T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/314 Esas
KARAR NO : 2023/703
DAVA : İflas (İflasın Açılması)
DAVA TARİHİ : 07/05/2014
KARŞI DAVA TARİHİ : 04/10/2018
KARAR TARİHİ : 05/10/2023
DAVA: Davacı vekili .... Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde, ... ...nde kayıtlı ... A.Ş ünvanlı şirketin toplam 2.161.320,000 hissesinin .... ve ......A.Ş adına kayıtlı iken anılı hisselerin devri kapsamında bu kişiler yani satıcılar tarafından verilen 17/12/2010 tarihli vekaletlernameler gereği ... ... ... ile ... ... arasında 20/10/2010 tarihli "Anonim Şirket hisse devri ve ibra sözleşmesi" imzalandığını, 20/12/2010 tarihli bu sözleşmenin 6.6 maddesine göre ... ...'nun satıcılara 1.000.000 USD peşin olmak üzere toplam 15.000.000 USD ödeyeceği hususunda mütebakata varıldığını, sözleşmenin bakiye devir bedelinin ödeme şartları başlıklı 6.7.2 maddesine göre bakiye bedelin 7 eşit taksit halinde her biri 2.000.000 USD bedelli 7 adet bononun tediyesi ile ödeneceğine hüküm altına alındığını, bonoların yukarıda belirtiler vekaletname ve sözleşme ile tanınan yetkiye istinaden borçlusu tarafından alacaklılardan ... adına tanzim edildiğini, 26/04/2011 tarihli "Anonim şirket hisse devri ve ibraz sözleşmesine katılma belgesi" ile ... A.Ş'nin ... ... yerine "Alıcı" sıfatını kazandığını, önceki alıcı ... ...'nun ise katılan ... A.Ş'nin fiilini taahhüt ve garanti eden müşterek ve müteselsil borçlu sıfatına haiz olduğunu, söz konusu katılma gereği taraflar arasında 26/04/2011 tarihli "beyan ve tutanak" imzalandığını, bu değişikliklerin hükme bağlanarak belirtilen bonoların da tanzim edilerek değiştirildiğini, 26/04/2011 tarihli "ödeme taahhüdü ve garanti beyanı"na göre ... A.Ş, ... ... ... A.Ş ve ... ...'nun "alıcı" sıfatını kazanan ... A.Ş "nin "3.Şahsın fiilini taahhüt edenler" sıfatıyla garantörü olduklarını, yukarıda açıklanan sözleşme , belge ve beyanlar gereği 26/04/2011 tarihinde alacaklısı ..., borçlusu ... A.Ş, müşterek ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde aval verenlerin ... A.Ş , ... ... ... A.Ş ve ... ... olan tanzim tarihleri 26/04/2011, bedelleri 2.000.000 USD olan vadeleri 01/10/2011, 01/04/2012 , 01/10/2012, 01/04/2013, 01/10/2013, 01/04/2014, 01/10/2014 olmak üzere 7 adet bononun imzalandığını, 17/11/2011 tarihinde borçlusu .......A.Ş müşterek ve müteselsil borçlu garanti eden ... ... ve satıcılar adına vekaleten, kendi adına asaleten ... ... ... arasında "II. Tadil sözleşmesi protokol" başlıklı belge imzalanarak 26/04/2011 tanzim 01/10/2011 vade tarihli 2.000.000 USD bedelli bono yerine 16/11/2011 tanzim 01/04/2015 vade tarihli 2.385.000 USD bedelli bononun verildiğini, 26/04/2011 tanzim 01/10/2013 vade tarihli 2.000.000 USD bedelli bononun çekilen protestoya rağmen ödenmediğinden dolayı .... İcra Müdürlüğünün 2013/... Sayılı dosyasından borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, anılı icra takibinde borçlulara gönderilen ödeme emirlerinin kesinleştiğini, ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İİK 43.maddesi gereğince bu takibin 03/02/2014 tarihinde iflas takibine çevrildiğini, ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, ... ... ... A.Ş tarafından iflas yoluna çevrilen takibe karşı ödeme emrini almasına rağmen itiraz da bulunmadığını, takibin kesinleştiğini borcu da ödemediğini 21/04/2014 tarih 695 sayılı Ticaret sicili gazetesinde davalı şirketin olağan genel kurul toplantı ilanında şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntı ve TTK 376. Maddesinde belirtilen hallerde hangisinin uygulanacağı konusunda karar verileceğini belirtildiğini, bu itibarla İİK'nın 177. Maddesi gereğince borcunu ödemeyen davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/04/2019 tarihli dilekçesinde, davalı ......A.Ş'nin .... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyasından çıkartılan iflas yoluyla ödeme emrine herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi takibe konu borcu da ödemediğini, bunun üzerine davalı şirketin iflasına karar verilmesi talepli 07/05/2014 tarihli dava açtıklarını ancak dava dilekçesinde sehven İİK 177 yazılmış olup davanın dayanağının İİK 171 ve devamı maddeleri olduğunu, bunun maddi hatadan kaynaklandığını, maddi hatanın düzeltilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise davayı ıslah ettiklerini görülmüştür. Böylelikle davanın kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takibin kesinleşmesi nedeniyle iflas davasına çevrildiği görülmüştür.
CEVAP VE KARŞI DAVA : Davalı vekili 30/06/2014 tarihli dilekçesinde, iflas takibine gerekçe yapılan alacağın 20/12/2010 tarihli Anonim Şirket hisse devri ve ibra sözleşmesine dayandırıldığını, ... ailesinin ... A.Ş deki hisselerini dava dilekçesinde de belirtildiği üzere daha sonra imzalanan 26/04/2011 tarihli anonim şirket hisse devri ve ibra sözleşmesine katılma belgesi ile ... A.Ş'ye devrettiğini, bundan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin hisse devri ile uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını, bu durumda davacı tarafın alacak iddiasına dayanak yaptığı hisse devir ilişkisinin tarafı bulunmayan ve bu hisse devir sözleşmesi kapsamında düzenlenen 7 adet senedin değiştirilmesi neticesinde ortaya çıkan tecdit (yenileme) sözleşmesi kapsamında hukuki ilişkiye kefil olarak dahil edilen evvelce A.Ş hisse devri ve ibraz sözleşmesinin 6.7.2 maddesi uyarınca tanzim olunan senetlerde hiçbir suretle yer almayan ve esas ilişki kapsamında ismi geçmeyen sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin iflasının istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ne hisse devir sözleşmesinin ne de tadil protokollerinin tarafı olmadığını, 01/10/2012 vade tarihli senedin ... İcra Müdürlüğünün 2012/... Esas nolu dosyasına, 01/10/2012 vade tarihli senedin ve 01/04/2013 vade tarihli senedin .... icra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyalarına borçlu ... Yatırımları Holding A.Ş tarafından ödendiğini, 01/10/2013 vade tarihli senedin tahsilinde gecikme yaşanması nedeniyle davacı tarafın baskı yaratmak için sözleşmelerin tarafı olmayan müvekkilinin iflasını istediğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ciddi malvarlığına sahip bulunan sadece mevcut kefaletleri nedeniyle geçici bir mali sıkıntı içerisinde olan müvekkilinin iflasının ertelenmesi suretiyle tüm mali mükellefiyetlerini yerine getirmesinin mümkün olacağını belirterek öncelikle iflas talebinin reddine, iflas talebi kabul edildiğinde ise iflasının ertelenmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, kambiyo senedine dayalı iflas yoluyla takibin kesinleşmesi nedeniyle iflas, savunma niteliğindeki karşı dava ise iflas ertelemesi istemine ilişkindir.
DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyası, 17/12/2010 tarihli .......A.Ş hissedarları tarafından hisselerin satışı hususunda ...'e verilen vekaletnameler, 20/10/2010 tarihli "Anonim şirket hisse devri ve ibra sözleşmesi" 26/04/2011 tarihli "anonim şirket hisse devri ve ibra sözleşmesine katılma belgesi" 26/04/2014 tarihli "beyan ve tutanak" başlıklı belge, 26/04/2011 tarihli ödeme taahhüdü ve garanti beyanı, 20/12/2010 tarihli I. Tadil sözleşmesi ve protokol, 17/11/2011 tarihli II. Tadil sözleşmesi ve protokol, icra takibine konu edilen senet fotokopisi, 21/04/2014 tarihli 695 sayılı ticaret sicil gazetesi, davalı şirketin sicil kayıtları.
Davalı ......A.Ş tarafından verilen cevap dilekçesinde ayrıca iflas erteleme talebinde bulunulduğu, mahkemece 26/11/2015 tarihli duruşmada iyileştirme projesini sunması için davalı vekiline süre verildiği, keza 16/06/2016 tarihli duruşmada da aynı mahiyette tekrar süre verildiği, 07/12/2017 tarihli celsede bu defa iki haftalık kesin süre verildiği, iyileştirme projesini ibraz etmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller dikkate alınarak gereken kararın verileceği ihtarının yapıldığı buna rağmen iyileştirme projesi sunulmamıştır.
Mahkememizin 18/03/2021 tarih 2021/... Esas 2021/... Karar nolu ilamı ile toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporları ve gerekçeli kararda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davalının başlatılan kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği, davalının dava konusu bononun avalisti olması nedeniyle, bonodaki şekil noksanlığı dışındaki asıl borçlunun ileri sürebildiği defileri ileri süremeyeceği, kaldı ki asıl borçlunun ticari defter ve belgelerinde yapılan incelemede de hisse satışından kaynaklı borcun ve bonoların yer aldığının görüldüğü, dava doğrudan doğruya iflas talebi ile açılmış ise de ıslah yoluyla İİK 171. Maddesine göre iflas yoluyla davaya çevrildiği, ıslahın mümkün ve geçerli olduğu, kesinleşen icra takibindeki talep edilen faiz miktarı esas alınarak mahkememizce alınan ara kararında ki hesaplama dikkate alınarak 11/01/2021 tarihli ara kararı meşruhatlı olarak davalı şirkete ve davalı vekiline tebliğ edilmiş ancak verilen süre içerisinde depo emrine konu alacak yatırılmadığından davalı şirketin iflasına, karşı davanın ise yukarıda açıklandığı üzere verilen kesin süreye rağmen iflas erteleme projesi sunulmadığından karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmiştir.
... BAM .... Hukuk Dairesinin 02/03/2022 tarih 2021/... Esas 2022/... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusu kabul edilerek mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
İstinaf kararında "Asıl dava, İİK 177.maddesi uyarınca açılan iflas davası olup, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile İİK 171 vd maddeleri uyarınca iflas talep edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2013/... E. sayılı dosyasında; davacı/alacaklı ... tarafından borçlular ... A.Ş., ... ... ... Hiz. A.Ş., ... . A.Ş. Ve ... ... aleyhine 11/10/2013 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip başlatılarak 2.000.000,00 USD asıl alacak (26/04/2011 tanzim 01/10/2013 vade tarihli 2.000.000 USD bedelli bono nedeniyle), 958,90 USD işlemiş faiz, 6.000,00 USD komisyon olmak üzere toplam 2.006.958,90 USD alacağın, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 03/02/2014 havale tarihli dilekçesi ile talebini İİK. 43.maddesi gereği kambiyo senetleri ile iflas takibine dönüştürdüğü, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte ödeme emrinde ise 2.000.000,00 USD asıl alacak, 11.986,30 USD işlemiş faiz, 6.000,00 USD komisyon olmak üzere toplam 2.017.986,30 USD alacağın, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalı ... ... ... A.Ş.'ye ödeme emrinin 05/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın ödeme emrine itiraz etmediği tespit edilmiştir.
Davacı vekili .... Asliye Ticaret Mahkemesine (2014/... E.) tevzi edilen 07/05/2014 tarihli dava dilekçesinde; davalı ...'nin .... İcra Müdürlüğünün 2013/... E. sayılı dosyasında yapılan iflas talepli takibin kesinleştiğini, davalının borcunu ödemediğini belirterek İİK 177.maddesi uyarınca iflas kararı verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/... E. sayılı dosyası üzerinden yargılama sırasında 03/03/2016 tarihli ara kararı ile "Davacının talebinde haklı olup olmadığı, iflas koşullarının davalı yönünden oluşup oluşmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına" karar verilmiş, 25/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda "davalı yanın incelenen 2011 ve 2012 yılı ticari defterlerinde icra takibine konu bononun kayıtlı olmadığı, zira davalı şirket takibe konu bonoyu keşide eden sıfatını haiz olmadığı gibi, senedin devir veya ciro işlemlerine muhatap edilememiş olması karşısında davalı şirket kayıtlarında olmaması tabiidir. Bu anlamda davalı şirket kayıtlarında borcun ödemesi konusunda herhangi bir kaydın da bulunmadığı görülmüştür." şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili tarafından sunulan bir beyan dilekçesi bulunmamaktadır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarih 2014/... E. 2018/... K. sayılı ilam ile; borçlulardan ... A.Ş. hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyasında iflas davası açıldığı belirtilerek, bono asıl borçlusu ... Yatırımları Holding A.Ş ile bonoya aval veren ... ... ... A.Ş arasında iflas kararı verilmesi ve borcun ödenmesi konusunda öncelik-sonralık ilişkisi bulunduğu gözetilerek, bu hususun .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyasında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ve iş bu dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasında 07/02/2019 tarihli celsede birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyası nedeniyle davacı vekiline İİK 177.maddesi kapsamında hangi nedenle doğrudan doğruya iflas davası açıldığının sorulması üzerine, davacı vekilinin yazılı açıklama yapmak için süre talep ettiği, aynı celse ara kararında davacı vekiline İİK 177.maddesinin hangi bendine dayadığını açıklaması için bir hafta kesin mehil verilmesine ayrıca İİK 177/son, 178/2, 166/2 maddeleri gereğince ilanların yapılmasına, davacı vekili tarafından yazılı açıklama yapıldığında davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bir mali müşavir bir finans uzmanı ve hukukçu eşliğinde inceleme yapılarak, davacı vekilince bildirilen nedenden dolayı İİK 177 maddesi kapsamında doğrudan doğruya iflas nedeninin oluşup oluşmadığı yönünde rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Celse ara kararı üzerine davacı vekilinin 13/02/2019 tarihli dilekçesinde "Birleşen davada iflası istenen ... ... ... A.Ş.’nin ... İcra Müdürlüğü 2013/... E. sayılı iflas ödeme emrine herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi; takibe konu borcu da ödememiştir. Bunun üzerine anılı işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuş ve “davalı şirketin iflasına karar verilmesi“ talepli 07/05/2014 tarihli dilekçemiz ile yukarıda beyan edilen durumlar açıklanarak davalı şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmiştir. Anılı dava dilekçesimizde sehven İİK madde 177 yazılmış olup, iflas davasının talebimiz doğrultusunda dosyanın gidişatı ve geldiği aşamaya kadar olan mevcut durumdan da açıkca anlaşılacağı üzere davamızın dayanağını teşkil eden aşağıda yer alan İİK madde 171 ve devamı maddeleri mucibinde açılmıştır." şeklinde beyan sunduğu,
16/04/2019 tarihli ıslah dilekçesinde ise; sehven yazılan hukuki sebebin düzeltilebilir hata olduğunu, hukuki sebep hiç gösterilmese dahi hakimin somut olaya göre maddi vakıayı resen uygulayacağının hüküm altına alındığını, İİK madde 171 ve devamı yerine sehven İİK madde 177 yazılarak davalı şirketin iflasına karar verilmesinin talep edildiğinin her türlü izahtan vareste olduğu belirterek sonuç itibariyle "hukukî sebebin sehven yanlış gösterilmemesinin bir eksiklik sayılmayacağı kabul edilerek davaya devam olunmasını, Mahkemeniz aksi kanaatte ise hukuki nitelemeyi İİK madde 171 ve devamı yerine İİK madde 177 olarak ıslah ettiğimizi, bu beyanlarımız doğrultusunda davaya devam edilerek davalıların iflasına kararı verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 16/05/2019 tarihli dilekçesinde ise, ıslah dilekçesinin sonuç kısmında İİK madde 177 yerine İİK madde 171 yazılması gerekirken maddi hata yapıldığını ifade etmiştir. Davacı vekili tarafından 16/04/2019 tarihli ıslah dilekçesinin sonuç kısmında maddi hata yapıldığı açıktır.
Ancak dava dilekçesinde İİK 177. maddesine dayanılmasına rağmen, mahkemece verilen ara karar uyarınca sunulan dilekçede İİK 171 vd maddelerine göre iflas talep edilmesi nedeniyle, bu beyanın maddi hata olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davanın İİK 177.maddesine dayalı olarak açılmış olması halinde; İİK'nun 177. maddesine göre "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" önceden takibe hacet kalmaksızın alacaklının doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür. Doğrudan iflas davası açılması için davayı açan kişinin alacaklı olması ve İİK 177. maddesinde yer alan şartlardan birinin mevcut olması gerekmektedir. Alacaklı İİK 177.maddesinde 4 bent halinde açıklanmış sebeplerden hangisine dayanıyor ise mahkemece o kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılarak doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilecektir.
Davanın İİK'nun 167 vd maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip sonucu, borçlunun 5 günlük süre içerisinde borcu ödememesi, icra takibine itiraz veya şikayette bulunmaması nedeniyle İİK 173.maddesi uyarınca açılan iflas davası olduğunun kabulü halinde ise; İİK 176.maddesi yollaması ile İİK'nın 158.maddesinde "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi uyarınca değerlendirme yapılacaktır. Somut dosya yönünden ise iflas yoluyla takibin itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olması nedeniyle İİK 166.maddesi uyarınca ilanlar yapılacak, alacağın varlığı araştırılmayacak, depo emrine esas miktarı asıl alacak, faiz, tahsil harcı, icra vekalet ücreti ve masraf ayrı ayrı olmak üzere tespit edilerek mahkeme veznesine yatırılması için borçluya/vekiline depo emri tebliğ edilecek ve 7 gün içerisinde ödenmediği takdirde iflas kararı verilecektir.
Görüleceği üzere İİK 177.maddesine dayalı olarak açılan doğrudan iflas davası ile İİK 173.maddesine dayalı olarak açılan iflas davası sonuç itibariyle iflas talep edilmesine rağmen yargılama usulü bakımından tamamen birbirinden farklı iki dava türüdür. Keza davacı vekili dava dilekçesinde doğrudan iflas talep ettiği için .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. sayılı dosyasında alacağın esasına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı vekili tarafından bu yönde rapor alınmasına ilişkin bir itiraz sunulmamış, dava 07/05/2014 tarihinde açılmış olmasına rağmen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında 07/02/2019 tarihli celsede verilen ara karara kadar davaya doğrudan iflas davası olarak devam edilmiş, davacı vekili tarafından bu tarihe kadar davanın İİK 173.maddesi uyarınca açıldığına dair bir beyan sunulmamış, mahkemenin verdiği ara karardan sonra davacı vekili 13/02/2019 tarihli dilekçesinde davanın İİK 171 vd maddeleri uyarınca açılan iflas davası olduğuna ilişkin beyan sunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi hataya dayalı olarak İİK 177.maddesinin yazıldığı ve sehven yazılan hukuki sebebin düzeltilebilir hata olduğu, hukuki sebep hiç gösterilmese dahi hakimin somut olaya göre maddi vakıayı resen uygulayacağı yönündeki beyanlarının kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu açıklamalardan sonra 16/04/2019 tarihli ıslah dilekçesinin içeriğinin ve ıslah talebinin değerlendirilmesi, ıslah isteminin davanın tamamen ıslahı mı yoksa kısmen ıslahı mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın "ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi" başlığı altında 176 ile 182. maddeleri arasında ıslah düzenlenmiştir.
Islah tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde yaptığı usul işlemlerini, kanunda öngörülen sınırlar içinde düzeltmeye yarayan, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olan bir hukuki imkan (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1487) olarak tanımlanmaktadır. Karşı tarafın iddia ve savunmayı genişletme ve değiştirilmesine açıkça muvafakat gösterdiği bir durumda (m.141/2) ıslaha başvurmakta hukuki yarar olmadığı gibi buna gerek de bulunmamaktadır (Pekcanıtez Usul Cilt.II, s.1513). HMK'nın 176. maddesi gereğince taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islah tamamen veya kısmen olabilir. Maddenin gerekçesinde de, davacının dava dilekçesinde belirttiği dava sebebini değiştirebileceği, örneğin; daha önce belirttiği ödünç sözleşmesi sebebini değiştirip, sebepsiz zenginleşme sebebine dayanabileceği, daha önce istediği Ellibin Türk Lirasını Yüzbin Türk Lirasına çıkarması mümkün olduğu gibi, aynen talep ettiği otomobilden vazgeçip, ıslah yolu ile değerini isteyebileceği yahut otomobilden tümüyle vazgeçip, ıslah yolu ile bilgisayar istemesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (m.179/2'dekiler hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (m.179/1. Bu halde, dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin tamamının (m.179/2'dekiler hariç) yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için, buna davanın tamamen ıslahı denir (m.180). Davacı, davasını değiştirmek için (davalı açıkça muvafakat etmezse) tamamen ıslah yoluna başvurur...Buna karşılık, talep sonucunun veya dava sebebinin genişletilmesi veya kısmen değiştirilmesi için başvurulan ıslah kısmen ıslahtır (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, Cilt II, s.1201).
Kanunun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
HMK 181. maddesine göre, kısmen ıslaha başvuran tarafa ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
Islahın etkisi HMK 179. maddesinde düzenlenmiş olup ilk fıkraya göre; ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunun doğmasına yönelik kuralın istisnaları ise ikinci fıkrada sayılmıştır.
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır (mülga HUMK m.87/1). Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/06/2011 gün ve 2011/1-364 E. 453 K.).
Tamamen ıslahta, davanın açıldığı andan itibaren talep veya dava sebebi değiştirilmektedir. Tamamen ıslahta talep sonucu veya dava sebebinin davayı temelden etkileyecek şekilde değiştirilmesi söz konusu olur. Buradaki değişiklikten kasıt davanın tümüyle farklılaşması değil davanın açıldığı andan itibaren değişikliğe uğrayacak bir nitelik kazanmasıdır (Pekcanıtez Usul Cilt.II, s.1536, 1537).
Davanın tamamen ıslahında, ıslah olunan dava ilk dava gününde açılmış sayılır. Islah edilen dava eski davanın devamı niteliğinde olduğundan, bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi veren davacıdan, yeniden başvurma harcı ve peşin karar ve ilam harcı alınmaz... zamanaşımı (dava edilmiş olan alacak kesimi için) ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır... hak düşürücü sürenin hesabında da (ıslah tarihi değil) ilk dava tarihi esas alınır (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt II, s.1202, 1203).
Davacı, davasını tamamen ıslah ederek davayı değiştirebilir. Davacının tamamen ıslah etmek istediği (ilk) dava ile yeni (ıslah edilmiş) dava arasında bir bağlantı (m.166/4) bulunmasına gerek yoktur. Çünkü, kanun böyle bir bağlantı şartı aramadan davanın tamamen ıslahına izin vermektedir (m.176/1, m.180); mesela davacı açtığı boşanma davasını (MK m.161 vd) ıslah ederek, mutlak butlan davası (MK m.145 vd) olarak değiştirebilir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt II, s.1215).
Davanın tamamen ıslahına ilişkin diğer bir husus ise, tamamen ıslah talebinde bulunan vekilin vekaletnamesinde bu konuda özel olarak yetkilendirilmesi gerektiğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1.f bendinde vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması dava şartları arasında sayılmış, 6098 sayılı TBK nun 504. maddesinde vekaletin kapsamı düzenlenmiştir. Davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. Maddesinde sayılmış ve açıkça yetki verilmemiş ise vekilin davanın tamamını ıslah edemeyeceği düzenlenmiştir. Yasal düzenleme uyarınca vekilin davayı tamamen ıslah edebilmesi için vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında dosya değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde İİK'nun 177.maddesi uyarınca iflas kararı verilmesini talep etmiştir. 16/04/2019 tarihli ıslah dilekçesinde ise; dava sebebini ıslah edilerek İİK 171 vd maddeleri uyarınca iflas kararı verilmesini talep talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan dilekçe davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. 6100 sayılı HMK'nın "Davanın Tamamen Islahı" başlıklı 180.maddesinde "Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince davasını tamamen ıslah eden tarafın, yeni bir dava dilekçesi vermesi gerekmektedir. Dava dilekçesinin nasıl düzenlenmesi gerektiği 6100 sayılı HMK'nın "Dava Dilekçesinin İçeriği" başlıklı 119.maddesinde açıklanmıştır. HMK 119.maddesinde sayılan tüm hususların dava dilekçesinde mutlak bulunması gerekmekte olup, yine HMK 180.maddesi gereğince davanın tamamen ıslahı halinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunlu olduğundan, ıslah dilekçesinin HMK 119.maddesine göre düzenlenmesi, bu maddede belirtilen tüm hususların ıslah dilekçesinde bulunması zorunludur.
Davacı vekilinin sunmuş olduğu ıslah dilekçesi beyan dilekçesi mahiyetinde olup, HMK'nun 119.maddesinde "e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin yer almadığı, f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmediği" anlaşılmakla, bu durumda tamamen ıslah yani yeni dava dilekçesi yasanın belirttiği zorunlu unsurları taşımamaktadır. Davanın tamamen ıslahı halinde, HMK 119. maddesindeki unsurları taşıyan yeni dava dilekçesinin bir haftalık kesin sürede verilmesi zorunlu olduğundan sonradan tamamlanması mümkün değildir. HMK 180.maddesi gereğince davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir haftalık kesin süre içinde yeni bir dava dilekçesi vermediği takdirde ıslah hakkı kullanılmış sayılarak, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Davacı vekilinin HMK 180 ve HMK 119. maddelerine uygun olarak verilmiş bir ıslah dilekçesi bulunmadığından ıslah yapılmamış kabul edilerek, dava dilekçesi uyarınca somut olayı değerlendirilmelidir.
Bu takdirde ise davanın İİK 177.maddesi uyarınca alacaklının talebi üzerine açılan doğrudan doğruya iflas davası olması nedeniyle, davacı vekiline İİK 177.maddesinde sayılan nedenlerden hangisine dayalı olarak iflas talep edildiğinin açıklattırılması ve bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince usulüne uygun olarak düzenlenmeyen ıslah dilekçesi esas alınarak bu kapsamda değerlendirme yapılması hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, " denildiği görülmüştür.
İstinaf kararında belirtildiği şekilde davacı tarafa süre verilmiş, davacı vekili 06/10/2022 tarihli dilekçesinde davalı tarafından ödeme yapılmayarak, ödemelerin tatil etmesi bu durumun süreklilik taşıması, davalının gayri faal olması , borçlarının aktifinden fazla olması nedeniyle İİK 177/2 uyarınca borçlunun ödemelerini tatil etmesi nedenine dayanarak iflas sebebi gerçekleştiğini belirterek davalı şirketin bu nedenle iflasına karar verilmesini istemiştir.
İİK 177. Maddesinde doğrudan doğruya iflas halleri düzenlenmiş olup, madde başlığında doğrudan doğruya iflas halleri/ evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas/ alacaklının talebi denilerek 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 2 nolu bendinde "Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa " denildiği tespit edilmiştir.
İİK 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 2 nolu bendi gereğince davalı şirketin ödemelerini tatil edip etmediği hususunun değerlendirilmesi için davalı şirketin ticari defter ve belgeleri incelenerek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti 30/12/2022 tarihli raporlarında davalı şirketin ticari defter ve belgelerini incelemeksizin dosya üzerinden yapılan incelemede "Somut olay yönünden talebin icra iflas kanununun 177 maddesinde ön görülmüş olan ödemelerin tatili kavramına dayandırıldığı, dosya kapsamının incelenmesinden davalı şirketin iflas erteleme talebinde bulunduğu de görülmekle, iflas ertelemesi talebi bakımından dava şartının borca batıklık olduğu, özellikle borca batıklığın, ödemelerin tatili noktasında önemli bir emare ortaya koymakta olduğu, bunun dışında borçluya karşı piyasada çok sayıda icra takibinin yapılmış olması bu takiplerin çok büyük bir bölümünün semeresiz kalmış olması, şirket asetleri üzerinde çok sayıda rehin ve haciz kaydının bulunması, işletmenin faaliyette bulunması için gerekli olan lisans, ruhsat vb maddi duran varlıkları üzerinde sınırlayıcı tedbirlerin mevcut olması ödemelerinin tatil edildiği hususunda emare meydana getirmekte olduğu" şeklinde rapor verdikleri görülmüştür.
Davacı taraf 16/02/2023 tarihli dilekçesi ile davalı şirket hakkında başlatılan icra dosyalarını bildirmiş, bunlarla ilgili belgeleri dosyaya sunmuş , ayrıca mahkememizin daha önce vermiş olduğu iflas kararı üzerine davalı şirketten alacaklı olanların iflas masasına alacaklarını yazdırmak için müracaat ettikleri ve buna ilişkin alınan karar suretlerini de dosyaya sunduğu görülmüştür.
Davalı - karşı davacı vekilinin ticari defter ve belgelerinin bulunduğu yeri bildirmesi için süre verilmiş, davalı-karşı davacı ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmiş, daha önce rapor veren bilirkişilere davalı-karşı davacının ticari defter ve belgeleri de incelenerek davalının ödemelerini tatil edip etmediği konusunda rapor tanzim etmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti 05/05/2023 tarihli ek raporlarında " Şirketin yıllar itibarıyla borç tutarını sürekli artırdığı ve sermaye kaybının giderek büyüdüğü görülmektedir. 2014 yılından beri herhangi bir satış yapmayan şirketin, borç tutarının hemen hemen sabit kaldığı görülmektedir. Davalı şirket tarafından yapılan bazı ödemeler dosyaya sunulmuşsa da şirketin 2014 yılından itibaren herhangi bir satış yapmadığı ve borçlarının hemen hemen tamamını ödemediği açık şekilde anlaşılmaktadır. Müdahil ... A.Ş. vekilinin 15.02.2023 tarihli dilekçesinde finansal kiralama sözleşmelerine ilişkin ödemelerin yapılmaması nedeniyle feshedildiği; sözleşmelerin feshi ve kiralanan malların iadesi hususunda açılan davaların,
müdahil şirket lehine kesinleştiği öne sürülerek bu hususları destekleyen sözleşmeler, ihtarnameler ve mahkeme kararları dosyaya sunulmuştur. Davacı vekilinin 16.03.2023 tarihli dilekçesiyle de davalının ödemediği icra dosyalarına ilişkin bilgi ve belge dosyaya sunulmuştur. ... İcra dairelerinde pekçok icra dosyasının borçlusunun davalı şirket olduğu; yine davalı şirketin kamu kurumları nezdinde borçlu olduğu dava dosyasına bildirilmiştir. Dilekçe ekinde dosyaya sunulu belgeler, bu hususu doğrulamaktadır. Ayrıca kök raporda dosyaya ilişkin yapılan tüm tespitlerimiz de geçerliğini korumaya devam etmektedir. "
Şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi rapora doğrultusunda davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği anlaşıldığından İİK 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Bendi uyarınca doğrudan doğruya iflasına, davalı-karşı davacının iflas ertelemeye yönelik talebinin ise iyileştirme projesinin verilen kesin mehile rağmen sunulmaması nedeniyle karşı davanın reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
Asıl Dava Yönünden :
1-Davacının davasının kabulü ile ... Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı ... ... ... AŞ'nin İİK 177/2 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflasına,
İflasın 05/10/2023 tarih saat 13:39 itibari ile açılmasına,
İflasın açıldığını ... ne ve ... ne bildirilmesine,
İflas avansının iflas müdürlüğüne aktarılmasına,
2-Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı .......A.Ş'den alınarak davacı ...'e verilmesine,
3-Gider avansından kullanılmayan kısmın ilgilisine iadesine,
4-Davacı ... tarafından yapılan istinaf kararından önce 2.712,00 TL, istinaf kararından sonra 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 429,00 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 10.141,00 TL yargılama giderinin davalı .......A.Ş'den alınarak davacı ...'e verilmesine,
5-Davalı .......A.Ş tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Bu dava sebebiyle 269,85 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 25,20 TL'nin mahsubu ile 244,65 TL'nin davalı ......A.Ş'den alınarak hazineye irat kaydına,
Karşı Dava Yönünden :
1-İflas erteleme talebine yönelik karşı davanın reddine,
2-Karşı dava olan iflas erteleme talebinin hasımsız olduğu, hakkında açılan iflas davasında savunma olarak dahi ileri sürülebileceğinden hasımsız olduğu dikkate alınarak vekalet ücreti , yargılama gideri ve harçla ilgili hüküm kurulasına yer olmadığına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/10/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
MADDİ HATA DÜZELTME KARARI
Asıl dava yönünden kurulan hükmün 1. Maddesinde sehven " İİK 177/2 maddesi" denilmiş olup doğrusu "İİK 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Bendi" olması gerektiğinden, Asıl dava yönünden kurulan 1 nolu hükmündeki söz konusu kısım "İİK 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Bendi" olarak maddi hata oybirliğiyle düzeltilmiştir. 06/10/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!