini taşımaktadır. Davacının, acentelik sözleşmesi akdedilirken tüm sorumluluklarının farkında olması gereği TTK 20/2 hükmü gereği emredici bir hükümdür. Tacir kimsenin bilerek ve isteyerek borcuna karşılık verdiği kambiyo senedine karşı yaptığı işbu haksız itiraz yalnızca Müvekkil Şirketin alacağına kavuşmaya engel olma çabasından ibarettir. Her ne kadar Davacılar tarafından ilgili kambiyo senedi üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilmişse de işbu iddia da gerçeği yansıtmamakta olup, kötü niyetten öteye gidememektedir. Belirtmek gerekir ki icra takibine konu senet tüm unsurları ile Kambiyo Senedini haiz şartları taşımakta olup, davacıların yaptığı tüm itirazlar haksız ve kötü niyetlidir. İcra takibinin durdurulması talebinin de reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. Arz ile izah edilen ve yargılama esnasında ortaya çıkacak nedenlerle, haksız davanın külliyen reddine, davacının takibin durdurma isteğinin reddine, davacılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini...." talep ederiz.
DELİLLER:
Acentelik Sözleşmesi, ... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporu, 09/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporu, 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporu, 31/03/2023 tarihli bilirkişi raporu, 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; acentelik sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği belirtilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememizin 01/12/2020 tarihli ara kararı gereğince; dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup; bilirkişi 08/02/2021 tarihli raporunda özetle; "... İncelenen davacı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, Yevmiye kapanış tasdikinin yaptırılmadığı ve defterlerin yazılı olmadığı bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin boş olması nedeni ile davacının davalı ile arasındaki borç/alacak bakiyesi ile dava konusu senedin kayıtlarda yer alıp almadığı, yer almış ise statüsünün ne olduğu hususunda herhangi bir tespit ve değerlendirme yapma imkanı olmadığı, davalı yan incelemeye gelmemiş, ticari defterlerini ibraz etmemiş olup, davalı ticari defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı...." yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizin 29/03/2021 tarihli duruşma ara kararı gereğince; dosya ek rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi 09/06/2021 tarihli ek raporunda özetle; ".... Davacı yan vekili, kök rapora karşı beyan dilekçesinde, davalının kabulüne uygun gerçek alacak miktarının tespitinin yapılması gerektiğini beyan etmiş görünmektedir. Bu çerçevede yapılan hesaplamaya aşağıda yer verilmiştir. Dava dilekçesi ekinde sununlu davacı yan tarafından davalı yana gönderilen mailde "açtığım şirketi kapattım bu sebeple fatura kesmeme imkan yok. Bu konu ile ilgili yapılacak ne gibi bir işlem varsa ivedi yapılmasını rica ederim" ifadelerine yer verildiği 18.03.219 tarihinde ... uzantılı mail adresinden gönderilen cevap maili ile "cari kontrolünüz yapılmış olup, eksik faturalarınız aşağıdaki gibidir. Cariniz faturalarınız kesildiği takdirde 28.789,08 TL borçlu durumdadır. Faturalarınız kesilmez ise 114.678,97 TL borçlu durumdasınız " ifadelerine yer verilerek, aşağıda yer alan giderlere ilişkin listenin yer aldığı görülmüştür.
OCAK CEZA İADE BEDELİ 14,31
KASIM 2018 HK.FT 56.039,70
ARALIK 2018 HK.FT 29.039,05
23.11.2018 TARİHİNDE YATIRALAN PRİM ÖDEMELERİ FT 260,90
16.11.2018 TARİHİNDE YATIRALAN PRİM ÖDEMELERİ FT 272,93
30.11.2018 TARİHİNDE YATIRALAN PRİM ÖDEMELERİ FT 156,70
EKİM 2018 TEAM KART FT 106,24
TOPLAM 85.889,83
Yukarıda yazılı hakediş faturalarına ilişkin olarak davacı yanın ... tarihli ... nolu fatura ile kdv dahil 56.039,70 TL lik faturayı düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, diğer faturaların, davacı yanın mükellefiyetini kapatmış olduğu beyanından hareketle, düzenlenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda fatura edilmesi gereken bakiye 85.889,83 - 56.039,70 = 29.850,13 TL olup, KDV hariç tutar 25.296,72 TL olarak hesaplanmıştır. Buna göre davalı yanın e-posta metninde yer verdiği şekli ile 114.678,97 TL lik borç bakiyesinden, fatura edilmiş 56.039,70 TL ile fatura edilme imkanı bulunmaması nedeni ile KDV den arındırılmış hali ile 25.296,72 TL nin mahsubu sonrasında davalı alacağının, 114.678,97 - 56.039,70 - 25.296,72 = 33.342,55 TL olacağı değerlendirilmiştir. Tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ışığında ve raporda açıklanan nedenlerle; Mahkemenin 29.03.2021 tarihli ara kararında, davacı vekilinin beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor tanzim edilmesini istediği görülmekle, mahkeme kararı doğrultusunda davalı şirket ticari defter kayıtlarının incelenmesine hükmedilmediğinden, davacı beyan ve itirazları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda davacı yanın davalı yana 33.342,55 TL borçlu olacağı ...." yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizin 30/06/2021 tarihli duruşma ara kararı gereğince; dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup; bilirkişi 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"... İncelenen davalı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının/ tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 29.08.2019 takip tarihi itibarıyla davacı yandan 148.364,07 TL alacaklı olduğu, anılan bakiyenin takip tarihinde 128 numaralı "şüpheli alacaklar" hesabına virman edildiği, Dava dosyasında davacı yanın, davalı yanca yapılan hak ediş kesintilerine ilişkin olarak itirazda bulunduğunu gösteren herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bu durumda, ticari ilişkinin ayakta kaldığı süre içerisinde her yıl uygulandığı anlaşılan kesintilerin yerinde olduğu ve buna göre davalı şirketin, 18.03.2019 tarihli mail ekinde yer verdiği eksik faturalar öncesinde 148.364,07 TL alacaklı olduğunun kabulü hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirketin 18.03.219 tarihinde ... uzantılı mail adresinden davacı yana gönderdiği mailde "cari kontrolünüz yapılmış olup, eksik faturalarınız aşağıdaki gibidir. Cariniz faturalarınız kesildiği takdirde 28.789,08 TL borçlu durumdadır. Faturalarınız kesilmez ise 114.678,97 TL borçlu durumdasınız" ifadelerine yer verilerek, mail ekinde giderlere ilişkin listenin sunulduğu görülmekle, bu liste dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucuna göre, takipteki davalı alacağının 148.364,07 (takip tarihi itibarıyla davalı kayıtlarına göre alacak bakiyesi) - 56.039,70 (davacının keşide ettiği hak ediş faturası) - 25.296,72 (davalının mail ekinde yer verdiği faturalardan KDV arındırılmış hak ediş tutarı) = 67.027,65 TL ile sınırlı olacağı, zira davacı yanın 30.11.2018 tarihli ... nolu fatura ile kdv dahil 56.039,70 TL lik faturayı keşide ettiği, ancak faturanın davalı şirket kayıtlarında yer almadığı,..." yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizin 16/02/2022 tarihli duruşma ara kararı gereğince; dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verilmiş olup; bilirkişi heyeti 31/03/2023 tarihli kök raporunda özetle; "...1) Davacı, takip konusu bononun “teminat bonosu” olarak verildiğini, iddia etmektedir.
Davalı ise, teminat bonosu olarak verilmediğini, iddia etmektedir.
2) Takip konusu bono 21.12.2018 tarihinde 50.000 USD bedelli 30 gün vadeli olarak düzenlenmiştir. Bononun düzenleme tarihinde yer alan “21.12.21018” ibaresi incelendiğinde, bu ibarenin, bonoda yer alan “diğer harflerin ve rakamların” yazıldığı kaleme nazaran farklı bir kalemle (daha ince yazan bir kalemle) yazılmış olduğu görülmektedir. Kısacası, “21.12.21018” ibaresi dışındaki “bütün harflerin ve rakamların” aynı kalemle (kalın yazan bir kalemle) yazılmış oldukları, “21.12.21018” ibaresinin ise farklı bir kalemle (daha ince yazan bir kalemler) yazılmış olduğu görülmektedir. Ayrıca davalının bizzat kendi ticari defterlerinde, bononun düzenlendiği tarih itibariyle davacının aralarındaki akdi ilişkiden dolayı davacıdan 50.000 USD tutarında alacağı (davacı borcu) kayıtlı olmayıp, sadece 59.966,47 TL tutarında alacağı (davacı borcu) kayıtlıdır. Bu durumlar karşısında, takip konusu bononun “Teminat Bonosu” olduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmakta olup, takdiri mahkemeye aittir.
3) işbu bono Teminat Bonosu olarak verildiğine göre, davalının, takip tarihi itibariyle tarafların arasındaki akdi ilişkiden dolayı davalıdan olan alacağının, diğer bir deyişle varlığını ispat ettiği alacağının tahsilini talep edebileceği, kanaatine varılmakta olup, takdiri mahkemeye aittir. Raporumuzun Malı Kısmındaki farklı delillere göre yapılan tespitler incelendiğinde; Mali Kısmın son paragrafında yer alan; davalı tarafından davacı borcu olarak kaydedilen kasa açığı, personel ödemeleri, suistimal nedeniyle hakkedişinden kesilen tutar vs. açıklamalı kayıtlar sonucunda, 29.08.2019 Takip Tarihi itibariyle davalı kayıtlarında mevcut 148.364,07 TL davalı alacağından Mail kapsamında davacının Kasım ve Aralık hakediş ve iade prim faturaları toplamı 85.899,83 TL mahsup edildiğinde, kalan davacı alacağının 62.474,24 TL olacağı hesaben belirlenmiştir” şeklindeki tespitte tespit edilen 62.474,24 TL’lik davalı alacağının (davacı borcunun) varlığının ispat edildiği kabul edilmek suretiyle, davacının davalıya takip konusu bonodan dolayı takip tarihi itibariyle sadece 62.474,24 TL asıl borcu ve buna komisyon borcunun olduğunun, işlemiş temerrüt faizi borcunun olmadığının (zira bono teminat bonosudur ve davalı teminat konusu 62.474,24 TL tutarlı alacağının tahsili talebini içeren bir ihtarnameyle davacıyı temerrüde düşürmemiştir), asıl borcun takip tarihinden itibaren işlemiş temerrüt faizi ile birlikte tahsili gerektiği, kanaatine varılmakta olup, takdiri Mahkemeye aittir..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 04/05/2023 tarihli ara karar gereğince; dosyanın ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetin tevdi edilmesine karar verilmiş olup; bilirkişi heyeti 05/10/2023 tarihli ek raporunda özetle; ".... takip konusu bononun (ki bu bononun
Teminat Bonosu olarak düzenlenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varmıştık) “düzenleme tarihine” ilişkin kısmının davalı tarafından sonradan, 21.12.2018 tarihi itibariyle (ya da bu tarih civarlarında) doldurulmuş olduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmakta olup, Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Kanaatimizce, davalının da itirazlarında beyan ettiği üzere; taraflar arasında acentelik sözleşmesinde yer verilmiş olan “delil anlaşması”, akdi ilişkinin davacı tarafından feshedildiği 24.12.2018 tarihine kadarki dönem için “kesin delil” gücüne sahip olmalı; dolayısıyla bu dönemden sonra davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve davacıyı borçlandıran faturaların haklı olarak (davacının gerçek bir borcuna karşılık olarak) düzenlenmiş olduğu davalı tarafından ispat edilmelidir. Bu husus, HMK.md.193/f.2’de yer alan hükmün bir gereği olarak kabul edilmelidir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davalının ticari defter kayıtlarına göre; 21.12.2018 tarihi itibariyle davalının davacıdan 59.966,47 TL borcu bulunmaktadır, yani davalı defterlerinde bu tutarda davacı alacağı/davacı borcu kayıtlıdır (bakınız kök rapor sayfa 11’deki 1’inci paragraf). Davalı kayıtlarında mevcut olan bu alacaktan, Kök Raporun 11’inci sayfasının 3’üncü paragrafından belirtilen, Mail kapsamında davacının “Kasım ve Aralık hakediş ve iade faturaları alacağı toplamı olan 85.899,83 TL” mahsup edildiğinde (ki yukarıda davalı itirazları incelenirken açıklandığı üzere, davacının bu alacakları ilişkin fatura düzenlememiş olması, bu alacakların doğmasına ve ispat edilmiş sayılmasına engel teşkil etmez) bononun düzenlediği ve taraflar arasındaki akdi ilişkinin sonlandığı tarih itibariyle davalının davacıdan bakiye alacağı bulunmamaktadır. Akdi ilişkinin sonlandığı tarihten sonra davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş olan ve davacıyı borçlandıran faturaların haklı olarak düzenlendiği ise davalı tarafından ispat edilememiştir (yukarıda belirttiğimiz üzere, deli anlaşması davalıya bu hususu ispat yükümünden kurtarmamalıdır). Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Bu durumlar sebebiyle, Kök Raporumuzdakinden farklı olarak, davacı itirazları doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucunda bu defa; takip tarihi itibariyle, Kök Raporumuzun 11’inci sayfasının 1’inci paragrafından belirtilmiş olan seçenekteki gibi, takip konusu Teminat Bonosundan dolayı davalının davacıdan hiçbir alacağının bulunmadığının kabul edilmesi gerektiği...." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacılardan ... ile davalı arasında acentelik sözleşmesi bulunduğu, acentelik sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca davacı tarafın bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin teminatını oluşturmak üzere gerekli teminatın davalı şirkete verileceği kararlaştırıldığı, takibe dayanak bononun her iki taraf ticari defterlerinde olmaması ve sözleşmenin fesh edildiği tarih ile bononun tanzim tarihi de dikkate alındığında bononun acentelik sözleşmesinin 4.maddesinde belirtilen şartlarla düzenlendiği ve sözleşmenin teminatı olarak verilmiş olduğu kanaatini varıldığı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 43. maddesi uyarınca çıkacak ihtilaflarda davalının defter ve kayıtlarının geçerli olup kesin delil teşkil edeceği hususları kabul edilmiş olduğu, mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir 18/09/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek rapora göre; davacının ibraz edilen ticari defterlerinin sözleşmenin feshedildiği 24/12/2018 tarihine kadar delil vasfının bulunmadığı, davalının ibraz edilen ticari defterlerinin sözleşmenin feshedildiği 24/12/2018 tarihine kadar delil vasfını haiz olduğu, davalı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre sözleşmesel ilişkin sona erdiği ve takibe konu bononun düzenlendiği 21/12/2018 tarihi itibariyle davalı yanın davacı yandan alacağının bulunmadığı, davacı yanın menfi tespit istemlerinde haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, davalı tarafın takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu hususu ispata muhtaç kalmakla koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın KABULÜ ile davacıların ... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı yana borçlu olmadıklarının TESPİTİNE
2-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 11.463,26 TL harçtan peşin alınan 2.565,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.897,44. TL karar ve ilam harcının davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 26.849,97 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.243,50 TL yargılama gideri( bilirkişi ücreti, talimat gideri, posta ve tebligat gideri) ile 2.565,82 TL Peşin olarak ödenen harç olmak üzere toplam 6.809,32 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/01/2024

Katip ...
E-imza

Hakim ...
E-imza