T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/276
KARAR NO : 2024/109
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/04/2022
KARAR TARİHİ : 12/02/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine ... 37. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, itirazın kendilerine tebliğ edilmediğini, Uyap sistemi üzeriden 09/03/2022 tarihinde itiraz edildiğini öğrendiklerini, takip dosyasında borcun dayanağı olan belgelerin icra dosyasına sunulduğunu, borca (takibe) konu alacaklarının müvekkil şirketçe satılan ürünlerin faturalarından kaynaklandığını, davalı/borçlu şirket tarafından müvekkili şirkete 11.08.2021 tarihinde mail yolu ile mutabakat mektubu gönderilmiş olup müvekkili şirketin 308.866,05 TL'lik alacak bakiyesi olduğunun ikrar edildiğini, bu tutarın bir kısmının ödendiğini, ödemelerin devam etmemesi sebebiyle davalı/borçlu şirkete kalan bakiye alacağı için ihtarname gönderildiğini, bakiye 68.866,05 TL alacaklarının kaldığını, söz konusu takip başlatılmadan önce 21/09/2021 tarihinde davalı/borçlu şirkete müvekkilinin alacağı olan 203.866.05 TL bakiye için bir ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine borçlu şirketin üç farklı tarihte toplam 135.000 TL'lik ödeme gerçekleştirdiğini, fakat kalan 68.866,05 TL bakiyenin ödenmediğini, kalan bakiye borcun ödenmesi için 2. Kez 13.01.2022 tarihinde ihtarname gönderildiğini fakat ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlama sağlanamadığını, davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline, borçlunun haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevabında; Dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümlerine gereğince usulüne uygun olmadığını, davacının dava dilekçesinde iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup, delillerini sunması gerektiği halde yeterli belge ve delil sunmadığını, müvekkili şirketin, Türkiye’nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının da müvekkili şirketin mağazalarında satılmak üzere ürün tedarik ettiği firmalarından biri olduğunu, müvekkili şirketin davacıyla sat-öde (satıştan ödemeli), konsinye ve toplu alım şeklinde ürün tedarik ettiği birden farklı tür tedarik sözleşmesi tipi olduğunu, müvekkil ile davacının sözleşme tipinin gerek ticari koşullarla ilgili ilk sayfaları, gerekse metin bölümlerini birlikte değerlendirmiş, görüşmüş ve tartışmış olduklarını, nihayetinde bu farklı sözleşme türü/yöntemleri arasından, davacının özgür iradesiyle benimsediği satılan malın bedelinin ödenmesi esasına dayalı SAT-ÖDE yöntemi seçilerek sözleşme imzalanmış olup, sözleşmeyi sunduklarını, ödeme şeklinin, 120 gün olacağının kararlaştırıldığını, bu sisteme göre, ay içinde satılan ürünlerin ödemesinin, satıldığı ayın son günü vade kabul edildiğini, bu tarihten sonra sadece satılan malın ödemesinin yapıldığını, basit ifadesiyle, ödemenin ürünün satışına bağlanmış durumda olduğunu, bu nedenle davalının satmadığı ürünün bedelini davacıya ödemesinin söz konusu olamayacağını, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceğini, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağının taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışı olduğunu (Emsal; Yargıtay 19.H.D.'nin 14.10.2005 tarih 2004/13013 E. 2005/10113 K.ile 01.02.2012 tarih 2009/423 E. 2010/711 K.), ticari ilişki sözleşmeye uygun devam etmekte iken, davacı tarafından ... 37. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz edildiğini, taraf defterleri incelendiğinde bu durumun net olarak ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki ilişkinin uzun süredir devam etmekte olup, davacının iade alınmayan ürünlerin mülkiyetinin davalıya geçeceğini bildiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2003/332 K. 2003/340 T. 07.05.2003), likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının alacağının tespitinin yargılamaya muhtaç olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. HD.' nin 04.07.2011 tarih ve 2011/8434 E. 2011/8141 K.) belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari mal satım ilişkisi nedeniyle cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 28/02/2022 tarihinde, davalı aleyhine, muavin defter kayıtlarına dayanarak, 68.866,05.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 13/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 09/03/2022 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 12/04/2022 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 68.866,05.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarının SMM bilirkişi tarafından incelenmesi için talimat yoluyla alınan 29.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre;
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2021 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacının ticari defter kayıtlarına göre davacının 2021 yılı başında davalıdan 810.755,65TL alacaklı olduğu, 2021 yılında davacı tarafından davalıya 234.838,76TL toplam tutarlı fatura düzenlediği, davalının bunun karşılığında davacıya 41.728,36TL toplam tutarlı fatura düzenlediği, 935.000,00TL toplam tutarlı ödeme yaptığı ve 31.12.2021 itibari ile davacının davalıdan 68.866,05.-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. İcra takibi de bu miktar üzerinden başlatılmıştır.
Davalı tarafından davalıya mail ile gönderilen mutabakat mektubu incelendiğinde davalının davacıya gönderdiği mutabakat mektubunda davacının 30.06.2021 tarihinde davacının 308.866,05.-TL alacaklı olduğunun bildirildirildiği, davacı ticari defterlerine bakıldığında 30.06.2021 tarihinde davacının 308.866,05.-TL alacaklı olduğu bu tarihten sonra davalıca 240.000,00.-TL ödeme yapıldığı ve kalan bakiyenin 68.866,05TL olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya 21.09.2021 tarihinde bir ihtar gönderildiği bu ihtarda 203.866,05.-TL borç bakiyesinin ödenmesinin ihtar edildiği davalının bu ihtardan sonra 135.000,00.-TL ödeme yaptığı ve kalan bakiyenin 68.866,05TL olduğu bu bakiyenin de 13.01.2022 tarihinde tekrar ihtar çekilerek talep edildiği ödeme yapılmaması üzerine takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davacının alacak bakiyesini oluşturan faturaların dökümü raporda tablo halinde gösterilmiştir. 06.03.2021 tarihli 3.092,58.-TL'lik faturanın 926,30.-TL'si ödenmiş olup bu faturadan kalan bakiye ile 68.866,05TL alacak bakiyesinin kaldığı, taraflar arasında 29.01.2018 tarihinde imzalanan satıcı kondisyon özet tabloda prim kesim döneminin 3 ay olduğunun belirtildiği, davacının alacak bakiyesini oluşturan faturaların vadesinin 120 günlük olsa bile takip tarihinde alacaklı olunan faturaların vadesinin dolmuş olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Mahkememizce davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi, sözleşmenin değerlendirilmesi için davalı şirketin büyüklüğü ve yapılacak işin niteliği gözetilerek heyet oluşturmanın mahkemeyi daha sağlıklı sonuca götüreceği düşünüldüğünden bilirkişi heyeti oluşturulmuş, heyetçe verilen 28.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Öncelikle, davalı tarafın cevap dilekçesindeki itirazlarını ağırlıklı olarak dayandırdığı sat-öde itirazı değerlendirilerek, bu hususun taraflar arasındaki "... Tedarikçi Satınalma Esas Sözleşmesinin (...)" 15.5. nolu maddesinden sonra madde numarası altına alınmadan "Vade İle İlgili Açıklamalar" başlığı altında yer verildiği, bu şekilde açıklama ile sözleşmeye ilave edildiği, vade ile ilgili 2 konuya açıklık getirildiği, buna göre, davacı gibi satıcılar için 2 vade uygulanabileceği, bunlardan birincisi "sat-öde", ikincisi ise "vadeli" ödeme şekli olduğu, "Vade ile ilgili Açıklamalar" başlığı altında, bu sözleşmede hangi vadenin uygulanacağı değil, sözleşmelerde 2 vadeden birinin uygulanabileceği izah edilerek detaylıca açıklandığı, maddenin lafzı itibarı ile emredici hükmü bulunmadığı, emredici hükmün sözleşmenin 4.4. maddesinde yer aldığı, maddede "Satıcı Kondisyon Özet Tablosu”nda yazan vadenin uygulanacağının emredildiği, taraflar arasındaki "Satıcı Kondisyon Özet Tablosu"na bakıldığında ise, taraflar arasında "vadeli" ödeme şeklinin belirlendiğinin görüldüğünü, yani davalı tarafın sat-öde itirazlarının, taraflar arasında geçerli olan sözleşmeye göre mümkün olmadığını, taraflar arasındaki vadenin, ... Tedarikçi Satınalma Esas Sözleşmesi (...) ve Satıcı Kondisyon Özet Tablosu'nda belli edildiğini (tablo olarak raporda gösterilmiştir), Buna göre taraflar arasındaki vadenin 120 gün olup, ...'in (... Tedarikçi Satınalma Esas Sözleşmesi) 4.4. maddesinin işaret edildiğini, bu maddeye göre Bu maddeye göre; davacı tarafın teslim ettiği her bir irsaliyenin Sözleşmenin 3.2. maddesine göre her ürünün “şartlı kabul" kaşesi ile teslim alındığını, Verilen siparişler insert / kampanya / yeni mağaza siparişleri iseler, verilen siparişin % 100'ü teslim edildiğinde veya rutin (RPT) sipariş ise %95'i teslim edildiğinde "gözden geçirme süresi"nin başladığını, yine sözleşmenin 3.2. maddesine göre, ürünlerin yukarıda belirtilen şekilde tesliminden sonra kesin kabul için 30 günlük bir "gözden geçirme süresi" uygulanacağını, bu süre içerisinde, verilen sipariş ile gelen ürünlerin her açıdan kontrol edileceğini, bire-bir uygun ise kesin kabulünün yapılacağını, sonrasında davacı tarafın faturasını tanzim edeceğini, fatura tanziminden sonra ödeme günü olarak da, “Satıcı Kondisyon Özet Tablosu”nun vade ile ilgili kısmında yazan 120 gün vadenin dikkate alınacağını ve davalı tarafın fatura tarihinden 120 gün sonra ödemesini yapacağını belirtmişlerdir.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra, davalı tarafın takipte talep ettiği ve kendi defterlerine göre 68.866,05 TL bakiyeyi oluşturan faturaların hangi tarihlerde tanzim edildiğini bularak olaya uygulandığında, ilgili faturaların, talimat bilirkişi raporunun 15. ve 16. Sayfalarında tablo halinde belirtildiği, davacı tarafın takipte talep ettiği bakiyeyi oluşturan bu faturaların 53 adet olup, tamamının 06.03.2021 tarihinde davacı tarafça tanzim edilmiş faturalar olduğu, faturaların, 30 günlük gözden geçirme süresinden sonra tanzim edilmelerine rağmen, sanki geçirilmemişler gibi düşünülse dahi 06.03.2021 + 30 gün gözden geçirme süresi + 120 gün vade toplanarak hesaplandığında 03.08.2021 tarihinde davalı tarafın, bu faturaların bedeli olan 68.866,05.-TL'yi davacı tarafa ödemesi gerektiğini, icra takibinin ise bu tarihten 217 gün sonra 07.03.2022 tarihinde açıldığını (icra takibinin açıldığı tarih 28.02.2022'dir belirtmiştir.
Davalı taraf defter ve belgelerini ibraz etmemiş, yerinde inceleme yetkisi de talep edilmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelinde;
Taraflar arasındaki "... Tedarikçi Satınalma Esas Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacının lehine delil teşkil etme niteliğinie haiz usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre davacının 2021 yılı başında davalıdan 810.755,65TL alacaklı olduğu, 2021 yılında davacı tarafından davalıya 234.838,76TL toplam tutarlı fatura düzenlediği, davalının bunun karşılığında davacıya 41.728,36TL toplam tutarlı fatura düzenlediği, 935.000,00TL toplam tutarlı ödeme yaptığı ve 31.12.2021 itibari ile davacının davalıdan 68.866,05.-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davalı tarafından davalıya mail ile gönderilen mutabakat mektubu incelendiğinde davalının davacıya gönderdiği mutabakat mektubunda davacının 30.06.2021 tarihinde davacının 308.866,05.-TL alacaklı olduğunun bildirildirildiği, davacı ticari defterlerine bakıldığında 30.06.2021 tarihinde davacının 308.866,05.-TL alacaklı olduğu bu tarihten sonra davalıca 240.000,00.-TL ödeme yapıldığı ve kalan bakiyenin 68.866,05TL olduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Yapılan bu teknik incelemeye itibar etmemek için bir neden görülmemiş, hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki "Satıcı Kondisyon Özet Tablosu"na bakıldığında, taraflar arasında "vadeli" ödeme şeklinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın sat-öde itirazlarının, taraflar arasında geçerli olan sözleşmeye göre mümkün olmadığı bilirkişi görüşüyle de sabittir. Taraflar arasındaki vadenin, ... Tedarikçi Satınalma Esas Sözleşmesi (TSES) ve Satıcı Kondisyon Özet Tablosu'nda belirtildiği vadenin 120 gün olduğu açıktır. Davacının düzenlediği 53 adet faturanın tamamı 06.03.2021 tarihinde düzenlenmiştir. Raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere vade 03.08.2021 tarihinde dolmuş, icra takibi de 28.02.2022' tarihinde başlatılmıştır. Bu nedenle vadeden önce açıymış bir dava yoktur.
Böylece davacı kayıtlarına ve mutabakat belgesine, bilirkişi tespitlerine göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 68.866,05.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği anlaşıldığından davacının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
1-Davacının ... 37. İcra Müdürlügünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE,
Takibin 68.866,05.-TL asıl alacak üzerinden takip tarihindeki koşullarla aynen DEVAMINA,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (68.866,05.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 13.773,21.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 4.704,24-TL olup, peşin alınan 831,73-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.872,51-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİYLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 376,50-TL, bilirkişi ücreti 11.500,00-TL'den oluşan 11.876,50-TL yargılama gideri ile 80,70-TL başvuru harcı, 831,73-TL peşin harç toplamı 12.788,93-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/02/2024
KATİP
HAKİM
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!