WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/875 Esas
KARAR NO : 2024/405
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... plakalı araçlar ile 14/03/2020-07/06/2020 tarihleri arasında ücret ödemeksizin, müvekkilinin işletme hakkına sahip olduğu köprü ve otoyollardan ihlalli geçişler gerçekleştirdiğini, alacaklarının tahsili için .... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyası ile takip başlattıklarını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket tarafından icra takibe kısmi itiraz edildiğini, takibin tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, borca ilişkin 198,00-TL'nin kabul edilerek dosyaya yatırıldığını, İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 maddesi uyarınca, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmesi gerektiğini, müvekkil şirket'in ihtilafa konu geçişlere dair herhangi bir borcu bulunmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi, ... plakalı taşıtlar "yarı römork" olmasına rağmen, geçiş ücretleri hukuka aykırı olarak fazla tahsil edilmeye çalışıldığını, taleple bağlılık ilkesi uyarınca, takip talebinde belirtilen faiz oranını aşan bir faiz oranı talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, takipte belirtilen geçiş ücreti KDV dahil fiyat olup; işbu tutar üzerinden ek KDV talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu, yargılama sonunda davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalının işleteni olduğu araçların davacının işlettiği otoyoldan geçiş ücretlerini ödemediği iddiasıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... plakalı araçların 14.03.2020-07.06.2020 tarihleri aralığında ücret ödenmeksizin davacının işletmesini yapmış olduğu ... ndan geçiş yaptığını, bu ücretlerin tahsili amacıyla davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasından 1.980,00 TL asıl alacak ( geçiş ücreti + para cezası), 79,73 TL işlemiş faiz, 14,35 TL KDV olmak üzere toplam 2.074,08 TL alacak istemi ile takibe girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlu tarafından geçiş ücretinin 198,00 TL'sinin kabul edildiği bildirilerek icra dosyasına ödenmiş olması sebebiyle ödeme yapılan kısım dava değerinden düşüldüğünü beyanla davalının itirazın iptali istemi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İlâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun ikametgahındaki icra dairesidir. Diğer yandan ihlalli geçişin yapıldığı para cezasına konu eylemin gerçekleştirildiği yerdeki icra dairesi de özel olarak yetkilidir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyetteki ihlalli geçiş ücretlerinin tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takiplerine yönelik açılan itirazın iptali davalarında yetkiye ilişkin uyuşmazlığa çözüm getiren Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23461 Esas, 2021/9283 Karar Sayılı, 29/11/2021 Tarihli BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİNİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI 'nda "İlamsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, uyuşmazlığın giderilmesi istemlerine konu davaların dayanağı icra takiplerinin de para alacağına ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarına konu alacak, işletmeci/hizmet sağlayıcı şirketler tarafından işletilen köprü, otoyol ve tünellerden geçiş yapan araç sahiplerinin yaptığı iddia edilen ihlalli geçişten kaynaklı para alacağıdır. Takip, davacı/alacaklının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. Alacaklı/işletici, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. (Dairenin 2021/18400 esas, 2021/5855 karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli, 2021/18402 esas, 2021/5876 karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli kararları da aynı yöndedir)" şeklindeki açıklama ile davacının yerleşim yerinde de icra takibine geçebileceği belirtilmiş olduğundan somut olayda davacı şirketin merkez adresinin yargı çevremiz içerisinde kaldığı görülmekle icra dairesinin yetkili olduğu kanaatine varılmakla dosyanın esasına girilerek yargılama yapılmıştır.
6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 30. Maddesinin "Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlâli" başlığı altında yer alan ve takip tarihi itibari ile yürürlükte olan "(5) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.)
(6) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından ücretsiz geçiş yapan araçlar, İşletici şirket tarafından bu maddenin yedinci fıkrasında öngörülen sürenin bitimini takip eden ilk iş gününde en yakın trafik kuruluşuna bildirilir.
(7) Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşi fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez." şeklindeki düzenlemesi somut olaya uygulanması gereken mevzuattır.
Yargılama esnasında davacı vekili tarafından mahkememize sunulan ihlalli geçiş görüntüleri uyarınca ihlalli geçiş yaptığı iddia edilen aracın söz konusu geçiş tarihleri itibariyle tescil bilgileri, HGS/OGS bilgileri PTT'den ve Karayolları Genel Müdürlüğünden, İş Bankasından celp edilmiş, davacı tarafından sunulan ihlalli geçiş listesi ve buna ilişkin görüntüler karşılaştırılmak sureti ile mükerrer talep olup olmadığı her bir geçiş bakımından ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle rapor tanzimi için dosya karayolları geçiş ücretleri konusunda uzman bilirkişiye tevdii edilmekle bilirkişi tarafından hazırlanan rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan 21.12.2023 tarihli raporda özetle;
Karayollarına ait tüm otoyollarda ve 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollarda 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve yönetmeliklerde belirtilen şekilde geçiş ücreti ve cezasının tahsil edildiği,
6001 sayılı kanunda geçiş yapan araçlara geçiş sırasında mesaj veya uyarı verme gibi bir mecburiyetin bulunmadığı,
Ücretli otoyolları kullanan sürücü veya firmaların geçiş sırasında geçiş ücretini ödeyecek mevcut yöntemlerden birini kullanmaları gerekmektedir. Davaya konu otoyol işletmecisinin sorumlu olduğu yol güzergahında OGS/HGS sistemleri, geçiş sırasında nakit ödeme veya geçişlerini takip eden 15 gün içinde ödeme gibi alternatiflerin mevcut olduğu, geçiş sırasında OGS/HGS etiketiniz yok veya yeterli bakiyesi mevcut değil ise bariyerlerin genellikle açılmadığı, bariyerleri geçebilmeniz için ya nakit ödeme yöntemi ya da görevli personelin size vereceği ve 15 gün içinde belirtilen bankalara ödeme yapmanız ya da OGS/HGS bakiyenizi yeterli hale getirmeniz gerektiği bilgisinden sonra bariyerlerin görevli tarafından açıldığı bir sistem kullanıldığı, bu sebeple bu aşamaları geçmeden gişelerden geçilemeyeceği,
4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edileceği,
Davacı tarafından, dava dosyasına sunulmuş olan ihlâlli geçiş listesi ile dava dosyasına sunulmuş olan ihlâlli geçiş görüntüleri bire bir kıyaslanarak tüm geçiş görüntülerinin dava dosyasına sunulduğunun tespit edildiği,
Davaya konu ... plaka sayılı araçların ücret ödenmeksizin geçişler yaptıkları iddia edilen 14.03.2020 ile 07.06.2020 tarihleri arasında davalı ... TİCARET LTD. ŞTİ. adına kayıtlı olduğu,
Davacı tarafından dava dosyasında ihlâlli geçiş yaptığı bildirilen ... ve ... plaka sayılı araçların dorse oldukları,
Dorse araçları için OGS/HGS ürünü alınmayıp bu araçların geçiş ücretleri (araç sınıfı olarak çekicitdorse birlikte değerlendirilerek) çekici plakasından tahsil edildiği,
Dorseler için ayrıca bir OGS/HGS ürünü alınmayacak, bankalar/PTT tarafından dorselerin plakalarına ayrı sanal hesaplar oluşturarak Dorse plakalarının kaydının yapılması gerektiği, bu sanal hesapların Dorseli geçişlerde sistemin çekiciye ait OGS/HGS cihazını algılayamadığı durumlarda Dorsenin cezalı ücrete maruz kalmaması için gerekli olduğu, çekicilere bağlı olarak çalışan tüm dorse plakalarının sistemde kayıtlı olması ve sanal hesap açılmasının zorunlu olduğu,
... plaka sayılı araç için bildirilen 3 adet geçişin “ihlâlli geçiş” olduğu,
... plaka sayılı araca ait “ihlâlli” geçiş için: 1.880,62 TL geçiş ücreti + 68,40 TL İşlemiş Faiz + 12,31 TL İşlemiş Faiz KDV'si olmak üzere Genel Toplamın: 1.961,33 TL olduğu,
Yapılan tespitler sonucunda davacının alacaklı olduğu tutarın: 1.961,33 TL olarak hesap edilmiş olmakla birlikte; dava dosyasında harca esas değerin 1.876.08 TL olarak talep edilmesi nedeniyle taktirin Sayın Mahkemeye sunulduğu
Mahkememize bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı itibari ile yapılan kontrolde hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davalıya ait araçların, davacının işletmesini yapmakta olduğu ücretli otoyoldan ücret ödemeksizin yapmış olduğu geçişlerin ihlalli geçiş olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup davalı tarafça her ne kadar borca itiraz dilekçesi ile birlikte 15 günlük yasal süresi içerisinde 198,00 TL ödeme yaptıklarını beyan etmiş ise de geçiş tarihlerinin 14.03.2020, 05.05.2020 ve 07.06.2020 tarihleri olduğu, kanunda bahsedilen 15 günlük sürenin işbu geçiş tarihinden itibaren başlayacağı, herhangi bir bildirim ile başlamayacağı işbu sebeple takip tarihinden itibaren 15 günlük süreden bahsedilemeyeceği kanaatine varılmış olup dava dilekçesinde davalının yapmış olduğu 198,00 TL'lik kısmın dava değerinden düşülerek (1.980,00 - 198,00= 1.782,00 TL asıl alacak bakımından) dava açıldığını beyan etmiş olduğu görülmüş olup icra dosyasından yapılan kontrolde; icra takibinden sonra icra dosyasına borçlu tarafından 22.09.2020 tarihinde 198,00 TL ödemenin yapıldığı, 10.11.2021 tarihinde ise 3.000,00 TL ihtirazı kayıtla) ödemenin yapılmış olduğu görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarih ve 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı "... Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.
Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının eldeki işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından mahkememizce .... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak "2020/... Esas sayılı dosyalarından seçenekli olarak kapak hesabı yapılmasının istenilmesine, bu kapsamda; -Ödeme emrinde talep edilen miktarlar (1.980,00 TL asıl alacak ( geçiş ücreti + para cezası), 79,73 TL işlemiş faiz, 14,35 TL KDV olmak üzere toplam 2.074,08 TL alacak) bakımından 10.11.2021 tarihi itibari ile kapak hesaplarının yapılarak davalıdan tahsil edilmiş olan tüm bedeller bakımından mahsup yapıldığında 10.11.2021 tarihi itibari ile davacının davalıdan bakiye alacağının kalıp kalmadığının hesaplanarak mahkememize bilgi verilmesinin, ilgili hesap raporlarının bir suretinin mahkememize gönderilmesinin istenilmesine, -Takibe 1.880,62 TL asıl alacak + 68,40 TL İşlemiş Faiz + 12,31 TL İşlemiş Faiz KDV'si olmak üzere toplam 1.961,33 TL üzerinden takibe girişilmiş olsa idi bu miktar bakımından 10.11.2021 tarihi itibari ile kapak hesaplarının yapılarak davalıdan tahsil edilmiş olan tüm bedeller bakımından mahsup yapıldığında 10.11.2021 tarihi itibari ile davacının davalıdan bakiye alacağının kalıp kalmadığının hesaplanarak mahkememize bilgi verilmesinin, ilgili hesap raporlarının bir suretinin mahkememize gönderilmesinin istenilmesine," karar verilmiş olup bilirkişi raporu uyarınca davacının davalıdan 1.880,62 TL asıl alacak + 68,40 TL İşlemiş Faiz + 12,31 TL İşlemiş Faiz KDV'si olmak üzere toplam 1.961,33 TL alacaklı olduğu kabul edilmiş olup bu kapsamda icra dairesince yapılan kapak hesabında 10.11.2021 tarihi itibari ile davacının toplam alacağının 3.125,00 TL olduğu, davalının yapmış olduğu 3.000,00 TL'lik ödeme düşüldüğünde bakiye 125,00 TL ödemenin kaldığı bildirilmiş ise de söz konusu kapak hesabında davalının yapmış olduğu 198,00 TL'lik ödemenin düşülmemiş olduğu anlaşıldığından bu ödeme de mahsup edildiğinde davacının bakiye bir alacağının kalmadığı, bu sebeple davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalının kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının, davalının icra takibinden sonra işbu davdan önce yapılmış olan ödemeler sebebiyle usulden - hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olduğu, işbu hali ile davacının icra takibinde haklı olması nedeni ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının (.... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasından davalı borçludan 1.880,62 TL asıl alacak + 68,40 TL İşlemiş Faiz + 12,31 TL İşlemiş Faiz KDV'si olmak üzere toplam 1.961,33 TL alacaklı olduğunun tespiti ile icra takibinden sonra davadan önce yapılan ödemeler akabinde) davasının HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.876,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.