WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/639 Esas
KARAR NO : 2024/112

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 14/09/2022
KARAR TARİHİ : 15/02/2024

DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, Estonya merkezli müvekkili şirket erkan.com ...'nün faaliyet alanının tıbbi malzemelerin uluslararası ticareti ve tedariki olduğunu, esas ortağının Türk bir iş insanı olması sebebiyle müvekkili Şirketin Türkiye'de bu sektörde faaliyet gösteren pek çok şirket ile çalıştığını ve Türkiye'de üretilen ürünlerin özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok dış pazarda tanıtılmasına ve ihracatına önemli katkı sağladığını, bu kapsamda müvekkili Şirketin, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı ... şirketi ile uzunca bir süre birlikte çalıştığını, yerleşik hale gelen iş ilişkisine göre müvekkilinin, davalı tarafın pazarladığı sağlık ürünleri için yurtdışında alıcı bulduğunu, nihai ticari alıcı ile davalı taraf arasında uluslararası satış sözleşmesi kurulması halinde davalı tarafın elde ettiği kar üzerinden %50 oranında komisyon aldığını ancak müvekkilinin ticari ilişkisinin gerektirdiği doğrultuda doğrudan taraflar arasında da satış ilişkisi kurulabilmekte olduğunu, bu durumda nihai alıcıya yapıları satışın müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, (Bu durumda müvekkil şirket davalıdan kârın da dahil edildiği fatura karşılığı ürün almaktadır ve komisyon ilişkisi bu hallerde uygulanmamaktadır) her halükârda, dava dışı yabancı şirketlerden gelen sipariş doğrultusunda, yine asıl alıcının talep ettiği cinste ve miktarda tıbbi malzeme, davalı tarafın ürettiği ve/veya başka üreticilerden tedarik edilip asıl alıcıya teslimine kadar davalı yanın organize ettiği nakliye sürecini kapsayan ticari faaliyetten elde edilen kardan hem müvekkili hem de davalı taraf karşılıklı kazanç elde ettiğini, karın paylaşımına dayanan bu ticari ilişki doğrultusunda taraflarca bir cari hesap listesi ile karşılıklı borç ve alacakların listelendiğini, huzurdaki davaya konu olan ve ifa edilmeyen ticari teslimata kadar müvekkilinin bu komisyon alacağının 12.121,50 Euro'yu bulduğunu, ancak bu satışta ödemeyi müvekkili yaptığından toplam fatura tutarından davalı tarafın indirim yapması neticesinde komisyon alacağının mahsubunun kararlaştırıldığını ve davalı taraf bu durumu gösteren cari hesap listesini müvekkile ilettiğini, (Ek 1; taraflar arasında süre gelen komisyona dayalı üçlü ticari ilişkiyi gösteren, bizzat davalı tarafın elinden sadır olan ve müvekkile 09.03.2021 tarihinde iletilen “...LİSTE” isimli cari hesap tablosu) taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından dava dışı Finlandiya merkezli “...” şirketinin 414.726 parça FFP2 yüz maskesi alımı yapacağının müvekkili tarafından davalıya bildirildiğini, davalı tarafın, bu siparişi karşılayabileceğini belirtmesi üzerine, belirtilen maskelerin tedariki için müvekkili Şirket ile davalı taraf arasındaki ticari satış sözleşmesi kurulduğunu, bu doğrultuda davalıdan alınacak ürünleri önce davalı tarafından Estonya'da bulunan müvekkiline teslim edileceğini, akabinde aynı ürünleri bu kez müvekkili tarafından kendi kârı eklenerek fatura edilmek suretiyle Finlandiya'daki alıcıya satılacağını, kurulan bu ticari ilişkiye göre Müvekkilinin 09.03.2021 ve 10.03.2021 tarihlerinde düzenlenen iki ayrı proforma faturasına istinaden davalı tarafa toplamda 70.819,00 Euro ödeme yaptığını, yapılan ödemeye istinaden davalı tarafça 15.03.2021 tarihinde ... no'lu fatura düzenlendiğini ve uluslararası ticarete ilişkin gümrük beyannamesi ile çeki listesi oluşturulduğunu, davalı taraf yine önceki siparişlerde olduğu gibi doğrudan asıl alıcının siparişi üzerine hareket etmiş olup ürünlerin nakliyesi için gereken ödemenin ... şirketi tarafından yapıldığını ve nakliye faturası da davalı tarafından doğrudan nihai alıcıya fatura edildiğini, nakliye faturasının...Oy firmasına düzenlenmesinden de anlaşılacağı üzere davalı taraf, üçlü ticari ilişkiden haberdar olduğunu tarafı olduğunu, yukarıda belirtilen uluslararası ticari satışa konu ürünler için davalı taraf nakliye ve teslim için tüm organizasyonu tek başına yürüttüğünü, bu kapsamda ...Projeli Taşımacılık Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. İle taşımacılık sözleşmesinin davalı ...tarafından yapıldığını, nakliye firmasından kaynaklı başlangıçta yaşanılan gecikme ile bizzat davalı ilgilendiğni, ürünleri nakliye firmasına tır dışında teslim edilmediğini, bizzat davalı tarafından yükleme gerçekleştirildiğini, sevkiyat gümrükten geçtikten sonra davalı tarafça takibi yapıldığını, gecikmeli dahi olsa söz konusu malları, Türkiye'den müvekkili şirketin mukim yeri olan Estonya'ya gitmek üzere yola çıktığını ancak varış tarihi olan 26.03.2021'de ... Vergi ve Gümrük Kurulu tarafından “... gümrük kurallarına ve AB mevzuatına aykırı olması” nedeniyle ülkeye girişi engellendiğini, 26.03.2021 tarihli, ...Cumhuriyeti Vergi ve Gümrük Kurulu tarafından mevzuattaki şartlara uygunluğunu kontrol etmek amacıyla, 768 karton kutu / 414.720 adet tek kullanımlık dokusuz kumaş yüz maskeleri ürününün daha fazla resmileştirilmesi askıya alındığını, malları incetenmek üzere Kesk-Söjamae 10a, Tallin adresindeki sorumlu depoya bırakıldığını, buna göre düzenlenen Muayene Raporu'nda “Ürünün Avrupa Birliği mevzuatının gerekliliklerine uygun olmadığına dair” nedenlerin bulunduğu açıkça belirtildiğini, ürünün yabancı gümrük kurallarını karşılamadığına dair detaylı gerekçede ise ürünlerin gereksinimleri karşılamadığını, ürün fotoğrafları ile tip inceleme sertifikası ve destekleyici belgelerindeki fotoğraflar iki farklı maskeyi gösterdiği, maskelerin işaretlemesinin onaylanmış kuruluşa sunulandan farklı olduğu (model no, uygunluk işareti, yazı tipi vs.), tutulan maskelerin uygunluk değerlendirme prosedürleründen geçenlerle aynı olmadığı, maskelerin genel sağlık ve güvenlik gerekliliklerine uygunluğunun bilinmediğinin belirtildiğini, bu durum ...Gümrüğü tarafından Avrupa Komisyonu'nun ilgili birimine de bildirildiğini ve “Güvenlik Kapısı Uyarıları” bilgi sisteminde ilan edildiğini, durumun öğrenilmesinin akabinde, ilk önce bir yanlışlık olduğu düşünülerek ... Gümrüğü'ne malların uygunluğunu gösteren belgelerin temin edilmesiyle sorununun üstesinden gelineceğinin düşünüldüğünü, davalı satıcı ile yapılan görüşme neticesinde, gümrüğe bildirilen üretici firma olan ...Tekstil Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'den bilgilendirici yazı alınarak gümrüğe sunulmasına karar verildiğini, davalı tarafından bizzat temin edilen ...Tekstil'in 30.03.2021 tarihli yazısında özetle, sorunun fabrikada farklı makine ve yazıcılar kullanmasından kaynaklanabileceğini, bu durumun herhangi bir sağlık veya güvenlik sorunu teşkil etmediğini, tüm ürünlerin ...sertifikalı olduğunu ve AB ülkelerine ihraç edildiğinin belirtildiğini, ancak anılan yazıda kaç birimlik ürünün ...Tekstil tarafından üretildiği belirtilmediğini, müvekkilinin, davalı tarafın tedarikçisinin gereken miktarda ürünleri yetiştitrememesi nedeniyle kendisine bilgi verilmeksizin davalının üç farklı üreticiden ürünleri tedarik ettiğini daha sonradan öğrendiğini, nitekim davalı tarafça müvekkiline ve gümrüğe yalnızca bir üretici için sertifika bildirildiğini, diğer üreticilere ait bilgi ve belge temin edilmediğini, Estonya Gümrüğü tarafından da bu durumla aynı doğrultuda malların işlevine dair değil, sertifikada belirtilen üründen farklı olduğu, belirtilen ürünlerin sertifikasının ibraz edilmediği vurgulanmıştır.) bu süreçte, malların gümrükten çıkışında, nakliyenin yolda yaşadığı problemlerde ve güzergâh takibinde olduğu gibi ürünlerin gümrükte takılmasında da süreç doğrudan davalı tarafın sorumluluğunda ilerlediğini, tüm bu süreç boyunca mallar gümrükte kabul edilmediğinden hiçbir zaman müvekkilinin uhdesine geçmediğini, davalının bildirdiği tek bir üreticiden alıman yazının akabinde yapılan bu girişim de başarısız olduğunu ve Tüketiciyi Koruma ve Teknik Düzenleme Kurumu'nun maille bildirdiği cevabına göre, ürünlerin serbest dolaşımının yasaklandığını, bu durumda uygun olmayan Ürünlerle ilgili dört seçenek sunulduğunu, malların geri gönderilmesi, üçüncü tarafa satılması, imhası, destekleyici ek doküman sunulması, ... Gümrüğü tarafından tanınan seçenekler davalı tarafa iletildiğini, bizzat davalı şirketin Yönetim Kurulu üyesi ... tarafından, gümrük müşaviri ve nakliye firmasına talimat verilerek, ürünlerin geri gönderilmesi söylendiğini, davalı taraf bu şekilde ürünlerini bizzat geri çekmiş ve mahrece gönderilmesine karar verdiğini, 18.05.2022 tarihinde, (malların Türk gümrüğüne gelmesinden sonra) davalı tarafın bir diğer Yönetim Kurulu üyesi ..., müvekkilinden, geri gelen ürünlerin Türkiye Gümrüğü'nden “geri dönen ürün” olarak alınabilmesi için Türk gümrüğüne verilmek üzere bir yazı istediğini, Müvekkilinin, şirket avukatının belgeyi hazırlayacağını belirtmesi üzerine davalı şirket yetkilisi, “Türkiye gümrüğünden gerekli olarak talep edilen yazı bu, işleme devam etmek istiyorsak bunun üzerinden devam etmemiz gerekiyor. Aksi durumda süreç tıkanabilir” diyerek yine kendileri tarafından Türkiye'ye dönüşü sağlanan ürünlerin davalı şirket tarafından Türk gümrüğünden iade alınacağını ve yarım kalanı teslimatın tamamlanması için sürece devam etme iradelerinin bulunduğunu bir kez daha belirttiğini, yapılan karşılıklı görüşmelerin ardından, ürünlerin davalı tarafından gümrükten alınması sırasınrıda herhangi bir ek vergilendirme olmaması için gerekli yazı düzenlendiğini ve ilgili Gümrük Müdürlüğü'ne ibraz edilmek üzere davalı tarafa iletildiğini, nitekim Gümrük Müsteşarlığı'na bağlı ... Gümrük Müdürlüğü'nden de teyit edileceği üzere söz konusu ürünlerin alıcısı davalı ...olacak şekilde mahrece gönderildiğini ve ihraç edilen eşyanın muafiyete tabi olmadan serbest dolaşıma girişi ve yurt içinde kullanımı için davalı taraf ürünleri kabul ettiğini ve müvekkilinden talep ettiği belge ile ürünleri uhdesine aldığını, ancak daha sonrasında hem ürünler hem de ürün bedelleri davalının yedinde olmasına rağmen davalı tarafça ne yeni ürün gönderilmiş ne de parası iade edildiğini, Taraflar arasında uyuşmazlığa konu uluslararası ticari alım-satıma ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığını Ancak karşılıklı icap ve kabulün oluşması hasebiyle sözlü olarak uluslararası satış sözleşmesinin bulunduğunun sabit olduğunu, uyuşmazlığın uluslararası karakteri nedeniyle davalı tarafın teslim yükümlülüğüne değinmeden önce uygulanacak hukukun tespitinde fayda olduğunu, öncelikle taraflar arasında uygulanacak hukuka ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, bu durumda dikkate alınması gereken Milletlerarası Özel Hukuk Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin 4. Fıkrası: “ Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hülinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki facliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur.” şeklinde olduğunu, Sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukukun tespitinde karakteristik edim borçlusunun mutad meskeni / işyeri hukuku uyuşmazlığa uygulanacağını, uyuşmazlığa konu sözleşmenin satış sözleşmesi olduğunu, satış sözleşmesinin karakteristik edimi satılan eşya olduğunu, bir bedel karşılığında bir malın alıcıya teslimi ile borçlu olan tarafın somut uyuşmazlıkta davalı taraf olduğundan, davalı tarafın mutad mesken hukuku olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, Yine MÖHUK'un 40. maddesinde yapılan atıfla iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları gereğince davalı tarafın yerleşim yerine göre yetkili mahkeme TTK'nın 4. maddesi uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, uygulanacak hukukun tespitinden sonra taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre davalı tarafın edim borcumu ifa edip etmediği Türk hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, TTK'nın 23/1 maddesinde yapılan atıfla TBK'nın 207. maddesinde belirlenen “Satış Sözleşmesi” hükümleri amir olduğunu, buna göre; “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.”, taraflar arasında ayrıca yazılı bir sözleşme bulunmadığından uygulanacak genel hükme göre, “satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme” borcu davalı tarafından yerine getirilmediğini, ürünler müvekkilinin yerleşim yeri olan Estonya'nın gümrüğünden geçirilmediğinden müvekkiline tesliminin gerçekleşmediğini, dolayısıyla müvekkilinin zilyetliği elde edemediğinden davalı taraf edim borcunu yerine getiremediğini ve temetrüde düştüğünü, Yine TBK'nın 208. maddesinde yer alan “... satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, ... anına kadar satıcıya aittir.” hükmü gereğince, satılan ürünlerin zilyetliğinin hiçbir zaman müvekkiline geçmediğinden yarar ve hasar sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, davalı taraf, ürünleri...Gümrüğü'nden çekmesine rağmen ürünlerin yeniden sevk edilmesi için herhangi girişim başlatmadığını, satış sözleşmesi feshedilmemesine rağmen müvekkilinin mağduriyetini giderecek ikame ürün gönderilmediğini veya ürünlerin bedelinin müvekkiline iade edilmediğini, İlk sevkiyat tarihi taraflarca birlikte belirlendiğinden bu sevkiyatın alıcıya ulaşma tarihinde teslim borcu muaccel hale geldiğini, teslim tarihi kararlaştırılan sevkiyatın başarısız olması ile davalı satıcının temertüde düştüğünü, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bozulmaması için müvekkilinin, davalı tarafı bir süre beklemişse de davalı tarafın müvekkilinin devamlı surette oyalaması, malları gümrükten geri çekerek uhdesine almış olmasına rağmen makul süre içerisinde edimini yerine getirmemesi ve müvekkilin dava dışı nihai alıcı ...'la akdettiği sözleşmenin (Ek 15) süresinin dolması sebebiyle davalı ile akdedilen satış sözleşmesinin ifasının beklenmesinin müvekkili için artık yararsız hale geldiğini, bu kapsamda müvekkilinin TBK'nın 125. maddesinde yer alan haklatının temini için davalıya ihtarname keşide etmek zorunda kaldığını, bu ihtarname ile temerrüde düşülen ifadan vazgeçildiğinin bir kez daha belirtilerek “sözleşmenin ifası yerine borçun ifa edilmemesinden doğan 109.900,80 Euro 'luk zararın tazmin edilmesi” talep edildiğini, TBK'nın 125. maddesi kapsamında tazmin talebi için gerekli tüm şartların gerçekleştiğini, açık kanun hükmü ve hakkaniyet gereği müvekkilinin, davalı tarafın ifasını daha fazla beklemesini gerektiren bir durum bulunmadığını, dava dilekçesinin 1.3. ve 1.4. bölümlerinde belirtildiği üzere dava dışı...firmasının siparişi davalıya iletildiğini ve ürünlerin nihai alıcıya ulaşması için sevkiyat tarihlerinin davalı tarafın organizasyonuyla taraflar arasında birlikte belirlendiğini, bu nedenle TBK'nın 117/2 maddesi gereği beklenen teslim tarihi olan 26.03.2021 tarihinin geçmesi ile davalı taraf zaten temerrüde düştüğünü, bir an için aksi düşünülse dahi, borçlunun temerrüdü sonucunda müvekkilin nihai alıcı ile akdettiği sözleşmeyi ifa etme imkânı kalmadığından davalı tarafın gecikmiş ifası alacaklı müvekkili için yararsız hale geldiğini, gerek süregelen ticari âdet, gerek ...-...'nun siparişinin doğrudan davalıya iletilmesi, gerek whatsapp yazışmalarının içeriği, gerekse davalının nakliye faturasını doğrudan ...-...'ya fatura etmesinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin “...com ...” ile “...-...” firması arasındaki ticari ilişki davalı tarafça da malumdur.) davalı ile sözlü müzakere sürecinde gerekli makul süre çoktan geçtiğini, kaldı ki, davalı tarafın tutum ve davranışları nedeniyle de ifa için süre verilmesinin etkisiz olduğunu, davalı tarafça borcun ifa edilmeyeceğinin açık bir şekilde bildirilmesi ile de anlaşıldığını, her hâlükârda diğer sebepler göz ardı edilse bile davalıya daha fazla süre verilmesine gerek bulunmadığını, davalının 13.10.2021 tarihli ihtara cevap yazısındaki hukuka aykırı ve mesnetsiz bir şekilde borcu inkâr etmesiyle net bir şekilde anlaşıldığını, davalı taraf vekilinin, müvekkilince keşide edilen ihtarnameye 13.10.2021 tarihinde verdiği cevapta özetle; faraflar arasındaki 414.720 parça FFP2 maske ticareti sözleşmesinin alıcısının ... .com ...(Estonya), teslim adresinin ...-...ya) olduğu, ürünlerin...A.Ş. firmasından tedarik edildiği, anlaşmanın ... satış şekli ile yapıldığı, nakliyenin alıcı (davacı erkan.com) tarafından ayarlandığı, bu nedenle ürünün nakliye firmasına verilmesi ile müvekkillerinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, alıcının ürünleri Estonya üzerinden Finlandiya'ya teslim edilmesini tercih etmesi nedeniyle olumsuzluk yaşandığını, ürünlerin Estonya Gümrüğü tarafından incelenmesi nedeniyle kendileri tarafından üretici firmadan yazı talep edildiğini, Estonya Gümrüğü ile yaşanan sorun çözülemediği için ilgili gümrük tarafından ürünlerin mahrece iade edildiğini, iade edilen ürünlerin gümrükten ...A.Ş. tarafından alınıp ... ya teslim edildiği, her ne kadar müvekkilinin sorumluluğu nakliye firmasına teslim ile sona ermişse de ticari etik gereği sorunu çözüme kavuşturmak için çaba sarf ettiklerini, aynı kalitede ürünler ile daha önceden teslimat yapabildiklerini belirttiğini davalının ileri sürdüğü bu iddiaların hukuki gerçeği yansıtmadığını, borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, öncelikle davalı tarafın sorumluluğunun ürünlerin nakliye şirketine teslimiyle son bulduğu ve...teslimi belirlendiği şeklindeki iddiasının tamamen yanlış olduğunu, her şeyden önce, taraflar arasında uluslararası ticari teslim şekli ne olursa olsun, davalı tarafın ürünleri Estonya Gümrüğü'nden geri çekmesi, uygun koşullarda yurda sokulması için müvekkilinden evrak istemesi, ürünlerin Türkiye Gümrüğü'nde kabul edilmesinin başlı başına ürünlerin teslimat sorumluluğunun yerine getirilemediğinin ve sorumluluğun aynen devam ettiğinin kabulü anlamına geldiğini, öncelikle incoterms teslim şekilleri deniz yolu taşımacılığına ilişkin ticari âdetleri düzenlediğini, Bir takım teslim şekillerinin “karayolu” taşımacılığına da uyarlanabilmesi mümkünse de doktrinde ve uygulamadaki hakim görüşe göre... terimi sadece demiz veya içsu taşımacılığında mümkün olduğunu, zira karayolu taşımacılığında gümrük işlemi yüklemeden sonra olduğu için FOB hükümleri belirlense bile anlamsız olacağını, Incoterms teslim şekilleri ancak sözleşme ile belirleneceğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi tarafların sorumluluğunun başlangıç ve bitiş zamanının FOB teşlim şekline göre belirlendiği herhangi bir sözlü veya yazılı anlaşma da bulunmamadığını, bu durumda genel hükümler cari olacağını ve davalınım teslim sorumluluğunun “nakliyeye teslim” ile son bulmadığını, ürünlerin zilyetliğinin müvekkiline geçmesine kadar devam edeceğini, bu aşamada davalı taraf, Gümrük Beyannamesi'nde ... teslim şeklinin bildirildiğini veya teklif niteliği taşıyan proforma faturasında FOB ibaresinin yer aldığını ileri sürerek, teslim şeklinin zaten kararlaştırıldığını iddia etse dahi gümrük beyannamesinin ihracatçı firma tarafından tek taraflı olarak düzenlenen bir belge olması nedeniyle müvekkili aleyhine kullanılamayacağını, olası “proformada ...ibaresinin yer alması” iddiasını ele alındığı bu şekilde teklifin kabulünün sağlanması için bir takım şartların mevut olmasının gerektiğini, bu şartlar sağlanmadığından tek başına teslim şeklinin proformada yer almasının teklif ve kabulünün gerçekleştiği kabulünün anlamına gelmeyeceğini, ... terimi genellikle terimin ardından gelen bir liman ismiyle kullanıldığını, Örneğin “...” şeklindeki bir kullanımda satıcının malları ... Limanı'nda alıcı tarafından belirlenen gemiye teslim etmekle yükümlü olduğunu, bazı hallerde belli bir bölgedeki birkaç limandan birinde teslim şartı öngörüldüğünü, Örneğin, malların Türkiye'den gitmesi halinde “... Limanı” yazılabileceğini, alıcı bu seçimi yaptıktan sonra satıcıya seçtiği limanı bildirerek malların bu limana getirilmesini isteyeceğini, yani somut olay gibi “...-Turkey” ibaresinin bir icap olduğu bir an için kabul edilse bile, bu durumda dahi ancak alıcının ... teslim şeklini kabul ettiğini belirterek gönderici limanını bildirmesi ile kabul sağlanmış olacağını, nitekim bilindiği üzere proforma faturasının, ürün cinsi, bedel, birim, vade gibi sözleşmenin esaslı unsurları bakımından bir icap sayıldığını, ancak diğer tarafın belirleyeceği bir işleme bağlı oları sözleşmenin yan unsurlarına ilişkin ibareler için beklenen işlem tamamlanmaksızın proformaya uygun yapılan ödeme, söz konusu yan unsur için “kabul” değeri taşımayacağını, yine,
...-Turkey ibaresi ile teslim şeklinin kararlaştırılamayacağının bir diğer sebebi ise alıcının gönderici limanında ürünleri muayene etme gerekliliği nedeniyle olduğunu, bu sebeple, “Turkey(Türkiye)” gibi belirsiz bir ibare ile ... teslim şekli kararlaştırılamayacağını, Nitekim, davalının, ürün muayenesi için müvekkiline herhangi bir yer göstermediğini, bu sebeple, gönderici limanının belirsiz kalmasının ... teslim şeklinin doğasına aykırı olduğunu, müvekkilince yapılan ödemenin, teslim şekli gibi bir yan unsur için değil, ancak adet, fiyat, birim vb. esaslı unsurların kabulü niteliği taşıdığını, yazılı bir sözleşme olmayan durumlarda teslim şeklinin tespiti için taraflar arasındaki hukuki ilişkiye ve tarafların karşılıklı iradelerine bakılması gerektiğini, bu halde tüm belge ve delillerin davalının ürünlerin alıcıya teslimine kadar sorumluluğu üzerine aldığını, tarafların teslim şekli iradesinin ... şeklinde olmadığını, testimatın genel hükümler bağlamında yürütüldüğünü gösterdiğini, zira taşımacılık sözleşmesinin taşımacı firma ile davalı arasında akdedildiğini, davalının ihtara cevabında aksini iddia etmesinin açıkça gerçeğe aykırı bir beyan olduğunu, “... Taşımacılık Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.” ile nakliye sözleşmesinin davalı tarafından kurulduğunu, ürünlerin Türkiye'den çıkışından sonra da tüm sorumluluğun davalıda olacak şekilde nakliye firması ile olan tüm diyalogun davalı tarafından yürütüldüğünü, FOB teriminin yükleme limanında malların küpeşteyi aşmasıyla satıcının malları teslim etmesi anlamına geldiğini, İstifleme ve taşımanın bu durumda alıcının sorumluluğunda olduğunu Ancak taraflar arasındaki fiili durum ise tam tersi olduğunu, müvekkili şirketin sahibinin, davalı şirket yetkilileri ve bir diğer aracı şirket yetkilisinin “iş amaçlı” oluşturduğu whatsapp grubundaki görüşmelerden de davalı şirket yetkililerinin FOB kapsamını aşacak şekilde nakliyeyi üstlendikleri net bir şekilde görüldüğünü, dava dilekçesinde yazılı whatsapp yazışmalarından da anlaşıldığı üzere FOB'a göre ürünleri yalnızca nakliye yerine getirmekle sorumlu olduğunu iddia eden davalı tarafın satıcı sıfatıyla taşımacının bulunması, sözleşmenin kurulması, ücret pazarlığı, iletişim vs dahi nakliyeye dahi tüm süreci yönettiğini, taşıma sırasında araçta çıkan arıza nedeniyle 25/03/2021 tarihinde davalı tarafın kontrolünde araç değişimi yapılarak alıcı gümrüğe gönderildiğini, nitekim davalı alıcı gümrüğünde çıkan sorun nedeniyle ürünleri geri çektiğini ve Türkiye gümrüğünde ürünlerin alınmasının kolaylaştırmak için müvekkilinden yazı istediğini, bu durumun teslim şekli ve davalının sorumluluğunun FOB şeklinde olmadığını tek başına ispatladığını, davalının bu hareketi ile sorumluluğu bizzat üzerine aldığını, teslimatın başarısız olması (malların Estonya gümrüğü'nde takılması)nın doğrudan davalının kusurundan kaynaklandığını, ürünlerin Estonya gümrüğünden içeri alınmaması nedeniyle hiçbir zaman müvekkilinin uhdesine geçmediğini, bu nedenle davalının sorumluluğunun devam ettiğini, Estonya Gümrüğün'de düzenlenen Muayene Raporu'nda “Ürünün Avrupa Birliği mevzualinın gerekliliklerine uygun olmadığına dair” nedenlerin bulunduğunu, buna ilişin "Ürün gereksinimleri karşılamıyor. Yorumlar: Muayene raporuna ekli Jotoğraflar ile tip inceleme sertifikası ve destekleyici belgelerindeki fotoğraflar iki farklı maskeyi göstermektedir. Muayene raporunun dayandığı maskelerin işaretlenmesi, onaylanmış kuruluşa sunulan / onaylanmış kuruluşla mutabık kalınan işaretlemeden farklıdır (örn. Model numarası, uygunluk işareti boyutu, yazı fipi boyutu), - Tutulan maskeler, uygunluk değerlendirme prosedüründen geçen maskelerle aynı değil, maskelerin genel sağlık ve güvenlik gerekliliklerine uygunluğu bilinmiyor.” şeklinde olduğunu, davalının müvekkiline bilgi vetmeksizin birbirinden farklı ilç üreticiden ürünleri tedarik etmesi nedeniyle bu sorunların yaşandığını, davalı tarafın burada tüm Ürünlerin kullanıma uygun, ayıpsız ve kontrol edilmiş maskeler olduğunu savunsa bile, sağlık malzemelerinin ihracatında her bir ürün için ürün ne kadar güvenli üretilirse üretilsin) gerekli sertifikatarın sağlanması şart olduğunu, davalı taraf, basiretli bir tacire yakışmayacak şekilde, gümrük geçişinin, hatta insan sağlığını tehlikeye atarak, üç farklı üreticinin aynı cins ürününü tek bir üreticiden çıkmış gibi göstererem, paketleme kutularını tek üreticiden imal edilmiş gibi çoğalttığını, nitekim, Estonya Gümrüğü tarafından malların işlevi değil, kutularda yer alan ürünlerin sertifikada belirtilen üründen farklı olduğu, belirtilen ürünlerin sertifikasının ibraz edilmediği vurgulandığını, bu ifadelerin esasen ürünün kalitesinden ziyade “sertifikalarla olan uyumsuzluğu” gösterdiğini, davalı tarafın söz konusu ürünlerin bazılarını ...Teksil bazılarının da ...A.Ş'den tedarik ettiğini, gümrüğe bildirilen sertifikanın ise ...Teksitl'e ait olduğunu, davalının kusurunun ayıp sorumluluğundan farklı olduğunu çünkü ayıptan bahsedebilmek için davalının teslimatı
gerçekleştirmesi gerektiğini, ancak buruda teslimatın yapılamadığını, Estonya gümrüğü tarafından malların geri çevrildiğini, ürünlerin tekrar Türkiye geri gönderilmesi ile davalı tarafın ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini kabul ettiğini, Estonya gümrüğü tarafından tanınan seçenerklerin davalı tarafa iletildiğini, 01/04/2021 tarihinde davalı şirket yetkilisinin gümrük müşavirine nakliye firmasına talimat verilerek ürünlerin geri gönderilmesi talimatını verdiğini ve ürünlerin Türkiye'ye gönderildiğini , ürünlerin geri dönen ürün olarak alınabilmesi için Türk gümrüğüne verilmek üzere müvekkilinden yazı istediğini, hem ürünlerin hem de ürün bedellerinin davalının yerinde olmasına rağmen davalı tarafça ne yeni ürün gönderildiğini ne de parasının iade edildiğini, bu nedenle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkilinin bedeli ödenmiş ürünlere kavuşamaması ve bu ürünlerin üçüncü kişiye satılmasıyla elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını, müvekkili tarafından dava dışı ...firmasına söz konusu ürünlerin toplam 109.900,80 Euro'ya satıldığını, davalının yukarıda sayılan eylemleri nedeniyle müvekkilinin edimini ifa edemediğini, söz konusu firma tarafından sözleşmenin cezai şart talebi ile birlikte feshedildiğini, müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, TBK 125/2 maddesine göre "alacaklı , ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir " dendiğini, Yasa koyucunun yukarıda alıntılanan düzenlemesi uyarınca, alacaklıya sunulan ikinci seçimlik hakkın, sözleşme konusu borcun yerine getirilmesinden vazgeçerek olumlu zararın tazminini talep edebilmesi olduğunu, Alacaklının bu seçimlik hakkını kutlanması halinde talep edebileceği zararın “olumlu zarar” ya da “müspet zarar” olarak da ifade edilen, borçlunun borcunu hiç yerine getirmemesi veya sözleşmede kararlaştırıldığı gibi yerine getirmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarar olduğunu, gerçekten de müvekkilinin, sözleşmeyi feshetmeksizin edimin yerine getirilmesini beklediğini, ardından makul sürenin geçtiğini, davalı tarafın edimini yerine getirmeyeceği yönündeki net tutumu ve gecikmiş ifanın müvekkili için artık fayda sağlamayacağı gerekçesiyle hem aynen ifa hakkından hem de feshedilmemiş sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle “ifa yerine geçmek Üzere müspet zatarın tazminini” istediğini, bu hakkın kullanılabilmesi için aynen ifanın istenmediğine ilişkin irade davalı tarafa bildirildiğini, bu nedenle borçlunun asli edim borcunu aynen ifa yükümlülüğünün, artık tali edim yükümlülüğü olan tazminat borcuna dönüştüğünü, bu nedenle borçlunun artık ödenen bedeli iade etme değil, müvekkilinin uğradığı tüm zararları giderme borcu bulunduğunu, Müspet zararın, borcun ifasında alacaklının çıkarının hiç ya da gereği gibi tatmin edilmemesi halinde meydana gelen zararı ifade ettiğini, Burada talep edilenin borç zamanında veya gereği gibi ifa edilseydi alacaklının uğramayacak olduğu zararın karşılanması olduğunu, Müspet zararda, geçerli sözleşmenin varlığına rağmen borçlunun temerrüdü sonucu alacaklının ifadan vazgeçerek ifa edilmemeden kaynaklanan zararın giderilmesini isteme hakkı olduğunu, Müspet zararın, sözleşmeden doğan borcun zamanında ve gereği gibi ifa edilmiş olsaydı alacaklının içinde bulunacağı durumu sağlamaya yani sözleşmedeki koşullar gerçekleşseydi alacaklının sahip olacaklarının tazminini sağlamaya yönelik olduğunu, Yargıtay 13. HD'nin 18.11.2014 tarih, 2013/33222 E. ve 2014/36127 K. sayılı ilamında bu hususu şu şekilde vurgulandığını, “Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/3-8E, 2015/10 K. 14.01.2015 tarihli kararında ise müspet zararı başlangıçta geçerli olarak kurulan bir sözleşmenin ifasının borçlunun kusuruyla gerçekleştirilememesi halinde alacaklının meydana gelen zararı olarak tanımladığını, Söz konusu kararda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun genel olarak bir sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra ortaya çıkan nedenler dolayısı ile imkânsız hale gelmesi durumunda, gerçek ve güncel müspet zararın talep edilebileceği şeklinde içtihat ettiğini vurguladığını ve “zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.” demek suretiyle tazminat miktarının oluşan gerçek zarar kadar olması gerektiğini ifade ettiğini, bir başka deyişle ödenecek tazminat ile zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebilmesi amaçlandığını, Sonuç olarak, müspet zarar borçlanılan edimin ifasının gerçekleşmemesi sonucu alacaklının malvarlığındaki eksilme şeklinde değerlendirilmekle birlikte alacaklının malvarlığı artışının engellenmesi hali olan yoksun kalınan kârın da müspet zarar kalemi kapsamında yer aldığının görüldüğünü, Yoksun kalınan kâr (kâr mahrumiyeti) malvarlığında umulan artışın sözleşmenin ihlali sonucunda meydana gelememesi olup genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden veya edimini ifa etmeyen taraflan talep edildiğini, aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında, sözleşmenin ifa edilmemesinden önce ve sonra bir değişiklik olmadığını, burada kârdan yoksun kalanın, edimin ifa edilmemesi yüzünden malvarlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kaldığını, bu halde kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında olduğu açık olduğunu, bu durumda örneğin bir tacirin başka bir tacire satmak üzere mal alımı yapacağı bir sözleşmede malın teslimi gerçekleştirilmediğinde, alıcı, müspet zarar kapsamında malın değeri ile birlikte malın başkasına satılması suretiyle sağlayacağı kârı ve aynı malı bir başkasından almaya mecbur kalması halinde aradaki farkı satıcıdan isteyebileceğini, somut olaya göre müvekkilin tüm zararlarının tespiti ve talep edilebilecek müspet zararın hesaplaması kapsamında davacı vekili dilekçesinin 18. Sayfasında;
" Müvekkil öncelikle, davalı tarafın edimini yerine getireceği umuduyla Ek |'de yer alan tablaya göre 12.125,00 Euro'luk komisyon alacağının ödenecek toplam bedelin indirilmesi suretiyle mahsup edilmesine onay vermiş ancak bu edim yerine getirilmediğinden bu komisyon alacağı tazmin edilememiştir. Müvekkilin komisyon alacağı tutarı 12.125,00 Euro'dur.
İkinci olarak müvekkilin sipariş ettiği ürünlerin bedeli 0,2 Euro birim fiyat değeri üzerinden hesaplandığında, melırum kaldığı emtia değerinden kaynaklı zarar: 0,2 Euro birim fiyat x 414.720 — 82.944 00 Euro'dur.
Müvekkilin davalıya ödemiş olkluğu bedel 70,819,00 Euro'dur.
Bunun yanında müvekkilin ...firması ile akdettiği sözleşmeden kaynaklı kazanç kaybı 109 908,00 Euro'dur (mahrum kalınan kar değil, toplam kazanç kaybı)." şeklinde olduğunu, Müvekkilinin somut zararlarını genel olarak tespit ettikten sonra, talep edilen seçimlik hakka uyumlu bir şekilde alacaklının (davacı müvekkilinin) malvarlığının borçlanılan edimin ifa edilmemesi sonucu olan mevcut durumu İle borçlu edimini ifa etmiş olsaydı içinde bulunacağı varsayılan durumu arasındaki fatk yani müspet zarar hesaplanması gerektiğini, davalı taraf şayet edimini yerine getirse idi, müvekkilinin hem (Mahsup nedeniyle) 12.125,00 Euro'luk komisyon alacağını tahsil etmiş olacaktı hem de ürünlerini 109.908,00 Euro'ya...'Y'a satarak bir kâr elde etmiş olacağını, Müvekkilinin hali hazırda kendi edim borcunu yerine getirdiğinden (70.819,00 Euro ödediğinden), müspet zarar hesabında komisyon tazminatının dahil edilmesine gerek bulunmamadığını, Zira müvekkilinin, ürünleri doğrudan üçüncü kişiye satacak olması nedeniyle, davalının borcunu ifa etmiş olması halinde ilgili komisyon bedelinin müvekkilinin üçüncü şahısa yapmış alduğu ticaretteki kârına ekleneceğini, müvekkilinin davalıya ödemiş olduğu bedelin 70.819,00 Euro olduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı malı yukarıda da belirtildiği üzere 109.908,80 Euro'ya sattığını, böylelikle müvekkilinin 39.089,00 Euro kar elde edeceğini, davalıya ödenen 70.819 Euro ile mahrum kaldığı 39.089 Euro karın davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin aynı zamanda söz konusu satışın gerçekleşmemesi nedeniyle ticari itibar kaybına uğradığını, müvekkili şirketin kişilik haklarının zedelendiğini belirterek dilekçesinin netice ve talep kısmında Öncelikle “ifa yerine borca aykırılıktan kaynaklı tmüspet zararın tazmini” hükümlerine göre müvekkilin 109.900,80 Euro'luk müspet zararının tazmin edilmesini, Aksi takdirde (terditli talebimiz olarak) hukuki niteleme takdirinin sayın Mahkeme'de olması nazara alınarak müvekkilin davalıya ödemiş olduğu tutar taban olarak dikkate alınmak üzere sayın Mahkeme'...belirlenecek müvekkilin uğradığı zararın tazmin edilmesini, 10.000,00 EBuro ticari itibar kaybından kaynaklı zararın tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, Müvekkil firma ile davacı arasında davaya konu ticaretten önce başkaca bir ticaret daha yapıldığını, daha önce yaşanan ticarette müvekkilinin ihracatı yapan firma, davacı tarafın aracı firma ve alıcısının ise ... firması olduğunu, ticarete konu ürünleri müvekkili firmaya satan tarafın ise ...A.Ş. Firması olduğunu, ...A.Ş. firması ise ticarete konu maskelerin üretimini ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ firmasının ...sertifikalı ... markası ile gerçekleştirdiğini, gerek davaya konu ticarete gerekse de daha önce yapılan ticarete konu ürünler aynı marka, model ve tipte maskelerden oluştuğunu, işbu ticarette söz konusu maskelerin direkt olarak Finlandiya'ya gönderildiğini, bahse konu ticaretin herhangi bir sorun olmadan tamamlandığını ve maskeler Finlandiya'da satışa sunulduğunu, ayrıca daha önce davacının bahsedilen ticarette aracı olduğunu belirtildiği üzere davacıya söz konusu ticarete ilişkin olarak komisyon alacakları da ödendiğini, bu dosyaya dava konusu olan ticarette ise davacının kar marjını artırmak amacıyla aracılık rolünden farklı olarak alıcısının kendisi olduğu bir ticaret talebinde bulunduğunu, ancak yine ticarete konu ürünleri Finlandiya menşeili ... firmasına satacağını bildirdiğini, bu ticarette artık aracılık vasfında değil de alıcı olarak bulunması nedeniyle de komisyon alacağının olmadığının bilinciyle daha önceki ticaretlerde haketmiş ve kendisine ödenmiş olan komisyon ücretleri tutarında bir ücreti ... firmasına satacağı maske birim fiyatına yansıttığını, müvekkili tarafından kabul görmesi üzerine 414.720 adet FFP2 maskenin ticareti için taraflar anlaştığını, bu ticarette de yine önceki ticarette olduğu gibi aynı tip, model maskeler üzerinden anlaşıldığını, Söz konusu maskeler ...A.Ş. firmasından ...Ltd. Şti firmasının ...sertifikalı ...markası ürünleri ile yapıldığını ancak davacının ürünleri satacağı ... firmasının Finlandiya menşeili olması nedeniyle alıcı tarafından ürün paketlerinin Fince hazırlanması talep edildiğini, ayrıca dava konusu ürünlerin teslimi davacı tarafın iddia ettiği gibi Estonya'ya teslim edilmek suretiyle gerçekleşmediğini, ürünlerin teslimi adına müvekkili firmadan istenen ... şeklinde yani Türkiye'deki herhangi bir gümrüğün serbest bölgesine teslimi şeklinde olduğunu, işbu durum dilekçe ekindeki proforma faturadan ve davacıya kesilen faturadan da açıkça görüldüğünü, kaldı ki dilekçe ekindeki whatsapp yazışmaları ve belgelerden de görüleceği üzere nakliye bedeli Finlandiya'daki alıcı ... firması tarafından karşılandığını, bu durum da nakliye sürecinde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının göstergesi olduğunu, kaldı ki müvekkilinin ürünleri teslim şartlı olarak göndermediğinin taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarından da görüldüğünü, zira davacı şirket yetkilisinin dosyada mevcut 17.03.2021 19:56:02 tarihinde "Biz gümrüklemeyi tamamladık TIR bekleniyor Estonyaya" aynı gün 17:03:2021 tarihinde 19:58:15 tarihinde "Estonyada beklemiyeceğini umuyoruz gümrük prosedürü hazır sadece rutin kontrolü yapıp sineti açıcak Finlandiyaya geçicek" şeklinde olduğunu, Görüleceği üzere Estonya'da gümrük işlemlerinin hazırlığının davacı tarafından yapıldığı sabit olduğunu, bu durum söz konusu ticaretin nakliyesinin davacıya teslimine kadar olmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilin davalılara nakliye konusunda yalnızca iyiniyetli olması ve ticari etik gözetmesinden kaynaklı yardım yaptığını, nakliye ücretinin davacı şirket yetkilisinin bildirmesi ile ... firması tarafından ödendiğini, yani müvekkilinin nakliyeye ilişkin bedel ödemediğini, yalnızca işlemlerin ve hizmetin hızlı yürümesi adına davacının da talebiyle yardımcı olduğunu, akabinde ürünler tam ve eksiksiz olarak nakliyeye verildiğini, ürünlerin teslimi ise alıcının talebi ile direkt olarak Finlandiya'ya yapılmadığını, bunun nedeninin ise Finlandiya'da vergi ödemelerinin daha yüksek olmasından kaynaklandığını, ancak Estonya gümrüğüne gelindiğinde sorun yaşandığını, yaşanan sorun ile alakalı olarak Estonya Gümrüğüne ait olduğu iddia edilen imzasız kaşesiz bir yazı müvekkiline gönderildiğini, Söz konusu yazıya bakıldığında "Muayene raporunun dayandığı maskelerin işaretlemesi, onaylanmış kuruluşa sunulan/ onaylanmış kuruluşla mutabık kalınan işaretlemeden farklıdır ( örn. Model numarası, uygunluk işareti boyutu, yazı tipi boyutu) Alıkonulan maskeler, uygunluk değerlendirme prosedüründen geçmiş maskelerle aynı değildir, maskelerin genel sağlık ve güvenlik gerekliliklerine uygunluğu bilinmemektedir. " şeklinde olduğunu, görüleceği üzere maskeler hakkında herhangi bir test yapılmadığını, burada Estonya gümrüğü yazı, font, şekil gibi unsurların farklılığından bahsettiğini, bunun nedeni ise yine alıcının talebiyle kutuların ve yazılarının Fince olarak düzenlenmesinden kaynaklandığını, sonrasında ürünler ile ilgili sertifikaların talep edilmesi üzerine ürünleri temin eden ...A.Ş. firması ile iletişime geçildiğini ve durum izah edilerek davacıya sunulmak üzere ürünlerin sertifikaları talep edildiğini, ...A.Ş. ise ...LTD. ŞTİ'den temin ettiği sertifikaları müvekkiline ilettiğini ve müvekkiline iletilen sertifikalar davacıya gönderildiğini, kaldı ki ürünlerin 3 farklı üretici tarafından tedarik edilmediği de sabit olduğunu, Zira konu ile ilgili olarak sertifika sahibi ... Ltd. Şti'nin yazısı da dosyada mevcut olduğunu, işbu yazı içeriğinde "Büyük bir kapasitemiz var ve bu doğal olarak tek bir makine ile olmaz, daha önce buna benzer bir tepki almadık. Uyarılsaydık teslimat süresini uzatır ve tek makineden üretim yapardık. Bu yazı ile, dikkatinizi çeken ürünlerin, ekte bulunan ...belgemize göre beyanda belirtilen şartlara uygun olarak tarafımızca üretildiğini beyan ederiz. " şeklinde olduğunu, görüleceği üzere dava konusu maskelerin herhangi bir ayıbının olmadığının açık olduğunu, mahrece iade edilen mallar için antrepo ayarlandığını, antrepodan geri çekilen mallar plaka numarası ..., ... plaka numarası ...plaka sayılı araçla ... A.Ş. ye teslim edildiğini, bu hali ile davacının yaşamış olduğu olumsuzluk kendi kusurundan kaynaklandığını, zira söz konusu ürünlerin teslimatının Finlandiya menşeili ... firması olması nedeniyle ürünlerin paket ve belgeleri Fince hazırlatılmış, ancak söz konusu ürünler Estonya üzerinden Finlandiya'ya nakledilmek istendiğini, bu durum da Estonya gümrük makamlarınca incelemeye takılarak yazı, font ve şekil gibi unsurlar nedeniyle maskeler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmaksızın ülkeye sokulmasına engel teşkil ettiğini, ayrıca davacının zarar talepleri de gerçeği yansıtmamadığını, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu ticaret müvekkil ile davacı arasında olduğunu, dosyada mevcut faturadan da görüleceği üzere davacıya tanzim edilen fatura bedeli 70.819,00 Euro olduğunu, dava konusu ticaretin tarafları müvekkili ile davacı olup, yine kabul anlamına gelmemek üzere ifa konusunda müvekkilin kusuru olduğu kanaati doğacak olsa bile söz konusu bedel 70.819,00 Euro olduğunu, zira davacının 3. kişiyle kuracağı ticarete ilişkin bir zararın müvekkiline yansıtılması mümkün olmadığını, ayrıca davacının davaya konu ticarette daha önce gerçekleştirilen ticaretin aksine davacı tarafın aracı değil de alıcı konumunda olması da göz önünde bulundurulduğunda davacının komisyon alacağının da doğmayacağının aşikar olduğunu, öncelikle huzurda görülen dava neticesinde müvekkilinin olası bir zararının söz konusu olması halinde rücu ihtimaline binaen davalı yanda yer almak üzere ... A.Ş. (V.N. ...) ve ... LTD. ŞTİ (V.N. ...) ne davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında kurulan akdi ilişki kapsamında davalının edimini yerine getirmediği iddiasıyla müspet zarar kapsamında, davacı tarafından davalıya ödenen bedelin iadesi ile davacının kar kaybından kaynaklı zararının tazmini ayrıca ticari itibar kaybından kaynaklanan manevi zararın tazminine ilişkindir.
DELİLLER: Taraflar arasında süre gelen komisyona dayalı üçlü ticari ilişkiyi gösteren, bizzat davalı tarafın elinden sadır olan ve davacıya 09.03.2021 tarihinde iletilen “...LİSTE” isimli cari hesap tablosu, 09.03.2021 ve 10.03.2021 tarihli iki adet proforma faturası, Ödeme dekontları, 15.03.2021 tarihli fatura, 15.03.2021 tarihli gümrük beyannamesi, Çek listesi, 17.03.2021 tarihli, davalı tarafından doğrudan nihai alıcıya (...) kesilen 5700 Buro'luk nakliye proforma faturası, 26.03.2021 tarihli, ...Cumhuriyeti Vergi ve Gümrük Kurulu'nun muayene raporu, Tüketiciyi Koruma ve Teknik Düzenleme Kurumu'nun Denetim Raporu ve Piyasa Denetleme Kurumu'nun 29.03.2021 tarihli Cevabı, 29.03.2021 tarihli,...Kapısı Uyarısı, 30.03.2021 tarihli, üretici firma ...Tekstil'den temin edilen yazı, ... Tekstil'e ait sertifika, Tüketiciyi Koruma ve Teknik Düzenleme Kurumu'nun başvurumuza cevap mailleri; Ek 13/1: Tük Kor ve Tek .. Kurumu Baş Uzmanı'nın cevabı 31.03.2021, Ek 13/2: Baş uzman ile yapılan yazışma. 21.05.2021 tarihli,davacıdan Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben yazılması talep edilen yazı, Nihai alıcı dava dışı ... ile davacının akdettiği sözleşme, Nihai alıcının (...) fesih bildirimi, Davalıya iletilen iade talebi, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ve tebliğ şerhi, Davalı tarafın ihtara cevabı, Davalının aynı ürünleri ile ilgili bir başka ticarette yaşanan kusuru ile ilgili ikrarı, 08.04.2021 tarihli e-postası, ...'nun kusurlu ürünlerle ilgili şikayetleri, Davalının ürünleri iade aldığına dair Gümrük kayıtları, Taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları, Arabuluculuk görüşmesi son tutanağı, Davalının daha önceden gönderdiği ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin belgeler, Davalı tarafların tedarik ettiği ürünlerin kusurlu olduğuna dair ikrarı, Sevk irsaliyeleri, Taraflar arasındaki yazışmalar, Davalı tarafın Mart 2021 tarihinden itibaren Banka hesap hareketleri, Davalı tarafın tedarikçisi ...Tekstil'den tedarik edilen ürünlere ilişkin belgeler ...Ltd. Şti. ile ... firması arasında kurulan nakliye sözleşmeleri ve ilişkili her türlü ödeme, Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi.
Taraflarca gösterilen tüm deliller toplanmış, ... Gümrük Müdürlüğüne yazı yazılarak beyannamelerin sistem çıktısı alınarak dosyaya bırakılmış davacı firmanın yurtdışı firma olması nedeniyle 2020 ve 2021 yılı ticari defter özet bilgileri alınarak dosyaya bırakılmış ve toplanan tüm deliller, davacı tarafa ait ticari defter özet bilgileri, davalının ticari defter ve belgeleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak mahkememizce resen belirlenen bir gümrük uzmanı, bir finans uzmanı ve bir de borçlar hukuku alanında nitelikli hesap uzmanına tevdi edilerek mahkememizce saptanan uyuşmazlık noktaları kapsamında rapor tanzim edilmesi istenilmiştir.
Bilirkişi heyeti 10/10/2023 tarihli raporda öncelikle FOB satış konusunda genel bir değerlendirme yaptıkları buna göre FOB satışın free on boaro= gemi bodrasında teslim (yükleme limanı teyit edilmek suretiyle) buna göre malı satıcı tarafından satış sözleşmesinin belirlendiği yükleme limanında geminin bodrasında yüklediğini, mallarla ilgili yitirme ve hasar rizikolarının malın gemi küpeştesini geçtiği andan itibaren satıcı alıcıya geçtiğini belirterek bu kapsamda satıcının yükümlülükleri ve alıcının yükümlülükleri tek tek belirlendiği, satıcının , malların limana kadar ve güvertede teslimini teklif edip mutabık kalınması halinde buna FOB satış dendiğini, davalı firmanın ihracat yapan , dış alıcısının davacı ...(...) teslimat adresinin ... Finlandiya olduğu, 414.720 parça FFP2 maske ticaretinin FOB teslim yapılmak üzere davalı ile davacı firma arasında anlaşma imzalandığını, İşbu anlaşmada malın temin ve tedarikini davalıya, nakliyesi ise davacı firmaya ait olmak üzere anlaşıldığını, anlaşma uyarınca ticarete konu ürünlerin ...A.Ş. firmasından temin edilerek davacıya satıldığını, Yine taraflar arasında münakit anlaşmanın FOB satış şekli ile yapılmış olması nedeniyle davacı tarafından ayarlanan nakliye firmasına bedelinin davalı firmaya ödenmesi ile ürünün temin edilmesi nedeniyle davalı firmanın sorumluluğunun sözleşmede mevcut F.O.B. satış şartı yönünden ortadan kalktığı düşünülebilir ise de dava konusu olayda, dava konusu malların Estonya Gümrük ve Vergi Kurulu tarafından ayıplı görülmesi sebebiyle Türkiye’ye geri gönderildiği ve dava konusu malların davalı şirketçe Türk gümrüğünden çekilerek malları veresiye olarak satın aldığı tedarikçi firmaya (...) iade edilmesi eş deyişle veresiye borcunun kapatılmış olması sebebiyle uyuşmazlığın satın alınan malın mahrece iadesinden mütevellit bir alacak davasına dönüştüğünü, Mahrece iadenin; Gümrük işlemlerinde sıkça kullanılan “mahrece iade” ifadesi, “bir eşyanın geldiği yere (çıkış ülkesine/ticaretin yapıldığı ülkeye) geri gönderilmesi” demek olduğunu, İade: Türk Dil Kurumu sözlüğünde kelime anlamının “1) Alınmış bir şeyi geriverme, 2) Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme, reddetme” olarak açıklandığını, Muhasebe açısından iadenin, alınmış herhangi bir şeyin aynen geri verilmesi şeklinde olduğunu, Bu durumda alınan değerin iadesi gerçekleştiği zaman geliş değerinin aynısı üzerinden satıcı firmaya iade faturası kesileceğini, Ancak davacının, dava konusu malların Estonya Gümrük ve Vergi Kurulu tarafından ayıplı olduğunun tespiti sebebiyle dava konusu malları teslim alamadığından davalı şirkete dava konusu malların iadesini teminen iade faturası kesmediğini ancak iade edilen malların davalı tarafından Türk gümrüğünden çekilmesine muvafakat ettiğini, bilirkişi heyetince dosyaya taraflarca sunulan ve celp edilen deliller incelenerek yapılan tespitlerin bilirkişi raporunun 8. Sayfasında ayrıntılı olarak yer aldığı görülmektedir. Davaya konu ürün olan maskelerin belirlenen standartlara uygun olmadığından Estonya Gümrük Kurulu tarafından ürünlerin askıya alınarak serbest dolaşıma girişinin 3 gün için engellendiği ve depoya alındığının belirtildiği ayrıca iki farklı maske olduğu, işaretlerin farklı olup uygunluk değerlendirme prosedüründen geçen maskelerle aynı olmadığı, Türkiye...ve Türkiye'den gelen Protaks marka yüz maskesi ürününün Finlandiya pazarına göre hazırlandığı, kişisel koruyucu özelliği belirtilmekle birlikte sağlık ve güvenlik gereksiniminin karşılandığı kanıtlanamadığından uygun olmadı uyarısıyla ithalatının
engellendiğinin bildirildiği, davacı tarafın ürünlerin Türkiye'ye geri gönderilmesinin istediği, davacının davalıdan söz konusu maskeleri 70.819,00 Euro'ya satın aldığı ve bu maskelerin davacının Finlandiya...firmaya 109.900,80 Euro'ya sattığı ancak söz konusu maskelerin gümrükten iadesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin belirlendiği, gümrük mevzuatı açısından yapılan değerlendirmenin raporun 11,12 ve 13. Sayfalarında yer aldığı, buna göre "Göndericinin ...A.Ş., Alıcının ... .Com Oü, 414.720 adet ... maskesi, toplam 70.819 Euro bedelli peşin ödemeli eşyanın, FOB teslim şekli ile Finlandiya adresli varışlı olduğuna dair 15.03.2021/...tarih sayılı fatura ile ...Gümrük Müdürlüğü tescilli 15.03.2021 tarih ve 21341300EX191994 Tescilli ihracat beyannamesi ile işlem gördüğü, Beyan edilen eşyanın ...Sağlık Bakanlığı ön izni olduğu, 32 paletlik 768 koli şeklindeki çeki listesi, fatura ile beyannamenin uyumlu olduğu, Estonya Cumhuriyeti Vergi ve Gümrük Kurulu’nun 26.03.2021 tarih ve ... nolu Muayene Raporuna göre “... plakalı taşıma aracıyla gelen ve EN 149 standardına göre denetlenen FFP2 solunum maskelerinin belirlenen standarda uygun olmadığından, ürünlerin askıya alınarak serbest dolaşıma girişinin 3 gün için engellendiği, ve gümrüklü depoya alındığının” belirtildiği ve durumu ilettiği Estonya Piyasa Denetleme Kurumu’nun Vergi ve Denetleme Kurulu’na cevabi yazısında ise “2 farklı maske olduğu, işaretlemelerin farklı, uygunluk değerlendirme prosedüründen geçen maskelerle aynı olmadığı, genel sağlık ve güvenlik gerekliklerine uygunluğunun bilinmediği” hususunun belirtildiği, Güvenlik Kapısı Uyarı adlı 29.03. ... tarih sayılı belgeyle Türkiye...ve Türkiye’den gelen ... marka yüz maskesi ürününün Finlandiya pazarına göre hazırlandığı, kişisel koruyucu özelliği belirtilmekle birlikte sağlık ve güvenlik gereksinimini karşıladığı kanıtlanmadığından uygun olmadığı uyarısıyla ithalatının engellendiğinin bildirildiği, Yapılan yazışmalara göre ihraç edilen FFP2 maskelerin AB üyesi Estonya’da girişine izin verilmediğinden Türkiye’ye geri gönderilmesine karar verildiği, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun uygulama yönetmeliğinin 446.maddesinde: “(1) İhraç edilen eşyanın; a) Gönderildiği ülkede yürürlükte olan mevzuat nedeniyle serbest dolaşıma girememesi veya kullanıma arz edilmemesi, b) Kusurlu olması veya sözleşme hükümlerine uygun olmaması nedenleriyle alıcısı tarafından kabul edilmemesi, c) İhracatçının elinde olmayan sebeplerle amaçlanan kullanıma girememesi, nedenleriyle geri gelmesi halinde, durumun Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki alıcıdan veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki yetkili kurumlardan alınacak belgelerle gümrük idaresine ispatı gerekir. (2) Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen durumlarda eşyanın ilk kullanım dışında kullanılmamış olması gerekmektedir. Bu durum, sadece, eşyanın kusurlu olduğunun veya sözleşme hükümlerine uygun olmadığının, kullanılmadan anlaşılamayacağı haller için geçerli olacaktır. (3) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen durumlar; a) Gönderilen kişiye teslim edilmeden önce, eşyanın tabiatından ileri gelen veya nakliye sırasında meydana gelen hasar yüzünden Türkiye Gümrük Bölgesine geri gönderilen eşya, b) Tüketilmek veya satılmak amacıyla yurt dışındaki sergi ve fuarlara gönderilen ancak, tüketilmeden veya satılmadan geri gelen eşya, c) Alıcının fiziksel bir engeli veya yasal bir engel nedeniyle alıcısına teslim edilemeyen eşya, ç) Tabiî afetler, tehlikeli ve salgın hastalıklar, büyük yangınlar, radyasyon ve hava kirliliği gibi önemli nitelikteki kimyasal ve teknolojik olaylar ile büyük nüfus hareketleri gibi kriz halleri veya siyasi ya da sosyal durumlarda meydana gelen ani ve beklenmeyen değişiklikler yüzünden alıcısına teslim edilemeyen veya ihracına ilişkin sözleşmede belirtilen tarihten sonra teslim edilen eşya, d) Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülkelere gönderilen ancak, piyasa kuralları gereği gönderildiği ülkede satılamayan sebze ve meyveler, için uygulanır.” Hükümleri gereği davacı ... Com ...firmasınca ilgili Gümrük idaresi hitaplı yazı gönderildiği, bu yazıya istinaden eşyanın varışıyla ...Gümrük Müdürlüğü’nde, 05.05.2021 tarih ve ...tescilli ithalat beyannamesi ile 32palet 414.720 adet maske eşyasının 4210 (Geri gelen eşya) statüsünde Türkiye’ye ithalatının (girişinin) gerçekleştirildiği, gümrük mevzuatına uygun düzenlendiği, ihracatta Koronavirüs tedbirleri kapsamında 04.03.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 2020/2 Tebliğ ile değişik İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin 96/31Tebliğin Ek-2 Sayılı Listesinin 27 ila 32`nci sıralarında mevcut olup, tanımı yapılan eşyanın ihracatı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Ön İznine tabi olması dışında başkaca herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadığı, Koronavirüs kapsamındaki uygulama 06.08.2021 tarihli, 31560 sayılı R.G. İhracat 2021/6 Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır. Geri gelen eşyada ise; Ürün Güvenliği Ve Denetimi 2021/11 ve 2021/18 sayılı Tebliğler gereğince; A.TR belgeli, Geri Gelen eşya olduğu kullanıcı tarafından ...`de beyan edilen ürünler için ...referans numarası doğrudan oluşturulur. Devlet Malzeme Ofisine teslim edilmesi Koronavirüs tedbirleri kapsamındaki ihracat yapılabilmesi karşılığı teslim olup mer’i uygulamaya 06.08.2021 tarihinde 2021/6 Tebliğ ile son verilmiştir. Estonya’da mukim ... .com oü firmasına İhraç edilen ve ...tarafından gönderilen geri gelen eşya statüsündeki maskelerin aynı cins, tutar, sayı, teslim şekli olduğu, beyan ve işlemlerin Gümrük mevzuatı hükümlerine uygun yapıldığı, sonucuna varılmıştır. " denildiği görülmüştür. Raporda devamla ticari defter ve belgelerin incelendiği, buna göre davalı şirketin dava dışı ....A.Ş'den veresiye olarak satın aldığı maskelerin 70.819,00 Euro bedelle davacı şirkete sattığı ve parasını peşin olarak aldığı ve bunu da davalının defterine işlediği, söz konusu maskelerin yukarıda anlatıldığı üzere Estonya'ya girişinin engellendiği ve davacının uhdesine geçmeksizin Türkiye'de mukin davalı şirkete geri gönderildiği, davacıdan aldığı 70.819,00 Euro'yu davacıya iade etmediği, taraflar arasında taşınır satış sözleşmesi bulunduğu, davalı şirketin ihraççı , davacı şirketin yurt dışı alıcı (ithalatçı) konumunda bulunduğu, ağız maskesi konulu malların Estonya gümrüğünde yapılan muayenesinde ayıplı olduğunun resmi makam tarafından tespit edildiği, Estonya'ya girilmesine müsade edilmediği, Türkiye'ye iade edildiği ve davacı şirketin muvafakat vermesi üzerine davalı şirketçe Türk gümrüğünden çekilerek tedarikçi firmaya (...) iade edildiği, davacı şirketçe davalıya ödenen 70.819,00 Euro tutarındaki mal bedelinin karşılıksız kalması sebebiyle davacının davalı şirketten 70.819,00 Euro tutarında cari hesap alacağı bulunduğu, davacının söz konusu ürünlerin davalıdan satınalması nedeniyle davacının komisyon tazminatını davalıdan talep edemeyeceği, zira davacının ürünleri doğrudan üçüncü kişiye 109.980,00 Euro bedelle satacak olup davalının borcunu ifa etmiş olması halinde davacının komisyon bedelini üçüncü şahsa yapmış olduğu ticaretteki karına ekleyeceği ancak davalının davacıya karşı teslim borcunu ifa etmediği, kendi edimini yerine getiren davacı için tek kazancın ürünlerin üçüncü kişiye satılması halinde gerçekleşeceğinden ifadan önceki ve sonraki malvarlığındaki değişime bakıldığı takdirde davacının müspet zararının , davalıya ödemiş bulunduğu 70.819 Euro ile üçüncü kişiye satması halinde elde edeceği kar miktarı olan (109.980 - 70.819= ) 39.161,00 Euro olmak üzere toplam 109.980,00 Euro olduğunu ve bu miktarı davalıdan talep edebileceği sonucuna varıldığı görülmüştür.
Taraflar arasında ticari satış sözleşmesi bulunmakta olup davacı taraf alıcı, davalı taraf ise satıcı konumundadır. Davacı Estonya...firma olup davalıdan satın aldığı maskeleri dava dışı Finlandiya...firmaya satarak kar elde etme amacıyla söz konusu sözleşmeyi akdetmiştir. Bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere söz konusu maskeler Estonya gümrük müdürlüğü tarafından yapılan muayene sonucunda belirlenen standartlara uygun olmadığı, gönderilen ürünler arasında iki farklı maske olduğu, işaretlemelerin farklı olup uygunluk değerlendirme prosedüründen geçen maskelerle aynı olmadığı, genel sağlık ve güvenlik gerekliklerine uygunluğunun bilinmediği gerekçesiyle Estonya'ya girişine izin verilmeyerek Türkiye'ye iade edildiği, bunun üzerine davalı tarafça Türkiye'ye iade edilen ürünlerin gümrükten çekilerek maskelerin temin ediliği dava dışı ... firmasına iade edildiği, bu nedenle söz konusu ürünlerin davacı uhdesine geçmediği anlaşılmaktadır. Alıcının seçimlik haklarının düzenlendiği TBK 227. Ve 229. Maddesinde ; TBK 227. Maddesinde ; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir", TBK 229. Maddesinde ise "Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür." denilmekte olup, satılan ürünler davacının uhdesine geçmediği, davacı ile dava dışı Finlandiya firması arasında yapılan sözleşmenin de malların Estonya'ya girişine izin verilmemesi nedeniyle yerine getirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacı tarafından sözleşmeden döndüğü ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, buna ilişkin TBK'nın 125. Maddesinin uygulanması gerektiği, TBK'nın 125. Maddesinde "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." denildiğinden davacının davalıya ödediği 70.819,00 Euro'nun iadesini talep edebileceği, ayrıca müspet zarar kapsamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/3-8 Esas 2015/10 nolu kararında da beliriltildiği üzere; "Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameliki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilememesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kar mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur......." davacı taraf söz konusu maskeleri davalıdan satın alarak Finlandiya...dava dışı firma ile yapmış olduğu sözleşme gereğince satın almış olduğu bedele karını da ekleyerek 109.900,80 Euro'ya satmak için sözleşme imzaladığı ancak söz konusu sözleşmenin icra edilememesi nedeniyle feshinden dolayı davacı tarafın (109.900,80 Euro - 70.819,00 Euro=) 39.081,80 Euro elde edeceği kardan da mahrum kaldığından davacının zararı; davalıya peşin ödediği 70.819,00 Euro + mahrum kaldığı kar miktarı 39.081,80 Euro olmak üzere = 109.900,80 Euro olup bu miktarın davalı tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir. Davacı tarafın diğer bir talebi ticari itibar kaybına uğradığını iddia ederek manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasında maske alımına dayalı bir satış sözleşmesi olduğu, söz konusu ürünlerin Estonya Gümrük Müdürlüğünce belirtilen nedenlerle ülkeye girişinin engellendiği, söz konusu olayın maddi tazminat davasına konu olabileceği, davacı şirketin manevi tazminat talebine ilişkin koşulların oluşmadığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin reddine ayrıca maddi tazminat açısından davacı terditli olarak talepte bulunduğundan ve 1 nolu terditli talebi doğrultusunda hüküm kurulduğundan 2 nolu terditli talebinin değerlendirilmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının maddi tazminat talebi kapsamında terditli olarak açtığı dava da ilk talebinin kabulü ile 109.900,80EURO maddi tazminatın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının terditli taleplerinden ilki kabul edildiğinden , ikinci talebinin değerlendirilmesine yer olmadığına,
2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,
3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 235.304,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının manevi tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 38.034,73 TL nisbi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 92,20 TL ilk masraf, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti, 959,75 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 19.051,95 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak takdiren 17.500,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
8-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Bu dava sebebiyle 139.441,77 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 38.034,73 TL'nin mahsubu ile kalan 101.407,04 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/02/2024

Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır

¸