T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/266 Esas
KARAR NO : 2023/772
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/04/2023
KARAR TARİHİ : 18/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline karşı davalı tarafından ... 18. İcra Müdürlüğü ... Takip Dosyası ile alacak takibi başlatıldığını, takip dosyasında müvekkilinin borçlu yapılmakla beraber, ....'te yer alan; senet ve tarihi ve senet yoksa borcun sebebi, cari Hesap 267.926,97-TL yazdığını, başkaca bir belge ve bildirim açıklaması olmadığını, davalı şirketin bu güne kadar müvekkiline her hangi bir borç bildirimi yapmadığını, davacının müvekkiline karşı borcu ihbar etmediğini ve ihbar şartını yerine getirmediğini, davalı şirketle hangi borç sebebine bağlı olarak borçlu - alacak ilişkisinin doğduğunun gösterilmediği bu nedenle husumet yokluğunun söz konusu olduğunu,, icra takibinde borcun sebebini göstermeyen davalının takibini haksız ve mesnetsiz olarak yaptığını, kötü niyetli olduğunu bu nedenle takibin teminatsız olarak durdurulmasını, takibin devam etmesi halinde onarılamaz sonuçlar doğuracağını ve müvekkilinin sorun yaşayacağını, tüm bu nedenlerle davalı alacaklının takip dayanağını göstermemesi ve takip borçlusuna hiçbir ihtar ve ihbarda bulunmaması sebebiyle, kötü niyetli tacir olarak değerlendirilerek takibin teminatsız ve acil olarak dosya üzerinden yapılacak inceleme ile durdurulmasına karar verilmesini, borçlu olmayan müvekkiline karşı haksız takipte bulunan davalı alacaklının haksız takipten doğan İİK gereği %10'dan aşağı olmamak tazminata hükmedilmesine, davanın husumetli olmayan, ihbar ve ihtar şartına dayanmayan, hukuki ilişkisini göstermeyen kötü niyetli tacirin takibine karşı açılması ve menfi tespit iddialarımızın ve yasal dayanağa dayanması karşısında davanın kabulüne, ve yargılama giderleri ile dava avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, ticaret mahkemesinin işbu davada görevsiz olduğunu, davanın menfi tespit davası olduğunu, davacı aleyhine başlatılan icra takibi 268.719,74 TL olduğunu, yatırılması gereken harç ve giderlerin eksik yatırıldığını, Mahkemece dosyadaki gereken harç ve gider tutarının tekrar hesaplanmasını, eksik harcın ve giderin yatırılması için davacıya kesin süre verilmesini, kesin sürede harçların ve giderlerin yatırılmaması halinde ise HMK gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, müvekkilinin ... A.Ş, .... internet sitesi ve bu sitenin cep telefonu aplikasyonu ile araç kiraladığını, .... aracılığıyla araç kiralamak isteyen müşteri cep telefonundan dijital sözleşme ile önce sisteme kayıt olduğunu, daha sonra aplikasyon cep telefonundan müşterinin bulunduğu konuma 15 dakika yürüme mesafesinde araçları gösterdikten sonra, müşteri kiralamak istediği aracın yanına giderek, cep telefonundan araç kiralama işlemini gerçekleştirdikten sonra aracın kapıları sistem üzerinden açıldığını, müşterinin aracın torpido gözünde bulunan anahtar ile aracı kullandığını, müşterinin daha sonra anahtarı torpido gözüne bırakıp sonra sistem üzerinden kiralamayı sonlandırdıktan sonra araç yine sistem üzerinden kapıların kilitlendiğini, bu kiralama yönteminde şirket çalışanlarının aracın teslim-iade sürecinde bir ilgisi bulunmadığını, bu sistemde müşteri aracı kiralamadan önce ve kiralama bittikten sonra dışarıdan fotoğraflarını çekip sisteme yükleyerek, aracı hasarsız alıp-teslim ettiğini kaydettiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında 18/09/2022 tarihli Bireysel Paylaşımlı Araç Kiralama Sözleşme ve eklerini yukarıda arz ve izah olunan şekilde aplikasyon üzerinden muhtelif araç kiraladığını, davacının ... plakalı ve ... marka model aracı 27/12/2022 tarihinde 16.44 saatinde ...., ..., ..., ... caddesi lokasyonundan kiraladığını, davacı tarafından aracın üçüncü kişi...'ın kullanımına bıraktığını, işbu durumun ... seri numaralı ve ... defter numaralı Araç Trafikten Men/Muhafaza Altına Alma Tutanağı ile de sabit olup celbini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı taraf arasında imzalanan bireysel paylaşımlı araç kiralama sözleşmesinin 10.1. Maddesinde, 16.2. Maddesinde, 16.4. maddesinde, 16.5. maddesinde ve 16.6. maddesinde gerekli açıklamaların yapıldığını ve maddelerin içeriklerinin açık olduğunu, davacı yan kiralamış olduğu aracı üçüncü bir kişi kullanımına bıraktığını ve araç üçüncü kişi kullanımında hasar gördüğünü, davacı, mevcut hasar bildirimini ve kaza tutanağını müvekkili şirkete iletmediğini, davacı, kiralanan araçlarda oluşan hasarların tarafınca karşılanacağını kabul ve taahhüt ettiğini beyan ettiğini, işbu araçta meydana gelen hasarlardan sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı tarafın aracı üçüncü kişi kullanımına bıraktığı, müvekkili şirkete araçta oluşan hasar ile ilgili herhangi bir bilgi vermediğini ve kaza tutanağını iletmediğini yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının dava dilekçesinde her ne kadar müvekkili tarafından tarafına hiçbir belge bilgi sunulmadığını öne sürmüş olsa da söz konusu araçta meydana gelen hasar, değer kaybı, kazanç kaybı bedellerine ilişkin bilgi ve belgelerin kendisine iletildiğini, davalının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenler ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlarla; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 18. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası, davacının tacir sıfatının araştırılmasına yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları, davalı tarafından sunulan bireysel paylaşımlı ara. Kiralama sözleşmesi, banka dökümleri, sürücü belgesi sureti celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı, icra takibinde borcun sebebinin gösterilmediğini ve borcun hangi hukuki ilişkinden doğduğunun açıklanmadığını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Davalı, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi ilişkisinin bulunuğunu, borcun bu sözleşmeden doğduğunu savunmuş, ayrıca mahkememizin görevine itiraz etmiştir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, başka bir anlatımla somut olay bakımından Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. TTK gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın ve işbu menfi tespit davasının, TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından, davalının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere her iki tarafın, yani davacının da tacir olması zorunludur.
Bu kapsamda, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177.maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde;
Davacı ...'ın tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında VUK 177/1-3. madde hükümleri uyarınca 1. veya 2. sınıf tacir olmadığı, bilanço yahut işletme esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığı, ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı, ticari işletmesinin de olmadığı, başka bir anlatımla tacir sıfatının bulunmadığı, tam aksine davacının ... Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevabına göre, tacir sıfatı bulunmadığından defter tutma mecburiyetinin dahi olmadığı, davacının yalnızca gayri menkul sermaye iradı mükellefi olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olmak tek başına tacir sayılmak için yeterli olmadığı gibi esasen davacının tacir sıfatının bulunmadığını göstermektedir. (Aynı yönde bakınız. İSTANBUL BAM 13. HD. 2021/1892 E. 2022/276 K.; İSTANBUL BAM 37. HD. 202/2214 E. 2023/791K.; ANKARA BAM 4. HD. 2018/1696 E. 2018/2478 K.) Bu halde, davacının tacir sıfatı bulunmadığından eldeki dava dosyası bakımından mutlak veya nispi ticari dava söz konusu olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemesi olarak Mahkememizin görevli olmadığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiş, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );
1-HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı asil ve davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/10/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!