T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/271 Esas
KARAR NO : 2024/106
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2022
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin gerek Türkiye'de gerekse yurtdışında yıllardır aktif şekilde ailesi ile birlikte tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, '...' markası altında üretilen ürünlerin ise yılda yaklaşık 1 milyon adedin üzerinde satışı bulunduğunu, binden fazla satış noktası bulunduğunu, yurt dışında Fas, Cezayir, Polonya ve Rusya gibi ülkelere de satışı yapıldığını, müvekkilinin ... tescil numarası ile 15.07.2002 tarihinde “...” ibareli markayı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasını 2011 yılında yenileyip 2021 yılında ikinci yenilemeyi sehven unutarak sürenin kaçırıldığını ancak müvekkilinin markasını kullanmaya hiç ara vermediğini ve koruma süresi sona ermesinden sonra da yoğun şekilde “...” ibaresi ile ticaretine devam ettiğini, davalının müvekkili markasının koruma süresinin bitmesi nedeniyle “...” ibaresi ile ... numara ile marka tescili gerçekleştirdiğini, müvekkiline ait markanın ceza yenileme süresinin bitiminin 22.12.2021 tarihiyken davalı tarafın ilgili marka başvurusunun 23.12.2021 tarihli olduğunu, davalının müvekkilinin markasını takip ettiğini, koruma süresinin bittiği ilk gün kötü niyetli başvuruyu gerçekleştirdiğini, davalıya ihtarname gönderdiklerini, konuyu sulh yoluyla çözmeye çalıştıklarını, davalının cevabi ihtarnamede çelişkili beyanlarının olduğunu, davalının ilk olarak markalar arasında benzerlik olmadığını iddia ettiğini, sonrasında müvekkilinin kullanımlarının kendi markalarına tecavüz teşkil ettiği iddiasında bulunduğunu, davalının söz konusu markaların benzer olduğunu ikrar ettiğini, cevabi ihtarnamede davalının müvekkili markasının koruma süresinin bitmesinden bir gün sonra başvuru yapmalarını ise “hukuken kendilerine tanınan bir hak” olarak açıkladığını, ancak hukuk düzeninin hakkın kötüye kullanımına izin vermediğini, dava açısından davalının mevcut eylemlerinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, SMK 6/8 ve 6/9 uyarınca davalı tarafın bu haksız tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı markasında yer alan emtianın tamamının müvekkiline ait dayanak markada birebir yer aldığını, ... sınıfın alt grubunda ürünlerin satışına ilişkin belirtilen emtia (25. Sınıf), o emtianın ilgili sınıfı ile (25. Sınıf) açık şekilde sınıfsal benzerlik oluşturduğunu, davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu, 6 aylık cezalı yenileme süresinin sona erdiği günün 22.12.2021 tarihi olduğunu, davalının marka başvurusunun 23.12.2021 tarihi olduğunu, müvekkilinin ... ilçesinde ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, davalının Şişli ilçesinde ticaretini gerçekleştirdiğini, her iki tarafın da ... ve birbirlerine yakın ilçelerde olduğunu, müvekkili markasının sektörde köklü bir marka olduğu ve tarafların benzer tüketici kitlesine hitap etmeleri gözetildiğinde davalı tarafın müvekkili markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, her iki tarafın da “Gömlek” ürünleri üzerine çalıştığını, ticari iştigal alanlarının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markasını uzun yıllardır aktif ve kesintisiz şekilde kullandığını, müvekkilinin “...” ibaresi ile birçok ürün ürettiğini, etiket vb. tanıtım evrakları üzerinde markasına yer verdiğini, “...” ibareli ürünlerin satışını gerçekleştirdiğinin görüleceğini, müvekkilinin kanunun aradığı şekilde ilgili emtiada ciddi şekilde markasını kullandığını da beyan ederek davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ...numaralı "..." ibareli markanın hem ... hem de ... sınıf dahil olmak üzere tümden hükümsüz kılınmasına, üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, teminen ihtiyati tedbir konulmasına, davalının marka tescilinden doğan haklarını müvekkiline karşı kullanmasının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sektör içinde tercih edilen, hitap ettiği alıcı kitlesi bakımından temsil ettiği kaliteli hizmet ile belli bir tanınmışlığa ulaşmış saygın bir firma olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerinde kullandığı "..." ibareli markasını TPMK nezdinde tescil ettirmek amacıyla ... tescil nolu marka başvurusunda bulunduğunu, markanın gerek davacı gerek üçüncü bir kişi adına tescilli markayla benzerlik ihtiva etmediğinden ve herhangi bir itiraz gelmemesi üzerine tescil edildiğini, davacı yanın iddialarına konu gerçek hak sahipliği ya da kötü niyet iddialarının marka başvurusunun yayın aşamasında itiraz olarak bildirilmediğini, halihazırda itirazda bulunsa idi dahi davacı adına tescilli ve itiraza dayanak olarak gösterilebilecek bir marka da bulunmadığını, davacının davaya mesnet olarak gösterdiği markayı süresi içinde yenilemediğini, müvekkilinin marka başvurusunda bulunma hakkını kullandığını davacı ya da şirketin itirazı söz konusu olmadan ve TPMK nezdinde yapılan resen inceleme neticesinde tescilli herhangi bir marka ile benzerlik göstermeyen markasını tescil edildiğini, müvekkilinin herhangi bir sebeple "kötü niyetli" hareket ettiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili markasının davacı markası ile benzerlik göstermediğini, markaların görsel açıdan karşılaştırıldığında, müvekkilinin markası ile davacının markası arasında gerek yazı stili, şekil unsuru ve fon açısından farklılık bulunduğunu, müvekkilinin markasının esas unsuru "..." şeklinde iki kelimeden oluştuğunu, kelime unsurunun bölünerek, yalnızca bir kelimenin markada ön plana çıktığından söz etmenin mümkün olmadığını, ayrıca markaların değerlendirilirken global inceleme yapılması gerektiği, sonraki tarihli başvurunun önceki tarihli marka bakımından ne kadar ayırt edici hale getirildiği de göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkilinin markası ile davacı markası arasında ticari, idari ve ekonomik bir bağlantı kurulmasının da mümkün olmadığını da beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alınmıştır.
Mahkememizin 01/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ... numaralı “...” markasının davacının önceden tescilli “...” markası ile davacının “...” ibareli fiili marka kullanımları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numaralı “...” markasının SMK md. 6/1 ve md. 25/1 uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Uyuşmazlık; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ...nolu "..." ibareli markanın ... Sınıflar dahil olmak üzere hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Markaların Hükümsüzlüğü SMK md. 25/1’ de “Hükümsüzlük Halleri ve Hükümsüzlük Talebi” başlığı altında düzenlenmiştir. SMK md 25/1 uyarınca; 5’ inci veya 6’ ıncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilecektir. Marka tescilinde mutlak ve nispi red sebepleri hükümsüzlük davasının yasal dayanağını oluşturmaktadır.
SMKmd. 6/1’ de; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir şeklinde düzenlenmiştir.
Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Davacının korunduğu sınıflar ile davalının kullanımının aynı sınıflarda olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve 2012/11-155 E. 2012/376 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı adına hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı 23.12.2021 başvuru tarihli “ ...” markasının ... sınıflarda tescil edildiği, yine Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına ... numara ile ... Sınıflarda kayıtlı 22.06.2001 başvuru tarihli “...” ibareli marka kaydı bulunduğu, bu markanın 2011 yılında yenilendiği ancak daha sonraki 10 yılda yenilenmeyerek 22.06.2021 tarihinde geçerliliğini yitirdiği, 6 aylık cezalı yenileme süresinin ise 22.12.2021 tarihinde sona erdiği, davalı tarafın davacının cezalı olarak markayı yenileme süresi olan 22.12.2021 tarihinin ertesi günü 23.12.2021 tarihinde “ ...” ibareli marka başvurusunu yaptığı ve markanın tescil edildiği, davacının “...” markası ile "..." ibareli kullanımlarının davalının hükümsüzlüğü talep edilen "..." ibareli markasıyla görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaatin karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu, söz konusu marka tescil ve kullanımların ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalının marka başvuru tarihi olan 23.12.2021 tarihli marka başvurusundan önce davacının "..." ibaresini ciddi olarak fiilen kullandığı, dosya içerisindeki bilgi, belge, faturalar ve bilirkişi raporuna göre, davacının markasının koruma süresinin sona erdiği tarih olan 22.06.2021 tarihinden itibaren markanın iki yıllık süre içerisinde kullanıldığının anlaşıldığı, bu noktada SMK m. 6 (8) hükmü ve m. 25'de sayılan şartların gerçekleştiği, sonuç olarak davalının tescilli “ ...” markasının davacının önceden tescilli ve fiili marka kullanımı ile aynı zamanda çağrıştırma sebebiyle bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğu ve iltibas yarattığı kanaatine varılarak, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu "..." ibareli markanın ... sınıf dahil olmak üzere tümden hükümsüzlüğüne dair davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu "..." ibareli markanın ...sınıf dahil olmak üzere tümden hükümsüzlüğüne,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 427,60 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 80,70 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 80,70 TL Başvuru Harcı, 80,70 TL Peşin/Nisbi Harcı, 3.203,00 TL Tebligat, Posta ve Diğer Masraflar ile Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.364,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde ve taraflar hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!