T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/402 Esas
KARAR NO : 2024/412
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/06/2021
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından borçlu müvekkili şirket aleyhine 2 adet çeke dayanılarak toplam 56.451,65 TL başlatılan takiple ilgili çeklerde tahrifat yapılması ve davacı şirket yetkilisine ait taşınmazda yapılacak olan işe yönelik ihtiyaten çeklerin verilmesi ancak işlemin gerçekleştirilmemesi sebebiyle davacının davalıya herhangi bir borcu olmadığını, iş bu davanın açılma zarureti doğduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğundan dolayı davalının fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal haklarımız saklı kalmak kaydıyla takip miktarının %40'ından aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata karar verilmesini, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin dava sonuna kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, açılan menfi tespit davasının kabulüne ve davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğundan davalının takip miktarının %40 ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi 130 Ada 44 Parselde kain taşınmaz üzerinde bungalov ev yapılması için davacının anlaşma sağladığını, bu anlaşma neticesinde mimari proje çizildiğini ve davacı tarafın talebi, iradesi ve bilgisi dahilinde imalata başlandığını, işin yapılmasına ilişkin görüşmelerin davacı şirketin yetkilisi ... ve müvekkilinin temsilcisi ... arasında gerçekleştiğini, bir müddet sonra ... Belediyesi davacı tarafın yaptırdığı inşaatın hukuka aykırı olduğunu tespit ettiğini ve yıkım kararı aldığını, bu arada müvekkilinin, davacı tarafından istenen inşaatın temellerini bitirdiğini, müvekkili tarafından yapılan işe ilişkin fotoğrafların dilekçe ekinde olduğunu, ayrıca ... Belediyesine müzekkere yazılarak anılan taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen yıkım işlemine ilişkin belgelerin celp edilmesini, ... Belediyesinin yapılan imalatla ilgili detaylı tespitleri yaptığını, inşaatta kullanılan betona ilişkin bir kısım sevk irsaliyesininde dosyaya sunulduğunu, irsaliyeler üzerinde kullanılan çimentonun kalitesi, miktarı ve fiyatı gibi detayların yer aldığını, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, müvekkili davacı tarafından istenen işin yerine getirildiğini, müvekkilin temsilcisi ...'nun yapılan işle ilgili olarak davacı tarafın yetkilisi ...'ı düzenli şekilde bilgilendirdiğini, dava konusu imalatların davacı tarafından yaptırıldığını, tümüyle davacının iradesi ile yapıldığını, taşınmaz üzerinde inşaat yapılıp yapılamayacağı, inşaat yapılması halinde imar barışına başvurulmasının mümkün olup olmadığı hususlarının davacı tarafça değerlendirilmesi gereken konular olduğunu, dava konusu çekler üzerinde teminat senedi oldukları yönünde bir kayıt bulunmadığını, ayrıca bu çeklerin teminat senedi olduklarını gösterir başkaca bir belge de mevcut olmadığını, çeklerin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz eden davacının, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden çeklerin tahrif edildiğini, kambiyo vasfı taşımadığını, takibin iptal edilmesi gerektiğini dile getirdiğini, davacının iddia ettiği tahrifatın müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, söz konusu tahrifatlı çekin kambiyo vasfını etkileyecek türden de olmadığını, çek üzerinde yer alan imza ve çek bedelleri gibi asli unsurların çek sahibinin el ürünü olduğunu, davacının iddia ettiği tahrifatın sadece hamili ifadesinin üstünün çizilmesinden ibaret olduğunu, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin...Esas ve... Karar sayılı kararı ile davacının itirazını reddettiğini, tahrifatın çekin sıhhati yönünden önem taşımadığını,, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaların asılsız olduğunu, izah edilen ve re'sen gözetilen sebeplerle yetki itirazının kabulüne, davanın esastan reddine, davacı taraf aleyhine alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası,, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı ceza dosyası, ... 27.İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza dosyası, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyası, ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, ticaret sicil kayıtları, tapu kayıtları, taraflar arasındaki yazışma kayıtları, ... ... Belediyesi'nin idari para ceza makbuzları, banka yoluyla gönderilen paralara ilişkin hesap hareketleri ve dekontlar celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, imza incelemesi için Grafoloji ve Sahtecilik Konularında uzman Kriminalistik ve Adli Bilimler Uzmanı Grafolog ...'ya edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 30/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... ... A.Ş. ... Şubesine ait, ... / 15/08/2019 keşide yer ve tarih, keşidecisi '' ...Şti. '' isimli şirket yetklisi olan, '' Hamiline '' mrine yazlı iken üzeri çizilerek '',..., ...'' emrine şeklinde değiştirilerek bu değişikliğim düzeltme imzası onaylandığı görülen, ''#30.000#'' TL / ''OTUZ BİN'' TL meblağlı ... numaralı çek aslı, a-Ön yüzlerinde keşideci hanelerinde “...Ltd. Şti.” şirket yetkilisi adına atılı keşideci imzalarının, - ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında uygunluk ve benzerlik bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olduğu b- Yine ön yüzlerindeki emrine hanelerinde “Hamiline” emrine yazılı iken üzeri çizilerek “... ...” emrine şeklinde değiştirilmesi sonrası yetkili adına atılı bulunan düzeltme imzalarının, - ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunun tespit yer olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olmayıp, adı geçen şahsın hakiki imzaları model alınmak suretiyle adına takliden (sahte) olarak atılmış imzalar oldukları yönünde kanaat ve sonuca varılmış iken, ....bank A.Ş. ... Şubesine ait, ... / 31/08/2019 keşide yer ve tarih, keşidecisi '' ... Şti. '' İsimli şirket yetklisi olan, '' hamiline '' emrine yazlı iken üzeri çizilerek ''...'' emrine şeklinde değiştirilerek bu değişikliğim düzeltme imzası onaylandığı görülen, ''#20.000#'' TL / ''YİRMİ BİN'' TL meblağlı 0357822 numaralı çek aslı, a-Ön yüzlerinde keşideci hanelerinde “.... Ltd. Şti.” şirket yetkilisi adına atılı keşideci imzalarının, - ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında uygunluk ve benzerlik bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olduğu yönünde, b-Yine ön yüzlerindeki emrine hanelerinde “hamiline” emrine yazılı iken üzeri çizilerek “...” emrine şeklinde değiştirilmesi sonrası yetkili adına atılı bulunan düzeltme imzalarının, - ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunun tespit yer olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olmayıp, adı geçen şahsın hakiki imzaları model alınmak suretiyle adına Takliden (sahte) olarak atılmış imzalar oldukları yönünde kanaat ve sonuca varılmıştır..." şeklinde tespit edilmiştir. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı şirket yetkilisi ... ile davalı ... ve dava dışı ... arasında, ...'ın hissedarı olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 130 ada 44 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine bungalov ev yapılması konusunda anlaşma sağlanmıştır.
Davacı ... Ltd. Şti.nin, yukarıda bahsi geçen anlaşma ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır, esasen sözleşmenin tarafı da değildir. Ancak, şirket yetkilisi tarafından davalı ve dava dışı şahsa bungalov evin inşası için yapılan (nakit ve banka havale ödemeleri dışında) ödemelerde davacı şirketin hesabından ayrıca iki adet çek keşide edilmiştir. Hasılı, şirket yetkilisi kendi adına ve hesabına olan bir anlaşma için ve yine kendisinin hissedarı olduğu taşınmazda, yetkilisi olduğu şirkete ait çek hesabından iki adet çek keşide ederek davalıya ödemede bulunmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki, şirket yetkilisi ...'ın hissedarı olduğu taşınmaz üzerine yapılan yapı, ruhsatsız ve kaçak olduğundan Menteşe Belediye Encümeni tarafından 3194 s. İmar Kanunun 32. maddesi gereğince ...'a 11/06/2019 tarihinde 131.372,26 TL, 23/09/2019 tarihinde 53.862,00 TL ve 04/11/2019 tarihinde 4.649,13 TL idari para cezaları kesilmiştir. Öte yandan; ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. 2019/755 K. sayılı ceza dava dosyasında, sanık ...'ın hissedarı olduğu taşınmazın tamamının doğal koruma alanında kaldığı, ancak sanığın taşınmaz üzerinde yapılan keşif ve Belediye Encümenliğinin zabıtlarından taşınmazın doğal örtüsünü tamamen tahrip ettiği, ev inşası için su basman betonlarının atıldığı, derin kazı ve fosseptik çukurlarının açıldığı, taş duvar örüldüğü, taşınmazın karar tarafından deniz kıyısı kısmına kadar yasal mevzuata aykırı imalatların ve inşaatların bulunduğu sabit görülerek 2863 s. Kanunun 65/1., TCK 62/1. maddesi uyarınca neticeten 3 yıl 4 y hapis ve 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı şirket tarafından keşide edilen iki çek sebebiyle, davalı, .... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacı aleyhinde toplam 56.541,65 TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde bulunmuştur. İcra takibine dayanak kambiyo senetleri incelendiğinde; keşidecisi davacı ... Ltd. Şti olan, 15/08/2019 keşide tarihli 30.000 TL bedelli ile 31/08/2019 keşide tarihli 20.000 TL bedelli iki adet çek olduğu görülmüştür.
Her iki çekin lehtar kısmında önce "hamiline" ibaresinin yazıldığı, ancak sonrasında bu ibarenin üstü çizilerek keşideci paraf imzasıyla (davacı şirket yetkilisi bu paraf imzanın sahte olduğunu ileri sürmektedir) ... olarak düzeltildiği tespit edilmiştir.
Dava konusu çeklerdeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu, dolayısıyla çeklerin davacı tarafından keşide edildiği noktasında uyuşmazlık yoktur. Zira, davacı / şirket yetkilisi dava konusu çeklerdeki keşideci imzasına karşı, imza inkarında bulunmamıştır.
Ancak, davacı şirket yetkilisi her iki çekin lehtar kısmında "hamiline" ibaresinin üstü çizilerek "..." olarak düzeltme yapılmasındaki paraf imzanın kendisine ait olmadığını, düzeltme paraf imzanın kendisine ait olmadığından bu durumun çeklerde tahrifat meydana getirdiğini ileri sürmektedir.
Öncelikle davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, çeklerin keşide edildikleri tarih itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin ... olduğu belirlenmiştir. Akabinde, dava konusu çek asılları celp edilmiş, imza incelemesi için mahkememiz kasasına alınmış, bu sırada davacı şirket yetkilisinin mahkememiz huzurunda bol miktarda imza örnekleri alınmış, ayrıca davacı şirket yetkilisinin karşılaştırmaya elverişli tüm ıslak imzalı belge asılları da ilgili kurum ve kuruluşlardan dosya arasına alınmıştır. Nihayetinde, grafolog bilirkişinin 30/10/2023 tarihli raporunda belirtildiği üzere, 15/08/2019 keşide tarihli ve 30.000 TL bedelli ve 31/08/2019 keşide tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet dava konusu çeklerdeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu / keşideci imzasının davacıya ait olduğu, ancak her iki çekte çeklerin ön yüzünde "hamiline" ibaresinin üstü çizilerek "..." şeklinde değiştirmeye ait düzeltme imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı, işbu menfi tespit davasında, davaya ve icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti isteminde, esas vakıa olarak işte bu tahrifata / sahteciliğe dayanmıştır.
Ancak, bu hususta açıklama yapılmadan evvel belirtmek gerekir ki, davacı, dava konusu iki adet çekin kambiyo vasfının bulunmadığını da ileri sürmüş, ne var ki dava konusu çekler incelendiğinde 6102 s. TTK uyarınca çeklerde yer alması gereken zorunlu unsurların mevcut olduğu, zorunlu unsurlarda bir noksanlık bulunmadığı, öte yandan şeklen düzgün ciro silsilesine göre davalının meşru ve yetkili hamil olduğu, ciro zincirinde de herhangi bir kopukluk bulunmadığı, bu çerçevede davaya ve icra takibine konu çeklerin kambiyo vasfına sahip olduğu tespit edilmiş, davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı / ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Davacının dayandığı esas vakıa bakımından, az yukarıda belirtildiği üzere, davacı dava konusu çeklerin lehtar kısmında "hamiline" ibaresinin çizilerek "..." olarak düzeltme yapılmasındaki düzeltme paraf imzanın kendisine ait olmadığını, imza kendisine ait olmadığından bu durumun evrakta sahtecilik ve tahrifat meydana getirdiğini, bu nedenle çeklerin kambiyo vasfını yitirdiğini ve tahrifat sebebiyle borçlu olmadığını ileri sürmektedir. Somut olayda takibe konu çeklerin lehtar kısmında elle yazılmış “hamiline” ibaresi yer alırken bu ibarenin üzerinin çizilerek davalının ismi olan "..." isminin yazıldığı, bu değişikliğin yanında davacı/keşideci tarafından atılmış bir parafın bulunduğu, ancak yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bu parafın davacı keşideci şirket yetkilisine ait olmadığı ve düzeltmenin davacı borçluyu bağlamayacağı anlaşılmakla, çekin değişiklik yapılmadan önceki durumunun, yani lehtar kısmında elle yazılmış “hamiline” ibaresinin esas alınması gerekmektedir. Takibe konu her iki çek tacir çeki olup, 5941 s. Kanunun 2/6. maddesinde tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çeklerin açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılmalarının, hamiline düzenlenecek çeklerde hamiline çek defteri yapraklarının kullanılmasının, çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresinin matbu olarak yer almasının gerektiği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler karşısında çekin hamiline olarak düzenlenebilmesi için üzerinde matbu biçimde yazılmış hamiline ibaresi bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. Somut olayda ise yukarıda açıklandığı şekilde esas alınması gereken çekin değişiklikten önceki halinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer almamakta, elle yazılmış olarak yer almaktadır. Davacı taraf da çekin bu hali ile geçerli şekil şartını taşımayan geçersiz bir çek olduğunu iddia etmektedir. Ancak 5941 s. Kaunun 2/9. maddesinde “Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez” hükmü mevcuttur. Bu hüküm nazara alındığında, takibe konu çekin TTK’da sayılan unsurları taşıdığının anlaşılmasına göre, “hamiline” ibaresinin matbu yazılmak yerine elle yazılmış olması çekin geçerliliğini etkilemeyecektir. O halde davacının çekin kambiyo vasfına sahip olmadığı yönündeki iddiaları yerinde değildir. Öte yandan; davacı şirket yetkilisinin paraf imzasına itiraz nedeni ile alınan bilirkişi raporunda, çekin lehtar kısmında yazılı "hamiline" ibaresinin çizilmesi ve alacaklının adının yazılması şeklindeki düzeltme işlemine ait paraf imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmekle, bu durumda çekler üzerindeki değişiklik geçerli olarak kabul edilemeyeceğinden önceki hali olan "hamiline" yazısının geçerli olduğu kabul edilmiştir. Diğer taraftan; 6102 sayılı TTK'nın 780. maddesinde çekin unsurları sayılırken lehtarın gösterilmesine yer verilmemiştir. Bu nedenle lehtar çekin zorunlu unsuru olmayıp, çekte lehtarın yazılıp yazılmaması ya da gerçek veya tüzel kişiliğinin bulunup bulunmaması çek niteliğini etkilemez. Bu durumda çekin lehtar hanesinde gerçek ya da tüzel kişiliği bulunmayan ismin yazılı olması çekin unsurlarını etkileyen bir husus değildir. Çek, TTK'nın 697/3. maddesine göre hamiline düzenlenmiş sayılır. Buna göre somut olayda, takip dayanağı çekler, hamiline düzenlenmiş kabul edileceğinden ve başkaca bir eksiklik de olmadığından kambiyo senedi vasfını haiz olup davacı vekilinin buna ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş ve ispatlanamamıştır. (Ayrıntılı bilgi için bkz. İstanbul BAM 21. HD. 2021/2844 E. 2022/2670 K.)
O halde eldeki davada, davacının esas vakıa olarak dayandığı sahtecilik / tahrifat iddiasının; dava konusu çeklerin kambiyo vasfına sahip olması, çeklerin lehtar kısmında yapılan ve davacıya ait olmayan düzeltmenin önceki hali ile geçerli olması, yani çeklerin "hamiline" düzenlenmesi, taraf anlatımları mahkememizce ve icra mahkemesince alınan bilrkişi raporları uyarınca çeklerdeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olması / keşideci imzanın davacı şirkete ait olması, çeklerdeki düzgün ciro silsilesine göre davalının meşru ve yetkili hamil olması karşısında, davalının dava konusu çekleri takip ve dava edebileceği, hasılı davacının çek bedellerinden sorumlu olduğu anlaşılmakla, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı menfi tespit talebi ispatlanamamış / yerinde görülmemiştir.
Dava konusu çeklerin ihtiyaten verildiği yönelik teminat senedi iddiası bakımından, dava konusu çeklerin üzerinde açıkça teminat çeki olduğu ya da teminat amacıyla verildiğini belirten bir kayıt yoktur. Yerleşik içtihatlarda teminat senedinin varlığı, ancak sözleşmede senedin vade tarihi, tanzim tarihi ve miktarına yönelik açık bir atıf bulunması halinde kabul edilmektedir. Nitekim, dosya kapsamı itibariyle böyle bir sözleşme dahi ibraz edilememiştir. Mevcut durumda, davacı, dava konusu çeklerin teminat çeki olduğunu yahut teminat amacıyla verildiğini usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle de ispatlayamamıştır
Diğer taraftan; davacı vekili çeklerin mimar ve beton alım işlemleri için ihtiyaten verildiği, karşılığında herhangi bir alım - satım yapılmadığı, müvekkili şirkete herhangi bir fatura kesilmediği, bununla birlikte haksız şekilde taşınmazı üzerinde fiillerde bulunulduğunu ileri sürrülerek bedelsizlik iddiasında da bulunmuş ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı şirketin yetkilisi ...'ın hissedarı olduğu taşınmaz üzerine bungalov evlerin yapılması noktasında dava dilekçesinde beyan ve ikrar edildiği üzere davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı ... ve dava dışı ... ile anlaşma sağlanmış, işlemler davalı ve dava dışı şahıs tarafından davacı şirket yetkilisi adına ve hesabına yapılmıştır. Bu durumda, zaten davacı şirket adına yapılan herhangi bir işlem bulunmadığından, davacı şirket adına ödeme belgesi veya fatura düzenlenmesi mümkün değildir. Öte yandan, davacı şirketin yetkilisi (şirket adına değil) kendisi adına görülen iş sebebiyle ödeme yaparken whatsapp yazışma kayıtlarında sabit olduğu üzere, yetkilisi olduğu şirkete (davacı şirket) ait çekleri kullanmıştır. Bu bağlamda, anlaşma gereğince ödeme için yalnızca (şirketin yetkilisi olan şahıs tarafından) davacı şirketin çeklerinin kullanıldığı, davacı şirketin esasen çek hesap sahibi olması dışında somut olay bakımından anlaşma ile bir ilgisinin olmadığı, dolayısıyla davacı şirket adına belge yahut fatura düzenlenmesi söz konusu olmadığı açıktır. Bilindiği üzere, çek bir kambiyo senedi olup temel ilişkiden bağımsız olarak düzenlenmektedir. Yine, çekin geçerliliği için ticari defterlere kaydedilmesi zorunlu değildir. Zira, çek kıymetli bir evraktır ve hak içinde mündemiçtir, çekin geçerli olması ya da bedelinin tahsil edilebilmesi için ticari deftere kaydı gerekmez. Açıklanan nedenlerle, iddianın ileri sürülüş biçimine göre yargılamaya bir etkisi de olmayacağından, davacının tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi talebi kabul edilmemiştir. Kaldı ki,, ihtiyaten verildiği belirtilen çeklerle ilgili olarak herhangi bir alım - satım yapılmadığı ileri sürülmüş ise de; davalı tarafından beton alımının yapıldığının dosyaya sunulan fatura suretleri, whatsapp yazışma içerikleri, Belediye Encümeni zabtı, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı ceza dava dosyası içeriği ve gerekçeli kararı, taşınmaza ait görsellerden (beton dökümü) sabittir. Esasen, davacı beyanlarının devamında ilk ileri sürdüğü vakılarla çelişecek şekilde, hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde davalının haksız fiillerde bulunduklarını söylemiştir. Bu çerçevede, dava konusu çeklerin ihtiyaten verildiği ve beton alımı yapılmadığı yönündeki bedelsizlik iddiası da davacı tarafından ispatlanamamıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında; davacının, icra takibine konu borçtan ve takibe dayanak teşkil eden dava konusu çeklerden sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davacının sahtecilik / tahrifat, teminat, kambiyo vasfı ve bedelsizlik hukuksal sebebine dayalı tüm iddiaları, usulüne uygun ve yazılı delillerle ispatlanamadığından işbu menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
2004 s. İİK 72/4.maddesi "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." ancak somut olayda davacı davanın başında her ne kadar icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir isteminde bulunmuş ise de; Mahkememizce 16/06/2021 tarihli Karar ile, davacının icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, dolayısıyla davalı alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç alması durumunun bulunmadığı, bu nedenle davalının tazminat talebinin anılan yasa hükmündeki yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının icra inkar tazminatı talebinin İİK 72/4. maddesindeki yasal koşulların oluşmaması sebebiyle REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 964,06 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 536,46 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya veya vekiline İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!