T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/81 Esas
KARAR NO : 2024/480
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 05/01/2022
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Merkezi Takip Sistemi aracılığıyla ... Esas sayılı dosya üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, müvekkillerinin dava konu ödeme emrini tebliğ almadıkları için takibe itiraz edemedikleri, müvekkilleri aleyhine başlatılan takibin açıkça usule aykırı olduğu gibi, icra takibine konu alacakların hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığı, takibe dayanak olarak ...sözleşme hesap nolu abonelik sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk ettirildiği, ilgili faturanın dayanağı taşınmazın ise ...Sitesinde işyeri olduğu, müvekkillerinin miras bırakanının 1998 yılında vefat etmesi üzerine kendilerine intikal ettiği, akabinde müvekkilleri ve diğer mirasçılar tarafından 2004 yılında satıldığı, huzurdaki davanın konusu olan icra takibine konu takip dayanağı belgede 1999-2004 arası tahakkuk eden elektrik borcu gösterildiği, belirtilen dönemde abonelik sözlemesinin tarafının müvekkilleri olmadığı gibi alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu ihtilafta uygulanacak zamanaşımı süresinin BK.146 maddesi gereğince 10 yıl olduğu, alacak zamanaşımına uğradığından başlatılan takibin hukuka aykırı olduğu, takibe dayanak abonelik sözleşmesinin olduğu gayrimenkul 2004 yılında mirasçılar tarafından satıldığı için, 2004 yılı sonrasında fatura ödemelerinin başka şahıslarca yapıldığı da banka kayıtlarından açıkça görüleceği, müvekkillerinin sözleşmenin tarafı olmaya yönelik herhangi bir beyanları olmadığı gibi, zamanaşımına uğramış bu borçtan sorumlu tutulmalarınında mümkün olmayacağı, başlatılan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olup durdurulması gerektiği, takip dayanağı faturanın müvekkillerine tebliğ edilmediği, alacaklı tarafından talep edilen faiz oranını kabul etmedikleri, icra takibi sonrasında, yıllık %24 oranında faiz istendiği, bu oranın fahiş bir oran olduğu, takip dayanağı faturanın tebliğ edilmediği için ana paraya faiz işletilemeyeceği, takip öncesinde tahakkuk ettirilen asıl alacağa hangi oranda faiz işletildiğininde belli olmadığı, tahakkuk ettirilen asıl alacak miktarı takip dayanağı belgede 2.882,78 TL olarak hesaplanabilir iken, takip alacağı olan 19.393.61 TL'nin neye göre hesaplandığınında anlaşılmadığı, alacaklı tarafından talep edilen faiz oranı ve faiz miktarınında hukuka aykırı olduğu, açıklandığı üzere müvekkilleri hakkında merkezi takip sistemi üzerinden başlatılan ... Esas sayılı icra takibine itiraz edemediği için müvekkillerinin evine ve arabasına haciz konulduğu, müvekkillerinin daha fazla zarara uğramaması ve telafisi güç imkansız zararların ortaya çıkmaması için öncelikle teminatsız ve Mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabul edilerek, müvekkillerinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, müvekkillerinin daha fazla zarara uğramaması için öncelikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında takibin durdurularak ihtiyati tedbire karar verilmesini, MTS ... Esas sayılı icra takibinin iptal edilerek, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından borçlu aleyhine elektrik kullanım bedelinin tahsili için ... MTS ...Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, sonra bu dosyanın kapanarak ... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin devam ettiği, abonelik sözleşmesi bulunduğundan kullanılan elektriğe ait elektrik faturalarının ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlatıldığı, bu sebeple borçlu olmadığı sebebiyle davacının açtığı menfi tespit davasında, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olduğu, davacının dava dilekçesinde, dolayısıyla davalı kurum ile arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu beyan ettiği, davacının icra takibinin başlamasından sonra bu davayı açmasında ve icra takibinin durdurulması talebinde, icra işlemlerini sürüncemede bırakmak için davayı açtığı, yine icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, kanunun açık hükmü gereği, ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, açıklanan nedenlerle, öncelikle dava dilekçesinde belirtilmiş olan haksız ve mesnetsiz itirazların ve davanın reddine, borçlu hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davacı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... Esas ( Eski ... MTS ... Esas) sayılı takip dosyası, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, ... Vergi Dairesi kayıtları, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkalığı kayıtları, mirasçılık belgesi, tapu kayıtları, banka kayıtları, elektrik faturaları celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkememizin 2022/21 E. 2022/861 K. sayılı dosyasında istinaf ilamı öncesinde mahkememizce esastan inceleme yapılmış, neticede "Davanın KABULÜ ile; ... Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ( Eski ... MTS İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ) sayılı takip dosyası nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin İİK 72/5. maddesinde gösterilen yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. " ancak, bu karar davalı vekili tarafından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/991 E. 2024/76 K. sayılı ilamı ile;
"...Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir.
507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir.
Somut olaya bakıldığında ise; dosyadaki bilgi ve belgelerden, kaçak elektrik kullanım tutanaklarından dava konusu yerin " ..." olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, davalı tüzel kişi yasa gereği tacir ise de, davacı gerçek kişilerin tacir olup olmadığının usulünce araştırılması gereklidir.
Bu sebeple ,mahkemece davada görevli olup olmadığının yukarıda açıklanan mevuzat hükümleri de dikkate alınarak usulünce araştırılması, taraflardan bu yönde bilgi alınması, ilgili Vergi Dairesine davacının vergi mükellefi olup olmadığı, beyan ettiği matrah,tuttuğu defterler, vergi matrahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığı ,Ticaret Odasından tacir kaydı bulunup bulunmadığı,buna göre davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve davada mahkemenin görevli olup olmadığının tesbiti ile ,mahkeme görevli olduğu takdirde yargılamaya devam edilmesi, aksi takdirde genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik-dava şartı yokluğu nedeniyle HMK' nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esas yönünden karar verilmesi usul ve hukuka aykırı bulunmuştur. Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ilamı uyarınca, davacı gerçek kişiler yönünden (hatta davacıların murisi dahil) Mahkememizin görevli olup olmadığı noktasında eksiksiz araştırma yapılmış, bu çerçevede ilgili Kurum ve Kuruluşlardan temin edilen tüm yazı cevapları dosya içine alınmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davacılar ..., ..., ...ile davacıların murisi ...'ün gerçek kişi olması nedeniyle mahkememizin görevli olup olmadığı re'sen değerlendirilmiş, bu kapsamda Vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır. Taraflar arasında temel ilişki karşısında davacılar ..., ..., ...'ün yanı sıra davacılar murisi ...' ün dahi araştırma genişletilerek gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı, esnaf olup olmadığı, basit usul, işletme usulü veya bilanço usullerine göre defter tutup tutmadığı, ayrıca ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti amacıyla taraflar arasında temel ilişkinin başlangıç tarihi olan 1997 ve sonrası Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu eklenerek ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, ayrıca davacılar ile davacılar murisinin gerçek kişinin ''Ticari işletme kaydı ve sicil kaydı'' olup olmadığının araştırılması için ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı'na ayrı ayrı müzekkereler yazılmış; neticede davacılar ..., ..., ... ile davacılar murisi ...hakkında tesis edilmiş bir vergi mükellefiyeti veya tacir - esnaf kaydının bulunmadığı görülmüştür Bu haliyle, davacılarının, hatta murisinin dahi gelen yazı cevapları uyarınca tacir olmadığı, davacıların tacir olduğuna ilişkin aksine bir bilginin dosyada bulunmadığı, dava dilekçesinde ilgili yerin iş yeri olduğunun beyan edildiği, ancak davanın ticari dava niteliği için iş yeri olmasının yeterli olmadığı, esasen bu hususun yukarıda yer verilen BAM ilamında (davacıların gerçek kişi olarak tacir olup olmadığının belirlenmesi) belirtildiği, ayrıca TTK 4.maddesi hükmü uyarınca gerçek kişi davacılar ve murisinin de tacir olması gerektiği, davanın mutlak ve nispi ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2017/2275 E. 2017/1839 . Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/59 E. 2018/279 K.), kaldı ki dava konusu icra takibine dayanak tüketim tahakkuklarının 1999-2004 yılları arasında olduğu, davacılar murisinin 1998 yılında vefat etmesi karşısında dava konusu takibe dayanak borcun davacıların murisinin ölümünden sonra doğduğu, davacılar murisinin sağlığında dahi tacir sıfatı bulunmadığı açık olduğundan her iki tarafın tacir olmadığı eldeki dava dosyası bakımından Mahkememizin görevli olmadığı, elektrik tüketimi adresinin iş yeri olması ve davacıların dosyaya yansıyan tüketici vasfının da bulunmaması karşısında davacılar murisinin tüketici olarak kabul edilemeyeceği ve Tüketici Mahkemelerinin de görevli olmadığı, ancak eldeki uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiş, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İşbu dava dosyasına emsal nitelikte olan, aynı davacılar ve aynı davalı hakkında Mahkememizin 2022/20 Esas sayılı dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, işbu karar olumsuz görev uyuşmazlığı sebebiyle merci tayinine gönderilmiş, İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİ 2023/2743 ESAS 2024/600 KARAR SAYILI İLAMI İLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNU belirlemiştir. Emsal karar için bakınız. İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİ 2023/2743 ESAS 2024/600 KARAR )
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );
1-HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/06/2024
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!