WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İSTANBUL 20. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/826 Esas
KARAR NO : 2024/324
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 26/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 29/12/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ..., sermayesinin tamamı doğrudan ve dolaylı olarak ... ne ait olan ortaklıklardan olup, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun bu kanuna dayanarak yürürlüğe koyduğu mevzuata tabi olarak, İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım hizmetini ifa ettiğini, ... sermayesinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak ... ne ait olması sebebiyle, (2/d maddesi gereği) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında olduğunu, buna göre, davacı şirket nezdinde her tür kaynaktan karşılanan mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri, Kamu İhale Kanunu kapsamında dışarıdan ihale ile temin edildiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale ile hizmet alımlarında yapılan sözleşme ve şartnamelerdeki düzenlemeler davacı şirket taraf inisiyatifiyle değil, Kamu İhale Kurumu'nun talimat ve uygulamaları doğrultusunda (doğrudan Kurum tarafından) düzenlendiğinden, bu durum ...’ın ihale makamı olması sonucunu doğurmakta, bir başka anlatımla, davacı şirketi hizmet alımı yaptığı firmalar bakımından asıl işveren statüsüne sokmadığını, davacı şirket dava konusu hukuki ilişkide, davalı taraf karşısında ihale makamı sıfatına olduğunu, nitekim davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşmede ... işin yapılmasını, yürütülmesini ve işçilerin organizasyonunu bir bütünlük içinde yükleniciye (davalıya) bırakmış olup, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğu taraflarca imza altına alındığını, diğer yandan, ihale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususu son derece açık olduğunu, buna ilişkin (aşağıda örnekleri paylaşılan emsallerden de anlaşılacağı üzere) Yargıtay Kararları ışığında, davacı şirketin ihale makamı olduğunun ve taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kurulmadığının, dava dışı personellere ödenen tüm miktarlardan davalı tarafın sorumluluğu olduğunun ve rücu olunan miktarların davacı şirkete ödenmesi gerektiğinin kabulü gerektiğini, davacı şirket Kamu İhale Kanunu kapsamında tanınan haklarını kullanmak suretiyle davalı şirkete sözleşme konusu işi ihale etmiş olup, yalnızca ihale makamı sıfatına haiz olduğunu, sözleşmenin ilgili maddeleri ve Yargıtay Kararları incelendiğinde, işçilik alacaklarından ihaleyi alan yüklenici firmanın sorumlu olduğu açıkça anlaşılmakta olup, davacı şirketin yapmış olduğu işçilik ödemeleri kapsamında davalı şirkete rücu etme hakkının bulunduğunu, zira ihale makamı olan davacı şirket ...'ın, yukarıdaki tabloda bilgileri yer alan personellere haklarını ödemiş olduğu ve davalı şirketin tüm bu ödemeler bakımından sorumlu olduğunun sarih olduğunu, Şayet Sayın Mahkeme nezdinde, davacı ...'ın dosyaya arz olunacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfatına haiz olmadığı yönünde bir takdir oluşması durumunda, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin, dava dilekçesinde açıklanan bedellerin ne kadarından sorumlu tutulması gerektiğinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğinin, davanın kabulü ile tahkikat sürecinde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olan miktarda artırmak üzere ve fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, davacı ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLER : Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, Dekontlar, Kayıtlar, Bilirkişi raporu, Bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 13/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Yapılan açıklamalar ve mevcut tüm delillerin nihai takdir ve değerlendirilmesi Mahkememize ait olmak üzere taleple bağlı kalınarak davacının alacağı 443.206,09TL olarak hesaplanmış olup ... 'a ait bilgi ve ödemeler tamamlandıktan sonra alınan 01/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davacının alacağı 462.263,17TL olarak hesaplanarak rapor düzenlenmiştir.
Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile talebini 450.582,54TL olarak ıslah etmiş ve harcı tamamlamıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE:
Dava, dava dışı işçiler ödenen işçilik alacaklarından (kıdem tazminatı) kaynaklı rücuen alacak davasıdır. Mahkememiz görevli ve yetkili, tarafların, taraf ve dava ehliyeti vardır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
İşçi alacakları nedeniyle asıl ve alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ise genel hükümler uygulanır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı TBK’nun 167. (818 sayılı BK nun 146. m.) maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.
Dava dışı işçilerin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemiyle sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifadeyle davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Davalının kendisi dışında başka alt işveren bünyesinde dava dışı işçinin çalışıp çalışmadığı araştırılıp, kendi dönemiyle sınırlı sorumlu tutulması gerekmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/42038 E, 2016/761 K)
Yargıtay uygulamaları doğrultusunda asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşmelerde işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmedeki hükme göre sorumluluğun belirleneceği, sözleşmede hüküm bulunmadığı hallerde ise yarı yarıya sorumluluk esasına işçilik alacaklarından asıl işveren ile alt işverenin sorumlu olacağının belirlenmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 23/03/2021 tarihli 2021/ ... E. 2021/ ... K. sayılı ilamında; "... Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindedir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.
Tüm dosya kapsamında toplanan delillerden; SGK kayıtlarında dava dışı işçilerin bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davalı şirket nezdinde kıdem tazminatı hak edecek süre çalıştıkları, işten ayrılış kodu olarak kod 18- kod 5- kod 8- kod 16 gibi kıdem tazminatını hak edecek şekilde iş sözleşmelerinin davalı şirket tarafından feshedildiği, personellerle ilgili şartları ve sorumlulukları düzenlendiği hizmet alım sözleşmelerinin 22. Maddesinde ve eki olan Teknik Şartname m.5/42 maddesinde: Sözleşme süresinin bitiminde yüklenicinin, iş kanundan doğan her türlü haklarını ödediğini gösteren belgelri teslim etmek zorunda olduğu, şeklinde sözleşme hükmü bulunduğu görülmüş olup işçinin işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağının açıkça düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dava konusu olaya ilişkin tüm belge ve kayıtlar celp edilerek bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu olaya uygun ve denetime elverişli olduğundan itibar edilerek hükme esas alınmış olup davalı alt işverenin işçinin çalıştığı dönem itibari ile işçilik alacaklarından sorumlu olduğu sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davacı tarafından ödenen 450.582,54TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.779,29-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 80,70TL harcın ve 7.677,75 mahsubu ile bakiye kalan 23.020,84TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 11.051,90TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 69.081,55TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 26/04/2024

Katip ...
¸e-imzalı

Hakim ...
¸e-imzalı

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.