T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/202 Esas
KARAR NO : 2023/570
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2023
KARAR TARİHİ : 20/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...nün ... sicil numarasında ve ... Sk. ... İş Hanı No: ... /İstanbul adresinde bulunan dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anoniş Şirketi nin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, bu durumun ticaret sicilde kayıtlı olduğunu, davalı ...' in dava dışı şirketin ortaklarından ve aynı zamanda eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, dava dışı şirketin genel kurul toplantısının davalının usulsüz işleri nedeniyle 2015 yılından başlamak üzere uzunca bir süre yapılmadığını, davalıya müvekkili tarafından talepte bulunulduğunu ancak müvekkilinin haklı ve hukuki bu taleplerinin kötü niyetli bir şekilde reddedildiğini, müvekkilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesinden ... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, davanın kabul edildiğini, davalı şirketine olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmak üzere şirket ortağı ...'e izinve yetki verildiğini, mahkeme kararı ile müvekkiline verilen yetki üzerine 09/07/2020 tarihinde gerçekleştirilen olağan üstü genel kurul toplantısına davalının katılmadığını, bu toplantıda yeni yönetim kurulu seçildiğini, 13/10/2023 tarihinde yapılan yine davalının katılmadığı genel kurul toplantısında şirkete ait bazı önemli kararlar alındığını, ancak alınan karar uyarınca usulsüzlükler içerisine girdiği ortaya çıkan davalının ibra edilmediğini, davalının hakkında açılacak davaların endişesi ile korku ve paniğe kapılarak dava dışı şirket hakkında tasfiye talebinde bulunduğunu, böyle bir ihtimalde dahi davalının sorumluluktan kurtulamayacağının çok açık olduğunu, müvekkilinin şirket kurucularından olduğunu, kırk yılın üzerinde bir ticari geçmişe sahip olduğunu, söktörünün ileri gelen işletmelerinden birisi olan dava dışı ... firmasının gelir gider dengesini davalının maksatlı bir şeklide bozduğunu, şirketi kendi şahsi menfaatleri için kullandığını, 01/01/2009 tarihinden itibaren dava dışı şirketin alacaklarını, kira paralarını tahsil etmediğini, bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde şirket adına ticari işler yapmadığını ve tek bir fatura dahi kesmediğini, ortada genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmaksızın şirketin üretim ve ticari faaliyetlerine son verdiğini, şirket merkezini dahi kapatarak merkezsiz hale getirdiğini, davalı 2015 yılından mahkeme kararı ile alındığını, genel kurul toplantısının yapıldığı 2020 yılına kadar genel kurulu toplantıya çağırmadığını, dava dışı şirekti ayrıca organsız ve temsilcisiz bıraktığını, davalının dava dışı şirketin envanterinde kayıtlı olan ve halen de kayıtlı olması gereken demirbaşları, ham maddeleri, makina ve teçhizat ile ofis malzemeleri ve bilgisayarları bile hiç bir fatura, belge vs. düzenlemeksizin başka işletmelere satmış, satamadıkların da hurdacılara yok pahasına satarak karşılığında elde ettiği paraları da kendi zimmetine geçirdiğini, davalı ...' in yapmış olduğu bu işleri örtbas etmek için saklanmasının kanuni olarak zorunlu olan geçmiş yıllara ait belge ve ticari defterlerin bir çoğunu yok etmiş yeni yönetime teslim etmediğini, davalı, davacı müvekkilinin katılmadığı halde imzasının taklit edildiğini, gerçekte hiç yapılmamış var olmayan sahte evraklar düzenlenerek yapılmış gibi gösterilen ... sanayi ve ticaret şirketinin 06/01/2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurul kararında, müvekkilini sanki o toplantıya katıldığını göstererek kendisini yönetim kurulu başkanlığına seçtirdiğini, hata daha da önemlisi bu şeklide davalı, ... sanayi ve ticaret şirketinde tek başına imza ile şirketi temsile hak kazandığını, tüm bunların müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle ve onun bilgisi dışında yapıldığını, bu hususta imza incelemesi yapılması talebinin mevcut olduğunu, hatta müvekkilinin gizlice gerçekleştirilmiş bu olaydan ancak çok kısa bir süre önce davacı tarafından açılan tasfiye talepli dava sürecinde haberdar olabildiğini, genel sorumluluk prensibi gereğince dava hakkı şirket tüzel kişiliğine, ortaklara ve şirket alacaklılarına ait olduğunu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirketin yönetim kurulu başkanı, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kast ve kusurlarıyla ihlal ettikleri takdide, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını beyanla, dava dışı ... firmasının uğratıldığı zararlara karşılık şimdilik 30.000 TL maddi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak pay sahiplerinden olan müvekkiline şirket hissesi oranında ödenesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davanın harcını eksik yatırdığını, harcı tamamlamasına karar verilmesini veya dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ettiğini, davacının haksız iddiasının 2 ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı ve çocukları ... şirketinin hakim ortağı olduğunu, uzun yıllardır ve halen yönetim kurulunda olduğunu, davacının tüm işlemlerden bilgisinin olduğunu, en son 09/07/2020 tarihinde, davacı ve çocuklarının oyuyla, müvekkilinin yöntim kurulundan çıkarılarak, davacının oğlu ... ...' in yönetim kurul başkanı ve davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiğini, genel kurul toplatısına katılan şirketin tüm mali tablolarına erişen davacının, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği tarihin üzeriden 3 yıl geçtiten sonra huzurdaki davanın açılmasının haksız olduğunu ve haksız taleplerinin zamanaşamına uğradığını, davacının iddilarını ispalayabilecek herhangi bir delili dosyaya sunmadığını, şirketin faaliyetinin sona ermesinin sebebinin, o dönemde her iki şirketin de kurucusu olan müteveffa baba ...' in sağlığında yine aile şirketi olan ... ... şirketinin kurulması olduğunu, şirketin faaliyetine devam etmemesi ise ... ... şirketinin kurulmasının ...' in tercihi olduğunu, davacının kira bedellerinin tahsil edilmediğini iddia ettiğini ancak yıllardır faal olmayan davacı ve çocuklarının hakim ortak olduğunu ve davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, yine aile şirketi olan ... şirketi ile yine aile şirketi olan ... ... şirketi arasında ... şirketinin herhangi bir gelirinin bulumamasının, herhangi bir aktifinin de bulunmaması sebebiyle 2008 yılına kadar vergi vb. giderlerinin ödenesini sağlayan, ... ... şirketi ile ... şireti arasında imzalanan 01/01/2004 tarihli muvazaalı kira sözleşmesine dayanarak, ... ... şirketine karşı kira bedeli talebiyle takip başlattığını, davacının, ... şirketinin herhangi bir kira alacağının olmadığını, taşınmazın bir kısmının zaten ... ... şirketine ait olduğunu bildiğini ve ... Vergi Dairesinin 24/04/2009 tarihli yoklamasında bu hususu beyan ettiğini, ... şirketinin aktif malvarlığı bulunmadığını, şirketin o tarihte tasfiye edilmemesinin tek sebebinin ... ... şirekti tarafından ... ayakabı şirketinin ruhsatının kullanılması olduğunu, ... şirketinin herhangi bir kira alacağının olmadığını, ... şirketinin yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ile ... ... şirketinin yönteim kurulu başkanı olan müvekkili ... arasında müteveffa baba ...' in mirası sebebiyle ihtilaf bulunduğunu, bu ihtilafın sebebiyle iki kardeş arasında davalar olduğunu, ... ' in bu icra takibini başlattırmasındaki sebebin de yeni bir ihtilaf çıkartmak ve ... ile anne ...' i huzursuz etmek olduğunu, ..., ... ve ... ...' in ... şirketinin yönetim kurulunda olmasını hazmedemediğini ve kötüniyetli olarak, davacı ile çocuklarının hakim ortağı olduğu ... şirketinin yönetimini ele geçirdiğini ve ...'in faal olmayan, ... şirketinin en son 2015 yılında genel kurul toplantısı yapılmış olmasına rağmen 2020 yılında genel kurul toplantısı düzenleyerek oğlu ...' i yönetim kurulu başkanı, kendisini de yönetim kurulu başkan yardımcısı yaptığını, yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamen usul ve yasaya aykırı olmasına rağmen, ...'ün genel kurul kararının iptali için dava açma gereği duymadığını, zira ...'ün faal olmayan şirkette, ...' in bu genel kurul toplantısını yaparak yönetim kurulu başkan yardımcısı olmasının altında yatan sebebin böyle kötüniyetli bir icra takibini başlattırmanın ve diğer davaları açtırmanın hazırlığı olduğunu, ...' in iddalarının aksine, aile şirketlerine zarar verenin davacı olduğunu beyanla, eksik harcın ikmalini, zamanaşamın defi dikkate alınarak başkaca incelemey gerek kalmaksızın davanın reddini, esasa dair diğer cevapların davacının ispata yarar hiçbir delil sunamadığının dikkate alınarak haksız ve kötüniyetli davanın reddini, zararın davacıya ödenmesine karar verilmeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalının yöneticisi olduğu dava dışı şirkete zarar verdiği iddiası ile verilen zararın tespiti ile davacının hissesine düşen kısmın davacıya ödenmesi istemine ilişkindir.
Dava dışı ... şirketinin 1978 yılında kurulduğu, .... Asliye Ticaret mahkemesinin ... esas dosyasında çağrı kayyımı ataması üzerine 2020 yılında genel kurul toplantısı yapıldığı, davacı ve oğlunun yönetim kuruluna seçildiği, şirket aleyhinde dosyamız davalısı ve dava dışı kişi tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esasında şirketin feshi davası açıldığı ve davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili duruşmada, müvekkilinin doğrudan uğradığı zararları olduğunu, bu zararların kar payının dağıtılmaması, imzasının taklit edilmesi nedenleriyle oluştuğunu bildirmiş ancak somut bir zarar ortaya koymamıştır. Dava dilekçesinden, davacının talebinin, dava dışı şirketin uğratıldığı zararlardan davacının payına düşenlerin davacıya ödenmesinin istendiği açıkça anlaşılmıştır.
Davacının diğer bir şirket olan ... ... şirketine de davalının zarar verdiği iddiasıyla açtığı tazminat davasında ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/... Esas dosyasında davanın usulden reddine karar verdiği ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Anılan dosyada da, davacının şirket zararından kendi hissesine düşenin kendisine ödenmesini talep ettiği ve mahkemece ancak şirkete ödenmesi talep edilebileceği gerekçesiyle davayı usulden red ettiği görülmüştür.
TTK'nın TTK'nın 553.maddesine göre, şirket yöneticilerinin sorumluluğu, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
Şirketin zararı ile ortakları doğrudan zararlara ayrı olup, ortak olan şirketin uğradığı zararın tazminin talep ederse bu tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep edebilir. Kendi hissesi oranında kendisine ödenmesini talep edemez.
Ortağın kendisi uğradığı zarar ise, şirketle ilgisi olmayan, yöneticinin doğrudan şirketi yönetirken pay sahibine verdiği zarardır. Bu zarar karşılığında tazminatın kendisine verilmesini zarar gören ortak isteyebilir.
Huzurdaki davada davacı, davalı yönetim kurulu başkanının, şirketi yönetirken yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin zarar gördüğünü, bu zarardan kendi ortaklık payının da etkilendiğini ileri sürerek uğranılan zararın kendisine ödenmesi talep etmektedir. Davacının talep konusu ettiği şirketin malvarlığında azalmaya yol açan eylem ve işlemler nedeniyle davacının dolayısıyla uğradığı zararlar olup, burada davacının doğrudan bir zararından bahsedilemez.
Dava dışı şirketi yöneten davalının usulsüz işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğramasından kaynaklanan zarar davacının doğrudan değil dolaylı zarardır. Bu durumda davacının şirketin uğradığı yansıma zararı ortak sıfatıyla talep edebileceği bir başka ifade ile davacının aktif dava husumeti bulunmakla birlikte huzurdaki davada,davacının, 6102 sayılı TTK'nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının ise tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep ettiği, bu talebin yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, davanın usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının, iddia edilen hususların şirket zararı olabileceği ve bunun hisse oranında davacıya ödenmesi talep edildiği anlaşıldığından USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 269,85 TL harcın, peşin alınan 512,33 TL harçtan mahsubu ile artan 242,48 TL'nin davacı tarafa karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-A.A.Ü.T.' ne göre ve davanın usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle, 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6- Arabuluculuk ücreti olan 1.600,00TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/09/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!