T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/141 Esas
KARAR NO : 2024/425
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 03/03/2021
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı ...Tic. A.Ş. (yeni unvan: ... A.Ş.) arasında 24.04.2017 ve 15.06.2017 tarihli “Elektronik İşleri Tedarikçi Sözleşmesi” imzalandığını, 15.06.2017 tarihli sözleşmenin konusunun, davacı tarafından üstlenilen ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım işi kapsamında, zayıf akım ve güvenlik hizmetlerine ait malzemelerin temini (çatı gergi sistemi ekipmanları, çatı gergi sistemi ekipmanlarının montajı ve devreye alma) işlerinin davalı yüklenici tarafından ifa edilmesine ilişkin olduğunu, 24.04.2017 tarihli sözleşmenin konusunun, davacı tarafından üstlenilen ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım işi kapsamında, zayıf akım ve güvenlik hizmetlerine ait malzemelerin temini (Epos Sistemi, ses kayıt sistemi, göz tanıma sistemi, IP kapalı devre televizyon sistemi, yangın algılama, uydu TV sistemi, acil çağrı sistemi, İntercom sistemi, çevre siren sistemi, bariyer sistemi, kapı-diyafon sistemi ve yedek malzemelerin) teminin davalı tarafından yapılmasına ilişkin olduğunu, sözleşmelerin 13. maddesi gereğince, davalı yüklenici tarafından kesin teminat olarak, sözleşme tutarının %10’u oranındaki nakit veya banka teminat mektubunun, sözleşmenin imza tarihinden itibaren Ana Sözleşmede belirtilen kesin kabul tarihine kadar geçerli olacak şekilde işbu sözleşmelerin imzalanmasından itibaren üç gün içinde davacıya tevdi edileceği, kesin kabul işlemlerinin tamamlanmasına istinaden teminat mektubunun davalıya iade edileceğinin düzenlendiğini, sözleşmelerin 7. maddesi – İşin Süresi gereğince, davalı şirketin iş programına uymayı; herhangi bir aksamaya mahal vermeyecek şekilde ürünlerin teslimatını yapmayı, ek süre alması halinde alınan gün sayısı veya yeni tarihin davalı şirkete yansıtılacağının belirtildiğini, bununla birlikte Adalet Bakanlığı (İdare) ile davacı arasında yapılan sözleşmenin (Ana Sözleşme), işbu sözleşmelerin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun açıkça belirtildiğini, davacı şirketin, İdare ile arasındaki Ana Sözleşme kapsamında ifaya devam ettiğini, İdare tarafından son olarak 07.10.2020 tarihinde sürenin uzatılmasına dair onay verildiğini, davalı şirketin, 24.04.2017 tarihli sözleşme çerçevesinde ilerleme yüzdesinin %75, 15.06.2017 tarihli sözleşme kapsamında ilerleme yüzdesinin ise %80 civarında olduğunu, her iki sözleşme kapsamında da henüz devreye alma işlemleri tamamlanmadığını, davacı ve davalı şirket tarafından imzalanan sözleşmeler gereğince davalı şirketin, gerek Ana Sözleşmenin uzadığı süre müddetince gerekse ifasının tamamlanmaması nedeniyle, sözleşmeler kapsamında sunduğu teminat mektuplarının süresini uzatmakla yükümlü olduğunu, davalı şirketin sözleşme gereğince, 08.05.2017 tarihli ... referans numaralı 122.000-USD bedelli kesin teminat mektubu ile 17.10.2017 tarihli ... referans numaralı 47.880-USD bedelli kesin teminat mektuplarını davacı şirkete sunduğunu, teminat mektuplarının geçerlilik süresinin 01.08.2020 tarihine kadar olduğunu, bu kapsamda Sitaş Konkordato Komiser Kurulu Heyetinin davalıya, 24.07.2020 tarihinde, “...” ile ilgili alt yüklenici ... Tic. A.Ş. tarafından verilen 08.05.2017 tarihli ... referans numaralı 122.000-USD bedelli kesin teminat mektubu ile 17.10.2017 tarihli ...referans numaralı 47.880-USD bedelli kesin teminat mektubunun sürelerinin dolduğu ancak yüklenici ... Tic. A.Ş. tarafından işin tamamlanmaması nedeniyle ve söz konusu işe dair süre uzatımı yapılması nedeniyle, ilgili teminat mektuplarının süresinin 1 yıl uzatılması ya da söz konusu miktarın davacı şirketin banka hesabına yatırılmasını talep ettiğini, davalı tarafından düzenlenen 18.08.2020 tarihli yazınızda, ilgili alt yüklenici şirketin “taahhüdünü yerine getirmediği hususunu açıkça yer verecek şekilde Adalet Bakanlığı’ndan alınmış bir yazı ile birlikte Bankamıza başvurmamış olmanız ve mektup vadelerinin de dolmuş olmasına bağlı olarak 06.08.2020 tarihinde Bankamızdaki risk çıkışı yapılmış olup, söz konusu mektuplar ile ilgili taahhüdümüz hükümsüz kalmıştır” şeklinde cevap verildiğini, verilen hukuka aykırı ve kötü niyetli cevabın kabulü mümkün olmadığından, davalıya ... 30. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye cevap olarak, bir önceki yazıda yer alan ibareleri tekrar etmekle yetinildiğini, davacı şirketin haklı ve hukuka uygun talebinin ifa edilmeyerek, sürüncemede bırakıldığını, davacı şirketin haklı taleplerinin hukuka aykırı olarak sürüncemede bırakılması, davalı tarafından sözleşmeler kapsamında verilen teminatların karşılıksız kalması ve davalıların tutumları ile yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle davacının zarara uğraması sebepleriyle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, söz konusu başvuru neticesinde “Anlaşamama Tutanağı” düzenlendiğini, davalı şirketin şirketin sözleşmeler kapsamındaki ifasını tamamlamadığını, yine her iki sözleşme kapsamında da devreye alma işlemleri yapılmadığını, davacı şirketten henüz sözleşmeler kapsamındaki işlerin geçici kabulün yapılması ya da kesin hakedişin düzenlenmesine dair herhangi bir bildirimde bulunmadığını, davalı şirket, Ana Sözleşmede belirtilen kesin kabul tarihine kadar geçerli olacak şekilde teminat mektubu sunmakla yükümlü olduğunu, mevcut durumda, İdare tarafından son olarak, 07.10.2020 tarihinde sürenin uzatılmasına dair onay verildiğini ve Ana Sözleşme kapsamındaki işin henüz kesin hakkedişinin yapılmadığı dikkate alındığında, davalının, talep tarihinde teminat mektubunu uzatmakla yükümlü olduğunu, bu hususta arabuluculuk öncesinde ve arabuluculuk sürecinde davalılara bildirimde bulunulduğunu ancak davalıların, davacının haklı taleplerini karşılamayarak sürüncemede bıraktıklarını, davalı şirketin, sözleşmeler gereği, teminat mektuplarını Ana Sözleşme kapsamındaki işin kesin kabulünün yapılması anına kadar belirlenen oranda ve sürede davacıya teslim etmekle mükellef olduğunu ancak davalının bu yükümlülüğünü kendiliğinden yerine getirmediğini, davacı tarafından talep edilmesine rağmen süreci sürüncemede bırakarak herhangi bir ifada da bulunmadığını, sözleşmelerde davalı alt yüklenicinin kesin kabul tarihine kadar yüklenici davacı şirkete kesin teminat mektubu sunmak zorunda olduğunun açıkça belirtildiğini, davacı tarafından üstlenilen işin süresinin, Covid19 ve diğer sebeplerle İdare tarafından uzatıldığını, bu kapsamda davacı tarafından davalı alt yüklenici ... A.Ş.’nin süresinin de uzatıldığını, uzatılan sürenin bitiminin, teminat mektubu süresini karşılamadığından, davacı tarafından, sözleşme kapsamında verilen onaya uygun olarak, süre uzatımı talebinde bulunulduğunu, davacı tarafından gönderilen talep yazılarında, talep öncelik sırasına göre belirlendiğini ancak bu talep ve hususların hiçbirinin davalı banka tarafından ilgili yazısında değerlendirilmediğini, yalnızca, nakdi karşılığın hesaba yatırılmasına ilişkin değerlendirmeye yer verildiğini, teminat mektuplarının süresinin uzatımına dair talep hakkında değerlendirme yapılmadığını, davalı banka tarafından bildirilen gerekçe ve değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, alt yüklenici ile İdare arasında doğrudan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, İdarenin alt yüklenici adına belge düzenlemesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı banka tarafından eksik olarak belirtilen belgenin düzenlenmesinin hukuken imkansız olduğunu, dolayısıyla davalı bankanın hukuken tanzim edilmesi mümkün olmayan bir belgenin ibrazını talep etmesi ve bu belgeyi gerekçe göstererek davacı şirketin haklı talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından 24.07.2020 tarihinde talepte bulunulmasına rağmen, ilgili yazının 18.08.2020 tarihinde düzenlendiğini, bu süreçte davacıya herhangi bir eksiklik bildiriminde de bulunulmadığını, bu durumun ayrıca teminat mektubu ve risk süresinin dolmasının beklendiği şüphesini uyandırdığını, tüm bu hususların hakkın kötüye kullanıldığına dair bir gösterge olduğunu, davalı şirket tarafından sunulan teminat mektubunda “ilk talepte kaydını” içerdiğini, davacı tarafından ilk talep halinde, yüklenici ve alt yüklenici arasındaki işin ifa edilip edilmediğine ya da riskin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, ilgili bedelin belirtilen hesaba yatırılması gerektiğini, davalıların borcunu sona erdiren ve sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir sebep bulunamadığını, böyle bir sebebin davalılar tarafından da ileri sürülmediğini, bu kapsamda davalı banka tarafından yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeler gereğince davalı şirket tarafından ifanın tamamlanmaması ile davalılarca teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması nedenleriyle, davacı şirketin teminatının karşılıksız kaldığını, davacı şirket nezdinde teminat mektubuna bağlı ve garanti edilen risk oluştuğunu, davalılar tarafından yapılan işlem ile yükümlülüklerinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak yerine getirilmemesi neticesinde, davacının zarara uğradığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 08.05.2017 tarihli ...referans numaralı 122.000-USD bedelli kesin teminat mektubu ile 17.10.2017 tarihli ... referans numaralı 47.880-USD bedelli kesin teminat mektubunun nakdi karşılıklarının şimdilik 7.500-TL’sinin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. (yeni unvanı: ... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; "..." kapsamında, davacı şirket ile Adalet Bakanlığı arasında Ana Sözleşme imzalandığını, İdare ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihinin 26.08.2015 olduğunu, işin süresinin 800 gün olarak tayin edildiğini, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasına davacı şirket tarafından ibraz edilen Ana Sözleşme'nin "İşe Başlama ve Bitirme Tarihi" başlıklı 9. Maddesinde de "Sözleşme'nin imzalandığı tarihten itibaren 15(onbeş) gün içinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre yer teslimi yapılarak işe başlanır. Yüklenici taahhüdün tümünü, işyeri teslim tarihinden itibaren 800(sekizyüz) gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorundadır." hükmünün yer aldığını, iş yeri teslim tarihinin 10.09.2015 olduğunun davacının dosyaya ek olarak sunduğu belgenin ilk kısmından anlaşıldığını, davacının geçici kabul için sözleşme süresinin en geç Kasım 2017 tarihi olarak hesaplanabileceğini, bu kapsamda, kesin kabul de geçici kabul tarihinden itibaren Yapım İşleri Genel Şartnamesi gereği bir yıl sonra olduğunu, sözleşmede bunun aksine bir düzenleme mevcut olmadığını, mevcut şartlarda davacı İdare ile arasındaki sözleşme gereği Kasım 2018 de işi kesin kabul şeklinde teslim etmesi gerektiğini, Ana Sözleşme çerçevesinde davacı ile davalı şirket arasında 24.04.2017 ve 15.06.2017 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, sözleşmelerde işin bitim tarihinin 01.06.2018 olarak belirlendiğini, sözleşmelerin 13. Maddesi uyarınca, davalı şirket tarafından, davacı şirketin sözleşmeye göre belirlediği sürede olacak şekilde, davacı şirkete 08.05.2017 tarihli ... referans numaralı teminat mektubu ile 17.10.2017 tarihli ... referans numaralı teminat mektubunun şartlı, süreli ve kesin olmak üzere verildiğini, mektup süresinin 01.08.2020 tarihi olarak belirlendiğini, davacının sözleşme konusu kesin kabul tarihinden yaklaşık 2 yıl sonrasında mektup süresinin dolduğunu, davalı şirketin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, davalı şirket açısından hiçbir surette ve hiçbir vasıtayla herhangi bir temerrüt ya da sözleşmelere aykırılık iddiasında ya da ihtarında bulunulmadığını, taahhüt edilen ürünlerin temin edildiğini ve ürünlerin bir bölümünün şantiye alanına sevk edildiğini fakat davalı şirket tarafından şantiye alanına sevk edilen ürünlerin ücretlerinin davacı şirket tarafından ödenmediğini ayrıca davalı şirketin uhdesinde proje kapsamında temin edilerek faturalandırılmayan ürünlerin de kaldığını, davacı şirketin hem davalı şirket ile arasında akdedilen sözleşmeler hem de Ana Sözleşme gereği üstlendiği edimlerini ifada temerrüde düştüğünü, bu hususun kendi ikrarıyla da sabit olduğunu, borçlarını ödemekten imtina eden davacı şirketin 15.11.2018 tarihinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açarak Konkordato talep ettiğini, davacı şirketin konkordato talebi kabul edilerek hakkında 18.04.2019 tarihinde kesin mühlet kararı verildiğini, Konkordato Komiserler Kurulu Kesin Mühlet IV. Dönem Raporunda Proje ile ilgili olarak "Yapımına 31.12.2015 tarihinde başlanan ... Ceza İnfaz Kurumu İnşaatı İşinin konkordato tarihine kadar %85,78 oranında tamamlanmış olduğu" 18.02.2019 tarihli Geçici Konkordato Komiserleri Kurulu Raporunda da "İşin 03.10.2018 tarihi itibarıyla tamamlanma yüzdesi %85,78 oranında" olduğu "konkordato sürecinin büyük bir kısmında inşaatın fiilen durduğu" belirtildiğini, davacı şirketin, konkordato talebi kabul edilmemiş ve süreç devam ederken 28.01.2019 tarihli dilekçe ile yüklenicisi olduğu ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi sözleşmesinin, idarece çıkartılan geçici kanun maddesi kapsamında tazminatsız olarak tasfiye edilmesi için Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi'ne başvurduğunu, sözleşme konusu işin geçici kabulünü yapması gereken 2017 Yılı Kasım ayından yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra, sözleşmenin tasfiyesini istediğini, İdarenin tasfiyeyi Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın onayına sunduğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından 18.06.2019 tarihinde iletilen cevabi yazı ile "şirketin fesih talebinin nihai karar sözleşmede taraf olan İdarede olmak üzere olumsuz olarak değerlendirildiği" ifade edildiğini, bunun üzerine İdarenin tasfiye talebini reddettiğini, davacı şirketin 28.01.2019 tarihinde, İdareye karşı sözleşme konusu edimini ifa edemeyeceğini belirterek sözleşmesinin tasfiyesini isteyerek, kendisinden kaynaklı sebeplerle, sözleşmeyi süresinde tamamlayamadığını, kabul, beyan ve ikrar ettiğini, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mübrez "Konkordato Komiser Heyeti ek Tasdik Raporu" başlıklı 20.10.2020 tarihli raporunda davacının 23.07.2020 tarihinde İdare ile yapılan sözleşme konusu işin kalan kısımlarının ... Şti. İş Ortaklığına devredildiğinin belirtildiğini, davacı şirketin devrettiği ve kendisinin tamamlama ihtimali olmayan bir iş bakımından haksız ve kötü niyetli olarak, teminat mektuplarını nakde döndürme gayretinde olduğunu gösterdiğini, davacı şirketin tüm bu süreci yok sayarak, 07.10.2020 tarihli Adalet Bakanlığı Süre Uzatım Onayı kapsamında, kendisine süre verildiği iddiasında bulunmasının somut olay bakımından hiçbir gerçekliği bulunmadığını, davacı şirketin teminat mektuplarını içerikleri itibarıyla şarta bağlı olmasına, şartların gerçekleşmemiş olmasına ve sürelerinin dolmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde paraya çevirmeye çalıştığını, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin İşin Süresi başlıklı 7. maddesi kapsamında işin bitim tarihinin 01.06.2018 olarak belirlendiğini, İdare ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihinin 26.08.2015 olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmelerde işin süresinin ve işin bitim tarihinin İdare ile davacı şirket arasında akdedilen Ana Sözleşme esas alınarak belirlendiğini, sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşmenin 13. Maddesinde "Tedarikçi kesin teminat olarak yukarıda 5'inci maddede yer alan sözleşme tutarının %10'u oranında nakit veya Banka Teminat Mektubunu, SÖZLEŞME'nin imza tarihinden itibaren ANA SÖZLEŞME'de belirtilen kesin kabul tarihine kadar geçerli olacak şekilde işbu Sözleşme'nin imzalanmasından itibaren üç gün içinde YÜKLENİCİ'ye tevdi edecektir. Kesin Kabul işlemlerinin tamamlanmasına istinaden teminat mektubu TEDARİKÇİ'ye iade edilecektir." hükmünün haiz olduğunu, davalı şirket tarafından davacı şirkete teminat mektuplarının şartlı, süreli ve kesin olmak üzere verildiğini, teminat mektuplarının, Ana Sözleşme kesin kabul tarihinden yaklaşık 2 yıl sonrasına kadar geçerli olacak şekilde düzenlendiğinden, tarafların sözleşmede teminat mektubunun iadesini düzenlediklerini, buna karşın, süre uzadığında uzayan süreye ilişkin olarak teminat mektubunun yenileneceği, ek teminat verileceği hususunda düzenleme bulunmadığını, davalının sözleşme konusu edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, kesin kabulün onaylanmaması ve geçici kabulün dahi İdare tarafından onaylanmamasının davacı şirketin akdi yükümlülüklerini yerine getirememesinden kaynaklandığını, 13. Maddede teminat mektuplarının kesin kabulün yapılması ile davalı şirkete iade edileceğinin belirtildiğini, kesin kabulün davacı yüklenicinin temerrüdü nedeniyle yapılamaması halinde, mektupların iadesinin düzenlenmesine de ayrıca gerek duyulmadığını, mektup geçerlilik süresinin "süreli" olması nedeniyle, süresi sonunda hükümsüz olacağının taraflarca kabul edildiğini, teminat mektuplarının içeriğinde; "Teminat Mektuplarının ancak yüklenici ... A.Ş.'nin taahhüdünü anılan ihale dokümanı ve Sözleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği hususuna açıkça yer verecek şekilde Adalet Bakanlığı'ndan alınmış bir yazı ile birlikte Bankamıza yapacağınız lehdarın yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildiren ilk yazılı talebiniz üzerine ödeneceğine" ilişkin kayıt olduğunu, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi esasında sözleşmenin ihale şartlarına uygun olarak davalı şirket tarafından ifa edilmemesi ve bu durumun Adalet Bakanlığı tarafından belgelenmesi şartına bağlandığını, davacı şirketin, 23.07.2020 tarihinde ...'a ilettiği yazısında bu şartların göz önünde bulundurulmaksızın ve yerine getirilmeksizin teminat mektuplarının nakde çevrilmesi talebinde bulunduğunu, davacı şirketun, finansal açıdan geçirdiği sıkıntılı süreç sebebiyle davalı şirket üzerinden haksız kazanç sağlamak ve mevcut durumunu iyileştirmek için haksız ve kötü niyetli bir biçimde önce teminat mektubunu paraya çevirmeye çalıştığını, davacı şirketin edimlerini ifada temerrüde düşmesinin teminat mektuplarının süresini etkilemeyeceğini, aksi bir durumun kabulünün, ifada temerrüde düşen tarafın eylemleri sebebiyle, yani hukuka aykırı işlem ve eylemleri veya kusuru sonucunda davalı aleyhine menfaat temin etmesi anlamına geleceğini, temerrüte düşen tarafın eylemlerinin sorumluluğunu davalı şirkete yükletilmesinin mümkün olmayacağını, teminat mektuplarının "Adalet Bakanlığından alınmış bir yazı ile birlikte bankamıza yapacağınız lehdarın yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildiren ilk yazılı talebiniz üzerine ödenecektir." kaydı uyarınca bankanın şekli bir inceleme yapma sınırını aşmadığını ve işin ifa edilip edilmediği hususunu değerlendirmediğini, "Adalet Bakanlığı'ndan alınmış yazı" kriteri sağlanmadığından bankanın şekli bir inceleme yaparak usuli olarak davacı şirketin teminat mektuplarının davacı şirkete ödenmesinin ya da uzatılmasının mümkün olmadığı yönünde cevap verdiğini, davalı şirketin asıl alacağının 333.618,13-TL’si cari hesap bakiyesinden, 200.000-TL’si karşılıksız çeklerden ve 24.584,02-USD’si ise şantiye alanına sevk edilen, henüz fatura edilmemiş ürünlerden oluşmak üzere toplam 533.618,13-TL ve 24.584,02-USD alacağı olduğunu, sözleşmelere göre işin bitim tarihinin davalı bakımından 01.06.2018 olduğunu, söz konusu sürede işin bitmemesinin sebebinin, davacı şirketin edimlerini ifa etmemesi olduğunu, davalı şirketin herhangi bir ayıbı, eksik ifası ya da temerrüdü bulunmadığını, davacı şirketin edimlerini ifa etmede temerrüde düşmesinin sonuçlarının davalı şirkete atfedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin, konkordato süreci devam ederken 28.01.2019 tarihli dilekçe ile ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşinin tasfiye edilmesi için Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi'ne başvurduğunu, bu talebin söz konusu iş bakımından davacının işi tamamlayamayacağının İdare'ye bildirimi anlamına geldiğini, İdarenin tasfiyeyi Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın onayına sunduğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından 18.06.2019 tarihinde iletilen cevabi yazı ile "şirketin fesih talebinin nihai karar sözleşmede taraf olan İdarede olmak üzere olumsuz olarak değerlendirildiği" ifade edildiğini, İdarenin tasfiye talebini reddettiğini, davacı şirket tarafından 03.10.2018 tarihine kadar işin %85'inin ifa edilebildiğini, kesin kabul tarihinde geçici kabul aşamasına dahi gelemediğini, şirketin finansal durumunun kötü olması sebebiyle fiili inşaatın çok uzun bir müddet hiçbir şekilde davacıdan kaynaklı sebeple yapılmadığını, bu hususun davacı şirket tarafından da ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında mübrez belgelerle açıkça kabul ve beyan edildiğini, 18.02.2019 tarihli Geçici Konkordato Komiserleri Kurulu Raporunda İşin 03.10.2018 tarihi itibarıyla tamamlanma yüzdesinin %85,78 oranında olduğu ve "bu işe ait düzenlenen 05.11.2018 tarih ve 31 numaralı 661.813,37-TL bedelli hakediş tutarının idare tarafından onaylanmadığının ifade edildiğini, tablolar sunularak işin devam etmesi ve tasfiye edilmemesi halinde davacı şirketin uğrayacağı zararların ortaya konduğunu, buna göre, işin tasfiye edilmemesi durumunda davacı şirketin uğrayacağı zararın 7.421.718,02 TL olduğunu, 21.07.2019 tarihli Konkordato Komiserleri Kurulu Kesin Mühlet 1. Raporu'nda "28.01.2018 tarihli Tasfiye talebi ile 11.07.2019 tarihinde İdare'nin olumsuz görüş bildiren yazısı arasındaki 167 günlük süre zarfında şantiyede herhangi bir çalışma yapılmadığı" bildirildiğini ve işin tasfiye edilmeyerek feshedilmesi ve kesin teminatın irat kaydedilmesi halinde davacı şirketin iflasının kaçınılmaz olacağının ifade edildiğini, davacı şirketin, 2017 yılında bitirmesi gereken proje için 08.06.2020 tarihinde İdare'ye başvurarak Covid-19 gerekçesiyle süre uzatımı talep ettiğini, proje bakımından tasfiye talep ettiğini, tasfiye talep eden bir şirketin edimlerini ifa etmek niyetinde olmayacağının açık olduğunu, süre uzatımı başvurusunun yalnızca salgın sürecini fırsata çevirme ve alacaklılarını zarara uğratarak maddi edinim sağlama kaygısı taşıdığını, davacı şirketin, kendi hukuka aykırı iş ve eylemleri ile idareye karşı edimini ifa etmediğini, bunun sonucu olarak kesin kabulü de süresinde onaylatamadığını, davacı şirketin eylemleri dolayısıyla uzayan iş bitim süresi bakımından davalı şirketin herhangi bir teminat ve tazminat sorumluluğu olmadığını, geçici kabulün ve evleviyetle kesin kabulün onaylanmamasının davacı şirketin kendi eylemleri ile sebep olduğu temerrüt neticesinde ortaya çıkan bir durum olduğunu, kesin teminat mektuplarının vadeleri belirlidir ve davacı şirket tarafından öngörülen süre baz alınarak verildiğini, davacı şirketin geciken eylemlerinin davalı şirketin teminat mektuplarının nakde çevrilmesine ya da süresinin uzatılmasına sebep olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davacının tazminat talebi bakımından, iddia ettiği zararı ile bu zarara neden olduğunu iddia ettiği davalı şirket ve diğer davalı banka bakımından herhangi bir illiyet bağının söz konusu olmadığını, tazminat talebi şartlarının oluşmadığını, huzurdaki dava kısmi alacak davası olarak açıldığını fakat teminat mektuplarının bedellerinin tamamına yönelik açıldığını, teminat mektuplarının bedellerinin belli olduğunu, 122.000,00 USD ve 47.880,00 USD bedelli olduğunu, toplam dava konusu bedelin 169.880,00,00 USD olduğunu beyan ederek; haksız davanın reddine, davalı şirket tarafından vekiline ödenmesi gereken asgari ücret tarifesine göre belirlenecek miktar kadar vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkum edilmesine, hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan kötü niyetli davalı şirketin, 6100 sayılı HMK'nın md. 329/2. Maddesi gereğince 5.000 TL disiplin para cezası ile mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; teminat mektubu düzenleyen ve lehtarın eylemini garanti eden davalı bankanın teminat mektubunun vadesini uzatma yükümlülüğü olmadığını, teminat mektuplarının, bankaların yurt içinde ve dışında bulunan gerçek ve tüzel kişiler lehine bir malın teslimi, bir işin yapılması, bir borcun ödenmesi, gibi konularda işi yüklenenin yükümlülüğünü önceden kararlaştıran şartlara uygun olarak yerine getirmesini sağlamak için verdikleri garanti belgeleri olduğunu, teminat mektubu ile garanti veren bankanın üçüncü kişinin fiilini taahhüt ettiğini, fakat bu fiil yerine getirilmediği takdirde bundan garanti alan tarafın yani muhatabın zarar görmeyeceğini garanti etmediğini, bankanın teminat mektubu düzenlemek ile yüklendiği tek sorumluluğun bir işi yüklenen müşterinin bu işi zamanında ve gereği gibi yapacağını, şayet yapmaz ise yaptıran tarafa mektupta belirtilen miktarda ödeme bulunacağını taahhüt ettiğini, davalı banka tarafından sunulan 17/10/2017 tarihli ... seri numaralı ve 08/05/2017 tarihli ... seri numaralı teminat mektuplarında davacı ...Şti.'nin muhatap taraf olduğunu, diğer davalı olan ...Tic. A.Ş.'nin lehtar olduğunu, vadeli teminat mektubunun vadesinin uzatılması için gereken koşulların oluşmadığını, davalı banka ile lehtar davalı ... A.Ş. arasında teminat mektubundan doğan sözleşmeye dayalı kredi ilişkisi bulunduğunu, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmenin yalnızca sözleşmenin taraflarını bağladığını, davalı bankadan teminat mektubunun vadesinin uzatılmasını talep edebilecek olan tarafın lehtar davalı ... A.Ş. olması gerektiğini, teminat mektubunun muhatabı olan davacı tarafından yapılan teminat mektubu süre uzatım talepli başvurusunun usulsüz olduğunu ve hukuken hiçbir karşılığı bulunmadığını, teminat mektubunun süresinin ve vadesinin mutabakat ile ortak irade uyuşması ile değiştirilebileceğini, davalı bankanın davacının iddia ettiği süre uzatım başvurusuna karşı hiçbir suretle hali hazırda kabul beyanı bulunmadığını, süre uzatımının vade dolmadan yapılması gerektiğini, davalı bankaya teminat mektupları ile ilgili teminat mektuplarının bizzat lehtarı olan diğer davalı ... A.Ş. tarafından hiçbir suretle süre uzatım talepli başvuru yapılmadığını, vadeli teminat mektuplarında riskin gerçekleşmesini garanti veren finansal kuruluşların yükümlülüğünün vade sonunda sona erdiğini, şayet muhatap kuruluş riskin vade içerisinde doğduğunu huzurdaki davada ispat edebilecek ise on yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde mektubun tazminini isteme hakkına sahip olacağını, vadeli mektupların vadesinin dolmasının ardından tazmin edilebilmesine ilişkin usul ve yasa tarafından kabul edilen genel kural bu şekilde olduğunu, ortada vadesi dolmuş bir teminat mektubu mevcut ise davacının riskin vade içerisinde doğduğunu ispat etmesi ve genel zamanaşımı süresi içerisinde mektubun tazmin ettirmesi gerektiğini, bu kapsamda davacı tarafın Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakameleri Kanunu kapsamında ispat külfeti altında olduğunu, davaya konu teminat mektuplarında vadeye özel hükümler düzenlendiğini, her iki teminat mektubunda da; "İşbu teminat mektubu 01/08/2020 tarihi saat 17.30' a kadar geçerli olup bu tarih ve saate kadar yazılı başvurunuzun Bankamıza ulaşacak şekilde, tarafınızdan kısmen ya da tamamen nakde çevrilmesi için tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde, mektubumuz ve taahhüdümüz hükümsüz kalacaktır." ibaresi bulunduğunu, davalı bankanın işbu özel şerhi tarafların ortak mutabakatı ile düzenlediğini, bankanın yükümlülüğünü vade sonunda sona ermesini sağlamak için mektup sonuna "Bu teminat mektubu vade sonuna kadar yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacaktır." şeklinde veya benzeri bir ifade koyarak vadesi sona eren teminat mektubunun hükümsüz olacağını ve davalı bankanın riskin gerçekleşmesinden sorumlu olmayacağını kararlaştırdığını, davacı tarafından davalı bankaya gönderilen başvuru yazısında hiçbir tarih bilgisi bulunmadığını, teminat mektubunun tazmin edilme şartları oluşmadığından davalı banka tarafından mektup bedelini ödeme yükümlülüğü doğmadığını, davacının iddia ettiği şekilde davalı bankaya başvurulan yazıda belirtilen teminat mektuplarının vadesinin dolacağının tespit edildiğini, teminat mektuplarının vadesinin 1 yıl uzatılmasını, uzatılmaması halinde ise mektup tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait kanuni faiz ile birlikte davacıya ait hesaba aktırılması istendiğini, teminat mektuplarının tazmin edilmesine ilişkin koşulların gerçekleşmediğini, tazmin yazısında lehtarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin ya da riskin gerçekleşmiş olduğunun açık bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, davacının, davalı bankaya başvurmuş olduğu yazıda bunun gibi hiçbir husus bulunmadığını, teminat mektuplarında belirtilen "...Bankamız garanti ettiğinden Adalet Bakanlığı tarafından tespit yapılmış olması şartıyla, yüklenici ...A.Ş' nin taahhüdünü anılan ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği hususuna açıkça yer verecek şekilde Adalet Bakanlığı ' ndan alınmış bir yazı ile birlikte bankamıza yapacağınız lehtarın yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildiren ilk yazılı talebinizde..." şartlarından hiçbir tanesi davacı tarafından yerine getirilmediğinden işbu tazmin şartına bağlı teminat mektubunun tazmininin mümkün olmadığını, davalı bankanın bu durumdan ötürü hiçbir kusuru bulunmadığını, muhatabın bankaya yapacağı ödeme talebinin hukuka veya garanti metnine aykırı ise yani ödeme talebinin haksız veyahut hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise banka ödeme talebini reddetmekte özgür olduğunu, vadeli teminat mektuplarının vade sonu tarihi olan 01/08/2020 saat 17.30 tarih ve saatinden önce davacı muhatap tarafından davalı bankaya usul ve şartlara uygun tazmin başvurusu gerçekleştirilmediğini, teminat mektupları metnindeki sözleşmesel şart hükümlerinin hiçbirinin yerine getirilmediğini, garanti sözleşmesinin tarafı olan lehtar davalı tarafından ise davalı bankadan teminat mektuplarının vadesinin uzatılması hiç talep edilmediğini, teminat mektuplarının vadesinin uzatılması koşullarının gerçekleşmediğini, her iki teminat mektubu için de 01/08/2020 saat 17.30'dan sonra sözleşme niteliğindeki özel kuralın varlığı doğrultusunda her iki teminat mektubunun da hükümsüz kalacağının açık bir şekilde vurgulandığını, sürenin dolması ve geçmesi ile birlikte hakkın talep edilmesinin imkansız olduğunu, davacı riskin vade içerisinde gerçekleştiğini ispat edebilse dahi teminat mektupları metininde yer alan 2. paragraftaki özel hüküm çerçevesinde davalı bankanın riskin gerçekleşmesinden ötürü sorumluluğunun doğmayacağını, teminat mektuplarının işbu vade tarihinden sonra hukuken hükümsüz hale geldiğini, işbu vade tarihine kadar da gerek davacı gerek diğer davalı şirket tarafından davalı bankaya usul ve yasanın emrettiği bir şekilde başvuruda bulunulmadığını, davacı muhatap tarafından usulüne ve şarta uygun tazmin talebinde bulunulmadığını, garanti sözleşmesinin davalı banka ile birlikte tarafı olan diğer davalı lehtar tarafından da vade tarihi uzatılmadığını, bankanın vade süresini uzatma zorunluluğu ve yükümlülüğünün bulunmadığını, davaya konu edilen her iki teminat mektubunun da vadesinin dolduğunu ve ortaya çıkan riskten davalı bankanın sorumlu tutulamayacağını beyan ederek; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde davacı ile davalı ... A.Ş. arasında imzalanan 24/04/2017 ve 15/06/2017 tarihli Elektronik İşleri Teradikçi Sözleşmelerinin fotokopilerini, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nın 07/10/2020 tarihli yazısının fotokopisini, 05/06/2020 tarihli Hakediş Raporunun fotokopisini, 17.10.2017 tarihli ... referans numaralı 47.880-USD bedelli ve 08.05.2017 tarihli ... referans numaralı 122.000-USD bedelli teminat mektuplarının fotokopilerini, ... A.Ş.'nin ... tarihli yazısının fotokopisini, ... 30. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, ... A.Ş.'nin 08/09/2020 tarihli yazısının fotokopisini ve arabuluculuk son tutanağının fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
Davalı ...A.Ş. vekilinin cevap dilekçesi ekinde davacı ile Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi Başkanlığı arasında imzalanan ... Ceza İnfaz Kurumu Binası Yapım İşine Ait Anahtar Teslimi Götürü Bedel Yapım Sözleşmesinin fotokopisini, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına sunulan Konkordato Komiserleri Kurulu Kesin Mühlet 2. Dönem Raporu'nun fotokopisini, Konkordato Komiserleri Kurulu Kesin Mühlet 4. Dönem Raporu'nun fotokopisini ve Geçici Konkordato Komiserleri Kurulu Raporunun fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'na yazılan yazıya verilen cevapta; ... Ceza İnfaz Kurumu işi kapsamında alt yüklenici bulunmadığı, ... Şirketi ve yüklenici ...Şirketi arasındaki durumun ticari bir durum olduğu, Başkanlıklarının bu durumda bir taraf olmadığını, yüklenici firmanın bu zamana kadar bahse konu yapım işini kabule hazır hale getiremediğini, bu nedenle kesin hesap aşamasına gelinemediğini, ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşinin 26/04/2021 tarihli yazı ile feshedildiğinin bildirildiği ve yazı ekinde; davacı şirket ile Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi Başkanlığı arasında imzalanan ... Ceza İnfaz Kurumu Binası Yapım İşine Ait Anahtar Teslimi Götürü Bedel Yapım Sözleşmesinin fotokopisinin gönderilmiş olduğu anlaşıldı.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde davacı ... Şirketi tarafından konkordato talepli dava açıldığı, ... Karar 04/11/2020 tarihli karar ile "Davacı ... Şirketi(...)'nin tasdik talebinin kabulü ile konkordatosunun tasdikine, konkordatoya tabi alacaklıların 20 Haziran 2021 tarihinden başlamak üzere 3 ayda bir 10 eşit taksitler halinde ödenmesine," dair karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, müzekkere tarihi itibariyle istinaftan dönmemiş olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 08/06/2021 tarihli celsesinde davacı vekiline sözleşmenin tasfiyesine yönelik müvekkil davacı şirketinin talebinin kabul görmemesi nedeni ile açtığı idari işlerin iptaline ilişkin dava dosya bilgilerini bildirmek üzere süre verildiği, davacı vekilinin 22/06/2021 tarihli dilekçesi ile ... 18. İdare Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosya numarasının bildirildiği, mahkememizce dosyanın celp edildiği, davacı...Ltd. Şti. tarafından davalı Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davada 01/11/2019 tarihinde davanın görev yönünden reddine dair karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 2020/327 Esas 2020/530 Karar sayılı 12/03/2020 tarihli kararı ile davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine dair kesin olarak karar verildiği anlaşıldı.
Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nın 10/06/2021 tarihli yazı cevabı ekinde ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşine ait fesih evraklarının fotokopilerinin gönderilmiş olduğu görüldü.
... T.A.Ş.'ye yazılan yazıya verilen cevapta davaya konu teminat mektuplarının fotokopilerinin gönderilmiş olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 15/03/2022 tarihli celsesinde davacı vekiline ... 18. İdare mahkemesi ...esas sayılı dava dosyasının Bölge İdare Mahkemesinin istinaf kararı ile kesinleştiği görülmüş olmakla bu hususta yeni bir dava açılıp açılmadığı yönünde beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 28/03/2022 tarihli dilekçesi ile "bahse konu davadan sonra, söz konusu talebimize ilişkin başka bir hukuki başvuru yapılmamış olup, İdare'nin talimatları doğrultusunda tarafımıza yapılan bildirime kadar Sözleşme kapsamında ifaya devam edilmiştir. Ancak gelinen noktada tarafımızca, ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi Sözleşmesinden kaynaklı olarak idare aleyhine doğmuş olan eser sözleşmesinden kaynaklı taleplerimiz için ... Arabuluculuk Bürosu'na ... dosya numarası ile başvurulmuştur. Bununla birlikte müvekkil şirket tarafından yapılan hukuki başvurunun, huzurdaki uyuşmazlık ile doğrudan bir ilgisi olmayıp, müvekkil şirket ile dava dışı idare arasındaki sözleşmeden kaynaklı taleplerimize ilişkin olduğunu önemle belirtiriz" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Davacıya yazılan yazıya verilen cevapta ... Ceza İnfaz Kurumu yapım işine ilişkin hak ediş raporlarının ve faturaların fotokopilerinin gönderilmiş olduğu görüldü.
Mahkememizin 13/04/2022 tarihli ara kararı ile "122.000 USDX7,3358=894.967,60 TL, 47.880 USD x7,3358=351.238,10 TL olmak üzere toplam 1.246.205,70 TL'nin toplam dava değeri olarak değerlendirilmesi gerektiğinden alınması gereken peşin harç 21.282,08 TL olup dava açılışında ödenen 128,09 TL harcın mahsubu ile 21.153,99 TL bakiye eksik kalan peşin harcı tamamlaması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediği takdirde; Harçlar Kanunu 30. maddesi gereğince davaya devam edilmeyeceği ve dosyanın HMK 150. Maddesi gereğince işlemden kaldırılacağının, ancak belirtilen harç miktarının yatırılması halinde dosyanın yenilenebileceğinin ihtarına" dair karar verildiği, davacı tarafça eksik harcın tamamlandığı ve 27/04/2022 tarihli ara karar ile dosyanın heyete tevdi edilmesine dair karar verildiği anlaşıldı.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde davacı ...A.Ş. tarafından davalı ... Şirketi aleyhine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen konkordato kararının İİK 308 f maddesi uyarınca tamamen feshine ve borçlunun iflasına, mahkeme aksi kanaate ise konkordatonun İİK 308 f maddesi uyarınca kısmen feshine karar verilmesi talepli dava açıldığı, ...Karar sayılı 25/05/2022 tarihli karar ile "Konkordatonun tamamen fesih talebinin reddine, Konkordatonun kısmen fesih talebinin kabulü ile, mahkememizin 04/11/2020 tarih ... esas ... karar sayılı kararı ile tasdikine karar verilen davalı şirketin konkordatosunun İİK 308/e maddesi gereğince davacı yönünden feshine," dair karar verildiği, karara davalı tarafça istinaf dilekçesi sunulduğu, müzekkere tarihi itibariyle dosyanın henüz istinafa gönderilmemiş olduğu anlaşıldı.
Davalı ... Şirketi vekilinin 26/10/2022 tarihli dilekçesi ile davalı şirketin unvanının ...A.Ş. iken ... Şirketi olarak değiştirildiğini beyan ettiği ve dilekçesi ekinde unvan değişikliğine ilişkin 07/09/2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin sunulmuş olduğu görüldü.
... 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; davacı Adalet Bakanlığı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine 9.295.478,82-TL'nin 18/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talepli dava açıldığı, dosyanın müzekkere tarihi itibariyle derdest olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 20/10/2022 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı ile dava, cevap, toplanan tüm deliller ve taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek, davacı ile davalı ...A.Ş. Arasında düzenlenen 24/04/2017 ve 15/06/2017 tarihli Elektronik İşleri Tedarikçi Sözleşmesi kapsamında ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım işi dahilinde verilen teminat mektuplarının süre uzatımlarının gerekip gerekmediği, teminat mektuplarının paraya çevrilmesi gerekip gerekmediği, davalı bankanın husumeti ve sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktalarında bilirkişilerden rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin 26/01/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Davacının temel iddiaları arasında dile getirilen teminat mektuplarının sürelerinin uzatılması ve / veya tazminleri bakımından davalı bankanın bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı,
Ancak davalı alt yüklenici-tedarikçi firmanın işin uzayan süreleri için ve kesin kabulün yapılacağı 28.09.2021 tarihine kadar verdiği teminat mektuplarının sürelerini uzatma veya yeni teminat mektubu verme sorumluluğunun bulunduğu," yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, raporun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilince 02/03/2023 tarihli, davalı vekilince 06/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulduğu anlaşıldı.
... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ... Esas sayılı dosyanın derdest olduğunun, 27/04/2023 tarihinde duruşmasının olduğunun bildirildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 21/03/2024 tarihli celsesinde taraf vekillerine ... 31 ASHM'deki bilirkişi raporunu inceleyip isterlerse beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davalı ... Şirketi vekilince 01/04/2024 tarihli, davacı vekilince 16/04/2024 tarihli, davalı ... T.A. Ş. vekilince 02/05/2024 tarihli beyan dilekçeleri sunulduğu anlaşıldı.
Dava, teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması sebebiyle uğranılan zarara karşılık teminat mektuplarının nakdi karşılıklarının tazmini talebine ilişkindir.
Banka teminat mektuplarında banka, asıl sözleşmenin borçlusunun talebi üzerine, borçlunun borcunu tam ve gereği gibi ifa edeceği ve ifa etmemesi halinde doğacak zararı karşılayacağı yönünde alacaklıya teminat vermektedir. Banka teminat mektuplarının hukuki niteliği tartışmalıdır. Yargıtay kararlarında ve doktrinde garanti sözleşmesi görüşü ağır basmaktadır. Bankanın sorumluluğunun asıl ilişkiden bağımsız olması hali garanti sözleşmesinin özelliklerini öne çıkarmaktadır. Ancak bankanın sorumluluğu asıl sözleşmeyle bağlı ise kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu da vurgulanmaktadır.
Teminat mektuplarında teknik olarak üç kişi bulunur: asıl ilişkisinin borçlusu lehtar, asıl ilişkinin alacaklısı muhatap ve garanti veren banka. Lehtar, dar ve teknik anlamda teminat mektubu sözleşmesinin tarafı değildir. Asıl borç ilişkisi lehtar ve muhatap arasında kurulurken, teminat mektubu sözleşmesi yani garanti ilişkisi banka ile muhatap arasında kurulur. Banka teminat mektupları ilk talepte ödeme kaydı ile düzenlenebileceği gibi şartlı olarak da düzenlenebilir. Banka teminat mektuplarının şartlı olarak düzenlenmesindeki amaç, haksız ödeme taleplerinin engellenmesi isteğidir. Bu şartlar ile banka, asıl borç ilişkisinde garanti altına alınan riskin doğduğu ve ödeme talebinin haklılığı yönünde bir değerlendirme yapmaktadır. Bu şekilde düzenlenen şartlı teminat mektuplarında muhatabın ödeme talebi ile birlikte şartın gerçekleştiğini şekli olarak ispat etmesi gerekir. Teminat mektuplarının vadeli ve vadesiz olarak düzenlenmesi de mümkündür. Vadeli teminat mektuplarında vadenin dolması ile birlikte bankanın sorumluluğu ortadan kalkar. Vadeli teminat mektuplarında garanti altına alınan riskin vade içinde gerçekleşmesi gerekir. Taraflar teminat mektubunu düzenlerken riskin gerçekleşmesinin yanında ödeme talebinin de vade içinde yapılması gerektiğini kararlaştırabilirler. Vadesiz teminat mektupları ise, geçerliliği hususunda herhangi bir süre içermeyen teminat mektuplarıdır. Bu tarz teminat mektuplarından dolayı bankanın sorumluluğu riskin doğumundan zamanaşımı süresinin sonuna kadar devam eder.
Somut olayda davacı, dava dışı Adalet Bakanlığı ile 26/08/2015 tarihinde konusu ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi olan bir eser sözleşmesi akdetmiştir. Ana yüklenici konumundaki davacı ile Davalılardan ... A.Ş. arasında da 24/04/2017 ve 15/06/2017 tarihlerinde elektronik işleri için alt yüklenici eser sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeler kapsamında Davalı ...’ın muhatap olduğu 17/10/2017 tarihli, 47.880,00 USD bedelli ve 01/08/2020 tarihine kadar geçerli teminat mektubu ile 08/05/2017 tarihli 122.000,00 USD bedelli ve 01/08/2020 tarihine kadar geçerli teminat mektubu davacıya verilmiştir. Teminat mektuplarında, ödeme talebinde Adalet Bakanlığı’ndan davalı lehtarın yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde yazı alınmasının şart koşulduğu görülmektedir. Dolayısıyla eldeki dava konusu teminat mektuplarının vadeli ve şartlı teminat mektuplarıdır. Davalı bankanın ödeme yapması için riskin vade süresi içinde gerçekleşmesi ve öngörülen şartın gerçekleşmesi gerekir. Davacı, davalı ...’tan teminat mektuplarının sürelerinin 1 yıl uzatılmasını ya da ödeme yapılmasını talep etmiş; davalı banka 18/08/2020 tarihli cevabı ile bu talepleri kabul etmemiştir. Teminat mektuplarının sürelerinin dolmasından sonra işin bitmemiş olmasına rağmen sürelerinin uzatılmaması sebebiyle davacı zarara uğradığını iddia etmiştir.
Davacı ile dava dışı Adalet Bakanlığı arasındaki eser sözleşmesine göre, 15 gün içinde yer tesliminin yapılacağı ve işin 800 günde bitirileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Bu durumda geçici kabul tarihinin 20/11/2017 tarihi olduğu tespit edilmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından davacıya verilen ek süre sonucu işin bitim tarihinin 28/09/2020 tarihine ertelendiği anlaşılmıştır. İşin devamı sırasında ... 2. ATM’nin... Esas sayılı dosyası ile davacının konkordato talep ettiği, geçici mühlet kararı aldığı ve komiser raporuna göre dava konusu işin %85,78 oranında tamamlandığı anlaşılmıştır. Davacının konkordato talebi 04/11/2020 tarihinde kabul edilmiş olup; konkordatonun feshi talepli açılan ... 2. ATM’nin ... Esas sayılı davası reddedilmiştir.
Davacının talebine rağmen davalı bankanın ödeme yapmamasının değerlendirilmesinde; teminat mektuplarında şart olarak Adalet Bakanlığı’ndan davalı lehtarın yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde yazı alınmasının öngörüldüğü, davacının böyle bir yazı ile bankaya başvurmadığı ve bu sebeple teminat mektubunun nakde çevrilmesinin şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Teminat mektuplarının süresinin uzatılması hususunda teminat mektuplarının incelenmesinde, süre uzatımının zorunlu bir şart olmadığı, davacı ile davalı banka arasındaki teminat mektubu ilişkisinin sözleşme serbestisi kapsamında bulunduğu ve davalı bankanın süre uzatım talebini reddetmesinin sözleşmeye ya da hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, zira bankanın süreyi uzatmak zorunda olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacı ile davalı alt yüklenici arasındaki sözleşmenin 7. maddesi gereği, ana yüklenicinin idareden aldığı ek sürenin alt yükleniciye yansıtılması gerekir. Bu kapsamda alt yüklenicinin işin süresi boyunca teminat mektubunun süresini uzatmak zorunda olduğu iddia edilmektedir. Dava konusu teminat mektuplarının süresi 01/08/2020’de dolmuştur. Davacı ise dava dışı idareden 07/10/2020 tarihinde 95 günlük ek süre almıştır. Yani davacının ek süre alması, teminat mektuplarının süresinin dolmasından sonraya tekabül etmektedir. Dolayısıyla dava konusu teminat mektuplarının süresinin uzatılması mümkün olmamakla birlikte, ancak davalı alt yüklenicinin yeni bir teminat mektubu verme zorunluluğu söz konusu olabilir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacının, davalı alt yükleniciye karşı teminat mektubunun süresinin uzatılması ya da yeni bir teminat mektubu sunulması yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ile dava dışı Adalet Bakanlığı arasındaki ... 31. AHM’nin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; idarenin sözleşmeyi verilen ek sürelere rağmen yüklenicinin işi süresinde teslim etmemesi sebebiyle 36/04/2021 tarihinde feshettiği, işin geldiği aşamanın %90,46 seviyesinde olduğu ve %95’lik yasal tamamlama sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır. Dava dışı idarenin, davacı ile olan sözleşmesini feshetmesi sebebiyle zarara uğradığı sabittir. Ancak bu zararın davalı alt yükleniciden tazmin edilebilmesi için, feshe alt yüklenicinin sebep olması gerekir. Yani fesih sonucu doğan zarar ile alt yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Bu doğrultuda alt yüklenicinin üstlendiği işin niteliği önem kazanmaktadır. 24/01/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı alt yüklenicinin üstlendiği elektrik işleri kapsamında alet edevat ve makinelerin teslimi ve montajı için öncelikle davacı ana yüklenicinin tüm işlerini bitirmiş olması gerektiği, davacı ana yüklenici diğer işlerini bitirmeden davalı alt yüklenicinin işini tamamlamasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olarak hazırlanan bu rapor uyarınca, davalı alt yüklenicinin işlerini tamamlayamamasında kendi kusurunun olmadığı, davacı ana yüklenicinin kendi işini geciktirmesi sebebiyle davalının işinin geciktiği ve bu sebeple idarenin sözleşmesi feshetmesi ile doğan zarardan davalı alt yüklenicinin sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan tüm bu sebeplerle; davalı bankanın teminat mektubunda belirtilen şartlar gerçekleşmediği için ödeme yapmamasının usul ve yasaya uygun olduğu, teminat mektubunun süresinin uzatılmamasında davalı bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığı ve davacının kendi kusuru ile işin gecikmesi ve idarenin sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle iddia edilen zarardan davalı alt yüklenicinin sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili, HMK md. 329/2 uyarınca davacıya disiplin para cezası verilmesini talep etmiş ise de; taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine göre davalının teminat mektuplarının süresinin uzatmak zorunda olduğu anlaşıldığından davacının dava açmakta tamamen haksız ve kötü niyetli olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Dava dışı idarenin, davacının sözleşmesini feshetmesi sonucu meydana gelen zarar ile teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiği gözetildiğinde HMK md. 329/2'nin şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ...sayılı dosyasından arabulucuya 1.340,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek tüm tarafların arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 128,09-TL ve 21.153,99-TL toplamı olan 21.282,08-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 20.854,48-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 167.082,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.340,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-HMK md. 329/2 uyarınca davacıya disiplin para cezası verilmesi talebinin reddine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!