WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/323
KARAR NO : 2024/266

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 28/04/2022
KARAR TARİHİ : 28/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 18.01.2022 tarihli alacak kaydının yapılması talepli ile müvekkilinin müflisten iflas tarihi itibariyle toplam alacak miktarı oları 2.807,008,99 TL olarak iflas masasına bildirilmiş olduğunu, reddedilen 1.616.368,85 TL alacağı için işbu huzurdaki kayıt kabul davasının açılması zaruretinin hasıl olduğunu, kayıt kabul davasının kabulünü ve ... 3. İflas Müdürlüğünce alacağımızın 1.616.368,85 TL'lik kısmının reddini kararın kaldırılarak müflisten olan alacağın toplam 2.807.008,99 TL olduğuna karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı iflas masası adına cevap sunulmadığı ve davayı inkar eden konumundadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında varlığı inkar olunmayan sözleşme çerçevesinde davacı tarafından davalıya kredi tahsis edilip edilmediği, davalı şirketin kredi kullanıp kullanmadığı, fiilen kullanılan kredi var ise dayanak sözleşme hükümleri de dikkate alındığında iflas tarihi itibariyle davacının iddia ettiği ve kaydını talep ettiği çek karnesi nedeniyle şarta bağlı alacağının olup olmadığı, yine kaydını talep ettiği maddi alacak ile ilgili faiz, vergi, masraf ve komisyon alacağı olup olmadığı, red olunan miktarlar dikkate alındığında kaç TL miktarın kaydının gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı, gelen cevabi yazılara göre kayıt kabul davasının süresi içinde açılmış olduğu, iflasın halihazırda iflas dairesi tarafından resen yürütülmekte olduğu, masayı temsilen iflas dairesine gerekli tebligatın yapılarak taraf teşkilinin oluşturulduğu tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki dava İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Bilindiği üzere kayıt kabul davası, alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise somut olayda olduğu gibi iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması için atanan birinci bankacı bilirkişinin hazırlamış olduğu 13/12/2022 tarihli raporunda "davalı kredi lehtarı asıl borçlu firmaya kullandırılan krediye %32 oranında akdi faiz uygulandığı, dava konusu kredilere, sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 12.2.maddesinde amaçlanan, fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranının 32 olduğu değerlendirildiği, sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 12.2 m. uyarınca en yüksek %32 akdi faiz oranının %50 fazlası mertebesinde %48 (32x1,505) oranında temerrüt faiz oranı belirlendiği, davacı bankadan temin edilen emsal krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranının ise 35 olduğu, dolayısıyla emsal nitelikteki krediye %35 oranında akdi faiz uygulanmış olduğu, sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen m.12.2 uyarınca en yüksek akdi faiz oranı %35 nazara alınarak, buna göre %52,50 (35x1,505) oranında temerrüt faizi belirlendiği, dava konusu krediye fiilen uygulanan akdi faize göre belirlenen temerrüt faiz oranı %48 iken, emsal krediye fiilen uygulanan akdi faize göre belirlenen temerrüt faiz oranının 52,50 olduğu, emsal içtihat nazara alınarak 52,50 temerrüt faiz oranına itibar edildiği, davacı bankanın depo isteyebileceği çek yaprakları bedeli davacı bankadan temin edilen çek takip kartonu ekstrelerine göre “ çek statü raporlarında “ gösterilen 21 adet çek yaprağı bedelinden dolayı toplam riskin 56.070,00TL (2021 yılı TCMB ücret tarifesine göre 2.670,00 TL x 21 adet çek yaprağı bedeli) olarak belirlendiği, davacı bankanın, müflis şirketten iflas tarihi itibariyle alacakları dosya içeriğine göre alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu, yani imtiyazlı alacak dışı “ adi alacak” statüsünde değerlendirilmiş olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde; müflis şirketin iflas tarihi itibariyle tespit edilen toplam 1.229.870,43 TL nakdi alacağın iflas masasına İİK'nun 206 m. uyarınca 4.sıraya “adi alacak “ statüsünde kaydettirilebileceği, 13.440,00 TL'nin iflas masasına İİK'nun 197. m. hükmü uyarınca şarta bağlı alacak olarak kaydı gerekebileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Birinci bilirkişi itiraz üzerine sunulan 09/02/2023 tarihli ek raporunda ise mevcut delil durumuna göre kök raporda herhangi bir değişikliği giderilmesini gerektirir bir durum olmadığını açıklamıştır.
Birinci bilirkişi raporunun tebliğ olunması sonrası mevcut itirazlar karşısında, "taraflar arasında varlığı inkar olunmayan sözleşme çerçevesinde davacı tarafından davalıya kredi tahsis edilip edilmediği, davalı şirketin kredi kullanıp kullanmadığı, fiilen kullanılan kredi var ise dayanak sözleşme hükümleri de dikkate alındığında iflas tarihi itibariyle davacının iddia ettiği ve kaydını talep ettiği, çek karnesi nedeniyle şarta bağlı alacağının olup olmadığı, yine kaydını talep ettiği maddi alacak ile ilgili faiz, vergi, masraf ve komisyon alacağı olup olmadığı, red olunan miktarlar dikkate alındığında kaç TL miktarın kaydının gerektiği, birinci bilirkişinin sunmuş olduğu kök ve ek rapordan farklı bir sonuca varılması halinde gerekçesinin açıklanması, amacıyla yeni bilirkişiden yeni rapor alınmasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Bunun üzerine ikinci bankacı bilirkişi hazırlamış olduğu 18/05/2023 tarihli raporunda "tabloda görüleceği üzere, deposu talep edilen çeklerden 9 adedinin yasaklı bulunduğu, davacı banka tarafından 15 adet çek için 56.070.- TL tutarında depo talebinde bulunulduğu, davacı banka 15 çeke karşılık 56.070,-TL tutarında depo talebinde bulunduğu, ancak yukarıda da açıklandığı üzere deposu talep edilen 15 adet çekin 9 adedin yasaklı gözüktüğünden, bunların tazmini (banka sorumluluk payının ödenmesi) söz konusu olmayacağı, davacı banka müşteri nezdinde gözüken 6 adet çeke karşılık 6 x 2.670,-TL=16.020,- TL şarta bağlı depo talebinde bulunabileceği, kat tarihi itibariyle asıl alacak tutarının tespitinin davacı banka vekilinin gönderdiği 17.05.2023 tarihli e-postada, müflis firmaya kullandırılan kredinin akdi faizinin 16.12.2019 tarihinde %18,75 olarak güncellendiği, bunun dışında emsal bir kredi faiz oranının dosyaya sunulmadığı, davacı bankanın %18,75 akdi faizin %50 fazlasıyla %28,13 oranında temerrüt faizi isteyebileceği, iflas tarihi itibariyle davacı alacağının tespitinin 08.10.2021 iflas tarihi itibariyle davacının rotatif krediden kaynaklanan alacağının tespit edildiği, davacı bankanın rotatif krediden kaynaklanan alacağı 08.10.2021 iflas tarihi itibariyle 1.651.637,37 TL olarak hesaplandığı, davacı banka ise, rotatif kredi için kayıt kabul talebinde bulunduğu, davacı taraf iflas dairesince ret edilen 1.616.368,85 TL'lik alacaklarının ilave olarak kayıt ve kabulünü dava ettiği, davacının kayıt kabule esas alacağı 1.835.637,16TL olarak kabul edildiği, iflas müdürlüğünce kabul edilen 1.190.640,14 TL’nın tenziliyle, ilave kayıt kabul edilecek tutarın 644.997,02 TL olarak hesaplandığı" şeklinde görüş bildirmiştir.
13/12/2022 tarihli birinci bilirkişi raporu ile 18/05/2023 tarihli ikinci bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi, itibar olunan rapor var ise gerekçe ve sonucunun üzerinde durulması, akabinde sonuç olarak gerek nakdi alacak, gerek gayrinakdi alacak miktarı açısından masaya kaydı gereken miktar olup olmadığını açıklaması, itibar edilmeyen rapor var ise gerekçesinin üzerinde durulması, amacıyla 3.bilirkişiden çelişkiyi giderici rapor alınmasına dair ara karar oluşturulmuştur.
Bunun üzerine üçüncü bankacı bilirkişi münferiden hazırlamış olduğu 26/09/2023 tarihli raporunda "dava konusu alacak tutarı, davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan çek karnesi ve borçlu cari hesap kredisi borçlarından kaynaklandığı, ... No.lu rotatif kredi ettirildiği tespit edildiği, davacı banıkaca kredi hesabı 03.12.2019 tarihinde kat edilmekle birlikte, 02.01.2020 tarihinde kat ihtarnamesi keşide edildiği, bu sebeple 30.06.2019-30.09.2019 döneminde işlemiş faiz tutarına ilave olarak 30.09.2019 tarihinden 03.12.2019 kat tarihine kadar krediye uygulanan akdi faiz ve komisyon oranından faiz ve komisyon tutarı hesaplandığı, ... No.lu teminat mektubu söz konusu teminat mektubunun vade tarihinde davacı banka kayıtlarından çıkışının yapılması, ayrıca davacının alacak talebine de konu olmaması nedeniyle inceleme dışında tutulduğu, iade edilmemiş çekler ... sayılı Kanun uyarınca, muhatap bankanın ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için ödemekle yükümlü olduğu tutarın T.C. Merkez Bankası tarafından, 2019 yılı için 2.030,00 TL olarak belirlendiği, bu durumda, iade edilmemiş durumda olan 21 adet çek yaprağının banka sorumluluk tutarından dolayı, davacı bankanın 42.630 TL (<21 adet x 2.030,00 TL) tutarında gayrinakit alacak tutarı bulunduğu tespit edildiği, bu durumda, dava konusu krediye fiilen uygulanan %32,00 akdi faiz oranları ile davacı bankaca başka kredilere uygulanan emsal %35,00 akdi faiz oranları, ayrıca Yargıtay'ın sözleşmede faiz oranı somut olarak belirlenmemişse, bankaca kredilere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının emsal alınarak, sözleşme hükmüne göre temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerektiği yönündeki yerleşik kararları gözetildiğinde, dava konusu krediye yıllık %52,50 oranından (> 6 35,00 x 1,50) temerrüt faizi talep edilebileceğinin değerlendirildiği, cari hesap kredisinden dolayı, iflas tarihi itibariyle davacı bankanın 2.311.934,57 TL talep edilebilir nakit alacak tutarı bulunduğunun hesaplandığı, raporun dördüncü sayfasında seri numaraları belirtilen 21 adet çek yaprağının iflas tarihi itibariyle de iade edilmediklerinin tespit edildiği, 5941 sayılı Kanun uyarınca, muhatap bankanın ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için ödemekle yükümlü olduğu tutarın T.C. Merkez Bankası tarafından, 2021 yılı için 2.670,00 TL olarak belirlendiği, bu durumda, iade edilmemiş durumda olan 21 adet çek yaprağının banka sorumluluk tutarından dolayı, davacı bankanın 56.070,00 TL tutarında gayrinakit alacak tutarı bulunduğu tespit edildiği, hesaplanan alacak tutarları ile bilirkişi ... tarafından hesaplanan tutarlar çok uyumlu olduğundan fark, işlemiş komisyon tutarlarından kaynaklandığı, adı geçen bilirkişi tarafından, sorunlu krediler hesabına intikal eden dava konusu borçlu cari hesap kredisinin asıl alacak tutarı üzerinden, iflas tarihine kadar yıllık %3 oranından komisyon tutarı hesaplandığı, ancak komisyon, bankalarca verilen bir hizmetin karşılığı olarak tahsil edilen bir ücret olduğundan, sorunlu krediler hesabına alınan bir kredi tutarı için komisyon ücreti talep edilemeyeceği, bu sebeple, dava konusu kredi tutarı üzerinden komisyon alacağı hesaplandığı, söz konusu komisyon hesaplanması gözardı edildiğinde, bilirkişi ... tarafından hazırlanan rapora itibar edildiği, davacı talebi, iflas İdaresinin kabul ettiği tutar ve hemen yukarıda iflas tarihi itibariyle hesaplanan tutar göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafından ilave olarak 1.163.924,42 TL nakit alacak ve 13.440,00 TL gayrinakit alacak tutarının iflas masasına yazdırılabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
... 'in hazırlamış olduğu rapor içeriği karşısında, bu raporun ... tarafından sunulan rapor ile genel olarak uyumlu olduğu anlaşılmakla birlikte oluşan farklılığın giderilmesinin mümkün olup olmadığının, bilirkişi ...'in açıklanan gerekçeler karşısında ...'in hazırlamış olduğu rapora tam olarak iştirak etmesinin mümkün olup olmadığının bu arada araştırılması için ...'in iki hafta içinde ek raporunu sunmasına dair ara karar oluşturulmuştur.
Bunun üzerine birinci bankacı bilirkişi 08/11/2023 tarihi itibariyle sunmuş olduğu ikinci ek raporunda "gayrinakdi çek taahhüt bedeli yönünden rakamların aynı olduğu, buna mukabil nakdi krediler bakımından sadece 446,11 TL fark kaldığı, bu farkın ise birinci bankacı bilirkişinin rotatif kredi için iki kalem halinde %3 oranında hesapladığı komisyon tutarı olan 3.157,03 TL ile 61.322,87 TL olmak üzere 65.479,90 TL kısmının buradan kaynaklandığı, bu miktarların tenzili durumunda bu farkın ortaya çıktığı, çek ve bonoların portföyde olduğu sürece %3 oranında komisyon istenebileceği, ancak bu durumun ihbar olunması üzerine ise hesaplamadaki farkın sadece 446,11 TL olduğu, cüzi miktar olduğu, tolere etmeye elverişli bir miktar olduğu ifade olunmuştur.
Münferiden rapor hazırlayan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin tam olarak giderilememiş olduğu, üçüncü bilirkişi ... ile birinci bankacı bilirkişi ... raporları gözetildiğinde gayri nakdi çek taahhüt bedeli üzerinden hesaplanan miktarların aynı olduğu, nakdi kredi yönünden ise teminattaki çek ve bonolarla ilgili hesaplanan komisyonun ihmal olunması durumunda ise arada cuzi bir fark olduğu açıklanmıştır. Ne var ki çelişki tam ve eksiksiz olarak giderilememiştir.
Bunun üzerine 23/11/2023 tarihli duruşma ara kararı uyarınca "bilirkişi ...'in 08/11/2023 tarihli raporu ile bilirkişi ... raporu arasındaki farkın bankacılık uygulamaları dikkate alındığında hangi nedenden kaynaklanmadığının irdelenmesi, bu suretle ... 'in hazırlamış olduğu rapor ile ... tarafından sunulan rapor ile genel olarak uyumlu olduğu anlaşılsa da bu farklılığın giderilmesinin mümkün olup olmadığı, bilirkişi ...' in açıklanan gerekçeler karşısında ...' in hazırlamış olduğu rapora neden iştirak etmediğine dair 08/11/2023 tarihli ek rapor içeriğinin de üzerinde durulması, bu suretle hangi rapora neden itibar olunduğu noktasında veya itibar edilmediği noktasında belirsizliği giderici yönde açıklama yapılması, bu şekilde raporun hazırlanması amacıyla bilirkişi kurulundan rapor alınmasına" dair bankacı bilirkişi kurulundan rapor alınması kararlaştırılmıştır.
Bu defa bankacılardan oluşan yeni bilirkişi kurulu 04/03/2024 tarihli raporda "keşide edilmiş olan ihtarnamenin, davalı asıl borçlu firmaya 03.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu itibarla, ihtarnamede ödeme için verilen (1) günlük sürenin bitimini müteakip, borçlu firmanın (ilgili tarih Pazar gününe denk gelmesine karşın, sözleşmede ve ihtarnamede işgünü olarak belirtilmemiş olması nedeniyle, süre, takvim günü olarak değerlendirilmiştir.) 05.01.2020 tarihinde temerrüde
düşeceği görüşüne varıldığı, ilgili kredi; davalı firmanın talebine istinaden, 08.01.2019 tarihinde, 1.000.000,00TL rotatif olarak ve tarafların karşılıklı olarak mutabık oldukları faiz ve komisyon oranından, yıllık %32 akdi faiz ve %3 komisyonla 1.000.000,00TL rotatif kredi kullandırıldığı, kullandırılmış olan kredinin, ilk dönem (08.01.2019 – 30.06.2019) faizinin tahsil edilmiş olduğu ancak, 30.06.2019 – 30.09.2019 dönemine ait 76.826,39 TL gerçekleşmiş faizin ve 3.841,32TL’lık BSMV’nin ise tahsil edilemediği, tahsil edilememiş olan, anapara + dönem faizi + BSMV toplamı olan, (1.000.000,00TL + 76.826,39TL + 3.841,32TL = 1.080.667,71TL) 1.080.667,71TL’nin de 03.12.2019 tarihinde davacı banka tarafından, “Tasfiye Olacak Alacaklar Hesabı”na intikal ettirildiği tespit edildiği, bahse konu kredi hesabı, davacı bankaca 03.12.2019 tarihinde kat edildiği, bu itibarla 30.06.2019 – 03.12.2019 dönemi için (Temmuz 31, Ağustos 31, Eylül 30,
Ekim 31, Kasım 30, Aralık 3 gün olmak üzere toplam = 156 gün) bu döneme ait faiz, komisyon ve BSMV hesap edilerek, davacı bankanın; 30.06.2019 tarihinden başlamak üzere, kat tarihi itibariyle, toplam alacak miktarı hesap edildiği, bu itibarla, yukarıda tespit edilen kriterler doğrultusunda, belirtilen döneme ait ödenmemiş faiz tutarı; anapara 1.000.000,00 x gün 156 x Faiz %32 / yıl 36000 = 138.666,67TL olduğu, komisyon anapara 1000.000,00 x gün 156 x komisyon %3/ yıl 36000 = 13.000,00TL olduğu, döneme ait faiz + komisyon tutarı = 151.666,67TL olduğu, toplam BSMV = %5 x Faiz 151.666,67TL = 7.583,33TL olduğu, döneme ait faiz + fer’iler toplamı,159.250,00TL olduğu, nihai olarak; 03.12.2019 kat tarihi itibariyle, bankanın anapara dahil toplam alacağı, 1.159.250,00TL (=1.000.000,00TL + 159.250,00TL) olarak hesap edildiği, ancak davacı banka, hesap kat tarihi itibariyle, dava dışı asıl borçludan 1.148.010,14TL talep ettiği, bu itibarla, karar Mahkemeye ait olmak kaydıyla; talebe bağlı kalınmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, teminat mektubunun kat tarihi itibariyle yürürlükte olduğu ancak, vade tarihinde davacı banka kayıtlarından çıkışı yapıldığı tespit edildiği, bankanın mektupla ilgili alacak talebi görülmediği, bu nedenle, inceleme dışında tutulduğu, çek taahhüt kredisinin davacı banka kayıtları incelendiğinde, “Çek Statü Raporu”nda, asıl borçlu dava dışı firma tarafından, davacı bankaya kat tarihi itibariyle tevdi edilmemiş toplam 21 adet çek yaprağının bulunduğu tespit edildiği, (Çek yaprak no.ları; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’dür.)
muhatap bankanın, ibraz edilmesi halinde, hamile ödeyeceği “çek taahhüt” tutarı her bir çek yaprağı için T.C. Merkez Bankasınca, 2019 yılı için, 2.030,00TL olarak tespit edildiği, bu itibarla, iadesi yapılmamış toplam 21 adet çek yaprağı için davacı bankanın, asıl borçludan 42.630 TL gayri nakdi alacak bedeli talep ettiği, bu itibarla, bütün bu verilerin ışığında, davacı bankanın; rotatif kredilere (BCH) yıllık %35 akdi faiz uyguladığı kanaatine varıldığı, temerrüt faiz oranı hesap edilirken, söz konusu faiz oranı dikkate alındığında, sözleşmenin temerrüt faiz oranını tespiti ile ilgili 12. Maddesi gereği olarak, temerrüt faiz oranı %52,50 ( %35 x 1,50 = %52,50 ) olarak hesap edildiği, davacı bankanın iflas tarihi itibariyle, dava dışı asıl borçludan toplam alacağının; 2.311.934,56 TL olduğu hesap edildiği, bu itibarla, davacı banka yönünden; 21 adet çek yaprağı taahhüt tutarı (riski) 56.070,00TL olarak hesap edildiği, bu nedenle bankanın, çek taahhüt kredisinden kaynaklı olarak asıl borçludan, 56.070,00TL alacaklı olduğu sonucuna varıldığı, davacı vekilinin 28.04.2022 tarihli dava dilekçesinde, toplamda talep edilen 2.807.008,99TL’nin içinde yer alan, 73.429,45TL’lik tutar masraf-komisyon olarak yer aldığı, dosya muhteviyatındaki belgeler içinde, söz konusu masraf ve komisyonla ilgili banka hesapları içerisinde herhangi bir kayda ve/veya gider makbuzlarına rastlanılmadığı, belirtilen bu giderle ilgili olarak, beyanın dışında, geçerli olacak belge/belgelere ihtiyaç duyulduğu, bilirkişiler raporlarında, %32 akdi faize ilave olarak, %3 komisyon uygulanması biçiminde tespit yaptığı, bu kavramdan hareketle, birinci bilirkişi raporunda, %3 oranından hesaplama yapmış ve yukarıda da belirtildiği gibi 3.157,03TL olarak alacaklar içinde yer aldığı, ayrıca, kredinin temerrüde düştüğü tarihten, iflas tarihine kadar da %3 komisyon hesabı yaparak toplam alacağa dahil edildiği, birinci bilirkişinin 07.10.2023 tarihli ek raporunda, temerrüt tarihinden, iflas tarihine kadar hesap edilmiş olan komisyon rakamının toplam alacağa dahil edilmemesi durumunda, sonucun, ikinci bilirkişi ...’in raporuyla, göz ardı edilebilecek ufak bir farka gelinebileceği, ikinci bilirkişi ile bilirkişi kurulu arasında kat tarihi (03.12.2019) itibariyle asıl alacak tespiti yaparken, faiz dışında, %3 komisyon hesap edildiği, ancak, temerrüt tarihinden, iflas tarihine kadar alacak tespitinde, kısaca “…sorunlu krediler hesabına alınan bir kredi tutarı için komisyon ücreti talep edilemeyeceği görüşündeyiz” açıklaması yapıldığı, tabloda da görüldüğü gibi hesaplama yapılmadığı, hazırlanan raporda da donuk hale gelmiş bir krediden, komisyon hizmet bedelinin
ayrıca alınmaması gerektiği görüşünden hareketle, temerrüt tarihinden itibaren komisyon hesaplanmadığı, temerrüt faizi ve anapara konusunda tüm bilirkişiler hem fikirde olduklarının görüldüğü, ancak hesaplama sürecinde göz ardı edilebilecek kadar ufak farklılık doğduğu, bilirkişi temerrüt süresini 641 olarak, diğer heyetler ise 642 gün üzerinden hesaplama yaptığı, BSMV hesaplama yöntemi aynı olmakla birlikte, asıl alacak tutarındaki ufak farklılık karşısında birinci bilirkişinin alacak tutarına komisyon tutarını ilave etmesi nedeniyle, farklılık oluştuğu, toplam alacak tutarını, birinci bilirkişi; 2.377.880,57TL, ikinci bilirkişi ve üçüncü bilirkişinin 2.311.934,56TL olarak hesaplandığı, farklılığın açıklandığı gibi, komisyon tutarının ilave edilmesi ve valörden kaynaklandığı, davacı bankanın, 08.10.2021 iflas tarihi itibariyle, dava dışı asıl borçlu firmadan (... Tic. A.Ş.) yapılan hesaplamalar sonucunda; nakit 2.311.934,56TL, gayrı nakdi 56.070,00TL
alacaklı olduğunun tespit edildiği, sonuç olarak; davacı banka 08.10.2021 iflas tarihi itibariyle; nakdi alacak yönünden, hesaplanan 2.311.934,56L’ya göre, iflas dairesince, daha önce kabul edilmiş 1.148.010,14TL’nin üzerine, ilave olarak 1.163.924,42TL alacağın da iflas dairesi’ne kaydedilebileceği, gayrı nakdi alacak yönünden de 56.070,00TL hesaplandığı, buna göre, daha önce iflas dairesince kabul edilmiş olan 42.630,00TL’nin üzerine, ilave olarak 13.440,00TL alacağın iflas dairesi’ne kaydedilebileceği" açıklanmıştır.
Bilirkişi, özel ve teknik bilgiyi oluşturan tecrübe prensipleri hakkında hâkimde eksik olan bilgiyi veren ve bu tecrübe prensiplerine dayanarak, sabit olan bir olaydan sonuçlar çıkaran veya kendi özel bilgisine dayanarak uyuşmazlık konusu olayları tespit eden üçüncü kişi veya kişilerdir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. III, 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 2621-2622; Atalay, Pekcanıtez; Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s.1914-1915).
Bilirkişi, incelemesi sonunda aydınlatılması istenen husus hakkında, kendisine yöneltilmiş olan sorulara cevap verir. Bilirkişi kendisinden istenen sorulara hasren bir inceleme gerçekleştirir. (Süha Tanrıver, Hukukumuzda Bilirkişilik, Ankara 2017, s.110) Bilirkişi raporlarının gerekçeli olması gerekir. Gerekçe sayesinde hâkim ve taraflar, bilirkişi raporundaki sonucun doğru olup olmadığını denetleme olanağına sahip olurlar. (..., Uygulamada Bilirkişilik ve Bilirkişi Raporları, Makaleler (1973-2013), 1.Cilt, Ankara 2014, s.823). O halde açıklanan bilirkişi raporundaki verilerin yargısal açıdan yorumlanması gerekmektedir.
Buna göre ve öncelikle belirtmek gerekir ki münferiden rapor sunan birinci ve ikinci bilirkişinin raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için rapor sunan üçüncü bilirkişi ...'in raporu, birinci bilirkişinin raporuyla gayrinakdi alacak yönünden aynı, nakdi alacak yönünden ise küçük bir fark dışında nispeten benzer niteliktedir.
Ancak daha önemlisi münferiden rapor sunulan bu bilirkişiler arasındaki çelişkiyi gidermek için atanan ve her üçü bankacı olan üçüncü bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu 04/03/2024 tarihli raporda tespit olunan nakdi alacak ve gayrinakdi alacak miktarları üçüncü bilirkişi ...'in raporları ile birebir aynı durumdadır.
Buna göre gerek üçüncü raporu sunan münferiden sunan ...'in raporu ve gerekse 04/03/2024 tarihli raporu sunan, çelişkiyi giderici nitelikte olan bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında hesaplamalarda akdi faiz %32 olarak tespit olunmuştur. Zaten birinci bilirkişi ...'in raporundaki hesaplama dahi bu yöndedir. Yine gerek birinci bilirkişi kurulu raporu gerekse üçüncü bilirkişi ...'in raporu ve gerekse mahkememizce atanan 04/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında nakdi alacak ile ilgili asıl alacak, faiz tutarı birbiriyle aynıdır.
Somut olayda münferiden rapor sunan birinci bilirkişi ..., her ne kadar komisyon tutarına ilişkin hesaplama yapmış ise de bilindiği üzere komisyon verilen bir hizmetin karşılığı olarak bankacı tahsilden ücrettir. Oysaki sorunlu krediler hesabına alınan kredi tutarı için bir komisyon ücreti talep edilemeyecektir. Bu noktada üçüncü bilirkişi ...'in hazırladığı rapor ile bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiştir. O halde bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere donuk hale geldiği için komisyon hizmeti bedeli alınması gerektiği mahkememizce benimsenmiştir. Yine mahkememizce hükme esas alınan üçüncü bilirkişi ...'in raporu ile raporlar arasındaki çelişkiyi gideren 04/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında temerrüt süresi 642 olarak benimsenmiştir. Her ne kadar birinci bilirkişi ... 641 gün olarak temerrüt süresini hesaplamış ise de temerrüde esas ihtarnamede bir günlük süre verilmiştir. Bu süreye ilişkin olarak belirtilmemiştir. Hal böyle olunca hafta sonu olsa dahi temerrüt oluşacaktır. Zaten Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. Birinci bilirkişi ...'in raporu ile üçüncü bilirkişi ...'in raporu ile ve bilirkişi kurulu raporu arasındaki fark ise bu durumdan kaynaklanmaktadır. Zaten BSMV ile ilgili adı geçen rapor arasındaki farklılıkta komisyon tutarı ve asıl alacak tutarındaki ufak farklılıktan kaynaklanmaktadır.
Bu arada mahkememizce itibar olunan rapora yönelik olarak davalı müflis şirket vekili itirazda bulunmuş, banka tarafından talep olunan faiz miktarının fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını belirterek sadece bu yöne karşı çıkmıştır.
Yargıtay uygulamasında da kabul olunduğu üzere "Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceği açıkça gösterilmiştir. Temerrüt faizi yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, mahkemece bankacılık konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip bu orana %50 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmede uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması bu yöndedir. (Dairemizin 30/10/2017 tarihli ve 2016/13171-2017/7393 E.-K. sayılı ve 11/06/2012 tarihli ve 2012/2383-2012/9839 E.-K. sayılı kararları) Mahkemece bilirkişiye bu yönde bir araştırma yaptırılmaksızın doğrudan davacı banka tarafından T.C. Merkez Bankası'na bildirilen kredi faiz oranlarının %50 fazlasıyla temerrüt faizi belirlenmesi ve mahkemece benimsenerek karar verilmesi ve bu hususun temyiz konusu yapılmasına rağmen mahkeme kararının onanması doğru olmadığından davalılardan ... vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin onama kararı kaldırılarak açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 19. HD 2018/2511E. 2019/3854K.sayılı kararı) şeklinde hesap yöntemi benimsenmiştir. Emsal olarak belirtilen karar çerçevesinde dava dosyasına sunulan emsal faiz içerikleri dikkate alınmış, buna göre emsal krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranı %35 olarak tespit edilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin 12.2 maddesi uyarınca yapılan %50 arttırım sonucunda ise artık uygulanması gereken temerrüt faiz oranı %52,50 olacaktır. Bu noktada gerek birinci bilirkişi ...'in raporu, gerek üçüncü bilirkişi ...'in raporu, gerekse raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek üzere rapor sunan bilirkişi kurulunun 04/03/2024 tarihli raporu birbiriyle uyumlu olup işlemesi gereken temerrüt faizinin %52,50 olarak tespiti Yargıtay uygulamasına uygun bir hesaplama yöntemidir. Bu nedenle davalı müflis şirket vekilinin itirazının kabulü mümkün değildir.
Zaten ve bu nedenle davacı vekilinin somut olay yönünden %67,50 oranında temerrüt faizi hesaplanması gerektiği yönündeki itiraza itibar olunabilmesi dahi mümkün olmamıştır.
Ayrıca sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle taraflar tacir olup bu noktada genel işlem şartlarının uygulanmasını gerektirir yasal ve fili durumun varlığı ise ortaya konulamamış ve ispatlanamamıştır.
Nihayet somut olayda davalı vekili mahkememizce esas alınan ...'in hazırlamış olduğu rapor ile yine Mahkememizce itibar olunan bilirkişi kurulunun raporuna sadece %52,50 oranıyla ilgili faiz hesaplamasına itiraz etmiştir. Bu suretle faizin fahiş olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararına göre;
"
(...)
Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455 esas, 2017/7655 karar sayılı ilamı)"
Buna göre somut olayda davalı vekilinin dahi belirtmiş olduğu neden dışında başkaca bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Yargıtayca benimsenen uygulama doğrultusunda bilirkişi raporuna, itiraz edilmeyen yönler açısından ve açıklanan nedenlerle itibar etmek gerekir. İtiraz edilen hususun ise rapora itibar etmeye engel olamayacağı açıklanmıştır.
Mahkememizce itibar olunan son bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınmasına usuli açıdan bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce itibar olunan ve münferiden rapor sunan üçüncü bilirkişi ...'in 26/09/2023 ile bilirkişi kurulunun 04/03/2024 tarihli raporu hesap açısından birebir uyumlu olup bu noktada adı geçen rapora itibar etmeye engel hal bulunmamaktadır. Mevcut çelişkilerin açıklanması ve hangi rapora neden itibar olunduğunun ise yukarıda belirtilmiş olması karşısında üçüncü bilirkişi ...'in raporu ile bilirkişi kurulu raporu hükme esas nitelik taşımaktadır.
Bilirkişi raporundaki hesaplama gerekçeli ve denetime elverişli ve Mahkememizce belirlenen inceleme konularına uygun niteliktedir. Esasen rapor, incelemeye esas tüm kayıt ve belgelerin dahi celbi sonrası ele alınmıştır.
Bilirkişi kurulu iflas tarihi itibariyle ve İİK m.195 hükmüne uygun olarak iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve diğer masrafları dahi dikkate almak suretiyle iflas tarihi itibariyle talep edilebilecek nakdi ve gayri nakdi alacak miktarının tam ve eksiksiz olarak belirlemiştir. Bu noktada ayrıca ifade etmek gerekir ki davacı banka, sözleşmenin 17.maddesi çerçevesinde çek karinesi ile ilgili ödemekle yükümlü olduğu tutarları iflas tarihi itibariyle talep etme hakkına sahip olacaktır.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kısmen kabulüne, 1.163.924,42-TL nakdi alacağın 4.sıra alacak olarak; 13.440,00-TL gayrinakdi alacağın ise İİK m.197/1 gereği şarta bağlı alacak olarak, ... 3.İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya -dava dışı diğer borçlular yönünden ve tahsilde tekerrür olmamak üzere-kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne,
1.163.924,42-TL nakdi alacağın 4.sıra alacak olarak;
13.440,00-TL gayrinakdi alacağın ise İİK m.197/1 gereği şarta bağlı alacak olarak,
... 3.İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan masaya -dava dışı diğer borçlular yönünden ve tahsilde tekerrür olmamak üzere-kayıt ve kabulüne,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70TL harcın mahsup edilerek 346,9‬0TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından harcanan 396,5‬0TL tebligat posta masrafı, 80,70 TL başvuru harcı, 17.250,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.727,2‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul nispetine göre (%41) 7.268,152‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Dava kısmen kabul edildiğinden ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dava kısmen red edildiğinden ve davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalı vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. 28/03/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip