WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

İSTANBUL 2. FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACILAR : ***
2- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VASİ :***
VEKİLİ : Av. ***

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili firmalar hakkında icra takibi yapıldığını, müvekkili firmaların taşınmaz malları ile birçok taşınır aracına haciz ve yakalama işlemi yapıldığını, banka hesaplarına da haciz blokeleri konulduğunu, taraflarınca Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası ile kapsamında takibin iptali davası açıldığını ve derdest olduğunu, takibe konu senetlerin müvekkili şirketlerin yetkilisi tarafından tanzim ve imza edilmediğini, firmaların tek yetkilisinin ... olduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma nolu (...) kapsamında yapılan tahkikat esnasında sonradan öğrenilen kişi ... isimli şahsım müvekkili firmalar, ... Grup Beton Yapı Elemanları İnş. Nak. San. Ve Tic. A.Ş. İle ... Madencilik San. Ve Tic. A.Ş. Adına kambiyo evrakı düzenleme hak ve yetkisi bulunmadığını, Kayseri 5. Ağır ceza mahkemesinin ... E sayılı dosyasında şüpheli ... bir dönem yetkilisi ve sahibi olduğu ve satarak ...'e devrettiği şirketleri adına eski tarihli senetleri tanzim ederek piyasaya sürmekte ve anlaşmalı olduğu şahıslar aracılığı ile iş bu senetleri icra takibine konu etmekte ve bu şekilde müvekkili firmalardan haksız olarak menfaat temin edilmeye çalışıldığını, müvekkili firmaların araçlarına , banka hesaplarına ve menkul ve gayrimenkul mallarına haciz işlemleri yapıldığından bu noktada mezkur takiplere yönelik icra takibinin teminatsız olarak durdurulması kararı verilmesini talep ettiklerini, yargılamaya konu sahte senetlerden dolayı müvekkili firmaların borçlu olmadığını, davaya konu edilen bonolar ve bunlara ilişkin başlatılan icra takipleri nedeniyle yaklaşık 100 kişiye yakın çalışan olan müvekkili firmaların zor durumda olduğunu, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra takibinin teminatsız olarak tedbiren (HMK208-209 Kapsamında) durdurulması yönünde karar verilmesi ve iş bu karardan bir örneğin icra dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, davaya konu takipteki senetlerin ptotesto edilmediğini, bu nedenle takibin iptali gerektiğini, takibin teminatsız durdurulmasına yönelik tedbir kararının verilmesini, yapılan incelemelerde takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini ve takibe konu senetlerin iptalini, davalı aleyhine takip konusu tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın takibe konu senetlerinin borçlu şirketlerin halihazırdaki yetkilisi olan ... tarafından tanzim ve imza edilmediğini iddia ettiğini, öncelikle takibe konu senetlerin, 25.12.2017 tanzim tarihli olduğunu, belirtilen tarihte ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarından davacı/borçlu şirketlerinin münferiden temsile ve imzaya yetkilisi ...'dır ve senetler de bu şahıs tarafından doğal olarak imzalandığını, dolayısıyla ortada hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, halihazırda davacı/borçlu şirketlerin yetkilisi konumunda olan ... ise takibe konu senetlerin düzenlenme tarihinde değil, 12.09.2018 ve 12.12.2018 tarihlerinden itibaren davacı/borçlu şirketlerin yetkilisi olduğunu, senetlerin düzenlenme tarihinde(25.12.2017) davacı/borçlu şirketlerin münferiden imzaya ve temsile yetkilisi olan şahıs ... değil ... olduğunu ve senetler de doğal olarak ... tarafından imzalandığını, davacı/borçlu tarafın, takibe itiraz davasını gören Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında da gene aynı itirazları ileri sürerek imza incelemesi talebinde bulunduğunu, fakat mahkemece ... Karar sayılı 14.12.2021 tarihli nihai kararla keşide tarihi itibarıyla borçlu şirketlerin yetkilisinin ... olmayıp ... olması nedeniyle imza incelemesi yapılmasının hukuki uyuşmazlığı çözüme kavuşturmayacağı, bu sebeple imza incelemesi yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı ifade edilerek davanın reddine karar verildiğini, davacı/borçlu tarafça karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmasına rağmen istinaf mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, davacı/borçlular, takibe konu senetlerin düzenlenme tarihinde şirketleri münferiden temsile ve imzaya yetkili olan ... isimli şahsın kambiyo takibi düzenleme yetkisinin olmadığını, bu yetkinin imza sirküsünde kendisine tanınmadığını iddia ettiklerini, zira davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan imza sirküleri incelendiğinde şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için bunların şirket ünvanı altına konmuş ve şirketi ilzama yetkili kişi veya kişilerin imzasını taşınması gerektiği ifade edildiğini, daha sonra da ...'ın münferiden atacağı imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ifade edildiğini, bu bakımdan davacı/borçluların bu husustaki itirazlarınında yerinde olmadığını, davacı/borçlular, kendilerine karşı takibe konu senetlerin sahte olduğunu, sonradan düzenlendiğini, takibe konulan bir çok senetle ilgili şikayetleri üzerine soruşturma başlatıldığını ve dava açıldığını ifade ettiklerini, davacı/borçluların bu yöndeki iddia ve itirazları tamamen kötü niyetli ve alacaklılarına zarar vermeye dönük olduğunu, davacı/borçlu taraf, senede konu borçlarını ödememek için sahtelik iddiasını ileri sürdüğünü ve çok sayıda alacaklıyı mağdur etmiş ve etmeye devam ettiğini, davacıların takiplerin geçici olarak durdurulmasını sağlayıp bu yolla malvarlıklarına dahil unsurların haczini ve satışını engelleyip elden çıkarmak, alacaklılara tahsil imkanı bırakmamak için yani alacaklılara zarar vermek maksadıyla hareket ettiklerini, davacı/borçluların takibe konu senetlerin kendi muhasebe kayıtlarında olmadığı, senetleri icra takibine koyan şahıslarla aralarında hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı yönündeki itirazlarının geçersiz olduğunu, zira senetleri icraya koyan müvekkilinin, senetleri lehtardan ciro yoluyla devraldığını, doğal olarak keşideci konumunda bulunan davacı/borçlular ile senetleri ciro yoluyla lehtardan alan müvekkili arasında bir ilişki bulunmadığını, davacı/borçlu şirketlerin icra takiplerinin durdurulması yönünde mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep etmesinin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, zira İİK madde 72'ye göre "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.(2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." İİK madde 72/3'den de açıkça anlaşılacağı üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığını, senetlerde borçlu olarak gözüken davacılara karşı icra takibi yapılabilmesi için senetlerin protesto edilmesine gerek olmadığını, bu bakımdan da davacı tarafın itirazlarının yerinde olmadığını, Kayseri 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas numaralı dosyalarında olduğu gibi davaların reddine karar verildiğini ve bu kararlar kesinleştiğini, davacı/borçlu tarafın tüm talepleriyle birlikte haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacı/borçlular aleyhine alacaklarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı/borçlulara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'ne, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine , Kayseri CBS'ye yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verildiği görülmüştür.
Kayseri CBS ... Soruşturma sayılı dosyasının bir örneğinin UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Kayseri Sosyal Güvenli İl Müdürlüğü'ne, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verildiği görülmüştür.
Bilirkişi ...'den alınan 09/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Senet borçlusu ve davacı ... A.Ş. 2017 yılı defteri ile beratların PDF dökümü ibraz edilmiştir. Senet Lehtarı ve dava dışı Abdullah Eraslan ile davalı Aslan Topal' ın tacir olmadığından defter ibrazı olmadığını, dosya kapsamında yer alan bilgi belge ve defterlerin incelemesinden: Davaya konu senetlerin borçlusu davacı ... kayıtlarında; davaya konu senetlere, davalıya, lehtara ve cirantaya ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır şeklinde mahkememize kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacılar vekilinin 17/05/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin 29/05/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf dava konusu Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas numaralı takip dosyasına konu 25.12.2017 keşide tarihli ve 30.06.2021 vade tarihli 250.000,00 TL'lik 25.12.2017 keşide tarihli ve 15.07.2021 vade tarihli 250.000,00 TL'lik senetlerden şirketin eski yöneticisi Hüseyin Buğra tarafından geriye dönük senet düzenlenmek suretiyle tedavüle çıkarıldığını ve senedin düzenlenmesini gerektirir bir alışveriş olmadığını belirterek menfi tespit dilemiştir.
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas numaralı takip dosyasına konu 25.12.2017 keşide tarihli ve 30.06.2021 vade tarihli 250.000,00 TL'lik 25.12.2017 keşide tarihli ve 15.07.2021 vade tarihli 250.000,00 TL'lik bonolardan kaynaklı davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E sayılı takip dosyasının incelenmesinde, takibin alacaklısının işbu davanın davalısı olduğu, borçlusunun ise işbu davanın davacısı ve dava dışı ...... A.Ş olduğunu takibin dayanağının keşidecisi davacı ve ...... A.Ş. Olan 25/12/2017 keşide tarihli 30/06/2021 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli lehtarı ... olan 250.000,00 TL bedelli ve keşidecisi ve lehtarı diğer senetle aynı olan 25/12/2017 keşide tarihli 15/07/2021 ödeme tarihli 250.000,00 TL kambiyo senedi olduğu görülmüştür. Dava konusu kambiyo senedi ile ilgili Kayseri 5. Ağır ceza mahkemesinin ... E ve ... K sayılı ilamı ile davalı Arslan Topal hakkında resmi belgede sahtecilik, suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza dairesinin *** K sayılı ilamı ile kesinleştiği, Kayseri 5. Ağır ceza mahkemesinin gerekçeli kararının incelenmesinde müştekisinin iş bu davanın davacısı olduğu, gerekçesinde ve tespitlerinde davası firmanın 2013 tarihinde yetkilisinin Hüseyin Bugan olduğu, 12/10/2018 tarihinde firmanın tek yetkilisinin ... olduğu, davamıza konu senetlerin ve ticari defterlerin incelenmesiyle senedin düzenlenmesini gerektirir bir neden bulunmadığı, belirtilerek davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu görülmüştür.
Mahkememizce tarafların ticari defter incelenmesine karar verilmiştir. Davacı firmanın ticari defterleri incelenmiş herhangi bir kayıt olmadığı görülmüştür. Davalı ve ilk ciranta tacir olmadığından defter sunmamıştır.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre; "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz." Dolayısıyla ceza mahkemesince verilen beraat karar'ı; kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayıcı olup ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun *** K sayılı kararı).
Öte yandan, ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması mümkün bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulu'nun 11/10/1989 tarihli ve *** K. sayılı kararları).
Somut olayda ceza mahkemesince davaya konu 25.12.2017 keşide tarihli ve*** keşide tarihli ve 15.07.2021 vade tarihli 250.000,00 TL'lik bonoların sahte olarak düzenlendiğine dair tespit mahkememizi bağlayacağından sahte olan senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede:
İcra İflas Kanunun 72/5.maddesi uyarınca menfi tespit davasında dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararında alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, davalı hakkında mahkumiyet kararı verilmesi dikkate alınarak kötü niyet ispatlandığından kötü niyet tazminatına mahkum edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının davasının kabulü ile; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı takip dosyasına konu 25/12/2017 keşide tarihli ve 15/07/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli , 25/12/2017 keşide tarihli 30/06/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli senetlerden kaynaklı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasındaki takibin iptaline,
2-Davacılar yönünden İİK 72/5 uyarınca takibin derhal durdurulması amacıyla Kayseri Genel icra Dairesi'ne müzekkere yazılmasına,
3- Alacağın (500.000,00 TL) %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 34.155,00TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 8.538,75TL'nin mahsubu ile eksik 25.616,25TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70 TL başvurma harcı. 8.538,75TL peşin harç ve 133,00 TL tedbir talebi harcı (2adet) olmak toplam 8.885,45TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 2.390,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap edilen 76.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.04/07/2024

Katip ***
e-imzalıdır

Hakim ***
e-imzalıdır