WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/581 Esas
KARAR NO : 2024/204

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ... 14. İcra Müdürlüğü... (Eski No:...) Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibine konu borcunun olmadığını, takibe dayanak 13 adet bono üzerinde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile davalı arasında senet düzenlenecek bir ticari ilişki bulunmadığını, 2012-2015 yılları arasında ... ilçesinde bulunan ve müvekkilinin abisine ait ... Ltd. Şti.'de işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin abisi ile ... arasında ticari ilişki olduğunu, maddi durumu kötü olan müvekkilinine ilişkin adli yardım talebinde bulunduklarını, icra takip dosya yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptali talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 2015 yılından bu yana 7 yıl borca sessiz kalan ve yasal süresinde icra takibine itiraz etmeyen davacı borçlunun kötüniyetli olduğunu, davaya dayanak senetler davacı yanca imzalandığını ve müvekkili bankaya ödenmediğini. borcun ödenmemesi üzerine bankaca yasal takip işlemlerine başlandığını, işbu takibe yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini, davacının lehtara keşide ederek verdiği senetler ciro yoluyla müvekkili bankaya ulaştığını, müvekkili banka da bu senetleri tahsil etmek için işbu senetleri icra takibine koyduğunu, davacı tarafça haksız ve mesnetsiz iddialarla ikame edilmiş işbu davanın öncelikle usulden reddini, mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde esastan reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılmış olan ... 14 İcra Müdürlüğünün ... Esas (yenilenme öncesi ... Esas) sayılı dosyasına dayanak yapılmış olan bonoların altındaki imzaların davacının eli ürünü olmaması sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacının icra tehdidi altında haksız olarak ödemek zorunda kaldığı 32.945,53 TL 'nin ödeme tarihi olan 11.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına alacağın % 20 'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu, UYAP sisteminden yapılan kontrolde davacı tarafından icra dosyasına farklı tarihlerde (11.03.2022- 16.08.2022 aralığında) 5 ayrı parça halinde toplam 32.945,53 TL ödemenin yapılmış olduğu, ancak dosya borcunun tamamının karşılanmamış olması sebebiyle dosyanın tahsil ile kapatılmamış olduğu görülmüştür.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin;
"(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi
tesbit davası açabilir.
... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca her ne kadar menfi tespit istemi bakımından hak düşürücü süre düzenlenmemiş ise de davacının istirdat istemi bakımından davasını hak düşürücü süre içerisinde açmış olduğu görülmüştür.
Davacının icra takibine dayanak yapılmış olan bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiş olması sebebiyle imza örnekleri alınmış, ilgili kurumlardan celp edilmiş olan mukayeseye esas imza örnekleri birlikte karşılaştırma yapılmak sureti rapor tanzimi için dosyanın grafoloji uzmanı bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; İnceleme konusu Alacaklısı ... Şti. borçlusu ... olarak görünen onüç adet senet aslındaki borçlu imzalarının ...'ın eli örünü olmadığı kanaatine varıldığının mahkememize bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK, 6.2.2008, E. 2008/12-77, K. 2008/90; HGK, 26.04.2006, E. 2006/12-259, K. 2006/231; 12. HD, 12.01.2016, E. 2015/25038, K. 2016/1753). İşbu sebeple yargılama esnasında alınan bilirkişi raporu uyarınca senetteki imzaların davacıya ait olmadığı kanaatine varılmış olup davalı alacaklı tarafından aksinin ispat edilememiş olması sebebiyle davacının icra takibinden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ödediği bedelin iadesine karar vermek gerekmiş olup her ne kadar davacı tarafından ödenen toplam 32.945,53 TL'ye ödeme tarihi olan 11.03.2022 Tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulmuş ise de söz konusu tarihin ilk ödeme tarihi olması ve parça parça ödeme yapılmış olması sebebiyle her bir ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ayrıca davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yönelik talebinin değerlendirilmesinde ; "2004 sayılı icra ve iflas kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. ilamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Başka bir ifadeyle; icra iflas kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2019/3354 , K.2019/11145, T. 20.05.2019 ) " yönündeki yerleşik kararlar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde takibin her ne kadar haksız olduğuna karar verilmiş ise de davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda anılan gerekçeler uyarınca işbu davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş ise de reddedilen kısım davacının fazlaya dair faiz istemi ve kötüniyet tazminatı istemi olup işbu hususların asıl alacağın ferisi niteliğinde olması ve miktar itibari ile reddedilen bir kısım bulunmaması sebebiyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
DAVACININ DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE;
1-Davacının ... 14 İcra Müdürlüğünün ... Esas (yenilenme öncesi ... Esas) sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacı tarafından icra dosyasına ödenmiş olan toplam 32.945,53 TL'nin
-1.385,10 TL'sinin 11.03.2022 Tarihinden,
-1.628,27 TL'sinin 08.04.2022 Tarihinden,
-1.530,29 TL'sinin 12.05.2022 Tarihinden,
-1.583,25 TL'sinin 14.06.2022 Tarihinden,
-26.818,62 TL'sinin 16.08.2022 Tarihinden
İtibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine,
3-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,
4-Alınması gerekli olan 2.250,51-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 592,28-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.658,23-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 592,28-TL peşin harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 92,20-TL (başvurma, vekalet harcı ) davetiye, posta gideri: 62,00-TL olmak üzere toplam: 154,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Yargılama sürecinde adli yardım talebi kabul edildiğinde suçüstü ödeneğinde karşılanmış olan 3.500,00TL bilirkişi ücreti, 215,00-TL posta gideri olmak üzere toplam: 3.715,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.