WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2023/478
KARAR NO : 2024/357

DAVA : TAZMİNAT (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/06/2023
KARAR TARİHİ : 13/05/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili murisi sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan araç içerisinde müvekkili ..., oğlu ..., gelini ... ve torunu ... ile birlikte ... plakalı ... marka aracı ile, 04/10/2014 tarihi 13:30 sıralarında ... Devlet Yolu üzerinde Kırıkkale istikametinden gelip ... istikametine seyir halinde iken, ... ilçesinde ... Mevkii ... Mahallesine geldiğinde muris ...'ın direksiyon hakimiyeti kaybetmesi sonucu takla attığını, kazada ...'ın ağır yaralandığını ve 19 gün sonra 23.10.2014 tarihinde vefat ettiğini, aracın ZMS sigortasının davalı ...Sigorta A.Ş. Tarafından 17.05.2014 - 17.05.2015 tarihlerini kapsayan poliçe ile yapıldığını, aracın kaza tarihi itibariyle 04/10/2014 tarihi itibariyle poliçe limitinin 268.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin tüm poliçe limitinden sorumlu olduğunu, aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan davalı ... Sigorta A.Ş.'ye, davacı müvekkileri adına maddi tazminat ödenmesi için 07.02.2023 tarihinde başvuru yapıldığını, başvurunun 09.03.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından davacılara cevap verilmediği ve ödeme yapılmadığını, davalının 15.02.2023 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, belirterek müvekkili muris ... 04/10/2014 tarihinde trafik kazası sonucu vefat ettiğinden, dava konusu maddi tazminat (destekten yoksun kalma) yönünden davalı ile uyuşmazlık söz konusu olduğunu, yargılama sırasında toplanacak deliller ve alınacak bilirkişi raporu neticesinde maddi tazminat miktarı tespit edileceğinden bu yönde tamamlama harcı yatırma haklarının ve fazlaya ilişkin dava ve haklarının saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat yönünden davanın H.M.K. 107. Maddesi uyarınca belirsiz tazminat davası olduğunu, maddi tazminat yönünden şimdilik 150.000,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketin temerrüde düşürüldüğü 15/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesinin konu kısmında dava değerinin 100.000,00.-TL belirtildiği, daha sonraki aşamalarda 150.000,00.-TL talep edildiğinden bu husus 22.01.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında sorulmuş, davacı vekili maddi hata olduğunu, taleplerinin 150.000,00.-TL olduğunu söylemiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti gerektiğini, müteveffanın davacının desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, müteveffa sigortalının %100 kusurlu olması nedeni ile talep teminat dışı olduğundan ödeme yapılmadığını, dava dilekçesinde eklenen Yargıtay kararlarındaki görüşten dönüldüğünü (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/10-124 E. 2022/672 K.18.05.2022 T.), faiz talebinin haksız olduğunu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi gerektiğini zira bu durum da müterafik kusur teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların giderilmesi (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı) talebine ilişkin tazminat davasıdır.
Taraflar arasında kazanın varlığı, davacının murisinin olay nedeniyle tek taraflı trafik kazasında vefat ettiği ve sigorta poliçesi hususlarında tartışma bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; davacının tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı ve varsa tazminat miktarı konusunda toplanmaktadır.
Olaya ilişkin hasar dosyası, trafik kazasının oluşumuna ilişkin soruşturma evrakları, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin kolluk araştırma sonuçları ve alınan bilirkişi raporları, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
Zamanaşımı Def'i Yönünden;
Davalı vekili zamanaşımı def'ini ileri sürdüğünden öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesi davalı tarafa 28.07.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, cevap dilekçisi yasal 2 haftalık davaya cevap verme süresi içerisinde 08.08.2023 tarihinde verilmiştir. O halde zamanaşımı def'ini incelemek gerekmiştir.
Kaza 04.10.2014 tarihinde meydana gelmiştir.
2918 sayılı KTK.nun "Zamanaşımı" başlıklı 109/1-2.maddesi gereğince; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
"5237 sayılı TCK.nun "Taksirle Öldürme" başlıklı 85. Maddesi gereğince:
"(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır"
5237 sayılı TCK.nun "Dava Zamanaşımı" başlıklı 66/1. Maddesi gereğince:
"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer."
Öyleyse davada esas alınacak üst zamanaşımı süresi 15 yıldır.
Kazanın meydana geldiği tarih 04.10.2014 olduğuna göre 15 yıllık dava zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 24.07.2023 tarihli cevabi yazısında olay nedeniyle davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı, aylık bağlanmadığı bildirilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2014 tarih ve...srş.No, ... Karar no'lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar dosyasının incelenmesinde; Kaza tarihi olan 04/10/2014 tarihinde, müştekiler ..., oğlu ..., gelini ... ve torunu ... yanında olduğu halde müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... ilinden ... iline seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın takla atması sonucu müştekilerin yaralandıkları müştekilerin tedavisinin yapıldığı ancak sürücü ...'ın yaralı olarak kaldırıldığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 23/10/2014 günü vefat ettiği, şüpheli-maktul hakkında taksirle yaralama ve taksirle ölüme sebebiyet verdiği iddiası ile ilgili olarak ceza soruşturması açıldığı, yapılan soruşturma neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan adli muayene otopsi tutanağında; ...'ın kesin ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı boyun omur kayması ve ameliyat sonrası gelişen sepsis sonucu solunum ve dolaşım durması olduğunun tespit edildiği, somut olayda ölen ...'ın mağdur ve müştekilerin 1. Derece akraba oldukları, ...'ın ölümü neticesinde mağdur ve müştekilerin derin üzüntü yaşadıkları ve artık olayın, kendileri hakkında bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmalarına yol açtığı, şüphelinin olay nedeniyle vefat ettiği, bu nedenle TCK'nun 64. maddesi amir hükmü gereğince bu şüpheli hakkında artık soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile şüpheli hakkında üzerlerine atılı taksirle yaralama ve taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan TCK'nun 64. maddesi gereğince Kamu Adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına, karardan suretinin şikayet yokluğu nedeniyle taraflara tebliğine yer olmadığına karar verilmiştir.
Soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre; Müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla gündüz vakti şehirlerarası karayolunda açık havada ve kuru satıhta ilerlediği esnada, olay yeri ... mevki ... mahallesine geldiğinde seyir hızını, kullandığı aracın yük durumuna ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmadığı için direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve kazanın meydana geldiği, KTY.nin 101/b.maddesindeki kuralı ihlal ettiği, olayda tam (% 100) kusurlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde başka bir etkenin rol oynamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Ceza soruşturması sırasında alınan rapor, oluşa, dosya kapsamına, mağdur anlatımlarına uygun bulunmuştur. Bu nedenle dava ve usul ekonomisi, olayın özelliği dikkate alınarak yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasına gerek görülmemiş, kusur raporu hükme esas alınmıştır.
Davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmış, davacının 21.07.2023 tarihi itibariyle 73 yaşında olduğu ve oğlunun yanında ikamet ettiği, ilkokul mezunu olduğu, gelirinin olmadığı bildirilmiştir.
Bu raporlara istinaden dosya tazminat bilirkişisine verilmiş, davacının eşini kaybetmesinden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat miktarının 871.636,81.-TL olduğu, davalı sigorta şirketinin bu miktarın poliçe limiti olan 268.000,00.-TL ile sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna davacı taraf itiraz etmemiş, bu miktar üzerinden 25/03/2024 tarihinde, belirsiz alacak (tazminat) davası açtığından talep sonucunu 268.000,00.-TL'ye çıkartarak tamamlama harcını yatırmış, davasının belirli hale getirmiştir. Davalı sigorta şirketinin poliçe limiti aşılamayacağından bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili ise bilirkişi raporuna öncelikle müteveffanın % 100 kusurlu olması nedeniyle ve hiç kimse kendi kusuruna dayanarak tazminat talep edemeyeceğini ayrıca TRH 2010 Kadın/ Erkek Mortalite Tablosu ve teknik faiz oranı %1,8 dikkate alınması gerekirken; TRH 2010 Mortalite tablosu ve Progresif Rant Yönteminin esas alınamayacağını belirterek itirazda bulunmuştur.
Davacı vekili, tek taraflı trafik kazasında vefat eden davacının murisi müteveffanın % 100 kusurlu olması nedeniyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı A.6.b.maddesinde "Hak Sahibinin Kendi Kusuruna denk gelen tazminat talepleri "maddesi ve "kimse kendi kusurundan faydalanamaz" ilkesi gereği, davacının destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını ileri sürmektedir.
Öncelikle, davacının itirazlarında dayandığı "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları" 14.05.2015 tarih ve 29355 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Öyleyse bu genel şartlar 01.06.2015 tarihinden önce meydana gelen kazalarda uygulanamaz (Emsal; Yargıtay 4.HD.nin 08/11/2021 tarih ve 2021/4511 E. 2021/8347 K.)
Kaza 04/10/2014 tarihinde meydana gelmiş olup, aracın ZMSS poliçesinin 17.05.2014 - 17.05.2015 tarihleri arasını kapsadığı açıktır. Öyleyse uyuşmazlıkta bu genel şartların yürürlüğe girmesinden (01.06.2015) önceki düzenlemelere göre karar verilmesi gerekir.
Davalı vekili ... 1. İş Mahkemesi'nin 08/07/2019 tarih ve ... E. ... K.sayılı direnme kararı üzerine Yargıtay HGK.nun 18.05.2022 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararını savunmasına dayanak göstererek yukarıda belirtilen uygulamadan dönüldüğünü, bu son içtihada göre davanın reddedilmesinin hukuk güvenliğinin gereği olduğunu savunmaktadır. Söz konusu davada müteveffa otobüs sürücüsü trafik kazasında vefat etmiştir ancak SGK müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucu verilen raporda olayın bir iş kazası olduğunu, sigortalının iş yerinde 01/07/2012 tarihinde çalışmaya başladığı halde işe giriş bildirgesinin yasal süresi geçirildiğinden kuruma verilmiş olması nedeniyle davalı iş verenler hakkında 5510 sayılı yasanın 23. Maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği, kurumca hak sahiplerine ödenen cenaze yardımı, bağlanan peşin değerli gelirlerin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Davada sigorta şirketi de işverenlerin yanında hasım olarak gösterilmiş, mahkeme tüm davalıları sorumlu tutmuş, Yargıtay 10.HD.nin kararı sigorta şirketi yönünden bozması üzerine verilen direnme kararı reddedilmiştir. Görüldüğü üzere davanın temelindeki uyuşmazlık iş hukukunun uygulanması ile ilgili olup huzurdaki davaya ile ilgili olmadığından emsal olarak alınamaz. Zaten Yargıtay 4. HD. 21.09.2023 tarih ve 2023/6047 E. 2023/9596 K.sayılı kararında "...kaza tarihi 18.02.2016 ise de, desteğin sürücüsü olduğu aracın davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlenme tarihi 28.04.2015'tir. Buna göre hakem heyetince davacının talebinin doğrudan kendisi üzerinde doğan destekten yoksunluk zararına ilişkin olması, bu zararın oluşumundaki desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağı, davalı tarafından düzenlenen ZMSS poliçesinin tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olmayan yeni ZMSS Genel Şartları'nın somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilerek sürücü desteğin tam kusurlu olmasının, onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine ilişkin HGK'nin 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nin 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nin 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca, davalının tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir...." demek suretiyle kaza tarihi 01.06.2015 tarihinden sonra olsa bile sigorta poliçesinin düzenleme tarihini esas alarak davacıların yararına olmak üzere daha geniş düşünmektedir.
Bu nedenle somut olayda; davacıların desteği kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden, konuya ilişkin ... sayılı HGK kararı da dikkate alındığında, davaya konu kazanın 04.10.2014 tarihinde meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe teminat başlangıç ve bitiş tarihlerinin 17.05.2014 - 17.05.2015 tarihleri olup, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamı 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenmeyecektir.
Kaza ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan ve yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacının murisinin kusurundan bağımsız olarak, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla talep ettiği tazminatı zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilindeki zararları karşılamakla yükümlü olduğu, davacının talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı kabul edilmiştir (Emsal; Yargıtay HGK'nnn 15.6.2011 tarih 2011/17-142 E. 2011/411 K.ile HGK'nun 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. 2012/92 K.ile HGK'nun 16.1.2013 tarih ve 2012/17-1491 E. 2013/74 K.ile Yargıtay 4.HD.nin 21.09.2023 tarih ve 2023/6047 E. 2023/9596 K.ile aynı dairenin 08/11/2021 tarih ve 2021/4511 E. 2021/8347 K.). Bu nedenle davalı vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
Tazminat hesaplamaları yapılırken ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) hareket edilmekteyken, bu hesabın yapılmasına ilişkin olarak KTK’nun 90. maddesinde yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih ve 2019/40 E-202/40 K. Sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bu nedenle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekecektir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'de uygulama birliğinin sağlanması bakımından tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması, hesaplamalarda da progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerektiğine işaret etmiştir (Emsal; Yargıtay 17.HD.nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 2021/1848 K.). Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeni veya ek bir rapor almaya gerek duyulmamıştır.
Davacı tarafın davalı sigorta şirketine 07.02.2023 tarihinde başvurdukları, bu başvuru üzerine hasar dosyasının açıldığı anlaşıldığından 8 iş günü ilavesi ile 20.02.2023 tarihinde davalı sigorta şirketi temerrüt halindedir. Davacının talebi 22.02.2023 olduğundan faiz başlangıç tarihi olarak bu tarih esas alınmış olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
1-Temerrüt tarihi olan 22.02.2023 tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte 268.000,00.-TL tazminatın (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı) davalı sigorta şirketinden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 18.307,08‬-TL olup, peşin alınan 2.561,63-TL ile 403,03-TL tamamlama harcı toplamı 2.964,66‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.342,42‬-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİYLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 191,5‬0-TL, bilirkişi ücreti 3.500,00-TL'den oluşan 3.691,5‬0-TL yargılama gideri ile 179,90-TL başvuru harcı, 2.561,63-TL peşin harç, 403,03-TL tamamlama harcı toplamı 6.836,06‬-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 42.200,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/05/2024

KATİP

HAKİM