T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/81 Esas
KARAR NO :2024/98
DAVA:Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ:05/02/2024
KARAR TARİHİ:12/02/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin 25.11.2010 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı poliçe ile tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırdığını, müvekkilinin sigorta poliçesinin geçerli olduğu 10.01.2011 tarihinde ...'de bulunan ... Ltd.Şti.'ne ait ... Hastanesi'nde ameliyat ettiği ... isimli bir hasta, ameliyat bölgesinde gazlı bez unutulduğu ve bu sebeple sağlığının bozulduğu, defalarca ameliyat olduğu ve zarar gördüğünden bahisle, hem ameliyat olan ... ve hem de eşi ... tarafından müvekkili ve ... Ltd. Şti. aleyhine ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden maddi-manevi tazminat talepli dava açıldığını, ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... sayılı ilamı ve bu ilama dayalı olarak ... adlı şahıs tarafından başlatılan ... ...Müdürlüğü'nün ... E. (Yeni 2021/... E.) sayılı icra takibi gereğince, müvekkilinin rücu ilişkisi gereği ... Ltd.Şti.'ne rücuen ödemek durumunda kaldığı toplam 67.100,00 TL tutarın, müvekkilinin ... numaralı poliçe ile sigortalı olduğu tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında müvekkiline ödemekle yükümlü olan davalıdan 02.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan sigorta sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı sigortalının dava dışı 3. Kişiye ödemiş olduğu tazminatın davalı sigortacıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi içeriğinde doktor olan davacının 25.11.2010 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı poliçe ile tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmış olduğu, poliçe dönemi içerisinde 10.01.2011 tarihinde ...'de bulunan ... Ltd.Şti.'ne ait ... Hastanesi'nde ameliyat ettiği ... isimli bir hasta, ameliyat bölgesinde gazlı bez unutulduğu ve bu sebeple sağlığının bozulduğu, defalarca ameliyat olduğu ve zarar gördüğünden bahisle, hem ameliyat olan ... ve hem de eşi ... tarafından her ikisi birden müvekkil ... ve ... Ltd. Şti. aleyhine ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden maddi-manevi tazminat talepli dava açmış olduğu, yapılan yargılama sonucunda ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... sayılı ilamı ile hükmedilmiş olan tazminat miktarlarının ... ...Müdürlüğü'nün ... E. (Yeni 2021/... E.) sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu, davacının borçtan sorumlu olduğu toplam 67.100,00 TL tutarı ilamda diğer davalı olarak yer alan ... Ltd.Şti. ile arasındaki müşterek ve müteselsil borçluluğa dayalı rücu ilişkisi gereği ... Ltd.Şti.'nin banka hesabına ödediğini, söz konusu bu bedeli davalı ile aralarındaki poliçe ilişkisi kapsamında davalıdan tahsilini talep ederek işbu davayı açmış olduğu görülmüştür.
Dosya üzerinden doktor olan davacının SGK kaydının bulunmadığı, dava tarihi itibari ile davacının kendisi adına bir vergi kaydının bulunduğu görülmekle vergi dairesine yazılan müzekkereye "... Dairemiz *** vergi kimlik (T.C. ***) numarasında kayıtlı ...'a ait bilgisayar kayıtları tetkikinde; ödevlinin 01/09/2021 tarihinden itibaren ... ... Sok. No:5/8 .../İstanbul adresinde "özel muayenehanelerde sağlanan uzman hekimlik ile ilgili yatılı olmayan uygulama faaliyetleri" nedeni ile Serbest Meslek Kazancı yönünden mükellefiyet kaydının devam ettiği anlaşılmış olup," şeklinde cevap verilmiş olduğu, Ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben davacının herhangi bir tacir kaydının bulunmadığının mahkememize bildirilmiş olması karşısında öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı husususun irdelenmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK'nin 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
"5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nin 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2019 tarih 2019/... Esas 2019/... Karar sayılı ilamı).
28/11/2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
Somut olay nezdinde bakıldığında davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişki akde dayalı olması sebebiyle inceleme yapıldığında davacının doktorluk mesleğini icra ettiği, davalı ile olan sözleşmesel ilişkisinde tüketici olarak tanımlanamayacağı, nitekim davacının tacir vasfının bulunmadığı, ticari defter niteliğinde olmayan Gelir Vergisi Kanununun 65. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen "serbest meslek kazanç defteri"nde defter tutması hususları bir bütün olarak incelendiğinde davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (Tensip zaptının tebliği ile ihtar edildi)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!