T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/9 Esas
KARAR NO : 2024/298
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2020
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; ... 37. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak ödeme emrinin müvekkilime 30.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak takibe konu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmaması nedeni ile senete şekil yönünden şikayete konu edildiğini, söz konusu senedin geçerli olması halinde dahi müvekkilinin takibe konu senetteki borcunun 50.000-TL olan kısmını ödemesi nedeni ile borcun 50.000,00-TL olan kısmı yönünden borca ve fer’ilerine ayrıca ve açıkça itiraz edildiğini, müvekkilinin hiçbir borcu ve dayanağı yokken birtakım hileler ve ikrah altında istemediği ve sorumlu olmadığı bir borcun altında bırakıldığını, davalının takibe konu bononun düzenlendiği gün müvekkilinin işyerinde muhafaza işlemi yapılacağı beyanları üzerine ayrıca düzenlenen bono için yaptığı ödemelerin esasen düzenlenen protokol gereğince tarafına, davalının alacağın temliki yoluyla kendisinin satışını gerçekleştireceği icra dosyaları ile geri döneceği umuduyla iradesi sakata uğratılarak yapıldığını, sonrasında yapılan protokol gereği davalı şirketin derdest icra dosyaları ile işlemlerine devam ettiğini ve sonucunda satışlar ile elde edilecek ücret ile ödediğinden fazlasını geri alabileceğini düşünerek kendi işyerinde yapılacak haciz işlemlerine engel olmak amacıyla iradesi sakatlandığından ödemeye devam ettiğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında bir protokol ve protokole dayanak oluşturan bir bono imzaladığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalı tarafa davaya konu icra dosyasından kaynaklı olarak borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyasından görülen davanın ''Borca Kısmi İtiraz'' mahiyetinde olduğunu, davacının takibe konu edilen 350.000,00-₺'lik bonoya ilişkin 50.000,00-₺ ödeme yaptığını, bu ödemenin takibe konu edilmeyeceğinden bahisle takibin iptalini talep ettiğini, icra takibinin icra hukuk mahkemesince 50.000,00-TL açısından iptal edildiğini, karar kapsamında istinafa başvurulduğunu, davanın istinaf aşamasında olduğunu, kararın henüz kesinleşmediğini, taraflar arasında sözleşme serbestisi ve varılan mutabakat çerçevesinde protokol düzenlendiğini ve davaya konu bononun ödeme aracı olarak verildiğini yanıltma veya korkutmanın söz konusu olmadığını, bononun kambiyo vasfında olduğunu, davacıların haciz sırasında borca hiçbir itirazda bulunmadıklarını, ödeyecek güçlerinin olmadığını beyan ettiklerini belirterek davanın reddine, karşı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Dava, 12/11/2018 tarihli protokol ve anılan protokolde geçen 12/11/2018 tanzim tarihli, 12/12/2018 ödeme tarihli 350.000,00-₺ bedelli bono altında imzası bulunan davacı şirketin anılan protokolü ve bonoyu hata ve ikrah ile iradesinin sakatlanması sureti ile imzalayıp imzalamadığının, anılan belgelerin geçerli olup olmadığının, dolayısı ile anılan protokol ve bonoya dayalı olarak borçlu olup olmadığının, borçlu ise dava tarihi itibari ile borç miktarının tespiti ve istirdat talebinde haklı olup olmadığının, haklı ise talep edebileceği alacak tutarının tespiti talebine ilişkindir.
... 37. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyasında 1 adet bono hakkında davalı... Anonim Şirketi tarafından davacılar... Şirketi aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapılmıştır. Takibe konu bonoda davacıların keşideci, davalı şirketin lehtar olduğu, bononun geçerli unsurları ihtiva ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili müvekkilleri ile davalı şirket arasında ticarî bir ilişki veya borçlanmaya neden olacak ilişki olmadığını, takibe konu bononun haciz tehdidi altında ve kötü niyetle düzenlendiğini ileri sürmüştür.
"Bono" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776-779. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bono, hukuki niteliği itibari ile mücerret bir borç ikrarıdır; bir başka deyişle belirli bir bedelin ödenmesi konusunda bir ödeme vaadidir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklindedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1. maddesi "İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklindedir. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemini içeren davada ispat yükü kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davaya konu bono metninde "Nakten" verildiğine yönelik bir açıklama yer almaktadır. Bu durum karşısında davacı tarafın bedelsizlik iddiasının 6100 sayılı HMK'nun 200. ve 201. maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda davacı taraf bedelsizlik iddiasını yazılı delil ile ispatlayamamıştır. Bunun üzerine, davacı tarafa yemin deliline dayanmış olması nedeniyle yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacı taraf davalıya yemin teklifinde bulunmuş olup, yemin teklifi davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edilerek edâ edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... yeminli beyanında "İcra takibine konu adrese gittiğimizde davacı borcu kendisinin ödeyeceğini belirterek davaya konu imzaları atmıştır. Ben finans kuruluşunun risk izleme yöneticisiyim, haciz mahalline avukatlarımız gider. Ben haciz mahallinde değildim. Finans kuruluşunun binlerce dosyası vardır. Bahsi geçen soruların detaylarına net olarak cevap vermem mümkün değildir. Şirketimiz davacıdan alacaklıdır, alacak tahsil edilmemiştir." şeklinde beyanda bulunmuş olup, açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın davasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. İİK 72/4. maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak suretiyle infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerekmektedir. Somut olayda olayda tedbir kararı verilmemiştir. Bu nedenle davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 5.977,13-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 5.549,53-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 54.500,00-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/04/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!