WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/732
KARAR NO : 2024/299

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tensip kararı ile birlikte, İ.İ.K. 287. Maddesi muvacehesinde müvekkili şirkete üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato teklifine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkili şirkete bir yıl süre ile kesin mühlet verilmesine, komiser tayinine ve gerekli sürecin yürütülmesine, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen banka teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine; müvekkillerine ait malvarlıklarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, şirket malvarlığının korunması amacı ile, konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere şirkete karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine (ödeme emri gönderilmemesine); işbu konkordato talebinden önce müvekkillerine karşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına; rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına; mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına (İİK m.294/6); şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine; alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına; mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına; mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve hesaplarda şirket lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesine; geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine; konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, şirket malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava İİK m.285 vd.hükümlerinden kaynaklanan adi konkordatoya ilişkindir.
Bilindiği üzere kesin yetki 6100 sayılı HMK m.114 hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup öncelikle bu hususun ele alınması, buna göre diğer işlemlerin halli gerekir.
Konkordato davalarında yetkili ve görevli mahkeme; iflasa tabi borçlu için 154'üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
Bilindiği üzere davanın açılmasının usul hukuku açısından sonuçlarından biri, her davanın "dava açıldığı tarihteki" durumuna göre değerlendirilmesidir.
Bu çerçevede davacı şirketin, davanın açıldığı tarih itibariyle sicil adresinin kayden "..." ilçesi olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkememizce tensip aşamasında oluşturulan ara kararlar gereği bu husus üzerinde durulmuştur. Zira davacı olan şirketin karine olarak muamele merkezi Bayrampaşa olmakla birlikte bu karinenin aksinin ispatlanabilir olup olmadığı hususu dahi ele alınmalıdır.
İİK m.285/f.3 hükmünün atıf yaptığı İİK m.154 hükmü dikkate alındığında iflasa tabi borçlu konkordato talebini muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ileri sürebilecektir.
Buna göre mahkemenin yetkisi kamu düzeni ile ilgilidir. Bir başka deyişle mahkeme bu hususu resen incelemekle yükümlüdür. Kaldı ki HMK.m.382/2-f/2 hükmü çekişmesiz yargı niteliğinde olan bu talep açısından bu hususun ele alınması önem arz etmektedir.
Her ne kadar konkordato talep eden tacirin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil etmekte ise de ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezinin olduğunun anlaşılması halinde ayrıca takdiri gerektirir. O halde davacı borçlunun işlem merkezinin, ticaret sicilde kayıtlı adresinden başka bir yer olduğunun anlaşılması durumunda, davacı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yer değil, fiili işlem merkezinin bulunduğu yer olduğu kabul edilmesi gerekecektir.
Nitekim iflasta yetkili Mahkeme açısından kabul edilen bu genel kural Yargıtay tarafından benimsenmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20/02/2013 tarihli 2012/19-643 E. 2013/256 K. sayılı kararında; “... İflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas davasının bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Geçici mühlet aşamasında alınan konkordato komiser heyeti raporunda ve yerinde yapılan incelemeler, araştırmalar sonucunda hazırlanan 21/03/2024 tarihli raporda "Ticaret Sicil kayıtlarına ve vergi kayıtlarına göre şirketin merkez adresinin ... adresinden, ... adresine taşındığı, 24.10.2023 tarihli genel kurul kararıyla 26.10.2023 tarihli 274 Sayfa, 10944 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edildiği tespit edildiği, (Ticaret Sicil Gazetesinde borçlunun son 5 yıllık geçmişe yönelik kayıtlarında Sayın Mahkemenizin yetki sınırları içerisinde bir adresine rastlanmamıştır.) bu tescil talebinden önce davacı borçlunun ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi ... tarihli ... Esas sayılı dosyasında kapsamında hakkında verilen mühlet kararı kaldırılarak, konkordato talebi reddedildiği, akabinde davacı borçlu tarafından adres değişikliğine gidilerek Sayın Mahkemenizin yetki sınırları dahilinde bir merkez adres belirlenmiş olup, heyetçe ilgili adrese gidilerek incelemeler yapıldığı, bu adreste borçlu küçük tek odalı bir yer tutup, kısmi anlamda faaliyet gösterdiği tespit edildiği, nitekim borçlu yetkilileri ile yapılan ilk toplantı ... adresinde gözüken şubede gerçekleştirilmiş olup, borçlunun üretim ve yönetim faaliyetlerinin buradan yürüttüğü heyetimizce gözlemlendiği, davacı borçlu tarafından Sayın Mahkemeniz nezdinde konkordato başvurusu 08.11.2023 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, borçlunun merkez adresi 26.10.2023 tarihinde değiştirildiği, bu kapsamda Sayın Mahkemenizin başvuru tarihi itibariyle aksi ispatlanana kadar yetkili olduğu, ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, borçlunun ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü ve tüm ticari işletmesinin Esenyurt/İstanbul
adresinde mevcut şubeden yönetildiği göz önünde bulundurulduğunda muamele merkezinin ... adresi olması kabul edilmesi gerektiği" açıkça ifade edilmiştir.
Buna göre davacı şirketin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinde yer alan sicil adresinin, 12/10/2023 tarihinde konkordato talebinin reddolunması sonrası ... İlçesine taşıdığı, 24/10/2023 tarihli genel kurul kararının 26/10/2023 tarihi itibariyle ticaret siciline tescilinin gerçekleştirildiği, akabinde ise ilan olunduğu, buna mukabil söz konusu davanın ise mahkememizde 08/11/2023 tarihi sonrası açıldığı, bu suretle adres değişikliğinden iki hafta sonra mahkememizde konkordato talebinin ileri sürüldüğü, ancak konkordato komiser raporlarında da belirtildiği üzere davacı borçlu şirketin mahkememizde dava açıldığı tarihte itibariyle tüm ticari faaliyetlerinin yürüttüğü yerin, ayrıca tüm ticari işletmesinin Esenyurt İlçesinde devam ettiği, 26/10/2023 tarihli ilân sonrası ise yeni adres olarak görünen Bayrampaşa ilçesinde görünmesinin sadece küçük, tek odalı bir yer bulunduğu, bu suretle aslında şirketin üretim faaliyetlerinin dahi ... ilçesinde gerçekleştiği, dava tarihi itibariyle görünümün bu şekilde olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda belirtilen kanuni karinenin aksinin ispatlandığı, aslında dava tarihi itibariyle davacı borçlu şirketin muamele merkezinin yani ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü, tüm ticari işletmesinin yönetildiği, üretime dair faaliyetin oluştuğu adresin ... ilçesi olduğu, bu yerin ise HSK kararları uyarınca ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinde kaldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 154. maddesinde düzenlenen yetki, kamu düzenine ilişkin ve mutlak yetkidir. Bu şekilde, yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır. Çünkü, kesin yetki kuralı dava şartıdır. (HMK. 114/1-ç, m.115) Bu nedenle, kesin yetki hallerinde yetki itirazı, ilk itiraz değildir. Bilindiği üzere, davanın esası hakkında inceleme yapabilmek için gerekli olan şartlara, dava şartları denmektedir. Mahkemenin, gerek kendiliğinden gerek tarafların itirazı üzerine yapacağı inceleme sonunda, dava şartının noksan olduğunu tespit etmesi halinde davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmesi gerekmektedir.
Kaldı ki halihazırda mahkememiz başkanı tarafından daha önce gerçekleştirilen talep üzerine, İstanbul BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca yapılan başvuru sonucunda Yargıtay 6.HD 2021/4808E.2021/1790K.sayılı kararı oluşturulmuştur. Bu kararda: "Ayrıca konkordato talebinin incelenmesi aşamasında kanun koyucu, çok kısa ve kesin süreler öngörmüştür. Kanun koyucunun amacı konkordato sürecini bir an önce sonuçlandırmaktır. Konkordato uyuşmazlıklarında mahkemelerin yetkisi kanun koyucu tarafından kesin yetki olarak belirlenmiş olmasına rağmen yetkisiz mahkemenin bu durumunu gözeterek vermemesi gereken ihtiyati tedbirleri kaldırmaması, yetkisizlik kararına karşı kanun yollarına başvurulması halinde süreci uzatacak, alacaklıları mağdur edecek, borçluya kanunun tanıdığı sürelerin çok üzerinde bir hukukî koruma sağlayacaktır. Bu durumun kanun koyucunun konkordato sürecindeki amacına uygun olmadığı açıktır. Bu nedenlerle, kesin yetki nedeniyle davanın usulden reddi kararıyla birlikte alınan konkordato tedbirlerinin de kaldırılması gerekmektedir. Zira kararın tebliği, kesinleşmesi, yetkili mahkemeye gönderilmesi, talepte bulunmanın geciktirilmesi gibi usulî işlemlerin alacağı zamanın, konkordato talebinde yasa ile belirlenen kesin süreleri bertaraf edeceğinin gözönünde bulundurulması gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle konkordato talebi üzerine, HMK'nın 114/1-ç ve 115/2'nci maddeleri gereği, kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi durumunda, mahkemece, HMK’nın 20'nci maddesinde belirtilen sürede talep olması hâlinde, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi ve İİK'nın 287'inci maddesi gereği konkordatoya yönelik alınan tedbir kararlarının re'sen kaldırılmasına karar verilmesi gerekli olup, bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir" şeklinde açıklanan gerekçe karşısında ise mahkememizce kesin yetki nedeniyle davanın reddi nedeniyle mahkememizce tedbirlerin kaldırılması, ayrıca HMK m.20 hükmünün somut olayda uygulanması karara bağlanmıştır. Bu nedenle HMK m.20 hükmünün işletilmeyeceğine dair İstanbul BAM 17.HD kararı benimsenmemiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında, davacı şirketin açmış olduğu davanın, HMK m.114/f.1 bend (ç) hükmü ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra yasal süresi içinde ve talep halinde dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine (1.,2.,3.) gönderilmesine, başka mahkemede davaya devam edilmesi söz konusu olmadığında dava hakkında açılmamış sayılma kararı verilerek davacının yargılama giderlerine mahkum edileceğinin ihtarına, karara karşı kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde; süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştirilmiş ise kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesine, HMK 331/2 maddesi uyarınca davaya başka bir mahkemede devam olunacağından yargılama giderlerine bu aşamada hükmedilmemesine, davanın kesin yetki nedeniyle usulden reddi karşısında mahkememizce verilen geçici mühletin ve tüm tedbir kararlarının 04/04/2024 günü saat: 16:17 itibariyle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda yazılan nedenlerle;
1-Davacı şirketin açmış olduğu davanın, HMK m.114/f.1 bend (ç) hükmü ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden sonra yasal süresi içinde ve talep halinde dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine (1.,2.,3.) gönderilmesine,
3-Başka mahkemede davaya devam edilmesi söz konusu olmadığında dava hakkında açılmamış sayılma kararı verilerek davacının yargılama giderlerine mahkum edileceğinin ihtarına,
4-Karara karşı kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde; süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştirilmiş ise kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesine,
5-HMK 331/2 maddesi uyarınca davaya başka bir mahkemede devam olunacağından yargılama giderlerine bu aşamada hükmedilmemesine,
6-Davanın kesin yetki nedeniyle usulden reddi karşısında mahkememizce verilen geçici mühletin ve tüm tedbir kararlarının 04/04/2024 günü saat: 16:17 itibariyle kaldırılmasına,
7-Davacı şirket yönünden, konkordato komiserlerinin görevlerinin 04/04/2024 günü saat:16:17 sona erdiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
8-Davacı şirketin konkordato talebi ile ilgili talepleriyle ilgili hüküm fıkrasının İİK m.288 hükmü uyarınca daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan Tapu Müdürlüğüne, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Vergi Dairesine, Gümrük Ve Posta İdarelerine, ... Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankalar Birliğine, ... Ticaret Odasına, ... Sanayi Odasına, ...'a, Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere gerekli yerlere ayrı ayrı bildirilmesine,
Dair, konkordato hakkında verilen karara karşı konkordato talep eden davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren on gün içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip