WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/68 Esas
KARAR NO : 2024/176

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 15/11/2023
KARAR TARİHİ : 01/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı borçlu aleyhine müvekkili tarafından başlatılan 367.700,00-TL asıl alacak tutarlı ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki borca, faize ve ferilerine 30.12.2020 tarihinde davalı tarafından itiraz edildiğini, işbu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki takip dayanağı belgeler incelendiğinde takip konusu alacağın 27.12.2018 tarihli 367.700,00 TL tutarlı çekin ödeneceğine dair davalı borçlu şirketin sahibi olan ... tarafından ıslak imza ile imzalanan belgeden kaynaklandığını, davanın kabulüne karar verilerek ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyaya yapılan haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının iddialarının hiçbirinin kabul edilmeyeceğini, tüm taleplere karşı hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın kanunda öngörülen sürede açılmadığını, davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun bir icra takibi olmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili kuruma takibe konu bölge nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının talebini detaylandırmadığını, davacının müvekkili kurumdan alacağının bulunmadığını, davacı tarafın icra inkar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı gibi davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmolunması gerektiğini, usulüne uygun şekilde başlatılmış icra takibi olmaması, alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü sürede açılmaması ve husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan haksız kazanç elde etme çabasıyla açılmış olan davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 23.İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, icra takibine dayanak adi yazılı belge sureti, davacının tacir sıfatının araştırılmasına yönelik olarak getirtilen sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, adi yazılı belgeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Eldeki dava ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, Asliye Hukuk Mahkemesi davacı ...'ın limited şirket ortağı olduğu için Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu belirtmiş, görevsizlik kararı vermiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, huzurdaki davada davacı taraf ...'ın kendisidir. Ortağı olduğu dava dışı limited şirket ise dosyada davacı olmadığından, görev kurallarının belirlenmesinde dava dışı şirketin değil, gerçek kişi olarak davacının tacir sıfatının bulunup bulunmadığına bakılması gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması zorunludur.
Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, adi yazılı belgeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik açılan işbu itirazın iptali davasının, TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.
Davacı gerçek kişi ...'ın tacir sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurumlara müzekkere yazılmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce davacı ...'ın gerçek kişi olarak sicil kaydının olmadığı ve ticari işletmesinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Nispi ticari dava bakımından, davalının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davacının da tacir olması zorunludur.
19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davacı ...'ın tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında VUK 177/1-3. madde hükümleri uyarınca 1. veya 2. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığa esas ve davaya dayanak adi yazılı belgenin düzenlendiği 2018 yılı ile dava tarihi olan 2023 yılları arasında davacının mükellefiyet kaydının dahi olmadığı, davacının çok daha öncesinde 31/05/2007 tarihinde ticarti terk konumunda bulunduğu, bu tarihten sonra vergisel ve ticari yönden gerçek kişi olarak faaliyetinin olmadığı (terk olduğu), davacının ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı, gerçek kişi olarak ticari işletmesinin de bulunmadığı, hasılı davacının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan; huzurdaki itirazın iptali davasına esas icra takibinin ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası olduğu, icra dosyasında yapılan incelemede hem takip talebi hem de ödeme emrinde, icra takibinin genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi olarak başlatıldığı, takip dayanağı olarak adi yazılı belgeye dayanıldığı, takip talebi ekinde adi yazılı belgenin alacak sebebi olarak gösterildiği ve eklendiği, icra takibinin kambiyo senetlerine dayanmadığı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmadığı, dayanak adi yazılı belgenin kambiyo senetlerinden olmaması karşısında itirazın iptali davası için genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında, eldeki itirazın iptali davasının TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava bakımından her iki tarafın tacir olmasının zorunlu olduğu, ancak davacının tacir sıfatının bulunmadığı, ticari işletmesinin dahi olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararının gerekçesinde her ne kadar davacının limited şirket ortağı olduğu ifade edilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de; huzurdaki davada ...'ın gerçek kişi olarak davacı olduğu, ortağı olduğu dava dışı limited şirketin ise davacı sıfatının bulunmadığı, davacının tacir olmadığı, sicil kaydı hatta ticari işletmesi dahi bulunmadığından uyuşmazlığın davacı gerçek kişinin ticari işletmesinden kaynaklandığının kabul edilemeyeceği, nihayetinde mutlak veya nispi ticari dava bulunmadığından TTK 4. maddesi uyarınca Mahkememizin görevli olmadığı, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespit edilmiş, karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-HMK 114/1-c. ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine. görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
2-Mahkememizin görevsizliğe ilişkin davanın usulden reddine yönelik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, öncesinde ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı sebebiyle dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğundan iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkacağından görevli mahkemenin tespiti ve merci tayini için dosyanın İstanbul BAM ilgili Daire Başkanlığına resen gönderilmesine,
3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır