T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/818 Esas
KARAR NO : 2024/365
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2021
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/02/2021 tarihinde ... Sigorta Anonim Şirketi'ne sigortalı ...'a ait, sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı ambulansa çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, ... Sigorta Anonim Şirketi'ne yapılan başvuru neticesinde herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasının anlaşamamam yönünde tamamlandığını, dava açma zorunluluğu doğduğunu, araçta oluşan 354.00 TL tutarındaki çakar masrafı ve 236,00 TL tutarındaki ambulans folyo masrafının ödenmediğini, ambulanslar ve acil sağlık araçları ile ambulans hizmetleri yönetmeliğine göre ambulans üzerinde yönetmeliği uygun renk ve boyutta yazı ve işaretler bulunmasının yasal zorunluluk olduğunu, çakar ve folyo masrafının sigorta tarafından karşılanmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, araç sürücüsü ve malikinin tüm zararlardan müştereken sorumlu olduğunu, çakar ve folyo masrafları başta olmak üzere ödenmeyen tüm maddi hasar tutarlarının tüm davalılardan temerrüt tarihi itibariyle ticari avans faiziyle ödenmesini talep ettiklerini, ... Sigorta Anonim Şirketi'ne yapılan başvuru neticesinde sekiz iş günü bitiminde temerrüte düştüğünü, ambulansın geçirdiği kaza nedeniyle uzun süre hizmet sunmaktan ve kazanç elde etmekten mahrum kaldığını, hastane bünyesinde belli sayıda ambulans bulunduğunu, birinde aksama olması durumunda tıbbi müdahale organizasyonunun sekteye uğradığını, ambulanstan elde edilen kazançtan mahrum kaldığını, emsal kazançların ne olabileceğinin ilgili meslek kuruluşundan veya ticaret odasından sorulması ve tazminat hesabının buna göre yapılması gerektiğini, aracın ikinci el bedelinde zarar oluştuğunu, değer kaybı gerçekleştiği diğer hususlarla birlikte belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, şimdilik 100,00 TL maddi hasar tutarının, 100,00 TL değer kaybının tüm davalılardan, 100,00 TL kazanç kaybının davalı ... ve ...'dan temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava ikame edilmesinden önce sigorta şirketine müracaat edilmesi gerektiğini, dava öncesi hiçbir başvuruda bulunulmadığını, davanın dava şartı noksanlığından reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini talep ettiklerini, değer kaybı tazminatının ZMS Genel Şartları'nda belirtilen hesaplama yönetimine göre zarar tespiti yapılması gerektiğini, hukuk düzeni içerisinde herhangi bir mesnedi olmayan, keyfi ve güvenilik değerlendirmeler içermeyen, aynı zamanda denetlenebilirlik kriterine uygun olmayan rayiç değer hesabına göre hesaplamayı kül halinde reddettiklerini, aracın kazadan önce bir kazaya karışıp karışmadığının, aynı bölgeye hasar olması ve 165.000 km'den fazla olması halinde değer kaybı oluşmayacağını, ticari avans faizi talebinin reddi gerektiğini, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişkinin ticari bir nitelik arz etmediğini, tazminat talebinin haksız fiilden kaynaklandığını, uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, davanın reddine, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava ikame edilmesinden önce sigorta şirketine müracaat edilmesi gerektiğini, dava öncesi başvuruda bulunulmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini, davanın dava şartı noksanlığından reddi gerektiğini, müvekkilinin kazaya karıştığını, davacının aracını kullanan şahıs tarafından kandırılarak tutanak düzenlendiğini, müvekkilinin ambulansı arkasında görünce yol vermek istediğini, ambulansın yol vermesini beklemeden arkadan çarptığını, ambulans şoförünün kusurun kendisinde olması nedeniyle kesilecek paranın önüne geçebilmek adına hukuka aykırı olarak yanlış tutanak tanzim ettiğini, tutanağın altına imzasını attırıp kazanın oluşuna aykırı olarak tutanak ettiğini, ambulansın, müvekkilinin aracına sağ taraftan değil sol taraftan çarpmış olması gerektiğini, fotoğraflarda müvekkilinin aracın sağ tarafına çarptığını, sorumluluktan kurtulmak için ambulans şoförünün tutanağı kendi lehine düzenlediğini, müvekkilinin davacı çalışanlarını kandırması sonucu mağdur olduğunu, tutanağı müvekkilinin yazmadığı, sol şeritten gittiği sırada sağ şeritten ambulansın geldiğini gördüğünü, ambulansın geldiğini gördüğünü, ambulansın geçmesi adına aracını biraz daha sağa yanaştığı sırada sağdan sola geçen ambulansın müvekkilinin sağ arkasına çarptığını, kazanın sol şeritte ve müvekkilinin aracın sol tarafta olduğunu, kaza nedeniyle kasko sigortacısı tarafından zarar görene ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ettiklerini, ödeme ve onarıma ilişkin herhangi bir fatura sunulmadığını, değer kaybı tazminatının ZMS Genel Şartları'ndan belirtilen hesaplama yönetimine göre zarar tespiti yapılması gerektiğini, herhangi bir mesnedi olmayan keyfi ve güvenilir değerlendirmeler içermeyen, aynı zamanda denetlenebilirlik kriterine uygun olmayan rayiç değer hesabına göre hesaplamayı kül halinde reddettiklerini, aracın kazadan önce bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar alıp almadığının tespitini talep ettiklerini, aynı yerde hasar olduğunu, 3 ve daha fazla hasar olduğunu, 165.000 km'den fazla olması hallerinden değer kaybı oluşmayacağını, uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, ticari avans faiz isteminin reddi gerektiğini diğer hususlarla birlikte belirtilerek davanın reddine, ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etimiştir.
Toplanan Deliller:
... tarafından hazırlanan 13/10/2023 tarihli bilirkişi raporu,
... ve ... tarafından hazırlanan 20/12/2022 tarihli bilirkişi heyet raporu,
... ve ... tarafından hazırlanan 03/03/2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporu,
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden poliçe ve hasar bilgisi, kaza tespit tutanağı bilgisi, eksper rapor bilgisi, ayrı ayrı dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğan hasarın onarım bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı istemine ilişkindir.
Haksız Eylem Unsurlarına ve Somut Olaya İlişkin;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır.
Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Somut uyuşmazlıkta, 29/01/2021 tarihinde davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki, davalı ... adına tescilli, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 17/12/2020-17/12/2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 41.000,00-TL iken 01/01/2021 tarihinden itibaren 43.000,00-TL'ye yükseltilmiş limitli ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış, ... plakalı hususi otomobil ile seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde seyir halinde olan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki, davacı ...A.Ş. adına tescilli, ... Sigorta A.Ş. tarafından 12/10/2020-12/10/2021 vadeli kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış, ... plaka numaralı özel amaçlı ambulansa çarpması sonucu toplam iki taşıtın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.
Kusur Durumuna İlişkin;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.6.2011 tarih 2011/17-142 Esas 2011/411 Karar, 22.2.2012 tarih 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, 16/1.2013 tarih 2012/17-1491 Esas 2012/411 Karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 20/05/2013 tarih 2012/8984 Esas 2013/7276 Karar). Dolayısıyla, trafik kazası nedeniyle davacı Asiye Potur'un maddi zararından davalı sigorta şirketinin, sigortalı sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir.
Dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu ile, sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken ani ve kontrolsüz şekilde sol şeride yönelmeden önce yolu ve çevresini gereği gibi etkin şekilde kontrol etmeyen, arkasından gelip sol şeride girerek emniyetle duramayacak mesafede yaklaşmış durumdaki ambulansı, konumunu, hız ve mesafesini dikkate almayarak şeridini ve önünü kapatan, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve özensiz davranan davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu; sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı ambulans ile seyir halinde iken emniyetle duramayacak kısa mesafede ön sol köşe kesimleri ile kendisine yol vermek amacıyla sağ şeritten ani ve kontrolsüz yönelerek önünü kapatan otomobilin arka sağ kesimlerine çarpmak durumunda kaldığı anlaşılan, kazaya engel olabilmek adına alabileceği herhangi bir tedbir, kazada etkili herhangi bir rolü ve kural dışı ihmalkar davranışı olmayan sürücü Gökhan Liv'e atfı kabil kusur bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, raporun denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Davalıların Sorumluluğuna İlişkin;
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.
Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu'nun 24/06/1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir.
Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz.
Yine 6098 sayılı TBK'nın 61.maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 Esas 2019/2775 Karar, 2016/7805 Esas 2019/3209 Karar).
Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasını istediği, davalıların açıklanan kanun hükümleri gereği araç maliki ve araç sürücüsü olması sebebiyle müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, teselsül hükümlerine dayanıp müteselsilen tahsilin istendiğine göre zararın belirlenmesinde kusur oranları gözetilerek davalı sürücünün sorumluluklarının kusur oranında (%100) sorumluluk olduğu belirlenmiş ve bu ilkelere göre tazminatların tahsiline karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesi uyarınca zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle anılan yasa hükmü uyarınca trafik kazasından doğan tazminat talepleri hakkında sigorta şirketlerine yazılı başvuru yapılmasının dava şartı olduğu, davacı tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmadığı, bu itibarla yazılı başvuru şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla, sigorta şirketi bakımından açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Onarım Bedeline İlişkin;
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 05.06.2014 tarih 2014/9038 Esas 2014/9078 Karar). Yine, hasar bedeli, araç rayicinin %50'sini aştığı durumlarda aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 18.05.2016 tarih 2016/3196 Esas 2016/6047 Karar).
Somut uyuşmazlıkta, bilirkişi kök ve ek raporu ile tespit edildiği üzere, davacının maliki olduğu ambulansta kaza nedeniyle meydana gelen ve illiyet bağı bulunan zarar miktarının iskontosuz ve KDV dahil 590,00-TL olduğu, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından talebin kabulü gerekmiştir.
Değer Kaybına İlişkin;
Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 07.03.2016 tarih 2015/15003 Esas 2016/2856 Karar).
Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur.
Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, ambulansın geçmiş dönemde de zarar görmesi sebebiyle teknik açıdan değer kaybı meydana geldiği tespit edilemediğinden değer kaybı talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Kazanç Kaybına İlişkin;
Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının ambulansın tamiri için gerekecek 7 günlük sürede 15.120,00-TL gelirden mahrum kalmış olabileceği, söz konusu ambulans hizmetini fiilen vermemiş olması nedeniyle akaryakıt ve diğer sarf giderlerine katlanmamış olduğu nazara alındığından %50 oranında hizmet maliyeti kadri maruf kabul edilerek davacının kâr kaybının 15.120,00TL x 0,50 = 7.560,00-TL olabileceği değerlendirilmiştir.
Faize İlişkin;
Davalı sürücü ve araç maliki bakımından herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın haksız eylem tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleşeceği anlaşıldığından tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm Dosya Kapsamına İlişkin;
Yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi kök ve ek raporları, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ile tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan değer kaybı istemli davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan kazanç kaybı istemli davanın kısmen kabulü ile, 7.560,00-TL kazanç kaybı bedelinin haksız eylem tarihi olan 29/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan onarım bedeli istemli davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 100,00-TL onarım bedelinin, haksız eylem tarihi olan 29/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (8.150,00-TL) üzerinden alınması gereken 556,73-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL peşin harç ve 264,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 323,30-TL harcın mahsubu ile eksik olan 233,43-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin harç ve 264,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 323,30-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 6.244,10-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 3.218,81-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından yargılama nedeniyle yapılan 900,00-TL yargılama giderinin davanın red oranına isabet eden 436,05-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyenin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılar ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 8.150,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın red oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine,
12-Davalılar ... ve ... dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın red oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 7.660,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
13-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin
A)639,54-TL'lik kısmının davacıdan,
B)680,46-TL'lik kısmının davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
14-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve E-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip
Hakim
TASHİH ŞERHİ
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir.
Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dava dosyasından verilen hüküm fıkrasında miktar itibariyle kanun yolu kapalı olmasına karşın istinaf kanun yolu açık olarak gösterildiği gibi değer artırım dilekçesinde talep edilen ve hükme geçirilmesi gereken hususun maddi hata ile yanlış yazıldığı anlaşıldığından; HMK m.304 gereği dosya resen ele alınmakla hüküm fıkrasının;
'"Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan değer kaybı istemli davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan kazanç kaybı istemli davanın kısmen kabulü ile, 7.560,00-TL kazanç kaybı bedelinin haksız eylem tarihi olan 29/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan onarım bedeli istemli davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 590,00-TL onarım bedelinin, haksız eylem tarihi olan 29/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
Dair, davacı vekilinin ve E-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı."
şeklinde TASHİHİNE,
Mahkememiz kararının bu şekilde tashihine, tashih şerhinin gerekçeli karar arkasına yazılmasına, HMK m. 304 hükümlerine göre karar verildi.
Katip
Hakim
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!