T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/793
KARAR NO : 2024/267
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/12/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye’de ambalaj sektöründe faaliyet gösteren firmalarından olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirket ile...ve ... isimli hammadde ürünlerinin satın alınacağı hususunda mutabık kalındığını, söz konusu anlaşma uyarınca müvekkili şirketin davalı şirketten hammadde alımı gerçekleştirdiğini, bu hammaddelerin çoğunluğunun gümrük devir olacak şekilde alındığını, ithalatı yapılan hammadde evraklarının geç iletilmesinden kaynaklı ödenen fazla demuraj ve ardiye ücretleri ,ithalat sırasında fazla ödenen gümrük vergileri, davalı şirketin satışı konusunda destek olacaklarını ifade ettikleri hammadde için malı millileştirmeden antrepo stoklarında bekletilen için her ay taraflarına yansıtılan depo ücreti işlemlerinden ötürü müvekkil şirket tarafından ekstra ücretler ödenmek zorunda kaldığını, ödenen bu ekstra ücretlerin davalı şirket tarafından işlemlerin bitimine istinaden müvekkili şirkete ödeneceği bilgisinin alındığını ve bu konuda mutabık kalınarak ilerlediğini, müvekkili şirket tarafından her işlem sonrasında ...firmasına yapılan ödemeler iletildiğini, bu ödemelere ilişkin 27.02.2022 tarihli ... numaralı, 27.02.2022 tarihli ... numaralı, 01.09.2022 tarihli ... numaralı, 01.09.2022 tarihli ... numaralı, 01.09.2022 tarihli ... numaralı, 07.02.2023 tarihli ... numaralı ve 07.02.2023 tarihli ... numaralı faturaların düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki gereği müvekkil şirket tarafından üzerine düşen edim yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından fatura alacağına ilişkin borç ödenmediğini, söz konusu duruma ilişkin davalı şirkete pek çok defa ödemeye ilişkin hatırlatmalar yapıldığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkisi gereği düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın muaccel olmasını takiben davalıya ... 5. Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile itiraza uğramaksızın kesinleşmiş faturalara dayalı vadesi geçmiş 81.500,95 USD tutarındaki borcun ihtarname tebliğini takiben üç gün içinde ödenmesini aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, sebeple fatura alacağından kaynaklanan borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatılmasının zorunlu hale geldiğini, kanunen faturayı kabul etmiş sayılan borçlunun, fatura alacağından kaynaklanan borcuna yönelik müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapmadığını, davalı şirket tarafından satılan hammadde ürünlere ilişkin masrafların davalı şirkete iletildiği ve davalı şirketin söz konusu masrafları ödeme taahhütü dahilinde faturalar düzenlendiği açıkça ortada olduğunu, başlatılan icra takibine karşı borçlu tarafından yapılan ve asıl alacağın para birimine, işlemiş faize ve ferilerine yönelik olan kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesini, davalının ... 37. İcra Dairesi ...E. sayılı icra dosyasında haksız ve kötü niyetli şekilde ileri sürdüğü itirazın iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile ... 37. İcra Dairesi ...E. sayılı icra dosyasında takibin devamına, davalının aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan iş bu alım satıma dair alım satım sözleşmesi düzenlenmediğini, davalı şirket davacının talebi ile bağlı olarak kendisi tarafından belirlenen birim fiyatı üzerinden davacıya bildirim yaparak siparişi kesinleştirmiş olduğunu, davacının siparişi kendisine ulaşmış olduğunu, faturalar mukabili ödemeler tamamlanmış olduğunu, daha sonra davalının hiçbir yazılı taahhüdü olmaksızın, davacı münferit iradesi ile davalıın taahhüt etmediği edimlerinin eksiliğinden bahsederek, ödemesini yaptığı ürünlere dair toplamda 7 adet yansıtma faturası ve hizmet faturası keserek davaya konu edilen alacak kadar iade talebinde bulunduğunu, bu hali ile iade faturalarına konun edilen yansıtma ve hizmet bedeli kabul edilemez bir alacak olduğunu, bu hali ile bu faturalara konu hizmet ve yansıtma bedellerinin ticari ilişkide yeri olmadığını, davacının basiretli olarak kendi talebi ile davaya konu siparişleri alarak bedelini ödedikten sonra dilediği kari yapamamaktan ötürü uğradığı zararları müvekkile rücu edecek hukuki sebepten ve illiyetten ari bir durum içinde olduğunu, taraflar arasında davacının iddia ettiği zararları tazmine yol acacak bir sözleşmenin olmadığını, anılan sebeple davalı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olmasından kaynaklanan bir alacak talebinin olmadığını, bu noktada davacının iddia ettiği gibi malların teslimine dair bir temerrüt ihtarı da olmadığını, bu bakımdan malların geç tesliminden kaynaklandığı iddia edilen alacaklara dair yansıtma faturalarının da kabulü mümkün olmadığını, davacının icra takibine konu alacak talebinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibine itirazlarının kabulü ile kötü niyet barındıran bu alacak talebi sebebi ile davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacının satım sözleşmesine dayanarak alacak talep ettiği, icra takibi yaptığı, itirazın iptali davasının süresi içinde mahkememizde açıldığı, takibin yabancı para üzerinden gerçekleştiği, faiz ve kur ile ilgili açıklama olduğu, ancak takip talebinde yabancı paranın TL karşılığının gösterilmediği, ödeme emrinde de bu noktada herhangi bir kayıt bulunmadığı tartışmasızdır.
Dava, İİK m.67 hükmüne dayalı itirazın iptali davasıdır.
Davanın esasına girilebilmesi açısından genel ve özel dava şartlarının bir arada bulunması esas olup bu noktada geçerli bir icra takibinin mevcut olması ise Yargıtay kararlarında da benimsendiği üzere ve kanun hükmünden anlaşılacağı gibi özel bir dava şartıdır.
Buna göre yabancı para üzerinden icra takibi yapılmış olduğu anlaşılmakla bu durumun öncelikle irdelenmesi ve geçerli bir icra takibi olup olmadığı ele alınmalıdır.
"TBK’nun 99. maddesinin son fıkrasına göre; Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Ancak İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır" (HGK’nun 12.05.1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı).
Somut olayda takip talebinde toplam 81.500,95 USD alacağın tahsilinin istendiği, ancak yabancı paranın TL karşılığının takip talebinde yer almadığı, yine harca esas değerinde belirtilmediği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumda, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nun 58. maddesi gözetildiğinde ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı, icra mahkemesine başvurulması durumunda iptali gerekecek bir takibin ise mahkememizde itirazın iptali davası konusu olması durumunda ticaret mahkemesinde bu durumun kendiliğinden ele alınması gerekeceği ise açıktır.
Nitekim doktrinde de "İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk Parası karşılığını belirten takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla Yargıtay alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra tahsil tarihindeki kur üzerinden Türk Parası karşılığını talep etmesinin mümkün olduğu, harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk Parası karşılığının gösterilmesi gerektiği" görüşleri mevcuttur. Görüldüğü gibi Yargıtay yabancı para üzerinden takibin devamına karar verilebileceğini kabul etmektedir. Ancak yabancı paranın aynen ödenmesini içeren ödeme emri İİK'nın 58/3 maddesine uygun olmadığından böyle bir takibin devamına karar verilmez (Adnan DEĞNEKLİ, Sedat KISA, İtirazın İptali Davaları, 2. Baskı, sayfa 165)"
Somut olayda HMK m.114/f.2 hükmü uyarınca özel dava şartının bulunmadığı, tamamlanabilir olmadığı anlaşılmaktadır.
HMK m.115 hükmüne göre "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." O halde davanın adı geçen hükümler çerçevesinde dava şartı yokluğundan reddi zorunluluk arz etmektedir.
Bilindiği üzere İİK.m.67/f.2 hükmüne göre itirazın iptali davalarında davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi karşısında borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli olması halinde ise alacaklı tazminata mahkum edilir. Buna göre davalı borçlunun itirazının haksızlığı bu aşamada anlaşılamadığından ve davanın red nedeni karşısında davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine; davacının ise kötü niyetli olarak ve haksız şekilde takip yaptığı bir bütün olarak ispatlanamadığından davalının, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından kanuna uygun takip yapılmaması nedeniyle, açılan itirazın iptali ve takibin devamı davasının HMK m.114/f.2 hükmüne atfen HMK m.115 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, davanın red nedeni karşısında davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının ise şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından kanuna uygun takip yapılmaması nedeniyle, açılan itirazın iptali ve takibin devamı davasının HMK m.114/f.2 hükmüne atfen HMK m.115 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
Davanın red nedeni karşısında davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
Davalının, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 32.516,25TL harçtan mahsubu ile bakiye 32.088,65 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin hazinece harcanacak gider olduğundan bu miktarın ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda, 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!