WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 2.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/263 Esas
KARAR NO : 2024/115

DAVA : Marka (Maddi ve Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/12/2022
KARAR TARİHİ : 18/04/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri saç sektöründe ticari faaliyetlerine devam ettiğini, “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tarih ve ... başvuru numarası ile ... ve ... no'lu emtia sınıflarında, namına tescilli bulunduğunu, davalının müvekkilinin markası ile gerek yazılış gerek söyleyiş ve gerekse logo kullanımı bakımından aynıya yakın benzerlikteki “...” ibaresini ticari olarak kullandığını, marka hakkına mütecaviz kaldığını, ... 6. Noterliği'nin ... Yevmiye numarasıyla 05/09/2022 tarihinde ihtarname gönderilmiş ise de davalının haksız fiiline devam ettiğini, aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden söz konusu kullanımdan dolayı zarara uğradığını beyan ve iddia ederek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, tecavüz konusu cihazlara el konularak bunlar üzerindeki markaların silinmesine ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulmasına, davalının, müvekkilinin marka hakkına karşı işlediği tecavüz fiilinin tespitine, söz konusu fiilin durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, müvekkilinin tecavüz sebebiyle uğramış olduğu maddi ve manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ve davacının cihazlarının kullanımları ile müvekkili ibaresi ve davacı markası arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markasını ciddi şekilde kullandığını kanıtlaması gerektiğini, “...” ibaresinin günümüzde klinik ve bu alanda faaliyet gösteren merkezlerde uygulanan ameliyatsız ve vücut şekillendirme amacıyla gerçekleştirilen “...” ile çalışan non-invazif -girişimsel olmayan bir yöntem olan ... “...” olarak adlandırılan bir teknoloji olduğunu, herkesin kullanımına açık ve genel bir ibare olduğunu, ... arama motorunda ...'da “...” teknolojisi aratıldığında, çok sayıda içeriğe ulaşılabileceğini, davalının ... yöntemine dayalı “...” markalı bir cihaz kullandığını, davacının ... yöntemi ile bir hizmet vermediğini, “...” markası ile ilgili yapılan internet araştırmasında, bu markanın ... bir şirketin ... cihazları için kullanıldığını ve Türkiye satıcısının, “...Şirketi” olup kendisinin kullanımının farklı bir şirkete ait ve aynı alandaki cihaz ile ilgili olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 15/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 6769 Sayılı SMK'nın 7/2 b maddesinde düzenlenen ve anılan maddenin ilk şartı olan markalar arasındaki benzerliğinin dava konusu somut olay bakımından vukuu bulmadığı, davalı kullanımlarına konu ... ibaresinde mevcut olan ve davacı marka kombinasyonu içerisinde de ortak unsur olarak yer alan ... ibaresinin, davalı kullanımlarına konu ... Sınıf kapsamında yer alan “Güzellik bakımı hizmetleri”ne konu zayıflama hizmetleri bakımından tanımlayıcı olduğu, zayıflama cihazları ve zayıflama hizmeti sunan güzellik işletmeleri tarafından ... ibaresinin yoğun bir şekilde kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunun tespit edildiği, 6769 Sayılı SMK'nın 7/2 b ve d maddeleri atfı ile 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzden söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda marka hakkına tecavüz bulunmadığı, davacının tazminat taleplerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmasına bu aşamada gerek bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 04/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; 6769 Sayılı SMK'nın 7/2 b maddesinde düzenlenen ve anılan maddenin ilk şartı olan, markalar arasındaki benzerliğini dava konusu somut olay bakımından vukuu bulmadığı, davalı kullanımlarına konu ... ibaresinde mevcut olan ve davacı marka kombinasyonu içerinde de ortak unsur olarak yer alan ... ibaresinin, davalı kullanımlarına konu ... Sınıf kapsamında yer alan “Güzellik bakımı hizmetlerine konu zayıflama hizmetleri bakımından tanımlayıcı olduğu, zayıflama cihazları ve zayıflama hizmeti sunan güzellik işletmeleri tarafından ... ibaresinin yoğun bir şekilde kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunun tespit edildiği, 6769 Sayılı SMK'nın 7/2 b ve d maddeleri atfı ile 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzden söz edilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamına sunulu deliller kapsamında değerlendirme yapıldığında, davacı markasının tanınmış marka statüsünde olmadığı, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesine konu aranan şartların somut olay bakımından gerçekleşmediği, bu kapsamda marka hakkına tecavüz bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, kök raporda yer verilen sonuç ve değerlendirmeler bakımından bir değişiklik vukuu bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava; 6769 sayılı SMK hükümlerine göre açılan marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı, davalı tarafından kullanılan "..." ibaresinin kendisine ait "..." ibareli markası ile ayırt edilemeyecek benzerlikte olduğunu, böylelikle davalının haksız kazanç elde ettiğini ve marka hakkına tecavüzün şartlarının oluştuğunu belirterek tespitle birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Markalar arasında ayniyet veya benzerliğin tespitinde markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerekmektedir. Markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tanımlayıcı işaretlerden oluşan kısımlarının aynı yada benzer olup olmadıklarının üzerinde durulmasına gerek yoktur. (Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, cilt 1, s. 99).
İltibasın, karıştırılma olasılığının belirlenmesinde iki markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenime bakılmalıdır. Markanın esas unsurunun kullanılıp kullanılmaması iltibası belirlemede önemlidir.
Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve 2012/11-155 E. 2012/376 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK Madde 29’da sayılmıştır. Marka hakkına tecavüz sayılan haller Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesine atıf yapılmak suretiyle 29. Maddesinde düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK madde 29’a göre, Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılması ve yine madde 29/b’ye göre Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.
Marka hakkı sahibinin markasına zarar vermeye yönelik tüm fiilleri engelleme hakkı vardır. Marka hakkına tecavüz de bunların başında gelir. Marka hakkına tecavüzün varlığı için Sınai Mülkiyet Kanun’ da belirtilen eylemlerden birinin gerçekleşmiş olması ve somut olayda bu eylemin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesinde ise;
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
6769 sayılı SMK’ nin yukarıdaki ilgili maddeleri genel olarak, marka sahibinin tescilli markası ile iltibasa neden olacak işaretlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Madde metninde de belirtildiği üzere; tescilli marka ile aynı veya benzer olan bir işaretin tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerde kullanılarak halk tarafından karıştırılma ihtimaline yol açılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Aynca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında “ilişkilendirme” olduğu ihtimali de “karıştırılma ihtimali” kavramına dahil sayılmıştır. Marka sahibi tescilli markası ile bağlantı kurulması ve veya karıştırılma olasılığı taşıyan markaların aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasını önleme yetki ve hakkına sahiptir.
Tüm dosya kapsamı sunulan deliller, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı kendisine ait "..." ibareli markasına -davalının "..." şeklindeki kullanımının- tecavüz oluşturduğunu belirtmiş ise de, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporla tespit olunduğu üzere, davacının "..." markasında ve davalının kullanımına konu "..." ibaresinde mevcut "..." ibaresinin zayıflama cihazları ve zayıflama hizmeti sunan güzellik işletmeleri tarafından yoğun olarak kullanıldığı, bu noktada güzellik bakım hizmetlerine konu zayıflama hizmetleri bakımından ibarenin tamamlayıcı nitelikte olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu, Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılması gerektiği, (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189), başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde dosyada mevcut somut olayda SMK 7/2 b-d ve 29. Maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 870,96 TL peşin harçtan arta kalan 443,36‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Maddi tazminat davası bakımından 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
c-)Manevi tazminat davası bakımından 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
5-Arabuluculuk sırasında suç üstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haksız çıkan davacı taraftan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır