T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/106 Esas
KARAR NO : 2024/261
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/02/2023
KARAR TARİHİ : 01/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile dava dışı sigortalı ... A.Ş. arasında 24.05.2021- 24.05.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı, Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi akdedildiğini 23/09/2021 tarihinde, ... Şirketi tarafından yapılan çalışmalar esnasında dışsal kaynaklı kablo arızası meydana geldiğini ve bu arıza sonucu meydana gelen voltaj dalgalanması sonucu 3. Kişilerin zarar gördüğü tespit edildiğini Zarar gören 3. Kişilerin zararı dava konusu 3. Şahıs Mali Sorumluluk sigortasından davacı şirketçe karşılandığını, davacı şirket tarafından dava dışı sigortalı ile arasında akdedilen 3. Şahıs Mali Mesuliyet poliçesi teminatları kapsamında dava dışı zarar gören 3. Şahıs konumundaki dilekçede listesi iletilen kişi ve kurumların hasarlarının ödendiğini, bu ödeme neticesinde söz konusu hasara kusuru ile sebebiyet vermiş olması ve kusursuz sorumluluğu mevcut olması nedeniyle davalı yana rücu edildiğini ödeme yapılan taraflardan yalnızca davalı şirketin kusurundan kaynaklı hasar uğrayan aşağıda listede belirtilen 3. Şahıslara yapılan ödeme davalı yana rücu edildiğini zarar görenlerin ve davalı şirketin kusurundan etkilenenlerin (listede rücu kısmında "..." olarak belirtilenler) listesi ekte sunulan dilekçedeki gibi olduğunu, ek olarak da sunulduğunu ve eksper raporunda da yer aldığını dava konusu olay, davalı şirketin yürüttüğü çalışmalar esnasında gerekli dikkat ve özeni gösterilmediğini, gerekli önlemlerin alınmadığını ve kusurlu bir şekilde dava dışı sigortalının elektrik kablolarına zarar verdiği sonucunda voltaj dalgalanmasının meydana geldiği ile ortaya çıktığını somut olayda, davalı tarafından hiçbir önlem alınmadığını ve hatalı bir şekilde elektrik kablolarına zarar verildiğini elektrik kablolarına verilen zarar nedeniyle voltaj dalgalanması meydana geldiğinin açıklanan nedenlerle, davalı yan hem kusursuz sorumluluğu kapsamında hem de %100 kusuruyla dava dışı sigortalısını dava konusu zararından ve dolayısıyla ödeme yaparak sigortalısının haklarına halef olan müvekkilinin alacağından sorumlu olduğunu bu nedenlerle, davanın kabulü ile davalı yanın dava konusu zararı taraflarına ödeyerek tazmin edileceğine hükmedilmesi gerektiğini ve bu hususun davacı tarafından talep edildiğini, 23/09/2021 tarihinde vuku bulan hasar neticesinde sigortalısı tarafından yapılan ödemeyi ekspertiz raporu ile tespit edildiği tespit edilen zarar, davacı Sigorta Şirketi'nin dava dışı sigortalısı ile imzalamış olunduğu sigorta poliçesi uyarınca 28/04/2022 tarihinde toplam 35.336,60-TL olarak (hasar tazminatı ödemesi) ödendiğini bu tutarın 31.308,82-TL'si sigortalı tarafından davalı şirketin kusurundan zarar görenlere ödendiği müvekkili şirketçe sigortalısına ödenen tutarın 31.308,82-TL'sinin davalı yana rücu edildiğini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu adreste davalı şirkete ait bir hat olmadığı gibi davalı şirketin o adreste çalışması da bulunmadığının hiçbir şekilde kabulü mümkün olmadığını dava dilekçesinde belirtilen mahalde davalı şirket altyapı hizmetleri ile ilgili işleri hiçbir zaman bizzat yapmadığını, anahtar teslim götürü bedel suretiyle tanzim ve imza olunan sözleşmelerle bu işleri yüklenen yüklenici firma ve/veya onun alt taşeron firmaları ve/veya bölge çözüm ortakları aracılığıyla yapıldığını dava konusu mevkideki yüklenici olan ... A.Ş.'nin olduğunun açıklandığı üzere; davanın muhatabı davalı şirket olmadığını, asıl işverenlikten söz edilebilmesi için işin bir bölümünün ihale edilmesi, diğer bölümünün kendi işçileri ile bizzat yapılması gerektiğini oysa ki, davalı şirketin söz konusu güzergahta bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışma, bakım, onarım vb. işlemi bulunmadığını nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 tarih ve ...E.....sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere; kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmadığını, işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere veren iş sahibi "ihale makamı", İş Kanunu’nun 1/son maddesi anlamında bir asıl işveren olmadığını davalı şirket ile ... Tic. A.ş. arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesi gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan işi bizzat yüklenen ana firma ve/veya alt taşeron firmalar sorumlu olacağını davalı şirketin hasarın meydana geldiği iddia edilen mahalde bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışmanın, bakım, onarım işinin olmadığını, davalı şirketin işbu huzurdaki davada davalı (karşı taraf) sıfatının olmadığını gösterdiğini öyle ki; bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişi olduğunu, (davalı sıfatı, pasif husumet) örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı (pasif husumet) o alacağın gerçek borçlusuna ait olduğundan, kesinlikle davayı ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte; davalı şirketin davaya konu sokakta bir çalışması ve hattının dahi olmadığı beyanıyla illiyet bağının kurulup kurulamayacağını, kurulacaksa ne oranda kurulabileceği ne oranda kusur atfedilebileceğinin anlaşılması noktasında büyük önem arz ettiğini bu hususların hiçbiri bilinmeksizin bir kanıya varmak hem hukuka hem de hakkaniyet aykırı olacağını, davalı şirkete bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, değişen hava koşulları /sel- deprem gibi nedenlerle de yolda bozulmalar meydana geldiğini, belirtilen tarihte davalı şirketin bir çalışması olmadığının başkaca altyapı çalışması yapan firmaların/kurumların da çalışmalar yapabilmesi ihtimalinin olduğunu, bu sebeple Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazılarak başkaca herhangi bir firma/firmalar tarafından çalışma yapılıp yapılmadığını, yapılmış ise bu firma/firmaların açık unvan ve adres bilgilerinin bildirilmesinin ve bunlarla ilgili yazışmaların, belge ve kayıtların gönderilmesinin istenilmesini davacının dava konusu hasar nedeniyle talep edilen bedelin hangi kalemleri içerdiği dahi belli olmadığını bu yönleriyle de işbu davayı ve davaya dayanak yapılan ekspertiz raporunu kabul etmediğini, hiç kimsenin kendi lehine delil oluşturamayacağını, mahkeme kanalıyla düzenlenmeyen bir belgenin huzurdaki davaya delil olarak sunulması kabul edilemediğinden, davacının iddia ve belgeleri hasarın davalı şirketçe gerçekleştirilmiş olduğunun ispatlamaya elverişli olmadığı gibi, arada illiyet bağınun da mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için dava konusu hasarın meydana geldiği düşünülse bile; kusur araştırmasının yapılması gerektiğini beyan eder ayrıca işi bizzat yürütmeyen davalı şirkete yöneltilmiş olmasının hukuka aykırı bir durum teşkil ettiğini, davanın davalı şirket yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi ettiğini bu sebeple kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi ne karar verilmesi gerektiğini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak adresinde 23/09/2021 tarihinde çalışma yapan firma ve kurum listesinin mahkememize gönderilmesi ile 23/09/2021 ve yakın tarihlerde mahkememiz davalısı ... ŞİRKETİ veya ... A.ş'nin çalışma yapıp yapmadığının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
...'na müzekkere yazılarak, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Sokak adresinde 23/09/2021 tarihinde çalışma yapan firma ve kurum listesinin mahkememize gönderilmesi ile 23/09/2021 ve yakın tarihlerde mahkememiz davalısı ...ŞİRKETİ veya ...A.ş'nin çalışma yapıp yapmadığının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... 4. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak, ... esas sayılı takip dosyasının bir örneğinin UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
29/02/2024 tarihinde Yüksek Elektrik mühendisi, Elektronik mühendisi ve Sigorta uzmanı bilirkişi heyeti vasıtası ile bilirkişi raporu alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, ödenen sigorta tazminatının rücu talebine dayanarak başlatılan takip dosyasında itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile mahkememiz yetkisine itiraz etmiş ise de, alacağın hukuki sebebinin haksız fiile dayanması ve HMK md. 16 gereği haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zararın meydana geldiği yer mahkemesinin de yetkili olduğu gözetilerek, itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ödeme emrinde 31.308,82 TL asıl alacak ve 957,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.266,10 TL alacak talep edilmesine rağmen, işbu dava açılırken 31.308,82 TL dava değeri gösterildiği ve bu bedel üzerinden harç yatırıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekiline işlemiş faiz alacağı talebi için itirazın iptali talep edip etmediği hususunun açıklanması için ön inceleme celsesinde süre verilmiştir. Davacı vekili 03/07/2023 tarihli beyan dilekçesinde hem 28/04/2022 (ödeme tarihi) tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiklerini hem de işlemiş faiz yönünden itirazın iptali taleplerinin olmadığını belirterek çelişkili beyanda bulunmuştur. Davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle, takiple bağlı kalınarak yargılama yapılması ve faiz talebinin de ancak takipte ileri sürüldüğü şekilde değerlendirilecek olması gözetildiğinde, davacı vekilinin beyanlarından asıl iradesinin işlemiş faiz alacağı talebinin işbu dava da devam ettiği yönünde olduğu kanaatine varılmıştır. Bu hususta 13/11/2023 tarihli celsede mahkememiz tarafından yapılan tespite de hazır bulunan vekiller tarafından itiraz edilmemiştir. Aynı celse de eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonucu usule uygun olarak ihtar edilmiştir. Kesin seri içinde eksik harcın davacı tarafından yatırılmadığı; kesin süre içinde yatırılan gider avansının mahkememizce re’sen harç olarak değerlendirilip, sisteme kaydedilmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak dava değerinin davacının harç yatırdığı tutar olan 31.308,82 TL asıl alacak bedeli olduğu kabul edilerek, bu tutar üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı elektrik kurumu arasında mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmaktadır. Ödeme emrinden anlaşıldığı üzere, 23/09/2021 tarihinde ... İlçesi ... Mah. ... Sk. adresinde davalı tarafından yapılan çalışmalarda, dava dışı sigortalının kablolarına zarar verilmesinin neticesinde meydana gelen voltaj dalgalanması iddiası ile zarar gören üçüncü kişilere tazminat ödemesi yapılmıştır. Sigortalı elektrik kurumu tarafından yapılan tazminat ödemesi sonrasında davacı sigortacı, sigorta poliçesi kapsamında 28/04/2022 tarihinde 35.336,60 TL sigorta tazminatı ödemiştir. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Somut olayda da davacı sigortacı, sigortalısına yaptığı ödeme neticesinde sigortalısının haklarına halef olmuş ve işbu rücu davasını açmıştır.
Takip konusu alacak, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen kazı çalışmaları sırasında dava dışı sigortalının kablolarına verilen zarara dayanmaktadır. Hukuki niteliği itibariyle haksız fiil sorumluluğuna dayanan zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için öncelikle hukuka aykırı ve zarar doğuran eyleminin ispatlanması gerekir. Tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde; davacı taraf davalının 23/09/2021 tarihinde ... İlçesi ... Mah. ... Sk. adresinde kazı çalışması yaptığını, davalı taraf ise, belirtilen tarih ve adreste çalışma yapmadığını, belirtilen sokakta kendisine ait bir hattın bulunmadığını öne sürmüştür. İBB ve Beşiktaş Belediyesi’nden yapılan araştırmaya göre davalının veya davalının alt yapı çalışmalarını yapan şirketin belirtilen tarih ve adreste çalışmasının bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu sözleşme ve güzergâh bilgilerine göre de, iddia edilen tarih ve adreste davalının veya davalının alt yapı çalışmalarını yapan şirketin herhangi bir çalışmasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan belgelerde sigortalı elektrik kurumu tarafından düzenlenen tutanaklarda zararın davalı kurum tarafından yapılan çalışma sonucu doğduğu belirtilmiştir. İstanbul BAM 3. HD’nin 2023/969 Esas ve 2024/401 Karar sayılı ilamında “Özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Bilirkişi raporu ve mahkeme kararında belirtilen emsal kararla ise özelleştirme öncesi memurlar tarafından düzenlenen tutanaklara ilişkin olup, özelleştirme sonrası düzenlenen tutanaklara uygulanamayacağı açıktır.” şeklinde karar verilerek, sigortalı elektrik kurumu tarafından tutulan tutanakların tek başına ispat için yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalının zarara sebep olacak bir çalışmasının bulunduğuna dair, dava dışı sigortalı kurum tarafından düzenlenen tutanak dışında bir delilin bulunmadığı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; davalının iddia edilen zarar doğuran eylemi kabul etmediği, ... ve ... Belediyesi’nin cevabi yazısı ile davalının sunduğu sözleşmeye göre, iddia edilen tarih ve adreste davalının sorumluluğunda bir çalışma yapılmadığı, davalının zarar sebep olduğuna dair dava dışı sigortalının kendi düzenlediği belgeler dışında bir delilin bulunmadığı ve bu tutanakların da tek başına davalının sorumluluğunu ispat etmeye yeterli olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar kanunu gereği alınması gereken 54,25-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. İle hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/04/2024
Katip
e-imzalıdır.
Hakim
e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!