T.C.
İSTANBUL
ESAS NO : 2020/587 Esas
KARAR NO : 2024/328
DAVA : Haklı Nedenle Fesih ve Tasfiye
DAVA TARİHİ : 27/10/2020
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, 27.02.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketin faaliyet konusunun “işletme destek hizmetleri" ile ilgili olduğunu, şirket kurulduğu dönemden bu yana aktif bir şirket olmadığını, genel kurul toplantısı dahi gerçekleştirmediğini, Anonim şirketlerin haklı nedenle feshini düzenleyen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. Maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ö denip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir” şeklinde bir hüküm içermekte olup ilgili madde uyarınca şirketin fesih davası açılabilmesi için haklı nedenlerin varlığının arandığını, söz konusu düzenlemede yalnızca haklı nedenin varlığından bahsedilmiş olup haklı neden tanımı yapılmayarak bu kavramın yorumu yargı ve öğretiye bırakıldığını, öğretide yorumlandığı genel haliyle şirketin feshi talep edilebilmesi için haklı nedenler ortaklık ilişkisinin devam ettirilebilmesini olanaksız hale getiren nedenlerden olduğunu, Öğretide, anonim orlaklıklarda haklı sebep teşkil edebilecek haller olarak; mali hakların, özellikle kar payı hakkının ihlali, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının sürekli ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkânsız hale gelmesi , kar elde edemez hale gelmek, mali durumun kötüleşmiş hale gelmes, organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi, kişisel sebepler, kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar gösterildiğini, Anonim şirketlerde şirketin feshinin veya ortaklıkları çıkarılması kararının verilmesinin talep edilebilmesine ilişkin kanuni düzenlemeler bu şekilde olmakla birlikte somut olayda, başta şirket genel kurul toplantısının kuruluşundan bu yana hiç yapılamıyor olması, mevcut durumda ortakların kar paylarının dağıtılmıyor olmasının yanı sıra şirketin aktif bir işlevinin de kalmamış olmasıın ve bu sebeplerle mevcut durumda artık müvekkilin davalı şirkete
ortak olmasında herhangi bir hukuki veya ticari bir menfaatinin bulunmuyor olması sebepleri ilgili kanun maddesi uyarınca şirketin feshi veya ortaklıklan çıkma talebinde bulunabilmek için haklı sebep teşkil ettiğini, bu sebeplerin yanı sıra şirketi münferiden imzayla yetkili ... ... ...'nin kötü yönetimi, kötü yönetim sebebiyle mevcut durumda şirketin kar edemez hale gelmiş olmasının, yine ... ... ...'nin şirketi kötü yönetimi ve başka şirket ortaklıkları ile ilgili olarak müvekkilinin bilgisi dışında imzasının taklit edilerek müvekkilini kişisel borç altına sokulmaya çalışılması sonucu müvekkilinin ... ... ...'ye olan güveninin ciddi şekilde sarsılmış olmasının,müvekkili tarafından, imzasının davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... ... ... tarafından bilgisi dışında taklit edilerek üçüncü kişilere karşı şahsi borç altına sokulmaya çalışılması şeklindeki davranışları sebepler arasında olduğunu, ... ... ... ve diğer sorumlular aleyhine belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri sebebiyle müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olması sebebiyle taraflar arasında ciddi husumet bulunuyor olması gibi sebeplerle ortaklığın devam ettirilmesinin müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, tüm bu sebepler müvekkil açısından gerek şirketin feshini talep etme gerekse ortalıktan çıkmayı talep edebilmesi için gerekli olan haklı sebepleri oluşturmakta olup şirketin feshi veya müvekkillerinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi için haklı neden olarak gördükleri bu hususları dilekçenin devamında ayrıntılı olarak açıklanacağını, şirket genel kurulunu toplantıya çağırmaya yetkili yönetim kurulu başkanı ... ... ...nin genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle şirket genel kurul toplantısının çok uzun zamandır yapılamadığını, Anonim şirketlerde genel kurulun toplanması usulüne ilişkin düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 410. Maddesinde yeralmakta olup genel kurulun toplanması başlıklı ilgili düzenleme şu şekildedir : "(1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler. (2) Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir." şeklinde olduğunu, Yine TTK'nın ilgili maddesi uyarınca; anonim şirketlerde olağan genel kurul toplantısı Olağan genel kurul toplantısı, her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapıldığını, bu kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere; Şirket Yönetim kurulu tarafından şirket ortakları her hesap dönemi sonundan itibaren 3 ay içinde genel kurula çağrılması ve olağan genel kurul toplantısı yapılmasının zorunlu olduğunu, somut olayda genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili yönetim kurulu başkanı ... ... ... tarafından genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle davalı şirket uzun zamandır genel kurul toplantısı yapamadığını, Şirket Genel Kurulu'nun uzun yıllardır toplanamıyor olması sebebiyle müvekkilini, şirketin mali durumu, idari durumu, gelir durumu, ödenmesi gereken kar payı, şirket borçları, şirketin alacakları gibi ortağı olduğu şirketi ilgilendiren önemli konularda bilgi sahihi olamadığını ve gelir elde etmek için ortak oldukları şirketten herhangi bir gelir elde etmediğini, T.T.K'nın şirketin feshi ve ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilgili hükmünde haklı nedenlerin neler olabileceğine dair açık bir düzenleme bulunmasa da 245. Maddesinde sayılan bazı haller haklı sebep olarak kabul edildiğini, bunlardan bir tanesi ise bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve barçları yerine getirmemesi olduğunu, Genel kurulun uzun süre toplanamaması halinde Yargıtay tarafından da şirketin feshine karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından şirketin haklı nedenle şirketin feshine dair verilmiş bir kararda ; "Şirket Genel Kurulunun topanamadığından bahisle, Şirketin feshine karar verilipi tasfiye memurunun afanmasınıön, aynı genel kurulun iradesine bırakılması, şirketin içinde bulunduğu çözümsüzlük halinin devamı niteliğinde bir karar olacğından, keza şirket ana sözleşmesinde tasfiye muameleleri hakkında
TTK. Hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olduğundan, fesih ve tasfiyesine karar verilen şirkete, nu işlemlerin yerine getirilebilmesi için mahkemece re'sen tasfiye memuru da atanması gerekir." şeklinde karar verildiğini, Ticari şirketlerde ortakların bilgi alma ve inceleme hakları kanunda düzenlenmiş ve korunmakta olup ortakların bu haklarının engellenmesi durumunda hakim müdahalesini isteyebilme ve dava açabilme hakkı da kanunda ortaklara tanınmış bir hak olduğunu, Somut olayda genel kurul toplanlısının uzun zamandır yapılamaması sebebiyle müvekkili şirketi ilgilendiren önemli meselelerde bilgi sahibi olamadığını, mevcut durumda şirketin aktif bir işlevi kalmadığını, Mevcut durumda davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... ... ...'nin basiretsiz ve kötü yönetimi sebebiyle herhangi bir aktif faaliyeti olmadığını, Şirket kar elde edemediğini, ortakların kar paylarının dağıtılamadığını, TTK.'nın ilgili maddesi uyarınca şirke yönetim kurulu başkanının şirket işlerini yürütürken basiretli bir tacir gibi davranması gerekmekte olup yine TTK uyarınca şirket işlerini yürütürken özen yükümlülükleri bulunmadığını, Şirketi imzaya tek yetkili yönetim kurulu başkanı olan ... ... 'nin kötü ve basiretsiz yönetimi sebebiyle ortaklara ödenmesi gereken kar payları ödenememekte olup mevcut durumda şirketin aktif bir işlevi de bulunmadığını, bu durum yönelim kurulu başkanı ... ... ...'nin kanundan doğan özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve şirketi iyi yönelemediğini gösterdiğini, davalı Şirketin mevcut durumda artık kar elde edemiyor olmasının, şirket ortaklarının hakları olan kar paylarının ödenemiyor olması ve mevcut durumda şirketin aktif bir işlevi bulunmamakta olup ilgili sebeplerin şirketin feshi veya ortaklıktan çıkmaya talepleri açısından haklı sebep oluşturmakta olması sebebiyle yukarıda açıklanan hususların Mahkeme tarafından yukarıda dikkate alınmasıyla öncelikle şirketin feshine mümkün olmaması durumunda ise tüm haklarının kendisine ödenmesi ile müvekkilinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan sebeplerle müvekkilinin davalı şirkete ortak olarak kalmasında hiçbir hukuki veya ticari menfaati bulunmadığını, Müvekkili ilgili şirkette ortak olmasındaki tek amacın kar elde etmesi olduğunu, ancak mevcut durumda şirketin kar edemiyor olmasının ve aktif bir işlevininde kalmaması sebepleriyle ortaklara kar payına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını ve dolayısıyla müvekkilinin de davalı şirketten ticari anlamda herhangi bir yarar elde edemediğini, müvekkilinin kar elde etmek amacıyla ortak oldukları şirketten artık hiçbir şekilde kar elde edemediğini, aksine şirket borçları dolayısıyla borç altına sokuluyor olması nedeniyle müvekkillerinin şirket ortaklığına devam edebilmesi için gerekli hiçbir hukuki ve ticari yararı kalmadığını, bir ortaklığın kar dağıtmaması onun haklı nedenle feshi için gerekli ve yeterli olduğunu, Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.03.1998 tarih ve ... sayılı kararı da bu görüşü destekler nitelikte olduğunu, Yargıtay'ın bahsi geçen kararı uyarınca, bütün ticari ortaklıklarda ve bu arada, anonim şirketlerde, kar elde edilmesi ve bu karın paylarına göre ortaklara dağıtılmasının asıl amaç olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline ait kar paylarının dağıtılmadığını, durum böyle iken müvekkillerinin ortaklıktan çıkma talebi için de haklı nedenlerinin başında şirketten artık herhangi bir yarar elde edemiyor olmaları olduğunu, müvekkili ile şirket yöneim kurulu başkanı ... ... ... arasında müvekkilinin imzasının taklit edilmek süretiyle kişisel borç altına sokulmaya çalışılması sebebiyle husumet bulunduğunu, müvekkilinin ortak olduğu dava dışı ... A.Ş. şirketi ile dava dışı ... Sigorta A.Ş. arasında 04.05.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi imzalanmış olup ilgili sözleşme ile şirket acente sıfatıyla ... A.Ş. ye karşı borç altına girdiğini, dava dışı şirkette imzaya yetkili ve şirket yönelim kurulu başkanı olan ... ... ... tarafından ... Sigorta A.Ş. ile müvekkilin bilgisi dışında imzalanan
04.05.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesiin son sayfasında yer alan müşterek ve müteselsil borçlular başlığı altında müvekkilinin ismine yer verilerek müvekkilin bilgisi dışında onun imzasının taklit edilmesiyle ilgili sözleşmede müvekkilinin müşterek ve müteselsil sıfatıyla şahsi mal varlığı ile borç altına sokulmaya çalışıldığını, ilgili Acentecilik Sözleşmesine dayanılarak müvekkili aleyhine .... İcra Müdürl ğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup müvekkili tarafından, ilgili sözleşmenin son sayfasında müşterek ve müteselsil borçlular başlığı altında imzasının taklit edilmek suretiyle şahsi borç altına sokulmaya çalışıldığının müvekkili tarafından bu sayede öğrenildiğini, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmaması ve müvekkilin bilgisi dışında başkası tarafından taklit edilmiş olması sebebiyle müvekkili aleyhine ... Sigorta AŞ. tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmiş olup sonucunda ... Sigorla A.Ş. tarafından, takibe devam edilebilmesi için 08.01.2020 tarihinde itirazın iptali davası açılmış olup işbu dava .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/ ... Esas sayılı dosyası ile halen görüldüğünü, müvekkilinin imzasının taklit edilmesi suretiyle bilgisi dışında müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile şahsi borç altına sokulmaya çalışıldığını öğrenmesi üzerine davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... ... ... ve tespit edilecek diğer sorumlular hakkında Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları işledikleri dolayısıyla müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olup buna ilişkin inceleme ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın
2019/ ... Soruşturma Numaralı dosyası ile devam ettiğini, açıklandığı üzere davalı şirket yönetimini elinde bulunduran ... ... ... tarafından müvekkilinin bilgisi dışında imzasının taklit edilmesi suretiyle müvekkilini de şahsi borç altına sokulmaya çalışıldığını, ... ... ... tarafından gerçekleştirilen bu güven kırıcı davranışı ile taraflar arasında husumetin doğmasına kendisi sebebiyet vermiş olup mevcut durumda gerek davalı şirketin Yönetim kurulu başkanı ... ... ... ile aralarındaki husumet gerekse kendisine olan güveninin kırılmış olması sebebiyle mevcut durumda artık müvekkili tarafından şirket ortaklığının sürdürülmesi kendisinden beklenemeyecek kadar çekilmez hale geldiğini, bu husus gerek şirketin feshi gerekse müvekkilinin mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkması için başlı başına bir haklı sebep oluşturduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin feshine, şirketin feshinin mümkün olmaması durumunda ise müvekkillerinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, T.T.K. 641. Maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillerine şimdilik 1,000-TL ayrılma akçesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi verilmediği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin TTK 531. Maddesine göre haklı nedenle feshi, şirketin devamında hukuki yarar bulunması halinde ise fesih yerine davacı ortağa ayrılma akçesi ödenerek şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
DELİLLER: Davalı şirketin sicil kaydı, tüm sicil dosyası, ... CBS'na ait 2019/... Sor nolu dosyası, .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2020/... Esas sayılı dosya, bilirkişi incelemesi.
Dava dilekçesinin giriş kısmında kar payı ile ilgili ibare olması olduğu , davanın neticei talep kısmında ise kar payı istemine ilişkin talep olmaması nedeniyle bu husus davacı vekiline açıklattırılmış, davacı vekili 08/04/2021 tarihli duruşmadaki beyanında taleplerinin dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirtildiği şeklide olduğu, sehven dava dilekçesinin giriş kısmının kar payı ibaresinin yazıldığı bildirilmiştir.
Davalı şirketin sicil kaydı incelendiğinde, ......... /İstanbul adresinde kayıtlı olduğu, bu nedenle açılan davada mahkememizin yetkili bulunduğu, davalı şirketin son yetkilisinin ... ... ... olduğu tespit edilmiştir.
TKK'nın 531. Maddesinde "(1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." denilmektedir.
Davalı şirketin pay oranlarını gösterir 06/01/2016 tarihli ... Ticaret sicil gazetesi sureti incelendiğinde şirketin sermayesinin 225.000.000 TL olduğu, davacının pay oranının ise 33.750.000 TL olduğu buna göre davacının hissesinin %10'u geçmesi nedeniyle TTK 531. Maddesine göre davacı sıfatı bulunduğu tespit edilmiştir.
Dosyamız davalısının ... ... ... A.Ş olduğu, sicil kaydı incelendiğinde yönetim kurulunun ... ... ... , ... ... , ...'den oluştuğu, yetkilisinin ise ... ... ... olduğu tespit edilmiştir. Dava dışı ...
... ... A.Ş'nin sicil kaydı incelendiğinde ise yönetim kurulunun ... ... ... ve ... ... olup yetkililerinin ... ... ... ve ... ... olduğu tespit edilmiştir. Dava dışı ... ... Dan. A.Ş'nin sicil kaydı incelendiğinde yönetim kurulunun Azil ..., Ümmühan Müge ... , ... ... ve ... ... ... Ticaret A.Ş olduğu, yetkilisinin ise ... ... ... A.Ş olduğu tespit edilmiş ve sicil kayıtları alınarak dosyaya bırakılmıştır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2020/... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacısının ... sigorta A.Ş olduğu davalılarının ise ... ... ... A.Ş, ... ... ..., ... ... , ... ... olduğu, dava dilekçesinde özetle; ... sigorta ile ... ... ... A.Ş arasında yetkilileri ... ... ... ve ... ... ile müşterek müteselsil borçlu ... ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketin acente konumunda bulunduğunu ancak sigorta primini ödememesi nedeniyle .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulduğu belirtilerek itirazın iptalinin talep edildiği, bu dosya davalısı ... ... tarafından verilen cevap dilekçesinde ise davacı ... sigorta'nın dayanmış olduğu acentelik sözleşmesinin müvekkili tarafından imzalanmadığını, diğer davalı ... ... ... tarafından kendi imzasının taklit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas nolu dosyasında davacısı ... Sigorta A.Ş, davalısı ... ... ... A.Ş olan acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin davanın da .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, mahkemece yapılan imza incelemesine ilişkin rapor incelendiğinde, acentelik sözleşmesindeki imzanın ... ...'ın eli ürünü olduğu ancak ... ...'ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
... CBS'na ait 2019/... Sor nolu dosya ile ilgili evraklar alınıp incelendiğinde, müştekisinin ... ... olduğu, CBSna verilen ifadede ... Sigorta tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Sor nolu dosyası ile ... ... ... A.Ş hakkında takip başlatıldığını, takibe dayanak acente sözleşmesinde ... (önceki ismi ...) ... ın müşterek müteselsil yazılarak imza atıldığını, söz konusu imzanın kendisine ait olmadığını, ... ... ... tarafından kendi imzasının taklit edildiğini, ayrıca aynı sözleşmede imzası bulunan ... ... isimli şahsın da aynı iddia ile şikayetçi olduğunu, ... ... ile ilgili şikayet akabinde ... Ağır ceza Mahkemesinin 2020/ ... Esas nolu dosyası ile ... ... ... hakkında dava açıldığını bildirdiği, CBS tarafından 2019/... Sor nolu dosyanın ... CBS'na ait 2016/... sor nolu dosya ile birleştirildiği görülmüştür. CBS'na ait 2018/... sor nolu dosyası istenerek dosya içerisine bırakılmış, incelendiğinde, müştekilerinin ... ..., ... , ... ..., , şüphelilerin ise ... ... ... ile ... ... ... A.Ş olduğu, soruşturma konusunun ise nitelikli dolandırıcılık şeklinde vasıflandırıldığı tespit edilmiştir. ... Ağır ceza Mahkemesinin 2020/... Esas nolu dosyası ile iddianame incelendiğinde müştekisinin ... ... olduğu, şüphelisinin ... ... ... olduğunu, ... Sigorta tarafından icra takibine konu edilen 04/05/2015 tarihli acentelik sözleşmesindeki ... ... ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, muhtemelen ... ... ... tarafından atıldığı hususunda yapılan şikayet nedeniyle ... ... ... hakkında şirket yöneticisinin dolandırıcılığı, özel belgede sahtecilik suçuyla kamu davası açıldığı görülmüştür. ... Ağır mahkemesince alınan imza incelemesine ilişkin rapor incelendiğinde, ... Sigorta acentecilik sözleşmesinde yer alan imzalardan birinin ... ... ...'nin eli ürünü olduğu, sözleşmede yer alan ... ... isminin altında atılan imzanın ise ... ...'a ait olmadığının tespit edildiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğüne ait 2019/... Esas nolu takip dosyası incelendiğinde ... Sigorta tarafından ... ... ... A.Ş , ... ..., ... ... ve ... ... ... hakkında toplam 5.697.120,17 TL alacak için ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.
Davacı tanığı ... ... duruşmada alınan beyanında "Davalı şirketin yetkili temsilcisi olan ... ... ...'nin ortağı ve yönetisi olduğu başka iki şirkette bende bir dönem ortaklık yaptım, davalı şirket ile bahsetmiş olduğum diğer iki şirketin konusu birbirini tamamlayıcı mahiyettedir, sigorta sektöründe hukuksal koruma sigortasının sektörle buluşturulması , poliçe satışları ve hasar yönetimi ile ilgiliydir. Şirketler kurulduktan ve faaliyete geçtikten kısa bir süre sonra, sürecin kurumsal yönetilmediğini fark ettim ve ilgilileri uyardım, poliçelerin kesilmediğini fark ettim, diğer şirketlerde benimde imzamın taklit edildiğini gördüm, bundan menfaat sağlayan tek kişi ... ... ...'dir, bu şirketin bahsetmiş olduğum diğer iki şirkette hatırladığım kadarı ile ortaklık payı bulunmaktadır, diğer iki şirketti ... ... diye başlayıp biri sigorta acenteliği yapar, diğeri de hasar yönetimi yapar , poliçelerin kesilmemesi nedeniyle davalı şirket ile diğer iki şirketin faaliyeti kuruluşlarından sonra ortalama 6 ay ile 9 ay arasında tamamen durmuştur, o tarihten sonrada faaliyeti yoktur, bende kendi ortaklık paylarımı başkalarına devir ederek ortaklıktan çıktım dedi.
Benim ortak olduğum iki şirkette genel kurul toplantıları yapılmadığını hatırlıyorum, vergi beyannameleri kapasmında da sağlıklı bir düzenleme yapılmadı dolayası ile davalı şirkette de aynı aksaklıkların olduğunu düşünüyorum , davalı şirket dolayısı ile davacı ... ... hakkında icra takipleri başlatıldığını ve hukuk ve ceza davası açıldığını biliyorum dedi. sermaye paylarının ödenip ödenmediğini ve şirketin kazanç temin edip etmediğini bilmiyorum, davacının maserati marka araç alıp almadığı ile ilgili bir bilgim yoktur dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere davalı şirketin yani ... ... ... Ticaret A.Ş nin ticari defter ve belgeleri gerektiğinden hem davacı vekiline hem de davalı şirket vekiline ticari defter ve belgelerin ibrazı , ibraz edilemiyor ise bulunduğu yerin bildirilmesi istenilmiş, davalı vekili 03/03/2022 tarihli duruşmada davalı şirketin vekili olduğunu ancak ticari defter ve belgelerin nerede olduğunu bilmediğini, süre verilmesi halinde bu hususta yazılı beyanda bulunacağını bildirmiş, akabinde de 02/11/2023 tarihine kadar yaklaşık 1,5 yıllık süre zarfından davalı vekili tarafından ticari defter ve belgeler temin edilememiş, bulunduğu yerle ilgili olarak bir çok savcılık ve mahkeme dosyası bildirilmiş, davalı vekilince bildirilen dosyaların her birine ticari defter ve belgelerin dosyada olup olmadığı sorulmuş ancak ticari defterlerin bildirilen dosyalarda olmadığına yönelik yazı cevapları gelmiştir. (26/01/2023 tarihli duruşmada alınan ara kararlarında davalı şirketin ticari defter ve belgelerin bulunup bulunmadığı hususunda yazı yazılan mahkeme dosyaları ve savcılık dosyaları tek tek yer almaktadır.)
Davalı vekilince ticari defter ve belgelerin ... ... isimli kişiye teslim edildiğinde ilişkin dilekçe verilmesi nedeniyle bu kişiye ticari defter ve belgelerin ibrazı için , 30/03/2023 tarihli duruşmada meşruhatlı tebligat çıkartılmış, ... ... tarafından dosyaya gönderilen yazıda ticari defter ve belgelerin .... ATM'nin 2015/... Esas nolu dosyasına teslim edildiği yönünde bildirimde bulunması nedeniyle bu mahkemeye de defterlerin gönderilmesi için yazı yazılmış, gelen yazı cevabında dosyaya sunulan ticari defter ve belge olmadığı ve bu hususta da bir ara kararın alınmadığı yönünde cevap verilmiştir. Yine davalı vekili araştırarak ticari defter ve belgeleri bildirmek üzere süre almış bunun üzerine tekrar bildirilen yerlere yazı yazıldığı, CBS'nın 2015/... sor nolu dosyasında ve bu dosyadan dolayı savcılık emanetinde davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin bulunmadığı, davalı şirketten farklı bir şirket olan ... ... A.Ş , ... ... ... A.Ş'nin ticari defter ve kayıtlarının 25/07/2018 tarihinde ... ... ... A.Ş'ne teslim edildiğinin bildirildiği dolayısıyla emanetin 2017/1097 sırasında kayıtlı emanet eşyaları arasında ... ... ... Ticaret A.Ş nin ticari defter ve kayıtlarının olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili 02/11/2023 tarihli duruşmadaki beyanında davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin tüm aramalara rağmen bulunmadığını, davalının uzamaması bakımından müvekkilinin ayrılma akçesinden vazgeçtiğini belirterek dosyanın bilirkişiye tevdiini talep etmiştir.
Mahkememizin 02/11/2023 tarihli ara kararı ile "Davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin bulunamadığı hususu dikkate alınarak, dosyamız kapsamı itibari ile dosyadaki tüm evraklar incelenerek dava dilekçesinde yazılı olan nedenlerden dolayı davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, haklı nedenlerle fesih koşulları oluşmuş ise, kusurun hangi ortakta olduğu ve davalı şirketin
fesih ve tasfiyesi yerine davacının şirket ortaklığından çıkartılması halinde davalı şirketin devamında ekonomik açısından fayda bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi için dosyanın ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanına dosyanın tevdi edilerek uyuşmazlık noktaları olarak belirlenen hususlarda gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, " karar verilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde, "Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir Anonim şirketler ile ilgili olarak haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini tamamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Öte yandan, kollektif ortaklıklar için yasal tanım mevcuttur. TTK. m. 245 hükmüne göre, “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması” haklı sebep olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıklar bakımından ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilir. Haklı sebebin “ortağı ortak olmaya iten nedenleri ortaklık ilişkisini sürdürmesini kendisinden beklememizi olanaksız kılacak oranda değiştirecek olan hukuki olgu”, “azınlığın hakkaniyete uygun ve fakat objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran olgular” şekillerinde de tanımlanması mümkündür. TTK. m. 245/1 hükmüne göre “…. Özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir”. TTK. m. 245/1 de; dört bent halinde sayılan fesih nedenlerinin sınırlı olmadığı bu hallerin örnek olarak verildiği (1). bendin sonundaki “gibi haller” deyiminden açıkça anlaşılmaktadır. TTK. m. 245 hükmünde böyle denilmekle birlikte haklı sebeple fesih kurumunun uygulanmasında TTK. m. 124/2 hükmü uyarınca bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde konuya daha ihtiyatlı yaklaşılması gerekmektedir. Nitekim şahıs şirketlerinde ortakların kişiliği, sermayeye oranla daha önemli olduğundan ve ortaklar arasındaki güven ilişkisi daha ön plana çıktığından, bu hususlardaki zedelenmeler de haklı sebep teşkil edebilmekteyken, sermaye şirketlerinde ortakların kişiliğindeki aksaklıklar ve ortaklar arasındaki husumetin haklı sebep teşkil etmesi daha zor olacaktır. Şahıs şirketlerinde ve sermaye şirket olan anonim şirketlerde haklı sebebe dayalı fesih davasını her ortak açabilir. Ancak haklı sebebin meydana gelmesine kendi hareketiyle sebebiyet veren ortağın dava hakkından söz edilemez. TTK.nun 245 inci maddesinin son fıkrasında, aynı maddenin (2). bendi gereğince fesih sebebini meydana getirmiş olan ortağın dava hakkı olmadığı belirtilmiştir. Mahkemenin vereceği fesih kararı inşai nitelikte olduğu için ancak kesinleştiği tarihte etkisini gösterir. TTK.nun 245/1 de (4) bent halinde haklı sebepler, ya şirket ortaklarının şahsından ya da ortakların şahıslarıyla hiç ilgisi olmayan nedenlerden doğmuş olabilir. TTK. m. 245/1 hükmünde sayılan (4) bentteki haller ortaklara bağlı (sübjektif) sebeplerdir. Şirketin maksadının elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek maddi ve hukuki sebepler, (örneğin döviz yokluğu nedeniyle ithalatın uzun süre yapılamayacağının anlaşılması gibi) (objektif) sebeplerdir. TTK.'nun 529’uncu maddesi uyarınca anonim şirket sermayesinin en az onda birine sahip her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartıyla şirketin feshini mahkemeden talep edebilir. Ancak, şirketin feshini gerektirecek haklı neden bulunduğunu ileri sürenin (davacının), bu iddialarını ispat etmesi gerekir. Yasa maddelerinde haklı nedenlerin tek tek sayılmamış olması ve davalı şirket ana sözleşmesinde de bu yolda bir düzenleme yapılmamış olması sebebiyle, haklı nedenlerin varlığının yargıç tarafından değerlendirilerek saptanması gerekir. Haklı sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Duruma bağlı olarak, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve husumet, şirketin mahkemece feshi için haklı bir neden olarak görülebilir (Y. 11. HD.’nin E. 2000/55, K. 2000/1242 sayı ve 21.2.2000 tarihli kararı; Y. 11. HD.’nin E. 2003/2194, K. 2003/8154 sayı ve 22.9.2003 tarihli kararı). Mali hakların özellikle kar payı hakkının ihlali, uzun süreler boyunca kâr payı dağıtılmaması, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkânsız hale gelmesi (TTK. m. 529/1-b), ortaklığın kar elde edemez, mali durumu kötülemiş hale gelmesi (TTK. m. 376), şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi (TTK. m. 530), genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi), kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar, azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması da haklı sebep olarak sayılmaktadır. Ortakların davranışları ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir. Sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Zira, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesi beklenemez. Bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkı doğmaktadır. Nitekim Yüksek Mahkemenin uygulamasında da pek çok çeşitli ve hatta kişisel sayılabilecek olgunun ortaklığın feshinde haklı sebep olarak yorumlandığı görülmektedir. Örnek olarak, şirket mükellefiyetlerinin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 1997/9084; K. 1997/8442, T. 21.11.1997, Kazancı İçtihat) tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2003/3080, K. 2003/9839, T. 27.10.2003, Kazancı İçtihat) gibi kişisel sebeplerin de uygulamada haklı sebep olarak nitelendirildiği görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.01.2004 tarih ve 6106 E., 230 K. sayılı kararında da “(1) ortaklar arasında uyumsuzluk ve husumetin süreklileşmesi, (2) şirket faaliyetlerinin durması, (3) şirketin sürekli zarar etmesi, (4) bir kısım ortağın şirketten dışlanıp ortaklık haklarından yoksun kılınması” feshi gerekli kılan haklı nedenler arasında sayılmıştır. Yargıtay, konuyla ilgili verdiği bir kararında da bir aile şirketinin haklı sebeple feshi talebi ile ilgili olarak “… Dava konusu şirketin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkardığı, 2006 yılından beri gayri faal durumda olduğu, ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle davaların süregeldiği ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği sabit ise de…” demek suretiyle, ortaklığın, anasözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkarmış olmasını, 2006 yılından dava tarihi olan 2011 yılına kadar gayri faal durumda olmasını ve ortaklar arasında ihtilaf yaşanmasını aile şirketleri bakımından haklı sebep olarak kabul etmiştir (Yarg. 11. HD 02.06.2014, E. 2014/3669 K. 2014/10238). Kişisel sebepler, pay sahiplerinin maddi haklarının ihlal edilmesinden bağımsız olarak ortaklığın haklı sebeple feshine gerekçe teşkil edecek ise, bu sebeplerin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmalarını aramak gerekir. Bu da ancak pay sahiplerinin kişiliklerinin önemli olduğu şahıs şirketi benzeri aile şirketlerinde yahut az ortaklı küçük anonim ortaklıklarda söz konusu olabilir. Yine, TTK. m. 507 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı da bulunmaktadır. Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda şirketin feshine karar verilmesi gerekir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. 3438, K. 1963/4856 sayılı kararında, “...TTK. 434/2’de geçen ‘şirket maksadının husulünün imkansızlaşması’ şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Nihayet, oganların eksikliği nedeniyle şirketin sona ermesini düzenleyen TTK. m. 530/1 hükmüne göre: “Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir”. Dosyada bulunan ticaret sicili kayıtları ve dava dosyaları dikkate alındığında; davalı şirketin uzun bir süreden beri herhangi bir genel kurul toplantısı yapmadığı, kar payı dağıtmadığı, ticari defterlerine ulaşılamadığı, gayri faal hale geldiği, ortaklar arasındaki çeşitli davalar ve şikayetler nedeniyle husumet oluştuğu, aile tipi az sayıdaki hissedardan oluşan bir şirket niteliği bulunması nedeniyle kişisel husumetin önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, anonim şirketin yaşatılması¬nın ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getiren mahkeme; şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan paysahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir (TTK. m. 531). Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; usun süre organsız kalan, kar payı dağıtmayan, ticari defterlerine ulaşılamayan, ortakları arasında husumet bulunan ve gayri faal hale gelen davalı şirketin, haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu, fesih kararının duruma uygun düşen ve kabul edilebilir en uygun çözüm olduğu sonucuna varılmaktadır. Sonuç olarak; Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğim nedenlerden dolayı davalı şirketin fesih şartlarının oluştuğu " şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davalı şirket olan ... ... ... Ticaret A.Şnin ticari defter ve belgeleri davanın açıldığı tarihten karar verileceği tarihe kadar sürekli araştırılmış ancak bulunamamıştır. Davalı şirket vekilinin bildirdiği tüm soruşturma dosyaları ve mahkeme dosyalarına savcılık emanetine yazı yazılmış ancak ticari defter ve belgeler temin edilememiş ve üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır. Davalı şirketin dosya içerisine bırakılan son sicil kaydı alınıp incelendiğinde en son genel kurul toplantısının 28/12/2015 tarihinde yapıldığı, son yapılan işlemin ise 31/10/2016 tarihli yönetim kurulu toplantısı olduğu bu tarihten sonra genel kurul yapılmadığını, yönetim kurulunca alınan herhangi bir karar olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı şirket ile dava dışı ... .......A.Ş ile ... ... Sigorta Aracılık ....A.Ş şirketlerinin yönetim kurullarının aynı kişilerden oluştuğu , savcılık dosyalarında ve .... ATM'deki dosyada yer alan davalı şirketin ... ... Sigorta Aracılık ...A.Ş olduğu, .... ATM'nin dosyası ile birleşen .... ATM'nin 2020/... Esas nolu dosyasında ise davacısının ... Sigorta A.Ş , davalısının ise bizim dosyanın davalısı olan ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş olduğu görülmüştür.
Anonim şirketlerin fesih ve tasfiyesi TTK 531. Maddesinde düzenlenmiş olup maddede haklı sebepten bahsedilmiş ancak haklı sebebin ne olduğu detaylı bir şekilde belirtilmemiştir. TTK 245. Maddesinde ise haklı nedenle fesih hallerine ilişkin bir takım hususlar örnekleme yoluyla sayılmıştır.
TTK'nın 245. Maddesinde "(1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir. (2) (a), (b) ve (c) bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur." denilmiştir.
Anonim şirketlerin haklı sebeple feshine ilişkin TTK m.531'in gerekçesinde, haklı sebep kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakıldığı; İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep sayıldığı belirtilmiştir. Öğretide ve Yargıtay kararlarında ortaklığın sürekli zarar etmesi, sermaye şirketlerinin genel amacına aykırı olarak uzun yıllar kar dağıtılmaması, şirketin âtıl durumda olması, ortakların birbirlerine duydukları güven ortamının kaybolması, şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması, şirketin kötü yönetilmesi, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, azlık hakları ile bireysel hakların sürekli ihlâli, pay sahipliği haklarının, bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, şirketin devamlı zarar etmesi, şirketin imkânlarının, kaynaklarının sistematik şekilde çoğunluğa aktarılması, azlık oluşturan pay sahiplerinin şirketteki yatırımlarının tehlikede olması gibi hususlar da haklı neden olarak sayılmaktadır.
Dava konusu olayda, sicil kayıtlarına göre 2015 yılından bu yana davalı şirketin genel kurul toplantısını yapmadığı, dava dosyamızda 3 yıldır yapılan araştırmalara rağmen davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin bulunamaması , şirketin gayri faal olduğunu ve kötü yönetildiğini , amacını gerçekleştirme ihtimalinin kalmadığını, şirketin devamında fayda bulunmadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere fesih ve tasfiyesinin daha uygun olduğu anlaşılmakla, şirketin tüm ortakları bakımından devamında fayda bulunmadığı anlaşılmakla haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının davasının kabulü ile,
...nde ... sicil numarası ile kayıtlı ... ... ... TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine,
Tasfiye memuru olarak bilirkişi listesinde ismi bulunan mali müşavir ... 'in atanmasına,
Tasfiye memuruna aylık 8.000,00TL ücret takdirine, 6 aylık hesaplanan 48.000,00TL tasfiye memuru ücreti ile tescil ilan ve diğer masraf ilanı olan 25.000,00TL olmak üzere toplam 73.000,00TL'nin davacı tarafça mahkememiz veznesine yatırılmasına,
Karar kesinleştiğinde ve davacı tarafça 73.000,00TL yatırıldığında tasfiye memurunun işe başlamasına ve işe başlaması için tasfiye memuruna tebligat çıkartılmasına,
6 aylık süre içerisinde tasfiye tamamlanamadığı takdirde aylık 8.000,00TL tasfiye memuru ücretinin her ayın başında davacı tarafından mahkememiz veznesine yatırılmasına,
Davacı tarafça ödenecek tasfiye memuru ücreti ile masrafların davalı şirketin tasfiyesi sırasında davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Tasfiye memuruna, tasfiye memurunun sicile tescili, tasfiye işlemlerini yürütmek, tasfiyeyi sonlandırmak , davalı şirketin tasfiyesi sonuçlandığında sicilden silinme işlemlerini yapmak üzere yetki verilmesine,
Tasfiye memurunun işe başlamasından sonra her ay yapmış olduğu işlemleri raporlandırarak dosyaya sunmasının istenilmesine,
Davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi nedeniyle, davacı tarafın ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan 116,60 TL ilk masraf, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 434,05 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 7.550,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
5-Bu dava sebebiyle 427,60 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile kalan 373,2 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda , kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!