T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/691 Esas
KARAR NO : 2024/182
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/11/2023
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, Davalı ve müvekkili banka arasında 07.05.2021 tarihinde, davalı yanın personeline yapacağı maaş/ücret, avans, ikramiye, vergi iadesi ve tazminat ile ilgili ödemelerin müvekkili banka nezdinde açılacak Vadesiz Mevduat Hesabı aracılığıyla yapılacağına ilişkin olarak 3 (üç) yıl süreye tabi olacak şekilde Maaş Ödemeleri Sözleşmesinin imzalandığını, İşbu sözleşmenin 3.1 maddesi ile davalı yan, müvekkili banka nezdinde maaş ödemelerinin yapılması amacıyla bir Vadesiz Mevduat Hesabı açıp bu hesapta maaş ödemelerinden en az sıfır iş günü önce saat 12.00’ye kadar, toplam maaş tutarı kadar meblağı hazır bulundurma yükümlülüğü altına girdiğini, diğer yandan müvekkili bankanın işbu sözleşmenin 5.2 hükmü uyarınca sözleşmenin imza tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmakta olduğu beyan edilen 28 adet personel için imza tarihinden sonra hesapların açılarak ilk maaş ödemesinin yapılması tarihinden itibaren 30 iş günü içinde 95.000TL’yi davalı yanın müvekkili banka'nın ... şubesi nezdindeki ... numaralı hesabına ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili banka tarafından davalı yanın ... şubesi nezdindeki ... numaralı hesabına sözleşmenin 5.2 maddesinde öngörülen meblağ olan net 95.000TL tutarındaki promosyon ödemesini yatırarak sözleşmeden doğan edimini gereği gibi ifa ettiğini, davalı yanın müvekkili banka'ya ... 35. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Maaş Ödemeleri Sözleşmesi'nin 28 Temmuz 2023 tarihi itibariyle fesih tarihinde hüküm ve sonuçlarını doğurmak üzere feshedildiğini bildirdiğini, davalı tarafça Maaş Ödemeleri Sözleşmesi'ni sözleşmede belirtilen 3 yıllık sözleşeme süresinden önce feshedildiğini, müvekkili banka tarafından davalı Şirket’e ... 2. Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı’nın ihtarnamenin kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde Sözleşme’ye aykırı davranışlarını sona erdirilmesi ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirilmesi aksi halde sözleşmeyi fesh edileceği ve sözleşme fesh edildiği takdirde davalı Şirket’in 7 gün içerisinde sözleşmenin 5.2. maddesinde yer alan tutarı kendisine ödemesinin ihtar edildiğini, davalı şirketçe sözleşmeye aykırı davranışlarına devam edildiğini ve sözleşmenin müvekkili banka tarafından feshedildiğini belirterek davanın kabulünü, 95.000 TL'nin ve bu alacağa temerrüt tarihi itibariyle işlemiş ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı yandan alınarak müvekkili bankaya verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinini davalı taraf aleyhine hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesi ile, tacir veya ticaret şirketi olmayan müvekkili site yönetiminin ticari amaçla bir işlem yapmadığını, işbu davanın ticaret mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığını, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre seçilen ve faaliyet gösteren müvekkili site yönetiminin bir tüzel kişiliğinin olmadığını, yalnızca topladığı aidatlar ile ... sitesindeki güvenlik, temizlik gibi zorunlu hizmetleri yerine getiren bir yönetim olduğunu kar elde etmek amacıyla faaliyette bulunmadığını bu nedenle görev itirazının kabul edilmesini ve yetkisizlik kararı verilmesini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının talebinin dayanağı olan 07.05.2021 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinin Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu mahiyetinde olduğunu, mübrez olan 07.05.2021 tarihli Maaş Ödemeleri Sözleşmesi’ne ve dava konusu edilen 5.2. numaralı maddesine bakıldığında davacı banka tarafından çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak üzere hazırlandığı terimlerinden ve boşluk doldurma metoduyla doldurulan maddelerinden olduğunu, bankanın, bir çok matbu sözleşme maddesi arasına sıkıştırdığı tek taraflı olarak kendi menfaatine olan iş bu genel işlem koşulunun yazılmamış sayılması gerektiğini, sözleşmenin 5.2 no.lu maddesindeki düzenlemenin bir genel işlem koşulu olmadığını, hukuken geçerli bir sözleşme hükmü olduğu varsayımında dahi düzenlenen cezai şart miktarının yazı ile otuz bin lira, rakam ile 95.000 lira olarak düzenlendiğini, TBK’nin 23. Maddesinde aranan açıklık ve anlaşılırlık unsuru sağlanmadığını, davaya konu edilen talebin ticari bir iş olmadığını, müvekkili site yönetiminin tacir olmadığından ticari faize hükmolunmasının mümkün olmadığını belirterek davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
HMK.nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninde olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK.nun 115/1 maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır.
HMK' nın 138. Maddesine göre mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Mahkememizce dava şartı olduğundan usul ekonomisi gereğince taraflar davet edilmeden doya üzerinden inceleme ve karar verme yoluna gidilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.04.2019 tarih 2017/15-2141 Esas., 2019/442 Karar)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtildikten sonra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari davalar olarak sayılmış ve 5. maddesinde de "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre bir davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için mezkur kanunun 4. maddesinde sayılan mutlak bir ticari dava olması veya her iki taraf tacir olup uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğması gerekmektedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanım başlıklı 3. maddesinin (1) sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (k) Tüketici; Ticari-veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi." düzenlemeleri bulunmaktadır.
Somut olayın incelenmesinden; dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine dayalı olmakla, davalının tacir sıfatı bulunmamaktadır. Yine dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) da değildir. Dava konusunun ticari bir yönü yoktur. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'unun 3/k-l, 73ce 83/2.maddeleri dikkate alındığında mahkememiz bu davaya bakmakta görevli değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 11/06/2019 tarih 2016/14437 E., 2019/7303 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.
Davacının sıfatına ve sözleşmelerin niteliğine göre davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Görev ile ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından resen gözetilir. Görev ile ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkememizin bu davaya bakmakta göreli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince davanın reddine, dosyanın istem halinde İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle davanın usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden sonra 2 haftalık süre içinde talepte bulunulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde dosya üzerinden açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Harç ve yargılama giderlerinin esas mahkemece değerlendirilmesine,
İlişkin, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!