T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/127
KARAR NO : 2024/305
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/02/2021
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tekstil yıkama ve boyama alanlarında hizmet verdiğini, davalı şirket ile 2018 yılandan beri aralarında cari hesaba dayanan ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirkete 2018, 2019 ve 2020 yıllarında ‘Mont enzim silikon yıkama, pantolon enzim silikon yıkama, Pantolon eskitme silikon yıkama, Boyama ve enzim yıkama’ gibi tekstil yıkama ve boyama işlemlerine ilişkin hizmet verildiğini, edimlerin kusursuz ve eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, hizmetin karşılığı olan 45.022,05.-TL borcun ödenmediğini, ... 30. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarname ile 3 günlük süre verilerek borcun ödenmesinin istendiğini, bunun üzerine ... 13. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, haksız, kötaniyetli ve mesnetsiz iddialar ile icra takibine konu alacağa, fer’ilerine itiraz edildiğini, Arabuluculuğa başvurularının olumsuz sonuçlandığını belirterek, itirazının iptali ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevabında; Davacı şirket tarafından verilen boyama ve yıkama işlemlerine ilişkin hizmetin kusurlu ve hatalı olarak verildiğini, müvekkilinin maddi zarara uğradığını, ürünlerin ayıplı, kusurlu ve hatalı olarak teslim etmesi sonucu davacı ile çalışmayı bırakmak zorunda kaldıklarını, davacının, müvekkilinin talep ettiği ve gönderdiği modelin dışında hatalı ve ayıplı boya ve yıkama yapılmış ürünleri gönderdiğini, dolayısıyla müvekkilinin bu ürünleri satamadığını, maddi zarara uğradığını, davacı yanın haksız ve mesnetsiz olarak alacağı olduğunu iddia ettiği ürünlerin de bu ürünler olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde müvekkile ait olan ve davacının uhdesinde tuttuğu ürünleri iade etmesi söylenmişse de kabul edilmediğini, müvekkile ait ürünleri davacının uhdesinde tutarak adeta gasp ettiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirketin, davacıya borcu olmadığını, bilakis alacağı olduğu için talep edilen işlemiş faize ve avans faizine de itiraz ettiklerini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; ticari hizmet (tekstil boyama ve yıkama) satım ilişkisine dayalı cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 10/11/2020 tarihinde, davalıo aleyhine, cari hesaba dayanarak, 45.022,05.-TL asıl alacak, 4.206,17.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 49.228,22.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 12/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 12/11/2020 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 12/02/2021 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 49.228,22.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacı tarafından verilen hizmetin kusurlu ve hatalı olarak verilip verilmediği, hizmetin ayıplı olup olmadığı, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı taraf, davalıya tekstil yıkama ve boyama alanlarında hizmet verdiğini ve 45.022,05.-TL alacaklı olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı ise ticari ilişkiyi ve hizmet teslimini kabul etmekle beraber verilen hizmetin kusurlu, ayıplı olduğunu ileri sürmektedir.
Davacı taraf davalıya gönderdiği ... 30. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 45.022,05.-TL alacaklarının ödenmesi için 3 gün süre verilmiş, ihtarname 19.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2018-2019-2020 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacının defter kayıtlarına göre taraflar arasında 2018 yılı Ağustos ayında başlayan ve 2020 yılı Mart sonuna kadar devam eden bir ticari ilişki olduğu, aralarında açık hesap ilişkisi bulunduğu bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacının kayıtlarına göre, 2020 Mart ayı sonu itibariyle davalının davacıya 45.022,05.-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporu bu tarihi esas alınarak temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz hesabı yapmıştır. İcra takibinde hem reeskont, hem de avans faizinin ikisinin birden talep edilmesi nedeniyle iki faiz türüne göre aynı ayrı hesaplama yapmıştır. Avans faizi yönünden davacının 2.234,14.-TL, reeskont faizi yönünden ise 2.056,52.-TL talep edilebileceği bildirilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde bu hususu açıklığa kavuşturarak avans faizi talep ettiklerini söylemiştir.
Davalı taraf söz konusu borcun ödenmesi için kendisine gönderilen ve yukarıda belirtilen noter ihtarnamesi ile 21.09.2020 tarihi itibariyle temerrüt halindedir.
Davacı vekili ise temerrüt tarihinin başlangıç tarihi olarak faturalarda belirtilen vade tarihlerinin esas alınması gerektiği görüşündedir. Esasen bilirkişi raporuna itirazları da bu yöndedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. TTK.’nun 23/2. maddesine göre süresinde itiraz edilmediğinden kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi (davaya ve icra takibine konu faturalarda böyle bir kayıt dahi yoktur), faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 230.maddesinde belirtilen ve faturada bulunması gereken zorunlu unsurlardan değildir. Davamıza konu olayda olduğu gibi, sırf faturaya yasal sürede itiraz edilmemesinin sonucu olarak vade farkı ve dolayısıyla temerrüt tarihinin bu şekilde kabul edilip hesaplanması ağır bir sonuç doğuracaktır. Faturadaki vade farkı uygulanacağına dair ibarenin yazılması (veya hiç yazılmamış olsa bile) TTK.nun 23/1. maddesindeki karinenin bu yönden de uygulanacağı kabul edilemez Zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesi de ona sözleşme niteliği vermez (Emsal; Yargıtay İçtihatları Birleştirme HGKK.nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E. 2003/1 K. / 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazete). Kaldı ki davacının davalı tarafa gönderdiği faturalarda böyle bir kayıt dahi yoktur. TTK.nun 23/1.maddesindeki süre hesabı ile de temerrüt tarihi hesaplanamaz. Bu nedenle temerrüt tarihi bakımından davacı vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenle, 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeni bir heyetten veya ek rapor almaya gerek duyulmamıştır.
Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı tarafından verilen hizmetin kusurlu, ayıplı olduğunu savunmuş ise de bu iddialarını destekleyen hiç bir ihbar, ihtar vb. yazılı delil sunmamıştır.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 45.022,05.-TL faturalardan kaynaklı açık hesap bakiye alacağı bulunduğu, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği, bilirkişi raporundaki hesaplamalara ve tespitlere rakamsal olarak itibar etmemek için bir neden bulunmadığı, kaldı ki bu yönde de itiraz olmadığı anlaşılmaktadır. İtiraz, temerrüt tarihine ilişkin olup, taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği veya karşı tarafça TTK.’nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde temerrüdün gerçekleşmiş sayılamayacağı, bu durumun sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği, bu nedenle işlemiş faiz yönünden 2.234,14.-TL (avans) faizinin kabulü gerektiği sunucuna varılmıştır.
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Davacının ... 13. İcra Müdürlügünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE,
Takibin 45.022,05.-TL asıl alacak, 2.234,14.-TL işlemiş faiz (avans) olmak üzere toplam 47.256,19.-TL üzerinden DEVAMINA,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (47.256,19.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 9.451,23.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 3.228,07-TL olup, peşin alınan 594,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.633,51-TL karar ve ilâm harcının DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan posta ve tebligat masrafı 379,50-TL, bilirkişi ücreti 1.500,00-TL toplamı 1.879,50-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 1.804,21-TL yargılama gideri ile ilk dava açma gideri (başvuru harcı, peşin harç toplamı) 653,86-TL'nin toplamı 2.458,07-TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 17.900,00-TL maktu vekâlet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul/red oranına göre 1.267,12-TL'sinin davalıdan, 52,88-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, davacı yönünden HMK.nun 341/2.maddesi gereğince kesin, davalı yönünden HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/04/2024
KATİP ...
HAKİM ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!