T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/678 Esas
KARAR NO : 2024/217
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/06/2017
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı işyerinde 12.02.2008 tarihinden iş akdinin sona erdirildiği 17.02.2015 tarihine kadar genel müdür sıfatıyla; 2012 yılında 8.000 Euro, 2013 yılında 8500 Euro, 2014 yılında 9.000 Euro ve 2015 yılında 10.000 Euro net maaş karşılığı kesintisiz çalıştığını, şirket yetkilisi ... tarafından 2012 yılının Mart ayından sonra maaş almaksızın çalışmaya devam etmesi halinde şirketteki payların % 15'inin devredilerek ortak yapılacağının teklif edildiğini, davacının teklifi o gün kabul ederek 2012 yılının Mart ayından sonra maaş almadan çalıştığını, davalı işverenin 17.2.2015 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile davacıyı müdürlük görevinden azledip iş akdini haklı sebep olmadan ve maaş ya da vaat edilen şirket hisselerini devretme borcunu ifa etmeden bildirimsiz ve tazminatsız şekilde sona erdirdiğini, davacının, davalı şirket bünyesinde çalıştığı süre zarfında büyük bir özveri ve titizlikte çalışmasına rağmen iş akdinin haksız itham ve gerekçelerle en önemlisi de suçlanarak sona erdirildiğini, davacının, davalı şirket tarafından isnat edilen suçlamadan dolayı her ne kadar yargılanmışsa da neticesinde beraat ettiğini, bu nedenle davacının alacaklarının ödemesi gerektiğini, davacının 2012 yılının Mart ayından sonra ödenmeyen maaşlarının hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, iş akdinin haksız, usule aykırı ve kötü niyetli bir şekilde sona erdirilmiş olması nedeniyle davacı adına tahakkuk eden kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini, davacının, davalı işveren tarafından ihbar öneli kullardırılmaksızın işten çıkarılmış olması nedeniyle yasal ihbar tazminatının da ödenmesi gerektiğini, davalı şirket bünyesinde istihdam edildiği süre boyunca yıllık izin kullanmaksızın çalıştığından izin süresine ilişkin ücretlerin ödenmesi gerektiğini, hak kazanmasına rağmen 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin primlerini de alamadığını, davalı şirketin, tüm çalışanlara olduğu gibi davacıya da her sene minimum 50.000,00 Euro prim ödeme taahhüdünde bulunmasına rağmen 2013 yılında 50.000,00 Euro ve devamı yıllarındaki primlerini ödemediğini, davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından 23/02/2014 tarihinde davacıya gönderilen mailde 2013 yılı için ayrıca 50.000,00 Euro primin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davacı tarafından, işveren şirket aleyhine Beyoğlu ...Noterliği'nin 04.05.2017 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde yasal haklarının hesabına ödenmesi, aksi halde hukuki yollara başvurulacağının bildirildiğini, davalı şirketten herhangi bir dönüş alınamadığını beyan ederek; fazlaya ilişkin her türlü dava talep ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik, kıdem tazminatı için 1.000,00 Euro'nun, ihbar tazminatı için 1.000,00 Euro'nun, ücretli izin alacağı için 1.000,00 Euro'nun, bu üç alacağa iş akdinin sona erdirildiği 17.02.2015 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek en yüksek banka mevduat faizinin işletilerek ödenmesine, ödenmeyen maaşlar için 10.000,00 Euro'nun 2012 yılının Mart ve devam eden aylarında ödenmeyen maaşlara, her bir aylık maaşın tahakkuk ettiği aydan itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizinin işletilerek ödenmesine, prim alacağı için 10.000,00 Euro'nun ödenmeyen 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin prim alacağına 25.02.2014 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek en yüksek banka mevduat faizinin işletilerek ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin merkezi Viyana'da bulunan ve 106 ülkede ticaret, endüstri ve enerji alanlarında faaliyet gösteren ... Şirketler Grubu'nun Türkiye'deki iştiraki olduğunu, davacının, davalı şirkette görevine başlamadan önce uzun yıllar ...,... ,. (... Avusturya) şirketinde görev yaptığını ve akabinde ... Avusturya ile ...'un şirketi ...,... arasında imzalanan Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi uyarınca davalı şirketin kurulmasında ve sonrasında davalı şirkete yönetim danışmanlığı hizmeti verdiğini, davacının aynı zamanda, bu sözleşme uyarınca yükümlülüklerini ifa edebilmesi için imza yetkilisi olarak hareket ettiğini, davalı şirkette kendisine verilen yetkinin sadece ve sadece Türk Ticaret Kanunu'nun 623 maddesi uyarınca temsile yönelik olarak, Ticaret Hukuku anlamında müdürlük yetkisi olduğunu, davacının davalı şirkette hiçbir surette işçi - işveren ilişkisi bulunmadığını, 2014 yılında davalı şirket denetçisinin gerçekleştirdiği yıl sonu denetiminde davacının, davalı şirketin müdürleriyle birlikte hareket ederek şahsi hesaplarına bir denetim yılından kısa süre içinde 3.000.922 TL tutarında bedeli davalı şirket ortaklarının bilgisi dışında transfer ettiğini ve bu transferlerin muhasebesel olarak fark edilmemesi için karşılıksız çek ve senetleri davalı şirket hesaplarına sunup hile yapmak suretiyle davalı şirketi zarara uğrattığının anlaşılması üzerine davalı şirketin derhal davacının imza yetkilerinin kaldırılması yönünde bir ortaklar genel kuru kararı aldığını, ancak taraflar arasında herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığından bir fesih söz konusu olmadığını, davacının 2007 yılına kadar ... Avusturya'da görev yaptığını, 16/04/2007 tarihinde davacının sahibi olduğu Avusturya merkezli ...ile, ... Avusturya arasında tüm ... Grup şirketleri için bir Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi imzalandığını, bu Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi uyarınca, davacının kontrolündeki ...davalı şirkete ve diğer ... Grup Şirketleri'ne ticari danışmanlık hizmeti vereceğini, ...'un, bu Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi kapsamında 2008 yılındaki kuruluşundan itibaren davalı şirkete yönetim konusunda danışmanlık hizmeti vermeye başladığını, hatta o dönemde limited şirketlerdeki birden çok pay sahibi zorunluluğu sebebiyle ...'un, 1.200 TL bedelli payla davalı şirketin kurucu hissedarlarından biri olarak yer aldığını, ancak hisselerinin tamamını 11 Eylül 2008 tarihinde devrettiğini, ...'un, bu danışmanlık hizmetleri kapsamında kuruluşundan beri davalı şirketin temsil ilzam yetkisine sahip müdürlerinden biri olduğunu, ...'un, şirketi ...adına Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi kapsamında verdiği bu hizmetlerin karşılığında ...., ... Avusturya'ya, ...'un huzurdaki dava kapsamındaki taleplerine ilişkin dönem olan 2012 ve 2014 yılları arasında, toplamda 1.248.655,90 Avro fatura kestiğini ve bu fatura bedelleri ödendiğini, ...'un davalı şirkete sunduğu hizmetlerin bir hizmet akdi kapsamında değil, Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi tahtında faturalandığını ve tahsil edildiğini, 2014 yılı kapanışının gerçekleşmesinden sonra da Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından bir yılsonu denetimi gerçekleştirildiğini, bu denetim sırasında ...'un şahsi hesaplarına toplam 3.000.922 TL tutarında para transferinin gerçekleştiğinin anlaşılması üzerine denetim şirketinin, raporu dahi beklemeden davalı şirket hissedarı yetkililerine durumu ihbar eden 29/01/2016 tarihli Erken Uyarı Raporu göndererek bu para transferleri konusunda kendilerini uyardığını, bu uyarıda ayrıca her ne kadar para transferlerinde “avans” ibaresi yazılmış olsa da şirket prosedürleri uyarınca avans ödemesi yapıldığını gösteren bir belgenin bulunmadığının da belirtildiğini, davacının ertesi gün, 30/01/2015'te ... Avusturya yetkilisi ...'a mail atarak bazı sorunlar yaşadığını belirttiğini ve toplantı talep ettiğini, 04/02/2015 tarihinde Viyana'da yapılan toplantıda davacının...'a davalı şirket hesaplarından zimmetine para geçirdiğini ve pişman olduğunu, en yakın zamanda bu bedeli iade edeceğini söylediğini, hemen bu görüşme sonrasında ...'un davalı şirket ile irtibatı kesildiğini ve bu tür yolsuzluk olaylarında sıklıkla uygulandığı üzere gerçeğin ve varsa diğer ilgili kişilerin tespiti için davalı şirket çalışanlarına detaylı bilgi verilmeden, karşılıklı mutabakat sonucu ...'un yetkilerinin sona erdiğinin e-posta yoluyla bildirildiğini, 17/01/2015 tarihli davalı şirket genel kurulunda davacının müdürlük görevi ve temsil ilzam yetkilerinin sonlandırıldığını, davacının davalı şirkette herhangi bir SGK kaydı olmadığını, çünkü davacının, davalı şirketin çalışanı olmadığını, Yönetim Danışmanlığı Sözleşmesi kapsamında hizmet aldığı bir tedarikçi şirket olan ...'nin temsilcisi olduğunu, usulsüz para transferleri sebebiyle ... ve ilgili diğer müdürler hakkında şikayette bulunulduğunu, sanıklar hakkında güveni kötüye kullanma suçundan ayrıca ... hakkında beyaza imzanın kötüye kullanılması suçundan ceza davası açıldığını, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin mevzuat hükümlerini ve konuya dair Yargıtay kararlarını dikkate almaksızın, yeterli inceleme ve araştırmayı yapmadan maddi vakıaları dahi yanlış anlayarak ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini yeterli araştırmayı yapmama gerekliliği olarak görerek sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, ancak bu kararın, temyiz edildiğini ve Yargıtay incelemesinde olduğunu, davalı şirketin davacı aleyhine 3.000.922 TL'nin faiziyle birlikte tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ...'un ödeme emrine haksız şekilde itiraz etmişse de, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi itirazının iptaline ve İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 3.228.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ve 645.600 TL icra inkar tazminatının ödenmesine karar verildiğini, söz konusu tutarın tahsili için icra işlemlerinin halen devam ettiğini, taraflar arasında bir iş akdi bulunmadığından davacının davalı şirkete karşı herhangi bir talepte bulunması mümkün olmadığından davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının SGK işçi kaydı bulunmadığını, bu nedenle İş Mahkemelerinin görevli olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu taleplerini hesaplayabilecek konumda olan davacının, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığından huzurdaki davanın reddi gerektiğini beyan ederek; davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan reddine, davacının taleplerini incelemek konusunda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine, taleplerinin miktarını hesaplayabilecek konumda olan davacının HMK m. 170 uyarınca belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmaması sebebiyle davanın usulden reddine, davanın usulden reddedilmemesi halinde harcın, davacının talepleri dikkate alınarak harcı en az 471.000 Avro üzerinden tamamlanması için kesin süre verilmesine ve harç tamamlattırılmadan, asıl dava kapsamında başkaca yargılama işlemi yapılmamasına, davalı şirket ile arasında iş akdi bulunmayan davacının davalı şirkete karşı talepte bulunması mümkün olmadığından ve iddialarını ispata dair hiçbir belge sunmadığından her halükarda davanın esastan reddine, davacı tarafın yargılama giderlerine ve HMK m. 329 uyarınca yargılama giderlerinden başka davalı ile aralarında kararlaştırdıkları vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkum edilmesine, hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan davacı hakkında yine HMK m. 329 uyarınca 5.000 Türk Lirası disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde Beyoğlu... Noterliği'nin 04/05/2017 tarih...yevmiye numaralı davacı tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
...Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta davacı ...'un 12/02/2008 - 17/02/2015 tarihleri arasında davalı iş yerinde sigortalı çalışmasının bulunmadığının bildirildiği anlaşıldı.
06/03/2018 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ...; "Ben 1999 yılında davalı şirketin grup şirketi olan ... İstanbul İrtibat bürosunda şu anda ... altlı üstlü binada bulunan burası İyigün iş merkezi kat : ... Esentepe Mahallesi Mecidiyeköy adresinde irtibat bürosunda operasyon bölümünde çalışmaya başladım, SSK ' lı olarak irtibat bürosu kapanana kadar yani 31 Temmuz 2015 tarihine kadar aralıksız çalıştım, 2012 yada 2013 tarihinde tam olarak hatırlayamamakla birlikte ... Kağıt Pazarlama Ltd Şti hizmet verdiğimiz binanın 6. Katına taşındı, ben İran' a trasit ticaret işlemlerini takip ediyordum, ambargo olduğu için Türkiye' de faturalama yapıyorduk, normalde ... Viyana, ... Kağıt Pazarlamaya tafura kesiyorduk, bizde ... Kağıt Pazarlama olarak fatura kesiyorduk, ben günlük işlerimde emir ve talimatları hem ... Viyana' dan hem davacıdan alıyordum, benim sigorta kaydımı ... İstanbul tarafından yapılmıştı, benim ücretimi ... Viyana , ... İstanbul' un hesaplarına havale yapıyordu, ...Bankası Esentepe Şubesine maaşım yatmakta idi, 2010 yılı Ekim sonunda emekli olmam nedeniyle 1 aylık giriş çıkış hariç aralıksız çalıştım, fiilende aralıksız çalıştım, davacı ile belirttiğim tarihte aynı yerde birlikte çalışmaya başladık, ben işe giriş görüşmesini davacı ile yaptım kendisi bana seni Viyana' ya önereceğim kabul edilirse işe başlarsın dedi, davacı bizim müdürümüz idi ...' nin İstanbul müdürü idi sorumlusu idi, onun da SGK kaydı vardır diye sanıyorum, ben 1500 Euro maaş alıyordum, buna ilaveten 3 ayda bir 1 maaş tutarı kadar ikramiye yani çift maaş alıyordum, ben en son 2014 yılında 45.000 Euro prim aldım, 2013 yılında da 40.000 Euro prim aldım, daha önceki yıllarda da primi almıştım ancak miktarını hatırlamıyorum, 2014 yılı primi 2015 yılında yatırılmadı buna ilişkin dava açtım devam etmektedir, davacıyı kimin işe aldığını bilmiyorum, ilk başta davacı ile beraber çalışmakta idik, daha sonra 10-15 kişiye çıktık, ... İstanbul kurulduktan sonra oraya geçti ordan maaşlı yaptılar, davacı 2015 yılı Şubat ayına kadar aralıksız orda çalıştı, Şubat ayının başlarında ofite toplantı yapıldı, toplantıya ...' ta vardı, ve ...' ta vardı karşılıklı analaşarak ayrıldıkları söylendi, ben davacının Viyana' da ... şirketi odluğunu biliyorum, davacı çoğunlukla ofiste idi ancak sıklıkla yurt dışına Viyana' ya, Çin' e Amerika' ya kağıt ticareti için gider gelirdi, ben ... şirketi ile bizim şirketimizin bir ilişkisi olup olmadığını, aralarında nasıl bir işleyiş olduğunu bilmiyorum, günlük işleyişimizde davacı emir ve talimatları ...' tan alırdı, biz işleyiş ile ilgili Viyana ile yazışırdık, satış yapılacağı zaman limit miktarı ve satış talimatı Viyana' dan gelirdi, ben davacının maaş miktarını ve nerden aldığını bilmiyorum, onun SSK kaydını bilmiyorum, ... grup şirketlerde tek imzalı yetkili, şirketin sahibi idi, ben 2007 yılından sonra genelde duyduğum ... grup şirketinde hissesi olduğuu duymuştum miktarını bilmiyorum, taraflar oturup anlaştıktan sonra biz kendisini arıyoduk örnek olarak müşteri ödeme yapmadığında kendisini haberdar ediyorduk, bu konuda bize yardımcı oluyordu, daha sonra davacının aynı piyasada rakip firma ile anlaştığı duyuldu, bunun üzrine şirkette bize karşı mobbing uygulanmaya başlandı, Benim ... ile devam eden prim alacağı davam vardır, ayrıca biten bir ceza davamız vardır o davadan beraat ettik o dosya Yargıtay' dadır, ben 01 Kasım 2015 yılından beri davacı ile ... şirketinde aynı sektörde çalışmaktayım" şeklinde,
Davacı tanığı ...; "Davacı ile 2010-2015 tarihleri arasında ... şirketinde çalıştım, kendisi müdürümüz idi, ... şirketi ...Mah. ... Sok İyigün İş Merkezi Esentepe / Şişli adresindedir, 4. Katta idik, ben işe girdiğimde ... ile ... belirttiğim ofiste ikisi birlikte idi, ... Kapıt Pazarlama da ...' de ... şirketinin grup şirketleri idi o ofisten ... bir ara ayrıldı daha sonra 6. Kata taşındı, iş görüşmesini ben Dilek hanımla görüştüm daha sonra davacı ile görüştüm ancak nihai karar Viyana' daki yönetimden verildi, satış asistanı idim, 2015 Ekim yada Kasım aylarında isteğimle ordaki işimden ayrıldım, 2015 yılının Şubat ayında yanlaş hatırlamıyorsam 5 Şubaty idi, patronumuz ..., ... ile geldi bizlerde orda idik, dediler ki karşılıklı olarak anlaştık yollarımızı ayırıyoruz, davacı artık fiziken bizimle çalışmayacaktık ancak sorun olduğunda danışabilirsiniz dediler, iyi ayrıldıklarını belirttiler günlük işleri emir ve talimatları davacı Viyana' dan alırdı, benim SSK yapıldı, maaşımı ... banka hesabına yatırmakta idi, en son ayrıldığımda aldığım maaşı hatırlamıyorum, biz yılda 16 maaş almakta idik, ben yılda 2000 Euro prim aldım, ben genel müdürüm olan davacının SSK kaydını maaşlarını özlük durumunu bilmiyorum, tanığa ... şirketi sorulduğunda: Ben bu şirketi bilmiyorumi buna ilgilili bilgim yoktur, benim davalı şirketle yada onun grup şirketi ile herhangi bir davam ve husumetim yoktur, taraflar ayrıldıktan bir kaç ay sonra davacının aynı sektörde rakip firmada çalıştığı öğrenildi, sonra bize davacı ile bağlantınızı kesin talimatı verildi, ancak ben işle ilgili dialoğumu keserim ancak insani olarak dışarda görüşürüm dedim bundan dolayı hoş karşılanmadı bana karşı da tavır alınmaya başlandı huzursuzluk duydum ve işten ayrıldım" şeklinde,
Davalı tanığı ... ,...; "Davacıyı tanırım, 1999 yılında ...' in İstanbul irtbibat ofisine , irtibat ofisini işleten yönetici olarak işe aldık, 2006 yılına kadar bu görevi yürüttü, bu tarihler arasında bize kendisi şahıs olarak hizmet verdi, tekrar kontrol etmem gerekir ancak maaşlar İstanbul' daki bir banka hesabına yatırıldı, yerel sosyal güvenlik kurumuna kaydıda yapıldı, şirkette ona yardım eden başka personellerde vardı, ağırlıklı olarak talimatları ben veriyordum ve onunla çalışan yetkililer veriyordu asıl üstü bendim, bu tarihler arasında ağırlıklı olarak ... Viyana' nın Türkiye' deki müşterileri ile ilişki ve işlemleri yönetiyordu, aynı zamanda müşterilerin ödemeleri zamanında yapmasını sağlıyordu, bazen tedarikçilerle de görüşüyordu ancak bütün bunları bizim talimatlara uygun şekilde yapıyordu, bu İstanbul irtibat bürosunun ihracaat yapıp yapmadığını hatırlamıyorum, bu tarihler arasında davacının işvreni ... Viyana olarak geçiyordu, 2006 yılında davacı kendi arzusu üzerinde ailesi ile beraber Viyana' ya taşındı, Viyana'ya taşıır taşınmaz 6 aylık süre ile ... Viyanada çalıştı aynı zamanda Avusturya' daki Sosyal Sigort kaydıda yapıldı, şirket politikası gereği şirket bir kısım yetkililerine kendi şirketini kurma imkanı veriyordu, davacı dahil 7 yönetici kendi şirketlerini kurmayı tercih ettiler, davacıın kurduğu şirketin adı .... idi, bu şirketle ... Viyana yönetim danışmanlık anlaşması yaptılar , davacı ...adına imza attı, ben ...' i temsil ediyordum ancak ... adına imza atıp atmadığımı hatırlamıyorum, dosyadaki imza gösterildiğinde; benim adına avukatım imzalamıştır, bu sözleşme 2015 yılının ilk çeyreğinde ... İstanbul ' da yolsuzluk olayı ortaya çıkana kadar geçerli kaldı, Davacı ailesi ile beraber Viyana2 ya taşınmıştı ailesi halen ordadır, kendisi de 2014 yılına kadar orda kaldı, 2013 yılının ortalarından sonra ve 2014 yılında daha çok İstanbul' da zaman geçirmeye başladı, 2007 - 2014 yılları arasında ..., ...' e verdiği hizmetler karşılığında toplam 4.9 Milyon Euro fatura karşılığında fatura kesti ve hepsi Avustıryada faaliyet gösteren banka olan ... ' ta bir hesaba yatırıldı ancak 2017 yılında 270 bin Euro ...şirketinin İstanbul' daki... Bank şubesi hesabına yatırıldı, bütün ödemeler ...şirketi hesabına yapıldı, 2011 Haziran 2013 yılları arasında ... Viyana ofisinde yönetici direktör olarak kendisiyle ek bir maaş sözleşmesi yapılarak kendisinden yukardaki sıfatla hizmet alındı, aynı zamanda ... Sosyal Sigorta Kurumunda kaydı yapıldı, bu tarihten sonra şahıs olarak kendisinden hizmet alınmadı ancak şirket olarak... ' den hizmet alındı, önceki tanıklar ..., ... huzurdaki tanığa gösterilip sorulduğunda; Ben Dilek hanımı Meral hanımdan daha iyi tanıyorum, kendilerini İstanbul' daki ofise geldiğimde görüyordum kendileri İstanbul ofisteki çalışalarımız idi, Dilek hanım ilk baştan itibaren Erkin beyle idi, Dilek hanım ya 1999 yada 2000 yıllarında İstanbul ... ' de çalışıyordu, başından beri İstanbul ...' de vardı,2014 yılında yolsuzluk olayı ortaya çıktıktan sonra ... benimle Viyana' da 4 Şubat 2015 tarihinde toplantı yaptı, bana geldi yasa dışı yollarla şirketin hesabındaki paraları kendi hesabına aktardığını itiraf etti, 3.3 Milyon Türk Lirasını ... İstanbul hesabından kendi şahsi hesabına aktardığını söyledi, kendisi imza yetkilisi idi bu yetkisini kötüye kullandı, kendisi para aktarma işlemi yapacağı zaman Viyana' daki üstlerinden izin alması gerekiyordu, böyle bir izin alınmadı, yolsuzluktan kastım kendisi ... İstanbul hesabından kendi şahsi hesabına tetkisi olmadığı halde 2014 yılında toplam 3.3 Milyon TL idi, 4 Şubat 2015 tarihinde yaptığım görüşmede para aktarma işlemlerinde Dilek hanımında imzası vardı, 2013 yılında ... yine bir miktar parayı ... hesabından kendi hesabına izinsiz almıştı, tam hatırlamıyorum ancak 500,000,00 TL civarında parayı izinsiz hesabına geçirmişti, bende o dönemde kendisi ile toplantı yaptım doğru olmadığını söyledim, 4 Şubattaki toplantıda ben kendisine artık sana güvenmiyorum İstanbul' a gideceğiz ve bu meseleyi ordaki avukatlar halledecek dedim, 5 Şubatta İstanbul' da toplantı yaptık bütün şirket çalışanları da vardı, o dönemde yolsuzluğun ne kadar olduğunu ve kimlerin olduğunu bilmiyordum, onun için yolsuzluk duyurusu yapmadık sadece yollarımımızı ayrıacağımızı söyledik, biz davacıya diğer çalışanlarımız Dilek Hanım ile Meral Hanım gibi ücret vermedik çünkü şirketi ile imzalanmış bir sözleşmemiz vardı, kendisinin şirketi ile yapılan sözleşme vardı, şahsi yapılmış sözleşme yoktu, bizim acentalarımız bağımsız olsada kendileri kartvizit telefon istediklerini biz veririz, onların adının bilinmektense ...'in adının bilinmesini isteriz, ancak davacıya bunlar verilmişmiydi ben detayına inemem hakim değilim, birinci mahkemeni verdiği karar davacının lehine idi Temyize başvurduk sonuçlanmasını bekliyoruz, demin bahsettiğim 3.3 Milyon TL' lik yolsuzlukla ilgili hukuk mahkemesinde dava açtık lehimizde sonuçlandı, karşı taraf temyize başvurdu, temyiz mahkemesi ilk mahkemenin kararını Onadı, biz öncelikle yöneticilerimizin girişimci olmasını istiyoruz, kazançlarının şahsi hesaplarında değil şirket hesaplarına yatırılmasının menfaatleri için olduğunu düşündük şirket çalışanı olmaktan şirket sahipleri olması halinde daha esnek çalışabileceklerini düşündük, bu arada davacı Avusturya vatandaşı olmak istiyordu bu prosedür onun lehine olacağı için tercih etti kendisi bu sözleşme ile 4.9 Milyon Euro kazandı, kendisi maaşla çalışsa idi daha düşük kazancı olacaktı, Avusturya yasalarına görer şirket sahibi kendi şirketinin personeli gözükmek zorundadır sigorta kendi şirketinin üzerindedir, davacının şirket kurup bize şiket olarak hizmet vermesinden bize vergi olarak avantajı yoktur" şeklinde,
Davalı tanığı ...; "Ben ... Avusturyanın 2011 yılından beri Yönetici Direktörüyüm, 2006 - 2011 yılları arasında Avrupa satışlarının başındaydım, ben davacıyı tam olarak ne zaman tanıdığımı hatıtlamıyorum, o tarihlerde karton üreticisi olan ... şirketi nedeniyle tanırım, 1993-1994-1995 yıllarında İstanbul' da kendi bağımsız acentesi ile şirketin ürünlerini satıyordu ben de satıştan sorumlu idim, 2000' li yılların başında davacı ile ... şirketi ' nin yolları çakıştı, tarihini bilmediğim zamanda davacı bu şirketin işlerini yapmaktan ayrıldı, ...' in işlerini yapmaya başladı, benden önceki dönemi bilmiyorum ben çalışmıyoum, ben 2006 yılında ... şirketine katıldım, davacı burdaki ...' in ofisinde çalışıyordu ancak Viyana' ya taşınmak istiyordu, ailesi ile beraber Avusturyaya taşınmak istiyordu, Mayıs 2006 Kasım 2007 tarihleri arasında ... Avusturya' nın elemanı olarak Avustırya' da hizmet verdi, ancak 2007 sonunda kendi yönetim şirketini kurdu, o şirket ...idi, 5 Şubat 2015 tarihine kadar şriket olarak hizmet verdi, kendisi fiziksel olarak Avusturya' da bulunuyordu iş nedeniyle dünyada büssürü tedarikçiyi ziyaret ediyodu, sık sık Türkiye' yede geliyordu, Nisan 2011 Haziran 2013 tarihine kadar ... Avusturrya yönetici asistanı olarak görevlendirilmişti, şirketle ek olarak görevlendirme yapılmıştı, sosyal güvenlik kayydı da bu arada yapılmıştı, Avusturya da açlıştığı dönem içinde de SSK kaydı yapılmıştı, 2013 yılından sonra şahsi fiili çalışması olmamıştr, davacı ile yollarımızı 5 Şubat 2015 tarihinde ayırdık, şirketimiz aleyhine yolsuzluk yaptığını öğrendik, artık kendisine güvenemezdik, ...ile beraber...' dan Viyanaya döndükten sonra yönetim sözleşmesini feshetmek için harekete geçtik, yönetim sözleşmesini ihlal ettiği için Avusturya da dava açtık, rekabet hükümmlerini ihlal ettiği içinde de dava açtık, davacı 2007 yılından sonra ... İstanbul'da istihdam edilmediği için ücret almamıştı" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Davalı vekili 20/03/2018 tarihli dilekçesi ile tanık beyanlarına karşı beyanlarını, davacı vekilinin 20/03/2018 tarihli dilekçesi ile tanık beyanlarına karşı beyan ve itirazlarını sunmuş oldukları anlaşıldı.
İstanbul ...İş Mahkemesi'nin 29/05/2018 tarihli celsesinde dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiği, 19/11/2018 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Davacının talebinde haklı çıkması halinde kıdem tazminatından 25.822,19-TL (T.1.000 Euro), ihbar tazminatından 16.741,38 Euro (T.1.000 Euro), ücret alacağından 295.076,10 Euro (T.10.000 Euro), yıllık izin ücretinden 32.884,86 Euro (T.1.000 Euro), prim alacağından 106.438,35 Euro (T.10.000 Euro) olacağı" yönünde görüş ve kanaat bildirmiş, bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekilinin 05/12/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini, davalı vekilinin 12/12/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini sunmuş oldukları anlaşıldı.
Davacı vekilinin 27/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile 4.248,81 Euro kıdem tazminatı, 16.741,38 Euro ihbar tazminatı, 32.884,86 Euro ücretli izin alacağı, 295.076,10 Euro ödenmeyen maaş alacağı, 106.438,35 Euro prim alacağı olmak üzere toplam 455.389,50 Euro alacağın en yüksek banka faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, ıslah harcının yatırıldığı, dilekçenin davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 30/01/2019 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesine karşı itiraz dilekçesini sunmuş olduğu anlaşıldı.
İstanbul ... İş Mahkemesi'nin ... Esas...Karar sayılı 05/09/2019 tarihli kararı ile "Davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan davanın reddine" dair karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi'nin 2020/452 Esas 2020/1083 Karar sayılı 13/07/2020 tarihli ilamı ile Taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında olup olmadığı belirlenip görev hususunun halledilerek sonuca gidilmesi gerekmekte olup; Mahkemece görev hususu belirlenmeden karar verilmesi hatalı olduğundan bahisle İstanbul ... İş Mahkemesi'nin 05/09/2019 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın eksikliklerin ikmal edilmesi amacıyla mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, davalı vekilince 18/09/2020 tarihli, davacı vekilince 20/01/2021 ve 28/01/2021 tarihli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin beyan dilekçelerini sunmuş oldukları anlaşıldı.
İstanbul ... İş Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 21/09/2021 tarihli kararı ile "Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine" dair karar verildiği ve dosyanın mahkememize tevzi edilerek ...Esas sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşıldı.
Davalı vekilinin 06/10/2022 tarihli dilekçesi ile ve 02/03/2023 tarihli celsede davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemesi sebebiyle dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizin 02/03/2023 tarihli ara kararı ile görevsiz mahkemede dava açılış itibari ile ticari davalarda arabulucuğun dava şartı olmaması karşısında arabuluculuk itirazının reddine dair karar verildiği anlaşıldı.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta davalı şirkete ait en son sicil kayıtlarının gönderildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 07/03/2023 tarihli ara kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davalı şirketin sicil dosyası incelenerek; tarih belirtilmek suretiyle davacının davalı şirketteki konumunun, davacının davalı şirkette organ sıfatı kazanıp kazanmadığının, davacının davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığının ve ortak ise pay miktarının kararlara etki edebilecek, karar almada gerekli çoğunluğu sağlayabilecek oranda olup olmadığının, davacının sigortalılık statüsünün ve davacının kazanç payını aşan miktarda ücret alıp almadığı hususlarında bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verildiği, Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç ve özet olarak;
"1-Davacının, davalı şirkette müdürler kurulu üyesi olarak da anlamda organ statüsünü haiz olduğu;
2-Davacının davalı şirketi ihtilaf konusu yıllarda müşterek veya münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu;
3-Davacının ihtilaf konusu 2012-205 yıllarında davalı şirkette ortak sıfatını haiz olmadığı;
4-Davacının şirket ortağı olmaması sebebiyle pay miktarının kararlara etki edebilecek ve karar almada gerekli çoğunluğu sağlayabilecek oranda olmasının mümkün olmadığı;
5-Davacının davalı şirkette sigortalı statüsünde çalışmadığı;
6-Davalı şirket esas sözleşmesinde kazanç payı dağıtılacağına yönelik bir hüküm bulunmaması gerekçesiyle davacıya kazanç payı ödemesinin yapılamayacağı;
7-Davalı şirkette ortaklar kurulu kararıyla müdürler için herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı; ancak ortaklar kurulu kararıyla kararlaştırılmasa dahi müdürlerle şirket arasındaki hukuki ilişkisinin aksi kararlaştırılmamış olması şartıyla vekalet sözleşmesine dayandığı; bu bağlamda müdürlerin kendilerine uygun bir ücretin tespitini ve ödenmesini mahkemeden isteyebileceği;
8-Davalının bağlı bulunduğu şirket ile davacının tek pay sahibi olduğu şirket arasında akdedilen “Yönetim Sözleşmesi” kapsamında müdürlük görevini ifa ettiğinin kabulü halinde sözleşmeye istinaden davacının ödeme talep edeceği şirketin kendisinin tek pay sahibi olduğu şirket olacağı; nitekim bu şirkete ödemelerin davalının bağlı bulunduğu şirket tarafından yapılmış olması halinde, davacının davalıdan ücret talep etmesinin gerek dürüstlük kuralına aykırılık gerekse de mükerrer ödeme olarak değerlendirilebileceği," yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davalı vekilinin 04/12/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini, davacı vekilinin 05/12/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini sunmuş olduğu anlaşıldı.
Davacı vekilinin 24/10/2023 tarihli ve 08/11/2023 tarihli dilekçeleri ile dosyada görevsizlik kararı verilmesini talep ettiği, İş Mahkemelerinin görevli olduğunu beyan ettiği anlaşıldı.
Davalı vekilince 31/10/2023 tarihli beyan dilekçesi sunulduğu anlaşıldı.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinden davacı ... tarafından davalılar... Kağıt Paz. ve Tic. Ltd. Şti. Ve ..., ...aleyhine maddi ve manevi tazminat talebi ile dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları ile aldırılan bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Dava, davalı işyerinde şirket müdürü olarak çalışan davacının, iş akdinin haksız yere feshedildiği iddiasıyla ücret alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sair işçilik alacakları ile prim alacağının tahsili istemine ilişkindir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi'nin 2020/452 Esas 2020/1083 Karar sayılı ilamı ve İstanbul ... İş Mahkemesi' nin... Esas ... Karar sayılı ilamı içerikleri de göz önüne alınarak mahkememizce yapılan hukuki nitelendirmeye göre ise dava, Limited Şirket Müdürünün mali haklarının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında incelenen ticaret sicil kayıtları çerçevesinde, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 18 Şubat 2008 tarihli ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'nin tescil edilen ilk esas sözleşmesinde, davacı ...'un ve dava dışı Neşe Kahraman'ın bir yıllığına müdür olarak atandığı, temsil ve ilzam yetkilerinin münferiden olduğu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 28 Nisan 2009 tarih, 7300 sayısında ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de 14.04.2009 tarihinde yapılan Ortaklar Kurulu toplantısında davacı ...'un ve dava dışı ...'in 5 yıllığına müdür olarak atandığı, davacının temsil ve ilzam yetkisinin münferiden olduğu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 29 Eylül 2011 tarih, 7910 Sayısında, ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de 09.09.2011'de yapılan Ortaklar Kurulu Toplantısında dava dışı diğer müdür ...'in müdürlük görevinin sona erdirildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 5 Kasım 2013 Tarih, 8436 Sayısında, ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de 17.06.2013'de yapılan Ortaklar Kurulu Toplantısında, davacı ...'un müdürlük süresinin karar tarihinden itibaren 3 yıl daha uzatılmasına, şirket müdürü olarak ..., ... ve ...'ın şirket müdürlüğüne atanmasına, ... ,... adına hareket etmek üzere Martin Assem'in belirlenmesine, şirket müdürlüğüne atanan üç kişiden herhangi ikisinin müştereken atacakları imza ile şirketi temsil ve ilzamına karar verildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 31 Mart 2014 Tarih, 8539 Sayısında, ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de Ortaklar Kurulu kararıyla, müdürlerden ...' ın istifasının kabulüne, davacı ... ile diğer müdür ...,... adına hareket etmek üzere ...'in müştereken atacakları imza ile şirketi temsil ve ilzamına karar verildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 24 Şubat 2015 Tarih, 8765 Sayısında ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de 17.02.2015 tarihli Olağanüstü Ortaklar Kurulu kararıyla, ...'un müdürlükten azline,... ve şirket müdürlüğüne atanan diğer üye ...'ın münferiden şirketi temsil ve ilzamına karar verildiği anlaşılmaktadır. Neticeten davacı ...' un, davalı şirketi kuruluş tarihi olan 2018 yılından itibaren 17.6.2013 tarihine kadar münferiden, bu tarihten 17.02.2015 tarihine kadar ise diğer üye/üyelerle müştereken temsil ve ilzama yetkilidir.
Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 18 Şubat 2008 tarih, 7001 Sayısında, ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'nin kuruluşta sermayesinin 120.000 TL olduğu, değeri 25 TL olan 4800 hisseye bölündüğü, bu hisselerden 4752 adedinin (118.800 TL) ... ,...'ye, 48 adedinin (1200 TL) davacı ...'a ait olduğu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 6 Ekim 2008 Tarih, 7261 Sayısında, ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'nin 11.09.2008 Tarihli Ortaklar Kurulu toplantısında alınan karar doğrultusunda davacı ...'a ait 48 adet hissenin (1200 TL) dava dışı ..., ... & ...'ye devredildiği, böylelikle davacının davalı şirkette herhangi bir ortaklık statüsünün kalmadığı, dava konusu ihtilafın bulunduğu 2012-2015 yılları arasında da davacının ortak sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin mali haklarına ilişkin TTK m. 394 uyarınca “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir" Limited şirkette ise doğrudan müdürlerin ücretlerine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, TTK m.616/1-f hükmü gereği müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi genel kurulun devredilmez yetkilerinden birisi olarak sayılmıştır. Yine TTK m. 611'de haksız alınan kar (kazanç) payının iadesi müdürleri de kapsayacak biçimde hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan müdürlere mali hak olarak hem ücret hem de kardan pay verilmesinin zaten kanun koyucu tarafından kabul edildiği; diğer yandan açıkça zikredilmese dahi TTK m. 394 hükmünün kıyasen uygulanmak suretiyle müdürlere, genel kurul kararıyla huzur hakkı ve ikramiye de ödenebileceği öğretide belirtilmektedir. Nitekim Yargıtay 11. HD' nin de görüşü bu yöndedir. (emsal ilam Yargıtay 11. HD' nin 2022/4378 Esas, 2023/4078 Karar) Müdürlerin mali hakları konusunda kazanç payına yönelik anonim şirkette geçerli olan esas sözleşmede öngörülme şartının (TTK m. 339/2-f) ve kanunen belirli sınırlamalara tabi tutulmaya yönelik kuralın (TTK m. 511) limited şirket müdürleri bakımından da uygulanması gerektiği yönündeki öğreti görüşüne mahkememizce itibar edilmiştir. TTK m. 616/1-f'de “ortaklar kurulu kararı ile müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi” hususu genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Ortakların aynı zamanda müdür olarak atandığı bir limited şirkette de müdürlük görevi için emek ve mesai harcayan ortağın bu görev neticesinde ücret alabilmesine de bir engel bulunmamaktadır. Müdürlerin ücretlerinin ortaklar kurulu kararıyla belirlenmemiş olması halinde, müdürler ücretin tespitini mahkemeden talep edebilir.
Somut olayda, davacı ..., davalı ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti'de şirketin kuruluşundan başlayarak 17.02.2015 tarihinde Ortaklar Kurulu kararıyla görevden azline karar verilene kadar müdür sıfatını haizdir. Dava konusu ihtilaf ise 2012-2015 yılları arasında olup, dava dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelerden ortaklar kurulu kararıyla müdürler için herhangi bir ücret belirlemesi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı müdürlük sıfatı dolayısıyla kendisine uygun bir ücret takdirinin yapılarak ödenmesini talep edebilir. Kazanç payı için ise esas sözleşmede bir düzenleme olması gerektiğinden ve davalı şirket esas sözleşmesinde bu yönde bir düzenlemenin yer almaması gerekçesiyle ödeme talep edilemez.
Davalı ..., ... ile... arasında imzalanan Yönetim Sözleşmesi kapsamında davacının görevini ifa ettiğini ve kendisine bu doğrultuda ödeme yapıldığını iddia etmektedir. Yönetim Sözleşmesi kapsamında 15 Ocak 2007'den itibaren davacının tek hissedar ve yönetici müdür olduğu ...'nin, ... veya ... Grup'a bağlı diğer grup şirketlerine ticari danışmanlık ve diğer hizmetleri ifa etmekle olduğu belirtilmiştir. Yönetim Sözleşmesinin 3.1 maddesi uyarınca ...'nin hizmetlerini, bir yönetici sağlayarak yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Yönetim Sözleşmesi'nin Ücret başlıklı 6.3. maddesinde ...'in ticari işlerini yönetmesi için ... tarafından atanan kişiler ile ... arasında herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığı, ...'nin bu kişilerin ücretini ödemeyi üstlendiği, ...'nin işten çıkarma tazminatı, izin, hastalık vb. durumlarda devam eden ödemeler gibi ...'nin istihdamıyla bağlantılı olan tüm talepleri işçilere ödemekle yükümlü olduğu, bu kişilerin veya üçüncü kişilerin talepleri nedeniyle ...'in uğrayacağı her türlü zararı ...'nin tazminle yükümlü olduğu, ...tarafından ...'deki yönetim faaliyetleri için görevlendirilen kişilerin ... için azami masrafının, toplamda Yönetim sözleşmesinin 6. Bölümünde kararlaştırılan meblağı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Yönetim Sözleşmesinin 6.4. maddesinde de ... tarafından görevlendirilen kişinin ... için yapacağı işler dolayısıyla kendi bütçesinden yapacağı harcamaların tarafların ayrı ve sarih sözleşmelerine göre makbuz karşılığı ... tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Her ne kadar söz konusu “Yönetim Sözleşmesi” doğrudan davacı ... ile davalı ... Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti arasında yapılmamışsa da, bu sözleşmenin taraflarından birinin davacının tek hissedar ve yönetici müdür olduğu şirket ile davalının bağlı bulunduğu hakim şirket arasında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki Yönetim Sözleşmesi'nde imzası bulunan kişi de davacı ...'dur. Dolayısıyla davacının müdürlük görevini Yönetim Sözleşmesi kapsamında gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. Bu haliyle sözleşmenin 6.3 maddesi uyarınca davacıya ödeme yapması gereken kişi davacının tek pay sahibi olduğu ...'dir. Dava dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelerden .../ ...'a Yönetim Sözleşmesi kapsamında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı da bu şirketin tek ortağı ve yöneticisi olarak bu durumdan haberdar olup, sözleşmede de imzasının bulunması gerekçesiyle sözleşmeye aykırı olacak şekilde ödeme talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin harç olarak yatırılan 1.555,66-TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 44.690,00-TL toplamı 46.245,66-TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 45.818,06-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 216.267,39-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!