WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

İSTANBUL 18. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir.

ESAS NO:2019/473 Esas
KARAR N O:2024/170

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:24/07/2019

BİRLEŞEN DOSYA
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :12/03/2021
KARAR TARİHİ:07/03/2024

ASIL DAVADA DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, taraflar arasında 27.12.2017 tarihli “Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi” ve 01.10.2018 tarihli “Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme” isimli iki adet sözleşme mevcut olduğunu, Ek Sözleşme Ana Sözleşmeye sadık kalarak sözleşmenin bazı maddelerinin açıklanmasını içerdiğini, işbu sözleşmelerde davacı taraf “...” olarak, davalılar ... ... A.Ş. ve ... A.Ş. ise “...” olarak anıldıklarını, İşbu dava dilekçesinde de bu şekilde yazılacağını, bu nedenle müşterek ve müteselsil sorumlu olarak davalı gösterildiğini, sözleşmeye konu edilen ... ili, ... İlçesi, Pafta 21.T2-T3, 10469 ada, 2 parselde kain mülkiyeti ...'e ait, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun (EPDK) 13.08.2012 tarih ve... sayılı Depolama İlisansı çerçevesinde ... tarafından işletilen akaryakıt ürünleri depolama ve dolum tesisi “TERMİNAL” olarak anılacağını, Sözleşmenin 1. maddesi: “İşbu SÖZLEŞME ana hatları ile, ...'in, TERMİNAL'de ...'e ait akaryakıtı kara/deniz/boru araçlarından teslim almasını, TERMİNAL'de depolamasını ve ...'e veya ... tarafından yetkilendirilecek kişi ve kuruluşlara ait kara/deniz araçları ve boru hatları vasıtasıyla söz konusu akaryakıtı teslim etmesini kapsar. ...'in işbu SÖZLEŞME 'den kaynaklanan hakları mahfuz kalmak koşulu ile, TERMİNAL'de ... tarafından üçüncü şahıslara da hizmet verilebileceğini ... kabul etmektedir. Taraflar, işbu SÖZLEŞME tahtındaki hak ve yükümlülüklerini yerine getirmeyi taahhüt etmektedirler. Dolayısı ile Taraflar, aşağıdaki hususlar üzerinde mutabakata varmışlardır.” şeklinde olduğunu, Sözleşmenin 2. maddesi: “2.1. TERMİNAL 'de, gerek yurtiçi faaliyetlere tahsis edilmiş akaryakıt depolama tankları ve dolum tesisleri, gerekse Türkiye'ye ithal edilen akaryakıt ürünleri için depolama tankları bulunmaktadır. 2.2. TERMİNAL'in ...'in faaliyetleri için gemilere yapacakları ikmal/tahliye ve/veya gemilere yapacakları yükleme işlemleri için ...'ne ait ... terminali arasında tesis edilen boru hattı kullanılacaktır. 2.3. TERMİNAL 'de Tarafların yasal limitler içinde akaryakıt ürünleri ile harmanlayacakları mevzuat gereği zorunlu biyoetanol katkısı için enjeksiyon sistemi için gerekli altyapı ve teknik donanım ... tarafından tesis edilecektir. ..., gerek Taraflar'ın isteğine bağlı olarak gerekse de yasal mevzuat ve yasal limitlerin mevcut halinin ve/veya ileride gerçekleşebilecek değişikliklerin gerektirmesi halinde akaryakıt ürünleri içine harmanlanacak biyodizel için gerekli yatırımları yapacaktır. ..., TERMİNAL'de ortak veya münferit biyodizelin depolanması için tank tesis/temin edecek, biyodizelli motorinin tankerlere dolumu için tüm dolum adalarında gerekli sisteme tesis edecektir. " şeklinde olduğunu, Sözleşmenin 3/2. Maddesinde "...'e Terminal 'de tahsis edilen söz konusu hacmin 42.172 m3 ün dağılımı şöyle yapılacaktır. Milli Kapasite: TERMİNAL'de, ortak olarak kullanılacak milli ürün tanklarından münhasıran ...”'e 5 (Beş) adet ve toplamda 5949 m3 (Beşbindokuzyüzkırkdokuz) hacim ayrılmış olup ürünler bazında dağılımı aşağıdaki gibidir. (m3) Motorin için 5949 m3, Transit Kapasite: TERMİNAL'de ortak olarak kullanacak transit (ithal) ürün tanklarından münhasıran ...'e 7 adet (yedi) ve toplamda 36.223 m3 (Otuzaltıbinikiyüzyirmiüç) hacim ayrılmış olup ürünler bazında dağılımı aşağıdaki gibidir. (m3) Motorin için 36.223 m3 ...'in talebi ve ...'in EPDK ve ilgili kurumlardan gerekli izinleri alması sonrasında kendisine düşen toplam kapasiteyi sabit tutmak suretiyle transit ve milli kapasiteler arasında kaydırmalar yapabilir.” şeklinde olduğunu, Sözleşmenin 4. maddesi: “İşbu SÖZLEŞME, her iki tarafça imzalandığı tarihten (imza tarihi) itibaren hukuki olarak taraflar arasında bağlayıcı olacak, ancak operasyonel anlamda Ol Ocak 2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek (yürürlük tarihi) ve 3 (üç) tam takvim yılı olarak yürürlükte kalıp, 31 Aralık 2020 tarihinde gece 24:00 te sona erecektir. Eğer ..., ... ile mutabakata varıp, Ol Ocak 2018 tarihinden önce kismen veya tamamen TERMİNAL'den hizmet almak isterse, SÖZLEŞME, ...'in TERMİNAL'de operasyona Çikmale) başladığı tarihte operasyonel anlamda yürürlüğe girecek, SÖZLEŞME ye ilişkin tüm koşullar uygulanmaya başlanacaktır. Bu durumda; a )...'in TERMİNAL'de ilk operasyona başladığı tarih ile 01.01,2018 tarihleri arasında geçen süre, yukarıda bahsedilen SÖZLEŞME'nin yürürlükte kalacağı 3 (üç) tam takvim yılı hesabının dışında kalacak ve GEÇİŞ SÜRESİ olarak anılacaktır. Bu durumda sözleşmenin sona erme tarihi değişmeyecektir. Tarafların karşılıklı mutabakatı ile sözleşme süresi olan 3 (üç) yılın sonunda işbu sözleşme 2 (iki) yı! daha uzatılabilecektir. FİYATLANDIRMA ... tarafından kullanılan kapasitenin TON BAŞINA 2 USD/ay olacak ve ...'in talebi halinde kara dolum yapılması halinde, KARA TANKER DOLUM İÇİN METRE KÜP başma | USD ilave ücret OLARAK HESAPLANACAKTIR. ...'İN ... ile mutabakata varması ve O1 Ocak 2018 tarihinden önce kismen veya tamamen TERMİNAL'den hizmet almaya başladığı bir başka ifade ile GEÇİŞ SÜRESİ'nin işletmeye başladığı tarih TARAFLAR'ca düzenlenecek bir tutanak ile imza altına alınacaktır.” şeklinde olduğunu, Sözleşmenin 12. maddesi: “(Mücbir Sebepler) Bu SÖZLEŞME 'de geçen “Mücbir Sebep” terimi öngörülemeyen, engellenemeyen ve/veya ilgili Taraf'ın makul kontrolü dışında oluşan objektif sebepler anlamında olacaktır. Tarafların bu SÖZLEŞME kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmelerini engelleyen doğal afet, sel, yangın, deprem, savaş, grev, Takavt, terörist eylem, iç karışıklık, mevzuat değişikliği, herhangi bir kamu otoritesinin kararları ve uygulamaları nedeniyle, Tarafların SÖZLEŞME'den doğan edimlerini yerine getirmelerini engelleyen objektif sebeplerin ortaya çıkması hali Mücbir Sebep olarak kabul edilebilir. Ancak, Mücbir Sebep halleri yukarıda belirtilen hal ve olaylarla sınırlı değildir. Mücbir Sebep talebinde bulunan taraf, bu talebin dayandığı olaylar meydana geldikten sonra on (10) takvim günü içinde diğer taraflara Mücbir Sebep durumunu yazılı olarak bildirecek ve önemli gelişmelerden haberdar edecektir. Bu bildirimde mücbir sebep durumunun makul tüm ayrıntıları ve söz konusu tarafın mücbir sebep durumunu telafi etmek için muhtemelen gerek duyacağı tahmini süre belirtilecektir. Mücbir sebep bildirimi üzerine ödenmesi gereken fularları ödeme veya teminat verme yükümlülüğü dışında, bu SÖZLEŞME kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde, bu konuda bildirimde bulunan tarafın yükümlülükleri (yükümlülükler bu mücbir sebeplerden etkilendiği ölçüde) söz konusu mücbir sebep devam ettiği sürece askıya alınacaktır. Etkilenen taraf, mücbir sebep durumunu mümkün olan en kısa zamanda ve ekonomik bir şekilde gidermek veya üstesinden gelmek için makul her türlü gayreti gösterecektir. Mücbir Sebep 60 (Alımış) günden daha az devam etmesi halinde, mücbir sebebin devam ettiği sürece, tarafların yükümlülükleri askıya alınacak, edimlerini ifa etmeleri için taraflara tanınan sürelere mücbir sebep süreleri ilave edilecektir. Mücbir sebep durumunun 60 (Altmış) günden fazla sürmesi halinde, taraflar bir araya gelerek, işbu SÖZLEŞME'nin akıbeti hakkında karşılıklı olarak karar vereceklerdir. Mutabakat sağlanamazsa, işbu SÖZLEŞME mücbir sebepten zarar gören tarafça yazılı bir bildirimi ile feshedilebilecektir.” şeklinde olduğunu, Sözleşmenin 14. maddesi: “74.7. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından veya ilgili kamu otoritesi tarafından ...'in verveya ...'in işbu SÖZLEŞMEYE konu faaliyetinin kısmen veya tamamen durdurulmasına ve/veya lisansının iptaline karar verilmesi ve/veya Tarafların bu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesine engel olacak nitelikte bir idari karar alınması ve/veya idari eylemde bulunulması halinde diğer taraf, sözleşmeden kaynaklanan her türlü hakları mahfuz olmak şartıyla sözleşmeyi tek taraflı feshetmeye yetkilidir. 14.2. SÖZLEŞME imzalandığı tarihten itibaren, herhangi bir zamanda ... ve/veya...'in işbu sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya ihlal etmesi durumunda diğer taraf aykırılık ve-veya ihlalin giderilmesini-ortadan kaldırılmasını yazılı olarak ihtar ederek bu uğurda makul bir mehil tanır. Bu mehil içerisinde aykırılık ve/veya ihlalin giderilmesi/ortadan kaldırılması sağlanmaz ise diğer tarafın sözleşmeyi feshederek zarar ziyan talep etme hakları saklıdır." şeklinde olduğunu, Sözleşme gereğince TERMİNAL'in davalılara teslim edilmiş olup, herhangi bir sorun olmaksızın kullanmaya devam ettiklerini ancak, davalılar Beşiktaş 26. Noterliği'nden göndermiş oldukları 21.12.2018 tarih ve 83159 yevmiye no'lu ihtarnameyle (Ek-3 .... Noterliği'nin 21.12.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi) herhangi bir sebep ileri sürmeksizin “müvekkiller işbu ihtarname tarihi itibariyle derhal hüküm doğurmak üzere muhatap ile akdetmiş oldukları söz konusu 27.12.2017 tarihli “Ürün Geçişi ve Depolama sözleşmesini ve eklerini” feshetmiştir. Müvekkilin anılan sözleşmeye ilişkin her türlü talep ve sair hakları saklıdır” diyerek sözleşmeyi feshettiklerini, görüldüğü gibi davalı taraf herhangi bir mücbir sebep ya da kusur atfetmeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetettiğini, Fesihte haklı bir neden olmadığını, haksız fesih nedeniyle davalıların müvekkilinin zararlarından sorumluluğunun söz konusu olduğunu, taraflarınca davalıya ... ... Noterliği'nden gönderilen 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye no'lu cevabi ihtarnamede (Ek-4 ... 8. Noterliği'nin 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesi) fesih işleminin haksız olduğunu, hiçbir geçerli nedeninin olmadığını, haksız fesih nedeniyle uğradıkları zararın taraflarına ödenmesini, aksi takdirde zararlarının davalılardan tahsil cihetiyle hukuki yollara tevessül edileceği ihtaren bildirildiğini, Sözleşmenin 4.maddesi; “İşbu sözleşme her iki tarafça imzalandığı tarihten itibaren bağlayıcı olacak, ancak operasyonel anlamda 01 Ocak 2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek (yürürlük tarihi) ve 3 (üç) tam takvim yılı olarak yürürlükte kalıp, 31 Aralık 2020 tarihinde gece 24:00 te sona erecektir” şeklinde olduğunu, davalılar ile tam bir yıl sözleşme ifa edildiğini ve sözleşme bedellerinin de tahsil edildiğini, ancak, davalı taraflar hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetmiş olmakla kalan 2 yıllık sözleşme bedelinden mahrum kalmış durumda olduklarını, davalılar sözleşmeye aykırı hareket etmekle müvekkilinin zararına sebep olduğunu, esas sözleşme gereğince ton başına 2 USD olan kullanım bedeli, 01.10.2018 tarihli ek sözleşmeyle Türk lirasına çevrilmek suretiyle ton başına 8,9144 TL”'na sabitlendiğini, Son 3 faturadan da görüleceği üzere (Ek-5 TL üzerinden kesilen son 3 fatura) aylık KDV'li fatura toplamı 370.410,52 TL olduğunu, sözleşmeye göre davalılardan 24 aylık sözleşme bedeli alacaklarının olduğunu, bu durumda; davalılardan 370.410,52 x 24 Ay = 8.889.852,48 TL Tazminat alacaklarının söz konusu olduğunu, 27.12.2017 tarihli Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi ve eklerinin haksız feshi nedeniyle uğramış oldukları zararın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava bedeli olarak 500.000,00-TL.'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, Taraflar arasında 27.12.2017 tarihli "Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi" akdedildiğini, buna göre davacıya ait depolama tesisinde müvekkiline ait akaryakıt depolanacak ve depolanan ürünler müvekkili şirketler tarafından yetkilendirilecek kişilere teslim edileceğini, sözleşmenin süresinin 01.01.2018-31.12.2020 olarak belirlendiğini, müvekkili şirketlerden ...'in dağıtıcı lisansı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 28.06.2018 tarih ve 7925-4 sayılı karar ile sonlandırıldığını, (Ek-3: EPDK Resmi İnternet Sayfası Görüntüsü). bu kapsamda müvekkili ...'in 28.06.2018 tarihinden sonra Sözleşme'ye konu faaliyetini yürütmesinin imkansız hale geldiğini, bu nedenle müvekkili ...'in Sözleşme'yi tek taraflı feshi hakkı mevcut olduğunu, davacının müvekkili ...'den talepte bulunmasının olanaklı olmadığını, sözleşme'nin akdedilmesinden sonra, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı nedeniyle müvekkili şirketlerin Sözleşme'den beklenen faydayı elde edemediğini ve Sözleşme'ye konu tesiste Sözleşme'de öngörülen miktarda ürün depolanamadığını, bu nedenle müvekkili şirketlerin Sözleşme'den beklenen faydayı elde edemediği gibi, davacıya yapılan ödemeler nedeniyle her geçen gün zarara uğradığını, söz konusu durumun müvekkilleri açısından katlanılmaz hale geldiğinden, zararın artmasının önüne geçilmesi amacıyla Sözleşme ve eklerinin müvekkili şirketler tarafından keşide edilen Beşiktaş ...Noterliği'nin 21.12.2018 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesiyle feshedilmek zorunda kalındığını, taraflar arasında akdedilen "Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi" adından da anlaşıldığı üzere "saklama sözleşmesi" unsurları ihtiva ettiğini, saklama sözleşmeleri belli bir süre için yapılmış olsalar dahi TBK'nun 564. maddesi "MADDE 564- Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür." uyarınca saklatan tarafından her zaman sona erdirilebileceğini, Doktrinde de bu husus açıkça ifade edildiğini, "Saklatanın her zaman geri isteme hakkı vardır. Sözleşmede bir süre öngörülmüş olsa da saklatan bu süre dolmadan şeyi geri isteyebilir (TBK 564). Sözleşmede bir süre kararlaştırılmış olsun ya da olmasın, saklatanın şeyi geri istemesiyle sözleşme sona erer." "TBK. m. 564 c. 1'e göre "saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür"; "ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür" Bu düzenlemeyle, saklatan, vekalet verene benzetilmiştir. Bu hükmün emredici nitelikte olduğu ileri sürülmüştür." taraflar arasında akdedilen "Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi"nde de TBK'nın 564. maddesine uygun olarak, sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi halinde kalan süreye ilişkin bedelin tamamının davacıya ödeneceğine dair bir düzenlemenin mevcut olmadığının görüldüğünü, bu bakımdan davacının sözleşmenin sona erdirilmesinden sonraki dönem için müvekkili şirketlerden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen "Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi"nin kira sözleşmesi niteliğinde olduğunun varsayılması durumunda ise yukarıda açıklandığı üzere müvekkilinin sözleşmeyi feshi haklı olduğundan, davacının talebinin reddi gerektiğini, bununla birlikte bir an için davacının müvekkilden talepte bulunabileceği kabul edilse bile, davacının zararın artmasına neden olmama yükümlülüğü kapsamında bunun makul süre ile sınırlandırılması ve davacının Sözleşme'nin ifa edilmemesi nedeniyle katlanmaktan kurtulacağı giderlerin de makul süre için belirlenecek tutardan indirilmesi gerektiğini, nitekim Yüksek Mahkeme kararlarında da, davacının sözleşme süresi sonuna kadar talepte bulunmasının MK 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edildiğini, "....Sözleşmeden doğan sorumlulukta, haksız eylemden doğan sorumluluğa ilişkin kuralların örnekseme yoluyla uygulanacağını, BK. md. 98/II öngörür. O nedenle, davalının kira sözleşmesine aykırı davranmasıyla oluşan sorumlulukta, giderimden indirim yapılmasını düzene koyan BK. md. 44 uygulama alanı bulur. Gerçekten, davacı kiraya veren, zararın çoğalmasına yardım etmiş ve kiracının durumunu ağırlaştırmışsa giderim tutarının indirimi söz konusu olur. Şu durum karşısında davalının kiralananı dönem sonunda önce Ocak başında boşaltmasından ötürü davacının olayların olağan akışına ( örneğin, somut olayda davacının site yöneticisi aracılığıyla yeniden kiraya verebilme gibi bir olanağının varlığının ortada bulunmasına ), durum ve öteki koşullara, kiralananın yer aldığı çevrenin özelliğine göre davacının, boşaltmayı öğrenmesinden sonra hangi süreçte yeniden kiraya verebileceği, konunun özel bilgiyi gerektirmesi nedeni ile bilirkişi aracılığıyla saptanmalıdır. Böylece belirlenecek sürenin dışında, kiralayanın artmasına neden olduğu zarardan kiracı sorumlu tutulmamalıdır. Davacının boşaltmayı öğrenmesinden sonra uygun bir zaman içinde girişimde bulunmaması nasıl olsa kiracı kira parasından sorumlu olacaktır diye beklemesi, MK. md. 2 ile de bağdaşamaz. Demek ki, BK. md. 98/II, 44 olmasa bile MK. md. 2 yukarıda belirtilen soruşturmanın yapılmasını zorunlu kılar..." YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1982/13-887 K. 1984/985 T. 28.11.1984, EPDK verilerine göre hali hazırda faaliyetini sürdürmekte olan 98 adet ... şirketi bulunmakta olduğunu, davacı tarafın dava konusu depolama tesisi ile ilgili diğer ... şirketleri ile depolama sözleşmesi akdetmesinin önünde herhangi bir hukuki ve fiili engel bulunmadığını, bu nedenle, davacı tarafın bir an için Sözleşme'nin feshinden kaynaklı olarak talepte bulunabileceği kabul edilecek olsa bile, davacının talebinin belirli (makul) bir süre ile sınırlandırılması gerektiğini, öte yandan, Sözleşme'nin ortadan kalkması ile birlikte davacı taraf bir takım masraflara katlanmaktan da kurtulduğunu, bu bakımdan bir an için davacının taleplerinin haklı olduğunun varsayılması durumunda davacının kurtulduğu bu masrafın da belirlenerek hesaplanacak tutardan düşülmesi gerektiğini, davacı taraf aylık depolama ücretinin 370.410,52 TL olduğunu belirtmiş ise de Sözleşme'nin 6.1. Maddesinde açıkça depolanan ürün için ton başına 2 USD ödeneceği kararlaştırıldığını, Ek Sözleşme'de ise bu tutar Türk Lirasına çevrilerek 8,9144 TL olarak belirlendiğini, Sözleşme'de belirlenen kapasitenin tamamı için değil, fiilen depolanan ürün miktarı için ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla davacının fiilen depolama yapılmayan dönem ve kısım için talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından Sözleşme'nin yürürlükte olduğu dönemde müvekkilinden sözleşmeye aykırı olarak tahsil edilen depolama ücretlerine ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, davacının belirttiği aylık 370.410,52 TL'lik tutar, KDV dahil tutar olduğunu, davacının KDV dahil tutar üzerinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkillerinden ... ile davacı şirket arasında ayrıca 07.06.2012 tarihli Akaryakıt İkmal Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili, davacı tarafa ürün ikmalinde bulunmuş olmasına rağmen davacı taraf ürün bedellerini müvekkil şirkete ödemediğini, müvekkili ...'in söz konusu Akaryakıt Ürün İkmal Sözleşmesi'nden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıdan, anılan Sözleşeme uyarınca davacının müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu vade farkı ile birlikte 2.771.838,14TL alacağının bulunduğunu, kesinlikle davacının müvekkilinden alacağının olduğunun kabulü anlamına gelmemek üzere, bir an için davacının talep edebileceği bir tutarın olduğu kabul edilse dahi, müvekkili alacağının davacının Mahkemece tespit edilecek alacağı kadarlık kısmının mahsup edilmesinin ve davacının davasının bu nedenle de reddine karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DOSYADA DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 07/06/2012 tarihli Akaryakıt İkmal Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili ürün ikmalinde bulunmuş olmasına rağmen davalının ürün bedellerini ödemediğini, müvekkilinin davalıdan 1.257.493,46 TL asıl alacak ve 1.854.767,51 TL vade farkı alacağı ile birlikte toplam 3.112.260,97 TL alacağının bulunduğunu, vade farkı alacağının taraflar arasında imzalanan akaryakıt ikmal sözleşmesi hükümleri doğrultusunda hesaplandığını, müvekkilinin alacaklarının ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde takibe itiraz edildiğini, davalının faize ilişkin itirazlarının da yerinde olmadığını, dilekçe ekinde sundukları faturalar ve faturalara ait sevk irsaliyelerinden müvekkili tarafından karşı tarafa mal teslim edildiğinin ve bu malların davalı tarafından teslim alındığının anlaşıldığını, davalı borçluya bedeli ödenmemiş faturaların tebliğ edildiğini, faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını beyanla davalının icra dosyasına itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYADA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı aleyhine taraflarınca İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/473 Esas sayılı dosyasında ikame edilen davada, davacı tarafından Mahkememiz huzurunda ikame edilen davanın konusu ile ilgili takas hakkı ileri sürülmüş olduğundan, artık bu sözde alacak ile ilgili dava ikame edilemeyeceğini, takas def'inin, sürüldüğü andan itibaren borcu sona erdiren bir def'i olduğunu, yine takas bildiriminin karşı tarafa varınca hüküm ifade edeceğini ve artık bundan rücu etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafça, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/473 esas sayılı dosyasında, hem cevap dilekçesinde hem de cevaba cevap dilekçesinde aynı alacakla ilgili takas def'inde bulunulduğundan bu alacağın takas def'i ile sona erdiğini, ancak davacının Mahkememizde işbu davayı ikame ederek, sona eren borçla ilgili tekerrür mahiyetinde alacak talebinde bulunduğunu, açıklanan nedenlerle, davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkememizce takas def'i nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talebinin kabul edilmemesi halinde, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/473 Esas sayılı dosyasının işbu dosya yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının sözde alacağının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, müvekkilinin aslında davacıdan alacaklı olduğunu, bu alacakla ilgili yargılamanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında devam ettiğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine tüm takip tutarı üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Mahkememizce taleplerinin kabul edilmemesi halinde, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilecek hüküm Mahkememiz dosyasını etkileyecek olduğundan dosyanın bekletici mesele yapılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava, taraflar arasında imzalanan ürün geçişi ve depolama sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı istemine ilişkin olup davalı taraf 09/09/2019 tarihli cevap dilekçesiyle birlikte davacının davasının reddine karar verilmesini aksi takdirde, taraflar arasında imzalanan bir diğer sözleşme olan Akaryakıt Ürün İkmal Sözleşmesinden kaynaklanan vade farkı ile birlikte 2.771.838,00 TL alacağının davacı alacağından mahsup edilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava ise, 12/03/2021 tarihinde açılmış olup davacı ... , davalı ile arasında imzalanan Akaryakıt İkmal Sözleşmesinden kaynaklı 1.257.493,46 TL asıl alacak, 1.854.767,51 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 3.112.260,97 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olup davalı taraf davacının bu alacağının asıl davadaki cevap dilekçesiyle birlikte takas ve mahsuba konu ettiğini, buna rağmen mükerrer olarak açtığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: Ürün Geçişi ve Depolama sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek sözleşme, fesih ihtarnamesi ve diğer ihtarnameler, Akaryakıt İkmal sözleşmesi, davacı ...'e ait depolama lisansı, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası , ticari defter ve belgeler, bilirkişi incelemesi.
27/12/2017 tarihli Ürün Geçişi ve Depolama sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek sözleşme alınarak dosyaya bırakılmış olup asıl dosya davacı vekiline sözleşme maddeleri dava dilekçesinde özetlenmiştir.
... ve ... tarafından ... Noterliğinin 21/12/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği ancak fesih nedeninin ihtarnamede belirtilmediği görülmüştür.
Asıl dosya dava dilekçesine ekli faturalar incelendiğinde, ... tarafından ...'e gönderilen depolama hizmet geliri konulu 18/10/2018 tarihli fatura bedelinin KDV dahil 367.211,02 TL olduğu faturanın altında Ekim ayı depolama hizmet bedeli 70.427,00 USD denilerek faturada yazılı kurdan TL'ye çevrildiği, 30/10/2018 tarihli depolama hizmet geliri konulu fatura bedelinin KDV dahil 3.199,50 TL olduğu faturanın altında 18/10/2018 tarihli fatura nedeniyle çıkan fiyat farkı ibaresinin bulunduğu,05/11/2018 tarihli faturada KDV dahil 370.410,52 TL bedel yazılı olduğu yine faturanın altında kasım ayı depolama hizmet bedeli 70.427,00 USD yazılı olduğu, 06/12/2018 tarihli depolama hizmet geliri konulu faturanın KDV dahil 370.410,52 TL bedelli olduğu faturanın altında aralık ayı depolama hizmet bedeli denilerek 70.427 USD ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
Asıl davada takas ve mahsuba , birleşen davada ise itirazın iptali davasına konu edilen 07/06/2012 tarihli Akaryakıt İkmal sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin tarafının ... ile ... olduğu, konusunun ise ikinci maddede düzenlendiği buna göre, ... tarafından ...'e ikinci maddede yer alan ...'e ait terminalden petrol ürünleri ikmali verilmesine ilişkin olduğu, sözleşmenin 1 yıllık olarak yapıldığı ancak her yılın en geç 25 aralık tarihine kadar bildirimde bulunulmadığı takdirde iş bu sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl daha uzayacağının belirlendiği, ürünler ve miktarların sözleşmenin 4. Maddesinde düzenlendiği, fiyat ödeme koşullarının sözleşmenin 5. Maddesinde yer aldığı, 5.1 maddeye göre "Ürün fiyatları Taraflar arasında ayrıca belirlenecektir. Söz konusu fiyatlar, kara tankerlerine (ex-rack) m” cinsinden teslim edilen miktara Uygulanacak olup, bu fiyatlara KDV ilave edilecektir. ... sebep göstermeksizin 15 gün önceden haber vermek kaydı ile anlaşma konusu ürünlere uyguladığı fiyatları tek taraflı değiştirme hakkını saklı tutar. ŞİRKET ...' in bu hakkı kullanmasını baştan kabul ve taahhüt etmiştir." denildiği, sözleşmenin 5.2 maddesinde "ŞİRKET, günlük çekişleri karşılığı Madde 5.1.'deki ürün bedellerini, peşin olarak veya en fazla 29 gün vadeli olarak ...'e ödeyecektir. Vade hesabı, ürün alım günü birinci gün kabul edilerek yapılacaktır. Hafta sonu/resmi tatil günlerinin vade bitim tarihine gelmesi durumlarında, ilgili hafta sonları/resmi tatil günlerine ait çekişlerin bedeli, çekişten önceki ilk iş gününde peşin olarak yapılacaktır. Teslimatlar, vadesi gelen ödemenin ...'in bildireceği banka hesabına yatırıldığı teyidinin ilgili bankadan alınmasına müteakip yapılacaktır. ... tarafından Madde 4.2. Miktarlar bölümü çerçevesinde sağlanacak ürünleri ŞİRKET, vadeli çekmek isterse, o zaman ...'e işbu sözleşme kapsamında yaptığı ve yapacağı her türlü mal ve hizmet alımlarından ve işbu sözleşme ile ilgili sair bütün ticari işlemlerinden doğmuş veya doğacak olan borçlarının teminatı olmak üzere muteber bir banka teminat mektubu verecektir. Vadeli alımlarda, aylık %1 (YüzdeBir) vade farkı uygulanır. Vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalar için ise aylık %1,50 (YüzdeBirVirgülElli) vade farkı uygulanır. ... piyasa koşullarına göre vadeli alımlara ve geç yapılan ödemelere uygulayacağı vade farkını tek taraflı olarak değiştirebilir. Vadesi gelmiş faturaların ŞİRKET tarafından ...' e ödenmemesi durumunda ... tek taraflı olarak ürün ikmalini de durdurabilir. Aslı bilahare gönderilecek faturalara KDV de ilave edilecek ve fatura suretleri faksla da gönderilebilecektir." denildiği, 5.2 maddede görüldüğü üzere şirket yani ...'in günlük çekişleri karşılığı madde 5.1 deki ürün bedelini peşin olarak veya en fazla 29 gün vadeli olarak ödeyeceği, vade hesabında ürün alım gününün 1. Gün kabul edileceği, vadeli alımlarda ise aylık %1 vade farkı uygulanacağı, vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalar için ise aylık %1,50 vade farkı uygulanacağı yönünde hüküm bulunduğu görülmüştür.
Asıl dosyanın konusu olan ürün geçişi ve depolama sözleşmesi davalı tarafça ihtarname ile feshedilmiş ihtarnamede herhangi bir fesih nedeni belirtilmemiş olup cevap dilekçesinde ise fesih nedeni olarak EPDK tarafından petrol piyasası lisans yönetmeliğinin 17. Maddesinin 1. Fıkrasının ç bendi uyarınca ...'in dağıtıcı lisansının 28/06/2018 tarih 7925-4 sayılı karar ile sonlandırılması gösterilmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde davalının kendi isteğiyle lisansını sonlandırdığını, zira petrol piyasası lisans yönetmeliğinin 17. Maddesinin 1. Fıkrasının ç bendinin "(Değişik:RG-15/3/2011-27875)Taşıma, bayilik ve serbest kullanıcı lisansları aşağıdaki hallerde Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığınca, diğer lisanslar ise Kurul kararıyla sona erdirilir: a) Lisans sahibinin iflasına karar verilmesi halinde, b) Lisans sahibinin tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, c) Lisans sahibinin ölümü halinde, ç) Rafinerici, iletim ve depolama fisansları hariç olmak üzere lisans sahibinin talebi halinde...” şeklinde olduğunu, müvekkilinin zarara uğramasına davalı tarafın kendi talep ve iradesi ile sebebiyet verdiğini ve bu eyleminin sonuçlarına katlanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin saklama sözleşmesi olmadığını, müvekkilince işletilen akaryakıt ürünleri depolama ve dolum tesisinin davalılarca kullanım ve depolama amaçlı olarak müvekkilinden teslim alınmasına ilişkin olduğunu, sözleşme bitim tarihine kadar kar kaybının ödenmesi gerektiğini, makul süre belirlenmesi yoluna gidilemeyeceğini, nitekim müvekkilinin gerekli çabayı göstermiş olmasına rağmen kısa zamanda başkasına kiralanmasının söz konusu olmadığını, sözleşmenin fiilen yürürlükte kaldığı birinci yıla ilişkin sözleşme bedellerinin davalılarca müvekkiline ödendiğini, ton başına 2 USD olan kullanım bedelinin ek sözleşme ile ton başına 8,9144 TL'ye sabitlendiğini, dava dilekçesi ekinde sundukları faturalardan da 1 yıl boyunca davalılara tahsis edilen 36.267 m3 alanın tamamı üzerinden davalılarca bedel ödendiğini belirterek dilekçesinin ekine kiralama çalışmalarına ilişkin 09/04/2019 tarihli ilan bedeli faturası, 23/09/2019 tarihli mail örneklerini eklemiştir. Davalı taraf ikinci cevap dilekçesinde, fesih tarihinin 21/12/2018 olmasına rağmen kiralama çabalarına ilişkin olarak sunulan ilan ve mail tarihlerinin feshinden 10 ay sonraya ilişkin tarihler olduğunu, bunun da davacının söz konusu yeri kiralamak için çaba göstermediği anlamına geldiğini, sözleşmede belirtilen kapasitenin tamamı için fiilen depolanan ürün miktarı için ücret kararlaştırıldığını savunmuştur. Bunun üzerine davacı taraf 09/04/2019 tarihli reklam görüşmeleri neticesinde posta ilan bedeli yatırıldığına dair evrakları da dosyaya sunmuştur.
Mahkememizce davacı tarafa süre verilerek dava konusu terminalin m3 alanını, 2017-2018 ve 2019 yıllarında söz konusu terminalin kimlere kaç m3'ünü depolama sözleşmesi ile kullandırıldığını açıklaması istenilmiş, toplam m3 alanının 42.172 m3 olup bunun 36.223 m3'ünü transit , 5.949 m3'ünün ise milli tank olduğunu, 2017 yılında tesisin kiraya verilmediğini ve faaliyette gerçekleştirilmediğini, 2018 yılında davaya konu sözleşmenin imzalandığını, tesisin - antreponun tamamını davalıya kiralandığını, ayrıca dava dilekçesinde menfi ve müspet zarar şeklinde yazılmış ise de menfi ve müspet zarar taleplerinin olmadığını bunun sehven yazıldığını, sadece yoksun kalınan kira bedeline yönelik taleplerinin bulunduğunu belirtmiştir.
EPDK'ya yazı yazılarak ...'in dağıtıcı lisansının ne nedenle sonlandırıldığı sorulmuş, bunun üzerine gönderilen yazı cevabı ve ekleri incelendiğinde ...'in dağıtıcı lisansını şirketin talebi üzerine yönetmeliğin 17/ç bendi uyarınca sona erdirildiği bildirilmiştir.
Davalı vekilinden sorulması üzerine davalı vekili 02/02/2021 havale tarihli dilekçesinde 070/6/2012 tarihli akaryakıt ikmal sözleşmesi kapsamında müvekkilinin ...'e ürün ikmalinde bulunduğunu ancak ürün bedellerinin ödenmediğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması koşuluyla cevap dilekçesi ile ileri sürdükleri takas mahsup tarihi olan 09/09/2019 tarihi itibariyle davacıdan 1.257.489,81 TL asıl alacak ve 1.514.348,33 TL de vade farkı ile birlikte toplam 2.271.838,14 TL alacağının bulunduğunu, söz konusu sözleşmede vade farkı ile ilgili 5.2 maddesinde hüküm bulunduğunu, vadeli alımlarda aylık %1 , vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalar için ise aylık %1,5 vade farkı uygulanır denildiğini belirtmiştir.
Terminalin bulunduğu ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak depolama ve dolum tesisinde bir akaryakıt uzmanı bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak taraflar arasındaki sözleşmenin 21/12/2017 tarihinde feshedilmesi nedeniyle benzer bir sözleşmenin başka şirket ya da kurumlarca imzalanması için gereken makul sürenin hesaplanmasını ayrıca bu süre içerisinde davacının bir takım masraflara katlanmaktan kurtulmuş olup olmadığının da dikkate alınarak, makul sürenin ve bu süre içerisindeki davacı tarafından yapılması gerekmeyen masraf ve miktarların hesaplanması istenilmiş, bilirkişi kimya Mühendisi ... raporunda; "Dava, tank ve boru hatlarının kullanımıyla alakalı olduğu için sözleşme süresince davacının söz konusu tank ve boru hatlarının diğer kişi veya kuruluşlara kiralama veya devir etmesinin uygun olmayacağı; Dava konusu olan tanıkların ve boru hatlarının sözleşme süresince (3 yıllık kira sözleşmesi boyunca) kullanılması uygun olup;3 yıllık süre sonunda sözleşmenin bittiği tarihten itibaren taraflar arasında resmi olarak tebliği sonucu boru hatları ve tanklarının kullanımının başka kişi veya kuruluşlara devredilmesinin uygun olacağı" şekilinde beyanda bulunarak keşif sırasında çekilen fotoğrafları da raporuna eklediği görülmüştür. Davalı taraf rapora itiraz ederek ara karar gereklerine uygun olmayan rapor düzenlendiğini belirterek itirazlarını dilekçesinde sıralamıştır. Mahkememizce aynı mahkemeye talimat yazılarak daha önceki bilirkişinin yanına borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi de eklenerek ara karar gereklerine uygun şekilde ek rapor tanzim edilmesi talep edilmiştir. 26/11/2021 tarihli ek raporda depolama alanının bulunduğu mevkinin petrol dolum tesisleri ve depolama alanlarının bölgesi olması , aynı faaliyeti gösteren çok sayıda petrol şirketlerinin bulunduğu gözönüne alındığında 6 aylık makul sürede söz konusu tesisin kiraya verilebileceği bildirilmiştir. Ek rapora karşı taraf vekillerince itiraz dilekçesi verilmiş, davalı vekili ayrıca sözleşmenin sona ermesi nedeniyle katlandığı masraflardan kurtulması nedeniyle bu tutarların bilirkişi ek raporunda belirlenmediğini ifade etmiştir.
Davacı vekili 07/03/2022 tarihli dilekçesinde ,borcu kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile davalı tarafın takas ve mahsup definde bulunduktan sonra bir de itirazın iptali davası açtığını, takas definin sunulduğu andan itibaren borç sona ereceğinden aynı alacak için takip ya da dava açılmayacağını , sona eren borçla ilgili tekerrür mahiyetinde alacak talebinde bulunamayacağını bildirmiş , Davalı vekili de 24/02/2022 tarihli duruşmadaki beyanında asıl dosya içinde takas ve mahsup definde bulunduklarını daha sonra da .... ATM'de dava açtıklarını, davacı tarafın hiçbir alacağı yok ise birleşen dosya kapsamında kendi alacaklarının hüküm altına alınmasını eğer asıl dosyada davacının alacağı var ise kendi alacakları daha fazla ise takas ve mahsup edilmesini kalan kısmının ise birleşen dosyadan lehlerine tahsili yönünde hüküm kurulmasını istediklerini belirtmiştir.
Birleşen dosya itirazın iptali istemine ilişkin olup .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya incelendiğinde, ... tarafından ... hakkında 11/12/2020 tarihinde 1.227.493,46 TL asıl alacak 1.854.767,51 TL vade farkı olmak üzere toplam 3.112.260,97 TL alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili için takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 02/01/2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu tarafından süresinde 29/12/2020 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür . Takip talebine faturaların ve vade farkı hesabına ilişkin tablonun bırakıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça 12/03/2021 tarihinde itirazın iptali davası açılmış, yine dosyaya da davacı vekili tarafından faturalar, sevk irsaliyeleri ve vade farkına ilişkin tablo sunulmuş ve yukarıda belirtildiği üzere iş bu dosya mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir.
24/02/2022 tarihli duruşmada alınan ara karar ile "Taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde mahkememizce belirlenecek olan bir finans uzmanı, bir akaryakıt sektör uzmanı, bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı birde ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı tarafından HMK 218 maddesi kapsamında yerinde inceleme yapılarak ;
Asıl dosya açısından takdiri mahkemeye ait olmak üzere : ...ayrıca bu süre içinde davacının bir takım masraflara katlanmaktan kurtulmuş olup olmadığının da dikkate alınarak makul süreninin ve bu
sure içerisinde davacı tarafından yapılması gerekmeyen masraf ve miktarların belirlenmesinin istenilmesine,
Birleşen dosya açısından ise, asıl dava da davalı taraf cevap dilekçesi tarihi olan 09/09/2019 tarihli dilekçesinde, 2012 tarihli akaryakıt ikmal sözleşmesine dayanılarak 09/09/2019 tarihi itibari ile 1.257.469,81TL asıl alacak 1.514.348,33TL vade farkı olmak üzere toplam 2.771.818,14TL alacağın mahsup edilmesini istemiş, daha sonra ... tarafından 11/12/2021 tarihinde aynı alacak için takip tarihi itibari ile 1.257.493,46TL asıl alacak, 1.854.767,51TL olmak üzere toplam 3.112.260,97TL alacağın tahsili için takip başlatmış olup, birleşen dava da ... in 09/09/2019 ve 11/12/2020 tarihlere itibari ile ayrı ayrı 2012 tarihli akaryakıt sözleşmesi kapsamında asıl alacak ve vade farkı alacağının olup olmadığının TTK 1530 maddesi de değerlendirilerek hesaplanmasının istenilmesine, ayrıca takas ve mahsup talebinden sonra aynı alacak için takip başlatılıp başlatılamayacağınında irdelenmesinin istenilmesine, " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
02/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporu incelendiğinde, bilirkişilerce her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin incelendiği, davacı ...'in ticari defter ve belgelerine göre , ....A.Ş'nin takibe dayanak tuttuğu toplam 1.226.042,67 TL bedelli 28 adet e-faturayı kabul ederek ...A.Ş'nin alacağına , davalı ......A.Ş'ne 2018 yılında depolama hizmet geliri olarak kesmiş bulunduğu raporun 15. Sayfasında dökümü yazılı 4 adet (iş bu 4 adet fatura asıl dosya dava dilekçesi ekinde mevcut olup yukarıda da tek tek faturalardan bahsedilmiştir.) e-fatura toplamı olan 1.111.231,56 TL'yi de ... A.Şnin borcuna kaydettiği tespit edilmiştir. Raporda devamla esas davanın davacısı ...'in depolama sözleşmesinin feshinden sonra 71 gün geçtikten sonra ocak, şubat , mart 2019 dönemine ait depolama hizmet geliri başlığı ile KDV dahil 1.083.544,01 TL fatura kestiği ancak davalı ...'in söz konusu faturayı süresinde davacıya iade ettiği, davacı ...'in sözleşmenin feshedilmediği döneme ait kesmiş olduğu 4 adet fatura toplamı olan 1.111.231,56 TL'nin davalı ... tarafından davacı ...'e ödendiğini, birleşen dosya kapsamında davacı ...'in ilamsız takibe esas e-faturaların dökümü yapıldığında toplam28 adet fatura karşılığı 1.226.042,67 TL alacak çıktığını, ...'in ticari defter ve kayıtlarında ise 30/06/2019 tarihi itibariyle ...'ten 1.257.493,46 TL alacaklı göründüğünü (yukarıda da belirtildiği üzere 28 adet fatura karşılığı 1.226.042,67 TL'yi ... ...'e olan borcu kapsamında kendi defterine kaydetmiştir.) vade farkı ile ilgili sözleşmenin 5.2 maddesinde hüküm bulunduğunu, bu maddeye göre vadeli alımlarda aylık %1, vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalar için ise aylık %1,5 vade farkı uygulanır denildiğini, ...'in kendisine gününde ödenmeyen satış faturaları için 11/12/2020 takip tarihi itibariyle %1,50 üzerinden hesapladığı toplam 1.854.767,11 TL tutarındaki vade farkına ilişkin hesap cetvelini icra dosyasına sunduğunu belirterek mali bilirkişi görüşü sonuç kısmında "ESAS DAVADA; 1. Tazminat konulu esas davanın davacısının (... Petrol Ltd. Şti.) 2018 yılına ait ticari defter kayıtlarına göre, aralarında münakit 07.06.2012 tarihli Akaryakıt İkmal Sözleşmesine istinaden esas davanın davalısı ... A.Ş.ne fesih tarihi (21.12.2018) itibariyle 1.185.552,14 TL tutarında borçlu bulunduğu sabit olmakla esas davanın davalısı şirketin 21.12.2018 tarihli fesihte haklı bulunduğu ve bu sebeple esas davanın davacısı şirketin (... Petrol Ltd. Şti.), esas davanın davalısı ... A.Ş.den erken fesih sebebine binaen tazminat talebinde bulunamayacağı, 2. Yüce mahkemece, Tazminat konulu esas davanın davalısının 07.06.2012 dolayısıyla 27.12.2017 t. sözleşmeyi fesihte haksız olduğunun benimsenmesi halinde, esas davanın davacısı şirketin (6) aylık makul süre için davalıdan talep edebileceği erken fesih tazminat tutarının 2018 de tahsile dilen toplam kira bedeli (KDV hariç) üzerinden (941.721,66:12x6=) 470.860,83 TL olarak hesaplandığı, 3. Petrol depolama terminalinin aynı koşullarla 6 ila 12 ay arasında bir sürede tekrar kiraya verilebileceği görüşündeyiz. BİRLEŞEN DAVADA 1. İtiraz İptali konulu birleşen davada, birleşen davanın davalısı ... Petrol Ltd. Şti.nin fesih (21.12.2018) sonrasında birleşen davanın davacısı şirkete kesmiş bulunduğu Ocak, Şubat, Mart 2019 dönemi için 04.03.2019/57 nolu 1.083.544,01 TL bedelli Depolama Hizmet Geliri faturasını kabul etmediği ve Ocak, Şubat, Mart 2019 dönemine ait depolama hizmetinin tesliminin ... Petrol Ltd. Şti. tarafından ispata muhtaç olması sebebiyle ... Petrol Ltd. Şti.nin ... A.Ş.den 1.083.544,01 TL tutarında alacak talebinde bulunamayacağı, 2. İtiraz İptali konulu birleşen davanın davacısının (... AŞ) ticari defter kayıtlarına göre, birleşen davanın davalısı-takip borçlusu davalıdan (... Petrol Ltd. Şti.) takip tarihi (11.02.2020) itibariyle 1.257.493,46 TL (asıl) ve 1.854.767,51 TL (vade farkı) olmak üzere toplam 3.112.260,97 TL tutarında alacak talebinde bulunabileceği, yolunda oluşmuştur. " şeklinde görüş bildirdiği, hukuki inceleme ve değerlendirme kısmında ise; davalılardan ... tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinde sebep belirtilmemesi nedeniyle feshin haksız olduğunu, bu nedenle davacı ...'in müspet zarar kapsamında kar kaybının isteyebileceğinin belirtilerek heyet raporunun sonuç kısmında ise "1. Asıl davada taraflar arasında imzalanan 27.12.2017 tarihli depolama sözleşmesinin 21.12.2018 tarihinde davalı ... tarafından önelsiz olarak ve olağanüstü fesih yoluyla sonlandırıldığı, ... tarafından gerçekleştirilen olağanüstü feshin haklı bir sebebe dayanmadığı, haksız fesih nedeniyle davacının müspet zararı bağlamında yoksun kaldığı karı talep edebileceği 2. İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde, kar kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'ndaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği, bu bağlamda sektör uzmanının tespitlerine ihtiyaç olduğu, uzmanlık alanımız olmayan bu konuda bu bölümde değerlendirme yapılmadığı, asıl davada davacının alacak talebinin tespitinde sözleşme hükümlerinden hareket edilmesi gerektiği, KDV dahil tutarın talep edilemeyeceği, 3. Birleşen davada talep edilen temerrüt faizi bakımından Taraflar arasındaki 2012 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinde temerrüt faizi oranının %1.5 olarak belirlendiği, ticari işlerde TTK md. 8 gereği faiz oranı serbestçe belirlenebileceği, somut olayda her iki tarafın da tacir olduğu ve asıl davanın davacısının gönderilen faturalara itiraz etmediği de dikkate alınarak TTK md. 1530’un ve buna istinaden çıkarılan Tebliğ hükümlerinin burada uygulanamayacağı, 4. Asıl davada alacağın çekişmeli olmasının takas talebinde bulunmaya engel teşkil etmeyeceği, birleşen davada takas talebine rağmen icra takibinde bulunulmasının önünde ise bir yasal engel bulunmadığı, takas talebiyle birlikte borcun bu tutarda sona ereceği, sona eren tutara temerrüt faizi işletilemeyeceği, takas dışında kalan kısım için alacağın devam edeceği " şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapora karşı her iki taraf vekilince itiraz dilekçesi verilmiştir.
03/11/2022 tarihinde alınan 1 nolu ara karar ile " 1-Asıl dava da, davacı N- Pet tarafından dava dilekçesinde " Yoksun kalınan sözleşme bedelinden mahrumiyet" 05/03/2022 tarihli dilekçelerinde ise " yoksun kalınan kira bedeli" denilerek talepte bulunulduğunda ve dava dilekçesine ekli daha önceki aylara ait faturalarda "depolama hizmet geliri" yazılı olduğundan, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerin mahsubu gerektiğinden, davacı tarafından talep edilen bedelin içinde davacı tarafından yapılan hizmet ve bedellerinin ayrıntılı bir şeklide açıklanarak fesih nedeniyle ...'in yapmak zorunda kalmadığı masrafların neler olduğu ve bedellerinin nasıl hesaplandığı hususunda , sözleşme ile de irtibat kurularak yazılı açıklama yapması için ... vekiline 2 hafta süre verilmesine, dilekçe sunulduğunda bir suretinin davalı - birleşen dosya davacı vekiline tebliğ edilerek, dilekçeye karşı tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde yazılı olarak beyanda bulunması için " süre verilmiştir. Davacı ... buna ilişkin 16/11/2022 tarihli dilekçe ve ekinde karşılaştırmalı mizam bilgisini sunmuştur. Davalı da bu kapsamda dosyaya dilekçe sunmuştur.
03/11/2022 tarihinde alınan 2 nolu ara karar ile "1 nolu ara kararına cevap verildiğinde ve sürelerin dolduğunda dosyanan en son bilirkişi heyetine tevdi edilerek ;
*Heyetin içinde uzman akaryakıt - sektör bilirkişi olduğu dikkate alınarak,
*Hukukçu bilirkişi ile diğer bilirkişilerin özellikle fesih konusunda ayrık görüş verdikleri görülmekle,
A-Asıl dava daki sözleşme ile, birleşen dava daki sözleşme farklı olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere bir sözleşmenin feshinde haklı yada haksız fesih hususu değerlendirilir iken başka bir sözleşmeye atıf yapılıp yapılamayacağı, sözleşmelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekip gerekmediği,
B-Fesihten sonra, yeni bir makul kiralama yada davalı tarafından iddia edilen saklama sözleşmesinin kurulması için makul süresinin net bir rakam olarak belirlenmesine,
C-1 nolu ara karar gereğince taraf vekillerince yapılacak açıklamalar ile asıl dava daki dayanak sözleşme incelenerek makul süre de ki , davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu giderlerin neler olduğu ve parasal değerlerinin tespit edilmesi,
D-Birleşen dosya yönünden , vade farkı istenmesi için yerleşik yargıtay uygulamasına göre ya sözleşmede açık hüküm bulunması yada taraflar arasında bu hususta teammül olması gerektiğinden bu hususların irdelenerek, vade farkı olarak raporda belirtilen miktarın hesap tarzını gösterir şekilde gerekçeli rapor hazırlanması,
E-Asıl dava ve birleşen dava nedeniyle ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinden, tüm değerlendirmelerin asıl dava ve birleşen dava açısından ayrı ayrı yapılarak, tüm dosya kapsamı daha önce alınan raporlar ve en son bilirkişi heyetinin raporuna karşı davacı ve davalı tarafından yapılan itirazlar tek tek irdelenerek gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanziminin istenilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Davalı ... tarafından sunulan 22/08/2022 havale tarihli dilekçede asıl dosya davalısı ....A.Ş'nin ... Akaryakıt ile birleşme işlemi neticesinde münfesih olduğu belirtilerek ilgili ticaret sicil gazetesi dilekçeye eklenmiştir.
Bilirkişi heyetine ait 13/03/2023 tarihli ek rapor incelendiğinde, hukukçu bilirkişinin itirazlar yönünden yaptığı değerlendirmede "Öncelikle Sayın Mahkemece “Asıl davadaki sözleşme ile, birleşen davadaki sözleşme farklı olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere bir sözleşmenin feshinde haklı ya da haksız fesih hususu değerlendirilir iken başka bir sözleşmeye atıf yapılıp yapılamayacağı, sözleşmelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekip gerekmediği” hususunda değerlendirme talep edilmiş olmakla birlikte kök raporda asıl davada feshe ilişkin değerlendirme yapılırken birleşen davanın konusu bir sözleşmeye atıf yapılmamış olup kök raporumuzda 27.12.2017 tarihli ürün geçiş ve depolama sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki olan 2018 tarihli sözleşme esas alınarak fesih hususunda inceleme yapılmıştır. Dolayısıyla feshe ilişkin görüşümüzde bir değişiklik bulunmamaktadır. Davalı TBK md. 564 hususunda itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmekteyse de anılan hüküm saklama sözleşmesinin tarafına sözleşmeyi dilediği gibi feshteme hakkı tanıyan bir anlam içermemektedir. Saklayanın dilediği zaman saklananı talep etmesi ile sözleşmeyi feshetmesinin aynı anlama gelmeyeceği hususu tartışılamaz. Neticede kök rapordaki hukuki inceleme ve değerlendirmelerimizde bir değişiklik olmamıştır. " denildiği, mali inceleme ve değerlendirme kısmında ise "ASIL DAVA : Asıl davanın davacısı (... Petrol Ltd. Şti.), asıl davanın davalısı ... ile aralarında münakit 27.12.2017 t. Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesine dayanmaktadır. 1. Kesinti Yöntemine Göre Kar Kaybının Hesaplanması: TBK’nun “İşverenin Temerrüdü” başlıklı 408.maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: Madde 408 - İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir. (818 sayılı eBK.m.325) Yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zarar (kâr kaybı) ise kesinti yöntemine göre hesaplanmalıdır. Kesinti yöntemi mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 408. maddesi) düzenlenmiştir. Yargıtay (15).HD.nin kabul ettiği bu yönteme göre, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır. Özetle, Eser Sözleşmesinin karşı tarafın kusuru ile fesih halinde kar kaybı hesabında Kesinti Yönteminin uygulanması gerektiği, Yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği Olumlu Zararın (kar kaybının) kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, Yargıtay (15). Dairesi kararları ile sabittir. Bkz: Yargıtay 15.HD.nin 11.04.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 09.05.2013 gün ve 7521-3029 sayılı, E.2014/31999, K.2015/1875, 09.05.2019 gün ve E.2018/3518 K.2019/287 sayılı kararları). TBK’nun “Haklı Sebeple Fesihte” başlıklı 437.maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: MADDE 437- Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından
doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür. Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir. TBK’nun “Haklı Sebebe Dayanmayan Fesihte” başlıklı 438.maddesinin son fıkrası: “Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. 2. Davacı tarafından ikame edilen esas davada, davacı (... Ltd. Şti.) ile davalı şirketler: ... ... A.Ş. ve ... arasında 27.12.2017 tarihli ve 3 yıl süreli "Ürün Geçişi ve Depolama Sözleşmesi" akdedildiği, bu sözleşmeye ilişkin olarak 01.10.2018 tarihli ek sözleşme akdedildiği, ek sözleşme ile ton başına ödenecek ücretin 8.9144 TL'ye sabitlendiği, en son aylık bedelin 370.410.52 TL olarak belirlendiği, davalılar tarafından keşide edilen Beşiktaş (26). Noterliğinin 21.12.2018/83159 yev. nolu İhtarnamesi ile sözleşme ve eklerinin herhangi bir gerekçe bildirilmeksizin feshedildiği, bu nedenle davacının 2 yıllık sözleşme bedelinden mahrum kaldığı, bu bedelin KDV dahil (370.410.52 TL x 24 =) 8.889.852,48 TL olduğunu iddia ederek, söz konusu alacağın şimdilik kısmen 500.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı tarafından ikame edilen esas davada, yüce mahkemece davalının (...) sözleşmeyi fesihte haksız olduğunun benimsenmesi halinde davacının TBK da mevcut kesinti yöntemine göre talep edebileceği kar kaybı alacağını fesih tarihinden (21.12.2018) itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte KDV hariç (313.907,22x6=) 1.883.443,32 TL olarak hesaplanmıştır. Takdir yüce mahkemenindir. 4. Tazminatlar Kdv Kanunu Kapsamına Girmez Tazminat, bir kişinin başka bir kişiye verdiği maddi veya manevi zararın tazmini için zarar görene verdiği para olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan anlaşılacağı üzerine tazminat, bir malın veya hizmetin bedeli değildir. KDV'nin ana konusu ise, ticari, sınaî, zirai ve mesleki alanda "Mal Teslimi" ve "Hizmet İfası" olup KDV'nin matrahı da bu teslim ve hizmetlerin bedelidir. Bu nedenle, tazminatı tahsil eden KDV mükellefi olsa ve bu tazminat, mükellefiyeti ile ilgili bir konudan kaynaklansa bile KDVhesaplanması gerekmez. bir anlatımla tazminat olarak alınan paralar (gerçek mahiyeti mal veya hizmet veya bu bedelin eklentisi olmamak kaydıyla) KDV'nin konusuna girmez. (T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Aydın Vergi dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğünün ekte sunulu 15.10.2021 tarihli “Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Ödenecek Tazminatın KDV’ye Tabi Olmadığına” ilişkin Özelgesi de bu doğrultudadır. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen davanın davacısı (...) birleşen davanın davalısı (...) ile aralarında münakit 07.06.2012 t. “Akaryakıt İkmal Sözleşmesine” dayanmaktadır. 1. Gecikme faizi, (1) borcun vadesinde ödenmemesi durumunda aylık olarak asıl borca ek olarak yapılan ödemeler, (2) fatura, belirtilen sürede ödenmediğinde, geciken süre için hesaplanan tutar, Şeklinde tanımlanır. Gecikme faizi, borçlunun borcunu ödememesi halinde -alacak aslında faize tabi olmasa bile- parasal borçlarda ödenmesi gereken faizdir. Türk Borçlar Kanunu Ticaret Kanunu bu faize "temerrüt faizi” ve borcunu ödememekte direnen borçluya “mütemerrit borçlu” demektedir. Kanun koyucu, ilgili ve haklı olan tarafın zararlarını kısmen olsun karşılamak amacıyla, borçluyu, vadeden ya da istendiği tarihten başlayarak borç ödeninceye kadar de ödemekle yükümlü kılmıştır. Bunun gerekçesi şudur: "Muaccel bir borcu ödememek suretiyle,gereğinde işletebilecek bir parayı yanında alıkoyarak alacaklıyı istifadeden yoksun bırakan kimse, bundan dolayı gecikme faizi şeklinde bir tazminatla yükümlü olmalıdır.” . “İtirazın İptali” konulu birleşen davada takip alacaklısı-davacı (... A.Ş.) vekili, 11.02.2020 tarihinde takip borçlusu-davalı (... ... Ltd. Şti.) aleyhine ....tanbul (...) İcra Müdürlüğü E.... sayılı dosyası üzerinden başlattığı ilamsız takipte, 074.06.2012 t. Akaryakıt İkmal Sözleşmesine istinaden davalıya kesmiş (28) adet fatura, vade farkı ve cari hesap ekstrelerine istinaden 1.257.493,46 TL asıl alacak ve 1.854.767,51 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 3.112.260,97 TL nın takip tarihinden itibaren aylık %1,5 (yıllık %18) oranından uygulanacak ticari faizi birlikte ödenmesini talep etmiştir. 3. Takip borçlusu davalının ilamsız takibe itirazı üzerine ilamsız takip İİK.m.66 uyarınca durmuştur. 4. Takip alacaklısı-davacı vekili 11.02.2020 t. ödeme emrinin ekinde, takip borçlusu-davalı ile aralarında münakit 07.06.2012 t. Akaryakıt İkmal Sözleşmesi başlıklı (15) maddeden ibaret (6) sayfa halindeki (1) adet sözleşmeyi icra dosyasına sunmuştur. İcra dosyasına sunulu mezkur sözleşme kapsamında ... ürün ikmalinde bulunmuş olmasına rağmen davalı ... ... Ltd. Şti. ürün bedellerini ...’e ödememiştir ( EK 1: Akaryakıt İkmal Sözleşmesi). 5. ...'in 07.06.2012 t. Akaryakıt İkmal Sözleşmesinden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takip tarihi itibariyle davalıdan, 1.257.493,46 TL asıl alacak ve 1.854.767,51 TL vade farkı alacağı ile birlikte toplam 3.112.260,97 TL alacağı bulunmaktadır ( EK 2 : Cari Hesap Ekstresi, EK 3 : Vade Farkı Hesap Tablosu ). 6. Vade: Borcun muaccel hale geldiği zaman. Herhangi bir edimin yerine getirilmesi için belirlenen süredir. Bu süreden ayrı olarak edimin yerine getirilmesi gereken tarihe de vade denilir Vade Farkı: (1) Herhangi bir mal veya hizmetin peşin satış fiyatı ile taksitli veya vadeli satış fiyatı arasındaki fark, (2) alış bedelinin vadeye bağlanması halinde, satışla vade arasında geçen süre için hesaplanan faiz tutarı, (3) varlık alımlarında satıcılar tarafından tanınan vade için hesaplanarak alıcıdan tahsil edilen ya da alıcı hesabına borç kaydedilen fiyat farkı ya da ödemeye ilişkin sürenin aşılması karşılığı olan gecikme faiz tutarı, olarak tanımlanır. Mal bedelinin malın tesliminden sonra tahsil edilmesi dolayısıyla alınan bir tür faiz olan vade farkları, sözleşmede öngörülen süre dolduğu tarihte tahakkuk eder ve o dönemin geliri olarak gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulur. Vade farkı, satın alan işletme açısından satın alınan mal veya hizmetin değil, borç alınan paranın maliyeti olduğundan maliyete dahil edilmeyip,dönem gideri olarak muhasebeleştirilir. 7. Birleşen davada, davacı ...nin Vade farkı alacağı icra dosyasına sunulu hesap cetvelinde taraflar arasında münakit 07.06.2012 t. Akaryakıt İkmal Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda hesaplanmıştır; Vade farkının nasıl hesaplanacağı taraflar arasında münakit Akaryakıt İkmal Sözleşmesinin “5. FİYAT VE ÖDEME KOŞULLARI” başlıklı düzenlemesi içerisinde yer alan '5.2. Faturalama ve ödeme şartları' başlıklı maddesinde ; "Vadeli alımlarda, aylık %1 (YüzdeBir) vade farkı uygulanır. Vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalar için ise aylık %1,5 ( Yüzde BirVirgülElli) vade farkı uygulanır. şeklinde kararlaştırılmıştır. Buna göre ödeme emri ekinde icra dosyasına sunulu ... tarafından davalı ... ... Ltd. Şit. adına düzenlenen ve bedelleri ödenmemiş her fatura ayrı ayrı belirtilmiş olup, bedeli ...’e ödenmeyen her bir fatura için Sözleşme'de şekilde aylık % 1,5 oran üzerinden vade farkı hesaplaması yapılarak vade farkı alacağı tespit edilmiştir. 8. ...’in muaccel haldeki alacaklarının ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe geçilmiş ancak davalı tarafından takibe itiraz edilmiştir. Sözleşmelerin her iki tarafının da tacir olması sebebiyle ticari ilişkiden kaynaklı alacağa işletilecek faiz 07.06.2012 t. sözleşmede kararlaştırılan sözleşme faizidir (akdi faiz). Ödeme emri ekinde aylık %1,5 üzerinden hesaplanan faiz tutarı(1.854.767,51 TL) yasa, sözleşme be mali cebir kurallarına uygun olarak hesaplandığı sabit olmakla kök raporda da tespit edildiği gibi bilirkişinin kadr-i marufundadır. 13.01.2011/6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mal ve hizmet tedarikinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hallerde uygulanacak faiz oranına ilişkin Tebliğ ile bu oran her yıl yeniden belirlenmektedir. Taraflar arasında münakit 07.06.2012 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinde ise temerrüt faizi oranı aylık %1.5 olarak belirlenmiştir. Bilindiği üzere ticari işlerde TTK md. 8 gereği faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Somut olayda her iki tarafın da tacir olduğu ve asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı (... Petrol) tarafından birleşen davanın konusu takip dayanağı toplam 1.226.042,67 TL bedelli (28) adet ... tarafından gönderilen mal satış (motorin/benzin v.b.) faturalarına itiraz edilmediği gibi ... Petrol Ltd Şti.nin ticari defter kayıtlarına göre ... A.Ş.ne; 21.12.2018 fesih tarihi itibariyle davalı ...ne 1.185.552,14 TL, (asıl) 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ...ne 1.188.577,67 TL, (asıl) 04.03.2019 t. itibariyle davalı ...ne 1.225.742,74 TL, (asıl) tutarında borçlu bulunduğu (Bkz: kök rapor sayfa 16) hususu da dikkate alındığında birleşen davada TTKm.1530/7 hükmü uygulanamayacaktır." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
08/06/2023 tarihli ara kararı uyarınca "Dosyanın bilirkişilere tevdi sureti ile itiraz dilekçeleri değerlendirilerek ayrıca bilirkişiler ek raporlarında 6 aylık makul süre belirlemiş iselerde, yargıtay içtihatlarına göre davacı tarafın yapmaktan kurtulduğu giderlerinin olup olmadığı varsa miktarı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı bu hususta sözleşme hükümleri bilirkişiler tarafından tek tek değerlendirilerek yine ... vekilinin 16/11/2022 tarihli dilekçesi ve ekindeki defter özet bilgisi ve ... vekiline ait 07/12/2022 havale tarihli dilekçelerde incelenerek , söz konusu bu makul süre içerisinde ...'in sözleşme hükümlerine göre yapmaktan kurtulduğu giderler olup olmadığı, varsa miktarının tespiti yönünde ek rapor istenilmesine, ayrıca asıl dosya da takas beyanı 9 Eylül 2019 tarihli olup takas tarihi itibari ile ... tarafından 1.257.489,81TL asıl alacak, 1.514.348,33TL vade farkı olmak üzere toplam 2.771.838,14TL alacağı olduğunu iddia etmiş olup icra takip tarihi olan 11/12/2020 tarihi itibari ile 1.257.493,46TL asıl alacak, 1.854.767,51TL vade farkı olmak üzere toplam 3.112.260,97TL alacak talebinde bulunduğundan takas tarihi ve icra takip tarihi itibari ile ayrı ayrı değerlendirilerek ve davacı ... defterleride bu tarihleri göre irdelenerek ... takas ve icra takibi tarihi itibari ile alacak miktarının tespiti N pet defterleri ile farklılık teşkil ediyor ise aradaki farklılığın irdelenerek ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, " karar verilmiştir.
Bilirkişilerce verilen ikinci ek rapor olan 09/10/2023 tarihli ek rapor incelendiğinde, hukukçu bilirkişinin hukuki açıdan görüşlerinde ısrar ettiği, diğer bilirkişilerin iki yıllık sözleşme bedelinden ...'in mahrum kaldığı belirtilerek iki yıl için kar kaybı bedelinin 8.889.852,48 TL olduğu belirtilerek iki yıllık sürede harcamadan tasarrufta bulunduğu giderler kapsamında ise Pazarlama Giderleri 2018 Yılında 29.731,99 TL.,2019 Yılında 14.944,78 TL., 2020 Yılı 11.921,67 TL.. Lisans Bedeli 2018 yılında 76.550,00 TL, 2019 Yılında 5.500,00 TL., Mutfak ve Temizlik Malzemeleri 2018 yılında 18.219,69 TL., 2019 Yılında 7.477,71TL. 2021 Yılında 2.861,27 TL. olmak üzere toplam 167.207.11 TL. harcamadan tasarrufta bulunduğu, bunun dışındaki genel giderlerinde sözleşme öncesi ve sonrasında herhangi bir tasarrufun söz konusu olmadığı kanaatine varılarak, Davalının 2 yıllık bakiye süre alacağı; 8.889.852,48 TL. – 167.207,11 TL. = 8.722.645,37 TL alacağı olduğunu belirtmişlerdir. Ek raporun devamında 07/06/2012 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinde aylık faiz oranının %1,5 olarak belirlenmiş yine sözleşmenin 5.1 maddesinde ise 29 gün vade tanınmıştır denilerek mahkememizce verilen talimat doğrultusunda asıl dosyaya sunulan takas beyanı tarihi olan 09/09/2019 tarihi itibariyle ve icra takip tarihi olan 11/12/2020 tarihi itibariyle vade farkı alacağına ilişkin hesaplamayı bu defa gerekçeli ve denetime elverişli hesap tarzını gösterir tablo şeklinde yaparak birleşen dosyadan dolayı ...'in alacağının 1.226.142,67 TL olduğu belirtilerek bu miktara takas tarihine kadar hesaplanan vade farkı alacağı 119.648,37 TL, icra takip tarihine kadar hesaplandığında ise vade farkı alacağının 400.648,90 TL yaptığı bilirkişilerce saptanmış ve raporun devamında "Kök raporda (sayfa 18) ... ... A.Ş.’nin ilamsız takibe esas olarak bildirilen faturalar toplamı 1.226.142,67 TL. olup, bu alacağa sözleşmeye göre 09.09.2019 tarihine kadar işleyen faiz 119.648,37 TL. olup, 11.12.2020 takip tarihine kadar işleyen faiz ise 400.648,90 TL. dir. ... Akaryakıt A.Ş.’nin 09.09.2019 takas tarihi itibariyle toplam alacağı; 1.226.142,67 + 119.648,37 = 1.345.791,04 TL. ... ... A.Ş.’nin 11.12.2020 takas tarihi itibariyle toplam alacağı; 1.226.142,67 + 400.648,90 = 1.626.791,57 TL olduğu, sonuç olarak Dava dosyası üzerinde yapılan ek inceleme sonucu bilirkişi görüşü; 1. Asıl davada bakiye 24 aylık süre gözönüne alınmak suretiyle davacı .... Ltd.Şti.’nin davalılardan 8.722.645,37 TL. alacaklı olduğu, 2. Takas mahsup talebinin değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak üzere birleşen davanın davacısı ... ... A.Ş.’nin, birleşen davanın davalısı ... ... Ltd.Şti.nden; 09.09.2019 tarihi itibariyle faiz dahil 1.345.791,04 TL. alacaklı olduğu, 11.12.2020 tarihi itibariyle faiz dahil 1.626.791,57 TL. alacaklı olduğu, " şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Asıl dosya davacı vekili ıslah dilekçesi vererek dava değerini toplamda 8.722.645,37 TL'ye çıkartmış ve harcını da yatırmıştır.
Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde asıl dosya dava konusu olan ürün geçişi ve depolama sözleşmesi davalı tarafça neden gösterilmeksizin noter ihtarnamesi ile feshedilmiş olup neden gösterilmemesi nedeniyle davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu subut bulmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde fesih gerekçesi olarak EPDK tarafından ...'in dağıtıcı lisansının iptal edildiğini ileri sürmüş ise de EPDK ya yazılan müzekkere cevabında ...'in dağıtıcı lisansının silinmesi konusunda kendisinin talepte bulunduğu belirtilerek talep üzerine dağıtıcı lisansı iptal
edildiğinden fesih nedeni olarak bu husus dikkate alınsa dahi talebiyle dağıtıcı lisansı iptal edildiğinden yine fesih haksızdır. Asıl dosyadaki sözleşme 3 yıl için imzalanmış olup 1 yıl yürürlükte kalmış ve 1 yıl boyunca asıl dosya dava dilekçesi ekinde de bulunan faturalar kapsamında depolama hizmet geliri başlıklı fatura kesildiği bu kapsamda ay ay değerlendirildiğinde KDV'siz hizmet bedeli toplamının 313.907.22 TL , KDVli miktarın ise 370.410,52 TL olduğu, bilirkişi raporlarında da belirtildiği şekilde sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde ... tarafından kesilen toplam 1.111.231,56 TL hizmet bedelinin davalı ... tarafından davacıya ödendiği tespit edilmiştir. Davacı ... sözleşmenin haksız feshedildiği iddiası ile müspet zarar kapsamında sözleşmenin kalan süresi olan 2 yıl için kar kaybı talebinde bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında da bahsedildiği üzere kar kaybı talebinde hesaplama şekli ; aynı mahiyetteki sözleşmenin aynı bölgede tekrar kurulabilmesi için makul sürenin bilirkişiler vasıtasıyla tespiti bu makul süre için kar kaybının belirlenmesi ile söz konusu bu süre içerisinde yapmaktan kurtulduğu giderlerin tespiti ile belirlenen kar kaybından mahsubu şeklinde hesaplanması gerekmektedir. Bu hususta tesisin bulunduğu ... ATM'ye talimat yazılarak rapor alınmış ve 6 aylık makul süre içerisinde aynı mahiyette sözleşme kurulabileceği tespit edilmiştir. Davacı taraf bir takım mailler ve ilan masraflarını gösterir fatura sunarak sözleşmenin feshinden bu yana halen kiralanamadığını iddia etmiş ise de mail tarihlerinin fatura tarihlerinin fesihten çok sonraki tarihler olduğu görüldüğünden davacı vekilinin bu iddiasına itibar edilmemiştir. Mahkememizce alınan heyet raporu ve birinci ek raporunda 6 ay üzerinden hesaplama yapılmasına rağmen ikinci ek raporda 2 yıl üzerinden bilirkişilerce kar kaybı hesaplandığı görülmüştür. ... ATM'den alınan talimat raporundan da anlaşılacağı üzere yeniden ayın mahiyette sözleşme kurulması için gereken süre 6 ay olarak kabul edilerek buna göre mahkememizce değerlendirme yapılmıştır. Mahkememizce alınan heyet raporunda ve ekinde sunulan vergi dairesi müdürlüğünün yazı cevabından da anlaşılacağı üzere fesih nedeniyle kar kaybı taleplerinden KDV'nin hesaba katılmaması gerekir. 6 aylık sürede davacının kar kaybı hesaplanır iken fesih tarihinden önce davalı tarafa gönderilen faturalardaki KDV siz miktar esas alınmıştır. Kök raporda da bu şekilde hesaplama yapılmış olup 6 aylık kar kaybı bedeli 313.907,22 TL X 6 = 1.883.443,32 TL olarak hesaplanmıştır. Bu 6 aylık süreçte davacının sözleşmenin feshi nedeniyle yapmakta kurtulduğu giderlerin tespit edilerek bundan düşülmesi gerekmektedir. İkinci ek raporda bilirkişiler 2 yıllık bir zaman dilimi için davacının yapmakta kurtulduğu giderler toplamının 167.207,11 TL olduğunu belirttiklerinden oranlama yöntemiyle 6 ay için davacının yapmaktan kurtulduğu giderler hesaplandığında 41.801,77 TL yaptığı görülmektedir. 1.883.443,32 TL'den 41.801,77 TL mahsup edildiğinde davacının kar kaybı nedeniyle talep edebileceği miktar 1.841.641,55 TL'dir. Davalı taraf asıl dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde 09/09/2019 tarihi itibariyle takas ve mahsup definde bulunmuş olup takas ve mahsup definde bulunmuş olduğu alacak miktarını cevap dilekçesinde vade farkı ile birlikte toplam 2.771.838,14 TL olarak belirtmiş ,mahkememizce davalı vekili süre vererek bunun ne kadarının cari hesap alacağı, ne kadarının da vade farkı hesabı olduğunun açıklanması istenmiş, 02/02/2021 tarihli dilekçesinde bu miktarın 1.257.489,81 TL'sinin asıl alacak 1.514.348,33 TL'sinin de vade farkı alacağına ilişkin olduğunu açıklamıştır. Bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davalı ...'in Akaryakıt İkmal Sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağı 1.226.142,67 TL'dir. Bu miktar davacı ...'in de kabulünde olup aynı miktarı kendi ticari defter ve belgesinde de geçirmiştir. Bilirkişi heyeti kök ve birinci ek raporda vade farkına ilişkin hesap şeklini göstermeksizin birleşen dosya davacısının icra dosyasına eklediği çizelgeyi atıf yaparak istediği vade farkı miktarı kadar vade farkı alacağı olduğunu raporlarına yazmış iseler de en son ikinci ek raporda Akaryakıt İkmal Sözleşmesinin 5.1 ve 5.2 maddelerini yorumlayarak hesap tarzını göstererek excell tablosu ile mahkememiz talimatı ile seçenekli olarak hazırladıkları raporda takas tarihine kadar vade farkı alacağının 119.648,37 TL olduğunu, icra takip tarihine göre hesaplandığında ise 400.648,90 TL vade farkı alacağının bulunduğunu belirtmişlerdir. Davalının takas ve mahsup tarihi olan 09/09/2019 tarihinde davacının ... 1.226.142,67 TL cari hesap alacağı ve 119.648,37 TL'de vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.345.791,04 TL alacağı olduğundan , takas ve mahsup defi nedeniyle davacı ...'in alacağı olan 1.841.641,55 TL'den bu miktarın mahsup edilmesi neticesinde kalan 495.850,51 TL davacı ...'in asıl dosyadan kar kaybı alacağı kaldığından asıl dosya yönünden bu miktar üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 495.850,51 TL'nin ...'ten alınarak ...'e verilmesine hüküm kurmak , davacının fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir .
Birleşen dava yönünden değerlendirme yapıldığında ise takip tarihi itibariyle ... 1.257.493,46 TL asıl alacak , 1.854.767,51 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 3.112.260,97 TL alacak talebinde bulunmuş olup , bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının 1.226.142,67 TL cari hesap alacağı ile takip tarihine kadar hesaplanan 400.648,90 TL vade farkı alacağı olup iki miktar toplandığında 1.626.791,57 TL icra takip tarihi itibariyle ...'in alacağı bulunmaktadır. Bu alacağın yukarıda da açıklandığı üzere asıl davada 09/09/2019 tarihinde ileri sürülen takas ve mahsup defi nedeniyle, davalı ...'in cari hesap alacağının tamamı asıl dosyada ...'in alacağından mahsup edilmiş, takip tarihi itibariyle hesaplanan 400.648,90 TL vade farkından ise 09/09/2019 tarihine kadar hesaplanan 119.648,37 TL tutarındaki vade farkı asıl dosyada ...'in alacağından mahsup edildiğinden birleşen dosyada (400.648,90 TL - 119.648,37 TL=) 281.000,53 TL birleşen dosya davacının vade farkı alacağı kaldığından birleşen dosya yönünden ise davalının itirazının kısmen iptaline karar vermek gerekmiş ayrıca sözleşmede vade farkı belirlendiğinden alacak likit olduğundan ve itiraz da haksız bulunduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile ...'e verilmesine, ...'in fazlaya ilişkin isteminin ise aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN :
1-Davacının davasının , kısmen kabulü ile ;
Davacı ... .. Ltd Şti'nin davalı ...'ten alacağı olan 1.841.641,55TL haksız fesih nedeniyle kar kaybı alacağından davalının takas/ mahsup tarihindeki 1.226.142,67TL cari hesap alacağı ve 119.648,37TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.345.791,04TL alacağının mahsubu ile kalan 495.850,51TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ..... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 75.419,07 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'e verilmesine,
3-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 372.810,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 33.871,54 TL Nispi peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 51,20 TL ilk masraf, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti 1.087,00 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 4.138,20 TL'nin kabul ve red oranı dikkate alınarak 870,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabulucu ücretinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.230,00 TL'sinin davacı ...'ten kalan kalan 330,00 TL'sinin ise davalı ...'ten alınarak hazineye irat kaydına,
8-Bu dava sebebiyle 33.871,54 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan (davada 8.538,75 TL + ıslah ile 140.422,25 TL olmak üzere toplam=) 148.961,00 TL'den mahsubu ile fazla alınan 115.089,46 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile ;
Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 281.000,53TL vade farkı asıl alacağı üzerinden devamına,
Asıl alacağa takip tarihiden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına,
56.200,10TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,
2-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 44.150,08 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'e verilmesine,
3-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 190.837,55 TL vekalet ücretinin davacı ...'ten alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 19.195,14 TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 67,80 TL ilk masraf, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 176,75 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 15.244,55 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.500,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılasına,
6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.105,00 TL'sinin davacı ...'ten kalan 215,00 TL'sinin ise davalı ...'ten alınarak hazineye irat kaydına,
8-Bu dava sebebiyle 19.195,14 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan ( davada 37.588,34 TL +icrada 15.561,30 TL olmak üzere toplam= ) 53.149,64 TL'den mahsubu ile fazla alınan 33.954,50 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/03/2024

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır