T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/634
KARAR NO : 2024/230
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/11/2019
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; ... Ltd. Şti. arasında 01/05/2012 tarihinde KDV hariç 4.400.000,00-USD bedelli sözleşme imzalanmış olduğunu, taraflar arasında sözleşmenin imzalanmasını müteakip, bu kez 10/05/2012 tarihinde ek protokol imza edildiğini, ek protokol ile sözleşme kapsamında yapılması öngörülen işlerden olan hidromekanik tertibatın kurulması ve işletmeye alınması ile ilgili tüm hidromekanik ekipmanın montajı ve yapımı santral vincinin üretimi ve montajı, regülatörde bulunan kuanda yapılar işinin davalının sözleşme kapsamında yer alan yükümlülükleri arasından çıkarılmış olduğunu ve işlerin sözleşme kapsamından çıkarılması nedeniyle sözleşme bedelinin 4.400.000,00-USD+KDV olan sözleşme bedeli, 2.800.000,00-USD+KDV olarak revize edilmiş olduğunu, işin geçici kabul tarihi 15/10/2014 olduğunu, davalı firmanın 1 yıldan fazla bir süre gecikmesinin söz konusu olduğunu, davalı firmanın işi süresinde tamamlamadığını, sözleşme ve eklerinden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş olduğunu, ayıplı ifasının söz konusu olduğunu, taraflar arasında anahtar teslimi götürü bedelli eser sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olduğunu, eser sözleşmelerinde yüklenicilerin eseri imal ederken iş sahibinin yararına olacak işleri yapması gerektiğini, zararına olacak işleri yapmaktan kaçınması gerektiğini yüklenicinin sözleşme ve eki protokol kapsamında yükümlülüğünde bulunan betonarme işlerinin sözleşme, ne eki protokol ve şartnameler ne de yapım işleri şartnamesine uygun olarak yapılmamış olduğunu, bu konu ile ilgili imalatlarda gizli ayıp olduğunun tartışmasız olduğunu, ... tarih ... sayılı olur ile oluşturulan komisyon üyelerince arazide yapılan geçici kabul engel durumların listesinin içeriğinde "Betonun kısmen yada büyük ölçüde özelliğini kaybettiği gözlenen kısımlarda cebri boru zarf betonun bazı anoları ile regülatör membaı sağ sahil kanat duvarından karo alınması karar bağlanmıştır " denilmek suretiyle davalı yüklenicinin kullandığı imalatın uygun olmadığı ve kullandığı malzemenin kalitesiz ve ayıplı olduğunun tespit edilmiş olduğunu ve geçici kabul yükleniciden kaynaklanan nedenlerle yapılmamış olduğunu, işin geçici kabul tarihinden günümüze kadar yüklenicinin sorumluluğunda olan işlerde ortaya çıkan ayıpların defalarca sözlü ya da yazılı olarak kendisine ihbar edilmiş olduğunu, yüklenici firmanın sözleşme ile üstlenmiş olduğu işi ayıplı olarak ifa etmiş olduğunu, teslim sonrasında en son olarak yeni ortaya çıkan ve gizli ayıp niteliğinde bulanan ayıpları muhataba bildirim zorunluluğunun hasıl olduğunu, muhatabın sözleşme ile yükümlendiği işi gereği gibi ifa etmemesi, ayıplı ifası ve ifadaki ağır kusuru nedeniyle müvekkilinin gerek TBK gerekse sözleşmenin başta 29.maddesi ve sair hükümlerinden doğan her ne nam altında olursa olsun başta üretilemeyen elektriğe yönelik gelir ve bunun satımından elde edilecek olan yoksun kalınan kârın da dahil olmak üzere her türlü maddi zararın tazminini de talep ettiklerini, müvekkilin yükleniciden alacağının sadece gecikme cezası ile de sınırlı olmadığını, müvekkilinin 31/08/2013 -15/10/2014 tarihleri arasında elektrik üretememiş olması nedeniyle elektrik üretim gelir kaybı ve elektriği satamamasından doğan kar kaybının da söz konusu olduğunu, davanın kabulü ile 1.250.000,00-TL elektrik üretim gelir ve kar kaybından doğan maddi zararların 15/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı yüklenicinin sözleşme ve eklerine aykırı hareket ederek sözleşme ve eklerinden doğan edimlerini yerine gereği gibi getirmemesi, ayıplı ifası nedeniyle müvekkilinin TBK dan doğan seçimlik ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı yüklenicinin ağır kusuru ile neden olduğu gizli ayıpların giderilmesine yönelik olarak maddi zararlarının tazmini zımnında şimdilik 500.000,00-TL'nin 15/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.000.000,00-TL tutarındaki gecikme cezası alacağının geçici kabul tarihi olan 15/10/2014 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde gizli ayıbın ne olduğu hususunda hiçbir bilgi olmadığını, dilekçede bu hususa yönelik net bir izahat olmadığını, geçici kabul öncesi ... tarafından rutin olarak mevzuat gereği alınması gereken karot örneklerinin alınmasını gizli ayıp olarak göstermeye çalışmakta olduğunu, işin yapılması için gerekli olan süre davacının belirttiği tarihte değil yer tesliminin yapıldığı tarihte başlayacağını, görüldüğü üzere işin başlama tarihi davacının iddia ettiği gibi 04.05.2012 olmadığını, müvekkilin işi süresi içerisinde bitirmiş olduğunun açık olduğunu, taraflar arasında imzlanan sözleşmenin 9.1. a maddesind heyeylan ve fezeyan mücbir sebep olarak tanımlanmış olduğunu, mücbir sebep için kaybalon sürenin inşaat süresine ilave edilmesi gerektiği hakkaniyet gereği olduğunu, müvekkil şriket tarafından bu eksiklikler derhal giderilerek ... tarafından 26.08.2014 tarihinde kabul yapılmış olduğunun, ... tarafından alınan karot (beton) numunelerinin incelemesinde numunelerin fen ve teknik şartlara uygun olduğunun DSİ tarafından tespit edilmiş olduğunu, ... ve gerekse de Enerji Bakanlığı tarafından yapılan kabul işlemlerinde ve sonrasında hazırlanan ve altında davacı şirket yetkililerininde imzası bulunan tutanaklarda ... projesinin teknik şartlara uygun olarak yapıldığı belirlenmiş olduğunu, tüm bunlara rağmen davacının ağır kusurdan bahsetmesini anlayamadıklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.1.maddesinde garanti döenmi geçici kabulün yapılmasından itibaren 1 (bir) yıl olarak belirlenmiş olduğunu, yine aynı sözleşmenin 7.4. (b) maddesine göre ise gizli ayıplara ilişkin 5 (beş) yıllık bir süre konulmuş olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte ortaya çıktığını iddia ettiği gizli ayıp geçici kabulden itibaren 5 yıl içinde yani en geç 28.08.2019 tarihine kadar müvekkile bildirilmiş olmasının gerektiğini, müvekkilin imalatında meydana gelen bir eksilikten bahsetmemiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında 01/05/2012 tarihli ve KDV hariç 4.400.000-USD bedelli sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflar arasında yapılan 10/05/2012 tarihli ve bedeli 2.800.000-USD +KDV olar revize olunan sözleşme çerçevesinde sözleşmenin imza tarihi, teslim tarihi, işin bitirilme tarihi, revize işi bitirme tarihi olarak belirtilen sürelere uyulmamasında taraflara atfıkabil kusur olup olmadığı, bu nedenle işin süresinde tamamlanamamasından dolayı davalının veya davacının kusurlu olup olmadığı, hangi şekilde kusurlu olduğu, davalının kusuru ile sözleşme konusu iş gecikme var ise kaç gün olduğu, yine 01/05/2012 tarihli sözleşme çerçevesinde davalının edimlerini gizli ayıplı ve eksik ifa ile gerçekleştirdiği noktasında davalı aleyhine teknik olarak ispatlanan durum olup olmadığı, davalı aleyhine olacak bir teknik tespit ve veri olup olmadığı, davalıların işin yapımı ile ilgili ayıplı olduğunu savunduğu vakıalar ile ilgili teknik açıdan bir ispat durumunun varlığı teknik açıdan anlaşılabildiği taktirde iddia edilen ayıpların gizli ayıp veya muayene ile ortaya çıkan ayıp veya açık ayıp olup olmadığı, buna göre ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığı, bu nedenle sözleşme gereği işi teslim almış olan davalının sözleşme hükümleri çerçevesinde gecikme cezası olarak talep ettiği alacağın cezai şart niteliğinde olup olmadığı da dikkate alındığında davalıdan gecikme cezası talep edilebilmesinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, yine davalıya atfedilen şekilde davalının sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi, ayıplı ifası nedeni ile sorumluluğunun teknik açıdan mevcut olup olmadığı, var ise davalının bu nedenden dolayı kaç TL zarardan dolayı sorumlu bulunduğu, ayrıca davalıya atfedilen eylemler nedeni ile davacının elektrik üretememesi arasında teknik olarak nedensellik bağı olup olmadığı, bu noktada davalıya atfıkabil kusur olup olmadığı, var ise davacının elektrik üretimindeki gelir kaybı ve elektriği satamaması nedeni ile kâr kaybı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin en son 10/05/2012 tarihinde yapılan sözleşme ile revize edilerek son halinin verildiği, bu ek protokol ile davalının yükümlülüklerinden sayılan işlerin çıkarıldığı, sözleşme bedelinin 2.800.000-USD +KDV olarak düzenlendiği- nedeni teknik olarak araştırılacak olmakla birlikte - işin geciktiği bu hususun tartışmasız olduğu, yine ayrıca bu davadan önce de davalı tarafından sözleşmeye konu işin teslim olunduğu, ... tarafından 26/08/2014 tarihi itibari ile kabul tutanağının düzenlendiği, ayrıca davalının savunmasıyla ilgili dayanak belge suretlerine de delil olarak dayandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.maddesi ile gizli ayıplar ile ilgili düzenlemelerin mevcut olduğu bu hususların tartışmasızdır.
Davacı vekili ... 10/01/2024 tarihli dilekçesinde herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirmiş olup vekilin feragat yetkisi mevcuttur.
Davalı vekili ... 18/01/2024 tarihli tarihli dilekçesinde herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğini bildirmiştir.
Davadan feragat HMK m.307. ve 311.maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK m.307 hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Esasen davacı vekilinin feragat yetkisi olup davanın niteliği gereği ise feragat hukuken sonuç doğurabilecek niteliktedir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince (ilk duruşmadan sonra feragat olduğundan 2/3'ü alınmıştır) alınması gereken 285,06 TL harcın peşin alınan 46.963,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 46.678,07TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekilinin beyanı karşısında davalı lehine herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir olunmamasına,
3-Davacı tarafından harcanan tüm giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği ve talep doğrultusunda davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Karar kesinleştiğinde tüm avansların talep halinde iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalı vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!