WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İSTANBUL 19. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/288 Esas
KARAR NO : 2024/191

DAVA : Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ : 11/05/2022
KARAR TARİHİ : 07/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ana faaliyet konusunun ...,...,...,... ve ....’s markaları altında hamburger, tavuk, sandviç, pizza, pide ve döner hızlı servis restoranları işletmeciliğini oluşturduğunu, şirketin, Türkiye ve Çin’de işlettiği restoran sayısı bakımından en büyük hızlı tüketim hamburger restoran zincirlerinden birisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket nezdinde, 2021 yıl sonu finansal tabloları ile 2022 yılı içerisinde paylarının borsada halka arz edilmesi amacıyla, Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurulduğunu ve Sermaye Piyasası Kurulu gözetiminde gerekli tüm iş ve işlemler yapılmaya başlandığını, bu süreçte Sermaye Piyasası mevzuatından doğan tüm yükümlülüklerin müvekkili şirket tarafından layığıyla yerine getirildiğini, davalıların ("Üründül grubu") sözleşmesel yükümlülüklerinin de bir gereği olarak halka arz hazırlıklarının başında olumlu tavır takınmakta iken 2021 yılına gelinerek Sermaye Piyasası Kurulu'na resmi başvuru yapıldığında her nedense tutum değişikliğine gittiklerini ve şirketin halka arzını engeller şekilde hareket ederek, kendi kişisel çıkarlarını şirket menfaatleri üzerinde görüp, şantaj yapmayı bile göze alarak, kasti olarak şirketi mali açıdan zarara uğrattıklarını, davalıların her ne hikmetse bir anda planlanan halka arz yapısının azınlık haklarını ihlal ettiği, eşitlik ilkesine aykırı olduğu şeklindeki iddialarıyla 22.09.2021 tarihinde düzenlenen ve hem SPK ve hem Ticaret Bakanlığı tarafından onaylı şirket esas sözleşmesi tadillerinin oylamaya sunulduğu genel kurul toplantısında; daha gündem maddelerinin tartışılıp karara bağlanmadan hepsine peşin muhalefette bulunduğunu ve şirketin halka arz sürecini sekteye uğrattığını, oysa şirket tarafından planlanan halka arz yapısının hem hakkaniyete hem de eşitlik ilkesine uygun şekilde oluşturulduğunu, mevcut halka arz yapısının, "..." ve "..." gruplarının her ikisinin de sahip olduğu (B) grubu payların EŞİT oranda halka arz edilmesi şeklinde planlandığını, dolayısıyla ortada herhangi bir eşitsizlik yaratılması gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, kaldı ki bu konunun düzenleyici ve denetleyici otorite olan Sermaye Piyasası Kurulu’nun konusu olduğunu ve SPK'nın bu kapsamda hem azınlık hem de diğer küçük pay sahiplerini ziyadesiyle koruduğunu, esasen kuruluş amaçlarından birisinin de bu olduğunu, bu manada bir hak ihlali olsa idi düzenleyici ve denetleyici kurum olan SPK'nın zaten halka arza mevcut planlanan yapı ile izin vermeyeceğini, davalıların öncelikle SPK Başkanı'ndan randevu isteyip, yönetim kurulu üyesi... marifeti ile şirketin halka arzına izin verilmemesi talebinde bulunduklarını, bu talep "tutmayınca" 22.09.2021 tarihli toplantıda, sahip oldukları yaklaşık % 10,436 orandaki toplam payları ile alınan tüm kararlara muhalif kaldıklarını ve kararların kendi menfaatine aykırı olduğunu iddia ettiklerini, ancak genel kuruldaki yaklaşık % 90’a yakın diğer grup pay sahipleri alınan kararların şirketin ve pay sahiplerinin menfaatine olduğu düşüncesi ile olumlu yönde oy kullandıklarını, aynı zamanda davalıların toplantı öncesinde avukatları vasıtasıyla "istediğimizi yapmazsanız halka arzı engelleriz" dediklerini, anılan toplantının ardından, davalı pay sahiplerinin art arda "genel kurul kararlarının iptali/ butlanın tespiti" talepli çok sayıda dava ikame etmeye başladıklarını ve bu yöntem ile "kötüniyetli bir şekilde" şirketin zarara uğratıldığını, zira haklı olduğunu düşünen tarafın, usul kurallarına dolanmaya/hakkını kötüye kullanmaya çalışmak yerine, tek bir dava açarak haklılığını ispatlaması beklenirken, davalı pay sahipleri, herhangi bir mahkemeden “denk gelir de tedbir alırız” mantığı için "aynı dilekçeler" ile "7 (yedi) adet" dava açıp hem mahkemeleri meşgul ettiklerini, hem de haklarını “sonuna kadar” ve “ısrarcı bir şekilde” kötüye kullandıklarını, bu davaları -hiçbir yasal zorunluluk & gereklilik & hukuki menfaat olmamasına rağmen- başta ... olmak üzere tüm kurumlara ihtar ederek halka arz sürecinin önünü tıkamaya çalıştıklarını ve şirketin itibarını zedelediklerini, mevcut durumda mahkemelerce yapılan incelemeler neticesinde daha "ilk bakışta" fark edilecek olmuş olmalı ki, tüm dosyaların ilk açılan dosya ile birleştirilmesine, 3 dosyanın ise derdestlik sebebiyle usulden reddine karar verildiğini, diğer kalan 4 dosya bakımından derdestlik ve dava şartlarının bulunup bulunmadığı yönünde incelemenin devam ettiğini, A grubu payların; imtiyazsız ve borsada işlem gören nitelikteki C grubuna, B grubu payların ise yarısı borsada işlem gören nitelikteki C grubuna dönüştürüldüğünü, diğer yarısının ise halka arz sonrası şirketin de elinde hisse kalması amacıyla, borsada işlem görmeyen nitelikteki B grubu olarak kalmaya devam ettiğini, ancak, davalıların kendilerine ait tüm hisselerin borsada işlem gören nitelikteki C grubu olarak belirlenmesi gerektiği iddiası ile bir dizi davalar açtıklarını, böyle bir ihtimalde tüm B grubu pay sahiplerine aynı imkanın tanınmasının gerekeceği ve şirketin % 100 hissesinin borsaya açılması gibi ütopik bir durum yaratılacağının açıkça ortada olduğunu, davalıların, ellerinde bulunan hisseleri halka arz çerçevesinde henüz satış imkanına dahi sahip değilken ve hatta payları bankaya rehinli iken, diğer bir deyişle, sahip olduğu bir satış hakkı ve dolayısıyla uğradığı bir zarar ortada yokken, kendilerini çok istedikleri "paylarını halka satış imkanına" kavuşturacak halka arz sürecinin bir parçası olan 22.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulun iptalini talep etmelerinin çelişkili olduğunu, davalıların söz konusu davaları açmakta samimi olmadıkları ve bu yöntemi şirketi zarara uğratmak amacıyla kötüye kullandıklarını, yine davalıların dava dilekçelerinde kullandıkları yanıltıcı ifadeler ve azınlık haklarının zedelendiğine ilişkin çizmeye çalıştıkları gerçek dışı resim sebebiyle, ihtiyati tedbir taleplerini inceleyen mahkemeyi yanılttıklarını ve 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan, şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesine ilişkin genel kurul kararının icrasının durdurulmasına 01.12.2021 tarihinde karar verildiğini, mahkeme heyeti itirazlarının haklı ve yerinde bulunduğunu ve 28.03.2021 tarihli ara kararı ile, tedbir kararından yaklaşık 5 (beş) ay sonra, ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, mahkemenin gerekçesinde de müvekkili şirketin gördüğü zararın açık bir şekilde vurgulanmış olup, davacıların haksız ve dürüstlük ilkesine aykırı tutum ve davranışları neticesinde halka arzın planlanan dönemde yapılamaması nedeniyle şirketin büyük zarara uğraığını, müvekkili şirketin, tüm bu hususlar ve davalı pay sahiplerinin kötüniyetli tutumu sebebiyle zarara uğradığını ve hala da uğramaya devam ettiğini, bu nedenle, şirketin haksız yere uğramış olduğu söz konusu zararların tazmini amacıyla taraflarından müvekkilinin zararının giderilmesi için ... dosya numaralı arabuluculuk başvurusu yapılmış olup, arabuluculuk sonucunda “anlaşmama tutanağı” tutulduğunu, bu nedenle işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanlarla, müvekkili şirketin uğramış olduğu ve bilirkişi incelemesiyle hesaplanarak belirli hale gelecek zararlarının şimdilik belirsiz alacak davası olarak 10.000.-TL'sinin davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; somut olayda, HMK'nın 399. maddesinde tanımlanan tazminat davasının açılabilmesi için aranan şartlardan hiç birinin vuku bulmadığı gibi; davacı yanın davasına dayanak olarak gösterdiği "halka arz süreci" ile ilgili beyanlarının dahi somut gerçekle örtüşmediğini, davacının halka arz süreci ve bu süreçte müvekkillerinin tutumu ile ilgili beyanlarının hiç birinin somut gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin hakim ortağı olan ... grubu (...) ve ... Ltd, ..., ...le davalı şirket arasında 29 Temmuz 2016 tarihinde bir Hissedarlar Sözleşmesinin imzalanmış olup, sözleşmenin temel amacının yabancı hissedarların şirkete yaptığı yatırım karşılığında aldıkları haklar ile anılan sözleşmenin imza tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde (29Temmuz 2021 itibariyle süre sona ermiştir) şirket hisselerine ilişkin olarak gerçekleştirilecek ilk halka arza (IPO) ilişkin esaslarının düzenlendiğini, aradan geçen zamanda yabancı hissedarlar ile ... arasındaki sözleşmenin 6 Kasım 2017 tarihli Tadil Sözleşmesi ile değiştirildiğini ve müvekkillerinin bu sözleşmelere taraf olduğunu, Tadil Sözleşmesi'nin, sadece ... nezdinde o tarihte yapılması planlanan IPO için imzalandığını ve 29 Temmuz 2016 tarihli Hissedarlar Sözleşmesini tadil etmek için yapılmış olup, bu Hissedarlar Sözleşmesi’nin de süresinin 29 Temmuz 2021 tarihinde sona erdiğini, sonuç olarak yapılması taahhüt edilen IPO'nun öngörülen 5 yıllık süre içerisinde gerçekleştirilemediğini ve sözleşmenin süresinin de 29 Temmuz 2021 tarihinde dolduğunu, bunun üzerine şirketin hakim ortağı olan ... grubu tarafından ekte sunulan Temmuz 2021 tarihli Protokolün Üründül tarafından imzalanması, Üründül’ün yabancı hissedarlara ilave hisse devri yapılması, ...’na da Üründül’ün kalan hisselerini ikinci derece rehin vermesi, buna ilaveten Üründül-... arasında daha önce imzalanan sözleşmede yer alan ve halen yürürlükte olan Üründül lehine bazı hakların da kaldırılmasının talep edildiğini, bahse konu protokolün hiçbir hukuki dayanağa sahip olmadığından ve Üründül haklarına zarar verdiğinden müvekkilleri tarafından imzalanmadığını, protokolün Üründül tarafından imzalanmamasının hemen akabinde şirket tarafından imzaya gönderilen 23.08.2021 tarih, 2021/22 sayılı yönetim kurulu kararında “Şirket Esas Sözleşmesi’nin Kurul düzenlemelerine ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun amaç ve ilkelerine uygun hale getirilmesi için gerekli değişiklikleri içerecek şekilde hazırlanan ve Yönetim Kurulu Kararının ekinde bulunan tadil tasarılarının onaylanmasına ve Kurul’a başvurulmasına karar verildiği” belirtilerek esas sözleşme tadil metninin müvekkillerine iletildiğini, bahsi geçen yönetim kurulu kararı incelendiğinde, TTK'nın 390/4. maddesi uyarınca elden dolaştırma usulü ile alınan kararın mezkur maddede işaret edilen emredici hükümlere aykırı olduğundan dolayı yoklukla malul olduğunun taraflarından tespit edildiğini, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti yönündeki taleplerinin İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyasıyla görülen dava kapsamında taraflarından ileri sürüldüğünü, yine taraflarından akabinde İstanbul ... Asiye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile derdest olan davanın ikame edildiğini, mezkur dava kapsamında bahsi geçen 23.08.2021 tarih, ... sayılı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle davacı şirketin 22.09.2022 tarihli tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini; hem de şirketin halka arzına yönelik esas sözleşme tadili yapılması kararı dahil bir kısım genel kurul kararının butlanı/iptalinin talep edildiğini, somut olayda, HMK'nın 399. maddesi çerçevesinde tazminat talep edebilmenin şartlarından olan "ihtiyati tedbirin uygulanmış olması", "ihtiyati tedbirin haksız olması", "zarar" ve "illiyet bağı" koşullarının hiçbirinin vuku bulmadığının sabit olduğunu, haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için söz konusu ihtiyatî tedbir kararının uygulanmış olması gerektiğini, somut olayda davacı yanın huzurdaki davaya konu ettiği ve "haksız" olduğunu iddia ettiği ihtiyati tedbir kararlarının, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla, huzurdaki dosyanın davalısı ... lehine verilen 01.12.2021 tarihli karar, mezkur dosya ile birleşen İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyada üzerinden davalı ... lehine verilen 01.12.2021 tarihli karar, birleşen İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosya üzerinden davalı ... lehine verilen 01.12.2021 tarihli karar ve yine birleşen İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...E. sayılı dosyası üzerinden davalı ... lehine verilen 22.02.2022 tarihli kararlar olduğunu, mezkur kararların tamamı, huzurdaki davanın davalılarının her birinin hisse değerlerinin %20'si oranında teminat karşılığı verilmiş olup; taraflarından davalılardan ..., ... Ve ... lehine verilen kararların uygulanabilmesi için hükmedilen teminat miktarlarının dosyaya yatırıldığını, davalı ... lehine verilen kararın uygulanabilmesi için hükmedilen teminatın ise yatırılmadığını, davanın davalılarından ... lehine verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığını, kağıt üzerinden verilen bir karar olarak kaldığını, bununla birlikte davacı yanın "haksız" olduğunu iddia ettiği tedbir kararının, TTK'nın 449. maddesinde işaret edilen usule uygun olarak yönetim kurulu üyelerinden her birinin ayrı ayrı görüşü alındıktan sonra verildiğini, davacı yanın, uğradığını iddia ettiği bu denli büyük zararı somutlaştıracak hiç bir delil ortaya koyamadığını, aleyhine dava ikame edilmekte bir şirketin nasıl ve ne tür bir zarara uğrayabileceğini anlamanın mümkün olmayıp; hak arama özgürlüğünün gereklerine uygun biçimde ikame edilen davaların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna ve şirketi zarara uğrattığına yönelik iddiaların taraflarından kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin hiç bir zaman, "halka arzı engellemek" düşüncesi ile hareket etmediklerini; davacı yanın kötüniyetli biçimde mahkemeye aksettirmeye çalıştığının aksine amaç hiç bir zaman halka arzın engellenmesi veya sekteye uğratılması olmadığını, davacı yanın iddialarının aksine davacı şirketin hissedarı olan müvekkillerini, hiç bir zaman şirketin itibarını zedelemek amacıyla hareket etmediğini beyan ederek öncelikle davalı müvekkili ... yönünden, "ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması" şartı gerçekleşmediğinden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, tüm müvekkilleri yönünden, HMK'nın 399. maddesinde belirtilen haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesine ilişkin koşulların hiç biri vuku bulmadığından haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi, sunulan tüm beyan dilekçeleri, celp edilen dosyalar ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin..., ... karar sayılı dosyasının Uyap sisteminden celbi ile yapılan incelenmesinde; asıl davada; davacı ... tarafından dosyamız davacısı davalı ... aleyhine Genel Kurul Kararının İptali /Tespit istemli, birleşen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi' nin... esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından dosyamız davacısı davalı ... aleyhine Genel Kurul Kararının İptali İstemli, birleşen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyasında ... tarafından dosyamız davacısı davalı ... aleyhine Genel Kurul Kararının İptali İstemli, birleşen mahkememize ait ... esas sayılı dosyada ... tarafından dosyamız davacısı davalı ... aleyhine tespit istemli dava açıldığı, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarına ilişkin ise; Asıl davada; 1-Mahkememiz dosyasında davacı ...'ün tadile uğrayan 6. Maddenin yürürlüğe girmesiyle azınlık hisselerinin ciddi anlamda zarar görebileceği, halka arz işlemlerinden sonra verilen zararın telafisinin imkansız olabileceği, şirket sermayesinin korunması ve azınlık menfaatlerinin ihlal edilmemesi ilkeleri gözönüne alındığında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, 2-Davacı ...'ün hisse değerleri üzerinden %20 oranında ( 28.827.686,80 TL) nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde; davaya konu 22.09.2021 tarihli olağan genel kurul kararının 2 numaralı günden maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin "Şirket Sermayesi" başlıklı şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının karar verilinceye kadar yürürlüğünün durdurulması bakımından ihtiyati tedbir konulmasına..." şeklinde karar verildiği, Bu dosya ile bir Birleşen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2021/644 Esas Sayılı Dosyasında; "1-Birleşen davada davacı ... Duran'ın tadile uğrayan 6. Maddenin yürürlüğe girmesiyle azınlık hisselerinin ciddi anlamda zarar görebileceği, halka arz işlemlerinden sonra verilen zararın telafisinin imkansız olabileceği, şirket sermayesinin korunması ve azınlık menfaatlerinin ihlal edilmemesi ilkeleri gözönüne alındığında birleşen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, 2-Birleşen davada davacı ... 'ın hisse değerleri üzerinden %20 oranında (204,581,60 TL) nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde; davaya konu 22.09.2021 tarihli olağan genel kurul kararının 2 numaralı günden maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin "Şirket Sermayesi" başlıklı şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının karar verilinceye kadar yürürlüğünün durdurulması bakımından ihtiyati tedbir konulmasına..." yönünde karar verildiği,
Bu dosya ile Birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/642 Esas Sayılı Dosyasında; "1-Birleşen davada davacı ...'ün tadile uğrayan 6. Maddenin yürürlüğe girmesiyle azınlık hisselerinin ciddi anlamda zarar görebileceği, halka arz işlemlerinden sonra verilen zararın telafisinin imkansız olabileceği, şirket sermayesinin korunması ve azınlık menfaatlerinin ihlal edilmemesi ilkeleri gözönüne alındığında birleşen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, 2-Birleşen davada davacı ...'ün hisse değerleri üzerinden %20 oranında (20.368,80 TL) nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde; davaya konu 22.09.2021 tarihli olağan genel kurul kararının 2 numaralı günden maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin "Şirket Sermayesi" başlıklı şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının karar verilinceye kadar yürürlüğünün durdurulması bakımından ihtiyati tedbir konulmasına..." şeklinde, Yine bu mahkeme dosyası ile birleşen mahkememizin 2021/665 Esas sayılı dosyasında talep olunan ihtiyati tedbir talebi hakkında İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce "1-Birleşen davada davacı ...'ün tadile uğrayan 6. Maddenin yürürlüğe girmesiyle azınlık hisselerinin ciddi anlamda zarar görebileceği, halka arz işlemlerinden sonra verilen zararın telafisinin imkansız olabileceği, şirket sermayesinin korunması ve azınlık menfaatlerinin ihlal edilmemesi ilkeleri gözönüne alındığında birleşen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, 2-Birleşen davada davacı ...'ün hisse değerleri üzerinden %20 oranında (20.368,80 TL) nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde; davaya konu 22.09.2021 tarihli olağan genel kurul kararının 2 numaralı günden maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin "Şirket Sermayesi" başlıklı şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının karar verilinceye kadar yürürlüğünün durdurulması bakımından ihtiyati tedbir konulmasına..." yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
Yine aynı mahkemenin ( İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin) 28/03/2022 tarihli ara karar ile " Mahkememizce 01/12/2021 tarihli asıl ve birleşen dosyalar için ayrı ayrı ve 22.02.2022 tarihli birleşen dosya için ayrı olmak üzere toplamda 4 adet ihtiyati tedbir kararı vermiş olup ara kararlarda da belirtildiği üzere ana sözleşmenin 6 Md.'sinin şirket sermayesine ilişkin olup tadil edildiği, davacıların hapsinin azınlık hakkı sahibi olup şirketin A grubu nama yazılı payların ve imtiyazların kaldırılıp A ve B grubu payların bir kısmının C grubuna dönüştürüldüğü, şirketin halka arz hazırlığında olduğu, 6 Md.'nin yürürlüğe girmesiyle azınlık hissedarlarının ciddi anlamda zarar görebileceği dercedilerek TTK 449 Md. Uyarıca kararın yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş ise de ön inceleme duruşmasına kadar sunulan deliller ve itirazların incelenmesi sonucunda davalı şirketin TTK 446 Md.'ye vurgu yaparak davacıların usulüne uygun muhalefet şerhlerinin olmadığı bu nedenle dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiği itirazı yönünden genel kurul tutanaklarının mahkememiz heyetince incelenmesi neticesinde gündemin 2 Md. Kapsamında da şirket ana sözleşmesinin 6 Md.'nin tadiline ilişkin genel kurul görüşmelerinde müzakereye geçilmesinden hemen sonra davacılardan ..., ... ve ... vekillerinin muhalefet şerhlerini yazdırdıkları, kararın oylamaya sunulduğu, oyçokluğu ile karar alındığı tespit edilmiş yani muhalefet şerhi kararın oylanmasından ve karar bağlanmasından önce verilmiş olduğu ayrıca davacılar vekilleri tarafından muhalefet şerhi olup olmamasının önemli olmadığı açılan davanın hem yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına dayanan genel kurul kararlarının butlanı hem de iptali istemine ilişkin olduğu itirazı yönünden yapılan incelemede ise TTK 390 Md. Uyarınca çağrısız yönetim kurulu kararının usulüne uygun alınıp alınmadığı, geçerlilik şartlarının denetimi, TTK 446/2 Md. Yönünden butlan şartlarının oluşup oluşmadığı genel kurul toplantısı için yapılan çağrının usulüne uygun olup olmadığı hususlarının bilirkişi heyeti ve mahkememizce yargılama faaliyetleri çerçevesinde irdelenmesi gerekeceği tüm bu yargı faaliyeti aşaması süresince davalı şirketin halka arz edilemeyecek olması ve şirket faaliyetlerinin sekteye uğraması nedeniyle büyük zararlar görmekte olduğu, 6 Md.'nin tadiline ilişkin genel kurul karar iptali davası yönünden gerek usulüne ilişkin yapılan tespit gerekse sadece A grubu pay sahiplerinin imtiyazlı olup imtiyaz haklarının kaldırıldığı, davacıların ise B ve C grubu pay sahip olup kaldırılan imtiyaz haklarından etkilenmediği, ölçülülük ilkesi gözönüne alındığında halka arz edilmeme sonucunda davalı şirketin gördüğü zararın şu aşamada daha büyük olduğu anlaşılmakla mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararlarına yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar vermek gerektiği.. " gerekçeleriyle ihtiyati tedbire yapılan itirazların kabulü ile asıl dava dosyasındaki 01/12/2021 tarihli, Birleşen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/644 Esas sayılı dosyasındaki 01/12/2021 tarihli, Birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/642 Esas sayılı dosyasındaki 01/12/2021 tarihli, Birleşen 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/665 Esas sayılı dosyasındaki 22/02/2022 tarihli tedbirlerin kaldırılmasına dair karar verildiği, verilen ara kararın istinafı üzerine davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği anlalılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde ise " Genel kurul kararlarının yokluğu, bir kararın meydana gelmesi için kanunun öngördüğü unsur ve şartların hiçbirisinin mevcut olmaması durumunda gerçekleşen sakatlık halidir. Geçerli bir genel kurul toplantısından bahsedebilmek için davalı şirket yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağrı kararının geçerli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Yönetim kurulu kararı geçersiz ise, kararın doğabilmesi için uyulması gerekli bulunan kurucu ve şekli nitelikte emredici hukuk kurallarına aykırılık söz konusu olacak ve davalı şirket genel kurulu yokluk müeyyidesi ile karşı karşıya kalacaktır. Mahkememizce denetime elverişli ve yeterli teknik incelemeyi içerdiği anlaşıldığından hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahsedildiği üzere İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas... Karar sayılı ilamına konu olan ...sayılı yönetim kurulu kararının toplantıya çağrıya ilişkin bir karar olmadığı, kararın 4.gündem maddesinde yer alan ekli esas sözleşme tadili konusunda kurum onayı alındıktan sonra onaylı esas sözleşme tadil metninin genel kurulun onayına sunulmasına ilişkin bir karar olduğu, genel kurul toplantısına çağrı niteliğinde olmadığı ancak genel kurul toplantısının kurucu şartı olan yönetim kurulu kararının 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararı olduğu, bu kararın da elden dolaştırma yöntemi ile alındığı, şirket yönetim kurulu tarafından öneri yoluyla alınan ... sayılı yönetim kurulu kararının incelenmesinde üyelere kararı imzalamaları için bir süre verilmediği, kararın 8 yönetim kurulu üyesinden 7'sine gönderilip 6'sı tarafından imzalandığı, kalan 1 üyeye metnin 03/09/2021 tarihinde ulaştırıldığı, esasen bu tarihe kadar ortada bir karar olduğundan bahsedilemeyeceği, zira önerinin karara dönüşmesinin ancak çağrı metninin tüm üyelere ulaşması ve varsa verilen sürenin, süre tanınmamışsa makul bir sürenin geçmesi ile mümkün olacağı somut olayda 03/09/2021 tarihine kadar yani 8.üyeye bu öneri ulaştırılıncaya kadar bir kararın oluştuğundan bahsedilemeyeceği, bu kararda genel kurul toplantısına çağrı ilanı yapılmış olup ilanın 27/08/2021 tarihinde Ticaret Sicil gazetesinde yayınlandığı, yani henüz elden dolaştırma yöntemi ile karar almanın koşulu olan bütün üyelere önerinin sunulmasına ilişkin emredici düzenlemenin koşulu gerçekleşmeden kararın kurucu unsuru oluşmadan genel kurulu toplantıya çağrı ilanının yayınlandığı bu nedenle şirket genel kurulunu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararı geçersiz olduğundan genel kurulun yetkisiz kimselerin çağrısı ile toplandığı ve buna bağlı olarak dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğu tespit edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nin 2019/1930 Esas 2022/560 Karar sayılı ilamı da "yok hükmündeki yönetim kurulu kararı ile toplanan genel kurulun da kurucu unsurlarından birisi eksik olması sebebiyle yok hükmünde olduğunun kabulü gerekecektir, ayrıca toplantı yapılmasına ilişkin karar dışında yönetim kurulu tarafından yapılan çağrı da yok hükmünde olacağından bu bakımımdan da genel kurul toplantısı kurucu unsurlarından birisi eksik olarak toplanmış ve bu sebeple yok hükmünde olacaktır." şeklinde olup somut olay yönünden de yönetim kurulunda yapılan çağrı yok hükmünde olacağından .." gerekçeleriyle asıl davanın ve mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/644, mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/642 ile mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/665 esas sayılı dosyaları yönünden davanın kabulü ile davalı ...A.Ş.'nin 22/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı şirket vekilince 29/11/2022 tarihli dilekçe ile, 22/09/2021 ve 23/02/2022 tarihli genel kurul toplantı tutanaklarının örneklerinin mahkemeye sunulduğu görülmüştür.
...Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye yanıt verildiği, ...'ne ait bilgisayar ortamında bulunan tüm belgelerin CD ortamına aktarılarak söz konusu CD'nin dosya arasına alındığı görülmüştür.
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı Hukuk İşleri Dairesi Başkanlığı'na yazılan yazıya ise;"mevcut durum itibarıyla Şirket'in halka açık bir ortaklık olmayıp, Kurulumuzun halka açık şirketlere yönelik düzenlemelerine de tabi değildir.Ayrıca, söz konusu Şirket'in 03.08.2017 tarihli yurt dışında halka arz edilecek pay ihracına ilişkin olarak hazırlanan ihraç belgesine Kurulumuzca onay verilmesine ilişkin başvurusuna ait, 02.02.2021 tarihli halka açılma amacıyla esas sözleşme değişikliğine ilişkin başvurusuna ait ve Kurulumuzun ilgili biriminin 08.12.2021 tarihli yazısı ile işlemden kaldırılan 29.04.2021 tarihli halka açılma amaçlı izahname onayı başvurusuna ait Kurulumuza iletilen üç adet başvurusu dosyasına ait bilgi ve belgelerin taralı nüshaları ile anılan başvurular kapsamında hazırlanan Rapor ile Kurul Kararları yazımız ekinde CD (Ek) olarak Mahkemenize gönderilmektedir." şeklinde cevap verildiği, bahsedilen CD'nin dosyaya kazandırıldığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 10/05/2023 tarihli dilekçe ile hukuki mütaala sunulduğu görülmüştür.
03/02/2023 tarihli ara karar ile davacı şirket aleyhine verilen ve haksız olduğu iddia edilen ihtiyati tedbir kararı ve davalıların tüm süreç kapsamında davacı şirketi zarara soktukları iddiasına göre davacı şirketin zararı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı ile davacı şirketin halka arz edilememesi ile verilen ihtiyati tedbir kararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, verilen ihtiyati tedbir kararının infaz edilip edilmediği noktalarında bilirkişilerden rapor aldırılmasına karar verildiği, SMMM ..., Sözleşmeler Alanında Uzman Prof. Dr. ... Ve Menkul Kıymetler Borsa Uzmanı alanında uzman Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda sonuç ve özetle;1-Davacının aynı dönemde sermaye artırımı yoluyla ortaya çıkan yeni hisse senetlerinin halka arzı için Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurduğu, ancak başvurunun SPK'nın uyarılarına rağmen kendi inisiyatifi ile devam ettirilmediği, dolayısıyla amaç şirkete yeni fon sağlamak ise bunun bizzat davacı Şirket tarafından yerine getirilmediği, 2-İhtiyati tedbire konu olağanüstü genel kurul kararındaki pay grubu değişikliğine dair Esas Sözleşme maddesinin şirkete yeni sermaye girişine yönelik olmadığı, ortakların kendi halihazırdaki paylarının satışına yönelik olduğu, bunun da Şirkete fon girişi sağlamayacağı dolayısıyla bu bakımdan da ihtiyati tedbir kararının şirketin zarara uğramasına neden olamayacağı, 3-Davalı yanın, C grubu paylara dönüşüp halka açılacak B grubu paylardan arta kalanların da ileride halka arzı için genel kurul kararı gerekmesi ve A grubu pay sahiplerinin tek başına çoğunluk oluşturması sebebiyle fiilen bunun yalnızca A grubu pay sahiplerinin onayı ile mümkün olmasının davalı/azınlık pay sahipleri yönünden mağduriyet yaratacak nitelikte olması ve yürürlüğü durdurulan olağanüstü genel kurul kararı gereğince imtiyaz ve halka açıklık durumu değişecek olan A ve B grubu paylar yönünden kalıcı ve telafisi olmayan değişiklikler meydana geleceği için, talep tarihi ihtiyati tedbir istemekte davalıların hukuki yararının bulunduğu, 4-İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığına dair dosyada somut bilgi ve belgeler bulunmadığından, zarar ve illiyet bağı koşullarının da sağlanmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerice bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Davacı vekilince 04/03/2024 tarihli dilekçe ile mahkeme heyetinin reddedildiği görülmüştür.
07/03/2024 tarihli celseye katılan davacı vekili, mahkeme heyetinin reddi taleplerinin bulunduğunu, gerekli merci incelemesi yapılmasını, önceki beyanlarını tekrar ettiklerini beyan etmiştir. Davalılar vekili ise, HMK 41. Madde uyarınca red talebinin gerekçesi ve zamanlaması da göz önüne alınarak dilekçenin geri çevrilmesine karar verilmesini, ayrıca disiplin para cezası verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 21/12/2023 tarihli duruşmasında davacı vekilinin yeni heyetten rapor aldırılması talebinin reddine karar verildiği, akabinde davacı vekilinin 22/01/2024 tarihli dilekçeyle esasa ilişkin beyanda bulunduğu ve aynı gerekçelerle 04/03/2024 tarihli beyan dilekçesiyle mahkememiz heyetini reddettiği, bu haliyle ret sebeplerinin mahkememiz hukuki görüşüne yönelik olup yargılamayı uzatmaya matuf olduğu anlaşılmakla HMK md. 41/1-b-c maddeleri uyarınca ret talebinin geri çevrilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.

Uyuşmazlık konusu, davacı şirket aleyhine verilen ve haksız olduğu iddia edilen ihtiyati tedbir kararı ve davalıların tüm süreç kapsamında davacı şirketi zarara soktukları iddiasına göre davacı şirketin zararı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı ile davacı şirketin halka arz edilememesi ile verilen ihtiyati tedbir kararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, verilen ihtiyati tedbir kararının infaz edilip edilmediği noktalarında toplanmıştır. Bu haliyle davada öncelikle haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının çözümü gerekmektedir. Mahkememizce alanında uzman bilirkişi SMMM ..., Sözleşmeler Alanında Uzman Prof. Dr. ...ve Menkul Kıymetler Borsa Uzmanı Prof. Dr. ...'den mahkememizce tespit olunan hukuki uyuşmazlık kapsamında rapor aldırılması yoluna gidilmiş, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu ve içeriğine aynen itibar edilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. Buna göre, somut olayda, İş Yatırım tarafından, sermaye artırımı yoluyla oluşan yeni Şirket paylarının halka arz edilebilmesi amacıyla hazırlanan izahnamenin onaylanması için 29.04.2021 tarihli yazı ile SPK’ya başvurulduğu, ancak 21.06.2021 tarihinde ...Yatırımları A.Ş. tarafından halka arz takviminde bir öteleme olduğu belirtilerek SPK’dan dosyanın açık tutulması talep edildiği SPK tarafından 25.10.2021 tarihli yazı ile İş Yatırımdan eksik bilgi ve belgeler talep edildiği, talep edilen eksik bilgi ve belge taleplerinin yerine getirilmemesi nedeniyle 08.12.2021 tarihinde izahname onay başvurusunun işlemden kaldırıldığı, aynı dönemde hali hazırda süreci devam eden ve Şirkete fon girişi sağlayacak bir halka arz başvurusu bulunmadığı, başvurusunun kesintiye uğramasının şirketin inisiyatifi ile gerçekleştiği, fon girişi temin edilebilecekken, başvurunun kesintiye uğramasında 22.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması davasının ve ihtiyati tedbir kararlarının bir etkisi bulunmadığı, Olağanüstü Genel Kurul, İhtiyati Tedbir, Halka Arz süreçlerinin, alanında uzman bilirkişi heyetince de birlikte değerlendirildiğinde Sermaye artırımı yoluyla oluşan yeni payların halka arz edilmesi için izahname onay süreci devam ederken 21.06.2021 tarihinde halka arz takviminde bir öteleme olduğu belirtilerek SPK’dan dosyanın açık tutulmasının talep edildiği, 23.08.2021 tarih, ... nolu Yönetim Kurulu Kararı ile Esas Sözleşmede tadil taslağı hazırlanarak, SPK’nın daha önce istediği gibi “6, 7, 14, 15. maddelerin değiştirilmesine, 8/A. maddesinin kaldırılmasına ve 20. madedenin eklenmesine” karar verildiği, bu değişikliklerin 22.09.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda, davalıların itiraz ve aleyhe oylarına rağmen kabul edildiği, 29.09.2021 tarihinde davalı pay sahipleri tarafından genel kurul kararlarının iptali için davalar açıldığı, açılan davaların İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... E sayılı dosyasında birleştirildiği, 01.12.2021 tarihinden itibaren mahkemece ihtiyati tedbir kararları verildiği, verilen ihtiyati tedbir kararlarının mahkemece 28.03.2022 tarihli ara karar ile kaldırıldığı, her ne kadar davacı tarafça davalıların haksız ve dürüstlük ilkesine aykırı tutum ve davranışları neticesinde halka arzın planlanan dönemde yapılmaması nedeniyle şirketin zarara uğradığı öne sürülerek tazminat talebinde bulunulmuş ise de; Teknik bilirkişinin görüşüne göre de ; şirketin ancak sermaye artırımı yoluyla ortaya çıkan hisse senetlerinin halka arz edilmesi durumunda fon sağlayabileceği, şirketin esas sözleşmesinin, sermaye artırmı ve rüçhan hakkının kısıtlanması suretiyle halka arz için yönetim kurulunu yetkilendirmiş durumda olduğu, 28.04.2021 tarih, 2021/11 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile halka arz sürecinin başlatıldığı ancak sonuçlandırılmadığı, iptali talep edilen 22.09.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda esas sözleşmenin 6. maddesinde imtiyazlı A grubu hisselerinin, halka arz edilebilecek C grubu hisselere dönüştürülmesi ve B grubu hisslerinin eşit oranda B ve C grubu hisselere dönüştürülmesi kararı alındığı, şirket ortaklarının, daha önce yapılan ortaklık sözleşmesi doğrultusunda öncelikle imtiyazlı A grubu hisseleri ve bir kısım B grubu hisselerini C grubuna dönüştürerek halka arz etme kanaatinde olduklarının anlaşıldığı, ihtiyati tedbir kararının SPK'ya bildirilmesine rağmen, SPK'nın halka arzla ilgili durdurma veya kısıtlama yönünde bir kararı olmadığı, sonuç olarak ihtiyati tedbir kararının Şirkete fon girişini geciktirmediği, şirkete verilen zarar da bulunmadığı yönündeki bilirkişi heyeti görüşüne mahkememizce de aynen itibar olunmuştur.
Kaldı ki davacı tarafın 22.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan şirket esas sözleşmesinin Şirketin Sermayesi başlıklı 6.maddesinin tadiline ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulması yönünde verilen ihtiyati tedbir kararın haksız olduğundan ve şirketin planlanan dönemde halka arz yapamaması nedeniyle zarara uğradığından bahisle iş bu davayı açtığı anlaşılmış ise de; İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ve 01.12.2020-28.03.2022 döneminde yürürlükte olan ihtiyati tedbir kararı ile yürürlüğü durdurulan genel kurul kararı gereğince imtiyaz ve halka açıklık durumu değişecek olan A ve B grubu paylar yönünden kalıcı ve telafisi olmayan değişiklikler meydana geleceğinden, talep tarihi itibariyle ihtiyati tedbir istemekte hukuki yararı da vardır. İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ' nce yapılan yargılama neticesinde de, asıl davanın ve mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/644, mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...2 ile mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/665 esas sayılı dosyaları yönünden davanın kabulü ile davalı...Yatırımları A.Ş.'nin 22/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine de karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı şirket vekilince davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmediği, bu haliyle alanında uzman yeni bilirkişilerden ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınması talep olunmuş ise de; haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat talep koşullarının oluşmadığı, bu haliyle ticari defter incelemenin de dosyaya bir yenilik katmayacağı göz önüne alınarak talebin reddine karar verilmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak ... Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.600,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen .Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-DAVACININ DAVASININ REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 170,78.-TL'den mahsup edilerek eksik kalan 256,82‬.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır

Üye ...
¸e-imzalıdır

Üye ...
¸e-imzalıdır

Katip ...
¸e-imzalıdır