T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/162
KARAR NO : 2024/203
DAVA : Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ : 07/03/2024
KARAR TARİHİ : 18/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan tanıma ve tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uyuşmazlık banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup MÖHUK'un 50. maddesine göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilerek ve Azerbaycan kanunlarına göre de kesinleştiğini, yine MÖHUK'un 54. maddesine göre alacak davası konusunda verilen mahkeme kararının, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş bir karar olduğundan tenfize engel bir durum bulunmadığını, ... Cumhuriyeti Bakü Ticaret Mahkemesi ... no'lu yabancı mahkeme kararının apostille şerhi içeren aslı ve apostil şerhi içeren Türkçe tercümesi ve söz konusu kararın yasal yaptırım gücüne sahip olduğunu belirten,05.07.2021 tarihli, ... no'lu İcra Belgesi başlıklı belgenin apostille şerhi içeren aslı ve apostil şerhi içeren Türkçe tercümesinin Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununun 50 vd. maddeleri gereğince tanınmasına ve tenfizine karar talep etmiştir.
Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın 25/11/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararı ile;
"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan,Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;
a) Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı,
b) Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı,
c) İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı,
d) İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı,
e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı,
f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine,
25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.
Adı geçen HSK kararı uyarınca 15/12/2021 tarihinden itibaren, adı geçen kararda belirtilen kanuni düzenlemelerden kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere sadece yukarıda anılan mahkemelerce bakılacaktır. Bu haliyle tarafların davanın dayanağı temel ilişkinin banka ile yapılan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi birinci fıkrası (f) bendi gereğince bankalara diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlemine ilişkin düzenlemelerde ön görülen hususlardan doğan hukuk davalarının, ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi niteliğinde bulunduğu, davanın bu nedenle mutlak ticari dava niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda tartışılması gereken ticari dava niteliği olan, bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili tanıma ve tenfiz davasının bankacılık ve finans konusunda ihtisas sahibi olan mahkemelerce görülmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Tanıma ve tenfiz davası ile ilgili davanın, yapılacak araştırmanın niteliği gözetildiğinde temel ilişkiyi görmekle görevlendirilmiş olan ticaret mahkemesince görülmesi kanun koyucunun amacına uygun ve ayrıca en pratik çözüm olarak mahkememizce benimsenmiştir. Bu benimseme çerçevesinde uyuşmazlığın bankacılık ve finans davalarına bakmakla görevli ticaret mahkemesince ele alınması gerektiği kabul olunmuştur.
Nitekim temel ilişkinin farklı olduğu başkaca bir uyuşmazlıkla ilgili Emsal Yargıtay uygulamasına göre;
"Davacı vekili, müvekkilinin Almanya vatandaşı olduğunu ve ...’da yaşadığını ve hakkında ...Sulh Mahkemesinin 09.11.2012 günlü ve 9IK 2/12 sayılı kararla iflas kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek iflas kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ... Federal devleti ile Türkiye arasında mütekabiliyet anlaşmasının olduğu, istemcinin iflas ettiği ve iflasına karar verildiği gerekçesiyle tanıma ve tenfiz kararı verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yabancı mahkeme kararlarının tanınması, MÖHUK’un 58/1. maddesinin yollamasıyla, aynı Yasa’nın 51/1. maddesi uyarınca asliye mahkemesinin görevinde ise de somut olayda istem, iflasa ilişkin olduğundan yargılama görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir (İİK.m.154/son).
Bu nedenle mahkemece, HMK'nın 114/1-c, 115/1-2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir" (Yargıtay 23. HD 2016/8949E. 2019/5469K:sayılı ilamı) şeklindedir.
Yine mahkememizce Rusya'daki bir ticaret mahkemesi kararının tanınması ve tenfizi ile ilgili Mahkememizin 2022/565E. 2022/658K.sayılı dava dosyasında da temel uyuşmazlık gözetilerek söz konusu davada denizcilik ihtisas mahekmesinin görevli olduğu noktasında karar oluşturulmuştur. Bu karara yönelik istinaf başvurusunu inceleyen İstanbul BAM 13.HD 2022/2406E. 2023/101K.sayılı kararında:
"MÖHUK'un 51/1. Maddesinde yer alan tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye mahkemeleri olduğuna dair hüküm; uygulama ve öğretide farklı görüşlere neden olmuş ise de yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, hükümde sözü edilen “Asliye Mahkemesi” ifadesi, Asliye Hukuk Mahkemeleri ile sınırlı olarak yorumlanmamalı, Asliye Mahkemelerinden olan İş, Tüketici, Ticaret vb. gibi özel görevli mahkemeleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Tenfiz davalarında görevli mahkeme, tarafların sıfatına göre değil davanın konusuna göre belirlenmek durumundadır. Yargıtay uygulamaları bu yöndedir. (Örnek olarak Yargıtay 20.H.D'nin 02/10/2017 tarih ve 2017/7998-7167 sayılı yargı yeri belirlenmesine yönelik kararı ve Yargıtay 11.H.D'nin 05/02/2018 tarih ve 2016/12178 E- 2018/718 K sayılı kararı.)
İddianın ileri sürülüşü ve yabancı mahkeme kararının içeriği dikkate alındığında somut olayda denizcilik ihtisas mahkemesi olan İstanbul 17.ATM somut davada görevlidir. İlk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir".
gerekçesiyle mahkememiz kararına yönelik istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Hal böyle gerek mahkememizce yapılan uygulamalar gerekse diğer yargısal uygulamalar karşısında dava dosyasının bankacılık ve finans davalarına bakmakla görevli ticaret mahkemesince görülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu noktada Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekir.
Bu noktada verilecek kararın görevsizlik olup olmadığı da ele alınacaktır.
Mahkememizin banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin 2021 tarihli HSK kararı sonrası istikrarlı şekilde benimsediği gerekçe şu şekildedir:
"Öncelikle Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin kararına aykırı olacak şekilde, finans dava ve işlerine bakmakla görevli ihtisas mahkemesinin bu ihtisas durumunun, "tevzi müdürlüğünden kaynaklanan hata" nedeniyle sona ereceğini kabul etmek mümkün değildir.
Genellikle "tevzi müdürlüğünden kaynaklanan hata" sonucunda, ihtisas mahkemesi sıfatı bulunmayan mahkemelere dava ve işlerin tevzi müdürlüğü tarafından dağıtımının yapıldığı görülmektedir. Hakimler ve Savcılar Kurulunun Birinci Dairesinin, bu tip dava, iş ve başvuruların anılan ihtisas mahkemeleri ve hâkimliklere tevzi olunmasına dair idari kararının gereğinin icrası açısından artık ihtisas mahkemesi olmayan mahkemelerce bu dava ve işlere bakılması ise mümkün değildir. O halde finans mahkemeleri olarak belirlenen mahkemelerce, söz konusu dava ve işlere bakılması usulüne uygun olarak sağlanmalı, en önemlisi verilecek kararın mevcut kanuni düzenlemeler ve yerleşmiş hukuk kavramlarına ise açıkça aykırı olmaması gerekmektedir.
Finans dava ve işlerine bakacak mahkemelerin hangileri olduğu 5235 sayılı Kanunun m.5/f.5 hükmünün Hakimler ve Savcılar Kuruluna vermiş olduğu yetki çerçevesinde belirlenmiş ve mahkemeler arasındaki iş dağılımının adı geçen hüküm çerçevesinde belirlenmesi söz konusu olmuştur. Bir başka deyişle finans dava ve işlerine bakacak mahkemeler ile ilgili ihtisas mahkemelerinin faaliyete geçmesi, açık bir kanuni düzenlemede bu mahkeme isimlerine yer verilmesi sonucunda değil anılan 5235 sayılı Kanunun Hakimler ve Savcılar Kuruluna vermiş olduğu açık yetki sonucunda söz konusu olmuştur.
Bu noktada ifade etmek gerekir ki T.C.Anayasasının m.140 hükmüne göre HSK'nın almış olduğu bu karar bağlayıcı nitelik taşımakla birlikte usul hukuku tekniği anlamında bir görevsizlik kararına esas nitelik taşımamaktadır. Zira bilindiği üzere görev, 6100 sayılı HMK m.1 hükmü uyarınca "(...)ancak kanunla düzenlenir". Yine T.C.Anayasasının m.142 hükmü dahi bu yöndedir. Kanun koyucunun gerekçesinde belirtmiş olduğu üzere düzenleyici idari işlemler aracılığıyla göreve yönelik herhangi bir belirleme yapılamaz. O halde gerek anılan kanun ve anayasa hükümleri ve gerekse iş dağılımına esas olan HSK kararı dikkate alındığında, ihtisas mahkemesi olmayan mahkemece verilen karar usul hukuku tekniği anlamında bir görevsizlik kararı değildir.
Öteden beri ve özellikle 2010 yılı öncesi dönemindeki HSYK kararları uyarınca kimi zaman ahkâmı şahsiye işleri ile ilgili bazı sulh hukuk mahkemelerine yetki verilmekte veya sonradan ise verilen bu yetki kaldırılabilmektedir. Doktrinde "...ahkâmı şahsiye işlerine bakan sulh hukuk mahkemesi ile diğer sulh hukuk mahkemeleri arasında, dosyaya HSYK kararı uyarınca bakması gerekmeyen mahkemenin bu dosyaya bakmaya muhalif kararının görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı kabul edilmektedir". Böylelikle HSK kararı uyarınca belirlenen mahkeme ile refik olan mahkeme arasındaki davaya bakma veya bakmama noktasında verilen kararın görevsizlik kararı niteliğinin bulunmadığı doktrinde dahi genel kabul görmektedir. (Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt 1, 2021, İstanbul, Sayfa 676)
Yine 1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı TTK ile asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında iş bölümü ayrımının getirildiği, iş bölümüne dayalı olarak hukukumuzda sadece adı geçen mahkemeler arasında gönderme kararı verilmesinin mümkün hale geldiği açık ise de 01/07/2012 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesiyle beraber bu mahkemeler arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüşmüş, usul hukuku tekniği anlamında artık "gönderme kararı" verilebilmesi de mümkün olmaktan çıkmıştır. Gönderme kararı hukukumuzda, 6762 sayılı TTK döneminde iş bölümü itirazı üzerine ve yasal koşulların oluşması durumunda, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemeleri arasında ancak verilebilen ve bağlayıcılığı olan bir karardır. Bu nedenle ihtisas mahkemesi olmayan asliye ticaret mahkemesinin, ihtisas mahkemesi sıfatı olan asliye ticaret mahkemesine yönelik olarak bir "gönderme kararı" verebilmesi artık usul hukuku tekniği açısından mümkün değildir.
Nitekim Hakimler ve Savcılar Kurulunun Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarihli karar içeriği dikkate alındığında, Kurul kanundan kaynaklanan yetkisine istinaden "iş dağılımı" çerçevesinde finans dava ve işlerine bakmak noktasında bazı asliye ticaret mahkemelerini iş yoğunluğunu dikkate alarak belirlediğini açıklamıştır. Hakimler ve Savcılar Kurulunun Birinci Dairesinin adı geçen kararı yukarıda açıklandığı gibi öteden beri devam eden, yerleşik olan ve iş dağılımı çerçevesinde bazı mahkemelerce belli tip dava ve işlerin bakılmasını amaçlayan bir karardır.
Mevcut iş dağılımına aykırı olarak tevzi müdürlüğünün hatasının giderilmesi "iade kararı" ile giderildiği takdirde yürürlükteki kanun hükümlerine ve yerleşik hukuk kavramlarına aykırılık çıkmayacaktır.
26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Kanunun m.5/f.5 hükmü gereği "iş dağılımı" ilkesi çerçevesinde dava ve işe hangi mahkemenin bakacağına dair HSK'nın almış olduğu idari karara aykırı şekilde tevzi müdürlüğünün yapmış olduğu dağıtım karşısında, artık yanlış dağıtım yapılan mahkemece "iade kararı" verilecektir. Aksi halde Hakim ve Savcılar Kurulunun Birinci Dairesinin "iş dağılımına" dair dayanak kararının gereğinin kanun sınırları dahilinde yerine getirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu "iade kararı", mevcut "iş dağılımı"na dair HSK kararı çerçevesinde ve tevzi müdürlüğünce ihtisas mahkemelerine dağıtılması gereken dosyanın mahkemeye dağıtılmasını temin eden, bu yöne ilişkin eksikliğin bu şekilde giderilmesini sağlayan bir karardır.
Nitekim kısım BAM daireleri de halihazırda bu görüşü destekleyen, kararın görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı yönünde kararlar vermektedir. (İstanbul BAM 14.HD 2022/811E. 2022/169; İstanbul BAM 44.HD 2022/1675E. 2022/1803K.sayılı kararları) Esasen gereksiz mağduriyetlerin oluşmaması açısından da bu görüş isabetlidir.
Yargısal bir uygulamada da bir dava dosyasının maddi hata sonucunda mahkemeye intikal etmiş olması durumunda, maddi hatayı yapan mahkemece bu eksikliğin giderilmesi için dava dosyasını teslim alan mahkemece "iade kararı" verilmesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla dahi benimsenmektedir. Nitekim adı geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında da " (...) O halde; öncelikle görevsizlik kararının davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmesinin sağlaması için dosyanın görevsizlik kararını veren mahkemeye iadesi ile kararın anılan mahkemece kesinleştirilmesi ve taraflardan birinin talepte bulunması üzerine görevli mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir. Tarafların, kararın kesinleşmesinden itibaren yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunmaması hâlinde ise HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca görevsizlik kararını veren mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinden direnme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmiştir" gerekçesiyle "dosyanın iadesi" şeklinde karar verilebileceği yönünde uygulamasını ortaya koymuştur. Zaten ilk derece mahkemelerinde de az da olsa bazı mahkemelerce uzun yıllardan beri bu yönde uygulama yapıldığı bir gerçektir.
Hakimler ve Savcılar Kurulunun Birinci Dairesinin kanuni yetkisi dahilinde almış olduğu idari kararı uyarınca, dava dosyasının ihtisas mahkemesi olarak belirlenen mahkemelerce görülmesi amacıyla bu dosya ile ilgili iade kararı verilmesi ve bu "dağıtıma ilişkin hatanın" tevzi müdürlüğünce giderilmesi, aslında HSK'nın iş dağılımı kararı uyarınca dağıtım yapılması gereken ihtisas mahkemesinin görevinin başlamasına matuf bir işlemdir. (Mustafa AKIN, Finans Davalarına Ve İşlerine Bakan ve Bakamayan Ticaret Mahkemeleri Arasındaki Yatay İlişki, İstanbul Barosu Dergisi, 2023 Ocak-Şubat, Sayfa 89)
Bu arada Mahkememizin halihazırdaki başkanı tarafından, 2023 yılında yapılan talep üzerine toplanan İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca yapılan başvuru sonucunda, Yargıtay 11.HD oluşturmuş olduğu 2023/4482E.2023/5883K.sayılı ilamında;
" Bu sebeple, açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosu, dosyayı HSK 1. Dairesinin 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi edecek, tevzinin yanlış yapılması durumunda dosya kendisine tevzi edilmiş asliye ticaret mahkemesi, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/gönderilmesine karar verecektir. Dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmayıp gönderme kararı niteliğindedir" şeklindedir.
Esasen bu gerekçe öteden beri mahkememizce benimsenen gerekçe ile dahi uyum taşımaktadır.
Bu nedenle bankacılık ve finans davalarına bakmakla görevli olan asliye ticaret mahkemeleri ile bu davalara bakmakla görevlendirilmemiş olan asliye ticaret mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu benimseyen bir kısım İstanbul BAM daire kararlarının uygulaması benimsenmemiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HSK Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarih 1232 kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın niteliği gereği kesin olarak ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!