WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/133 Esas
KARAR NO : 2024/174

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/02/2024
KARAR TARİHİ : 01/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı sigortalı "... adresinde kain yer için Bürom Sigorta Poliçesinin düzenlediğini, 01.03.2023 tarihinde ...'ye ait logarın tıkanması sonucu sigortalı iş yerine su sirayet ettiğini ve dava dışı sigortalının iş yerinin zarar gördüğümü, 07/04/2023 tarihli eksper raporunda hasarın ...'ye rücu edilmesi uygun görüldüğü şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, eksper raporunda 12.000,00 TL hasar tazminatı hesaplandığını, müvekkili tarafından 23/05/2023 tarihinde 12.000,00 TL tutarında hasar tazminatı dava dışı sigortalıya ödendiğini, yapılan ödeme ile müvekkilinin Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesine göre sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalıya rücu mektubu göndererek ödemek zorunda kaldığı bedelin tahsilini talep ettiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine ... 24.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunun sabit olduğunu, takip konusu alacağın likit olduğunu, İİK madde 67. hükmü gereğince, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile icra takibindeki miktar üzerinden; takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı, ticari faiz, yargılama harç ve masrafları eklenerek takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 24.İcra İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, Sigorta Poliçesi, hasar tespit tutanağı, ekspertiz raporu, hasara ilişkin fotoğraflar, hasar dosyası, ekspertiz raporu celp edilmiş incelenmiştir.
Dava; davacı sigortacının dava dışı sigortalısına ödediği hasar bedelini 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi Kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunundan doğan hukuk davalar ticari dava sayılmıştır.
Huzurdaki dava anılan maddede; "Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine" ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari davalardan değildir.
Nispi ticari davalar ise TTK.nun 5.maddesinde düzenlenmiş olup, her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü karşısında davacının dava dışı sigortalısının dava haklarına halefiyet yoluyla sahip olduğu açıktır. Davada onun sahip olduğu tüm haklara halefiyet gereği davacı da sahiptir. Diğer bir anlatımla somut olaya ilişkin dava, dava dışı sigortalı tarafından davalı aleyhine açılmış olsa idi nasıl aradaki ilişkinin ticari dava olup olmadığını araştırmak gerektiğini söyleyebiliyorsak, halefiyet prensibi gereği de aynı şeyi düşünmek zorunludur. Değişen tek şey davacının taraf sıfatındadır. Bu da halefiyet prensibi gereği davada davacıya aktif husumet ehliyeti tanımaktadır.
Bu husus Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, HALEFİYET DAVASI BİR TİCARİ DAVA SAYILAMAZ. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu nedenle dava (halefiyet davası) mutlak bir ticari dava değildir.
Dava dilekçesindeki anlatımlar ve dilekçe ekindeki sigorta poliçesi incelendiğinde, dava dışı sigortalının "..." olduğu görülmüştür. Nispi ticari dava bakımından dava dışı sigortalının tacir sıfatına bakıldığında, ... kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Esnaf ve Sanat Odalarının kuruluş kanunun 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu olduğu, 5362 sayılı Kanunun 3/d. maddesinde Esnaf ve Sanat Odasının tanımının / tarifinin yapıldığı, ayrıca adı geçen Kanunun 4 ilâ 15. maddeleri arasında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Esnaf Odalarının kuruluş, üyelik vs.. tüm hususların düzenlendiği, 5362 sayılı Kanunun 1. ve Geçici 1.maddesi uyarınca Esnaf ve Sanat Odalarının "...tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf ve sanatkârlar odaları ..." ibaresi ile kamu tüzel kişiliğinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Şu halde, "..."nın tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğundan, ayrıca ve özellikle 5362 s. Kanununda Esnaf ve Sanat Odalarının tacir olarak kabul edildiği yada tacir sayıldıkları yönünde herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığından tacir sıfatları bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Esnaf ve Sanat Odalarının 6102 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri de mümkün değildir
Benzer düşünceden hareketle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4599 E. 2023/3797 K. sayılı BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR kararında; "...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple ...'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." şeklinde karar vermiş olup, Organize Sanayi Bölgelerinin kendi kuruluş kanunları uyarınca özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğunu, ancak kuruluş Yasasında tacir oldukları yönünde yasal düzenleme bulunmadığından nispi ticari dava bakımından Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu belirlemiştir.
Yapılan açıklamalar, gösterilen bu karardan da hareketle, ... tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari bakımından adı geçen dava dışı sigortalının kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğundan tacir sıfatı bulunmadığı, bu itibarla Asliye Ticaret Mahkemesi olarak Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin genel görev kuralları uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. madde hükümler uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere);
1-HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, HMK 341/2. maddesi hükmü uyarınca miktar itibarile KESİN olmak üzere karar verildi. 01/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır