T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/79 Esas
KARAR NO : 2024/385
DAVA : Alacak (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/08/2018
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/05/2015 imza tarihli 24 ay süreli davalı şirketin belirleyeceği kişi ve kuruluşların sahibi olduğu veya vekil sıfatıyla gösterdiği araçlara müvekkili şirketin sağladığı ... ya da araç takip cihazlarının temini, montajı ve abonenin talebi ile demontajı ile birlikte bu araç takip sistemlerinin müvekkili tarafından sağlanan hizmetlerinin kullanılmasına, bunun karşılığında da bir bedel ödenmesine dair sözleşme yaptıklarını, sözleşmenin nitelik itibarı ile müvekkilinin mülkiyetinde bulunan bu araç takip cihazlarının bir bedel karşılığında davalı tarafa kiralanmasını içerdiğini, bu sözleşmeden sonra hizmet verilmeye başlandığını ve davalının bildirdiği araçlara bu sistemlerin montaj edilerek kullanımlarına sunulduğunu, ancak bir süre sonra davalı şirketin sözleşme şartlarını ihlal etmeye başladığını, faturaları sözleşmede kararlaştırılan 15 gün olarak belirtilen sürede ödememeye başladığını, 2-3 aydan sonra kısmi ödemeler yapmaya başladığını, takılan cihazdan dolayı problem oluştu diyerek, sözleşmemizde bundan dolayı bildirim zorunluluğu olmasına rağmen kendilerine bildirmeyerek iade faturası kestiklerini, sözleşme süresi dolmadan önce 02/03/2017 tarihinde, .... Noterliği'nin ... yev. Sayılı ihbarnamesi ile sözleşme süresinin bitiminden sözleşmenin uzatılmayacağına, bitiş tarihinden itibaren 15 gün içinde de taraflarında kalan takip cihazlarının iade edilmesine ilişkin ihtarname keşide edildiğini, müvekkili şirketin davalıdan cari hesabında görünen 6.989 TL alacağı olduğunu, ancak iade edilen faturalar, cari hesaba işleyen alacaklar, cihazların sözleşmede belirlenen kullanım bedelleri, cihazlar için ödenen ve hizmetin devam etmesi için yapılan ödemelerden dolayı davalı şirketten alacakları, iade alınamayan 271 adet cihazın bedelinin tahsili için bu davayı açtıkları, 6.989 TL cari hesap alacaklarının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kiralamalardan dolayı oluşan 15.000 TL alacaklarının davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline ve bakiye alacaklarının tespiti ile davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline, cihazlar için yapılan ödemeler için 5.000 TL alacaklarının davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline, teslim edilmeyen cihazların kiraya verilmemesinden dolayı kazanç kaybı oluştuğundan bu kayba ilişkin alacaklarının ve cihaz bedelleri için noter ihtarnamesi tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bakiye alacaklarının tespitine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, açılan davanın tamamen haksız olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin kira sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu sözleşmenin kanunun tanımladığı değişik akit tiplerini kapsadığından karma sözleşme olarak tanımlanmakta olduğunu, davaya konu sözleşme karma bir hizmet, abonelik ve satış sözleşmesi olduğunu, bu nedenle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davada görevli olduğunu, Davacı tarafından müvekkil şirketten herhangi bir alacak talebinde bulunulabileceğinin hiçbir kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, HMK hükümleri uyarınca kısmi davanın hangi şartların mevcut bulunması halinde ikame edilebileceği açıkça düzenlendiğini, davacı tarafından ikame edilen haksız ve mesnetsiz dava çerçevesinde hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla uğranıldığı iddia edilen zarar miktarının davacı tarafın kendi beyanları ile de sabit olduğu üzere belirli miktarda olduğu, dolayısıyla işbu davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, HMK 114/1-h maddesine göre hukuki yararın dava şartı olduğu, bunun yanında davacının talep sonucunu dava dilekçesinde HMK’nın 119/1-ğ maddesine göre açıkça bildirmek başka ifade ile taleplerini somutlaştırmak zorunda olduğu, bu zorunluluğu yerine getirmeyen davacının dava açmakta hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği sabit olmakla, HMK 115. maddesi çerçevesinde işbu haksız ve mesnetsiz davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi iktiza etmekte olduğunu, davacı, dava dilekçesinde maddi tazminat istemine ilişkin net rakamlar vermiş 6.989 TL cari hesap alacağı, hizmetlere ve kiralamalara ilişkin 15.000 TL, cihazlara ilişkin sağlanan hizmetler ve bu cihazlar için yapılan ödemeler için 5.000 TL, kazanç kaybı için 5.000 TL, teslim edilmeyen 271 adet cihaz bedeli için 2.000 USD talep ettiğini, HMK md. 109 hükmü uyarınca, davanın açıldığı tarihte karşı tarafın talep konusunun miktarının ne olduğu kendisi tarafından biliniyor olmakla kısmî dava ve belirsiz alacak davası açılması mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; sözleşmenin feshedildiğini, fesih tarihinden itibaren geçerli bir sözleşme bulunmamakta olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf iddialarını ispatla mükellef olmasına rağmen hiçbir şekilde iddialarını ispatlayacak herhangi bir delil sunamamış olduğunu ve iddialarını ispatlayamamış olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, zamanaşımı süresi dolduğu için işbu davanın zamanaşımından reddine, huzurdaki dava görevsiz mahkemede açılmış olup Mahkemenizin görevsizliği nedeni ile görev yönünden davanın reddine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, işbu haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın her hâlükârda külliyen reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsiline ilişkindir
Somut olay bakımından yapılan kontrolde davacı vekili tarafından davadan feragat edildiğine dair 03/0/2024 havale tarihinde beyan dilekçesinin sunulmuş olduğu, beyan dilekçesinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş olduğu, davalı vekili tarafından 03/05/2024 havale tarihli dilekçesinde davacı feragat talebini kabul ettiklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
" şeklindeki düzenlemesi ile 6100 Sayılı HMK'nın Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312. Maddesinin "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." şeklindeki düzenlemeleri bir bütün olarak olarak değerlendirilmek suretiyle davacının davasından feragat etmiş olduğunu beyan etmiş olması sebebiyle işbu beyan ile bağlı kalınarak hesaplama yapılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1- Davacının davasının feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu m.22 hükmü uyarınca alınması gereken 285,06 TL karar harcının dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 781,70-TL'den mahsubu ile bakiye artan 496,64 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine,
5--Tarafların vekalet ücreti talepleri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!