T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/500 Esas
KARAR NO : 2024/432
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin çeşitli iş güvenliği ve sağlığı hizmetlerinin vatandaşlara sağlanması amacıyla kurulmuş olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı firmaya düzenli olarak iş güvenliği ve sağlığı hizmetleri verildiğini, davalının bu hizmetler karşılığında kesilen faturaları ödemediğinden, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine ... 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra dosyasına davalı tarafından haksız ve gerekçesiz olarak itiraz edilmiş olması sebebiyle huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava şartı olan arabulucuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının cari hesap ekstreleri ve faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını ve faturalar karşılığında müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflar arasında yapılan mutabakat ile müvekkili şirket tarafından davalı şirkete, Ortak Sağlık ve Güvenlik Hizmetleri kapsamında B sınıfı İSG Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği hizmetlerinin sağlanacağı ve bu hizmetler karşılığında davalı tarafından İSG uzmanlığı için saatlik 70 TL (aylık 630 TL) ve işyeri hekimliği için saatlik 190 TL (aylık 950 TL) tutarında ücret ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından davalıya verilen hizmetler karşılığında sırasıyla 24.08.2022 tarihinde 3.251 Türk Lirası tutarında 1 adet, 23.09.2022 tarihinde 2.342,20 Türk Lirası ve 1.399 Türk Lirası tutarında 2 adet, 25.10.2022 tarihinde 2.342,40 Türk Lirası ve 1.399 Türk Lirası tutarında 2 adet olmak üzere toplamda 5 adet fatura kesildiğini, söz konusu faturaların GİB üzerinden davalıya tebliğ edildiğini, cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarında da alacak olarak kayıt altına alındığını, müvekkili şirket tarafından kesilen 24.08.2022, 23.09.2022, 25.10.2022 tarihli faturaların ve bunlara ilaveten davalı şirket yetkilileri tarafından gönderilen e-posta mesajlarında faturalandırmaların uygun olduğu belirtilerek ödeme yapılacağına ilişkin taahhüt verildiğini, davalı şirket yetkilisi ... tarafından gönderilen 26.10.2022 tarihli e-posta mesajının açık olduğunu, şirket yetkilisi ...tarafından gönderilen 28.11.2022 tarihli e-posta ve 26.12.2022 tarihli e-posta mesajlarında ödeme durumunun sorulduğunu, davalı şirketin söz konusu faturaların kesilmesine muvafakat ettiğini ve fatura tutarlarının ödeneceğine ilişkin taahhütte bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu faturalarını ödememiş, herhangi bir itirazda veya iade talebinde de bulunmadığını, davalının bu faturaların içeriğindeki borcun varlığını kabul etmiş durumda olduğunu, TTK'nun 21.maddesinin 2.fıkrasının açık olduğunu, davalının faturalara 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunmamış olmasının borcun kabulü anlamına geldiği hüküm altına alındığını, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacağın takip öncesi işlemiş ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalıya dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görülmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 2.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, hizmet alım sözleşmesi, cari hesap ekstresi, fatura suretleri, mail yazışmaları, ticari defter ve belgeler celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, SMMM Bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 17/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "...
Sayın Mahkemenizce 22/03/2024 günü saat 14:00’da mahkemeniz duruşma salonunda yapılması kararlaştırılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafın ticari defter ve belge ibrazında bulunmadığını, Davacı şirketin mahallinde incelenen ticari defterlerinde; davaya konu icra takip tarihi (26/05/2023) itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 10.415,88 TL alacak bakiye bulunduğu kayıtlı olarak yer aldığını, Davacı vekili, davaya ilişkin icra takibinde davalıdan toplam 10.415,88 TL Asıl Alacak ile toplam 691,11 TL İşlemiş Faiz olmak üzere Toplam 11.106,99 TL tahsili talebinde bulunduğunu, Ancak, dava dosyasında, TTK m. 18/III uyarınca davacı tarafından davalıya düzenlenmiş bir ihtarname bulunmadığından, davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 10.415,88 TL Asıl Alacak bakiyesi bulunduğu kanaatine vardığımı ...'' şeklinde tespit edilmiştir.
Dava, ticari hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap usulü işleyen cari hesaptan doğan fatura alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesine dayalı ticari ilişkinin bulunduğunu, davalıya sözleşme ile kararlaştırılan hizmetlerin verilmesine rağmen davalı tarafından hizmet bedellerine yönelik fatura alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüştür.
Davalı, cevap dilekçesi sunmadığından yasal olarak davacı tarafından ileri sürülen vakıayı inkar eden konumundadır.
Bilindiği üzere, ticari hizmet alım sözleşmelerinde, akdi ilişkinin ve alacağının varlığını ispat külfeti davacıya, hizmet bedeline yönelik fatura alacaklarının ödendiğini ispat külfeti davalıya aittir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı tarafından icra takibi ve dava aşamasında ayrıca ve açıkça akdi ilişki inkar edilmemiştir. Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı noktasında esasen çekişme yoktur. Bununla birlikte, celp edilen BA-BS formlarından taraflar arasında açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisinin ve dolayısıyla sözleşme ilişkisinin varlığı sabittir.
Diğer taraftan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından iş sağlığı ve güvenliği katip kayıtları (... KATİP KAYITLARI) celp edilmiş, yapılan incelemede Bakanlık tarafından taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ve sözleşme ilişkisi bulunduğu belirtildikten sonra, gönderilen ... katip kayıtlarında davacının dava konusu fatura dönemlerine ilişkin olarak davalıya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hizmet verdiği anlaşılmıştır.
Bu çerçevede, akdi ilişkinin varlığı ve sözleşmede kararlaştırılan hizmetlerin davalıya verildiği davacı tarafından ispatlanmıştır.
Davacı alacağın varlığı ve miktarı noktasında delil olarak ticari defter ve belgelere dayanmıştır.
Alacak miktarının tespiti, takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı - borçlu durumlarının araştırılması amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda mazerete yönelik açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirilmiştir. Ticari defterlerin ibrazına yönelik meşruhatlı davetiye davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalı ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde herhangi bir mazeret beyanında dahi bulunmadığından açıklanan nedenlerle HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının takip tarihi itibariyle davalı taraftan 10.415,88 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4).
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur.
Davacının, dava konusu faturalar sebebiyle cari hesap uyarınca icra takip tarihi itibariyle davalı taraftan 10.415,88 TL alacaklı olduğu sübuta ermiştir.
Mali bilirkişinin 17/04/2024 tarihli raporu gerekçeli, ayrıntılı, denetime açık olup, muhasebe bilimi yönünden yapılan incelemelerin, açıklamaların ve hesaplamanın isabetli tespit ve değerlendirmeler içermesi sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Esasen, tarafların, özellikle de davalının bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyanı ve itirazı bulunmamaktadır.
Davacı ise yalnızca icra takibindeki işlemiş faiz tutarları yönünden rapora itirazda bulunmuş, TTK 1530. maddesi uyarınca takip öncesi temerrüt oluştuğundan ek rapor talepleri bulunmamakla birlikte mahkemece bu durumun nazara alınmasını ve işlemiş faize de karar verilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere, davacının icra takibinde davalıdan işlemiş faiz talebinde bulunması için davalının takip öncesinde temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Ancak, mali bilirkişinin de ifade ettiği üzere takip öncesinde davalının temerrüte düşürüldüğü noktasında dosya kapsamında hiç bir delil (ihtarname vs..) bulunmamaktadır / sunulmamıştır. Dolayısıyla, davalı borçlu bakımından temerrüt, icra takibiyle birlikte gerçekleşmiştir. O halde, davalı icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğünden, icra takibinde davalı borçludan işlemiş faiz talebinde bulunulması mümkün görülmemiştir. Davacı takip öncesi işlemiş faiz yönünden TTK 1530. maddesi uyarınca temerrüt oluştuğunu iddia ederek rapora karşı itirazda bulunmuş ise de; İSTANBUL BAM 12. HD. 2019/680 E., 2021/701 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere takip öncesi işlemiş faiz bakımından "..Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesi taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemez. Somut olayda, faturaya dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebi yerinde değildir." şeklinde durum açıklanmıştır. Bu itibarla, Mahkememizce yapılan yargısal yorum ve takdir ile; az önce belirtilen emsal istinaf ilamı uyarınca, davalının icra takibi öncesinde temerrüte düşürüldüğü davacı tarafından ispatlanamadığından , dosya kapsamında takip öncesi temerrütü ispatlayan bilgi, belge ve delil bulunmadığından davalının takiple birlikte temerrüte düştüğü anlaşılmakla, davacının takip öncesi işlemiş faize yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, ticari defter ve belgeler ile bilirkişi raporu uyarınca alacağının varlığını ve miktarını ispatlamıştır. Kaldı ki, davacı tarafından sunulan mail yazışmalarında davalı şirket çalışanı tarafından yapılan görüşmeler ve yazışmalar neticesinde fatura bedellerinin ödemesinin kabul edildiği belirlenmiştir.
O halde, hizmet bedeline yönelik olarak fatura alacaklarının ödendiğini ispat külfeti davalıya aittir Ne var ki, davalı taraf fatura alacaklarını ödediğini ve cari hesap sebebiyle herhangi bir borcunun kalmadığını usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle ispat edememiştir. Fatura bedelleri kabul edilmesine ve ödeme yapılacağı bildirilmesine rağmen davalı bakiye cari hesap alacağını ödememiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında: gerekçeli ve denetime elverişli olması sebebiyle mahkememizce hükme esas alınan 17/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler neticesinde, davacının takip tarihi itibariyle davalı taraftan 10.415,88 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine, ayrıca icra inkar tazminatı talebi bakımından, alacağın likit ve muayyen olduğu, İİK 67/2. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu görüldüğünden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 10.415,88 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE,
2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 10.415,88 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Kabul edilen dava değeri (10.415,88 TL) üzerinden alınması gereken 711,50 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 441,65 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 269,85 TL peşin harç, 3.750,00 TL bilirkişi ücreti ve 901,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.920,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.614,66 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (10.415,88 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin kabul edilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 10.415,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6--Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (691,11 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 691,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a) 2.925,86 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) 194,14 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!