T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/661
KARAR NO : 2024/317
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/09/2014
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:1-(Kapatılan ...49.ATM.nin ... Esas sayılı davası); Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.3.2013 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle davalıya verilen; 16.10.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli,... Şubesine ait, 20.11.2013 Keşide tarihli, ...çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ...Şubesine ait ve 18.12.2013 Keşide tarihli, ...çek nolu 100.000,00.-USD bedelli,... Şubesine ait çeklere el konulması, devrinin önlenmesi, çeklerin ödenmemesi ve çeklerin icra takibine konmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini ayrıca bu çeklerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir
2-... Esas sayılı davadaki talep; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.3.2013 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle davalıya verilen; 16.10.2013 Keşide tarihli,... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli,... Şubesine ait, 20.11.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ... Şubesine ait çeklere el konulması, devrinin önlenmesi, çeklerin ödenmemesi ve çeklerin icra takibine konmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini davanın ... 49.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, 16/10/2013 tarihli çek yönünden 100.000USD'nin avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına, diğer çekten dolayı ise davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çeklerin mevzuata uygun şekilde müvekkiline ciro ve teslim edildiğini, davacının dava dışı şirketle arasındaki ticari uyuşmazlıktan kaynaklanan itirazları müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin çeklerin gerçek bir ticari ilişkiden kaynaklandığını tespit etmesi üzerine çekleri aldığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu , ihtiyati tedbirin haksız olduğunu, kaldırılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini ve %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
3-... 32ATM ...Esas sayılı davadaki talep; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.03.2013 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle davalı ...TİC. A.Ş.'ye verilen; ...Keşide tarihli,... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ...Şubesine ait çeke el konulması, devrinin önlenmesi, çekin ödenmemesi ve icra takibine konmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... Şti ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin yetkisiz olduğunu, esas yönünden çekin davalı ... tarafından kötü niyetli olarak tedbir kararından sonra alındığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkili ile ... AŞ arasında mermer satışıyla ilgili sözleşme bulunduğunu, davaya konu çekin bu sözleşme gereğince alındığını belirterek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizce ilk oluşturulan 05/10/2017 ve 2014/926E. 2017/1122K.sayılı karar ile irdelenen gerekçeye göre;
"DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalarda davacının her biri 100.000USD tutarlı 3 çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ve ödeme yapılan çekten dolayı istirdat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; davacının ticari ilişkide bulunduğu ileri sürülen davalı ... AŞ ile arasındaki ilişkiden dolayı verildiği anlaşılan 3 çekin temel ilişki sebebiyle bedelsiz kalıp kalmadığı, bedelsiz kalmış ise bunun ... dışındaki davalılara karşı ileri sürülüp sürelemeyeceği başka bir deyişle bu davalıların çekleri devralırken iyi niyetli olup olmadıkları konularına ilişkindir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Yukarıda ifade edildiği gibi Kapatılan ...49.ATM.nin ... Esas sayılı davası, kapatma sonrası mahkememize devredilmiş olup davada; 11.3.2013 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle davalıya verilen;
a-16.10.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ... Şubesine ait,
b-20.11.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ... Şubesine ait ve
c-18.12.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ... Şubesine ait çekler yönünden menfi tesğit talep edilmektedir.
Davayla ilgili deliller toplanmış, ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Davalı kayıtlarına göre;(22.2.2014 tarihli rapor) davacının davalıdan 927.045,05.-TL tutarlı mal aldığı, buna karşılık 1.705.019,00.-TL ödeme yaptığı, buna göre davacının davalıya borçlu değil, 777.974,00.-TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.
Davacının fiili cari hesap ilişkisi kapsamında davalıya borcunun bulunmadığı, bizzat davalı ticari defterleriyle ispatlandığından asıl davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVA (... 49. ATM.nin...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Yukarıda da özetlendiği üzere bu davada, 11.3.2013 tarihli "sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle" davalıya verilen;
a-16.10.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli,... Şubesine ait,
b-20.11.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ... Şubesine ait ve 18.12.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli,
çekler yönünden menfi tespit ve istirdat talep edilmektedir.
Dava, davalı ... şirketine yöneltildiğinden 6361 sayılı kanun hükümleri göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde, davacının ...Şti.'ne karşı aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri alacağı temlik alan durumundaki davalı faktoring şirketine karşıda da ileri sürüp süremeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığa 13.12.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri kanununun uygulanması gerekmektedir.
Anılan kanunun 9/2 maddesine göre;
"...Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz."
Kanunun 9/3 maddesinde ise;
"Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmüne yer verilmiştir.
Faktoring sözleşmeleri temelinde, alacağın temliki hükümlerini barındıran Borçlar Kanunundaki tip sözleşmeler arasında yer almayan ve birden fazla tip sözleşmeyi kapsamına alan atipik nitelikte, /karma sözleşmelerdir. Faktoring sözleşmeleri üç köşeli işlemler olup işlemin tarafları;
-alacağı temlik alan faktoring şirketi,
-temlik eden önceki alacaklı (faktoring şirketinin müşterisi) ve
-önceki alacaklıyla arasında temel hukuki ilişki bulunan borçlu'dur.
Faktoring sözleşmesinin niteliği gereği kural olarak borçlu önceki alacaklısına karşı ileri sürebileceği şahsi defileri temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. (6098 sayılı TBK md. 188/1, 6361 sayılı yasanın 9/2 maddeleri, Yargıtay 19.HD.nin 2015/1159-12752 s.kararı))
Belirtilen yasa hükmü faktoring işleminin tarafları olan borçlu önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hükümdür. Kanunun 9/3 maddesi hükmünün faktoring işleminin tarafları arasında yer almayan kambiyo borçlularını ilgilendirdiği madde gerekçesinden de anlaşılabilmektedir. Zira gerekçenin son cümlesinde "Bu bağlamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun defiler başlıklı 687. maddesi ile paralellik sağlanması hedeflenmiştir." denmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2 maddesinde "Alacağın temliki hükümleri saklıdır." hükmü yer almaktadır. 6361 sayılı kanunun 9/2. maddesi hükmünden hareketle faktoring sözleşmelerinde de alacağın temliki hükümleri uygulanacağından gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 19.HD.nin 2015/1159-12752 s.kararı))
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; kural olarak davacının, önceki alacaklısına karşı aralarındaki temel hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri temlik alan faktoring şirketlerine karşı da ileri sürebilecektir. Ancak somut olay yönünden; yapılan bilirkişi incelemelerine göre, faktoring işlemlerine tabi tutulan 8 adet faturanın tamamının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.(13.12.2015 tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan rapor/6.sayfa) Faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşıldığına göre, faturaya dayanılarak verilen çek karşılığı malın davacıya teslim edildiği kabul edilmelidir. Bu durumda cari hesap ilişkisinden kaynaklanan defilerin davalı faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceğinden davalı faktoring şirketi hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu noktada, asıl davanın kabul edilip birleşen bu davanın reddine karar vrilmesi ilk bakışta çelişkili gibi görülse de aslında çelişki bulunmamaktadır. Zira asıl dava konusu çeklerin tutarından daha fazla bir tutarda davalının(asıl davadaki) borçlu olduğu bizzat asıl dava davalısının ticari defterleriyle sabittir. O davanın tarafları arasındaki cari hesap ilişkisine göre davalının borçlu olduğu sabit olduğundan asıl dava kabul edilmiştir. Ancak birleşen bu davada, davacının önceki alacaklıdan cari hesaptan kaynaklanan defileri faktoring şirketine karşı ileri sürmesi mümkün değildir. Zira faktoring işlemine tabi tutulan fatura konusu malların kendilerince teslim alındığı kendi ticari defterlerinde kayıtlıdır. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2016/13366-2017/3634 sayılı, 10/05/2017 günlü kararında da benzer nitelikte bir karar vermiştir;
"...Dava, çek sebebiyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu çek, davalı ... şirketi ile diğer davalı ....Faktoring şirketi arasında düzenlenen faktoring sözleşmesi uyarınca 07.03.2012 tarih ve 79.650 TL bedelli faturaya konu malın bedeli karşılığında davacı tarafından verilmiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiş olup bu durumda faturaya istinaden verilen çek karşılığı malın davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, cari hesap ilişkisindeki yanlar arasında düzenlenen protokol hükümlerinin davalı faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceği, davaya konu çekin dayanağı faturadaki malların davacıya teslim edildiği ve çekin bedelsiz olmadığı anlaşılmakla davalı faktoring şirketi hakkında davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir...."
BİRLEŞEN DAVA (... 32. ATM.nin ...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Bu dava, 11.03.2013 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken malların teslim edilmemesi sebebiyle davalı ... A.Ş.'ye verilen;
-18.12.2013 Keşide tarihli, ... çek nolu 100.000,00.-USD bedelli, ...Şubesine ait çekten dolayı,
Davacının davalılar ... A.Ş., ...Ltd Şti ve ...'na borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı ...Tic. A.Ş.yönünden dava konusu çekle ilgili olarak asıl dava kapsamında dava açılmış olduğundan talep mükerrerdir.Bu nedenle anılan davalı yönünden HMK.nun 114/1-ı,115/1-2 maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılardan .. Şti ve ... yönünden ise davalılardan ...'nun diğer davalı şirketin yetkilisi olduğu, toplanan delillere ve yapılan bilirkişi incelemesine göre davalı ... Tic. A.Ş. İle ...Ltd Şti arasında ticari ilişki bulunduğu, adı geçenlerin çeki kötüniyetli olarak ele geçirdiklerinin kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmış, bu davalılar yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Asıl ve birleşen dava yönünden mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf talebinin reddolunmasından sonra ise asıl ve birleşen dosyaların davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurması nedeniyle temyiz incelemesi yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23/05/2023 tarih ve 2023/1699E. - 2023/3209K.sayılı ilamında;
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
(...)
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen 2013/338 E. sayılı dosyaların davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler asıl ve birleşen 2013/338 E. sayılı davaya yönelik kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.Davacı vekilinin 2013/297 E. sayılı birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
Dava konusu çeklerin keşidecisi davacı, lehtar ve birinci ciranta asıl davada davalı ... Tic. A.Ş. olup, hamili davalı ...A.Ş.'dir. Davacı ile asıl davalı ...A.Ş. arasında 11.03.2013 tarihli mermer satış sözleşmesi imzalanmış, sözleşme kapsamında davacı tarafından asıl davalı ... Tic. A.Ş.'ne avans olarak çekler verilmiştir. ... Tic. A.Ş.'nin davacıya 11.03.2013 tarihli sözleşme ve ekinde belirtilen edimleri yerine getiremeyeceğini yazılı olarak bildirdiği, davacının da asıl davalı ... Tic. A.Ş.'ne gönderdiği 16.09.2013 tarihli e-maille ... Tic. A.Ş.'nin beyan ve yazışmalarda edimlerini yerine getirmeyeceği ifade edildiğinden, maddi ve manevi zararları talep hakları saklı kalmak kaydıyla 3 adet çekin iptali ile derhal taraflarına iadesinin istenildiği, bu şekilde süreç içerisinde davacı ve davalı şirket arasında yazışmalar yapıldığı Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuyla da davacının asıl davalı ... Tic. A.Ş.'den 927.045,05 TL'lik mal aldığı, buna karşılık ... A.Ş.'ne 1.705.019,00 TL'lik ödeme yaptığı, buna göre davacının davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Asıl davalı ... Tic. A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından, davacının dava konusu çekler nedeniyle davalı ... Tic. A.Ş.'ye borçlu olmadığı yönünden karar kesinleşmiştir. Asıl davaya konu 16.10.2013 ve 20.10.2013 keşide tarihli çekler aynı zamanda birleşen işbu davaya da konu edilmiştir. Bu durumda davacı tarafından çeklerin bedelsizliği davalılardan ... Tic. A.Ş.'ye karşı şahsi defi olarak her zaman ileri sürülebilir.
6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E., 2010/557 K. sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. Faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrası hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def'ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrası karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyi niyetli ya da kötü niyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacının, davalılardan faktoring işleminin tarafı olan ... Tic. A.Ş.'ye borçlu olmadığı... Tic. A.Ş.'nin yazısı ve Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuyla belirlenmiş olup ayrıca İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden verilen karar davalı ...Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmediğinden bu davalı yönünden davacının borçlu olmadığı hususu kesinleşmiştir. Davacının bedelsizlik def’ini davalı faktoring şirketine karşı ileri sürmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın faktoring şirketi bakımından reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asıl dava ve birleşen 2013/338 E. sayılı dava yönünden ONANMASINA,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin 2013/297 E. sayılı birleşen davaya yönelik kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesinin 2013/297 E. sayılı birleşen davaya yönelik kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde asıl ve birleşen 2013/338 E. sayılı dava yönünden iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebi sadece 2013/297E.sayılı birleşen dosya ile ilgili ve sınırlı olmak üzere birleşen dosya davacısı yararına bozulmuştur.
Bu çerçevede Yargıtay bozma ilamı usul ve yasaya uygun görülerek bozma ilamına uyulmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Yargıtay'ın bozma ilamı "araştırmaya sevk edici" nitelik taşımamaktadır. Bir başka ifadeyle "sınırlandırıcı" nitelik taşımaktadır. Bu itibarla uyulan Yargıtay bozma ilamı nedeniyle bozma ilamındaki hususlar dışında başkaca bir inceleme ve araştırma yapılması usul tekniği açısından mümkün değildir.
Mahkememizin 05/10/2017 tarihli hükmüne ilişkin olarak Yargıtay bozma ilamı oluşturulmuştur. Bu durumda Yargıtay HGK'nin son uygulamaları doğrultusunda bozma kapsamı dışında kalan ve açıkça onanan asıl ve birleşen dava dosyası şeklen kesinleşmiştir. Hakkında bozma ilamı oluşturulan ve 2017 tarihli kararda belirtilen 2013/297E.sayılı birleşen dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere tahkikat icra edilecektir. Bir başka deyişle bozma ilamı sonrası yargılama, 2017 tarihli kararda belirtilen 2013/297E.sayılı birleşen dava dosyası ile sınırlı icra edilecek ve bu dosya ile sınırlı olarak hüküm oluşturulacaktır.
Bozma ilamına konu olan birleşen 2013/297E.sayılı birleşen dava dosyası yönünden yargılamaya ise mahkememizin 2023/661E.sayılı dava dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Birleşen 2013/297E.sayılı dosya ile ilgili bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapılan değerlendirmede yasa metni uyarınca faktoring şirketinin, faktoring işlemiyle devraldığı alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu kabul olunmuştur. Bu kabul çerçevesinde davacının dava konusu çekler nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadığı yönündeki kararın kesinleşmiş olduğu, asıl davaya konu 16/10/2013 ve 20/11/2013 keşide tarihli çeklerin aynı zamanda bozma ilamına konu olan birleşen işbu davaya dahi konu edildiği, böylelikle birleşen dosya davacısı tarafından çeklerin bedelsizliğinin bu şekilde ispatlanmış olduğu, bedelsizliğin asıl davada hükmen kesinleşmesi karşısında birleşen dosya davacısının birleşen dosya davalısı şirkete karşı bu şahsi defiyi ileri sürebilmesinin mümkün bulunduğu mahkememizce kabul olunmuştur.
Hal böyle olunca birleşen davaya konu olan... Bankası Anonim Şirketi ...Şubesine ait, 20/11/2013 keşide tarihli, ... seri numaralı, düzenleyeni ... Şirketi olan, 100.000-USD bedelli çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair karar oluşturulmuştur.
Birleşen davaya konu olan bu çekle ilgili açılan davada ayrıca tarafların İİK m.72/f.4 ve f.5 hükmüne dayalı icra ve kötü niyet tazminat talepleri söz konusudur.
Yukarıda açıklanan hükümler ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında birleşen dosyadaki davacının, aleyhine dava açtığı ... Anonim Şirketi yönünden davanın kabulü karşısında bu şirketin İİK m.72/f.4 hükmü gereği tazminat talebinin öncelikle reddolunması gerekir. Zira davalı şirket haksız çıkmıştır. Öte yandan davacının, davalı ...Anonim Şirketi aleyhine açmış olduğu davada, davalı şirket haksız olsa dahi davalının kötü niyetli takip yaptığına dair somutlaştırılmış vakıa ve ispatlanmış bir durum yoktur. Sadece birleşen dosyadaki davalı bankanın haksız çıkması ise yeterli değildir. Bu nedenle ise davacının İİK m.72/f.5 hükmüne dayalı kötü niyet tazminat talebinin reddi gerekir.
Öte yandan davacının dava konusu yapmış olduğu diğer çek ise ...Bankası Anonim Şirketi ... Şubesine ait, 16/10/2013 keşide tarihli, ...seri numaralı, düzenleyeni ... Şirketi olan, 100.000-ABD doları bedelli çektir.
Adı geçen bu çek nedeniyle dahi diğer çekte olduğu üzere davacının davalıya borçlu olmadığı uyulan Yargıtay bozma ilamı dahi dikkate alındığında artık ispatlanmış durumdadır. Bu noktadaki defter ve kayıtlar ise mutlak anlamda davacı lehine delil niteliğindedir. Ne var ki söz konusu çekin tüm bedelinin dava açılmadan önce ve 24/10/2013 tarihi itibariyle davalıdan tahsil olunduğu, dosya kapsamı, tarafların uyuşan beyanları ve banka cevabi yazıları ile sabit durumdadır.
Bu durumda davacı, birleşen dosyadaki davalı banka tarafından haksız olarak tahsil edildiği anlaşılan bu miktarı talep etmekte ise haklıdır.
Adı geçen birleşen davaya konu olan çeklerin bedeli ABD doları cinsinden yazılmıştır. Davacı ise dava öncesi ödenen 100.000 ABD doları çek yönünden dava değerini ABD olarak belirtmiş, birleşen dosya davalısı tarafından tahsil olunan bu bedelin iadesini talep etmiştir. Zaten birleşen dosya davacı vekili, 08/12/2023 tarihli açıklayıcı dilekçesinde bu yöndeki beyanını tekrarlamıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi (BK'nun 83 md.) uyarınca; “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”
Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde para alacağı ile ilgili yabancı para cinsinden alacak talebinde bulunulmuştur. Bu talep yabancı paranın aynen ödenmesi talebi niteliğindedir. Alacaklının aynen ödemeyi tercih etmesi hâlinde borçlunun borcunun yabancı para üzerinden ödenmesi gerekir. Alacaklının yabancı para birimiyle ifayı talep etmesi hâlinde borçluya aynen veya fiili ödeme tarihi TL karşılığı ödeme biçimindeki sınırlı seçimlik yetkiyi de verir. Alacaklıya yabancı para olarak teslim edilmesi mümkün olmadığından, yabancı para alacağının aynen ödenmesini istemiş olan alacaklının fiili ödeme günü üzerinden TL karşılığını tahsilini talep etmesi gerekmektedir. (Prof.Dr. Serkan Ayan -Yabancı Para Borçlarının İfası dergipark.org.tr sayfa 554).Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 07.04.1993 tarihli, 13-41/145 sayılı ilâmında "Davacı Mark’ın aynen ödenmesini istemekle, fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istemiş demektir." şeklinde bu konuya açıklık getirerek yabancı paranın aynen ödenmesi talebinin, fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istemek anlamına geldiği kabul edilmiştir.
Açıklanan hal karşısında 24/10/2013 tarihi itibariyle ödenen yabancı paranın talebe uygun olarak fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan tahsili gerek açıklanan kanun hükmü gerek Yargıtay uygulaması gereğidir. Öte yandan davacının talebini yabancı para olarak ortaya koyması nedeniyle 3095 Sayılı Kanunun m.4-a hükmü nedeniyle devlet bankalarının ABD doları cinsinden bir yıllık vadeli hesaba fiilen ödenen en yüksek faizin uygulanması gerekir.
Bu nedenle birleşen davaya konu olan ...Bankası Anonim Şirketi ... Şubesine ait, 16/10/2013 keşide tarihli, ... seri numaralı, düzenleyeni ... Şirketi olan, 100.000-ABD doları bedelli çek nedeniyle davalı tarafın, çeki keşide eden davacı aleyhine tahsil etmiş olduğu 100.000 Amerikan Dolarının dava açılmadan önce tahsil etmiş edilmesi nedeniyle bu bedelin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen yasal hükümler ve yargısal uygulamalar karşısında ise davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken 100.000 ABD dolarının davacının haksız olarak fakirleştiği, davalının haksız olarak zenginleştiği tarihten yani temerrüt tarihi olan 24/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere devlet bankalarının ABD doları cinsinden bir yıllık vadeli hesaba fiilen ödediği en yüksek faizi ile birlikte ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar oluşturulmuştur
Birleşen davaya konu olan bu çekle ilgili, açılan davada ayrıca tarafların İİK m.72/f.4 ve f.5 hükmüne dayalı icra ve kötü niyet tazminat talepleri yine söz konusudur.
Yukarıda açıklanan hükümler ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında birleşen dosyadaki bu çek yönünden davacının, aleyhine dava açtığı... Anonim Şirketi yönünden dava kabul olmakla birlikte davanın açıldığı tarih itibariyle dava bir alacak davası olarak açılmıştır. Zaten davalı banka ayrıca haksız durumdadır. Bu nedenle davalı şirketin bu yöne ilişkin icra tazminat talebinin reddolunması gerekir. Öte yandan davacının, davalı ...Anonim Şirketi aleyhine açmış olduğu davada, davalı şirket haksız olsa dahi davalının kötü niyetli herhangi bir takip yaptığına dair somutlaştırılmış vakıa ve ispatlanmış bir durum yoktur. Sadece birleşen dosyadaki davalı bankanın bu çek yönünden haksız çıkması ise yeterli değildir. Bu nedenle ise davacının dahi kötü niyet tazminat talebinin reddi gerekir.
Yapılan açıklamalar karşısında şeklen kesinleşen asıl dava dosyası ile ayrıca birleşen ...E.sayılı dava dosyaları ile ilgili mahkememizin ...E...K.sayılı kararları şeklen kesinleştiğinden bu dosyalarla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, kesinleşmeyen ve bozma ilamına konu olan birleşen 2013/297E.sayılı dosya yönünden ise aşağıda açıklanan şekilde hüküm oluşturulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
"A)I.ASIL DAVANIN KABULÜNE, ...şubesine ait ..., ... VE... nolu ve aynı sırasıyla 16/10/2013,20/10/2013 ve 18/12/2013 tarihli her biri 100.000,000USD tutarlı çekler yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Davacı vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 38.056,80.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 10.223,35.-TL açılış gideri, 2.091,00.-TL bilirkişi ücreti, 527,00.-TL tebligat-posta vs. gideri olmak üzere toplam 12.841,35.-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
Bu dava sebebiyle 41.168,38.-TL Karar harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 10.195,30.-TL’nin mahsubu ile kalan 30.944,43.-TL’nin davalıdan alınmasına,
Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan gider ve delil avansının harcanmayan kısmının iadesine,"
Dair mahkememizin ... E.-... K.sayılı ve 05/10/2017 tarihli karar şeklen kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,"
II."BİRLEŞEN İSTANBUL 32. (KAPATILAN) 2013/338 ESAS SAYILI DAVASININ DAVALI ... TİC. A.Ş YÖNÜNDEN USULDEN, DİĞER DAVALILAR YÖNÜNDEN ESASTAN REDDİNE,
Alacağın %20'si oranında 40.980,00TL tazminatın davacıdan alınıp davalı ... Tic. Ltd. Şti'ye verilmesine,
Davalılar ...Şti ve ...vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 18.244,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp adları belirtilen davalılara verilmesine,
Davalı ...Şti tarafından yapılan 4,00.-TL tebligat-posta vs. giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Bu dava sebebiyle 31,40.-TL Karar harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 3.483,85.-TL’den mahsubu ile kalan 3.452,45.-TL’nin davacıya iadesine,
Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan gider ve delil avansının harcanmayan kısmının iadesine"
Dair mahkememizin 2014/926 E.-2017/1122 K.sayılı ve 05/10/2017 tarihli kararı şeklen kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
B.BİRLEŞEN 2013/297 E.SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN
1-Davacının, dava konusu olan...Bankası Anonim Şirketi ... Şubesine ait, 20/11/2013 keşide tarihli, ... seri numaralı, düzenleyeni ... Şirketi olan, 100.000-USD bedelli çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Davalının kötü niyetle yaptığı takibin varlığı anlaşılamadığından, davacının İİK m.72/f.5 hükmüne dayalı kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
Davalının İİK m.72/4 e dayalı icra tazminatı talebinin, yasal koşulları oluşmadığından reddine,
2-Davacının, dava konusu olan ... Anonim Şirketi ... Şubesine ait, 16/10/2013 keşide tarihli, ... seri numaralı, düzenleyeni ...Şirketi olan, 100.000-ABD doları bedelli çekin tüm bedelinin dava açılmadan önce ve 24/10/2013 tarihinde davalı tarafından tahsil olunması karşısında, 100.000-ABD dolarının, bu miktarın tahsil edildiği 24/10/2013 tarihinden itibaren devlet bankalarının ABD doları cinsinden bir yıllık vadeli hesaba fiilen ödediği en yüksek faizi ile birlikte ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalının kötü niyetle yaptığı takibin varlığı anlaşılamadığından, davacının İİK m.72/f.5 hükmüne dayalı kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
Davalının İİK m.72/4 e dayalı icra tazminatı talebinin, yasal koşulları oluşmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 27.777,57TL harçtan, peşin alınan 6.865,20 TL harcın mahsup edilerek bakiye 20.912,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 6.865,20TL peşin harç, 24,30TL başvuru harcı gideri toplamı olan 6.889,50TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan bu dosyada için birleşme öncesi yapılan 24,00 TL tebligat gideri, bozmaya esas ilâm sonrası yapılan 415,90 TL tebligat ve posta gideri toplamı olan 439,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince, dava tarihindeki efektif satış kur karşılığı dava değeri olan 406.640,00TL üzerinden hesaplanan 62.929,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde bakiye avansın iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ve Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!