T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/199 Esas
KARAR NO : 2024/391
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2023
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalılar ... ... A.Ş.'de Yönetim Kurulu üyesiyken davacı tarafından bu şirket aleyhine ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/... E. Sayılı dosyasında alacak davası açıldığını, mahkemece 20.01.2021 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, mahkeme kararının ... İcra Dairesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasından takibe konulduğunu ancak aşamalarda borçlu ... ... A.Ş.'nin tasfiye sürecine girdiği iddiası ile takibin Tasfiye Halinde ... ... A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiği yönünde şikayet yoluna başvurulduğunu, takibin Tasfiye Halinde ... ... A.Ş.'ye yöneltildiğini, bu kez de tasfiye memurlarınca tasfiyenin sonlandırıldığı yönünde dosyaya beyanda bulunulduğunu, Tasfiye Halinde ... ... A.Ş.'nin tasfiye memurlarının da aynı zamanda şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalılar olduğu bilgisine ulaşıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyasında açılan davada dava tarihinin 26.03.2018 olduğunu, dava öncesinde ... Noterliği'nin 13/10/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile alacakların ödenmesinin de ihtar edildiğini, ... İcra Dairesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasına sunulan evraklardan anlaşıldığı üzere ... ... A.Ş.'nin 12 Mart 2021 tarih, ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile tasfiye sürecine girdiğini, ancak ... icra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasına gönderilen ... 'nün 30.06.2021 tarih, 64415 sayılı cevabi yazısında, borçlu şirketin 09.01.2018 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, bunun 12.03.2021 tarih, 10826 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edildiğinin belirtildiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin Süre başlıklı 33. Maddesinde "Kanunda ve bu Yönetmelikte aksi düzenlenen hallerin dışında tescili isteme süresinin onbeş gündür. Müdürlüğün yetki çevresi dışında oturanlar için bu süre bir aydır." düzenlemesine yer verildiğini ve düzenlemenin emredici olduğunu, hal böyle iken her nasılsa 2018 yılında alınan tasfiye kararının tescil ve ilan ettirilmediğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyasının 20.01.2021 tarihli duruşmasında davacının davasının kabulüne karar verilmesi sonrası ve fakat gerekçeli kararın yazılmasından önce tasfiye sürecinin tescil ve ilan ettirildiğini, davalıların ... ... A.Ş.'de Yönetim Kurulu üyesi ve tasfiye memuru olduklarını, 6102 sayılı TTK m. 553'te; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." düzenlemesine yer verildiğini, yine 6102 sayılı TTK m. 541'de de "Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar." dendiğini, bu düzenlemeler karşısında maddi vakıaların kronolojisine bakıldığında;... Noterliği'nin 13/10/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıların Yönetim Kurulu üyesi olduğu ... ... A.Ş.'ye davacı alacaklarının ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini ve tebliğ edildiğini, şirketin 09.01.2018 tarihinde tasfiyesine karar verildiği ancak Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan ettirilmediği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... E. Sayılı dosyasının 20.01.2021 tarihli duruşmasında davanın kabulüne verildiği, 12 Mart 2021 tarih, 10286 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile tasfiye sürecinin başladığı, 6102 sayılı kanun m. 541 düzenlemesi doğrultusunda davacı alacaklıya taahhütlü mektupla bildirim yapılmadığını ve tasfiyenin bu şekilde sonlandırıldığının anlaşıldığını, bu kronolojide davalıların tüm süreç boyunca davacı alacağının ödememek niyetinde olduklarını açıkça ortaya koyduğunu, davalılar aleyhine yapılan ara bulucu başvuru sürecinin anlaşmamayla sonuçlandığını ve işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini beyanlarla davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 68.224,77 TL'nin arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava harcının eksik yatırıldığını, davalı tarafından tamamlatılması gerektiğini, öncelikle başka herhangi bir işlem yapılmaksınız öncelikle dava harcının davacı tarafından tamamlanması gerektiğini, aksi halde yargılamaya devam edilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği alacağının 2017 yılı öncesine dayanmakta olup; TTK Madde 560 uyarınca “sorumlu olanlara” karşı açılacak tazminat davasının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran eylemin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, bu açıdan davacının davalıya yöneltebileceği alacağının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2009/3915 Karar Numarası: 2011/2496 Karar Tarihi: 10.03.2011 kararında da öncelikle zamanaşımı defi'nin değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek açılan davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafından mahkemeye yanıltıcı bilgi verildiğini, davacının; dava dilekçesinde davalının yöneticisi olduğu ve aynı zamanda davacının alacağını alamadığını iddia ettiği ve son olarak ünvanı Tasfiye Halinde ...... Anonim Şirketi'nin ("Şirket") 09.01.2018 tarihinde tasfiye kararı aldığını belirterek yanıltıcı bilgi verdiğini, davalının yöneticisi olduğu şirketin ... Noterliği'nin 04.03.2021 tarih ... yevmiye nolu tasdikli, 01.02.2021 tarihli 2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı doğrultusunda tasfiye sürecine girdiğini ve söz konusu tasfiye kararının 12 Mart 2021 tarih 10286 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, bu durum dava dilekçesinde yer alan ilgili Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden de açık bir şekilde anlaşıldığını, davacının ise tasfiye kararının 09.01.2018 tarihinde alındığını ancak 3 yıl sonra tescil ettirildiğine dair yanıltıcı bilgi vermek suretiyle davalıyı kusurlu ve usule uygun davranmamış bir yönetici gibi göstermeye çalıştığını, TTK madde 553 uyarınca davalının davacının iddia ettiği gibi alacağından sorumlu olması için kusurlu olması gerektiğini, davacının davalının yöneticisi olduğu şirketin tasfiye süreci içerisinde olduğunu kesin bir şekilde bilmesine rağmen 1 yıldan fazla sürmüş olan tasfiye sürecinde 3 kez alacaklılara dair ilan yapılmış olmasına rağmen usulüne uygun bir şekilde alacağını da talep etmediğini, davalının yöneticisi olduğu şirketin tasfiye sürecini de yasalara ve ilgili mevzuata göre tamamlamadığını, davacının iddia ettiği alacağının muaccel olmadığı gibi hukuki bir uyuşmazlığa konu bir alacak olduğunu, TTK madde 541 fıkra 3 kapsamında da davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, davalının yöneticisi olduğu şirketin son yıllarda herhangi bir kar elde ettiği ticari faaliyeti olmadığını ve herhangi bir şekilde davacının o dönemde alacağını karşılayabilecek şekilde notere depo edebilecek bir kazancı-gelirinin de olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesinde ve davalının yöneticisi olduğu şirketin tüm kayıtları incelendiğinde şirketin sahibi olmadığı bir paranın ödemesini yapamayacağı veya olmayan bir parayı herhangi bir yere depo edemeyeceğinin açık bir şekilde kanıtlanacağını, TTK 553 kapsamında sorumluluğun doğması için aranan kusurun davalıya atfedilemeyeceği ve davalının TTK Madde 553 kapsamında kusurlu olmadığının açık olduğunu, bu nedenle haksız olarak açılan davanın reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;
davalı tarafından açılan ve yargılaması devam eden dosyada 03.04.2023 tarihli tensip zaptının Müvekkili Davalı ...'a ulaşmadığını ve mahkemeye iade olduğunu, işbu davanın açıldığının Davalı tarafından haricen öğrenildiğini, davalı tarafından açılan işbu dava haksız ve hukuksuz olup reddinin gerektiğini, dava harcının eksik yatırıldığını, davalı tarafından tamamlatılması gerektiğini, bu nedenlerle başka herhangi bir işlem yapılmaksınız öncelikle dava harcının davacı tarafından tamamlanması gerektiğini, davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, davacının iddia ettiği alacağının 2017 yılı öncesine dayanmakta olup; TTK Madde 560 uyarınca “sorumlu olanlara” karşı açılacak tazminat davasının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran eylemin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, bu açıdan davacının davalıya yöneltebileceği alacağının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından mahkemeye yanıltıcı bilgi verildiğini, davacının dava dilekçesinde davalının yöneticisi olduğu ve aynı zamanda davacının alacağını alamadığını iddia ettiği ve son olarak ünvanı Tasfiye Halinde ...... Anonim Şirketi'nin ("Şirket") 09.01.2018 tarihinde tasfiye kararı aldığını belirterek yanıltıcı bilgi verdiğini,davalının yöneticisi olduğu şirketin ... Noterliği'nin 04.03.2021 tarih ... yevmiye nolu tasdikli, 01.02.2021 tarihli 2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı doğrultusunda tasfiye sürecine girdiğini ve söz konusu tasfiye kararının 12 Mart 2021 tarih ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davacının ise tasfiye kararının 09.01.2018 tarihinde alındığını ancak 3 yıl sonra tescil ettirildiğine dair yanıltıcı bilgi vermek suretiyle davalıyı kusurlu ve usule uygun davranmamış bir yönetici gibi göstermeye çalıştığını, TTK madde 553 uyarınca davalının davacının iddia ettiği gibi alacağından sorumlu olması için kusurlu olması gerektiğini, davacının; davalının yöneticisi olduğu şirketin tasfiye süreci içerisinde olduğunu kesin bir şekilde bilmesine rağmen (ve bu durumu bildiğini dava dilekçesinde de ikrar etmiştir), 1 yıldan fazla sürmüş olan tasfiye sürecinde 3 kez alacaklılara dair ilan yapılmış olmasına rağmen usulüne uygun bir şekilde alacağını da talep etmediğini, davacının, davalının yöneticisi olduğu şirkete alacak iddiası ile 26.03.2018 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve davayı kazanması akabinde ... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, davacının söz konusu icra takibi eski ünvanı ile ...... AŞ vekiline 02.06.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak eski adıyla ...... AŞ 12 Mart 2021 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girdiği için söz konusu ilamlı icra tebligatının usulsüz olmasından kaynaklı olarak söz konusu ilamlı icra dosyası şikayet davası konusu olduğunu, söz konusu ... İcra Hukuk Mahkemesi 2021/... Esas sayılı dosyasının 14.06.2021 tarihinde açıldığını ve işbu davanın açılmasıyla da davacı tarafın kesin bir şekilde davalının yönetici olduğu şirketin tasfiye sürecine girdiğini öğrendiğini, söz konusu şikayet üzerine ... İcra Hukuk Mahkemesi 2021/... Esas sayılı dosyasıyla davalıyı haklı bularak söz konusu ilamlı icranın usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle 04.11.2021 tarihinde iptaline karar verdiğini, bu aşamadan sonra da davacının söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğunu ve İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/3277 Esas 2022/... Karar 20.10.2022 kesin kararı ile verilen kararın kesin bir şekilde onandığını, davacının iddia ettiği alacağını davalının yöneticisi olduğu şirketten usulüne uygun şekilde talep etmediğini, keza yargılama süreçleri devam ederken de 14.06.2021 tarihi itibariyle davacının şirketin tasfiye sürecine girdiğini bilmesine rağmen herhangi bir talebinin de olmadığını, davalının yöneticisi olduğu şirketin 12 Mart 2021 tarihinde ... nezdinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tasfiyeye giriş kararını tescil ve ilan ettirdiğini, söz konusu ilanlara istinaden de davacının davalının yöneticisi olduğu şirkete herhangi bir alacak başvurusu olmadığını, davalının yöneticisi olduğu şirketin tasfiye sürecini de yasalara ve ilgili mevzuata göre tamamladığını, davacının iddia ettiği alacağı muaccel olmadığı gibi hukuki bir uyuşmazlığa konu bir alacak olduğunu, muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlar bulunması halinde tasfiye memurlarının herhangi bir şekilde bankaya para depo etme zorunluluğu olmadığını, son olarak davacının muaccel olmayan ve hukuki uyuşmazlığa konu alacağı hakkında TTK madde 541 fıkra 3 kapsamında da davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, davalının yöneticisi olduğu şirketin son yıllarda herhangi bir kar elde ettiği ticari faaliyeti olmadığını ve herhangi bir şekilde davacının o dönemde alacağını karşılayabilecek şekilde notere depo edebilecek bir kazancının gelirinin olmadığını, davalının yönetici olduğu şirketin uzun yıllardır herhangi bir şekilde kar elde etmediği ve herhangi bir geliri olmadığını, davalının yöneticisi olduğu şirketin ticari defterleri, banka kayıtları vb tüm kayıtları incelendiğinde net bir şekilde ortaya çıkacağını, bu açıdan da davacının iddia ettiği alacağını tahsil edememesi konusunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yüksek mahkeme kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, Tasfiye memurlarının kusurlu olduğunun ispatının davacıya ait olduğunu, TTK 553 kapsamında sorumluluğun doğması için aranan kusurun davalıya atfedilemeyeceği ve davalının TTK Madde 553 kapsamında kusurlu olmadığının açık olduğunu beyanlarla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanağı, ... İcra Dairesi'nin 2021/... Esas sayılı takip dosyası, celp edilen dosyalar, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
... Vergi Dairesi Müdürülüğü'ne yazılan Tasfiye Halinde ...... Anonim Şirketi'ne ait vergi kayıtlarının gönderildiği görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ...... A.Ş. aleyhine Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemli dava açıldığı, mahkemece 20/01/2021 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
... İcra Dairesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ...... Anonim Şirketi aleyhine 47.772,65.-TL toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, ... tarafından yapılan itirazın üzerine icra takibinin durdurulduğu görülmüştür.
... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; ...... Anonim Şirketi tarafından Şikayet (İcra Memur Muamelesi) istemli dava açıldığı, bu mahkeme dosyasında "Davacının icra takibinin iptali talebinin reddine, Şikayetin mahiyeti gereği ... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takip dosyasında icra emrinin iptali ile yeni düzenlenecek icra emrinde borçlu şirketin tasfiye halinde olduğu yazılarak icra takibinin tasfiye memurlarına temsilci ve yetkili sıfatıyla yönlendirilmesine, icra emrinin buna göre yeniden düzenlenmesine ve tebliğe çıkarılmasına" denmek suretiyle karar verildiği görülmüştür.
... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2021/... Esas sayılı dosyasında ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği görülmüştür. " denmek suretiyle karar verildiği görülmüştür.
... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/... D.İş sayılı dosyasının celp edildiği, davacı ... tarafından Davalı ...... A.Ş. aleyhine tespit istemli dava açıldığı, işbu değişik iş dosyasında www.kolektiflabs.com internet sitesi üzerinde inceleme yapılarak kaybolma ihtimali olan delillerin tespit edilmesine, HMK 278/4 maddesi gereğince Bilirkişiye mahallinde inceleme yapmak üzere yetki verilmesine karar verilerek bilirkişi incelemesi yapıldığı görülmüştür.
21/12/2023 tarihli celsede dosyanın Mali Müşavir ...'ye tevdii ile nihai taktir mahkememize ait olmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyasında hükmolunan 24.780,00.-TL'ye 16/10/2017 tarihinden dava tarihimiz olan 29/03/2023 tarihine kadar işleyecek avans faiz oranının tespiti hususlarında rapor aldırılmasına karar verilmiş, düzenlenen bilirkişi raporunda neticeten; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyasında hükmolunan 24.780,00.-TL'ye 16/10/2017 tarihinden dava tarihimiz olan 29/03/2023 tarihine kadar TCMB avans faiz oranları dikkate alınarak 20.532,10 TL faiz hesaplanmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 01/02/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunmuş, davalı ... vekilince 02/02/2024 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre; dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna dayanılarak alacaklının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilafın; Dava dışı ...... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalıların .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasındaki ilam gereği 6102 sayılı TTK'nun 553. Maddesi gereği sorumlulukları bulunup bulunmadığı, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davalıların, davacının alacağının ödenmemesinde kusurları bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
TTK md. 553 hükmü “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” şeklindedir. Düzenlenen bu sorumluluk türü, maddenin lafzında da açıkça belirtildiği üzere kusur sorumluluğudur. Tasfiye memurlarının sorumluluğuna gidilebilmesi için davacının hukuka aykırı davranışı, zararı, kusuru ve illiyet bağını ispat etmesi gerekir. Açılan bu davalarda zamanaşımı süresi zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıldır. Ancak cezayı gerektiren bir fiil sebebiyle sorumluluk doğmuş ise, ceza zamanaşımının uygulanması gerekir.
Somut olayda davacı taraf, davalıların yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru oldukları dava dışı ... ... A.Ş.’nin tasfiyesi ve terkini sebebiyle şirketten alacaklarını alamamaları nedeniyle doğan zararlarının tazminini talep etmişlerdir. Dava dışı ... ... şirketinin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin 01/02/2021 tarihinde tasfiye kararı aldığı, 21/02/2021 tarihinde tasfiyenin sona erdiği ve 12/03/2021’de ilan edildiği, tasfiye sonucu şirketin aktif ve pasifinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının alacağının doğduğu .... ATM’nin 2018/... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde; davanın 26/03/2018 tarihinde açıldığı, 20/01/2021 tarihinde karar verildiği, gerekçeli kararın taraflara 07/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Yapılan yargılama sonucu davacının, dava dışı ... ... şirketinden 16/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 24.780,00 TL alacaklı olduğuna karar verilmiştir. İşbu karar istinaf incelemesi sonucunda 17/11/2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı zarar miktarını 68.224,77 TL olarak göstermiştir. Davacının zararı, ... ATM dosyasında kabul edilen asıl alacak miktarı ile eldeki dava tarihine kadar işlemiş faiz alacağı kadardır. Eldeki dava tarihi olan 29/03/2023’e göre icra kapak hesabı 68.309,58 TL’dir. Davalının yatırılan harcın eksik olduğunu iddia etmesi ve mahkememizce dava değerinin tespiti amacıyla faiz hesaplaması için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 12/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre 24.780,00 TL’nin 16/10/2017 – 29/03/2023 arası işlemiş faiz miktarı 20.532,10 TL’dir.
Davalılar zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Dava dışı ... ... şirketinin tasfiyesinin tamamlanarak terkin edildiğinin ilan edildiği tarih, davacının öğrenme tarihi olarak ve zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Arabuluculukta geçen sürede sürelerin durduğu gözetildiğinde davanın 2 yıllık süre içinde açıldığı ve davalıların zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf her ne kadar tasfiye memurlarının, tasfiye işlemlerini usule uygun yürütmedikleri gerekçesi ile sorumlu olduklarını iddia etmiş ise de; dava dışı şirketin tasfiyesinin usulüne uygun olduğu, yapılan ilanlara rağmen davacının tasfiye memurlarına başvuruda bulunmadığı, ... ATM dosyasında gerekçeli kararın tebliği ile kararın kesinleşmesinin tasfiyenin tamamlanmasından sonra gerçekleştiği mahkememizce değerlendirilmiştir. Tasfiye evraklarının incelenmesinde dava dışı şirketin aktif ve pasifinin bulunmadığı görülmüştür. Tasfiye memurunun sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olduğuna göre, davacının davalıların kusurunu ispat etmesi gerekmektedir. Davacının alacağının dayanağı olan mahkeme kararının tasfiyenin tamamlanmasından sonra tebliğ edilmediği, yapılan ilanlara rağmen davacının tasfiye memuruna başvuruda bulunmaması gözetildiğinde tasfiye memurlarının tasfiye işlemlerinde kasıt ya da ihmal şeklinde bir kusurlarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, dava dışı şirketin tasfiye sürecinin hukuka uygun yürütülüp sonuçlandırıldığı kanaatiyle davalı tasfiye memurlarının davacı alacaklıyı zarara uğratacak kusurlu fiilleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2023/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 3.200,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.660,43.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 1.165,11.-TL'den mahsup edilerek eksik yatırılan 3.495,32.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.200,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!