T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/214 Esas
KARAR NO : 2024/45
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2022
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların Talepleri
Davacı vekilinin 04/04/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı arasında 18.09.2021 tarihinde şirket binasında yer alan çatı katının tadilatı için bir sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşmeye göre davalı; (Tavana alçıpan ve boya yapılacak, Tavanda 140cm x 200 cm cam tavan açılacak, Balkona kapı ve cam kaplama yapılacak, Pencereler yapılacak, Çatı bor yalıtım yapılacak, Balkon yer veyan duvarlara seramik kaplama yapılacak, Balkon üstü veranda cam uygulaması yapılacak, Elektrik tesisatı yapılacak, Zemin şap uygulaması yapılacak) şeklinde, müvekkili ise bu işlere yönelik toplamda 60.000,00 TL bedel ödeyecek, ödemenin yarısı işe başlarken diğer yarısı ise iş bitiminde ödeneceğini, müvekkilinin toplam 45.000,00 TL ödeme yaparak edimini yerine getirdiğini, işlerin eksik ve ayıplı yapıldığı bazı işlerin ise süresinde yapılmadığının tespit edildiğini, eksik ve ayıplı işlemler davalı tarafa Whatsapp mesajlarıyla ve telefonda aranarak bildirildiğini, ancak herhangi bir düzeltme yapılmadığını, sözleşme ile 15 gün içinde işin bitirileceği kararlaştırılmış olmasına rağmen sözleşmenin üzerinden 3 ay geçmesine rağmen işlerin bitirilmediğini, bitirilen işler de ayıplı olarak teslim edildiğini, tadilatın yapılmasını istenen yerin, müvekkili şirket tarafından çağrı merkezi olarak kullanılacağını. davalı tarafın sebep olduğu gecikmeler sebebiyle çağrı merkezinin faaliyete geçemediğini, işe alınan elemanların işe başlatılamadığı için işi bıraktıklarını ve yeniden eleman aranmak zorunda kalınıldığını, şirketin maddi olarak zarar yaşadığını itibarının zarar gördüğünü, davalı tarafın ifa etmemesi üzerine başka ustalarla anlaşma yapıldığını ve davalı tarafın eksik ve hatalı yaptığı kısımlar tamamlatılmak istendiğini, müvekkili şirket davalı tarafa yapılan işler için ödediği bedelin daha fazlasını yeni anlaştığı ustalara vererek tüm işlemleri yeniden yaptırmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalı tarafa ... Noterliğince onaylanan 24.12.2021 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtar çekilerek sözleşmeyi feshettiğini, artık ifa kabul etmeyeceğini ve zararlarını karşılamasını talep ettiğini bildirdiğini, ancak davalı taraf zararları giderilmediğini belirterek davanın kabulünü, şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, davalıya ödenen bedellerin yapılan iş miktarı ölçüsünde indirim yapılarak şimdilik 1.000,00 TL'nin taraflarına iadesini, müvekkilinin uğradığı itibar kaybı için 10.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin tarihli cevap dilekçesinde özetle: Tarafların aralarında akdettikleri sözleşme gereğince işin %95ine tekabül eden kısmı gereği gibi yerine getirdiğini ancak davacının ödemeleri yapmadığını, sözleşmede kararlaştırılan ürünlerden daha kaliteli ürün kullandığını, ısıcam kullandığını ancak ödemesini alamadığını, bu nedenle kendisinin alacaklı olduğunu beyan etmiş, davacı yanın manevi tazminat talepleri bakımından ise kişilik hakları zarar görmediğinden davanın reddini talep etmiştir.
B.Uyuşmazlık, Deliller, Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Dava; eksik ve ayıplı ifa nedeniyle açılan tazminat davasıdır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiştir. Dava şartlarına ilişkin eksik ve incelenmesi gereken ilk itiraz bulunmadığı anlaşıldıktan sonra tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenip tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı ve Davalı arasında imzalanmış 18.09.2021 tarihli ... Mahallesi ... Sokak No.../İstanbul adresindeki villa çatı katına yapılacak olan işlemlere ilişkin olarak herhangi bir faturanın davalı tarafından düzenlenmediği ve iş bu sebeple defter kayıtlarında bu hususun yer almadığı, davacı tarafın ödemelerini şirket banka hesaplarından değil , şirket idari Sorumlusu ...’nın verdiği ifadeye göre şahsi banka hesaplarından şirket adına 46.000 TL olarak yapıldığı, ancak ödeme dekontlarında yapılan ödemenin ... adına sözleşmeye istinaden yapıldığı şeklinde bir ifadenin olmadığı, Davacı ve Davalı arasında yapılan 18.09.2021 tarihli sözleşmenin 24.12.2021 tarihli ... Noterliğince düzenlenmiş ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiği, 3 iş günü içerisinde ödemenin yapılmasını talep edildiği, bu sürenin 30.12.2021 tarihi itibari ile sona erdiği, iş bu sebeple faiz hesaplamasının 31.12.2021 tarihi itibari ile başlatılması gerektiği. davalı ...‘a ödenmiş olan 46.000 TL tutarındaki ödemelerin dava tarihi itibari (04.04.2022) ile hesaplanmış güncel değerinin 47.077,53 TL olduğu, Davacı çalışanı ... ‘ ın şahsi banka hesaplarından 25.000 TL tutarında bir ödemenin ... adına yapıldığı, ancak ödemenin davacı adına olup olmadığı, Mimari ve dekorasyon yönünden; davalı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında yapılan işte, eksiklikler ve gizli ayıplı imalatların bulunduğu, eksiklik ve gizli ayıplı imalatların değerinin işin yapıldığı 2021 yılındaki toplam değerinin; KDV dahil 20.000 TL değerinde olduğu, dava tarihinde ise toplam KDV dahil 32.000 TL değerinde olduğu, Elektrik İşleri yönünden; yüklenici tarafından sözleşme kapsamında yapılan işte eksiklikler ve gizli ayıplı imalatların bulunduğu ve toplam KDV dahil 700,00 TL değerinde olduğu," şeklinde mütalaa edilmiştir.
İtiraz üzerine hazırlanan 30/08/2023 tarihli ek raporda bilirkişi özetle; 'itirazlar yönünden kök rapordaki görüş ve kanaatimizde bir değişiklik bulunmadığı, Sözleşmeye göre iş başlangıç tarihinin 29.09.2021 olduğu ve işin teslim süresinin 15 iş günü olduğu, işin fesih tarihinin 24.12.2021 olduğu, toplam iş bedelinin 60.450 TL+KDV olduğu, ödeme şeklinin %50 nakit kalan iş bitimine kadar hak ediş şeklinde yapılacağı hususu, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve eksik ve ayıplı işler dikkate alındığında; Kök raporda belirtildiği üzere işin zamanında teslim edilmediği ve 24.12.2021 tarihli feshin haklı nedene dayanıyor olabileceği, sözleşmede, kullanılacak ürünlerin marka model ve kalitesi hakkında bilgi bulunmadığı, davacı tarafın gecikmeye bağlı zarara uğramış olabileceği, ancak dosyaya bu kapsamda bilgi ve belge sunulmadığı, Kusur ve eksikliklerin giderildiğine dair dosyada bilgi, belge ve fatura bulunmadığı, Davacı tarafından 46.000 TL ödenmiş olduğunun kabulü halinde 60.450+KDV Sözleşme bedeli üzerinden yapılan hesapta sözleşmenin 25.331 TL kısmının davacı tarafından ödenmediği, eksik ve ayıplı işlerin toplam bedelinin sözleşme tarihinde 20.700 TL olarak hesaplanmıştır." şeklinde mütalaa edilmiştir.
Tanık ... Mahkememiz 22/11/222 tarihli beyanında ; "ben davacı şirkette idari sorumlu olarak çalışırım geçtiğimiz yıl eylül ayında bir tamirat işi için çalıştığım şirket mimar olduğunu bildiğim davalı ile anlaştı, tadilat işlemleri için 60.000,00 T/L üzerinden anlaşmıştık, ekstra çıkan 2-3.000,00 TL 'de/ sözleşmenin altına eklemiştik, başlangıç olarak ben şirket adına kensine 46.000,00 TL ödedim. bu parayı kendi hesabımdan ödedim, şirketin hesabından ödemedim, tadilat başladıktan sonra davalının ustaları yaklaşık on gün çalıştı, on gün sonra işi savsaklamaya başladı, gelmemeye başladılar, kendisi de hastalık gibi bahaneler öne sürerek tadilatın başına gelmiyordu, biz bu sırada kendi tanıdık ustalarında yapılan işi gösterdiğimizde onların da yapılan işin düzgün yapılmadığını söylediler, davalı tavanda bir cam açmıştır, bu camın kenarlarında sürekli su akıyordu, bu su sebebiyle tavandaki alçı pan sapsarı oldu, davalı yaklaşık iki ay işi süremecede bıraktı, elektirikçi ve pimapenci gelmedi, su akıttığı için yeniden boya yapılmasını istedik ancak onu da yapmadılar, işi tamamlamadıkları için başka bir şirket ile anlaşmak durumunda kaldık, davalı pimapen camları taktı fakat cam verandayı takmadı, bunun üzerine 14.000,00 TL'ye ... ile anlaşarak ona bu işi yaptırdık, elektrik hususun da ise ... ile anlaşarak 6.500,00 TI. 'ye ona yaptırdık, yeniden boya ve alçı yaptırmak durumunda kaldık, bunun içinde ... ile anlaştık, 11.000,00 TL ödedik, bunun karşılığında boya ve alçıyı yeniledi, davalıya yalnızca 46.000,00 TL 'lik ödeme yapıldı. Geri kalan kısım işe devam etmediği için ödenmedi, tadilat tamamlanmadığı içcin iş başlayamadı, orada istihdam edilecek elemanlarla anlaşılmıştı, fakat onlarada iş başı yaptırımadık, bu nedenle şirket çok zarara uğradı." dedi.
Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, tarafların sundukları ticari defter ve kayıtları ile tanık beyanları ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 18/09/2021 tarihinde çatı katı tadilatı için sözleşme imzalandığı, davacının işsahibi davalının da yüklenici olduğu, davacının davalının sözlemede yüklendiği edimleri gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle işbu davayı ikame ettiği, davalının da davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosyaya sunulan deliller değerlendirilmek suretiyle proje ve fotoğraflar üzerinde yapılan inceleme neticesinde; tarafların tüm iş karşılığı 60.450TL+KDV olarak anlaştıkları, davacı yanın davalıya 46.000TL ödeme yaptığı hususunda davacı ve davalının mutabık oldukları, davacının sözleşme kapsamında ödemediği bedelin 25.000TL olduğu anlaşılmıştır. Davalının bazı işleri eksik yaptığı, eksik elektrik işleri bakımından 700TL'lik eksik işin bulunduğu, mimari bakımdan eksik ve ayıplı imalatlar bakımından ise 20.000TL'lik eksik iş bulunduğu anlaşılmış davalının eksik bıraktığı ve ayıplı gerçekleştirdiği işlerin 20.700TL olduğu anlaşılmıştır. Davacının sözleşme gereğince ödemediği bedelin 25.000TL olduğu, davalının da sözleşme kapsamında 20.700TL'lik işi yapmadığı/ayıplı yaptığı gözetildiğinde davacının eksik ve ayıplı imalatlar dolayısı ile alacağının bulunmadığı, ödemesini yaptığı işler bakımından hizmet aldığı bu bakımdan bir zararı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının manevi tazminat talepleri bakımından ise; “Kişilik hakları, kişiliği oluşturan değerler üzerindeki mutlak surette korunan, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları ifade eder. Kişinin hayatı, beden ve ruh sağlığı, beden bütünlüğü, özgürlüğü, onur ve saygınlığı, özel hayatının gizliliği, sırları gibi unsurlara yönelik bir saldırı kişilik hakkının ihlali sayılır. Ancak kişilik haklarının zamana ve durumun koşullarına göre değişebilen dinamik bir alan olması nedeniyle kapsamı konusunda sınırlayıcı bir sayım yapmak mümkün olmamaktadır. Kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.” (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 2017/5 E., 2018/7 K. )
TMK 48. Maddesine göre, “Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.”. Hükmü amirdir. İlgili düzenleme uyarınca kanun koyucunun kişilik haklarının korunması bakımından gerçek kişi tüzel kişi şeklinde bir ayrım yapmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle tüzel kişilerin de kişilik hakkı korumasından yararlanabileceğideğerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, tüzel kişiler insanlar gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmadıklarından onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı eşyanın tabiatı gereği söz konusu değildir. Bununla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu söylenebilir. Tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının korunması gerekir. (Taşkın, Alim. "Tüzel Kişilerin Kişilik Haklarının Korunması". ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (1983), Cilt: 42, Sayı: 1, p. 201-243) (benzer yönde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/4-213 E., 2016/70 K. Sayılı ilamı) Manevi tazminatın fonksiyonu zarara uğrayan kişinin tatmin edilmesidir.
Somut olayda, davacı yan davalının sözleşmeye aykırı edimleri sebebiyle manevi zararının oluştuğunu belirtmişse de manevi yönden zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu nedenle davacının manevi tazminat talepleri bakımından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE;
2-Alınması gerekli 427,60TL karar harcının davacının peşin yatırdığı 204,93TL harçtan mahsubu ile kalan 222,67TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Maddi tazminat nedeniyle reddedilen miktar yönündenA.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Manevi tazminat nedeniyle reddedilen miktar yönünden Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, ...Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!