WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/97 Esas
KARAR NO : 2024/420
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 13/02/2024
KARAR TARİHİ : 06/06/2024

DAVA:Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, Müvekkili Bankanın ... ... Şubesi ile .. A.Ş. arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan firmaya kredi kullandırıldığını, borçlu firmanın kredi borcunu ödemediğini bunun üzerine firmaya kullandırılan kredinin teminatını teşkil eden taşınmaz hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. (Eski Esas 2014/... E.) Sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı firmanın ...'ne ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, davalı şirket hakkında ... Odası kayıtları incelendiğinde ise şirketin 12.08.2013 tarih, 8381 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilan ile terkin edildiğinin tespit edildiğini, re'sen terkin kapsamında ticaret sicilinden kaydı silinen davalı şirketin müvekkili bankaya borçlu olduğunu, ödenmeyen kredileri bulunduğunu, davalı şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmekte olduğunu, . Yargıtay'ın yerleşik görüşünün de tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile sona ermeyeceğini, tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, firma ticaret sicilinden silinse bile, alacaklı sıfatıyla genel mahkemelerde ihya davası açılmasının ve mahkeme kararına istinaden firmanın sicil kaydının canlandırılmasının mümkün olabileceği görüşünde olduğunu, belirterek, alacaklı konumda bulunan müvekkili bankanın davalı şirketin ihya edilmesinde hukuki yararının olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin ihya edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanmasına gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, re’sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, iddia ve talebin, .... İcra Dairesi nezdindeki takibin (Dosya No: 2024/... Esas (Eski Esası 2014/... Esas )) sonuçlandırılmasına, taraf teşkilinin sağlanmasına dayandığını, İşbu nedenle, müvekkili Müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığını belirterek davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde dava konusu şirketin, anılan icra dosyası kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili davalı ... ... ...'e usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLER VE GEREKÇE: Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
İlgili şirketin sicil kaydı alınıp incelendiğinde; ...nce 31/07/2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği görülmüştür.
Taraf teşkilinin sağlanması için ihyası istenen şirketin tarafı olduğu .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas (Eski Esası 2014/... ) sayılı dosyasının uyaptan Mahkememize gönderildiği görüldü.
İhyası istenen şirketin ihya edildiğinde en son yöneticisinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğinden davacı vekiline ihyası istenen şirketin yöneticisi ... ... ...'i şirketin ihyasına karar verilmesi halinde tasfiye memuru olarak atanması durumu nedeniyle davaya dahil etmek üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili tarafından ... ... ...'in davaya dahil edildiği, ... ... ...'e dava dilekçesi, dahili dava dilekçesi ile birlikte duruşma gününün tebliğ edildiği görüldü.
TTK nın geçici 7. maddesine göre bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır denilerek ilgili durumlar aynı maddenin a - e bentleri arasında sayılmıştır.Aynı maddenin 2. Fıkrasına göre davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanamaz denilmektedir. Aynı maddenin 15. Bendinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak
silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
TTK geçici 7. Maddenin 4a ve 4b bentlerinde " (4) Ticaret sicili müdürlüklerince;a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır." denilmektedir.
TTK geçici 7. Maddesinin 15 nolu bendinde " Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." denilmektedir.
İhyası istenen şirketin 31/07/2013 tarihinde resen terkinine karar verilmiş olup dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği görülmüştür.
... Hukuk dairesine ait 2021/... Esas 2021/... Karar nolu ilam incelendiğinde, "..........Mahkemece, adına kayıtlı araç bulunan şirketin terkin tarihinden itibaren beş yıllık yasal sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle reddine karar verilmiştir. TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrasının son cümlesinde, ticaret sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak, silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde ise bu maddeye göre tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda, şirketin 31/07/2013 tarihinde sicil kaydının resen silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin, ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren beş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. Maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir. Somut olayda gerek TTK'da gerekse başka mevzuatta düzenleme bulunmadığı gibi konuya ilişkin bir örf ve adet bulunmamaktadır. Hukuki bir sorun hakkında,
hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanan bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmamış olması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediği anlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1.maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuş, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu nedenle kaldırılarak yeniden hüküm verilmesi gerekmiştir. Şirketin, adına kayıtlı aracın satış ve bedelinin paylaştırılması istemiyle sınırlı olarak ihyasına karar verilmiş, ancak şirket tasfiyesiz terkin olduğundan, tasfiye memuru atanmamıştır. Şirket, terkin öncesi temsil durumuna göre temsil edilecektir " denilmiştir.
Terkin tarihinden itibaren dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmiş ise de bir önceki paragrafta yazılı istinaf ilamında da belirtildiği üzere, 5 yıllık süre geçmiş olsa da davaya ek tasfiye hükümlerine göre bakılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bir önceki paragrafta yazılı istinaf ilamında, tasfiye memuru atanmaksızın şirketin terkin öncesi temsil durumuna göre temsil edileceği ile ilgili açıklama yapılmış ise de bu hususun ayrıntılı olarak değerlendirildiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01/03/2017 tarih 2017/11-... Esas 2021/... karar nolu ilamda da belirtildiği üzere, davaya ek tasfiye hükümlerine göre devam edileceğinden şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği kanaatine varılarak, davacının davasının kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas (Eski esası 2014/...) sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, icra dosyasının yürütülmesi ve icra dosyasının infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ile ...nde ... sicil numarası ile kayıtlı ... Aş 'nin ihyasına, Tasfiye memuru olarak ... ... ...'in atanmasına , bu aşamada henüz ... Aş'nin tüzel kişiliği bulunmadığından bu şirket hakkında açılan davanın HMK 114/d ve HMK 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle :
Davacının davasının kabulü ile, ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas (eski esas 2014/... esas ) nolu dosyasında, taraf teşkilinin sağlanması, icra dosyasının yürütülmesi ve icra dosyasının infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ile ...nde ... sicil numarası ile kayıtlı ... Aş 'nin ihyasına,
İhya edilen şirkete tasfiye memuru olarak şirketin en son yetkilisi ... ... ...'in atanmasına,
2-Bu aşamada henüz ... Aş'nin tüzel kişiliği bulunmadığından bu şirket hakkında açılan davanın HMK 114/d ve HMK 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
Karar kesinleştiğinde davacı tarafın yazılı talep etmesi halinde masrafları davacı tarafa ait olmak üzere kararın tescil ve ilanı ...ne yazı yazılmasına,
3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalılardan ... yasal hasım konumunda olduğundan davacı lehine bu davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan 916,00 TL ilk masraf, 402,00 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 1.318,00 TL yargılama giderinin davalı tasfiye memurundan alınarak davacıya verilmesine,
6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
7-Bu dava sebebiyle alınması gerekli olan 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı , kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/06/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır