T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/384 Esas
KARAR NO : 2024/71
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 30/01/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalıların kullanımında olan tesisatta müvekkili şirket görevlileri tarafından 02/12/2022 tarihinde yapılan kontrollerde davalının sözleşmesiz sayaçtan enerji kullandığının tespit edilmesi üzerine tespit tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği ... tarihli, ...seri numaralı kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, söz konusu tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 12/12/2022 son ödeme tarihli, 1218,47 kwh karşılığı 8.136,25-TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası düzenlendiğini, davalılar tarafından süresinde ödeme yapılmaması üzerine 8.472,28-TL tutarında ödenmediğinden kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek tahsili amacıyla ... 2. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip başlatıldığını, davalılar tarafından icra takibine itiraz edilerek takibin durduğunu beyanla icra takiplerine yapılan itirazın iptalini, davalılar aleyhine yüzde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalılar tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca işbu davalıların dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketim tutanağından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı kurum yetkilileri tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan 02.12.2022 Tarihli ... Seri numaralı kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak düzenlenen 8.136,25 TL bedelli fatura borcunun ödenmemesi sebebi ile davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 8.136,25 TL kaçak elektrik bedeli, 284,77 TL gecikmiş gün faizi, 51,26 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 8.472,28 TL üzerinden icra takibine girişmiş olduğu, davalının itirazı üzerine takibin durması sebebi ile işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması sebebiyle mahkememizce bu husus öncelikli olarak incelenmiş olup; İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Birden fazla davalının bulunması halinde takip yahut dava davalılardan birisinin yerleşim yeri adresinde başlatılabilir. Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Bu sebeple kanunda yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı ve birden fazla yetkili mahkemenin kabul edilmiş olması halinde, yetkili mahkemenin belirlenmesinde seçim hakkı davacıya ait olup, davacı kanunda öngörülen yetkili mahkemelerin birisinde davasını açabilir.
Dosya kapsamında davalı borçlular tarafından ... 2. İcra Müdürlüğüne hitaben sunulan borca itiraz dilekçesinde yetkili icra dairelerinin ... İcra daireleri olduğunu beyan etmeleri üzerine yapılan incelemede davalı şirketin adresinin ... olduğu, davalı ...'nın yerleşim yeri adresinin ise ... olduğu, bu kapsamda Avcılar ve Başakşehir adreslerinin ... Adliyesinin yargı çevresi içerisinde olduğu, davacının TBK m.89 hükmü uyarınca adresinin bulunduğu ... İcra Dairelerinde yahut davalıların adresinin bulunduğu Küçükçekmece icra dairelerinde takip başlatma seçeneğine sahip olduğu, ancak davacının takip başlattığı icra dairesinin yetkili olmadığı bu halde seçim hakkının davalılara geçtiği ancak davalıların da yetkili icra dairesi olarak Küçükçekmece icra dairelerini bildirmeleri gerekirken yetkisiz olan bir icra dairesini bildirmiş olmaları sebebiyle gelinen aşama itibari ile Bakırköy İcra Dairesinin yetkili hale geldiği görülmekle davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının reddine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Davacı tarafından sunulan deliller, davacı kuruma ve dava dışı ...'a yazılan müzekkere cevapları bir bütün olarak değerlendirilmek sureti ile rapor tanzimi için dosyanın kaçak elektrik tüketimi alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle;
Söz konusu tüketimin,... maddesinin 1. fıkrası a bendi uyarınca perakende satış sözleşmesi olmaksızın kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak değerlendirilmesi gerektiği ,
İlgili tahakkukun 07.10.2022-02.12.2022 tarihleri arası 85.954,470 kWh ila 84.736 kWh işaret farkı olan 1.218,470 kWh için yapıldığı,
1.218,470 kWh'lık kaçak tüketim tahakkuk bedeli; 7.965,99 TL olarak, işbu bedele işleyen gecikme zammı faturanın son ödeme tarihi 12.12.2022 ila takip tarihi olan 24.01.2023 arasındaki 43 gün için (KDV dahil) 285,45 TL olarak hesaplanmıştır.
Davalı yanın davacı kuruma ödemesi gereken toplam bedelin tüketim ve takip tarihine kadar gecikme zammı dahil 8.251,44 TL olarak tespit edildiği,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde diğer davalı ...'nın şirketin münferiden yetkili ortağı olduğu, şirket ortağı olması sebebiyle davalıya da husumet yöneltildiği görülmekle öncelikle şirket yetkilisine husumet yöneltilip yöneltilemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. Bu kapsamda her ne kadar kural olarak sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde borçlardan şirket malvarlığı ile sorumluluk ilkesi esas ve bu kapsamda şirket ortakları TTK m. 553/1 hükmünün " Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." şeklindeki düzenlemesi bulunmakta ise de emsal nitelikte olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2019/629 Esas, 2021/487 Karar Sayılı, 23/02/2021 Tarihli ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/5476 Esas, 2013/8924 Karar Sayılı ilamında da açıklandığı üzere "... 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50.maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51.maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur." şeklindeki gerekçesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/7-1 Esas, 2015/798 Karar Sayılı, 28.01.2015 tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalı...'ya husumet yöneltilebileceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının davalılardan ... Tarihli...Seri numaralı kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak tutanağın düzenlendiği tarihteki Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Ve devamı maddeleri uyarınca somut olayda kaçak elektrik tüketim gerçekleştirmiş olduğunun kabulü ile kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak 7.965,99 TL asıl alacak, 241,91 TL gecikme zammı, 43,54 TL gecikme zammının KDV'si olmak üzere toplam 8.251,44 TL talepte bulunabileceği kanaatine varılarak bu tutar üzerinden davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda dava konusu alacak miktarı haksız fiile ilişkin olup alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
1-Davalıların ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 7.965,99 TL asıl alacak - kaçak elektrik bedeli, 241,91 TL gecikme zammı, 43,54 TL gecikme zammının KDV'si olmak üzere toplam 8.251,44 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,
3-Alınması gerekli olan 563,66-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 179,90-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 383,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 205,50TL (başvuru harcı ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 725,75-TL, bilirkişi ücreti: 2.250,00TL olmak üzere toplam: 3.181,25-TL yargılama giderinin %97 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 3.085,82-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına,
6-Davacı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 8.251,44-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00TL'nin %97 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 3.104,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 96,00TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 30/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!