T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/454 Esas
KARAR NO : 2024/249
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2018
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili firma ile davalı ... A.Ş arasında yıllardan beri süregelen ve en son 2013 yılında 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sebeple aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, bayilik sözleşmesi gereğince davalı ile çekle ödeme sistemi kararlaştırıldığını ve buna istinaden 2013 yılında temel atılarak davacı tarafından imzalı ancak tarih ve miktarı boş bırakılarak teminat niteliğinde boş çek yaprakları verildiğini, davalı firma davacı firma arasında bayilik sözleşmesi gereği ticari ilişki devam ederken, davalı firma tarafından hiç bir gerekçe göstermeksizin usulüne uygun fesihe yönelik herhangi bir ihtar göndermeksizin teminat olarak verilen boş çek yaprağını davalı tarafından doldurularak ... 15. İcra ...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, davalı firma söz konusu borca istinaden takip başlattığını, ancak davacının ödemiş olduğu cari hesaptaki bakiyeyi göz önünde bulundurmayarak (EK), teminat olarak verilen boş çek yaprağını doldurarak davacı firmanın gerçek borcunun üstünde takip başlattığını, söz konusu olayların akabinde, davalı firma ödemesi gereken miktar belirlemeden ve ödenen parayı mahsup etmeden davacılar aleyhine ... 15. İcra ...esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlattığını haksız ve usulsüz şekilde başlatılan icra takibi ile davalıların ticari itibarını zedelenmiş ve ticari hayatları bitme noktasına geldiğini, davalı firmanın yaptığı hukuka ve hakkaniyete aykırı olan işbu takip kötü niyetle yapıldığını, yukarıda açıklamaya çalıştığımız hususlar le davalı firmanın bayilik sözleşmesi gereği usulüne uygun olarak fesih bildirimi yapmaması akabinde haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı firmanın bayisi olduğu davalı yana borcu olmadığı kanaatinde olmadığını, lâkin borçlarını tespiti mahkemenizin takdiriyle bilirkişi marifetiyle yapılacak ticari kayıtların incelenmesi sonucunda ortaya çıkacağını, yukarıda kısaca arz etmeye çalıştıkları nedenlerden dolayı muaccel bir alacak olmadan, davalı firmanın henüz bir riski bulunmadan ihtarname gönderilmeden, temerrüde düşürülmeden davacı firma aleyhine icra takibi başlattıklarızn ve davacıların ticari hayatları bitirilme noktasına getirildiğini, davalı firmanın kötü niyetli olduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davaya konu icra takibi nedeni ile davalı tarafa borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25.02.2022 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava tarihinde ... 15. İcra Müdürlüğünün ... (...Yeni Esas) esas sayılı dosyasına ve davaya konu çekten dolayı davalıya 1.538.810,49-TL tutarında borcunun bulunmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeniyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili yargılama aşamasında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacının ... 15. İcra Müdürlüğünün ... (...Yeni) esas sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise borçlu bulunmadığı miktarın tespiti talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 01.12.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Davacı; davalı arasındaki akdi ilişkiye istinaden davacı tarafından davalıya çek bedeli ve keşide yeri kısmı boş olan 21 adet çek verdiğini iddia etmişse de bu hususu ispata yönelik somut delil sunmamıştır. Davacı; dava ve takip konusu çekin de, taraflar asındaki akdi ilişkiye istinaden davacı tarafından davalıya çek bedeli ve keşide yeri kısmı boş olarak verildiğini ve dolayısıyla da teminat olarak verildiğini ispata yönelik somut delil de sunmamıştır. Kaldı ki davalı, yukarıda açıklanan dilekçesinde, Bayilik Sözleşmesinin 6.4 maddesi uyarınca, ödeme araçlarının çek vb. olduğunu beyan etmiştir. Çek niteliği itibariyle bir “ödeme” aracıdır ve “soyut borç ikrarı” içerir. Bu nedenle de, teminat çeki olduğu ispat edilmedikçe, karine olarak bir borcun ödenmesi amacıyla verilmiş sayılır. Yine aksi ispat edilmedikçe, çeki veren kişinin çeki alan kişiye çek tutarı kadar borçlu olduğu karine olarak varsayılır. Davacı, davalıya çekin keşide edildiği tarih itibariyle çek tutarı kadar borçlu olmadığının ispatı için kendi ticari defter kayıtlarını sunmuş olup, bu ticari defter kayıtlarında, davacının 31.12.2017 tarihi itibariyle (yani 2017 yılı sonu itibariyle) davalıya 1.360.176,80 TL tutarında borçlu olduğu kayıtlıdır. Söz konusu 2.898.987,29 çekin keşide tarihi ise 17.01.2018 tarihidir. Bu durumda, kanaatimizce davacı, çekin keşide edildiği tarihte davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak sadece davacının defter kayıtlarında yer alan 31.12.2017 tarihli borç kaydından hareketle, davacının çekin keşide edildiği 17.01.2018 tarihi itibariyle davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borcu bulunmadığının ispat edilmiş sayılamayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle de davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı düşünülmektedir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Mahkemece, davacının defter kayıtlarında yer alan 31.12.2017 tarihli borç kaydından hareketle, davacının çekin keşide edildiği 17.01.2018 tarihi itibariyle davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borcu bulunmadığı ispat edilmiş sayılacak olursa, söz konusu çekten dolayı davacının davalıya sadece, 1.360.176,80 TL borcu bulunduğu, geri kalan (2.898.987,29 — 1.360.176,80 -) 1.538.810,49 TL tutarında borcu bulunmadığı sonucuna varılabilecektir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı ile taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları değerlendirilmek sureti ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. 11/04/2023 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...Davacı; davalı arasındaki akdi ilişkiye istinaden davacı tarafından davalıya çek bedeli ve keşide yeri kısmı boş olan 21 adet çek verdiğini iddia etmişse de bu hususu ispata yönelik somut delil sunmamıştır. Davacı; dava ve takip konusu çekin de, taraflar asındaki akdi ilişkiye istinaden davacı tarafından davalıya çek bedeli ve keşide yeri kısmı boş olarak verildiğini ve dolayısıyla da teminat olarak verildiğini ispata yönelik somut delil de sunmamıştır. Kaldı ki davalı, yukarıda açıklanan dilekçesinde, Bayilik Sözleşmesinin 6.4 maddesi uyarınca, ödeme araçlarının çek vb. olduğunu beyan etmiştir. Çek niteliği itibariyle bir “ödeme” aracıdır ve “soyut borç ikrarı” içerir. Bu nedenle de, teminat çeki olduğu ispat edilmedikçe, karine olarak bir borcun ödenmesi amacıyla verilmiş sayılır. Yine aksi ispat edilmedikçe, çeki veren kişinin çeki alan kişiye çek tutarı kadar borçlu olduğu karine olarak varsayılır. Davacı, davalıya çekin keşide edildiği tarih itibariyle çek tutarı kadar borçlu olmadığının ispatı için kendi ticari defter kayıtlarını sunmuş olup, bu ticari defter kayıtlarında, davacının 31.12.2017 tarihi itibariyle (yani 2017 yılı sonu itibariyle) davalıya 1.360.176,80 TL tutarında borçlu olduğu kayıtlıdır. Söz konusu 2.898.987,29 çekin keşide tarihi ise 17.01.2018 tarihidir. Bu durumda, kanaatimizce davacı, çekin keşide edildiği tarihte davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak sadece davacının defter kayıtlarında yer alan 31.12.2017 tarihli borç kaydından hareketle, davacının çekin keşide edildiği 17.01.2018 tarihi itibariyle davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borcu bulunmadığının ispat edilmiş sayılamayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle de davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı düşünülmektedir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bizim düşüncemiz böyle olmakla birlikte; Mahkemece, davacının defter kayıtlarında yer alan 31.12.2017 tarihli borç kaydından hareketle, davacının çekin keşide edildiği 17.01.2018 tarihi itibariyle davalıya çekte yazılı olan 2.898.987,29 TL tutarında borcu bulunmadığı ispat edilmiş sayılacak olursa, söz konusu çekten dolayı davacının davalıya sadece, 1.360.176,80 TL borcu bulunduğu, geri kalan (2.898.987,29-1.360.176,80 =) 1.538.810,49 TL tutarında borcu bulunmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda;
Çek niteliği itibariyle bir “ödeme” aracıdır ve “soyut borç ikrarı” içerir. Bu nedenle de, teminat çeki olduğu ispat edilmedikçe, karine olarak bir borcun ödenmesi amacıyla verilmiş sayılır. Yine aksi ispat edilmedikçe, çeki veren kişinin çeki alan kişiye çek tutarı kadar borçlu olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla, çekin lehtarı taraflar arasındaki ticari ilişkiden bağımsız olarak söz konusu senedi iktisap ettiğini belirtmiş ise bu durumda anılan çek bedelinin ödendiğinin keşideci tarafından yazılı belge ile ispatlanması gerekecektir. Somut olayda, taraflar arasında lastik tedarikine ilişkin ticari ilişki olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalıya çekin keşide edildiği tarih itibariyle çek tutarı kadar borçlu olmadığının ispatı için kendi ticari defter kayıtlarını delil olarak göstermiştir. Davalı taraf ise söz konusu çeke dayalı alacağının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi dışında olduğunu savunmuştur. Bu durumda, anılan çekin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap borcuna ilişkin olarak verildiği ve bedelinin ödendiği hususunu ispat külfeti menfi tespit isteminde bulunan davacıya aittir. Davacının ticari defter kayıtlarında, 31.12.2017 tarihi itibariyle (yani 2017 yılı sonu itibariyle) davalıya 1.360.176,80-TL tutarında borçlu olduğu kayıtlıdır. Söz konusu 2.898.987,29-TL bedelli çekin keşide tarihi ise 17.01.2018 tarihidir. Çekin keşide tarihi, bedeli ve yapılan mahsup işlemleri ile ticari kayıtların da mutlak şekilde uyuşmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davaya konu çeke ilişkin olarak borcu bulunmadığına ilişkin iddiasını ispat edemediği kanaatine varılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 170,78-₺ harcın mahsubu ile bakiye 256,82-₺ harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 148.532,66-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/03/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!