T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/2 Esas
KARAR NO : 2024/347
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/01/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen 09/08/2023 düzenlenme tarihli 111.736,01 TL tutarıl ... nolu faturaya konu borcun davalı tarafça dava tarihine kadar ödenmediğini, bugüne kadarda herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu yüzden 18/10/2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 31/10/2023 tarihinde davalı tarafça borca kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu yüzden takibin durduğunu, davalı tarafın ana borcu ile işlemiş faiz toplamı113.664,60 TL alacaklarının bulunduğunu, ticari ilişki çerçevesince motorin alıp, alınan ürün taraflara teslim edilmesine rağmen fatura bedelinin ödenmediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmaya varılamadığını belirterek, davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde açıldığını, müvekkilinin adresinin İzmir olduğunu, itirazın iptali davasının da İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının müvekkiline kestiği faturaya konu mal müvekkilinin adına kayıtlı bir teknesi olmaması sebebiyle müvekkiline teslim edilmediğini, söz konusu faturanın bu yüzden muhasebe kayıtlarına işlenmediğini, ortada taraflar arasında kurulmuş yazılı bir sözleşmede bulunmadığı gibi yetki sözleşmesinin de bulunmadığını, düzenlenen faturanın tek taraflı olduğunu, müvekkili adına böyle kayıtlı bir tekne bulunmadığı gibi böyle bir mazotun alındığının kabulünün de mümkün olmadığını, bu yüzden müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın öncelikle icra dairesinin ve mahkememizin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesini, haksız ve kötüniyetli açılan icra takibinin iptalini, davacının dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı-alacaklının İstanbul İcra Müdürlüğü'nde başlattığı icra takibine davalı tarafça davalı şirketin merkezinin İzmir olduğu, buna göre İzmir İcra Daire'sinin yetkili olduğu bildirilerek süresinde ve usulüne uygun şekilde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edilmiş, davacı-alacaklı bu itirazı benimsememiş ve bu davayı İstanbul Ticaret Mahkemesi'nde açmıştır.
Ödeme emri tebliği üzerine borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, icra hukuk mahkemesi tarafından önce yetki itirazı incelenip karara bağlanacaktır. Borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da genel mahkemede itirazın iptali davası açması halinde, genel mahkeme icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı icra hukuk mahkemesi yerine geçerek çözümlemelidir. Zira, genel mahkemenin de yetki itirazını incelemeye yetkili olduğunun kabulü gerekir. Esasen icra hukuk mahkemesinden daha geniş yetkili olan genel mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir neden de bulunmamaktadır. Genel mahkemenin önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karara bağlayacağı kabul edilirse, mahkeme yetkisizlik kararı verecek, yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Bu durum ise Anayasa'nın 141/son ve 6100 sayılı HMK'nın 30. maddelerinde hüküm altına alınan usul ekonomisi ilkesine de aykırı düşecektir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekmektedir.
Somut olayda, takip tarihinde yürürlükte olan ve İİK'nın 50/1. maddesi atfı ile uygulama yeri bulunan HMK'nın 10. maddesi uyarınca, sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, dava veya icra takibi sözleşmenin (borcun) yerine getirileceği (ifa edileceği) yer mahkemesinde ya da icra dairesinde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle yanların açık ya da örtülü isteğine göre belirlenir. Tersi durumda ise, sözleşmenin yerine getirileceği yer takip tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca saptanır. Öyle ki, davanın konusu, varlığı inkar edilmeyen sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir. YHGK'nın 16.02.2005 tarih ve 19-63 E., 61 K. sayılı ilamı bu yöndedir. Ne var ki, somut olayda, taraflar arasında sözleşmenin olup olmadığı tartışmalı olup, İİK'nın 50/1. maddesi atfı ile HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalı borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir. Somut olayda; davalının, akdi ilişkiyi inkar ettiği, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı bu nedenle İİK.'nun 50. ve HMK.'nun 6. maddesi gereğince davalının yerleşim yeri icra dairesi yetkili olduğundan yetkisiz icra dairesinde yapılan icra takibi nedeniyle yapılan itiraza karşı açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekmiş eve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( Emsal mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/11313 E., 2012/14074 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/2231 E., 2014/7416 K. Sayılı ilamları)
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - Davanın; yetkisiz icra dairesinde yapılan icra takibi nedeniyle HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 1.941,11 TL harçtan mahsubu ile artan 1.513,51 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya iadesine,
3- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
5- Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2024
Katip ...
(e-imza)
Hakim ...
(e-imza)
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!