T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/692 Esas
KARAR NO : 2024/206
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2020
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılı Kasım ayı itibarıyla, 2019 yılı Aralık ayı içinde dayanışma yemeği adı altında bir gece düzenleme kararı aldığını ve bu yemek için gerekli hazırlıkları yapmışsa da aynı dönemde şirket hisseleri geldiğini, yaşanan bu yoğunluktan dolayı yemek organizasyonunun ileri bir tarihe ertelen davetlilere verildiğini, bilgisinin tüm müvekkili şirketin kurucusu ve tek hissedarı olan ... ...'ın, geçirdiği sağlık sorunlarından sebeple şirket hisselerini satma kararı aldığını ve 26.12.2019 tarihinde şirket hisselerini sattığını ve bu süreçte de dayanışma yemeğinin ileri bir tarihte yapılmak üzere iptal Yeni yönetim kurulu hisse devrini takiben, iptal edilen işbu dayanışma yemeğini 2020 Mart ayının son haftası yapılacağı bilgisini de davetlilere ilettiğini, ancak halihazırdaki davet organizasyonunun Covid -19 salgını sebebiyle mecburen ileri bir tarihe ertelenmek zorunda kalındığını, hal ve şartların uygun olması halinde Ocak 2021 de yapılması hedeflendiğini, davalı ... ...'nun yönetim kurulu başkanı olduğu, davalı ...'ın sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve internet yayın sorumlusu olduğu, davalı tüzel kişilik ... grubu bünyesinde bulunan ve davalı ... ... tarafından Sabah'ın online haber sitesinde yayınlanıp, takiben ... ve ... 'in online haber sitelerinde yayınlanan yayın ile müvekkil şirketin kişilik haklarının ihlal edilerek haksız rekabet ortamı yaratıldığını, " ... 'nin yayın organı ... den büyük vurgun yayın organı ... den büyük vurgun Dayanışma gecesi adı altında 3 milyon lira topladı", " ... " başlıkları ile yapılan haberlerde, müvekkili kanalın kişileri kandırarak haksız bir kazanç elde etmiş algısı yaratılarak Müvekkili şirketin kamuoyundaki güvenirliğini sarsmanın amaçlandığını, https: // www. ... com.tr/
alan adlı internet haberinde, davalı ... ...'ın kaleme aldığı "... " başlıklı yazının içeriğinde tanesi 3 bin TLden bilet satıldığını yemeğin yapılmadığını paranın iade edilmediğini ve bilet alan milletvekili, belediye başkanlarının isyan ettiğini ve kandırıldıklarını söylediğinin, beyan internet haberinde " ...'nin yayın organı ... TV'den büyük vurgun! Dayanışma gecesi adı altında 3 milyon lira topladı" başlıklı yazısı içeriğinde dayanışma gecesi adı altında bilet satılarak 3 milyon TL toplandığını ancak yemeğin son anda iptal edildiğini paraların iade edilmediğini ve müvekkil kanalın vurgun yaptığının, beyan edildiği, linkinde yer alan "... 'den büyük vurgun" başlıklı yazının içeriğinde ise tanesi 3 bin TL'den satılan biletler ile müvekkil şirketin 3 milyon TL vurgun yaptığının, beyan edildiğini, davalı medya grubunun, müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirketin aleyhinde yaptığı haber başlık ve içeriklerinde, ..." yani kısa yoldan haksız kazanç sağladığı, dolandırıcılık yaptığı yönünde haber adı altında hakaret içerikli ithamlarda bulunduğunu, söz konusu haberlerin, davalı medya grubunun online haber siteleri olan www. ... .com.tr, www. ... com.tr, www. ... com.tr 12.01.2020 tarihinde yayınlandığını, davalılarca müvekkilinin kamuoyundaki güvenirliğini sarsmayı amaçlayan bu haksız eylemden sebep, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ve marka değerinin zarara uğradığını, davalılar hakkında ... CBS 2020/... soruşturma nolu dosya ile şikayette bulunulduğunu; ancak takipsizlik kararı verildiğini ve taraflarınca işbu karara itiraz edildiğini, MK md. 24 uyarınca müvekkili şirketin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, TTK md. 56 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı ...'ın, rakibi olan müvekkili şirket hakkında yanıltıcı bilgilendirme yaparak haksız rekabet ortamı yarattığını, müvekkili şirketin ti yarını ve marka değerini hedef alarak maddi ve manevi zarar verdiğini, zorunlu arabuluculuk başvurusunun taraflarınca yapıldığını; ancak *anlaşmama' ile 31.01.2020 tarihinde sonuçlandığını, bu sebeplerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile haksız fiil tarihi olan 12.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile likte şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın; 12.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte 100.000,00.-TL manevi tazminatın; Basın Kanunu md.16 uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine ve davalı yayın kuruluşunun ilgili haber sitelerinde müvekkil aleyhinde yapmış oldukları gerçek dışı haberin özür dilenerek düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun internet haber sitelerinde yayınlanan haberler olduğunu, bu sebeple "S6S1 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun" uygulama alanı bulunduğunu, 5651 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca sadece içerik sağlayıcının sorumluluğunun söz konusu olduğunu ve bu sebeple müvekkili şirketin dışındaki davalıların huzurdaki davada husumeti olmadığını, 5651 Sayılı Kanun'un 4. Maddesinin; "İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur." şeklinde olduğunu, bu sebeple dava konusu edilen internet ortamında yayınlanan söz konusu yayınlar sebebiyle ikame edilen huzurdaki davada, müvekkiller ... ..., ... ve ... ...'nun hukuki sorumluluğu olmadığından, davanın söz konusu müvekkiller açısından husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın haberin özür dilenerek düzeltilmesi talebinin adeta Basın Kanunu'nda basılı yayınlar düzenlenen cevap ve düzeltme metninin yayınlanması düzenlemesi gibidir ve usulü farklı olduğunu ve söz konusu talep açısından görevli mahkemelerin Sulh Ceza Hakimlikleri olduğunu, ancak dava konusu yayınların internette yayınlanan haberler olduğu dikkate alındığında 5651 Sayılı Kanun'un uygulama alanına girdiği ve bu kanunda da davacının talebi gibi bir düzenlemenin yer almadığının açıkça görüldüğünü, tüm bu sebeplerle davacının söz konusu talebinin hukuki bir dayanağı bulunmadığı bir yana, 5651 Sayılı Kanun'un uygulama alanı içerisine giren taleplerle ilgili olarak Sayın Mahkemenin görevsiz olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın söz konusu haberler sebebiyle davacının, güvenilirliğinin sarsılmasının amaçladığından, dava konusu haberler sebebiyle ticari itibarının zedelendiğinden, marka değerinin zarara uğradığından bahsettiğinin görüldüğünü, haberler okunduğunda dahi bu iddiaların gerçeği yansıtmadığının çok açık şekilde anlaşılmakta olduğunu, dava konusu internette yayınlanan haberlerin, davacı hakkında hiçbir yanıltıcı bilgi içermediğini, yine davacının iddiasının aksine dava konusu yayınlar sebebiyle davacının itibarının ya da güvenilirliğinin sarsılmasının söz konusu dahi olmadığını, dava konusu yayınlarda yer alan iddiaların soyut bir anlatım neticesinde yayınlanmadığını, söz konusu iddiaların ortaya çıktığını ve gazetecinin de görev bilinciyle haber olarak yayınladığını, yayınlarda "ortaya çıkan, görünürdeki varolan iddialardan" bahsedildiğini, nitekim haberlerde de bu hususların iddia olduğunun belirtildiğini, gazetecinin görevinin ortaya çıkan iddia ya da olayları haber olarak yayınlamak olduğunu, dava konusu haberlerin de aynen bu şekilde yayınlandığını, haksız rekabetin kanunda sayılan unsurlarının huzurdaki dava bakımından zaten gerçekleşmediğini, dava kapsamındaki haberlerin yalnızca görünürdeki gerçeklikler ile ifade özgürlüğü kapsamında ve eleştiri maksatlı ele alındığı ve kamu yararına yönelik bulunduğunun çok açık olduğunu, söz konusu haberler ile dürüstlük ya da iyi niyet kurallarına aykırı bir eylemin söz konusu olmadığını, haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında yayınlanan hukuka uygun haberler olduğunu, haberler incelendiğinde haberlerde davacı tarafından düzenlenen bir organizasyon için davetiye satılı organizasyonun iptal edilmesine rağmen ücretlerin iade edilmediği ve davetiye satın alan şahısların da bu duruma verdikleri tepkilerden bahsedildiğinin görüldüğünü, dava konusu haberlerin gazeteci tarafından uydurulabilecek bir yanı olmadığını ve dahası soyut iddialardan da bahsedilmediğinin açıkça görüldüğünü, dava dilekçesinde de söz konusu düzenlenmeyen organizasyonun müvekkilinin, gündemde olan bir konu hakkında, ortaya çıkan iddiaları hukuka uygun bir şekilde yayınladığını, dava konusu yayınlarda davacıya yönelik olarak hiçbir isnatta bulunulmadığını, haberlerde iddia olarak ortaya sunulan çıkarımların da haber etiğine uygun olarak yayınlandığını, tüm bu hususların dava konusu yayınların hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, öte yandan gazetecinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında eleştirme hakkının da bulunduğunu, dava konusu haberlerin, gündemde bulunan iddialar üzerine ele alındığını, görünen gerçeklikler kapsamında ele alınan yayınların; büyük haber değeri taşıdığının göz önünde tutulması gerektiği basının sorumluluğunun görünen gerçek ile sınırlı olduğunu, gazeteciden bir Cumhuriyet Savcısı gibi olayları tüm yönleri ile araştırması, idari veya adli soruşturma sonuçlarını beklemesi, kesinleşen bir mahkeme kararından sonra haber yapmasının elbette beklenemeyeceğini, haberin kesinleşen bir merci kararından sonra verilebileceği kabul edilir ise, bu durumda da haberin güncel olmadığının iddia edileceğini, Gazetecinin edindiği bilgileri ve iddiaları yayımlaması, kamuoyu ile paylaşması başlıca mesleki görev ve sorumluluğu olduğunu, aynı zamanda bu paylaşımın bir kamuoyu beklentisi olduğunu, toplumu yakından ilgilendiren ve yayımlanmasında kamu yararı bulunan, davaya konu haberlerin eldeki veriler eşliğinde hazırlandığı, görünen gerçeklik kriteri gözetilerek yapıldığı, bu bağlamda, dava konusu haberlerin müvekkili basın kuruluşu veya haberi hazırlayan gazeteci tarafından uydurulabilecek bir içerik barındırmadı, ayrıca bir haberin kamuoyuna en hızlı şekilde aktarılması sağlanırken, diğer taraftan da en etkileyici ve okuyucuyu habere yönlendirici şekilde verilmesinin bir zorunluluk olduğunu, haberin toplum üzerinde yaratacağı etki ve okunurluğunun sağlanması, hem başlığının hem de içeriğinin veriliş şekliyle yakından ilgili olup, bu nedenle yayının ilgi çekici bir şekilde yapılmasının hukuka uygun görüldüğünü, gazetecilik sanatının bir gereği kabul edilen haber başlıkları ile haber içerisinde kullanılan vurguların yaratıcı bir emeğin ürünü olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, gazetecinin basın hak ve özgürlükleri çerçevesinde, olayları yorum ve iddiaları, topluma yönelik her türlü eylem ve yaklaşımları değerlendirmek; aynı zamanda da bunları kamuoyuna aktarmakla yükümlü oluğunu, kamuoyunu ilgilendiren konularda eleştiri yapmak basın için bir hak olmasından da ziyade, basının en asli görevlerinden biri ve kamuoyunun öncelikli beklentilerinden biri olduğunu, dolayısıyla bu hususta eleştiri yapılması basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olup kişilik hakkı ihlalinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu yayınların, gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kurallarına bağlı kalınarak haber alma ve haber verme hakları kapsamında kaleme alındığını, bu sebeple de huzurdaki davada haksız rekabet talebinin şartları oluşmadığını, dava konusu yayınlar ile davacı tarafın haklarının ihlal edilmediğini, gazeteci mesleği gereği gündemdeki gelişmeleri aktarmak ve davacı tarafın ya da başka kişi ya da kurumların davranışlarını, vb basın ve ifade özgürlüğü kapsamında eleştirmesinin hukuka aykırılık teşkil etmemekte olduğunu, bu sebeple manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığını, aksi bir kanaat halinde dahi, talep edilen 100.000 TL manevi tazminat miktarının fahiş ve kabul edilemez olduğu, manevi tazminat talebinin yanı sıra şimdilik 1.000 TL maddi tazminat talebinin de hukuka aykırı olduğu, ve neye ilişkin olduğunun da belirsiz olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararları ile dava konusu edilen eleştiri kapsamında ele alınan dava konusu yayınlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, dolayısı ile maddi tazminatın hukuki tanımı uyarınca; ortada maddi bir zarar olmadığı için söz konusu talep edilen maddi tazminatın da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, beyan ederek; 5651 Sayılı Kanun ile içerik sağlayıcının sorumluluğu düzenlendiğinden müvekkiller ..., ... ... ve ... ... açısından davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, dava konusu haberlerin haksız ve rekabet teşkil etmeyip, basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde yayınlanan hukuka uysun haberler olduğundan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
Davalı ... A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, davaya konu haber tarihi olan 12/01/2020 tarihinde davalılardan ...'ı davalı şirkette görev alıp almadığı, çalışmasının bulunması halinde hangi pozisyonda çalıştığı hususunda mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş, yazı cevabının mahkememiz dosyası arasında olduğu görülmüştür.
...' nün yazı cevabının dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Bürosu'nun 2020/... soruşturma sayılı dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
T.C. Radyo Ve Televizyon Üst Kurulu İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı' nın yazı cevabının dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
... ' nün yazı cevabının dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 23.02.2022 tarihli celsesinde tanık ...' nın dinlendiği anlaşılmıştır.
Tanık ... beyanında, " 2019 Ağustos ayında ben ... 'nin İdari ve Mali İşler Müdürü olarak görev yapmaktaydım, mali konularda sıkıntılar yaşandığı için bir yemek organizasyonu yapılması düşünülerek vekillere davetiyeler satıldı, faturalar kesildi, resmi kayıtlara alındı, ancak bu sırada yönetim değişikliği oldu, 2019 yılı Aralık ayında yönetimin değişmesi sonrasında yeni yönetime durum anlatıldığında, 2020 Mart ayında yemek organizasyonunun yapılmasına karar verildi, ancak bu arada pandemi olması sebebi ile yemek organizasyonu yapılamadı, ben 2021 Nisan ayında ... Tv'den ayrıldım, sonrasında yemek organizasyonunun yapılıp yapılmadığını bilmiyorum, ancak toplanan para hayali bir organizasyona yönelik olarak toplanmış değildir. Vekillerden de gönüllü olarak alınmış bir durumdur. Destek amaçlı olarak gecenin yapılması sözkonusu olmuştur. Buna ilişkin yapılan büyük vurgun şeklindeki haberler gerçek dışıdır. ... 'ye zarar verilmek amacıyla yapılmıştır. Yemeğin yapılmaması ile ilgili hiç bir şey duymadım, sadece yapılması pandemi sebebi ile ertelenmiştir dedi." şekilde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bilirkişilerin 07/04/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak,
"Davalı şirketin ticari defterlerinin 6762 sayılı ETTK 66 6102 Sayılı Yeni Ticaret Kanunun 64- ve 213 sayılı V.U.K. ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulmuş olduğu, Davalı şirketin Ticari defterlerin TTK 69 ve 213 sayılı kanunun 216.md gereğince açılış tasdiklerinin süresinde, Ticari defterlerin VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmadığı ve ETTK 70/6 md. 72/3 fıkraları ve YTTK 64/3 fıkraları gereğince ticari defterler süresinde kapanış tasdikleri yapılmış olduğu, Davalı şirketin Ticari defterler ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85 md ve HMK 222. maddesi gereğince delil niteliğine haiz olabileceği, Davacının ticari defter ve kayıtlarından elde edilen 2018-2019 reklam ve yayın gelirleri karının dava konusu sürecin başladığı 2020-2021 tarihinden yüksek olduğu, ancak reklam ve yayın gelirleri karının dava konusu sürecin başladığı 2020-2021 tarihin bir sonraki yıldan düşük olduğu, Davacının ticari defter ve kayıtlarında görülen ve elde edilen belge ve kayıtlar incelendiğinde 2019-2020 tarihindeki elde edilen reklam ve yayın gelirlerinin 2020-2021 yılına göre zarar tespitinin oranı 9035 ve tutarı 1.686.617,13 TL olarak kabul edilebileceği ve bunun ticari defter ve belgeler ile ispatının olduğu,
Hakaret içermemesi, gerçek dışı bir olaya dayanmaması, kişi veya kurumun yalan haber türetilerek hedef haline getirilmemesi, eleştirel bakış açısı getirerek olayın yorumlanması ve olay hakkında tanıkların/kişilerin ifadelerinin de olması gibi unsurlar olduğu Vakit; haberin veriliş şekli ve başlığı gazetecilik mesleğinin sınırları çerçevesinde değerlendirilebileceği, Sektörel değerlendirme kısmında da izah edildiği üzere, Davacı yanın reklam gelirlerinin aylık/yıllık bazdaki değişkenliğinin; sektörel olarak bakıldığında birden çok nedeninin olabileceği, tek başına sadece dava konusu olan haber yayınlarından dolayı gelir üzerinde değişkenlik yaşanamayacağı, Dava konusu haber, açıklama ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların açıklamalarının kamuoyunu bilgilendirme amaçlı olarak yapıldığı ve davalıların söz konusu eylemlerinin TTK m.54 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmedi; İhtilaf konusu haber ve ifadeler gerçeği yansıtmamakta ise, kamuyu bilgilendirme amacı bulunmayan bu açıklamaların, davacıyı kötüleme amacı güttüğü ve bu sebeple haksız rekabet teşkil edebileceği.." yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Bilirkişi raporunun ayrı ayrı taraflara tebligat çıkartıldığı, davalılar vekilinin rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesini dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, davacı şirket hakkında online haber sitelerinde gerçek dışı yayın yapılıp yapılmadığı kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, ticari itibari sarsan haber içeriklerinin olup olmadığı, maddi ve manevi şartlarının oluşup oluşmadığı varsa ne miktarda olduğu, husumetin davalılara yöneltip yöneltilemeyeceği, mahkememizin görevli olup olmadığı, noktalarında toplandığı anlaşıldı.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, ...ın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “... Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir.
İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir.
Davacı iddiası incelendiğinde, davalı tarafın yukarıda açıklanan sebepler ışığında, davacı tarafın kişilik haklarını zedeleyici açıklamalar yapmadığı, basın yolu ile saldırıda bulunularak itibar zedelenmesinin gerçekleşmediği, zira davalı taraf yayınları incelendiğinde haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, zira dosya kapsamına alanında uzman kişilerden oluşan heyet vasıtasıyla alınan denetime elverişli bilirkişi raporu da bu doğrultuda mütalaa edildiği, rapor ve dosya kapsamı incelendiğinde haksız rekabet koşulları dar ve geniş yorumlandığı takdirde de herhangi bir çelişki bulunmadığı hususu ile davalının yayınları bahsedilen Anayasa maddeleri ve AİHM kararları doğrultusunda gazetecilik ve basın görevleri kapsamında olduğu kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak ... Dava Şartı Dosya Numarası 2020/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.360.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 04/08/2020 tarihli Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine ara buluculuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.297,23.-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalılar ... ... ve ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.360,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!