T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/5 Esas
KARAR NO : 2024/123
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/08/2018
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
Mahkememizce verilen 12/09/2019 Tarih, 2018/409 Esas ve 2019/361 sayılı karar; Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2023 Tarih, 2020/1919 Esas ve 2023/1498 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava konusu "..." markasının SMK koruması altında, mimarlık, mühendislik ve inşaat alanında bilinen müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, ... numarası ile markanın ... sınıflarda tescil edildiğini, müvekkil firmanın markasını korumak maksadıyla yaptığı araştırmada davalıya ait firmadan haberdar olduğunu, "..."ın müvekkili firma tarafından uzun yıllardır mimarlık ve mühendislik alanında hizmet veren ve bilinen bir firma olduğunu, bu bağlamda, aynı sektörde hizmet veren davalı tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, müvekkili firmadan habersiz olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin “..." markasının ayırt edicilik sağlamak amacı ile tasarlanmış fikri emek ve çaba sonucunda ortaya çıkmış özgür bir marka olduğunu, tacir olan davalı tarafın açıkça müvekkili firmanın ününden, iyi etkisinden faydalanmak ve ticaret yapmak amacıyla kötü niyetli olarak aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, SMK Madde 29 uyarınca da söz konusu markayı izinsiz ve meşru bir bağlantı olmaksızın kullanması ve aynı sektörde hizmet vermesinin Marka Hakkına Tecavüz fiilini oluşturduğunu, bu filler nedeni ile 6769 sayılı SMK’nın 29, Maddesi ile diğer ilgili maddelerinde düzenlenen hükümler ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin ihlal edildiğini, 6769 SMK ve TTK madde 61'de haksız rekabet fillerinin durudurulması için davacının ihtiyati tedbir talep etme hakkına sahip olduğunu, davalı tarafın haksız rekabete sebebiyet veren fillerinden ötürü müvekkili firmanın itibar kaybı yaşadığını, maddi ve manevi zarara auğradığını, bu nedenle davalı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız fiil teşkil eden dava konusu "..." markasının ve isminin kullanılmasının durudurulması, ticaret unvanının terkini, davalı firmaya ait internet ortamında (web sayfalarında) marka isminin kullanılması sabebiyle internet içeriğinin engellenmesi ve tecavüz teşkil edecek her türlü yazılı görsel içeriğinin kaldırılmasını talep ettiklerini, TTK Madde 54 uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin verdiği hizmetin müşteriler bazıda aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkili firmanın ilgili SMK'dan doğan haklarının ihlal edildiğini ve iltibas yarattığını, davalı yanın söz konusu markayı kullanırken basiretli bir tacir gibi davranmadığını, markayı kullanırken hiçbir hüküm ve sınır gözetmediğini, 6769 SMK’mn 159 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek, SMK 150 uyarınca markadan doğan haklara tecavüz ve TTK Madde 52 ve 55 uyarınca haksız rekabet suretiyle verilen “..." adıyla verilen hizmetin durdurulması ve her türlü tanıtım evrakına el konulması, davalı tarafa ait internet yer sağlayıcılarının engellenmesi ve tecavüz teşkil eden her türlü fiilinin durdurulmasını, müvekkil adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli “..." adına marka ve marka başvurusundan kaynaklı haklara dayalı tarafın tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 6769 Sayılı SMK Madde 149/1-g uyarınca hükmün masrafı davalıdan alınarak ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya ilan yoluyla duyurulması amacıyla tirajı yüksek gazetelerden birinde yayınlanmasını,6769 Sayılı SMK Madde 150 vd. gereğince; Marka hakkına tecavüz eden davalı markayı birden fazla kez izinsiz, yasaya aykırı kullanılmasından dolayı elde ettiği kazanca göre ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-TL maddi tazminat ve yasal faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili, SMK m. 29 ve bu maddede m.7’ye yapılan atıfla hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağının düzenlediğini, 7. maddenin ihlalini teşkil eden eylemlerin oluşumu için anılan hükümde yer verilen "haksız kullanım modelleri”nden birinin "haksız kullanım şekilleri "nden biri vasıtasıyla gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, davacının ihlal ettiğini iddia ettiği işaretin müvekkilinin usulüne uygun şekilde tescil ettirdiği ticaret unvanı olduğunu, ticaret unvanının işletmeleri birbirinden ayırt etme amacı taşıdığını, markanın ise ticaret unvanının aksine malları ve hizmetleri birbirinden ayırt etmeye yaradığını, bu iki işaretin ayırt edicilik fonksiyonlarına uygun şekilde kullanılması halinde işaretler arasında karıştırma ihtimali olmasının zayıf olduğunu, ayrıca, müvekkilinin davacıya ait olan ... tescil numaralı "..." markasından önce bu ibareyi mimarlık ve inşaat hizmetlerinde kullandığını, davacının SMK m. 19/2'ye göre, itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispatlaması gerektiğini, itiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itirazın, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak inceleneceğini, "..."ın müvekkil tarafından 2010 yılından itibaren kullanılıyor olması itibarıyla marka tecavüzü için zamanaşımı süresinin dolduğunu, SMK m. 157'ye göre sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, Borçlar Kanunu madde 70'e göre, 2 yıllık zamanaşımının zararın ve fiilin öğrenilme tarihinden itibaren işleyeceğini, davacının basiretli bir tacir olarak 2010 yılından beri kendisiyle aynı sicilde tescilli olan davalı müvekkilini bilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, bu itibarla ihlal ve tecavüz davası açmak için aranan 2 yıllık sürenin dolduğunu, davalının "..."ı 2010 yılından itibaren aralıksız, yoğun ve yaygın bir şekilde kullanması nedeniyle marka üzerinde kazanılmış bir hakkı olduğunu, davacının marka tescilinin ise davalının unvan tescilinden sonra 2011 yılında yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde üstün hakkı olduğunu, kaldı ki şirketlerin yakın tarihlerde kurulmuş ve üzerinden uzun zaman geçmiş olması karşısında müşterilerin iki ayrı "..."ın varlığı hakkında eğitim ve tecrübe kazandıklarını, AB Mahkemesi’nin de belirttiği üzere, bazı durumlarda iki markanın piyasada bir arada aynı anda bulunmasının (coexistence) karışıklık riskini düşürebileceğini, bunun için önceden kullanılan marka ile başvurusu yapılan markanın aynı olması ve aynı mal/hizmetler için hiçbir karışıklık olmadan kullanılmış olmasının gerektiğini, Yargıtay 11. HD’nin 2009/8708-2011/2089 sayılı kararına göre; "...iki markanın uzun yıllar boyunca iki farklı firma tarafından kullanılması ve aralarında herhangi bir hukuki çatışma çıkmaması halinde bu iki markanın piyasada bir arada kullanımının artık mümkün hale gelebildiği ve tüketicilerin bu markalardan birisini diğeri ile karıştırmadıkları ve her ikisinin de farklı firmalara ait olduğunun farkında hareket ettiğinin kabul edilebildiğini..." somut olayda tarafların "..." ibaresiyle uzun zamandan beri faaliyet gösterdiğini, bugüne kadar herhangi bir hukuki çatışma yaşanmadığını, bu nedenle potansiyel müşterilerin iki farklı firmayla karşı karşıya olduğu konusunda eğitim ve tecrübe kazandığını, "..." ibaresinin müvekkili tarafından 5 yıldan fazla bir süre kullanılması nedeniyle korunmaya değer bir ekonomik değer yaratılmış olması karşısında tescilsiz kullanımı nedeniyle müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde kazanılmış hakkı olmasının yanında uzun zaman itiraz etmeyen davacının ise sessiz kalma yoluyla dava hakkını kaybettiğini, sessiz kalan kişinin bazı hallerde haklarını kaybedeceğinin doktrin ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, bu halde MK m. 2 dürüstlük kuralının devreye gireceğini ve uzun süre sessiz kalarak karşı tarafta haklı bir güven oluşturan kişinin uzun süre sonra dava açmasının kendi hareketiyle yaratılan güvene aykırılık teşkil edeceğini, böyle bir güvene dayanarak markasını tanıtmak için emek, zaman harcayıp karşı tarafin suskunluğu süresince ekonomik bir değer yaratan kişinin sarf ettiği iyi niyetli çabanın hakkaniyete aykırı şekilde yok edilmiş olacağını, suskun kalınan sürenin MK m.2'ye göre her olayın şartları dikkate alınarak belirleneceğini, müvekkilinin 2010 yılından itibaren "..."ı kullanarak emek verdiğini; davacının sessiz kaldığı 8 yılda korunmaya değer bir ekonomik değer yarattığını, SMK m. 25/6’e göre; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinin düzenlendiğini, davacının unvan tescilinden 8 yıl sonra müvekkilinin markasına karşı çıkarak tecavüz ve tazminat iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu; müvekkilin "..." ibaresini kullanımının davacının aktifinin azalması veya pasifinin artması yönünde bir etki doğurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin dosyada olmadığını, müvekkilinin "..."ı kullanımı nedeniyle haksız bir rekabet olmadığını, davacının "..."ın orijinal bir ibare olduğunu söylemesine karşın "..."ı ilk kullanan ve tescil ettirenin davacı olmadığını, davacının müvekkilinin "..." ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını ve bu hali ile marka tecavüzünü kanıtlayamadığını, müvekkilinin "..." ibaresini 2010 yılından beri kullanması nedeniyle marka tecavüzü açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, ayrıca yoğun ve yaygın kullanımdan dolayı "..." ile önemli bir ekonomik değer yarattığından "..." üzerinde kazanılmış hakkı olduğunu; davacının 2011 yılından beri tescilli ... markasını markasal anlamda kullanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 12/09/2019 Tarih, 2018/409 Esas ve 2019/361 sayılı karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2023 Tarih, 2020/1919 Esas ve 2023/1498 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış, dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin 23/11/2021 (26/11/2021 Uyap kayıt) tarihli dilekçesi ile " davamızdan feragat ettiğimizi bilgilerinize sunarız" şeklindeki feragat beyanı ile davadan feragat ettiği anlaşılmış bu doğrultuda yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün tespiti ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi tazminat talebine ilişkindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/1919 Esas sayılı dosyasının 15/09/2023 tarihli ara kararı ile, davacının 24/06/2021 tarihli dilekçesinde " davalı tarafın müvekkilinin tescilli markasını kullanmasına rıza göstermek anlamına gelmemek ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davadan feragat ettiği" şeklindeki beyanının açıklanması için davacı tarafa süre verilmiş, süre içerisinde davacı tarafça bir açıklama yapılmamış ve mevcut duruma göre değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Dosyanın incelemesinde dosya içerisinde davacı vekilinin 23/11/2021 (26/11/2021 Uyap kayıt) tarihli dilekçesi ile " davamızdan feragat ettiğimizi bilgilerinize sunarız" şeklindeki feragat beyanının da bulunduğu, bu dilekçe ile davadan kayıtsız şartsız feragat edildiğinin anlaşıldığı, beyanın herhangi bir şart içermediği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu, istinaf ilamında bu dilekçe yönünden ise herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Bu doğrultuda;
Mahkememizin 18/04/2024 tarihli celsesinde dosya kapsamında mevcut her iki feragat beyanına karşı açıklama yapabilmesi için davacı vekiline 1 haftalık süre ve imkan tanınmış, verilen süre içerisinde davacı vekilinin beyan ve delillerini 24/04/2024 tarihli dilekçesi ile sunduğu görülmüştür.
Davacı vekili feragat beyanlarının davacının gerçek beyanlarını yansıtmadığını, feragatin iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, feragatin iptali talebi mahkememizce ön sorun olarak incelenmiştir.
Davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer; feragat kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu nedenle, mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez); feragat ile bağlıdır.
Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun buna sebep olan rızayı ifsad eden bir nedenle malul olduğu kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından hileye, hataya maruz kalan kimseye talep hakkı bahşedeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan; diğer maddî hukuk işlemlerinde olduğu gibi hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatın feshi (iptali) için dava açılabileceği gibi feragatın hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğu aynı davada da savunma yoluyla ileri sürebilir.
Nitekim HMK'nın 311/1 hükmünün 2. cümlesi "İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." düzenlemesini içerir. Madde hükmünün gerekçesi de aynen "Feragat ve kabule ilişkin irade beyanları, hata, hile veya ikrah sebeplerinden biriyle sakatlanmış ise beyanda bulunan taraf, borçlar hukuku kuralları çerçevesinde, iradeyi sakatlayan sebebi ispat etmek şartıyla, feragat veya kabulün iptali için dava açabilir." şeklindedir. Dolayısıyla, feragatin feshi (iptali) taleplerinin, maddedeki açık gerekçe uyarınca TBK'nın 30 vd. madde (818 sayılı mülga BK m. 23 vd.) hükümlerindeki koşullara tabi olduğu hususunda tereddüt yoktur.
Davacı vekili, 23/11/2021 tarihli feragat beyanının, mahkemenin hatalı kararı ve davalının gerçek dışı beyanları doğrultusunda -müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmayacak şekilde- mahkemeye sunulduğunu belirtmiş ise de, mahkeme kararı neticesinde 5 yıllık sürenin geçtiği inancı ile davadan feragat edilmesi hususunun irade sakatlığı hali olarak kabul olunamayacağı, kaldı ki mahkeme kararının İstinaf kanun yoluna da taşındığı,yine davalı yanın cevap dilekçesinde sunmuş olduğu beyanların davacının iradesinin sakatlanması olarak değerlendirilemeyeceği, davalının hangi hileli ya da hatalı davranışlarının davacının iradesini sakatladığına ilişkin dosya kapsamında mevcut bir delilin (ispat olunan herhangi hileli bir vaat, hatalı veya hileli davranışlara ilişkin suç duyurusu v.b) de bulunmadığı, gelinen aşamada 23/11/2021 (26/11/2021 Uyap kayıt) tarihli feragat beyanı ile davacının bağlı olduğu, feragatin açık, kesin ve koşulsuz olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin de bulunduğu anlaşılmakla feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Feragatin iptali talebinin REDDİ ile davanın feragat nedeni ile REDDİNE,
2-Alınması gereken 285,06 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 35,90 TL peşin harcın düşüm ile kalan 249,16 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Reddolunan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talepleri yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Reddolunan maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın, karar kesinleştiğinde, talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!