WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/586 Esas
KARAR NO : 2024/167

DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ : 28/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin içecek ve tütün ağırlıklı tekel bayi ve küçük bir kafe işlettiğini, müvekkilinin iş yerinde elektrik enerjisi ile çalışan iki adet içecek dolabı, bir adet kahve makinası, bir adet çay kazanı, bir adet tost makinası, bir adet mini buzdolabı, bir adet bulaşık makinası, bir adet elektrikli cezve, bir adet televizyon ve aydınlatma lambaları mevcut olduğunu, müvekkilinin kendisine ... tarafından tahakkuk ettirilen elektrik faturalarını düzenli bir şekilde ödediğini, müvekkiline ait işyerine 08.08.2023 tarihinde gelen davalı şirket çalışanlarının müvekkilinin aleyhine usul ve yasalara aykırı olarak Kaçak / Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit tutanağı düzenlediklerini, işbu tutanağın tamamen usul ve yasalara aykırı olarak düzenlendiğini, müvekkiline dava konusu faturalar, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirildiğini, faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davalı şirkete müracaat ederek dava konusu fatura suretlerini aldığını, müvekkili tarafından işbu faturalara davalı şirket nezdinde itiraz edildiğini, davalı şirketin işbu dava konusu faturaların son ödeme günü gelmemesine rağmen müvekkilinin işyerinde elektrik enerjisini kestiğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen dava konusu kaçak elektrik faturalarının her türlü hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili aleyhine düzenlendiğini, müvekkili aleyhine dava konusu iki adet kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen iki adet kaçak elektrik faturası ile ilgili bilirkişi incelemesi yapıldığında işbu faturaların her türlü hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili aleyhine tahakkuk ettirildiğinin anlaşılacağını, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını zımnen kabul anlamına gelmeksizin, dava konusu kaçak elektrik faturalarından 311.184,62 TL' lik fatura incelendiğinde görüleceği üzere, işbu fatura müvekkili aleyhine 09.02.2023 - 08.08.2023 tarihleri arası tahakkuk ettirildiğini, diğer fatura olan 231.336,12 TL'lik faturanın ise 08.08.2022 - 09.02.2023 tarihleri arasında tahakkuk ettirildiğini, aynı tutanaktan dolayı müvekkiline iki adet kaçak elektrik faturası düzenlenmesinin de usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını zımnen kabul anlamına gelmeksizin, iki adet kaçak elektrik faturasında, FaturaOrt.Tük (kWh/gün) yazan kısımda zorunlu olarak belirtilmesi gereken kWh / gün yazılmadığını, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını zımnen kabul anlamına gelmeksizin, müvekkiline ait iş yerinde dava konusu edilen, kaçak elektrik faturalarındaki meblağ kadar kaçak elektrik enerjisi kullanımının fiziken de mümkün olmadığını, iş yerinin yaklaşık elli metre kare olduğunu, iş yerinin bulunduğu binadaki elektrik panosunda 10.09.2022 tarihinde yangın çıktığını, iş bu yangından sonra elektrik sayaçlarının bizzat davalı şirket tarafından değiştirildiği ve mühürlendiğini, harici hat iddiası ile düzenenlenen kaçak elektrik faturalarında mevcut yasal düzenlemeler gereği en fazla yüzseksen gün geriye dönük hesaplama yapılabileceğini, ancak burada müvekkili aleyhine 365 günlük hesaplama yapıldığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42.maddesinin (1).bendinin ve 45.maddesinin (1) bendinin açık olduğunu, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını zımnen kabul anlamına gelmeksizin, müvekkilin tek ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin işlettiği tekel bayinde dava konusu faturalarda belirtilen kWH cinsinden elektrik enerjisinin kullanılması fiziken de mümkün olmadığını, davalı şirket usul ve yasalara aykırı her türlü hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak, müvekkili aleyhine tahakkuk ettirdiği işbu dava konusu fatura bedellerini müvekkilinden tahsil edebilmek için müvekkili üzerinde elektrik enerjisi kesme baskısı uyguladığını, müvekkil tarafından dava konusu faturalardan dolayı elektrik enerjisi kesilme işlemlerinin durdurulması ve elektrik enerjisinin açılması için ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D.İş ve ... Karar sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkilinin talebi uygun görüldüğü ve teminat mukabilinde tedbir kararı verildiğini, müvekkil tarafından süresi içinde teminat bedeli mahkeme veznesine depo edildiğini, yine süresi içinde işbu asıl dava olan menfi tespit davasını da açtıklarını, ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş - ... Karar sayılı dava dosyasının da Sayın Mahkemeniz dosyasının eki sayılarak verilen tedbir kararının devamına karar verilmesini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın emsal nitelikle ilamları olduğunu, davalı şirketle arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk son tutanağının dilekçe ekinde olduğunu, izah edilen nedenlerle müvekkilinin abonesi olduğu ... Sözleşme Hesap No.lu ve ... Tüketim Hizmet Nokta No.lu elektrik sayacına müvekkili aleyhine, davalı şirket tarafından usul ve yasalara aykırı olarak tahakkuk ettirilen 21.08.2023 son ödeme tarihli 311.184,62 TL bedelli ve 21.08.2023 son ödeme tarihli 231.336,12 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı, müvekkilinin davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespiti ile işbu faturaların iptaline, ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D.İş - ... Karar sayılı dosyasının mahkeme dosyasının eki sayılmasına verilen ihtiyati tedbir kararının mahkeme dosyasından devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket görevlileri tarafından 08.08.2023 tarihinde yapılan kontrollerde ...seri nolu kaçak tespit tutanağı ile " dağıtım sistemine müdahale edilerek harici hat vasıtasıyla sayaçtan geçirilmeksizin" kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri doğrultusunda davacıya karşı tutulan faturalara istinaden kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini, davacının kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da kaçak tespit anını içerir video görüntülerinden de anlaşılacağı üzere davacının kullanımında olan adreste elektrik sayaçlarının kapalı olmasına rağmen işletmede elektrik tüketiminin devam ettiğini, davacın elektrik tüketimlerinin ölçülmeksizin kaçak olarak tüketim yaptığının video görüntüleri ile sabit olduğunu, davacının iddialarını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte bir somut delil sunamadığını, davacı tarafından eğer ki kaçak tespit tutanağında tespiti yapılan maddi olgunun aksi ve bu nedenle kaçak kullanım bedelinden sorumlu olunmadığı iddia ediliyorsa buna dair somut argümanlarını sunarak davasını ispatlaması gerekirken dosya kapsamına böylesine somut bir delilin sunulamamış olması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak enerji kullanımından dolayı tanzim edilen itiraza konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım faturasında herhangi bir hesaplama hatası bulunmadığını, ilgili faturaların yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde doğru hesaplanıp tahakkuk yapıldığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. ve devamı maddelerine göre kaçak elektrik tüketimi yapıldığı tespit edildiğini ve ilgili maddeler gereği mevzuat çerçevesinde faturalandırma yapıldığını, açıklanan sebeplerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, iddiasını ispat edemediğini ve açıklayamadığını, davacının haksız davasının reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Dava (... 18. ATM ... Esas): Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kullanımında olan adreste müvekkili şirket ekiplerince yapılan kontrolde Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı düzenlendiğini, davalı adına tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin, gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'sinin tahsili için ... İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıya gönderilen ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamına karar verilmesini, davalının müvekkili şirkete karşı ikame edilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından menfi tespit yargılamasının devam ettiğini, birleştirme talep edilen davanın da taraflarının ve dava konusu borcun ortak olması nedeniyle mahkemenizin işbu dosyasının ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
Cevap : Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline karşı tahakkuk ettirilen elektrik faturalarını düzenli bir şekilde ödendiğini, davacı kurum çalışanlarınca düzenlenen Kaçak / Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit tutanağının usule ve yasalara aykırı olarak düzenlendiğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Davaya konu 08/08/2023 tarihli kaçak / usulsüz elektrik kullan tutanağı, iki adet fatura sureti, ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D.İş sayılı sayılı dosyası, vergi levhası, ... Sözleşme Hesap No.lu ve ... Tüketim Hizmet Nokta No.lu elektrik sayacına ait 2022-2023 yılına ait faturalar, ... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, asıl dosya davacı - birleşen dosya davalı yönünden tacir araştırması kapsamında ilgili kurumlardan alınan müzekkere cevapları celp edilmiş incelenmiştir.
Asıl dava kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan fatura alacaklarına yönelik menfi tespit, birleşen dava aynı kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması zorunludur.
Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK'nın19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın TTK' da belirtilen davalardan olmadığı, ayrıca özel Kanunlar uyarınca da ticari dava olarak gösterilmemesi karşısında işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından, asıl dosya davalı - birleşen dosya davacısı ...'ün tacir - esnaf sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurumlara müzekkerelerin yazıldığı, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce ...'ün gerçek kişi ticari işletme kaydının olmadığı, ayrıca ...'ün vergi kayıtlarına göre 1. veya 2. sınıf tacir olmadığı gibi defter tutma yükümlülüğünü gerektirecek mükellefiyet kaydının olmadığı bildirilmiştir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Nispi ticari dava bakımından, asıl dosya davalı - birleşen dosya davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani asıl dosya davalı- birleşen dosya davacının (Ahmet Şentürk) da tacir olması zorunludur. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile İŞLETME HESABINA GÖRE DEFTER TUTAN VE BİRİNCİ MADDE DE BELİRTİLENLERİN DIŞINDA KALANLARIN tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bu itibarla, Asıl dosya davacı - Birleşen dosya davalı Ahmet Şentürk'ün tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında VUK 177/1-3. madde hükümleri uyarınca 1. veya 2. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, herhangi bir ticari deftere dahi tabi olmadığı, ticaret sicilde gerçek kişi tacir olarak kayıtlı olmadığı, gerçek kişi olarak ticari işletmesinin bulunmadığı, başka bir anlatımla tacir sıfatının bulunmadığı; ...'ün ... Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevabına göre defter tutma yükümlülüğünün gerektirecek mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirildiğinden tacir sıfatının olmadığı sübuta ermiştir. Yukarıda değinilen Bakanlar Kurulu kararı uyarınca esnaf - tacir ayırımına göre faaliyetinin esnaf sınırını aşmadığı, başka bir anlatımla esnaf olarak faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmıştır.
Önemle vurgulamak gerekir ki, asıl davada davacı ..., dava dışı ... Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkilisi olduğunu belirtmiştir. Ancak, bahsi geçen şirketin hem asıl hem de birleşen davada taraf olmadığı, bu nedenle taraf olmayan dava dışı şirkete göre görevli mahkemenin belirlenmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davaya konu edilen kaçak elektrik tüketim bedeli faturaları dava dışı şirket adına değil,... (gerçek kişi olarak) adına düzenlenmiştir. Yine, olayla ilgili düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağında sayacın sözleşmeli sayaç olduğu tespit edildikten sonra kaçak tespit tutanağı ... hakkında tanzim edilmiştir. Diğer taraftan, ...' tan celp edilen müzekkere cevaplarından da görüleceği üzere, kaçak elektrik tüketiminin yapıldığı mahalde (kafe-büfe) sayacın sözleşmeli sayaç olduğu, aboneliğin ise asıl dosya davacı - birleşen dosya davalı ... adına olduğu belirtilmiştir. Hasılı, görevli mahkemenin tespitinde kaçak elektrik tüketiminin yapıldığı sözleşmeli/ kayıtlı sayaç abone ...'ün tacir sıfatına bakılması zorunlu olup, yukarıda detaylı olarak vurgulandığı üzere ...'ün gerçek kişi olarak tacir sıfatı bulunmadığından hem asıl hem de birleşen dava bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi olarak Mahkememizin görevli olmadığı açıktır.
Yapılan açıklamalar karşısında; kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın (asıl dava menfi tespit, birleşen dava itirazın iptali) mutlak ticari davalardan olmaması, ayrıca asıl dosya davacı - birleşen dosya davalısı ...'ün tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde eldeki dava ticari bir dava olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemelerinin / Mahkememizin görevli olmadığı, aksine davalının esnaf sınırında bulunması ve halihazırda esnaf olarak (kafe büfe - iş yeri) faaliyetini sürdürmesi sebebiyle asıl ve birleşen davada genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli mahkeme olduğu anlaşılmakla, hem asıl hem de birleşen davanın HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-ASIL DAVANIN VE BİRLEŞEN DAVANIN HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle ayrı ayrı dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde asıl ve birleşen dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak asıl ve birleşen dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, asıl dosya davacı - birleşen dosya davalı ve asıl dosya davalı - birleşen dosya davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/02/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır