T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/24
KARAR NO : 2024/316
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 06/01/2023
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre; ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre; müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkili şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkili şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının ... numaralı alt dosyasına göre ,müvekkili şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkili şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının 1 numaralı alt dosyasına göre, müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı rücu dosyasının ... numaralı alt dosyasına göre, müvekkili şirketin ödediği tazminatın rücuen iadesini talep edeceği aşamada borçlu şirket hakkında iflas kararı verildiğini, bu halin haricen öğrenilmiş olduğunu, ... 1. İflas Müdürlüğü’nün ... İflas sayılı dosyasına işbu alacağın ... kayıt nosu ile kaydedildiğini, ancak alacak kaydı yaptırmalarına rağmen ... kayıt numaralı taleplerinin reddedildiğini, reddedilen ... kayıt numaralı alacağın iflas masasına kaydını talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, iflas idaresinin alacağın ... nolu alacağının kayıt talebini reddeden kararlarının iptalini, alacağın iflas masasına kaydını müvekkili şirket alacağı 1.232.037,20-TL’nin müflis-borçludan tahsilini talep etmiştir.
Davalının cevap dilekçesinde davalı asilin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Ve ...K. sayılı, 10/02/2022 tarihli ilamı ile iflas kararı verilmiş olduğunu, kararın halihazırda kesinleşmemiş olduğunu, müflis şirketin iflası ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyası ile yürütülmekte olduğunu, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmaksızın açılan işbu davanın usulden ve haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacı vekilinin zorunlu sigorta yapan şirket konumunda olduğu, davalı şirketin zorunlu sigorta yaptıran şirket konumunda olup müflis bulunduğu, davalının iflas etmesi üzerine kayıt kabul davasının açıldığı, kararın şeklen kesinleştiği, mevcut ilan ve tebliğ tarihlerine göre davanın süresi içinde açılmış olduğu tartışmasızdır.
Davacı, davalı müflis şirkete ait araçlar nedeniyle üçüncü kişilere verilmiş olan zarar karşısında ödeme yapıldığının iddia etmektedir. Söz konusu ödemenin davalı sigortalı adına ödenip ödenmediği, davalı müflis şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında kazaya yol açan bu aracın müflis sigortalı şirket tarafından herhangi bir kişiye kazaya yol açılan tarih itibariyle kiralanıp kiralanmadığı, bu hususun müflis davalı şirketin defter ve kayıtlarından anlaşılır olup olmadığı, yine vergisel kayıt ve belge içeriklerinden ve müflis masa vekilinin açıklamalarından anlaşılır olup olmadığı, söz konusu kaza nedeniyle müflis davalı şirket işleten sıfatına haiz ise meydana gelen kazada kusurunun olup olmadığı, hangi oranda kusurlu bulunduğu, Yargıtay 17.HD 2019/3193 E.2020/6609 K.sayılı kararı gereği ödeme tarihindeki veriler bilirkişi kurulu tarafından dikkate alınmak suretiyle zarar miktarının ne olduğunun tespiti ile mevcut kusur ve zarar miktarına göre davacının iddia etmiş olduğu ödemenin yapıldığı tarih itibariyle davacının ödeme yapması gereken miktarın ne olduğu, bu ödemenin sigorta teminatı kapsamı dahilinde ödenmesi gereken bir miktar olup olmadığı, sonuç olarak davacı vekilinin somutlaştırdığı deliller ve 01/02/2023 tarihli dilekçe içeriği dikkate alındığında her bir dosya için davacının talep edebileceği miktarın-talep aşılmamak kaydıyla-ne olduğu, buna göre iflas tarihi itibariyle davacının müflis davalı şirketten talep edebileceği miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
HMK m.31 gereği beyanı alınan davacı vekili, 18/04/2024 tarihli dilekçe ile masaya kayıt ve kabul için dava açtığını açıklamış, bu noktada talebindeki belirsizliği gidermiştir.
Taraflar arasındaki dava İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen, kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas idaresince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas masasına karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise iflas dairesidir. Somut olayda iflas tasfiyesi adi usule göre yürütülmekte olup ispat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından atanan bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu 01/11/2023 tarihli raporunda "kusur değerlendirmesi yapıldığında, söz konusu kazanın oluşumunda, davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından ... no.’lu MMSS poliçesi ile sigortalı olan davalı tasfiye (iflas nedeniyle) talinde... A.Ş.'ne ait 'ne ait, sürüüsü olay yerini terk eden ... plakalı araç ve sürücüsünün %100 asli ve tam kusurlu olduğu, maddi hasar (araç/bariyer) inceleme değerlendirmesi yapıldığında bariyer/ oto korkuluk hasarı için talep edilen, toplam 4.652,58TL'nin dava tarihi itibariyle piyasa rayiçlerinde makul ve mantıklı olduğu, kadr-i maruf kabul edilebileceği, ... plakalı aracın onarımının ekonomik olarak makul/mantıklı olmaması sebebiyle pert/total olarak değerlendirilmesin gerektiği ve piyasa rayiçleri üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 2019 yılı MMSS poliçe üst limiti olan 39.000TL’nin ödendiği, aktüeryal değerlendirme yapıldığında
davacının dava konusu kaza sebebiyle yapmış olduğu toplam masrafın 1.403.351,17 TL, davalıdan talebin 1.232.037,20 TL olduğu, dava dışı zarar görenler adına yapılan maddi tazminat- destek tazminatı ve hasar bedeli toplamının 1.776.195,51 TL olduğu, talebe bağlılık ilkesi gereğince talep edilebilecek tutarın 1.232.037,20 TL olabileceği, davacının 1.232.037,20 TL tutarındaki alacağın iflas masasına kaydının yapılması gerektiği, kayıt ve belge inceleme değerlendirmesi yapıldığında davalı (iflas nedeniyle) Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgeleri davaya konu kazaya karışan ... plakalı araç ile ilgili incelenebilmesi için tasfiye memuru ... ile telefonla görüşüldüyse de bilirkişi raporu hazırlanması için verilen sürede davalı şirket ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile ilgili henüz olumlu bir yanıt alınamadığı, dava dosyasına gelen Türkiye Noterler Birliği Sicil ve Tescil Hizmetleri Müdürlüğü .. Sayılı, 11.07.2023 tarihli cevap yazısında; ek tablo 1.sırada: ... plakalı aracın ...Tescil Tarihinde İflas Hal. ... Şirketi (1/1) (...) – tüzel kişi adına (davalı) tescil edildiği, şasi no: ..., motor no: ..., marka adı: ..., Cins Adı: ..., Model Yılı: 2016, sahiplik belge türü: faturalı satış, sahiplik belge no: .., alındığı yer: ... TİC.A.Ş. – merkez, kullanım amacı / kullanım şekli: hususi yolcu nakli, ek tablo 2.sırada: ... plakalı aracın ...ŞİRKETİ (1/1) (...)- tüzel kişi adına 26/12/2019 tarihinde tescil edildiği" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Adı geçen kök raporun taraf vekillerine tebliğ olunması ve beyan dilekçelerinin sunulmasından sonra ise ek rapor alınması takdir olunmuştur. Bu suretle "davacı vekilinin kök rapora yönelik 17/11/2023 tarihli itiraz dilekçesi içeriği karşısında yürürlükte olmayan mevzuat uyarınca değerlendirme yapılıp yapılmadığı, rücu şartının alkole değil olay yerinin terk olunmasına dayalı olup olmadığı, bu suretle rücu şartının dava dilekçesi ile bağlı kalındığında bu şekilde oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise sonuçta gereklilik olup olmadığı, davacı sigorta şirketinin iflas tarihi olan 10/02/2022 tarihi itibariyle kaç TL alacaklı olduğu, bu suretle iflas tarihi olan 10/02/2022 günü itibariyle kayıt ve kabulü esas olan miktarın ne olduğu hususları hakkında ve ayrıca 01/11/2023 tarihli rapor içeriği irdelenmek suretiyle ek rapor alınmasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Bu defa bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu 07/03/2024 tarihli ek raporlarında "kusur değerlendirmesi bakımından söz konusu kazanın oluşumunda, davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından ...no.’lu MMSS poliçesi ile sigortalı olan davalı tasfiye (iflas nedeniyle) halinde ... A.Ş.'ne ait 'ne ait, sürücüsü olay yerini terk eden ... plakalı araç nedeniyle işletenin %100 asli ve tam kusurlu olduğu, maddi hasar (araç/bariyer) inceleme değerlendirmesinde ise bariyer/ oto korkuluk hasarı için talep edilen, toplam 4.652,58._TL’nin dava tarihi itibariyle piyasa rayiçlerinde makul ve mantıklı olduğu, kadr-i maruf kabul edilebileceği, ... plakalı aracın onarımının ekonomik olarak makul/mantıklı olmaması sebebiyle pert/total olarak değerlendirilmesinin gerektiği, piyasa rayiçleri üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 2019 yılı MMSS poliçe üst limiti olan 39.000._TL’nin ödendiği, aktüeryal değerlendirme: davacının dava konusu kaza sebebiyle yapmış olduğu toplam masrafın 1.403.351,17 TL, davalıdan talebin 1.232.037,20 TL olduğu, dava dışı zarar görenler adına yapılan maddi tazminat- destek tazminatı ve hasar bedeli toplamının 1.776.195,51 TL olduğu, talebe bağlılık ilkesi gereğince talep edilebilecek tutarın 1.232.037,20 TL olabileceği, davacının 1.232.037,20 TL tutarındaki alacağın iflas masasına kaydının yapılması gerektiği, kayıt ve belge inceleme değerlendirmesi sonucunda davalının incelemeye sunduğu 2015- 2018 yılları arası ticari defter kayıtlarında yapılan incelemede; davaya konu kazaya karışan ... plakalı araçla ilgili hiçbir kayıt tespiti yapılamadığını, dava dosyasına gelen Türkiye Noterler Birliği Sicil ve Tescil Hizmetleri Müdürlüğü ... Sayılı, 11.07.2023 tarihli cevap yazısında; ... plakalı aracın 13/07/2016 tescil tarihinde İflas Hal. ... Şirketi (1/1) (...) – tüzel kişi adına (davalı) tescil edildiği, şasi no: ..., Motor No: ..., marka adı: ..., cins adı: ..., Model Yılı: 2016, sahiplik belge türü: faturalı satış, sahiplik belge no: ..., Alındığı Yer: .... TİC. A.Ş. – merkez, kullanım amacı / kullanım şekli: hususi yolcu nakli, ... Plakalı aracın ...ŞİRKETİ (1/1) (...)- tüzel kişi adına 26/12/2019 tarihinde tescil edildiği" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Dava, kaza sonucu dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapmış olduğu tartışmasız olan sigorta şirketinin iflas durumuna giren müflis şirkete karşı açmış olduğu rücu davası niteliğindedir.
Davacı olan sigorta şirketinin iflas talebine konu olan miktarın dayanağının sigorta rücu ilişkisinden kaynaklı alacak olduğu, iflas idare memurluğu tarafından talep edilen miktarlarla ilgili bir mahkeme ilamının getirilmediği gerekçesiyle kayıt kabule konu miktarın reddolunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ile 101. maddeler arasında düzenlenmiş, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işleteninin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 91. maddesinde, “İşletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. KTK' nin 93. maddesinde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.” hükmü mevcuttur. Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.
Genel Şartlar; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve sigorta şirketlerinin aksine hareket edemeyeceklerinin sigorta poliçesinde açıkça ifade edildiği, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır.
Taraflar arasında başlangıç ve bitiş tarihleri itibariyle davacının sorumluluğunu gerektirir zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi düzenlendiği, buna göre başlangıç tarihinin 13/07/2018, bitiş tarihinin 13/07/2019 olarak belirtildiği, bu tarihler arasında ise tazminata esas kazanın oluştuğu, böylelikle rücuya konu kazanın bu tarihler arasında gerçekleştiği tartışmasızdır. Poliçenin düzenlendiği tarih itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının dikkate alınması ise zorunludur.
2918 sayılı KTK'nin 95/2 maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3. kişilere karşı ileri sürülmeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
Buna göre kök ve ek raporda da irdelendiği, üzere müflis şirkete ait olan ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, buna göre bariyer/otokorkuluk hasarı için toplamda 4.652,28 TL'nin dayanak dava tarihleri itibariyle piyasa rayiçlerine uygun olduğu, aracın pert total olması karşısında ise 2019 yılı poliçe gereği 39.000,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca yönden diğer değerlendirilmelerde ise kaza sebebiyle yapılan masrafların 1.403.351,17 TL olup, davalıdan ise 1.232.037,20 TL talep olunduğu, buna göre dava dışı zarar gören adına yapılan toplam bedel toplamı 1.776.195,51 TL olmasına rağmen talep olunan toplam tutarın sadece 1.232.037,20 TL tutarında olduğu, aracın hususi araç olduğu, bu miktarın ödendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda rücu hakkının dayanağı olarak zararı oluşturan olay davacı şirkete sigortalı olan, müflis şirkete ait ... plakalı aracın en sağ şeritten makas atma diye tabir edilen ani şerit değiştirme manevraları ile aracın sol ön köşe kısımları ve bu esnada önünde seyir halinde olan dava dışı ... plaka sayılı aracın sağ arka kısmına çarpması, bu çarpmanın şiddeti ile savrularak bariyerlere çarpıp durması, akabinde ... plakalı aracın aynı şekilde çarpmanın şiddeti ile savrulup bariyerlere çarpması ile gerçekleşmiştir. Kaza tarihindeki ilgili görevli polis memurlarınca düzenlenen ve imzalanan tutanak içeriği dikkate alındığında müflis şirkete ait aracın Karayolları Trafik Kanunun 52, 56, 81 maddelerine açıkça aykırı hareket ettiği, hızını yol ve trafik durumuna göre uydurmadığı, yeterli takip mesafesini bırakmadığı açık olup esasen sürücü kaza sonrası dahi olay yerini terk etmiş durumdadır. Tüm bu haller dikkate alındığında ise müflis şirketin tek başına ve %100 kusurlu olduğuna dair tespit mahkememizce dahi benimsenmiştir. Esasen aksine bir savunma ve ispat durumu yoktur.
Buna göre olay yerini terk etmiş olan araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu ve poliçe hükümleri bir bütün olarak dikkate alındığında tam kusurlu olduğu, bu çerçevede müflis şirketin kusuru nedeniyle aleyhine rücu koşullarının oluştuğu öncelikle mahkememizce kabul edilmiştir.
Kayıt kabule esas dava dosyasındaki kusur durumuna ilişkin makine mühendisinin tespit ve açıklamaları, ayrıca aktüer bilirkişisinin tespit ve değerlendirmeleri bir bütün olarak dikkate alındığında bu rapora itibar edilmeye engel olacak şekilde davalı vekilininde itirazı olmadığı gibi rapor konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmıştır.
Zaten gerek kök rapor gerekse ek rapor dikkate alındığında araç ile ilgili toplam onarım bedeli ve emsal piyasa rayici değeri tek tek ele alındığında pert total olduğu, 2019 yılındaki poliçe gereği için ise 39.000,00 TL ödenmesi gerektiği denetime elverişli şekilde saptanmıştır. Öte yandan kazada yaralanan ..., ..., ...,... yönünden yapılan hesaplamalarda ise bakiye ömür, ücrete ilişkin tespit maluliyete ilişkin tespit, yapılan ödemeler poliçe limiti geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik dönemi, bakıcı giderleri, tek tek ve denetime elverişli şekilde saptanmıştır. Ayrıca ..., ..., ...,...'dan dolayı destek tazminat hesabından da bakiye ömüre ilişkin tespitler, ücrete ilişkin tespitler, yapılan ödemeler, poliçe limiti, bilinen aktif dönem hesabı ve bilinmeyen aktif dönem hesabı, bilinmeyen pasif dönem hesabı tek tek bilirkişi kurulu tarafından dikkate alınmış, bu çerçevede gerekli tüm hesaplamalar yapılmış, denetime elverişli şekilde tablolar hazırlanmıştır. Yine Yargıtay uygulamasına uygun şekilde kaza tarihindeki dava dışı kişilerin yaşı, kazanç getirici faaliyetleri, muhtemelen evleneceği tarihler ve ayrılması gereken kâr payları tek tek ele alınmış, bu şekilde denetime elverişli raporlar hazırlanmıştır.
Öte yandan bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu gerek kök gerek ek rapor iflas masasına tebliğ edildiği halde davalının herhangi bir itirazı yoktur. Bu hususun dahi ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararında belirtildiği üzere;
"Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753).
(...)
Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455E. 2017/7655K.sayılı ilamı)"
Somut olayda davalı iflas masası vekili rapora hiçbir şekilde itiraz etmemiş, bu suretle ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasını talep etmemiştir. Bu durumda kök ve ek bilirkişi raporlarına yönelik olarak davalının herhangi bir itirazı mevcut bulunmadığından benimsenen rapor içerikleri dahi dikkate alındığında raporda belirtilen miktarlardan daha düşük bir miktara hükmedilebilmesi öncelikle mümkün değildir. Bir başka deyişle, davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi durumunda davacı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bir anlamda raporun davacı lehine ve davalı aleyhine kesinleştiği, zaten davacının da rapora karşı en son sunduğu beyan dilekçesinde iflas tarihi itibariyle açıklanan 1.232.037,20TL tutarında davanın kabulüne dair karar verilmesini talep ettiği ortaya çıkmıştır.
Her ne kadar bilirkişi kurulu, talep olunan miktardan daha fazla miktar tespit etse de davacının bu davaya konu etmiş olduğu rakam 1.232.037,20 TL olarak açıklanmış olmakla HMK m.26 hükmü uyarınca bu talep ile bağlılık esastır. Kaldı ki davanın niteliği gereği hak düşürücü sürenin geçmesi sonrası ıslah yoluyla dahi dava dilekçesinde belirtilen tutarın üstünde başkaca bir rakama hükmedilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 23.HD 2015/6884E. 732K.sayılı kararı) O halde dava dilekçesinde talep olunan rakamın tamamı kabul edilmelidir. Bu rakam ise raporda da hesaplanan miktardan dahi azdır.
Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere mahkememizce benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporu dikkate alındığında müflis şirketin %100 kusur oranına isabet eden ve kayıt kabul davasına konu edilen miktarın tamamının masaya kayıt olunması gerekmektedir.
Kaldı ki irdelenen durum karşısında davacı sigorta şirketinin rücu edebileceği gerçek zarar miktarının farklı olduğuna dair somutlaştırılmış başkaca bir vakıa ve delil durumu dahi mevcut değildir. Mahkememizce itibar olunan bilirkişi kurulunun ek raporu ise gerekçeli, ara karar içeriklerine uygun ve denetime elverişli olup itibar edilmesine engel herhangi bir durum mevcut değildir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının dava konusu ettiği 1.232.037,20-TL alacağın, ... 1. İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının dava konusu ettiği 1.232.037,20-TL alacağın, ... 1. İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90TL harcın mahsup edilerek 247,70TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın ve 179,90 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından harcanan 119,50TL tebligat posta masrafı, 22.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.619,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!