T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/642 Esas
KARAR NO : 2024/425
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/11/2020
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
hkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekili şirketle 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında düzenlenen ... sözleşmesi akdettiğini, sözleşmeyle ödemeyi taahhüt ettiği katılım bedelini bugüne kadar ödemediğini, müvekkilinin alacağı için yapılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, taraflar arasında 13.05.2018 tarihinde akdedilen fuar katılım sözleşmesi Mali Esaslar bölümü m.5.2'ye göre kiracının ...'nın onayı olmaksızın tek taraflı olarak vazgeçerse tüm maddi yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğunu, kiracının yapmış olduğu ödemeleri geri talep edemeyeceği gibi bakiye borcunu da ödeme planına uygun olarak ödemekle yükümlü olduğunu, Mali esaslar m.5.5'e göre ödemelerden birinin vaktinde yapılmaması durumunda müteakip ödemelerin muacelliyet kesbedeceği ve gününde ödenmeyen çek, senet ve cari hesap bakiyeleri için kiracılarla Türk Lirası (TL) üzerinden yapılan anlaşmalara ilişi ödemelerde yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu'nda ön görülen faiz oranları uygulanır hükmünü içerdiğini, yine mali esaslar bölümü m. 5.12'ye göre sözleşme ile ilgili çıkacak sorunların İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerince çözümleneceğini, taraflar arasında hür iradeleriyle akdedilen sözleşme ve sözleşme serbestisi göz önüne alındığında sözleşme bedelinin açık olduğunu ve davalının bu miktardan ve işlemiş olan faizden sorumlu olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmaya varılamadığını belirterek, davanın kabulünü, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %210'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu fuara ekonomik durgunluktan kaynaklı üretim faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması sebebiyle katılamayacağını fuar öncesinde davacı tarafa bildirdiğini, ancak buna karşın davacı tarafın, bedelin tamamı üzerinden icra takibine başladığını ve akabinde işbu davayı açtığını, taraflar arasında imzalanan “Katılımcı Kira Sözleşmesinin”, söz konusu fuara ve diğer fuarlara katılmak isteyen tüm kiracılara davacı şirket tarafından tek başına hazırlanarak imzalatılan şablon bir sözleşme olduğunu, bu nedenle de söz konusu sözleşmedeki hüküm Borçlar Kanunu'nun 20. Maddesi uyarınca genel işlem koşulları niteliği taşıdığını, Kanunu'nun 25. maddesine göre genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını, dava konusu sözleşmede ise müvekkili davalı şirkete başta sözleşmenin 5.2. Maddesindeki fuara katılımdan vazgeçilmesine ve 5.5. maddesindeki muacceliyet şartına ilişkin hükümler olmak üzere, sözleşmenin hükümlerinin okutulmadığını, bu konuda hiç bir bilgi verilmediğini, bunların içeriğini öğrenme imkânının ve karşılıklı olarak tartışılmasının sağlanmadığını, davacı şirketin söz konusu çerçeve sözleşmeyi diğer tüm müşterilerine sunduğunu ve kendisi tek başına bu metinleri hazırladığını, bu hususta dava konusu edilen 23-26 Ekim 2019 tarihli fuara katılan firmaların fuar kataloğundan tespit edilerek söz konusu firmalara müzekkere yazılmasını ve imzaladıkları sözleşmelerin celbini talep ettiklerini, söz konusu sözleşmelerin celp edilmesinden sonra sözleşmenin başta 5.2. ve 5.5. maddesindeki hükümlerin genel işlem koşulu karar verilmesi gerektiğinin anlaşılacağını, Türk Borçlar Kanunu'nun 21/1. Maddesinin “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır; aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır” hükmünü getirdiğini, davacı tarafın genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşmesinin hükümleri konusunda müvekkile açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamadığını, bu hususta ispat yükünün de karşı tarafta olduğunu, davacı dava dilekçesinde bu hususa ilişkin bir delil sunmadığını, bu nedenle de sözleşmenin özellikle 5.2. ve 5.5. maddelerinin yazılmamış sayılmasına karar verilerek, davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini; Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda genel işlem şartlarının uygulanması konusunda tacir tüketici şeklinde bir ayrım yapılmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelerin tacirler hakkında da uygulanabildiğini, bu hususa Yargıtay'ın örnek kararlarının bulunduğunu, bu kararlar uyarınca söz konusu sözleşmenin müvekkil davalı aleyhine olan özellikle 5.2. ve 5.5. maddelerinin geçersiz sayılmasını ve davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca, davacı şirketten 2019 yılı için bir hizmet alınmadığı için dava konusu faturanın müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini ve bu doğrultuda ticari defterlerine işlenmemiş olduğunu, davacı şirketin alacak iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, davacının faize ilişkin talebinin de reddinin gerektiğini, Türk Ticaret Kanunun 18/3 maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye ... ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhüt mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi yapılacağını, ancak davacı tarafından kanunda belirtilen şekilde bir işlem yapılmadığını ve müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle de faize ilişkin talebin haksız olduğunu, müvekkili davalının aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını, zira burada davacı tarafın iddialarının aksine alacağın likit olduğundan bahsedebilmenin mümkün olmadığını, davacının müvekkili davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığına ilişkin beyanları saklı kalmak üzere, alacak bulunup bulunmadığı ve buna ilişkin faiz uygulanmasının gerekip gerekmediği ile hesaplamasının yanlış yapılmış olma sebebiyle alacağın miktarının belirlenmesi hususunun yargılamayı gerektirdiğini, dolayısıyla davacının alacak iddiası likit alacak olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden yerleşmiş yargıtay İçtihatları uyarınca, müvekkilleri aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasında, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunulan delilleri değerlendirmek ve taraflara ait 2019-2020 yıllarına ait ticari defter ve belgeler incelenmek suretiyle ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktasında bir mali müşavir, bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ve bir fuar alanında uzman sektör bilirkişisinden oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiş olup, 27/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 6102 sayılı TTK.M.64/3, VUK, M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan ticari defterler ile ilgili olarak, davalının ve davacının 2016 yılı Yevmiye Defteri ve Kebir Defteri ile aynı yıla ait Envanter Defterlerinin açılış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. ve | SıraNo'lu Elektronik Defter Genel Tebliği gereğince mevcut haliyle davacının ve davalının 2016 yılına ait ihtilaf konusu duruma ait muhasebe kayıtları incelenmiş ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğuna yönelik kanaate varıldığı,
Davalı tarafın inceleme dönemine ilişkin defter ve belgelerinde davacı firma tarafından düzenlenen bir faturaya rastlanmadığı, cari hesap ilişkisi içinde bulunmadıkları, dolayısıyla davacı tarafa herhangi bir borç ilişkisi içinde bulunmadıkları, bu sebeple bir borç tespiti yapılamadığı,
Fuar organizasyon çalışmalarının fuarın gerçekleşeceği tarihten çok uzun zaman önce başlaması, fuar organize eden firmaların düzenleyecekleri fuarcılık hizmetinin hazırlık döneminde fuar ziyaretçi istatistiklerini tutma, geçmiş yıllara ait performans raporlarını oluşturma, müşterilerinin fuara katılım amaçlarını belirleme, fuar için hazırlanan iletişim araç ve haberleşme araçlarını, iletişim mesajını destekleyecek sergi, plan ve özel grafikler, ürün sunum ve sergileri, fuar alanında yapılacak gösteri tanıtım ve sunumları, söz konusu fuar için hazırlanmış tanıtım planları ve bütçe tahminlerini önceden tespit etmenin yanı sıra ayrıca, bu çalışmalar kapsamında yine fuara katılım kararının verilmesi ve doğru fuar seçimi, fuar katılım amaçlarının belirlenmesi, stant yeri ve dizaynı, fuar personeli seçimi, eğitimi ve görevleri, tanıtım aktivitelerinin belirlenmesi, fuar organizasyonunda destek alınacak hizmet ajansının seçimi, bütçe taslağının hazırlanması gibi hazırlık çalışmalarını yapmaları sebebiyle stant yerlerinin satışları ve bu yöndeki sözleşmelerin, fuarın gerçekleşeceği tarihten aylar önce
yapıldığı, fuarcılığın “hazırlık aşamasında” organizatör firmanın, müşterisine doğrudan hizmet sunmamış olsa bile, gelecekte yapacağı hizmetin başarılı şekilde icrası için, belli bir emek harcayacağı ve dahası belli bir miktar da masraf yapacağı kaçınılmaz olduğu,
Bu açıklamalar karşısında; önceden katılacağını bildiren ve fakat her ne sebeple olursa olsun fuar tarihinde ya da fuar tarihine çok az bir süre kala “fuara katılamayacağını” bildiren ya da katılmayan firmanın, kendisine sözleşme şartları uyarınca önceden tahsis edilen stant alanlarının boş kalması/kalacak olması, “fuarcılık sektöründe” istenmeyen/arzu edilmeyen durumlar olarak kabul edildiği, tarihi önceden belirlenmiş bir “fuarcılık” organizasyonuna katılma iradesini sözleşme yapmak suretiyle açıkça bildirmiş olan Davalı Şirketin, varlığı yanlar arasında tartışmasız olan sözleşmeyi usulüne uygun olarak fesh edip etmediğine, fesh etmiş olduğunun kabulünde dahi sözleşme şartlarında öngörülen hiçbir ücret ödemeden fesh etme hakkını kullanabileceği zaman süreci içerisinde yapıp yapmadığına, yine feshettiğinin kabulü halinde dahi, “haklı ya da mücbir bir sebeple fesh edip etmediğine dair, somut bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle; organizatör firma olan davacı şirkete, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete tahsis edilen ve davalı şirketçe katılım sağlanmadığı için boş bırakılan stant alanının, fuar tarihine kadar başka bir firmaya kiralanabilmesi için sözleşmede öngörülen süre bir yana, makul sayılacak hiçbir süre tanınmadığı,
Bir sözleşmede sözleşmenin kurulmasından önce, tek yanlı olarak birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak amacıyla düzenlenmiş ve hiç değiştirilmeden karşı yanın onayına sunulmuş hükümler yer alıyorsa, o sözleşmede genel işlem koşullarının bulunduğu kabul edilmesi gerektiği; sözleşmede genel işlem koşulları bulunmadığının, hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükü, genel işlem koşullarını kullanana ait olduğu, TBK 21. ve22. maddeleri gereğince sözleşmeyi düzenleyenin karşı yana sözleşmenin yapılması esnasında bu koşullar hakkında bilgi verip öğrenme imkanı tanıyarak bu koşulları kabul etmesini sağlamadığı sürece menfaatine de aykırı ise TBK'nın 21. maddesi gereğince genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, dosyada bu hususta bir belge bulunmadığı, söz konusu hükümler TBK m.20-21'de aranan koşulları şeklen sağlar görünmekle birlikte, davalı tarafın sözleşme hükümlerinin kendisine okutulmadığı, bu konuda kendilerine hiç bilgi verilmediği ve karşılıklı olarak tartışılmasının sağlanmadığı yönündeki iddiaları bakımından TTK m.18 f.2 hükmünün göz önünde bulundurulması hususu takdiri sayın mahkemeye ait olduğu,
Yorum denetimi bakımından; Genel işlem koşulu olduğu iddia edilen hükümler açık ve anlaşılır olmakla ve birbiriyle çelişkili olduğu, söz konusu maddede ilk 3 fıkrada kiracının tek başına sözleşmeyi feshederse ödemek zorunda olduğu ceza miktarı belirlendiği, bu hükümlere göre kiracının tek başına fesih hakkının mevcut olduğu, böyle bir düzenlemenin varlığı karşısında 4. fıkrada kiracının kiraya verene sormadan sözleşmeden vazgeçmesi halinde tüm ödemeleri yapacağının ifade edilmesi kiracının tek başına fesih kararı alamayacağı gibi bir sonucu ortaya çıkaracağı, bunun kiracı lehine yorumlanması gerektiği,
TBK m.25'e göre yapılacak denetim bakımından karşı tarafın menfaatine aykırı olmanın tek başına genel işlem koşulunun hükümsüz sayılmasına yetmediği, buna ek olarak bu durumun dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde ortaya çıkmış olmasının da gerekeceği, buna göre sözleşmenin içeriğine dahil olan hükümler karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte ise, bunların dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, sözleşmenin feshine ilişkin bu sürelerin dürüstlük kuralına aykırı şekilde kiracının durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığının tespitinde fuar organizasyon çalışmalarının, fuarın yapılacağı sektörde faaliyet gösteren firmalarla irtibat kurulmasının ve sınırlı sayıdaki yerlerin kiralanması süreçleriyle birlikte, sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle boşta kalan fuar alanlarının yeniden sektörde faaliyet gösteren bir başka firmaya kiralanabilme ihtimalinin göz önünde tutulması gerektiği, fuarcılık sektörü açısından yapılan değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda söz konusu hükümlerin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı görülmediği,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Mahkememiz dosyasında, dosyanın bilirkişiye tevdii ile tarafların rapora karşı beyan ve itirazları değerlendirilerek davalı firmanın fuara katılmaması nedeniyle davacının yerine getirmekten kurtulduğu bir kısım hizmet bedelleri(elektrik enerjisi kullanımı, sarf malzemesi vs.) sözleşme bedelinden düşülerek davacı alacağının belirlenmesi noktasında ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, 21/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Davalı firmanın fuara katılmaması nedeniyle davacı şirketin yerine getirmekten kurtulduğu giderlerin; 540,00 TL. internet gideri, 990,00 TL. elektrik enerjisi tüketimi olmak üzere (540,00 * 990,00 — 1.530,00) Toplam: 1.530,00 (binbeşyüzotuz) TL olacağı
TBK'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin tacirler bakımından da uygulama alanı bulacağı kabul edilmekle birlikte, bu denetim yapılırken onlardan basiretli bir işadamı gibi davranması beklendiği dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunulması aran daha katı bir koruma sağlanması gerektiği,
Bir sözleşme hükmünün karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmasının tek başına bunların uygulanmaması için yeterli olamayacağı, bunun ayrıca dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde ortaya çıkmış olmasının da gerekeceği, dolayısıyla kök raporun ilvili kısmında davalı tarafın iddia ettiği gibi bir çelişki bulunmadığı..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Mahkememiz dosyasında, dosyanın ek rapora tevdi edilerek; mahkememizin ek rapor alınmasına ilişkin önceki celseki ara kararında "davacının yerine getirmekten kurtulduğu bir kısım hizmet bedelleri sözleşme bedelinden düşülerek davacı alacağının belirlenmesi hususunda ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine" karar verilmiş olmasına rağmen ek raporda taraf itirazlarının değerlendirildiği, bir kısım giderlerin hesaplandığı ancak mahkeme ara kararına uygun olarak davacı alacağının hesaplanmadığı görülmekle bu hususta yeniden ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, 15/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Davacı alacağının ara karar gereği davalı tarafın fuara katılmaması nedeniyle fatura edilen bir kısım giderlere katlanmamasının uygun bulunduğu ve bu tutarların toplam fatura alacağından düşülmesi sonucu davacı taraf alacağının 48.508,68 TL olduğu,
Davalı tarafın inceleme dönemine ilişkin defter ve belgelerinde davacı firma tarafından düzenlenen bir faturaya rastlanmadığı, cari hesap ilişkisi içinde bulunmadıkları, dolayısıyla davacı tarafa herhangi bir borç ilişkisi içinde bulunmadıkları, bu sebeple bir borç tespiti yapılamadığı,
Dava dosyasında bulunan Ba ve Bs formlarının tetkiki neticesinde 2019 yılında Davalı tarafın, Davacı taraf olan Tüyap'tan alım veya satım yaptığına yönelik bir kayda rastlanmadığı ve beyan edilmedi
Genel işlem koşulları bakımından daha önceki raporlarda vardığımız kanaatlerde bir değişiklik yapılmasının gerekmediği,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; fuar alanı kiralama hizmet bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; taraflarlar arasında 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında ...’na katılım sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeyle ödemeyi taahhüt ettiği katılım bedelini ödemediğini alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmekle itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; davalının fuara katılmayacağını davacıya bildirdiğini buna rağmen davacının fuar katılım bedelinin tahsili için icra takibi başlattığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili kurumlardan bilgi belgeler celbedilmiş, tarafların iddia ve itirazlarının değerlendirilmesi için alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Dosya kapsamında alınan 27/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ; " 3- Fuar organizasyon çalışmalarının fuarın gerçekleşeceği tarihten çok uzun zaman önce başlaması, fuar organize eden firmaların düzenleyecekleri fuarcılık hizmetinin hazırlık döneminde fuar ziyaretçi istatistiklerini tutma, geçmiş yıllara ait performans raporlarını oluşturma, müşterilerinin fuara katılım amaçlarını belirleme, fuar için hazırlanan iletişim araç ve haberleşme araçlarını, iletişim mesajını destekleyecek sergi, plan ve özel grafikler, ürün sunum ve sergileri, fuar alanında yapılacak gösteri tanıtım ve sunumları, söz konusu fuar için hazırlanmış tanıtım planları ve bütçe tahminlerini önceden tespit etmenin yanı sıra ayrıca, bu çalışmalar kapsamında yine fuara katılım kararının verilmesi ve doğru fuar seçimi, fuar katılım amaçlarının belirlenmesi, stant yeri ve dizaynı, fuar personeli seçimi, eğitimi ve görevleri, tanıtım aktivitelerinin belirlenmesi, fuar organizasyonunda destek alınacak hizmet ajansının seçimi, bütçe taslağının hazırlanması gibi hazırlık çalışmalarını yapmaları sebebiyle stant yerlerinin satışları ve bu yöndeki sözleşmelerin, fuarın gerçekleşeceği tarihten aylar önce yapıldığı, fuarcılığın “hazırlık aşamasında” organizatör firmanın, müşterisine doğrudan hizmet sunmamış olsa bile, gelecekte yapacağı hizmetin başarılı şekilde icrası için, belli bir emek harcayacağı ve dahası belli bir miktar da masraf yapacağı kaçınılmaz olduğu,
4- Bu açıklamalar karşısında; önceden katılacağını bildiren ve fakat her ne sebeple olursa olsun fuar tarihinde ya da fuar tarihine çok az bir süre kala “fuara katılamayacağını” bildiren ya da katılmayan firmanın, kendisine sözleşme şartları uyarınca önceden tahsis edilen stant alanlarının boş kalması/kalacak olması, “fuarcılık sektöründe” istenmeyen/arzu edilmeyen durumlar olarak kabul edildiği, tarihi önceden belirlenmiş bir “fuarcılık” organizasyonuna katılma iradesini sözleşme yapmak suretiyle açıkça bildirmiş olan Davalı Şirketin, varlığı yanlar arasında tartışmasız olan sözleşmeyi usulüne uygun olarak fesh edip etmediğine, fesh etmiş olduğunun kabulünde dahi sözleşme şartlarında öngörülen hiçbir ücret ödemeden fesh etme hakkını kullanabileceği zaman süreci içerisinde yapıp yapmadığına, yine feshettiğinin kabulü halinde dahi, “haklı ya da mücbir bir sebeple fesh edip etmediğine dair, somut bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle; organizatör firma olan davacı şirkete, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete tahsis edilen ve davalı şirketçe katılım sağlanmadığı için boş bırakılan stant alanının, fuar tarihine kadar başka bir firmaya kiralanabilmesi için sözleşmede öngörülen süre bir yana, makul sayılacak hiçbir süre tanınmadığı,
5- Bir sözleşmede sözleşmenin kurulmasından önce, tek yanlı olarak birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak amacıyla düzenlenmiş ve hiç değiştirilmeden karşı yanın onayına sunulmuş hükümler yer alıyorsa, o sözleşmede genel işlem koşullarının bulunduğu kabul edilmesi gerektiği; sözleşmede genel işlem koşulları bulunmadığının, hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükü, genel işlem koşullarını kullanana ait olduğu, TBK 21. ve 22. maddeleri gereğince sözleşmeyi düzenleyenin karşı yana sözleşmenin yapılması esnasında bu koşullar hakkında bilgi verip öğrenme imkanı tanıyarak bu koşulları kabul etmesini sağlamadığı sürece menfaatine de aykırı ise TBK'nın 21. maddesi gereğince genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, dosyada bu hususta bir belge bulunmadığı, söz konusu hükümler TBK m.20-21’de aranan koşulları şeklen sağlar görünmekle birlikte, davalı tarafın sözleşme hükümlerinin kendisine okutulmadığı, bu konuda kendilerine hiç bilgi verilmediği ve karşılıklı olarak tartışılmasının sağlanmadığı yönündeki iddiaları bakımından TTK m.18 f.2 hükmünün göz önünde bulundurulması hususu takdiri sayın mahkemeye ait olduğu,
6- Yorum denetimi bakımından; Genel işlem koşulu olduğu iddia edilen hükümler açık ve anlaşılır olmakla ve birbiriyle çelişkili olduğu, söz konusu maddede ilk 3 fıkrada kiracının tek başına sözleşmeyi feshederse ödemek zorunda olduğu ceza miktarı belirlendiği, bu hükümlere göre kiracının tek başına fesih hakkının mevcut olduğu, böyle bir düzenlemenin varlığı karşısında 4. fıkrada kiracının kiraya verene sormadan sözleşmeden vazgeçmesi halinde tüm ödemeleri yapacağının ifade edilmesi kiracının tek başına fesih kararı alamayacağı gibi bir sonucu ortaya çıkaracağı, bunun kiracı lehine yorumlanması gerektiği,
7- TBK m.25’e göre yapılacak denetim bakımından karşı tarafın menfaatine aykırı olmanın tek başına genel işlem koşulunun hükümsüz sayılmasına yetmediği, buna ek olarak bu durumun dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde ortaya çıkmış olmasının da gerekeceği, buna göre sözleşmenin içeriğine dahil olan hükümler karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte ise, bunların dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, sözleşmenin feshine ilişkin bu sürelerin dürüstlük kuralına aykırı şekilde kiracının durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığının tespitinde fuar organizasyon çalışmalarının, fuarın yapılacağı sektörde faaliyet gösteren firmalarla irtibat kurulmasının ve sınırlı sayıdaki yerlerin kiralanması süreçleriyle birlikte, sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle boşta kalan fuar alanlarının yeniden sektörde faaliyet gösteren bir başka firmaya kiralanabilme ihtimalinin göz önünde tutulması gerektiği, fuarcılık sektörü açısından yapılan değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda söz konusu hükümlerin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı görülmediği, " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce kök raporun dosyaya sunulmasından sonra taraf itirazları da incelenerek , dosyanın bilirkişiye tevdii ile tarafların rapora karşı beyan ve itirazları değerlendirilerek davalı firmanın fuara katılmaması nedeniyle davacının yerine getirmekten kurtulduğu bir kısım hizmet bedelleri(elektrik enerjisi kullanımı, sarf malzemesi vs.) sözleşme bedelinden düşülerek davacı alacağının belirlenmesi noktasında ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş ve ek raporlar dosyaya kazandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 15/01/2024 tarihli ek raporda " Davacı alacağının ara karar gereği davalı tarafın fuara katılmaması nedeniyle fatura edilen bir kısım giderlere katlanmamasının uygun bulunduğu ve bu tutarların toplam fatura alacağından düşülmesi sonucu davacı taraf alacağının 48.508,68 TL olduğu" kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; taraflar arasında 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında ...’na katılım sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşme gereğince toplamda 50.951,28-TL fuar katılım bedelini ödeme borcu altına girdiği, akabinde davalının fuara katılamayacağını davacıya bildirdiği ve fuara katılmadığı, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin 5.2. Maddesine göre kiracının sözleşmeyi fuar açılış tarihinden 180 gün öncesinde tek taraflı olarak feshetmesi halinde sözleşme toplam bedelinin %30 unu, fuar açılış tarihinden 90 gün önce tek taraflı feshederse sözleşme toplam bedelinin %60 ını peşinin ödeyeceğinin, fuar açılışına 90 günden az bir süre kiracının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedemeyeceğinin aksi takdirde tüm maddi yükümlülükleri yerine getirmek zorunda kalacağının düzenlendiği, sözleşmenin imza tarihinin 13/05/2019 olduğu, mahkememiz 10 no.lu celsesinde davalı vekiline, fuara katılınmayacağının davalı tarafından davacıya hangi tarihte bildirildiği, buna ilişkin yazılı belgelerini sunmak üzere mahkememizce iki hafta kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde belge sunulmadığı takdirde dosyadaki mevcut duruma göre değerlendirme yapılacağının ihtar edildiği, tarafa verilen kesin süreye rağmen ilgili hususuta davalı tarafça herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, bu hali ile davalının varlığı yanlar arasında tartışmasız olan sözleşmeyi usulüne uygun olarak fesh edip etmediğine, fesh etmiş olduğunun kabulünde dahi sözleşme şartlarında öngörülen hiçbir ücret ödemeden fesh etme hakkını kullanabileceği zaman süreci içerisinde yapıp yapmadığına, yine feshettiğinin kabulü halinde dahi, “haklı ya da mücbir bir sebeple fesh edip etmediğine dair, somut bir belge sunmadığının görüldüğü, dosya kapsamında alının hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ile de, organizatör firma olan davacı şirkete, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete tahsis edilen ve davalı şirketçe katılım sağlanmadığı için boş bırakılan stant alanının, fuar tarihine kadar başka bir firmaya kiralanabilmesi için sözleşmede öngörülen süre bir yana, makul sayılacak hiçbir süre tanınmadığı yönünde tespitlere yer verildiği, tarafların tacir olup basiretli tacir gibi davranmak yükümlülükleri bulunduğu, bu nedenle imzaladıkları sözleşme hükümleri ile bağlı oldukları, ilgili sözleşme gereği kiracının belirtilen tarihlerden önce tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde sözleşme tutarının tarafınca ödenmesi gerektiğini bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla sözleşmenin davalı tarafça süresinde ve haklı nedenle feshedildiği davalı tarafça ispatlanamadığından davacının sözleşme doğrultusunda alacağa hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Ancak davacı taraf, davalının fuara katılmaması nedeniyle bir kısım giderleri yapmaktan kurtulmuştur. Bu giderler davacı tarafça yapılmadığından davacının sözleşme gereği hak kazanacağı bedelden düşülmesi ile davacının gerçek alacağının bulunabileceği kanaatine varılmış, bilirkişiden bu hususun hesaplanması için ek rapor alınmış, alınan 15/01/2024 tarihli ek raporda davacı alacağının ara karar gereği davalı tarafın fuara katılmaması nedeniyle fatura edilen bir kısım giderlere katlanmamasının uygun bulunduğu ve bu tutarların toplam fatura alacağından düşülmesi sonucu davacı taraf alacağının 48.508,68 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, mahkememizce de rapor usul ve yasaya uygun bulunmakla davacının ilgili sözleşme gereği hak kazandığı alacak miktarının bu miktar olduğu değerlendirilmekle davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiş ayrıca davacı taraf her ne kadar ilgili takipte takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de mahkememiz 10. Celsesinde davacı vekiline itirazın iptaline konu asıl alacağın ödenmesi için icra takibi başlatılmadan evvel davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunup bulunmadığı hususunda varsa delil ve beyanlarını sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde belge sunulmadığı takdirde dosyadaki mevcut duruma göre değerlendirme yapılacağının davacı vekiline ihtarına karar verilmesine rağmen ihtara ilişkin belge sunulmadığından takip öncesi temerrüdün gerçekleşmediği değerlendirilmekle davacının icra takibindeki takip öncesi işlemiş faiz alacağı da kabul görmemiş, alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı istemi kabul edilmiş, reddedilen kısım bakımından takibin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda kötüniyetle takip başlatılması gerekmekte olup davacının köüniyetli takip başlattığına dair dosyada delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı istemi reddedilmiş ve neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının ... 14.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 48.508,68-TL Asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 48.508,68-TL'nin %20'si oranında olan 9.701,74-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davalının kötüniyet tazminatı istemine yönelik talebinin REDDİNE,
4 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 3.313,49 TL harçtan peşin alınan 700,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.612,94 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
5- Davacı tarafından yatırılan 700,55 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 9.495,17 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8- Davacı tarafça yapılan 250,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 3.600,00 TL bilirkişi ücreti ile 62,20 TL ilk masraf (54,40 TL başvurma harcı + 7,80 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 3.912,20 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 3.271,64 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9- Davalı tarafça yapılan 69,35 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 11,35 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
10- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
11 - Suçüstü Ödeneğinden ödenen arabuluculuk ücreti olan 1.320,00TL nin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 216,13 TL'sinin davacıdan alınarak, 1.103,87 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekili ( e duruşma ile ) ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/06/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!