WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/118 Esas
KARAR NO : 2023/826
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2022
KARAR TARİHİ : 14/11/2023

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı şirketin ... Ajans temsilciliğini üstlendiğini, davacı şirket ile borçlu davalı arasındaki anlaşma gereği, davalı borçlu ajans görevi kapsamında müvekkili şirkete reklam verecekler ile müvekkili şirket arasında aracı olduğunu, 3. Kişiler adına verilen reklamlar dolayısıyla düzenlenmesi gereken faturaların davacı tarafından davalı adına düzenlendiğini, davalı borçlunun da müvekkili şirkete bu reklamlar karşılığında ödeme yaptığını, davalı borçluya müvekkili şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı olarak faturaların düzenlendiğini ve davalı tarafından 8 günlük yasal sürede faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında davalı tarafından imzalanan ordino yani reklam yayın formları düzenlendiğini, işbu formların müvekkili şirketin gazetelerinde yayınlanacak olan ilanın sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ilgili ordinonun davalı tarafça kaşelenmiş ve imzalanmış olduğunu, söz konusu borçların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişilmiş olduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla; Davalının .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, Davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ... medya grubunun ... ve ... olarak iki farklı ticari unvan ile gazete hizmeti verdiğini, ... İletişim – ...'un ... gazeteciliğin ... temsilciliğini alarak hareket ettiğini, öncesinde ... üzerinden aralarında ilişki olduğunu, ilişkinin alacak mevzusu sebebiyle bir süre ara verildiğini, yeni atanan ... zamanından sonra ... ile alakalı çalışmalara başlandığını, uygulamada müvekkilin ... grubu ile anlaşma şartlarının; müşteri özelinde yapılan işlerin ... medyanın verdiği fiyatlarla müvekkili tarafından müşteriye fatura edileceği ve de yine aynı tutarda müvekkili tarafına ... medyadan fatura geleceği şeklinde olduğunu, müvekkilin aracı konumunda olduğunu, davacı şirkete reklam vermek isteyen müşterileri bularak anlaşma sağlanmakta ve reklam süreci başladığını, müvekkili ile davacı şirket arasında yapılmış olan anlaşma çerçevesinde müvekkilin şirkete kazandırmış olduğu reklam ücreti üzerinden % 25 kar payı (resturn) mevcut olduğunu, adı geçen faturalara istinaden müvekkiline ait %25 resturnümün düşülmesinden sonra konunun kendi iç yönetimleri ve anlaşmazlıkları olması hasebi ile faiz ve diğer yasal yükümlülüklere maruz kalmadan kalan paranın müvekkili tarafından davacı şirkete ödeneceğini beyanla ; Müvekkilinin ... gezetecilik'te mevcut bulunan borcundan resturn alacağının düşülmesi ve de kalan borcun faizsiz ya da cezasız şekilde belirlenmesi şeklinde alacak miktarının hesaplanmasını talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, cari hesap alacağından kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda davalının davacının ... temsilcisi olduğu, söz konusu temsil ilişkisi uyarınca davacıya ait ... Gazetesinde reklam verenlere aracılık yapmakta olduğu, işbu ilanlar sebebi ile 3. Kişiler adına düzenlenmesi gereken faturaların davalı adına düzenlendiği ve davalının bu faturalardan kaynaklı olarak davacıya ödemeler yapmakta olduğu, söz konusu fatura bedellerinin bir kısmının ödenmemesi sebebi ile bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası üzerinden 18.687,95 TL alacak istemi ile takibe girişmiş olduğu, davalının süresi içerisinde yapmış olduğu borca ve yetkiye itiraz sebebi ile işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması sebebiyle mahkememizce bu husus öncelikli olarak incelenmiş olup; İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
6100 Sayılı HMK'nın 6/1. maddesinin "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca açılacak olan davalarda genel yetkili mahkeme belirlenmiş olup para borçlarının ifa yeri bakımından ise TBK m.89 hükmü uygulanmakta olup bu hükme göre Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinden alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de para borçlarına ilişkin davalarda seçimlik yetkili mahkeme olmaktadır. Bu kapsamda davaya konu alacağın para alacağından kaynaklanmakta olması sebebi ile davacının yerleşim yeri olan İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğu kanaatine varılmış olup dosya kapsamından gelen müzekkere cevaplarından her ne kadar davacı vekili tarafından davalının yetki itirazının kabulüne yönelik beyanda bulunmuş ise de bu beyanın sehven verildiğinin mahkememize açıklanması nitekim icra dosyasından da dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesine yönelik olarak herhangi bir işlem yapılmamış olması, davalının icra dairesine yönelik yetki itirazında açıkça yetkili icra dairesini bildirmemiş olması sebebiyle usulüne uygun bir yetki itirazından bahsedilemeyeceğinden bu hususta İstanbul icra dairelerinin yetkili olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya kapsamında icra dairesinden gelen müzekkere cevabında her ne kadar davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına yönelik olarak bir karar verilmediği bildirilmiş ise de İİK'nın 66. Maddesinin "(1) Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." şeklindeki düzenlemesi uyarınca itiraz edilmesi kanunen otomatik olarak takibi durdurmakta olup takibin durması için ayrıca icra müdürleri tarafından bir karar verilmesi gerekmemektedir. Bu sebeple davalının itirazın iptali davasının şartlarının gerçekleşmediği yönündeki iddiasına itibar edilmemiş olup yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı tarafça dosyaya ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle davacıya borçlu olduğu kabul edilmekle birlikte kendisinin de davacıdan alacaklı olduğu, kendi alacağı olan risturn alacağı düşüldükten sonra davacının alacağının hesaplanması talebinde bulunmuş olması sebebiyle işbu talep kanunen mahsup defi olarak nitelendirilmektedir. Bu sebeple davalının mahsup defi bakımından inceleme yapılmadan önce risturn alacağının açıklanması gerekmekte olup uygulamada medya ajansları ve dijital pazarlama sektöründe risturn, indirim oranı olarak tanımlanır. Dijital pazarlamada risturn, reklam verenlerden elde edilen reklam ücretlerinin bir kısmının indirim olarak hesaplanması ve reklam verene ya da medya satın alma ajansına geri ödenmesi olarak tanımlanır.
TBK hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca her ne kadar takas ve mahsup birlikte kullanılmakta ise de anlamları ve şartları birbirinden farklılık teşkil etmektedir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2022 tarih 2017/(23)6-873 Esas 2022/605 Karar sayılı ilamında detaylı şekilde açıklanmış olup şöyle ki ; "... 23. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). 24. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). 25. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940)."
Takas ve mahsup talepleri itiraz niteliğinde olduğundan, ödeme beyanı gibi, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahsup itirazının cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, bunun için karşı dava açılması da gerekmez.
Yargılama esnasında tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinden inceleme yapılması için ticari defterlerini sunmak üzere taraflara verilen kesin süre içerisinde davalının defterlerinin yargı çevremiz dışarısında olması sebebi ile talimat mahkemesi aracılığı ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup, işbu raporda özetle;
Davacının iddiaları, davalının savunması ve dosya kapsamına sunulan belge, dokümanlar ile davalının ticari defter kayıtlarını birlikte değerlendirdiğimizde, dava konusu olayda davalı Bursa bölgesindeki kişi veya şirketlerden ilan reklam almakta ve bunları davacı ya da ... Medyaya ait diğer gazetelerde yayınlatmakta, yayınlayan gazete ise yayınladığı ilan ve reklamın gazetede kapladığı alan üzerinden sütun/cm. hesabı yaparak davacıya fatura düzenlediği anlaşılmaktadır.
Davalının ticari defterlerini incelediğimizde defterlerin açılış ve kapnış onayları yasal sürelerinde usulüne uygun yapılmış ise de yukarıdaki fotoğraflarda görüldüğü gibi defter kayıtlarının dava konusu hesapları ispata yarayacak şekilde kaydedilmediği, örneğin davacı ... Gazetesinin faturaları cari hesaba kaydedilmesi gerekirken kasa hesabına kaydedildiği, bu nedenle defter kayıtları göz önünde bulundurularak davalının muhasebe dosyasında bulunan faturalardan yukarıdaki tespitler yapılmıştır.
Davalı ise dava dışı ... Gazetesine kestiği fatura açıklamalarında "Risturn Bedeli" yazmaktadır. 2015 yılında dava dışı ... Gazetesne davalının kestiği faturaların toplamı 120.854,41 TL, ... Gazetesinin ise davalıya kestiği faturalar toplamı 120.445,98 TL olduğu tespit edilmiştir. Olması gereken ise dava dışı ... Gazetesi yayınladığı ilan/reklam faturasını davalıya kesmeli davalı da reklam aldığı müşterisine kesmelidir. Davalı ise reklamı/ilanı yayımlayan gazeteye sadece bu reklamdan elde ettiği komisyon veya kendi değimleri ile "risturn" faturası kesmelidir. Yapılan işlemde iki tarafın bir birlerinin gelirlerini nötrleştirmekten başka bir gelir kalmamaktadır. Dolayısıyla davalının iddia ettiği %25 komisyon veya risturn bu faturalardan ve ticari kayıtlardan tespit edilememektedir.
Davacının 2015 yılında davalıya kesmiş olduğu faturalar ise yine davalının evrakları arasından ayıklanarak yukarıda sıralanmıştır. Bu faturalar davalının ticari defterine kaydedilmiş ancak bedeli kasadan ödenmiş şeklinde işlem yapılmış, ödemeye ait bir belge ise kayıtlarda yada dosya kapsamında bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu işleme göre davacının fatura bedellerinin de ödenmediği anlaşılmaktadır.
Sayın Mahkeme, tarafımdan bilirkişi sıfatıyla inceleme yapmamı ve davacı tarafından davalıya kar payına yönelik ödemeler yapılmış ise hangi faturaya istinaden ne kadar ödeme yapıldığını tespit etmemi istemiş ise de davacı ve davalı veya dava dışı ... Gazetesi arasında hareket eden ilan veya reklama ait faturalar için her hangi bir kar payı, risturn yada komisyon ifadesi taşıyan bir bedele ait belge bulunmamaktadır.
Davacı ... 2015 yılında davalıya KDV dahil toplam 19.767,95 TL ilan reklam faturası kestiği, davalının ise davacıya fatura kesmediği, davacının kestiği faturaların bedellerini kasadan ödenmiş şeklinde kayıt edildiği, ancak ödemeye ait bir belge (dekont tediye makbuzu ) bulunmadığı,
Mahkememize bildirilmiştir.
Davalı tarafın incelenen ticari defter ve belgeleri ile birlikte tarafların celp edilen BA- BS formları, davacının ticari defterleri ile karşılaştırılmak sureti ile rapor tanzimi için yargılama esnasında yargı çevremizde bulunan 1 mali müşavir bilirkişi ve 1 ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden rapor alınmış olup işbu raporda özetle;
Davacının 2017 ve 2018 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgıli hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu tespit edilmiş olup 2015 yılı ticari defterleri bulunamadığı belirtilerek inceleme için sunulmamış olduğu,
Davalı yana ait ticari defterler ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak incelenmiş olduğu, 19/09/2022 tarihli Bilirkişi raporunda “davalının 2015-2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının noter vasıtasıyla yasal sürelerinde yapıldığı, 2018 yılı defterinin temin edilemediğinin açıklanmış olduğu,
Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş faturaların ... Faktoring'e her fatura düzenlendiğinde temlik edilmiş olduğu, ... faktöring tarafından tahsilatların takip edildiği, tahsil edilmeyen fatura bedellerinin tekrar ...” e geri virman yapılmış olduğu, icra takip tarihi olan 20.7.2018 tarihi itibariyle, davacı yanın davalı yandan 18.687,95 TL Alacaklı oldukları, ancak geri virman kaydını 01.08.2018 tarihinde yapmış olduklarının tespit edilmiş olduğu,
Talimat ile davalı ticari defterleri incelenerek Dr. ... tarafından düzenlenmiş 19/09/2022 tarihli Bilirkişi Raporu'na göre davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş KDV dahil toplam 19.767,95 TL ilan reklam faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ise davacıya fatura kesmediği, davacının kestiği faturaların bedellerini kasadan ödenmiş şeklinde kayıt edildiği, ancak ödemeye ait bir belge (dekont tediye makbuzu) bulunmadığı tespit edilmiş olduğu,
Davalı tarafından beyanlarda davacı yana ödemeyi yapmamış olmasının sebebinin ...te uygulanan sistemin davacı yanca uygulanmaması olduğunun beyan edilmiş olduğu, beyanlarda, davalının ... grubundan alacaklı olduğunu, şirketin kendi bünyesindeki diğer markasından davalının alacağını gasp etmekte ... adı altındaki alacağını talep etmekte olduğunu beyan etmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu,
Davalı yan beyanlarında davalının şahıs şirketi olarak karlılığının fatura bedelleri üzerinden Yüzde 25 oranında resturn adındaki ödeme olduğunu, davalı tarafından davacı yana resturn uygulaması ile ilgili bir faturaya ticari defterler ve dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu,
risturn alacağının, taraflar arasında yapılan sözleşmede öngörülen sözleşme hükümlerine göre değerlendirilerek saptanması gerektiği
Mahkememize bildirilmiştir.
HMK'nın 190. maddesine göre ispat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Mahsup talebini ileri süren davalı taraf bu kapsamda mahsuba konu alacağını ispat külfeti altındadır. Somut olayda davalının davacıdan %25 oranında risturn alacağının olduğuna yönelik olarak taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı gibi davalı tarafından davacıya bu kapsamda düzenlenen ve tarafların ticari defterlerine kaydedilerek teamüle dönüşen herhangi bir kaydın faturanın da bulunmadığı, işbu hali ile davalının davacıdan alacağı bulunduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmış olup dosyaya ibraz edilmiş olan bilirkişi raporları ve tüm deliller bir bütün olarak incelendiğinde davacının davalıdan icra takibindeki miktar yönünden alacaklı olduğu kanaatine varılarak davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 18.687,95 TL 'nin %20'si oranında olan 3.737,59 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZlININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 18.687,95 TL 'nin %20'si oranında olan 3.737,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 1.276,57-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 225,71-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.050,86-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 317,91-TL ( başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 147,00-TL, bilirkişi ücreti: 6.000,00TL olmak üzere toplam: 6.464,91-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.