T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/663
KARAR NO : 2024/465
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 22/09/2022
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için aşağıda belirtilen ihtiyati tedbir kararlarının tensiben verilmesini, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere müvekkil şirketler aleyhine hiçbir takip yapılmamasına, evvelce başlatılan takiplerin durdurulmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına, e-haciz, muhafaza, satış, tedbir, protesto, takas, mahsup, hapis, temlik ve haciz ihbarnamelerinin uygulanmamasına, müvekkilleri aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde rehinli menkullerin muhafazasının ve satışlarının durdurulmasına, müvekkillerinin, üçüncü kişiler nezdinde bulunan alacaklarının haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesine, müvekkillerinin takip borçlusu olduğu veya üçüncü kişi konumunda olduğu takiplerde geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında İİK 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderilmemesine, geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında üçüncü kişilere gönderilen veya yine aynı tarihten sonra üçüncü kişilere tebliğ edilen 89 haciz ihbarnameleri nedeniyle üçüncü kişilerin borçlu müvekkilin doğmuş ve doğacak alacaklarını blokede tutmaları halinde, blokenin kaldırılarak bu alacağın müvekkillere ödenmesine, üçüncü kişilerin müvekkillerin alacaklarını bu şekilde icra dosyalarına göndermiş olmaları ve icra müdürlüğünce bu paraların blokede tutulmaları halinde, blokenin kaldırılarak paraların müvekkil şirketlere ödenmesine, geçici mühletin ilanı tarihinden önce üçüncü kişilere tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında doğmuş alacakların da müvekkillere ödenmesine, müvekkillerinin, bankadaki hesaplarına gelen paranın, alacaklı banka tarafından kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapılmasının önlenmesine, alacaklı olsun veya olmasın bankaların mühlet kararını gerekçe göstererek, müvekkillerin hesaplarına bloke konulmasının önlenmesine, müvekkillerinin faaliyetlerini devam ettirebilmek amacıyla, Mahkemece atanan komiserin nezaretinde açılacak banka hesabına bloke/haciz ve mahsup/takas uygulanmasının önlenmesine, müvekkillere ait olup, muhafaza altına alınmış veya alınacak olan emtia, taşıt, makine, teçhizat ile leasing kapsamında tüm makine, cihaz v.s. değerlerin şirket yetkililerine yediemin sıfatı ile iadesine, Mahkemece tedbir kararı verilmesi halinde, tüm borçların ödemesi tedbiren durdurulacağı için, alacaklılar arasında eşitliğin bozulmaması için şirketlere ait henüz vadesi gelmemiş çeklerinin karşılıksız şerhi yazılmasının ve borç senetlerinin protesto edilmesinin de tedbiren durdurulmasına, müvekkillere ait teminatların/banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin de önlenmesine, müvekkillerinin aktifinde kayıtlı bulunan nakil vasıtalarının ve aktiflerinin devir, satış ve muhafazasının engellenmesi ile ilgili trafik şube müdürlüklerine yazılar yazılmasına, aktifinde kayıtlı bulunan demirbaşlar, emtia ve diğer araçlar, bankalardaki mevduata konulacak haciz/bloke/muhafaza tedbirlerinin durdurulmasına, müvekkillerin faaliyetine devam etmesi için zorunlu olan elektrik, doğalgaz, su ve sabit telefonlarının idari yönden kesilmesinin önlenmesine, müvekkilleri hakkında İİK 287. maddesi gereğince öncelikle üç aylık geçici mühlet kararı verilmesini ve komiser görevlendirilmesini, gerekli görüldüğünde İİK 284/4 maddesi gereğince bu sürenin iki ay daha uzatılmasına karar verilmesini, akabinde İİK 289 maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve yine gerekli görüldüğünde İİK 289/5 maddesi gereğince bu sürenin altı ay daha uzatılmasına karar verilmesini, İİK 305 maddede belirtilen şartları taşıyan konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK m.286 ve devamı hükümlerinden kaynaklanmakta olan konkordato talebine ilişkindir.
Mahkememizce davacılar lehine geçici mühlet, akabinde ise kesin mühlet kararı verilmiştir.
Yargılamanın devam ettiği aşamada davacılar vekili şirketin borca batık olmadığını, feragat nedeniyle davanın nedeniyle reddini talep etmiştir.
Öncelikle davacılar vekilinin talebi İİK m.292/f.2- bend (d) hükmüne dayanmaktadır. Aynı hükmün 2.fıkrasına göre ise "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder."
Konkordato kurumunu düzenleyen İİK m.285 ve devamından sonra yer alan 12. BAP' da yer aldığı, bu itibarla adı geçen hükümlerin özel hüküm niteliğinde olduğu, buna mukabil 6100 sayılı HMK'nın ikinci bölümünde yer alan ve yargılamaya hakim olan ilkelerden m.30 hükmünün ise genel nitelikte bir usul hükmü olduğu dikkate alındığında öncelikle özel hükmün uygulanması gerektiği yorum bilimi (hermenötik) açısından zorunludur. O halde HMK m.30 hükmünde yer alan düzenlemenin bu açıdan dikkate alınabilmesi mümkün değildir. Bir başka deyişle uyuşmazlık ile ilgili pozitif hukukta özel düzenleme olduğu sürece genel düzenlemelerin uygulanması düşünülemez. Gerek yargısal uygulama gerek doktrin bu konuda uyum içindedir.
Yukarıda açıklanan İİK m.291/f.2 ve İİK m.292/f.2 hükmünün emredici nitelikte olduğu, nitekim kanun koyucunun somut olayda olduğu üzere sebebi ne olursa olsun konkordato talebinden feragat edilmesi durumunda mahkemenin duruşma günü açması gerektiğini açıkça düzenlediği sabittir. Bu noktada mahkemeye herhangi bir nedenle takdir alanı ise kesin olarak bırakılmamıştır.
Mahkeme hükmünün yorum gerektirmeyecek derecede açık ve kesin olması halinde yapılacak şey kanunun emredici hükmünün yerine getirilmesidir. Mecelle'deki ifade ile "Mevrid-i nasta içtihata mesağ yoktur." Elbette açık hükmün içeriği sert görülse de yine Roma Hukukunda kabul edilen ifade ile " Kanun serttir, fakat kanundur" ( Dura lex sed lex ).
Nitekim mehaz niteliğindeki İsviçre İcra İflas Kanunun m.296 b nin bu yönde bir hüküm içermemekle birlikte, 2013 değişikliğinden önceki düzenlemede olduğu gibi mahkemenin yer, gün ve saati belirleyerek duruşma açması ve borçlu ile alacakları dinlemesi, hatta İsviçre İİK ( eski) m. 295 f.5, ( eski) m.308' e de yollama yaptığından, duruşmanın gün, yer ve saatini ilan etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel Yeni Konkordato Hukuku, Ankara-2009, 2. Baskı sayfa 315 te atıf yapılan kaynak KUKO SchKG- Hunkeler, m. 296b, no. 13, Gilleron, Commentaire, m. 295, no. 24, s.373,)
Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK m. 307 hükmünde düzenlenen davadan feragat beyanı, batıklık sebebine dayanan iflasa göre karar verilmesi halini de içinde barındıran konkordato talepleri açısından sıradan bir feragat beyanı olarak nitelendirilemez. Zira talep ile ilgili olan alacaklıların hüküm verilmeden önce feragat talebinde bulunan şirketin batık olup olmadığı noktasında beyanda bulunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Esasen duruşma açılmasının asıl amaçlarından biri de bu nedendir. Zaten kanun koyucu da en azından bu nedenle konkordato talebinden feragat olsa dahi duruşma açılması noktasında emredici düzenleme getirmiştir.
Duruşma gün ve saatinin takdir edilmesi sonrası ve duruşma günü icra edilmeden önce komiser heyeti görevlendirilmiştir. Komiser heyeti en son sunmuş olduğu 12/06/2024 tarihli raporunda davacı olan şirketlerin rayiç değerlere göre borca batık durumunda olmadığını, davacı gerçek kişinin ise iflâsa tâbi tacir olmadığını, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde açıklamışlardır. Esasen daha önce sunulan raporlar dahi bu yöndedir.
Bu şekilde davacı şirketlerin borca batıklık durumu olmadığını açıkça ifade etmişlerdir. Bu suretle İİK m.292 hükmünde belirtilen şartların oluşup oluşmadığı dahi araştırılmıştır.
Alınan konkordato komiser heyeti rapor içeriğine, mevcut dosya kapsamına göre iflasa tabi davacı şirketler yönünden konkordato talebinden feragat edilmiş ise de şirketlerin borca batık olmadığı, bu nedenle şirketler hakkında İİK m.292 hükmü çerçevesinde iflas kararı verilmesinin şartının oluşmadığı ortaya çıkmıştır.
Davacılar vekili konkordato talebinden feragat etmiş olup, vekilin ise feragat yetkisi bulunmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacıların, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Bu durumda mevcut feragat beyanı çerçevesinde ve yukarıda yapılan araştırmalar sonucunda iflasa tabi olan davacılar hakkındaki konkordato talebinin sadece feragat nedeniyle reddi gerekir.
Yapılan açıklamalar karşısında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasına kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... yönünden davacıların davadan feragat beyanı karşısında davacıların konkordato talebinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine, davacı ... ve ... ŞİRKETİ hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının 24/01/2024 günü saat 14:42 itibariyle, ... ŞİRKETİ hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının ise 24/05/2024 günü saat 14:00 itibariyle kaldırılmış olduğundan bu konuda yeniden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ve ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne atanan konkordato komiserlerinin görevine 24/01/2024 günü son verildiğinin ve ayrıca davacı ...ŞİRKETİ'ne atanan konkordato komiserlerinin görevlerine dahi 12/06/2024 günü itibariyle son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacıların tamamı hakkındaki konkordato talebinin feragat nedeniyle ret olunduğunun, mühlet kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine, iflas şartları oluşmadığından davacılar hakkındaki iflas kararı verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... yönünden davacıların davadan feragat beyanı karşısında davacıların konkordato talebinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine,
2-Davacı ...ve ... ŞİRKETİ hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının 24/01/2024 günü saat 14:42 itibariyle, ...ŞİRKETİ hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının ise 24/05/2024 günü saat 14:00 itibariyle kaldırılmış olduğundan bu konuda yeniden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı ...ve ... ŞİRKETİ'ne atanan konkordato komiserlerinin görevine 24/01/2024 günü son verildiğinin ve ayrıca davacı ... ŞİRKETİ'ne atanan konkordato komiserlerinin görevlerine dahi 12/06/2024 günü itibariyle son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
4-Davacıların tamamı hakkındaki konkordato talebinin feragat nedeniyle ret olunduğunun, mühlet kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine,
5-İflas şartları oluşmadığından davacılar hakkındaki iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
6-Bu dava nedeniyle alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından davacının peşin olarak yatırdığı 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacılar tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,
Dair; davacılar vekili ile bir kısım alacaklı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on günlük yasal süre içinde ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!